Ev Sahipleri
Farklı bir coğrafyada yazarın duruşu, farklı bir topluma ve kültürüne ilişkin eleştirileri, onun söylemini de belirler. Füruzan, ''evsahibi'' Almanlara baktığı bu kitabında, keskin gözlemleri ve incelikli anlatımıyla karşılıyor okuru. Üstelik Heinrich Böll, Günter Grass ve Martin Walser gibi Alman edebiyatının ustalarıyla yaptığı söyleşilerle okura bir pencere daha açıyor.
''Füruzan eleştirilerinde korkusuzdur. Kötü durumları en sert, en açık dille anlatır. Yanlışların hem almanlar hem Türkler yönünden yapıldığını diel getirir. Hiçbir şeyi süslemeye, güzelleştirmeye kalkışmaz. Duyduklarını sapmaz bir dürüstlükle yineler. Aynı duru dürüstlüğüyle kendi kitabında kendi önyargılarını da eleştirir. Füruzan, bize, hiçbir ilişki kuramadan yanyana yaşayan tüketim toplumunun gözkamaştırıcı tuzağına düşmüş insanlardan sözediyor.''
- Sibylle Thelen (Stuttgart Zeitung)
Füruzan Gül Mevsimidir
"Askerlerimiz geçerken bütün İzmir pencerelerden sarkmış, ağlıyor, hıçkırıyordu. Sıcağın daha yoğunlaştırdığı toz, her yanı sarmıştı. Bazı şeylerin artık eskisi gibi olmayacağı kuşkusuyla ağlamaya başlamıştım. Beni ilk öpen erkek ölmüştü." Hayatın özeti midir aşk? Nelere egemen olabilir; nelere karşı durabilir? Ne kadar sürebilir ki?.. "Füruzan edebiyatımızda bir olaydır." Memet Fuat
Kuşatma
Ön adıyla uluslararası ilgi çeken öykülerin yazarı bir İstanbullu Füruzan. Öyküleriyle, ülkesinin ve insanların kırsal ve kentsel yaşamını iç içe ve birlike, organik bir bütünlükle bir halı dokur gibi oluşturuyor ve yazdıklarından çok belirgin ve özgün olanı açığa çıkarıyor. Frankfurter Helfe (Almanya) Kişi,Füruzan'ın öykülerini okuyunca Türkiye'yi ve Türk insanını daha iyi tanıyor. Adelheid Oberhauber. Die Presse (Avusturya) Bu öyküler 'özgün Füruzan Olayı'nın dayandığı temelleri açıkça gösteriyor. Worvearts (Viyana) Özellikle liselerimizde, 'konuk işçi'lerle ilgili konularda Füruzan'ın öykülerinin de ele alınması gerektiği kanısındayız. Mittelungen (Berlin Filologlar Birliği)
Benim Sinemalarım
Benim Sinemalarım Füruzan'ın üçüncü öykü kitabı. Kitapla aynı adı taşıyan öykü, 1950-1960'lardaki Beyoğlu'nun sinema dünyasının buruk hikayesi. Yazar, sinema delisi bir kızın hayatını yansıtırken toplumumuzun bir panoramasını da çiziyor. Diğer öyküler; "Temizlik Kolu", "Seyyid", "Bir Evin Dıştan Görünüşü", "Günübirlik Adada" ve "Kış Gelmeden" edebiyatımıza yeni tatlar getiren örnekler. Füruzan'ın ortak bir çalışmayla gerçekleştirdiği Benim Sinemalarım filmi, 1990 Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenlerin 7 Günü ve Altın Kamera dallarından resmi çağrı almış ve 158 film arasından seçilen 8 filmden biri olarak gösterime girmiştir. 1991 Tahran Film Festivali'nde ise uluslararası jüriden En İyi İlk Film jüri özel ödülünü alan film, 1991 Tokyo Uluslararası Film Festivalin'nde En İyi 10 Asya Filmi'nden biri olarak seçilmiştir.
Gece Yarısı Mavisi
“Gece Yarısı Mavisi” Füruzan’ın “Parasız Yatılı” (1971) kitabındakilerden önce dergilerde yayımlanmış ilk öykülerini kapsıyor. 1956-1962 yılları arasında dönemin belli başlı edebiyat dergilerinde (Seçilmiş Hikâyeler, Yenilik, Türk Dili, Pazar Postası, Yeditepe, Dost) yer almış on altı öyküden oluşan kitabı Olcay Akyıldız ve Bilge Ulusman hazırladı.
2023 yılında son öykü kitabı Akim Sevgilim ile aramızdan ayrılan Füruzan Gece Yarısı Mavisi adı altında ilk kez kitaplaşan öyküleriyle edebiyatımızda yarattığı “Füruzan olayı”nı tamamlıyor.
“Bu çalışmayla ilk kez bir araya gelen on altı öykünün, daha önce süreli yayınlara girmiş ve edebiyat kamusuyla buluşmuş olması, etik bir sınır ihlali endişesini peşinen lağvediyordu; ancak bu öykülerin bir kitap oylumunda yayımlanmasının elzem olduğunu, metinlerin biçim, dil ve içerik özelliklerinin yanı sıra, feminist edebiyat eleştirisi perspektifinden de tartışılmaz bir hakikat olarak değerlendirmeliyiz. Füruzan’ın ilk öyküleri, yalnızca 1950 kuşağı öykücülüğü ile kurduğu sıkı bağlar açısından değil, aynı dönemde edebi metin üreten diğer kadın yazarlarla diyaloğu açısından jino-eleştirel bir okumayla da ele alınmalıdır. Bu çalışmaların ilk adımı ise elbette bu öykülerin ulaşılabilir bir bütün halinde ortaya konmasıdır.”
Parasız Yatılı
"Füruzan'ı okumakla Türk insanının daha derinden tanımak olanağını bulur okur. O konunun içine girer, katları birbirinden ayırır. Böylece sosyal ve tarihsel temele inen bir bakış getirir. Sözü edilen temelin önemini onun dünyasında her yerde duyumsamak mümkündür; onun için önemli olan, tek tek insanlardır ve onların toplumsal geçerlilik kazanan kaderleridir." -Die Prese- Viyana- "Orhan Kemal'in kahramanı olan kızlardan biri yazmaya başladı." -Memet Fuat- "Füruzan edebiyatımızda bir olaydır." -Memet Fuat- "Son olarak 'Haraç', gerçek bir başyapıttır: bu seksen sayfa Flaubert'in 'Saf Bir Yürek' adlı hikayesinin yeniden yazımıdır bir bakıma, ama bu hikayede Felicite'nin adı Servet olmuştur - ömrünün alacakaranlığında, evine giden dar sokağı tırmanırken, 'herkesin, her şeyin elulağı' olduğu bütün o yılları yad eder, sadık ama sömürülmüş, masum ama istismar edilmiş, yaralı ama özlem doludur." -Thierry Cecille- "Çoksesli muhteşem bir iç anlatım.. Sözü birbirlerine veren iç sesler. Çok zor bir şey bunu yapabilmek. Hem yer hem zaman atlıyoruz, bir sesten bir sese. Sürekli bir hareket, seslere ve anlatılarda."
-Marie - Christine Gilles-
Sevda Dolu Bir Yaz
" 'Füruzan edebiyatımızda bir olaydır' diyor Memet Fuat. Türk toplumunu oluşturan insan manzaralarını hem bireysel duyarlıklar özelinde işleyip, hem de bu duyarlıkların örtüşüp ve çatışıp genel bir toplum portresine dönüşmesini nasıl da yalın bir anlatıma dökebilmiştir yapıtlarında. 'Trajik' olanı, yaşandığı anda bileyip keskinleştirmektense, akan zaman içinde koyultup, bilince gülle gibi oturtan 'pathos'a (onarılmaz burukluğu) nasıl da dönüştürmüştür." Prof. Dr. Ayşegül Yüksel "Oyunu seyrettiğim akşam yanımda oturan Füruzan, 'Tek kişilik bir tiyatro yapıtı sayılır mı sizce?' diye sordu. Oysa değerli yazar sorunun yanıtını çoktan vermiş, gerilimli ilişkileri yaşamın dramatik anlamını vurgulayacak biçimde, tıpkı çok kişili bir oyunda olduğu gibi, kurgulanmıştı. Ayrıca Sevda Dolu Bir Yaz, yazın sanatının incelikleri ile donatılmış Türkçeyi ne kadar özlemiş olduğumu hatırlattı bana." Prof. Dr. Sevda Şener
Berlinin Nar Çiçeği
Kırk Yedililer
Kırk Yedi'liler en çok sözü edilen "12 Mart Romanı"... Ama 12 Mart'ta neler olup bittiğini anlatmıyor bu kitap. "12 Mart"ta yaşayan çoğu 1947 doğumlu bir genç kuşağı anlatıyor. Füruza'ın ilk romanı, 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü almıştı. "Füruzan çağdaş Türkiye'nin önemli yazarlarından biri. Onun ebediyatı çağdaş Avrupa edebiyatının en güzel örnekleri olarak yerini alırken, yine de ülkesine özgü olan her şeyi de birlikte getiriyor." Frankfurter Allgemeine Zeitung, Almanya