Alacağınız Olsun
Her insanın bir öyküsü vardır! Bu kitapta da Sedat Öğretmen'in ve onun öğrencilerinin öyküleri yer alıyor. Ama baştan belirtelim; bu öğrenciler, büyüklerin övdüğü tertipli, düzenli, örnek öğrencilere pek benzemiyor. Onlar; yaramaz, esprili, şakacı ve fazlasıyla süslüler...
Durun! "Nasıl bir kitap bu?" diyerek atmayın bir köşeye. Çünkü bu kitaptaki çocuklar aynı zamanda çok dürüst, dost canlısı, merhametli ve cesurlar!
Bu kitapta gırgır var, şamata var, macera var, daha da önemlisi çok ilginç karakterler var. Örneğin; şaşırtıcı sorularıyla Sedat Öğretmen, çılgın dedeleriyle Ülken, intikam planlarıyla Kerem, ablalığın tadını çıkaran Hazal, dakikalarla yarışan Deniz, kendi modasını yaratan Nazlı, şair ruhlu İlhan, alerjik bünyeli Elif ve hiç eksilmeyen iştahlarıyla Doğancan ile Suatcan sizlerle tanışmayı bekliyorlar.
Onları tanıyıp da ne mi yapacaksınız? Kim bilir! Belki siz de kendi öykünüzü yazarsınız... Ya da yeni arkadaşlar edinmenin coşkusunu yaşarsınız. Ne de olsa, bu kitabın kahramanları çok kafa dengi çocuklar!
Bilmecenin İzinde Maceranın Peşinde
Kimliği belli olmayan kişilerce bambaşka yerlere gizlenmiş beş değişik bulmaca, çözülmeyi bekleyen beş esrarengiz şifre, yazarı tarafından beş ayrı kâğıt parçasına yazılarak gelecek nesillere aktarılmış eski bir masal… Şehir parkının orta yerinde arz-ı endam eden bir heykel ve huyu suyu farklı, üstüne üstlük birbirlerinden pek de haz etmeyen beş çocuk… Türlü tehlikelerle dolu, nefes kesen bir maceraya hazır olun! Bulmacaların yeri keşfedilip şifreler çözüldüğünde belki de dünyanın en büyük sırrı açığa çıkacak.
Dursun Ege Göçmen, ustaca kaleme aldığı bu sürükleyici romanında, günümüz çocuklarına bir hayli yabancı gelen kütüphaneden kitap alma alışkanlığı üzerine eleştirel bir yaklaşımda bulunurken, birbirinden pek hoşlanmayan insanların ortak bir amaç uğruna nasıl uyumlu bir şekilde çalışabilecekleri konusunda da ipuçları sunuyor.
Gerilim ve eğlence dolu bir serüvenin izinde kütüphanedeki sır perdesi aralanıyor… Hayatının macerasını yaşamaya hazır mısın? Kalbin çarpmaya başladıysa, hemen okumaya başla!
Canı Sıkılan Çocuk
Doğruya doğru... Herkesin hoşlanmadığı biri mutlaka vardır. Özgür de Memo’dan hiç hoşlanmıyordu. Hoş, Memo’nun da Özgür’ü pek sevdiği söylenemezdi! Sınıfta aynı sırayı paylaşmak zorunda olan bu iki çocuk, birbirlerinin tam tersiydi. Bilgisayar oyunlarına düşkün olan Özgür’ün canı her zaman çok sıkılırdı. Memo ise kitaplara düşkündü ve hiçbir şeyden kolay kolay sıkılmazdı. Ne yazık ki bir gün, birlikte çalışmak zorunda kaldılar. Ama bu çalışma kısa sürede nefes kesen bir maceraya dönüştü. Hem de yaşamları boyunca unutamayacakları bir maceraya... Ne o? Yoksa, senin de mi canın çok sıkılıyor? Eeee, ne duruyorsun, hemen kitabı okumaya başla. Macera seni bekliyor!
Canı Sıkılan Çocuk Ege’de
İnadına Aşk
Savaş Ve Barış
Arkadaşlık Ve İhanet
Aşk Ve İnat Üzerine Bir
Gençlik Romanı...
Savaşı kazanmak mı daha zor, barış içinde yaşamak mı? Her şey işte bu soruyla başladı... Arda ve Defne’nin yolları neden bu soruyla birleşti? 1955’te ne olmuştu? Salih dede ile sevdiği Rum kızı Stella’yı hangi olay ayırmıştı? Vahide nine doğup büyüdüğü Bulgaristan’dan 1989’da neden göç etmek zorunda kalmıştı?
Münakaşa Değil Münazara, dünyanın en acımasız gerçekleriyle ilgili sorulara gençliğin umut dolu bakış açısıyla yanıt arıyor.
Vur Patlasın Çal Oynasın Orkestra
Yenilen değil, vazgeçen kaybeder!
Dursun Ege Göçmen'in, 2018 Tudem Edebiyat Ödülleri'nde üçüncülüğe değer görülen eseri Vur Patlasın Çal Oynasın Orkestrası, çeşitli nedenlerle ötekileştirilmiş, çevreleri tarafından dışlanmış çocukların büyüme ve kendileriyle barışma öykülerini hareketli bir kurguyla sayfalarına taşıyan, sazlı sözlü bir roman.
Akran zorbalığının yansımalarına değinerek farkındalık yaratan bu duyarlı kitap, yenmek-yenilmek, pes etmek-vazgeçmemek, iyilik-kötülük gibi kavramlar üzerine düşündürmeyi de ihmal etmiyor.
Adından ötürü akranlarının sürekli alay ettiği Şahap'ın okul yaşamı bir hayli sancılıdır. Çocukluktan ilk gençliğe evrilmenin ruhunda kopardığı fırtınalar yetmezmiş gibi, bir de sürekli ''ezik'' olarak anılmak dayanılır şey değildir. Neyse ki, sınıfa yeni gelen İpek'le kurduğu dostluk kısa zamanda hayata bakış açısını değiştirir; üzüntünün yerini neşe, hayal kırıklığının yerini ise umut alır. Zorbaların dünyasında mücadele ederlerken orkestra seçmelerinde elenen Şahap ve İpek bir seçim yapmak zorundadırlar. Ya bir köşeye çekilip kaderlerine boyun eğecek ya da hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışacaklardır. Eğer onları orkestraya almıyorlarsa, onlar da kendi orkestralarını kuracaklardır…
Ruhumuzun derinliklerine işleyen kimi yaraların sadece sevgi ve dayanışma yoluyla iyileşebileceğini anımsatan bu naif kitap, zorluklara göğüs gerebilmek için daima ileriye bakarak mücadele etmenin altını çiziyor.
Vur Patlasın Çal Oynasın Orkestrası, karşılaştıkları engellemelere rağmen hayallerine sımsıkı sarılan ve müziğin birleştirici gücüne sığınan Şahap, İpek ve diğer tüm çocuklar için neşe dolu bir umut hikâyesi!