Dürdane Hanım – Bilge Kültür Sanat
Esrar-I Cinayat – Türk Edebiyatı Klasikleri 51
Edebiyatımızda birçok yazınsal türde eser veren Ahmet Mithat Efendi’nin Esrâr-ı Cinâyât Cinayetlerin Sırları- adlı polisiye romanı, olayların akışındaki kurgu ustalığı ve karakterlerinin güçlü bir şekilde canlandırılmış olmasıyla yazarın övgüyü hak eden eserleri arasına girmiştir. Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülmüş ikinci bir kişinin bulunmasıyla sürükleyici şekilde devam ederken, polis şefi Osman Sabri ile Muharrir Efendi’nin işbirliği ve dikkatli takipleri sonucu bambaşka bir hale bürünür. Dönemin adalet sistemini, yargılama usullerini rüşvet ve kayırmacılığı gözler önüne sererek eleştiren roman, yazarın usta işi üslubunu da yansıtarak şaşırtıcı bir sonla biter.
Felatun Bey İle Rakım Efendi – Kırmızı Kedi Yayınevi
Felatun Bey Rakım Efendi
Ölümünün 100. yılında andığımız Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey ile Râkım Efendi’de yanlış Batılılaşma konusunu ilk defa işleyen yazar olmuştur. Romanda, Batı’nın gerçek değerlerini alıp hayata atılan Râkım Efendi’nin başarılarından söz edilirken Batı’yı yanlış anlayan Felatun Bey hep olumsuzlukları ve düştüğü gülünç durumlar ile anlatılır.
Doğu ve Batı değerlerinin tartışıldığı ve Doğu değerlerinin üstün gösterildiği eserde Batılılara Türk adetleri tanıtılır ve İstanbul’un güzellikleri yaşatılır. Halkın çok okuması için eserler kaleme alan Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey ile Râkım Efendi’si ülkemizde okur sayısının artmasını sağlamış eserlerden biridir.
Henüz 17 Yaşında – Türk Edebiyatı Klasikleri 33
Ahmet Efendi ile Hulusi Efendi, Fransız Tiyatrosu’nda sahnelenen bir oyunu izlemek üzere gittikleri Beyoğlu’nda fazlaca içip sarhoş olur, geç saatte yağmur bastırınca geceyi geçirmek için bir geneleve giderler. Ahmet Efendi’nin karşısına çıkarılan kız “henüz 17 yaşındaki” Kalyopi’dir. O geceyi izleyen günler, hem Kalyopi’nin hem de Ahmet Efendi’nin hayatını tümüyle değiştirecektir…Tanzimat Dönemi eserlerinde “ahlaksız kadın” tiplemesine çoklukla rastlanır. Ancak bunlar, genellikle erkek başkişisini yolundan eden, hayatını karartan, uzak durulması gereken kadınlardır. Ahmet Mithat, bu yönüyle dönemin diğer yazarlarından ayrılır. O Kalyopi’ye kulak verir ve bu acılı hikâyeyi okuruyla paylaşarak, “ahlaksız” görülenin de içine, arkasına bakılmasını ister.