Dünyayı Döndüren Kız
Ormanın kalbine bilinmezlerle dolu bir yolculuk...
Her kasaba kadar işinde gücünde iki kasabaydı Herdem taze ve Küpeçiçeği. Huzurlu bir düzen, adil bir iş bölümü ve çevreyle uyum içinde yaşardı insanları. Öyle sanırlardı, en azından. Derken, bir gece vakti, siyah bir akıntı sızdı toprağa. Onu ilk Ay gördü. Ardından, o dayanılmaz koku geldi. Onu da ilk Ay kokladı. Ertesi sabah, hiçbir insan mutlu uyanmadı. Hiçbir hayvan da bir daha o topraklarda uyanmayacaktı. Çünkü ormanın kalbi hastaydı...
Kimsenin fark etmediği karanlığı aydınlatacak iki ışığın, İpek’le Burak’ın yolculuğu da, işte böyle başladı...
Romanında hem doğadan hem de birbirinden kopmuş insanlara seslenen Aslı Tohumcu, bir gün bir şeylerin değişip düzelmesinde çocukların rolünün önemini hatırlatıyor.
Herkesin Evine Döndüğü Gün
Aslı Tohumcu, kendinden başkasına yaşam hakkı tanımayan insanın dünyasında masalsı bir gece yolculuğuna çıkarıyor okurlarıın. Umudu yine çocukların taşıdığı öykü, Hüseyin Sönmezay'ın güçlü desenleriyle canlanıyor.
Tuhaf bir geceydi. Şehrin sokakları, baştan aşağı insandan heykellerle donatılmış gibiydi. Sanki tüm şehir bir “tuhaf sanatlar müzesi”ne dönmüştü. Neydi bu insanları kıpırtısız hale getiren? Şaşırdıkları için mi böyleydiler, yoksa yaptıkları bir şeyden utandıkları için mi? Derken, ay ışığı şehrin meydanını aydınlattı. Beklenmeyen misafirleri ve onlara eşlik eden çocukları...
Hışır Hışır Kırt Kırt
Kitaplara kasteden birileri var!
Şehrin, şehirden de güzel bir kütüphanesi vardı. Sadece çocukların üye olduğu bu kütüphanenin görevlisi Süreyya Hanım’ın günleri, çevrilen sayfaların hışırtısı eşliğinde geçerdi. Bir gün, bir şey ya da birileri, bu keyif dolu hışırtıya zarar verdi. Önce kapaklar yok oldu.
Sonra cümleler eksildi kitaplardan. Derken sayfalar… Süreyya Hanım, bu sorunun
altından tek başına kalkabilir miydi?
Öykü ve romanlarıyla her yaşa dokunan Aslı Tohumcu bu öyküyü, okumaya yeni başlayan çocuklar için yazdı!
Kaya Çıkmaz’ındaki Okul – Bolbadim Günlükleri 1
Özel Bolbadim Koleji’nin öğrencileri teker teker ortadan kaybolur. Okulda kurulmuş gizli laboratuvarda, karanlık bir planın formülü hazırlanmaktadır. Bu kayıpların ve okulda yaşanan diğer tuhaf olayların sadece iki kafadar, Süreyya ile Fırat farkındadır. Derken, Fırat bir günlük bulur. Süreyya ise kayıplara karışır... Kayalıkların üstüne kurulmuş, yoğun kar yüzünden dünyayla bağlantısı kesilmiş bir yatılı okuldaki, iyi ile kötünün mücadelesi, Aslı Tohumcu’nun kalemiyle yeni bir dönemece giriyor!
Ölü Reşat
‘Oğlana ‘Ölü Reşat’ lakabının takılması, büyü Kesmeşeker’in loğusanın göğsüne tükürürken sarf ettiği cümleden midir, ahalinin kendi marifeti midir bilinmez; ancak lakap, genişleyen ailenin kulağına kadar gittiyse de, ‘Ölü Reşat’, hikâyesi bilinmeyen bir bahtsız oğlan şeklinde yer etmiş, bu hadiseden sonra sadece ‘Adnan’ diye çağrılan oğlanın zihninde.’’Dünyaya gelirken başka bir bebeğin sırasını çalan Adnan’ın olağanüstü hikâyesi bu anlatılan... Sırası çalınan Reşat, iki dünya arasında sıkışıp kalır. O artık ne ruh ne de insan sınıfına girer. Tez vakitte intikam almaktır bütün muradı. Peki Adnan kendisini bekleyen bu makûs talihten kaçabilecek midir?
Aslı Tohumcu, Ölü Reşat’ta, Bursa’nın Kiremitçi Mahallesi’nde yaşanan akıllara durgunluk veren bir hadiseyi, bir adamın büyüme hikâyesine dönüştürüyor. 1940’lı yılların belirsiz atmosferinden, günümüze dek uzanırken okuru şaşırtıcı bir sona hazırlıyor.
Öyle Değil Böyle
Bir zamanlar, herkesin dilediğince yaşayabildiği bir ülke varmış. Bale yapan prenslerin, ağaç tepelerinde dolaşan prenseslerin, kız çocuğu oldu diye sevinçten deliye dönen kralların, üvey evlatlarını öz evlatları kadar çok seven kraliçelerin, akşam yemeklerinde prensleri yemeyen ejderhaların yaşadığı bir ülke…
Klasik masalların hayal edemediği kadar eşit, özgür ve mutlu bir ülke… Aslı Tohumcu bu kitabını, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi UN Women’ın “Awake Not Sleeping” (Uyandıran Masallar) girişimi kapsamında yayımlanmaya değer görülen “The Storyteller” (Masalcı) adlı öyküsünden uyarladı. Farklı bakışıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan yaklaşımıyla ve eğlenceli anlatımıyla kurguladığı “masalların masalı”nı, illüstratör Pelin Turgut karakterleriyle, renkleriyle, sahneleriyle canlandırdı.
Oyuncaklı Alfabe
Üç Kişilik Ordu – Eksimus Serüvenleri 1
Herkes Bir Şeylerin Peşinde!
Bir sabah uyandıklarında gece büyük bir fırtınanın koptuğunu fark eden Kutlu ve Umay, anne ve babalarının esrarengiz bir mektup bırakarak tatile çıktığını öğrenirler. Çocuklar, Akif Bey'in de yardımıyla bu garipliklerin peşine düşmeye karar verir. Birlikte çıktıkları bu macerada, geçmiş ve geleceğe dair sayısız sürprizle karşılaşacaklarından habersizdirler...