Dikkat Maymun Çıkabilir
Bu kitapta Nedim’in başından geçen eğlenceli olayları okuyacaksınız. Elbette daha önce ailesini ve arkadaşlarını tanıyacaksınız. Sonra da gelsin birbirinden komik, birbirinden eğlenceli olaylar! Öyküleri okurken Nedim’in yaşadığı olayların, sizin yaşadıklarınızdan çok farklı olmadığını göreceksiniz.
Öyle ya, siz de mahallede futbol takımı kurdunuz, okulda yarışmalara katıldınız… Evet, bütün bunlar çok tanıdık olaylar.
Dünyanın Son Yumurtası
Düş Hırsızının Çırağı
Çocuk oyunları ve romanlarıyla yakından tanıdığımız Ahmet Önelden, çocuklar kadar yetişkinlerin de okumaktan büyük zevk alacakları yepyeni bir roman!
Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmayız biz ve uykuyla çevrilidir küçücük hayatımız
William Shakespeare
Uyandığımızda yarım yamalak hatırlasak da yüzümüzü güldüren, şaşırtan, heyecanlandıran düşlerimizi yitirsek, hayat ne kadar tatsız olurdu değil mi?
Tozlu şehrin sakinlerinin, yakın zamana kadar sıklıkla gördükleri güzelim düşlerinin yerinde yeller esiyordu artık. Düşlerini çaldırdıklarından öylesine emindiler ki! Sonunda düşlerini kötü niyetli birine kaptırdıkları konusunda anlaştılar ve soluğu amansız dedektifler Fındıkkıran ve Atomun bürosunda aldılar. Aldılar almasına ya, Fındıkkıranı bir düş hırsızının varlığına inandırmak kolay olmayacaktı.
Tozlu şehre bu tuhaf olayın yaşandığı günlerde ayak basan Kiraz ise kısa sürede, bu şehirdeki tek tuhaflığın kaybolan düşler olmadığını fark edecekti. İnsanların olduğu kadar, dükkânların isimleri de bir acayipti bu şehirde: Mmmm Pastanesi, Derdeçare, Çetinceviz, Bayan Lüle, Bay Telaş, Doktor Kuzukulak Ve tabii ki, olayların akışı ve çözümlenişi de öyle olacaktı
Ezgimizi Kim Çaldı
Hayalhane sakinimiz Ahmet Önel iyi ki var! Birileri bize ağaçların hışırtılarını, sokağın sesini, suskun insanların müziğini hissettirmeli, öyle değil mi? Ne de olsa güzel bir ezgiye kimse kayıtsız kalamaz! Hele bu ezgi, usta ellerden süzülüyorsa…
Esenlik Bey, canım çellosunu bir süreliğine Oğuzlara bırakır çünkü şehir dışına çıkmalıdır. Böylelikle konuşkan arkadaşı yalnız kalmayacaktır. Oğuz ve kedisi Kekik’in de onu yalnız bırakmaya pek niyetleri yoktur zaten. Yeni dostlarıyla bir ezgi bulmak için kolları sıvarlar.
Günler süren denemeler olumlu sonuç verir. Hoş bir ezgi çellonun yayına takılıvermiştir işte. Ama o da nesi? Ezgi onu sakladıkları yerde değildir artık, biri onu çalmıştır. Yani ezgilerini tekrar çalamazlar çünkü ezgileri çalınmıştır. Ne garip… Peki bir ezgiyi kim, neden çalar ki?
Bu hoşsohbet kitabı okurken fon müziğimiz sıcacık poğaçalar, sazlı düşlü karakterler, konuksever asansörler, müzik kulağı olan kediler ve daha niceleri olacak. Yeri gelmişken şunu da belirtelim isteriz: Etrafımızdaki her ayrıntı bize şarkılar söyleyen bülbül sesli bir şarkıcı, hiç durmadan şakıyan bestekâr bir serçe gibidir. Bir de içimizin şarkıları var elbette. Bütün iş tüm bu şarkıları duyabilmekte!
Günle Yarışan Yarışçı
Hayalhane sakinimiz Ahmet Önelin kıymetli sözcükleri bu kez Yiğitin dünyasına sürüklüyor bizi. Hikâyemiz, eğlenmek için hayallere dalmanın yeterli olduğu zamanlarda, ahşap oyuncaklarla bezeli televizyonsuz evlerde geçiyor. Günle Yarışan Yarışçı, altı yaşındaki bir çocuğun aile, dostluk ve doğa üzerine düşünceleri eşliğinde, bisikletlerini güzel günlere doğru sürmenin tatlı telaşı içindekileri anlatan bir roman.
Kuş kaçıranlar, çiçek yolanlar, ağaç sökenler Hepsi, hepsi rakiplerin senin!
Rakip ne demek? diyorum şaşkınlıkla.
Seninle yarışanlar! diyor yarışçı. Ama onlar güneşten farklı. Ne olursa olsun, günün birinde sen de pedallara basacak ve hepsini ardında bırakacaksın!
Hepsini ardımda bırakacağım, evet! diyorum.
Kentten uzakta, doğanın içinde yaşayan bir çocuk Yiğit! Sevimli köpeği Karadutla birlikte gezindiği bir gün onunla, Yarışçıyla karşılaşıyor. İşte öykümüz böyle başlıyor!
Yarışı kim kazanacak dersiniz? Yol işçileri mi, Yiğitle yeni arkadaşı mı?
Hezarfen Uçmak Özgürlüktür
Uçan ilk insan olarak adını tarihe altın harflerle yazdıran cesur Hezarfen'in etkileyici hikâyesini usta yazar Ahmet Önel kaleminden okuyun.
Yıllar yıllar önce, ülkeleri padişahların yönettiği dönemde, İstanbul'da Ahmet Çelebi adında genç bir adam yaşarmış. Hayaller kuran ve bilime de meraklı bu adamın lakabı bin bilimli anlamına gelen Hezarfen'miş.
Hezarfen'in en büyük hayali uçmakmış. Kuşları izler, insanoğlu uçamaz mı diye düşünüp dururmuş. Kuşların kanatları varsa insanoğlunun da aklı var dermiş. Günlerden bir gün Hezarfen de uçmuş.
Uçan ilk insan olarak tarihe adını yazdıran Hezarfen'le tanışacağınız bu öyküde hayallerinizin sizi nasıl kanatlandıracağını göreceksiniz.
Sevgili Günlük Öykü Anlatıyor
Sevgili Günlüğüm,
Bugün bir kitaba rastladım. İsmi Sevgili Günlük Öykü Anlatıyor. İçinde mutsuz bakkal amcaların sakladığı tonton sırlardan, saklambaç seven kocaman fillere, özgürlüğünü ilan eden kuşlara kadar pek çok şey anlatılıyormuş. Aslında bu anlatılanlar yaşıtlarımızın günlüklerinde geçiyormuş. Onların öyküleri, okuyanı yeni hayatlarla tanıştıracak, kalemlerinden damlayan sözcükler bizimle sohbete dalacakmış. Ben de ilk sayfalara şöyle bir göz attım. Bir yeteneği olsun isteyen Can’ın yazdıklarını gördüm. Acaba neler hissediyor, ne yapacak? Meraklandım doğrusu, günlükler kimi heyecanlandırmaz ki! Birazdan okumaya devam edip neler olduğunu öğreneceğim.
Bu, günlüğümün ilk sayfası. Kim bilir, belki yazmaya devam ederim. Hatta belki senin de bir günlüğün olur, ne dersin?