Bilimin Büyüsü
Bilim dışında bilgi kaynağı olduğunu iddia edenler yanılmaktadır, ki bunun tarihte sayısız örneği mevcuttur. Ne mitolojiler ve dinler ne büyü ne de falcılık bilgi kaynağıdır. Tarih boyunca bilim adı altında “yalancı bilimler” (psödobilim) diyebileceğimiz; kehanet, astroloji, sihirbazlık, “gizli” (okült) bilimler gibi konular insanlara bilim diye sunulmuştur. Ama bunların hiçbiri bilim değildir; arkalarında ya safdil inanış ya da düpedüz sahtekârlık vardır.
İnsan, düşünmeye başladığı andan itibaren merak ederek öğrenmek, çevresinde olan biteni anlamak istemiştir. Bu biyolojik evrimin insana verdiği bir dürtüdür. İnsan, fiziksel olarak zayıf bir varlıktır. Ne kendini koruyabilecek doğal silahları (boynuz, tırnak, zehir vb.) ne de hız, uçmak gibi düşmanlarından kaçışını kolaylaştıracak becerileri vardır. Tek silahı aklıdır.
“Sorgulamanın cezalandırıldığı bir toplumda gelişme nasıl oldu?” diye düşünebilirsiniz. Bunun cevabı basittir: Her toplumda asi kafalar, her türlü ceza ve zorlamaya karşı duyduğunu, gördüğünü sorgulayan zeki bireyler türer. İşte yenilik ve gelişme bu nadir kişilerin sorgulamaları ve yeni düşünceler üretmeleri sayesinde olmuştur.
Cehaletten Kurtulma Sanatı – Kim Kimdir?
Tarihte kanunlar veya kurallar değil, kişiler ve onların şahsî dehâları önemlidir. Tarihin doğal kanunları olduğunu zannedenler hep hüsrana uğramışlardır. Onun için bu kitapta okuyucularıma, birkaç büyük insanın çarpıcı bulduğum yönlerini anlatmak istedim. Bu ve benzeri insanlar hayatta bana kılavuz oldu. Jeolojiyle uğraşmadığımda, zamanımı genellikle bu tür büyük adamların biyografilerini okumaya ayırmışımdır. Fakat bu biyografilerde kişilerin sosyal çevresinden ziyade fikirleriyle ve onları nasıl geliştirdikleriyle ilgilendim. Okuyucularımdan da burada hayatından kesitler okuyacakları kişilerin fikirlerine odaklanmalarını rica edeceğim. Hangi kıvılcım bu fikirlerin oluşmasına sebep olmuştur, hangi yöntem veya yöntemler bu fikirlerin gelişmesini sağlamıştır, bu fikirler arasında başarısız olanlar olmuş mudur, olmuşsa niçin olmuştur? Bunlara dikkat edilmesini bilhassa istirham edeceğim.
Nasıl okunursa okunsun, insanlık tarihi esasında sürekli bir gelişim ve evrim tarihidir. Artık mağaralarda yaşamıyoruz. Yeni teknoloji dünyamızı ve dolayısıyla bizleri, onun üzerinde yaşayan diğer hayvan ve bitkileri tehlikeye atmaktadır. Ancak şuna dikkat çekmek isterim, bu tehlikeyi fark eden de buna karşı tedbirler üreten de düşünen ve bilgili insanlardır.
Büyük Atatürk, milletinin makûs talihini ancak bilim ve hür sanat sayesinde yenebileceğini görmüş ve bunu milletine empoze etmeye çalışmıştır. Bugün onun yolundan ayrılmaya çalışan bazı bedbahtlar cehaletin ürünleridir. Bu sebepledir ki bu küçük kitabı, çeşitli alanlarda cehaletle savaşmayı kendilerine hayat düsturu edinmiş insanların hikâyesini anlatmak ve bu hikâyeye ortak olmak maksadıyla siz okuyucularıma sunuyorum.
Celal Şengör
Cehaletten Kurtulma Sanatı Ne Nedir?
Bugün dünyada yaşayan en müreffeh toplumlar, bilimde en ileri gitmiş toplumlardır. Bugün bu toplumlarda dinî inançların hızla gerilediğini görüyoruz. Bu kitabın amacı sizlere çevremizdeki bazı olaylar ve geliştirdiğimiz bazı kavramlar hakkında çok yüzeysel de olsa bilgi vermek fakat daha da önemlisi okuyucuyu düşünmeye teşvik etmektir.
Eğitimin en önemli amacı bireyi bağımsız ve eleştirel düşünebilen insanlar haline getirmektir. Bu amaca ulaşmak konusunda zarar verecek şeyleri eğitime sokmak insanlığa ihanettir. İnsan hür olmak ister. Dikkat edilirse bazı vahşi hayvanlar dahî hürriyetleri ellerinden alındığı zaman ölür. Hürriyet olmadan çevremizle verimli bir ilişki içerisine giremeyiz. Hürriyetin en büyük düşmanı dogmalardır. İnsanlık tarihine bakılırsa insanların düşünce evrimlerinin her zaman dogmadan kurtulma istikametinde yürüdüğü görülür. Özellikle ülkemizde nasçılık denilen dogma tutkunluğunun halkımızın başına ne çoraplar ördüğü çok yakın zamanlarda görülmüştür.
Bu kitabın amaçlarından biri de okuyucuyu bu tür cehalet kaynaklarından uzak tutmaktır. Elbette bu küçücük kitap ve içindeki sınırlı nesne ile kavramlar okuyucuyu birdenbire bu amaca ulaştırmaz. Ama okuyucunun bu kitabı okuyarak daha önce yapmadıysa bağımsız ve eleştirel düşünceye yönelmesi benim maksadımdır.
Celal Şengör
Cehennemdeki Üniversiteliler
“Bizi kurtaracak ne romantik solculuk ne de garibancı sağcılıktır! Unutmayalım: En hakiki mürşit ilimdir, fendir; ondan ayrılmak gaflettir, dalalettir.”
Celâl Şengör bu kitabında, cehaletin itibar gördüğü ve eğitimin itibarsızlaştırıldığı Türkiye ütopyasında yaşadıklarımızı ve yaşamaya mahkûm bırakılacaklarımızı gözler önüne seriyor. Bilimden siyasete, tarihten coğrafyaya konu açarken bir eğitimci ustalığıyla geleceğimizi aydınlatacak meşalenin taşıyıcılığını üstleniyor. Aydınlık bir Türkiye’yi mümkün kılmamız için; Atatürk’ün bugünkü çocuklarını, yani üniversite cehennemine maruz bırakılmış koca bir kuşağı mücadeleye davet ediyor.
Dikkate Değer Mevzular
Türkiye hep böyle kalitesizdi. Bunun nedeni 1000 yıllık cehalet yönetimidir. Bu 1000 yıl içinde Türkiye, birkaç kişi dışında, uluslararası değerde hiç kimse üretememiştir. Elbette padişahlarımızın hepsi, veziri azamlarımızın hemen hepsi tarihte mevcuttur ama dünyadaki her ülkenin en üst yöneticilerini tarih kaydeder. Osmanlı padişahları arasında padişah olmasa adı bilinecek sadece ve sadece bir tek kişi vardır: Fatih Sultan Mehmet. Bilimadamı? Sarı Lütfi’den ve Hüseyin Tevfik Paşa’dan başka yok ki; bunlar da genel değil ancak özel bir bilim tarihinde minik bir yer alabilirler. Sarı Lütfi, Fatih’e, onunla şakalaşacak kadar yakın olan matematikçi ve Fatih’in kütüphanecisi, II. Bayezid tarafından Sultanahmet’te dinsizdir diye astırılmamış mıydı?
Türkiye’nin bütün dünyanın bildiği ve takdir ettiği tek bir kişisi vardır: Atatürk. Onun yönetimindeki 15 sene ülkemiz tarihinin altın çağıdır. Ondan öncesi ve sonrası birer felakettir. Atatürk’ten sonrası yavaş bir iniş olmuştur ne yazık ki. Hiçbirini icat etmemiş olduğumuz çağdaş haberleşme imkânları sayesinde bikini giymeyi, Mercedes’e binmeyi, oradan buradan pop şarkı bestesi yürütmeyi öğrendik. Bilimde ve sanatta birkaç iyi icracımız oldu. Nobel’in en tartışmalı iki dalı olan barış ve edebiyattan ikincisinde bir temsilcimiz oldu. Sonrası? Boş.
Osmanlı’dan öğrendiğimiz cehalet kurumları ve liyakatin değersiz görülmesi ile ona paralel rüşvet müessesesi bizi mahvetmiştir.
Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor
Senin bilgeliğin bizim yaşamımızı etkiliyor.
Fikirlerini samimi olarak açıklamaktan kaçınmayan, genel geçer hiçbir şeyi umursamadan kendi doğrularını arayan ve söyleyen gerçek bir fikir insanı arıyorsanız, Türkiye’deki ender örneklerinden biri Celâl Şengör’dür.
Bilimsel eleştiriye açıklığıyla, her ne kadar ilk bakışta bana Heidegger’i anımsatan politik duruşuyla bir “demokrat” gibi görünmese de aslında o bir bilgi demokratıdır ve eleştirel düşüncenin önemini tüm Türkiye’ye en iyi anlatan ve öğreten kişidir.
Bugün elinize aldığınız bu kitap, Türkiye’nin yetiştirdiği çok yönlü ve nadide bir âlimle, bizim Karl Popper’imizle yapılmış enfes bir nehir söyleşidir. Okuyacağınız sohbet, bir bilim ve bilgi insanının çocukluktan itibaren nasıl adım adım geliştiğini ve nasıl evrildiğini anlatan bir özet, bir yolculuk öyküsüdür.
Şen ve neşeli görünüşünün arkasında büyük bir ciddiyet saklayan, kendisine yapılan her türlü eleştiriyi kucaklarken bilime yapılan saygısızlığa büyük öfke duyan bir bilim insanı olarak tanıdığım Celâl Şengör’ün dediği gibi, başkalarının cehaleti nasıl bizim yaşamımızı etkiliyorsa Celâl’in bilgeliği de bizim yaşamımızı olumlu yönde etkilemiştir ve etkileyemeye devam edecektir.
Bu kitap da muhtemelen bu etkinin halkalarından biri olacaktır.