Beyaz Benekli At
Çikolatayı Kim Yiyecek
Eve gelen koca bir kutu çikolata ve onları yemek için sabırsızlanan iki kardeş… Her biri değişik renklerde parlak kâğıtlara sarılı bu lezzetli çikolataları pay etmek ise başlı başına bir mesele! O da nesi, geriye sadece tek bir çikolata mı kaldı yoksa! Bakalım yeşil kâğıda sarılı bu çikolatayı kim yiyecek?
Çocuk edebiyatımızın usta kalemi Ayla Çınaroğlu, içtenlikle kaleme aldığı öykülerinde hayallerinin peşinde koşturan sekiz ayrı çocuğun renkli dünyasına konuk ediyor okurlarını. Yazarın düşlerinden kopup gelen öykülerinin bir araya toplandığı Çikolatayı Kim Yiyecek adlı kitabında karşımıza çıkan karakterler ise hayat kadar gerçek. Öyle ki, yeni kırmızı topuyla oynarken kendini unutan küçük çocuğu, kazara kolu kırılan akıllı uslu kızı ya da yeni sahiplendikleri evcil hayvanlarını terbiye etmek için didinip duran aile fertlerini sanki bir yerlerden tanıyor gibiyiz…
En Büyük Takım Bizim Takım
Yanımda oturan babama bakıyorum korku dolu gözlerle.
Biliyorum, o da büyük bir korku içinde ama belli etmek istemiyor bana, kulağıma eğilip usulca,
-Korkuyor musun? diye sorar.
Sonra yanıtımı beklemeden,
-Korkma, korkma, diyor.
Ben bir şey söyleyemiyorum. Eh, rengim birazcık sararmış olmalı. Ama hiçbir şeyi kaçırmak istemiyorum, yandaki delikten dışarı bakıyorum. Evet, canavarın midesinde dışarıyı görmemize olanak veren küçük küçük delikler var ve bir tanesi de hemen benim yanımda. Canavarın daha hızlı, daha hızlı konuştuğunu böylece anlayabiliyorum.
Denize Doğru
Lara ninesini öyle çok özlüyordu ki… Gözyaşları önce tüm odasını doldurdu, sonra da onu çok uzaklara taşıdı. Ta ki denize ulaşana kadar… Ancak okyanusun derinliklerinde onu bekleyen bir şey vardı; eve dönüş yolunu bulmasını sağlayacak bir şey…
Ödüllü yazar ve çizer Helen Kellock’tan kaygı ve yas üzerine duygu dolu bir hikâye…
Tülüş
Minik kafacık bu sıcacık dokunuştan, bu tatlı okşanıştan öylesine hoşnut olmuştu ki, gözlerini kapayıp, başcağızını daha da çok sevdirmek için Selma’ya uzatıyor, uzatıyordu. Ve yavaş yavaş gövdesi de çöplerin arasından sıyrılıp ortaya çıkmaya başladı. Gene mavi tüylerle kaplı, boğum boğum bir gövdeydi bu. Her boğumun iki yanında incecik bacakları, bu incecik bacaklara göre oldukça büyük duran toparlacık mor ayakları vardı.
Tavşan Terliklerim
Yumuşacık tavşan terlikler, bir gece benekli bir tavşanın peşi sıra maceraya atılırlar. Ormanda kaybolurlar. Pembe solucanlara, eflatun sincaplara, lacivert kirpilere, mor salyangozlara, yeşil kurbağaya rastlar, çoğu ile arkadaş olurlar. Ama ormanda o kadar dost canlısı olmayanlar da vardır. Acaba terlikleri neler beklemektedir? Yoksa bu bir rüya mı? Rüya ise kimin rüyası? Hünerli karganın mı, yeşil kurbağanın mı, kediciğin mi? Yoksa senin mi? Ayla Çınaroğlu’nun tekerlemeyle bezeli öyküsü, usta çizer Mustafa Delioğlu’nun resimleriyle canlanıyor. Kitaptan çıkıverip bizi peşine takıyor...
Şiir Gemisi
Korudaki Komşular
Kente yakın bir korulukta, kendi doğal ortamlarında yaşayan küçük sevimli hayvanlar, insan yapımı nesnelerle karşılaştıklarında ne düşünür, nasıl davranırlar acaba?
Usta yazar Ayla Çınaroğlu'nun yazdığı, ressam Mustafa Delioğlu'nun yepyeni bir tarzla resimlediği Korudaki Komşular'da doğa sevgisini, arkadaşlığı, yardımlaşmayı ve çevre bilincini bulacak; bir solukta okuyacaksınız.
Mavi Boya
Çocuk edebiyatının en değerli isimlerinden biri olan Ayla Çınaroğlu, çocukluk anılarından yola çıkarak aile, komşu ve arkadaşlık ilişkileri, sevgi, çevre bilinci ve kültürel zenginlikler hakkında kaleme aldığı birbirinden güzel on üç öyküsüyle bizleri İkinci Dünya Savaşı gölgesindeki bir Türkiye’ye doğru kâh hüzünlü kâh sevinçli ama bir o kadar da ‘etkileyici’ bir yolculuğa çıkarıyor…
‘Mavi Boya’, okunması o kadar akıcı bir kitap ki insan bir solukta bitiriyor. Kitapta yer alan öyküler her ne kadar okul çağındaki çocuklara yönelik olsa da, yazarın çocukluk anılarını merak eden veya Türkiye’nin 40’lı yıllardaki panoraması hakkında fikir sahibi olmak isteyen yetişkinler tarafından da okunabilecek keyifli bir çalışma.
Ayla Çınaroğlu’nun annesi tarafından özenle dikilmiş kırmızı beyaz çizgili elbisesini mavi boya ile nasıl boyadığı, ikinci sınıfa başladığı ilk gün öğretmeni tahtaya kaldırınca hangi eliyle yazması gerektiğini nasıl karıştırdığı, abisinin karamela şekeri satma macerası, yakın arkadaşı Ülkü ile birkaç saatlik evden kaçış serüveni, kartopunun içerisine gizlenen bir taşın nasıl başına isabet ettiği ve daha neler neler.
Kuşkusuz herkesin çocukluk anıları güzeldir. Ama Ayla Çınaroğlu’nunkiler bir başka tatlı, bir başka güzel… Hele ‘Arkadaşıma Mektup’ adlı öyküsü yok mu. Son derece duygu yüklü ve gerçekçi… Annesi, babası, abisi, anneannesi, arkadaşları kısaca çevresindeki herkesle farklı farklı anılar paylaşan Ayla Çınaroğlu, bunları tadına doyulmaz öyküler haline getirerek bir demet halinde sunmuş sevgili okurlarına…
‘Mavi Boya’, yayımlandığı günden bu yana bir öykü klasiği olmayı sürdürüyor. Gelecek tüm nesillere okutulmalı…
Altı Masal Üstü Masal
Kim demiş niye demiş, bu masalı kim dinlemiş?
Ayla Çınaroğlu’nun sihirli dizeleri, Mustafa Delioğlu’nun çizgi ve renkleriyle tadına doyulmaz bir anlatı şöleni sunan Altı Masal Üstü Masal, ikilinin daha önce ayrı kitaplar halinde okurla buluşan altı bağımsız ve özgün masalını tek bir kitapta buluşturuyor.
Dokuz yaş ve üzeri masalseverleri, geleneksellikten evrenselliğe uzanan gizemli bir masal evrenine konuk eden bu sürükleyici kitap; zaman zaman içinde, düşün gerçeğe karıştığı olağanüstü bir dünya resmediyor.
Özenli dili ve etkileyici üslubuyla türünün en nitelikli yapıtları arasında gösterilebilecek Altı Masal Üstü Masal, etik ve insani değerlere yaptığı güncel göndermelerle okurunu uzun uzun düşündürüyor.
“Masal bu ya, bir zamanlar bir sihirbaz varmış. Her parmağında bin beceri, her sözcüğünde bir sihir... O sahneye çıktı mı hayretle açılırmış gözler, tutulurmuş diller, ses soluk kesilirmiş.”
“Altı üstü masal canım,” deyip geçmeyin,
Düş ekmeden sakın ola niyet biçmeyin.
Gelin masalımıza kulak verip, şerre düşmeyin,
Siz siz olun “var”ın “yok”tan doğduğu masallardan şaşmayın!
Edebiyatımızın yaşayan çınarlarından Ayla Çınaroğlu’nun kaleminden, geleneksel masal öğelerini ustalıkla kullanan, günümüz yaşamına ayna tutan çok renkli bir masal seçkisi…
Uzay Güzeli
Dünyanın en güzel şeyi bir kedi mi, Mona Lisa tablosu mu yoksa Arda’nın Aysu Abla’sının fotoğrafı mı? Arda ve onu çok seven halası, bu sorunun cevabını bulmak zorunda çünkü uzaylılar tarafından kaçırıldılar. Üstelik kedileri Minnoş da onlarla…
Bu macera dolu eğlenceli öykü, sizi güzellik kavramı üzerine düşündürecek. Bir de uzaylıların konuştuğu dil olan Auoucayı öğreneceksiniz tabii ki.
Su Su Su
İsveç Hükümetinin uluslararası düzeyde düzenlediği, Astrid Lindgren Anma Ödülü’ne (ALMA) 2019 yılında ülkemizi temsilen aday olan Ayla Çınaroğlu ve Mustafa Delioğlu ’nun ortak çalışması Su Su Su ile, büyük bir soruna değiniyorlar. Ya ileride bir gün SUSUZ kalırsak?
“Buzdolabı boş, sürahi boş…
Bir damla su akmıyor musluklardan…
Ah, evet, geçenlerde “Küresel Isınma” diyordu amcam.
Buharlaştı demek tüm sular bu sıcaklardan.
Ama çok susadım ben… Acaba ne yapsam?”
Yeryüzü kaynaklarımızın en önemlisini; suyu, hiç düşünmeden hoyratça tüketirken, artık akmayan eski, güzelim sokak çeşmesi yıkıntılarına üzüntüyle bakıyoruz. Çok geç olmadan suyun ve sanatın değerini anlayabilecek miyiz?