Acayip Bir Hediye
Bizim Çıkmaz Sokağımız
Ben doğduktan bir yıl sonra taşınmış annemle babam.
Adı gibi kendi de çıkmaz bu sokağa.
“Araba, motosiklet hiç girmez” demişler. Sokakta gönlümce oynayabileyim istemişler. [...]
Annemin çocukluğu Çiçekli Dağ Sokağı’nda geçmiş. Hem çok çiçekli bir sokakmış hem de dağ kadar dikmiş. Kollarını açıp sokağın başından yokuş aşağı koşarmış. Sanki bir kuş gibi süzülüp çiçeklerin arasından uçarmış.
Nasıl büyüdüğümüz, yaşadığımız sokaklarla da belirlenir.
Evimizin şenlik bahçesidir sokaklar.
Doğan Gündüz’ün yazdığı Bizim Çıkmaz Sokağımız’a Özge Tığlı Taşlı resimleriyle eşlik ediyor.
En Sevdiğim Oyuncak
Kayıp Çocuklar Bahçesi ve Unutma Oyunu kitaplarından sonra Doğan Gündüz’den yeni bir kitap: En Sevdiğim Oyuncak.
Bizim dağınık yumurcağın en sevdiği ama evin içinde kaybettiği, adını da bir türlü hatırlayamadığı oyuncağı neydi acaba?
En Sevdiğim Oyuncak kitabı Elif Yemenici’nin resimleriyle renkleniyor.
TADIMLIK
Annem dikkatlice etrafına göz gezdirdi,
eğilip yere döktüğüm oyuncakları karıştırdı.
Pazardan aldığımız beyaz uçağı diğerlerinden ayırdı,
sallayarak bana gösterdi.
“İşte buradaymış.”
“Hayır anne aradığım şey bu uçak değil,
ama o da uçabiliyordu.
Hatta bazen başına şapka takıyordum,
üzerine gülen yüz çiziyordum palyaço bile oluyordu, o işte.”
Fare Adlı Kedi
Arkadaşlık, tek bir bakışla başlayabilir mi?
Hele hele bu arkadaşlık, bir çocuk ile yastıktan
bir kedi arasındaysa? Ya bir gün çocuk çok sevdiği
arkadaşıyla hep birlikte olmak, her yere onunla
gitmek isterse? Neyse ki, biraz yaratıcılık, bir miktar
keçe, bolca da neşeyle halledilmeyecek şey yok...
Doğan Gündüz’den, üç ayrı dünyanın sıkı fıkı
bir arkadaşlıkta kucaklaşan öyküsü.
Oman’ın Güzel Kalemi
Oman’ın Güzel Kalemi, çok sevdiği kalemini kaybeden bir çocuğun ve bulunma yolunda bir elden bir başkasına geçen kalemin hikâyesi gibi görünse de, sıradan bir kayboluş hikâyesi değil. Anlatının da bizzat arayışın bir parçası olduğu, farklı yaşamların bu güzel kalemle birbirine ilmiklendiği özel bir hikâye.
Bu hikâyeyi herkes su gibi okuyabilsin diye Doğan Gündüz muzip bir oyun oynuyor. Alfabemizin bir harfine hiç yer vermeyerek, lipogram oyununa Türkçe ile katılıyor. Ressam Vaghar Aghaei de benzer bir oyunu renklerle yapıyor.
Ormanın En Güzel Yuvası
Leylek, sincap, tavşan, kunduz, bir de arı Ormanın En Güzel Yuvası yarışmasına katılmıştı. Her biri kendi yuvasının en güzeli olduğunu ileri sürüyordu. Jüri ise ağaçkakan, kırlangıç ve tilkiden oluşuyordu. Peki bu yarışmayı acaba kim kazanacaktı? Doğan Gündüz’ün yazdığı bu sevimli hikâyeye Meryem Tanrıkulu resimleriyle hayat veriyor.