Balık Çocuk
Benim Güzel Vapurum
Dünya Dünya İçinde
Ayşe kuzinenin yanındaki sedire uzandı, sonra ne olduysa oldu ve kendisini anneannesinin annesinden kalma sandığın başında buldu. Sandıktan sararmış bir kâğıt çıktı. Kâğıtta çok tuhaf bir tarif yazıyordu ama bu bir yemek tarifi olamazdı. Öyleyse neydi?
Ayşe çok meraklandı, sonra da arkadaşı Hakan’la bu esrarengiz tarifi uygulamaya koyuldu...
Bazen hayaller ile rüyalar öyle birbirine karışır ki kendinizi farklı farklı dünyalarda bulursunuz.
Düş Hırkası
Esrarengiz Arkadaşın Fısıldadıkları
Gizli Anılar Kuyusu
Gökkuşağını Kovalayan Kedi
Ne kadar koşarsan koş, gökkuşağını yakalayabilir misin?
Geçebilir misin altından, o rengârenk göksel köprünün?
Mühür kapkara bir kedidir ve halinden hiç hoşnut değildir. Gökkuşağının altından geçmeyi hayal eder. Bunu başarabilirse, renginin değişeceğini sanır. Bir yağmur sonrası beliren gökkuşağı, sanki onun hayallerini gerçekleştirmek için çıkmıştır ortaya. Mühür sevinçle koşmaya başlar. Koşar koşar koşar… Ve başına neler gelir neler! Filiz Özdem, “Gökkuşağını Kovalayan Kedi”de, hayata yeni pencereler aralayan bir hikâye anlatıyor yine. Kendini sevmeyen, beğenmeyen ve rengi değişirse hayatının değişeceğini sanan Mühür’ün eğlenceli bir dille yazılmış hikâyesine Seçil Çokan’ın renkli resimleri eşlik ediyor.
Kulaktan Kulağa
Kulaktan kulağa oynayalım mı? Sarıasma, suda oynayan kurbağaları, uçuşan kelebeklerle vızlayan arıları görünce arkadaşlarıyla oynayabileceği bir oyun düşünür. Birden aklına çok eğlenceli bir oyun gelir. Hemen Arapbülbülü’ne uçup ona bir şeyler fısıldar. Arapbülbülü, arkadaşının kendisine söylediğini aklında tutup oyuna devam edebilecek midir? Arıkuşu’ndan Gökkarga’ya, Baştankara’dan Yalıçapkını’na bu eğlenceli oyundaki çeşit çeşit Türkiye kuşlarını tanımak isterseniz, kitabın arkasındaki bilgi kartlarına da bakmayı sakın unutmayın!
Eğlenceli İspinoz, başlamış hemen yeni bir oyun arkadaşı aramaya. Sakakuşu çıkmış karşısına. “Hadi oyuna katıl” diye seslenmiş ona. Cümlemiz şu diye fısıldamış: “Çamlıca’daki yengemler olayın farkındaymış.”
Filiz Özdem’in yazdığı bu cıvıl cıvıl hikayeden, Seçil Çokan’ın rengarenk kuşları geçiyor.
Sırlarla Dolu Konak
Çok sevdiği dedesi ile babasını bir kazada kaybeden Yiğit'in hayatı köklü bir biçimde değişir. Yaşadıkları şehirden ayrılıp annesi, kız kardeşi ve babaannesiyle İstanbul'a taşınırlar. Yeni hayatına güçlükle alışan Yiğit, arkadaşı Mehmet'le gizlice girip çıktıkları terk edilmiş konakta bir gün davetsiz bir misafir bulur. Ve o dakikadan sonra hepsinin hayatı, tahmin bile edemeyecekleri şekilde değişir. Şaşırtıcı rastlantılarla ağların ince ince örülüp birbirine bağlandığı Sırlarla Dolu Konak, Filiz Özdem'den hayaller, rüyalar, geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği; sevgi, dostluk, acı, umut ve vefa üzerine etkileyici bir ilkgençlik romanı.
Umudunu Yitirmeyen Sığırcık
“Umudunu yitirme, hayal et, cesur ol!”
Küçük sığırcık, annesi, babası ve kardeşleri gibi uçup gökyüzündeki büyük sığırcık sürüsüne katılmak istiyor. Küçük sığırcık uçacak ama birazcık cesarete ihtiyacı var. Cesaretini topladığında çok çalışması gerekecek ama umudunu yitirmeyecek bizim sığırcık. Umut ve cesaret bir olduğunda hiçbir kanadın gücü yetmez ulaşmaya, umudunu yitirmeyenin uçuşuna!
Filiz Özdem’in cesaret üzerine bu umut dolu hikâyesine Seçil Çokan resimleriyle eşlik ediyor.
Yağmurun Rüyası
Dünyanın en güzel diyarıdır çocuk uykuları…
Çocukların çok severek okuduğu kitapların yazarı Filiz Özdem’den yeni bir hikâye: Yağmur’un Rüyası.
Hikâyelerinde vefa, sevgi, dostluk gibi kavramlara olduğu kadar ölüm, ayrılık, yalnızlık gibi konulara da odaklanan ve küçük okurlar için hayata yepyeni pencereler aralayan Filiz Özdem, Yağmur’un Rüyası’nda, Ayşe İnan Alican’ın çizimleriyle rüya ülkesinin ötesine uzanıyor.
Fosforlu göller, kırmızı balıklar, güzelim çançiçekleri, gizemli meşe, sihirli şato; düşmek, uçmak, koşmak, şaşmak… veee elbette anne sesi!
Dünyanın en güzel diyarıdır çocuk uykuları. Yağmur’un Rüyası’na konuk olur musunuz?
Yeryüzünden Binbir Efsane
Yeryüzünden Binbir Efsane / Bakır Dağlar, Kör Kuyular, Büyülü Kuşlar'da Filiz Özdem, her yaştan genç için bir masal alemi kuruyor. Bu aleme, Aysu Koçak gravür tadındaki desenleriyle eşlik ediyor. Efsaneler resimlere, resimler efsanelere karışıyor. Şıklar mı istersiniz, tanrılar mı, asiler, kahramanlar, hükümdarlar, canavarlar, şeytanlar, doğaüstü güçler mi yoksa... Felaketler, mucizeler, kehanetler, rüyalar, sırlar arasından sıyrılarak kulelere mi çıkmak, kuyulara mı inmek, mağaralara mı sokulmak istersiniz? Belki Samanyolu'nda gezinmek istersiniz ya da Nuh'un gemisini yapmak için kolları sıvamak... Bütün bu efsanelere, insanoğlu hayal etmenin sınırı olmadığını kanıtlamak için didinip durmuş onbinlerce yıl. Hayallere devam edelim... Kitabın güzergahı İstanbul'da başlayıp yine İstanbul'da son buluyor. Kıtalar geçip okyanuslar arşınlayarak, Hint, Yunan, Çingene, Cermen, Türk, Kürt, Ermeni, Kızılderili, Eskimo, Aztek, Maya ve daha nice kültürün efsanesiyle kah Anadolu'yu karışlayacak kah Asya'dan Amerika'ya, Avrupa'dan Avustralya'ya, Kutuplar'dan Afrika'ya savrulacaksınız. Coğrafyanın birbirine karıştığı, zamanın silindiği kardeş efsaneler diyarında doyumsuz bir yolculuğa kim hayır diyebilir ki?