Ölüme Yazgılı Şehir
“Arkadi ve Boris Strugatski’nin en ünlü kitabı değil ama en iyi kitabı.” –Dmitri Gluhovski
“KİMSENİN KADERİMİZE HÂKİM OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ! KENDİ KADERİMİZİN HÂKİMİ KENDİMİZİZ! MİLLETİN KADERİ MİLLETİN ELLERİNDE! İNSANLARIN KADERİ İNSANLARIN ELLERİNDE!”
Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. 1972’de tamamlanan ama “tehlikeli fikirlerle” dolu olduğu için ancak 80’lerin sonunda yayımlanabilen Ölüme Yazgılı Şehir ise birçokları tarafından yazarların magnum opusu kabul ediliyor.
Sabahları güneşin bir tuşa basılarak açıldığı ve geceleri kapandığı, bir tarafı uçurum, diğer tarafı ise inanılmaz yükseklikte bir duvarla çevrili gizemli bir şehir... Deney adındaki bu şehrin sakinleri farklı tarihlerden ve farklı mekânlarından koparılmış, Deney’de kendi kendilerini yönetmeye bırakılmış insanlardır ve amaçları şüpheli görünen Mentorlar tarafından yönlendirilmektedirler.
1950'lerin Leningrad'ından getirilen genç bir astronom, Andrey Voronin, şehirdeki ilk işi çöp toplayıcılığı olmasına rağmen Deney'e yürekten inanmaktadır. Andrey en yakın arkadaşının intiharından sonra sarsılacak, uzaylı olduklarını düşündüğü Mentorların kökenini ve amaçlarını öğrenmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkacaktır.
Yönetici sınıfın olmadığı bir medeniyet mümkün mü? İnsanlar kendileriyle baş başa kalabilir mi gerçekten?
Tanrı Olmak Zor İş
“Baştan sona muazzam bir kitap. Derin, yaratıcı, tatmin edici bir hikâye.”
- Ursula K. Le Guin
“Okuduğum en korkutucu bilimkurgu romanlarından biri.”
- Thedore Sturgeon
"Kendimi Tanrı Olarak Hayal Edebilseydim, Zaten Tanrı Olurdum."
Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Tanrı Olmak Zor İş ise insanlığın karanlık geçmişinin kalbine yapılmış en cesur yolculuklardan biri.
İnsanlık, Dünya’nın tıpatıp aynısı olan, üzerindeki insanların karanlık çağdan öteye gidemediği bir gezegene gözlemciler göndermiştir. Bu gezegenin gidişatına müdahale etmelerine hiçbir şekilde izin verilmeyen bu gözlemcilerin asıl amacı insanlığın karanlık çağını her ayrıntısıyla kayıt altına almaktır.
Büyük bir değişimin kıyısında olan Arkanar Krallığı’nda halk baskı altında yaşamakta, yenilikler beşiğinde boğulmakta, okuma yazma bilenler linç edilmektedir. Bu gezegene gönderilmiş gözlemcilerden biri olan Anton da Don Rumata ismiyle bir asilzade hayatı yaşarken, bir yandan da dönemin aydınlarını kurtarmaya çalışır.
Hari Kunzru’nun Önsözüyle Boris Strugatski’nin Sonsözüyle.