Ağlayamayan Bulut
Yağmurlar, bulutların gözyaşları olsaydı ama bulutlar da bir türlü ağlayamasaydı... Ne olurdu? Biz söyleyelim: Dünyamıza yağmur yağmazdı. İşte Canbulut'un canı da bu yüzden çok sıkkındı.Son zamanlarda bütün bulutlar bir türlü ağlayamaz olmuş, dünyada kuraklık başlamış, insanlar içecek su bile bulmakta zorlanır hâle gelmişti. Canbulut ve bütün bulutların mutlaka yağmur yağdırmaları gerekiyordu. Peki, ama nasıl?.. Bir gün Canbulut, Güzelbulut, Beyazbulut yeryüzüne indi; Can ve Melek ile karşılaştı. Onların arkadaşlığı, yeniden yeşil bir dünyada yaşamının başlangıcı oldu.
"Bulutlar bembeyaz ve yumuşacık oluşları ile herkesi kendine hayran bırakır. Ancak o güzel bulutların yağmur yağdırabilmek için ağlamayaihtiyacı var ve ağlamayı hiç kimse Canbulut ve arkadaşları kadar isteyemez! Dünyanın ise Canbulut, Beyazbulut ve Güzelbulut gibi duyarlı bilinçlere o kadar ihtiyacı var ki! Ağlayarak dünyaya yardımetmek için çırpınan Canbulut bize duyarlı olmak hakkında çok şeyöğretiyor. Can ve Melek de o güzel bulutlara fidan dikerek yardımediyor ve sonunda güzelim doğa yeniden hayat buluyor. Her şey yeşilbir dünya için. Ağlamak da!
Ağlatmanın en keyifli hâli ise Banu Bozdemir'in anlatımıyla Ağlamayan Bulut 'ta."
Seda Keçe-Türkçe Öğretmeni
Ajan Bilbo
Dünyaya hâkim olmak isteyen "siyah giysili" kötü adamlar öyle zehirli bir mikrop geliştirmişti ki, bu mikrobun yayılması tüm insanlığın sonu olabilirdi. Neyse ki Çin'de bir dağ köyünde yaşayan yaşlı Kung-Fu Ustası, bu mikrobu yok edecek bir ilaç yapmıştı. Ama ilacın Çin'den alınıp Ajanlar Merkezi'ne getirilmesi neredeyse imkânsızdı; çünkü "siyah giysili" adamlar da bu ilacın peşindeydi. Bu görevi ancak bir kişi başarabilirdi, o da Ajan Bilbo'ydu!
İyilikle kötülüğün mücadelesini anlatan olağanüstü, şaşırtıcı bir macera...
"Kötü insanlar, dünyanın peşindeler. Ajan Bilbo'nun ise dünyayı onlara bırakmaya hiç niyeti yok. Banu Bozdemir'den heyecanın dorukta olduğu bir kitap daha. Dünyaya sahip olmak isteyen kötülere karşı verilen mücadeleyi çarpıcı bir anlatımla sunan Ajan Bilbo'da, karakterimiz, kitabın sonunda dünyayı eskisinden daha güzel bir yer hâline getirdiği için mutluydu. Onun mutluluğunu Banu Bozdemir'in canlı üslubu sayesinde biz de içimizde hissettik."
Seda Keçe-Türkçe Öğretmeni
Çiya Ülkesine Yolculuk
Kabilesiyle sıcak bir ülkeye göç etmeyi reddeden Komaçi,
bir gün kulübesinde kitap okurken duyduğu ağlama sesiyle irkilir. Merakla kapıya koşar ama gördüklerine inanamaz. Evin hırkasının cebinde bir bebek kollarını açmış umutla ona gülümsemektedir. Aklında bir dolu soruyla onu alıp içeri girer. Ancak bu karda kışta nasıl geldiğini çözemez. Bu sırada Çiya ülkesindeki bebek taşıma yarışında yolunu kaybeden Benek Kanat, çatıda kendine gelir ve bebeği kaybettiğini düşünür.
Bu eğlenceli ve farkındalık dolu hikâyede yer alıp tortilla bebeğin ailesine kavuşmasına yardım edebilirsin.
Unutamayacağın bir maceraya atılmaya hazır mısın?
Son Kurşun Kalem
Kalemcik, Mert'in çantasından bir parkın bankına düşmüş ve bankın tahtaları arasına sıkışıp kalmıştı. Kalemcik oradayken 50 yıl geçmiş, Dünya'yı kavuran kuraklıklardan sonra bütün ağaçlar yok olmuştu. Sonra bir gün Ekin ve dedesi Kalemcik'i buldular. Böylece ta Kaf Dağı'na kadar giden bir serüven başladı. Şimdi
Kalemcik, hem Dünya'da kalan son kurşunkalemdi hem de Dünya'ya ağaçları ve yeşil doğayı geri getirecek "sihirli" tohumların tek bekçisi! Çevre duyarlılığıyla hayal gücünü birleştiren, inanılmaz bir öykü...
"Artık kalemlerimiz olmasaydı dünya nasıl olurdu?
Banu Bozdemir, bu sorunun yanıtını bizlere masalsı bir dille 'Son Kurşunkalem'in dilinden anlatıyor. Bir kurşunkalem, elli yıl kaybolduktan sonra ortaya çıkıp tüm dünyanın yeşermesini sağlıyor. Bunu yaparken küçük arkadaşı Ekin, ona yardım ediyor. Bizce de onların bu yolculuğunu
izlemek ve yeşilimize, dünyamıza sahip çıkmak kalıyor"
Seda Keçe-Türkçe Öğretmeni