Sınav Bitti Eller Havaya
"Sınav Bitti Eller Havaya!" demenin bir yolu var... O yolu
bulmanın anahtarı sizin elinizde...
Her sınav bittiğinde Bilge'nin aklında tek bir soru olurdu; "Acaba sınavda kaç yanlış yaptım?"
Eli kalem tutmaya başladığından beri hayatının tek gerçeği, çalışma yaprakları ve cevap kâğıtlarıydı. Sonunda bir gün cevap kâğıdı onunla konuşmaya başladı ya da ona öyle geldi. Bilge'ye en değerli şeyin hayatın kendisi olduğunu, içinden yükselen sesleri dinlemesi ve hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini, bazen de bir şeyleri hayatın
akışına bırakmanın insanı daha mutlu edeceğini mizahi bir yaklaşımla anlatıp durdu.
Bilge cevap kâğıdının bu sözlerine teslim oldu mu dersiniz? Orası meçhul. Belki de siz kitabı okuyunca bu sırra vakıf olacaksınız. Bir de Bilge'nin en yakın arkadaşları olan Oğuz, Canan, Esat, Oktay ve Necdet...
Peki, sizce sınavları kazanmanın bir sırrı var mıdır? Bilge ve arkadaşları sınavların sırrını ve mutluluğun izini bulabilecekler mi?
Buket Çetin çocuğun dünyasına, sorunlarına, yaşadıklarına ve yaşamadıklarına farklı bir bakış açısı, yeni bir soluk getiriyor.
Babam Kurbağa Oldu
"Babam kurbağa olmadıysa acaba ne oldu?"
Petek ve Çiğdem bir gün okuldan dönerken apartmanlarının bahçesinde bir kurbağayla karşılaşırlar. Kurbağa ile karşılaşmaları onlar için hayalle gerçeğin iç içe geçtiği heyecan dolu oyunların başlangıcı olur. Petek heyecanlarını, mutsuzluklarını, hatta yalnızlıklarını bile oyun içinde oyun kurarak yok eder. Ama yine de ortada bir bilinmez vardır: Sahiden de Petek'in babası kurbağa mı olmuştur yoksa bu da Petek'in oyunlarından biri midir? Eğer Petek'in babası kurbağa olmadıysa acaba nerededir?
Aile bağları, arkadaşlık, özlem ve düşsel yolculuklar üzerine sıcacık bir öykü...
Kedi Ankira
Merhaba, ben Gökhan!
O gün okulun giriş bölümünde duran Ankara maketine bakıyorduk. Ben, Firuze ve Kemal... Giriş zili çalışmıştı ve herkes sınıflarına girmişti. O sırada bir kedi yanımıza geldi. Kedi Ankira!
İşte ne olduysa, ondan sonra oldu. Okulun içinde bir fırtına koptu. Ben, Kemal ve Firuze o fırtınanın içinde uçmaya başladık. O an neler olduğunu anlamak mümkün değildi. Gözlerimizi açtığımızda kendimizi hiç bilmediğimiz bir yerde bulduk. Üstelik geri dönebilmek için bulmamız gereken dört şifre vardı. Bir de peşimizde olan Ankira muhafızları... Onlara yakalanmadan dört şifreyi bulmalıydık.
Fantastik bir diyarda, heyecan dolu bir maceraya var mısın ?
Oyunun Sonu
Bir işadamı, okuduğu romanın sonunda nasıl öldürüleceğinin anlatıldığını fark eder. Gittiği akvaryumda aksolotlları ziyaret eden bir adam, kendini bu hayvanlardan birine dönüşmüş bulur. Motosiklet kazası geçirmiş bir diğeriyse, bilincini yavaş yavaş yitirirken geçmiş bir uygarlık tarafından kurban edildiğini hayal eder. Hepsinin aklından geçen soru birbirine benzer gibidir: Gerçek olan nedir?
Cortázar, 20. yüzyıl sonu Latin Amerika edebiyatına damgasını vuran “patlama”nın fitilini ateşlemiş isimlerin başında gelir. Yazarlığı süresince benzer konulara dönmüş, benzer soruları farklı şekillerde soran yeni oyunlar ve bulmacalar hayal etmiş, her eserinde bu ipleri kopuk gerçekliğe yeni ayrıntılar eklemiştir. Cortázar’ın Bütün Öyküleri ’nde yer alan Oyunun Sonu , 1956’da yayımlandığı orijinal haliyle Türkçede ilk kez okurlarla buluşuyor.