Türkiye’nin Değişimi
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler...
Bu kitapta, Cumhuriyet çağdaşlaşması atılımıyla başlayan, Soğuk Savaş’ın ağır sarsıntılarından ve 1961 Anayasası’yla gelen özgürlük yıllarından sonra 12 Mart ve 12 Eylül faşizmlerinden geçerek aşırı sağcılaşmaya uzanan yüzyıllık yolculuk, ekonomi ve siyasetin belirleyici özellikleriyle değerlendiriliyor.
“Nasıl bir yarının Türkiye’si?” sorusuyla tamamlanan çalışmanın dayandığı ana anlayış, insanlığın ancak özgürleşerek gelişebileceğidir. Bu gelişme bilimsel bilginin yol göstericiliğinde gerçekleştirildiği ölçüde başarılı ve kalıcı olacaktır.
Savaşçı 25.Yıl Özel Basım
E.E. Cummings der ki; Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!.. Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için Savaşçı kitabında böyle bir savaştan söz ediyoruz. Söz ediyorum değil,söz ediyoruz; çünkü kitabı Arif Bey'le beraber oluşturduk.
İkinci Adam 3
Şevket Süreyya Aydemir'in İkinci Adam isimli serisi, elinizde bulunan bu üçüncü ciltle tamamlanmış bulunuyor. Bu üç ciltlik büyük eser, İnönü'nün hayat mihveri etrafında bir devrin hikayesidir. Öyle bir devir ki, yakın tarihimizin en hareketli, en manalı ve neticeleri itibariyle sosyal ve siyasal hayatımızın, milli kaderimiz üzerinde en etkili olaylarını içine alır.İkinci Adam, Şevket Süreyya Aydemir'in gene üç ciltlik Tek Adam isimli diğer büyük eserinin adeta bir bütününü teşkil eder.
Enver Paşa – Cilt 1
Şartlar, Olaylar ve Atmosfer: Bu kitap, bir insanın değil, bir devrin hikayesidir. Bu devir ne zaman başlar? Nerede biter? Bunu belirlemek güçtür. Çünkü tarih içinde devirlerle, bu devirlere müdahalesi olan kahramanlar, daha öncelerden gelişen birtakım şartların, oluşların mahsulüdürler. Onları bu şartlar ve bu oluşlar hazırlar. Onların bu şartlardan, bu oluşlardan kesin sınırlarla ayırmak mümkün değildir. Bir devri ve kahramanlarını, kendilerinden evvelki devrin doğum ağrılarından kopardığımız zaman, bu devir ve bu şahsiyetler, köksüz ve havada kalırlar. Bu esasa bağlı kalaraktır ki biz de, <> eserimizde ele aldığımız devri, onun eşhasını ve başlıca davalarını verirken, onları hazırlayan daha önceki şartları ve olayları, mümkün olduğu kadar öncelerden aldık. Konumuzu tarihin akışı içine yerleştirmeye çalıştık. Böylece bir devri ve onun kahramanını hayat sahnesine atan doğum ağrılarını, derinlere inen uzunca bir zamanın akışı içinde izlemeye gayret ettik...
Yapısal Reformlar Ve Türkiye
Toplumsal ve ekonomik alanda çözüm önerileri...
Yapısal reformlar ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Hukukun üstünlüğünü kabul etmiş ve uygulamasına da yansıtmış, demokratik düzeni işlerlik kazanmış, eğitimini bilimsel temellere dayandırmış, düşünce ve ifade özgürlüğünü içselleştirmiş toplumlarda yapısal reformlar ağırlıklı olarak ekonomik konuları kapsar.
Türkiye gibi bu konuları çözümleyememiş ülkelerde ise ekonomik alandaki reformlar yapısal reformlar için yeterli olmuyor. Bu ülkelerde hukukun üstünlüğü konusunun öncelikler arasında olması gerekiyor.
Bu kitap Türkiye’de sosyal, siyasal ve ekonomik alanda yapılması gerekenleri ve sorunların kaynağını tartışıyor.
Sahte Sultan
‘Dünya yıkılacak olsa bile adalet yerini bulmalıdır’
On dokuzuncu yüzyılda padişahın davetiyle İstanbul’a gelmiş bir İtalyan ressamın, kayıp olduğu düşünülen gizemli tablosu, şans eseri bulunduktan seksen yıl sonra sergilenmek üzere Londra’ya gönderilir. Ancak Londra’da büyük skandala yol açan bir gelişme yaşanır. Bu olayın arkasındaki karanlık ağın ucu en yüksek yerlere kadar uzanmaktadır.
Avukatlığa başlamanın eşiğindeki Murat, Avukat Rüya, Savcı Koray ve Komiser Tarık, farklı yönlerden başladıkları ve sonra güç birliği içinde sürdürdükleri araştırmaları sonunda gerçeğe ulaşacaklar mı? Birbiriyle iç içe birçok karmaşık ilişkinin her anını kuşattığı olaylar zincirinin düğümü çözülebilecek mi? Heyecan, gerilim ve sürprizlerle dolu bu romanı elinizden bırakamayacaksınız.
Sahte Sultan, Mahfi Eğilmez’in polisiye türünde ikinci romanı. Hititlerle ilgili çok ilgi çeken iki belgesel tarihi öykü kitabından (Anitta’nın Laneti, Hattuşa’dan Kaçış) sonra polisiye türündeki ilk romanı olan Inferis de çok satanlar listesinde haftalarca üst sıralarda yer aldı.
İnferis
‘Güneş, ay ve gerçekler uzun süre saklanamaz.’
Mahfi Eğilmez bu romanında kamu ihalelerindeki yolsuzlukları araştıran bir maliye müfettişini, o yolsuzluklarla bağlantılı görünen cinayeti aydınlatmaya çalışan polis komiserini, aynı konuyu farklı açıdan soruşturan savcıyı ve olayların peşinden koşan bir gazeteciyi nefes nefese bir takip içinde buluşturuyor.
Bana Hazır Mısın Baba?
Babanın çocuğun gelişimindeki vazgeçilmezliğini vurgulayan bu kitap babalar ve baba adayları için başvuru kaynağı...Anne ile çocuk arasındaki biyolojik bağ, simbiyotik ilişki ve sosyal değerler, çoğunlukla baba çocuk ilişkisinin gölgede kalmasının sebebi olarak gösterilir. Anne-çocuk ilişkisine yüklenen “kutsallık” önemli derecede doğru olsa da babanın “eve ekmek getiren” aile üyesinden ibaret olduğunun düşünülmesi oldukça hatalıdır. Babanın, hem kavram olarak hem de üstlendiği sorumluluklarla çocuğun ruhsal dünyası ve kişilik gelişimi üzerindeki etkileri tahmin edilenin çok üzerindedir. Çocuk sahibi olmak kadın için olduğu kadar erkek için de çok önemli ve hayat boyu sürecek bir ilişkinin başlaması demektir. Kadın ve erkek birlikte olmasalar dahi çocuklarına karşı anne-baba olarak sorumlulukları devam edecektir. Bir baba adayının ömür boyu sürecek bu bağlılık için çocuğu gerçekten istemesi, baba olmaya ve baba kalmaya hazır olması gerekir. Çocuğun yetiştirilmesi, eğitimi, ruh sağlığı ve esenliğinde baba da en az anne kadar etkilidir ve eşit derecede sorumludur.
İşgal
1. Dünya Savaşı sırasında Müttefiklerin donanmalarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip İstanbul’u işgal etme planları Osmanlı ordusunun destansı savunması sonucu boşa çıkmıştı. Ancak bundan üç yıl sonra, Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) uyarınca, Müttefik güçler Çanakkale Boğazı’ndan direnişsiz geçtiler ve 160 gemiyle İstanbul’a girip şehri kontrol altına aldılar. 16 Mart 1920 günü ise şehri resmen işgal edip, Osmanlı meclisini kapattılar ve ağır Sevr maddelerini sadrazam Damat Ferit Paşa’ya imzalattılar.
Bu arada, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesi meyvelerini vermeye başladı. Ankara’da kurulan yeni meclisin, işgalci güçleri bozguna uğratması sonucu imzalanan Lozan Anlaşması’yla birlikte, Müttefikler 6 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etmek zorunda kaldılar.
Araştırmacı Turan Akıncı, yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi olmuş bir şehirde, bu onur kırıcı işgal dönemi boyunca yaşananları ve aynı dönemde, Anadolu’da gerçekleşen kurtuluş mücadelesini tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.
Türkiye Ekonomisi – Remzi Kitabevi
Bu kitap, Türkiye ekonomisi üzerine yazılmış kitaplardan farklı bir bakış açısı getiriyor.
Türkiye’nin ekonomik yapısını, Türk Lirasını ve parasal düzeni, ekonomi yönetiminde görev alan kurumları, Türkiye’nin dış ekonomik ilişkilerini ve borçluluğunu da içeren kapsamlı bir ekonomik çerçeve çiziyor.
Türkiye ekonomisi, ekonomi ve ekonomi politikası uygulamaları açısından bir laboratuvar gibi.
Hemen her gün ekonomiyi etkileyen farklı gelişmeler yaşanıyor ve bu gelişmelere politika yapıcılardan ve uygulayıcılardan farklı tepkiler geliyor. Bu nedenle kitabın son bölümünde Türkiye ekonomisinin güncel sorunlarına da yer veriliyor.
Ekonominin Temelleri
Dr. Mahfi Eğilmez bu kitapta, ekonominin temellerini oluşturan kavramları, hipotezleri, yaklaşımları, teorileri, endeksleri, göstergeleri ve kurumları ele alıyor. Ekonomiyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenenlere, ekonomi derslerini izleyenlere olabildiğince basit bir biçimde temel bilgileri vermeyi amaçlıyor.
Ekonominin Temelleri, ekonomi öğrenenler için rehber niteliği taşımanın yanı sıra bu alanda belli bir düzeyde olanlar için de çeşitli kavram ve kurumları hatırlamak, bilgi tazelemek açısından bir referans kitabı olma özelliği taşıyor.
Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili
Yaşamın tüm alanlarında güçlü ve tatmin edici ilişkilerin tadını çıkarmak için…
Çoğumuz, doğduğumuz günden itibaren, insanlarla olan iletişimimizde “doğru/yanlış” çerçevesi içinde rekabet etmek, yargılamak, talepte ve teşhiste bulunmak üzere eğitiliriz. Bize öğretilen düşünme ve konuşma şekli, en iyimser haliyle bile iletişimi aksatır, hem kendi içimizde hem de başkalarına karşı yanlış anlaşılmalar ve hayal kırıklıkları yaratır.
Şiddetsiz İletişim, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi yeni bir çerçeveye oturtmamıza ve ilişkilerimizde derinlerdeki ihtiyaçları duyabilmemize rehberlik eder. Sözlerimiz, alışkanlık haline gelmiş ve otomatik tepkiler olmaktan çıkıp ne istediğimizin farkında olma temeline dayalı bilinçli cevaplara dönüşür.
Şiddetsiz İletişim/Bir Yaşam Dili’nde M. B. Rosenberg, anlattığı hikâyelerle, paylaştığı deneyimlerle karmaşık iletişim sorunlarını, öfke ve şiddete götüren düşünce kalıplarını anlamayı, anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelere dönüştürebilmeyi, kendimizi tam ifade edebilmeyi, korku, utanç veya suçluluk duygusu yerine empatiyle ilişkilerimize farkındalık ve derinlik kazandırmayı öğreneceğimiz uygulanabilir pratik yollar sunuyor.
* Bu kitaptaki tekniklerin, sözün tam anlamıyla dünyayı değiştireceğine inanıyorum. -Jack Carnfıeld (Tavuk Suyuna Çorba kitabının yazarı)
* Marshall Rosenberg’in dinamik iletişim yöntemleri, olası çatışmaları barışçıl diyaloglara dönüştürüyor. -Dr. John Gray (Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten adlı kitabın yazarı)
* Bu kitap, sağlığımızı ve ilişkilerimizi geliştirecek en etkili araçları sunuyor. -Deepak Chopra
İnsan Ve Davranışı
“İnsanı anlarsak bireyin ve toplumun daha sağlıklı ve anlamlı bir yaşam oluşturmasında yardımcı olabiliriz.”
Türkiye’de psikoloji alanında büyük bir boşluğu dolduran ve öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olan İnsan ve Davranışı, her çağdaş insanın bilmesi gereken modern psikolojinin temel kavramlarını ilk kez Türk bilim adamlarının katkılarıyla ve Türk toplum yapısının özellikleriyle kaynaştırarak sunuyor.
İlk yayımından bu yana otuz yıl geçmiş olan kitabın gözden geçirilmiş ve geliştirilmiş bu basımına psikolojinin değişik alanlarındaki yeni gelişmeler eklendi.
Ana – Baba Okulu
Haluk Yavuzer’in editörlüğünde işlenen konular:
• Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)
• Okul Öncesi Dönemi (3-6 Yaş)
• Temel İhtiyaçların Kazanılmasında Ailenin Rolü
• Arkadaşlık İlişkileri
• Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Gelişim ve Eğitim
• Çocuk Yetiştirmede Farklı Ebeveyn Tutumları
• Baba Olmak
• Çalışan Anne ve Çocuğu
• Ailede Disiplin Anlayışı
• Ergenlik Dönemi, Problemleri ve Anne-Babalar
• Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Kaygı
• Kimlik Bocalamasından, Şizofreniye: Neden Her Şey Ergenlikte Ortaya Çıkar?
• Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Sorunlar
• Eğitim Başarısını Yükseltmede, Sağlıklı ve Mutlu İnsanlarYetiştirmede Ailenin Rolü
• Bilişsel İşlemlerin Akademik Becerilere Dönüşmesinde Ebeveyn Rolü
• Sınava Hazırlanan “Kaygılı” Çocuğunuza Yardımcı Olabilirsiniz
• Okul Başarısını Etkileyen Önemli Sorunlardan Biri: Özel Öğrenme Güçlükleri
• Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nda Anne-Babanın Yapabilecekleri
• Saldırganlık ve Aile
• Kişisel Gelişimde Bir Güç Olarak Güven ve Öz-Saygı Kavramı • Eşlerde Problem Çözme
Bir Zamanlar Nişantaşı’nda
Vali Konağı’nın da yer aldığı modern bir semt olan Nişantaşı’ndan anılar, portreler...
Hıfzı Topuz bu kitabında çocukluk ve gençlik yıllarındaki Nişantaşı’nı anlatıyor. Nişantaşı’nın 40’lı 50’li yıllarından konaklar, sokaklar, pastaneler, ünlü sakinler, renkli sosyal ilişkiler, akşam turları, göz aşinalıkları ve belki de yaşam boyu anımsanacak aşklardan buruk anılar…
Korku Kültürü
“Ben” değil “biz” diyen güçlüdür. Toplum olarak “biz” kimliğimizi keşfetmek ve yaşamak zorundayız. Barış, huzur, üretim, gelişme içinde özgürce yaşamamız, “biz” diyebilmemize bağlı.
Evinin temizliğine titizlikle dikkat ettiğimiz halde, nasıl oluyor da yollarda, kaldırımlarda, parklarda, kumsalda arkamızda bir çöplük bırakıyoruz?
Neden engelliler için ayrılmış park yerlerine, engelli olmadığımız halde aracımızı park ediyoruz?
“Sadece ben” diyen insan nasıl yetişiyor?
Kötü insanlar değiliz, ama birbirimize kötü davranıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri dinlemek bile istemiyoruz ve hemen ötekileştiriyoruz.
Niçin?
On günlük bir Türkiye yolculuğunda günlük gözlemlerle bu ve benzer soruların cevabını bulmak için bir sohbet oluşturduk. Üç kişiydik; ben Doğan, bu kitabın yazarı; Timur, tatil için Amerika’dan gelen otuz yaşlarında oğlum ve Arif öğretmen. Neden “sadece ben” demenin ötesinde “biz” diyemediğimizi anlamaya çalıştık. Neler keşfettiğimizi merak ediyorsanız, buyurun sohbetimize siz de katılın.
Yorgun Heykel
Heykeller yorulur mu?
Sergen, dünyanın bir yerinde kendi yağıyla kavrulan bir kasabadır. Sergenliler kıt kanaat ama huzur içinde yaşayan insanlardır. Bir gün, uzak kasabalarda, şehirlerde, ülkelerde yaşayanların kahraman dedelerine ait birer heykeli bulunduğunu öğrenirler; kendilerinin böyle bir kahramanı olmadığı için üzülürler.
Uzun tartışmalar sonucu, kasabanın artık yaşamayan romancısı Narlı Nine’nin heykelini yapmayı kararlaştırırlar. Ancak heykel tamamlandıktan bir süre sonra çalınır. Kasabalılar, kısa süren yas döneminin ardından Almira Hala’nın önerisiyle, boş kalan kaidede birer saat süreyle, heykel gibi durmaya karar verirler.
Bu çözüm kasabalıyı mutlu eder. Artık Sergenlilerin canlı bir heykeli vardır ve canlı bir heykele sahip olan bu kasaba, ülkede ve dünyada ilgi odağı olmuştur.
Derviş’in Aklı
Prof. Ahmet Dervişoğlu ile Sohbetler Bu kitapta, okulu olmayan Akçapınar köyünden bilge bir babanın inancıyla yola çıkarak okumaya başlamış, öğrenci olarak girdiği İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’nde profesör olmuş, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde üç yıl araştırmalar yapmış ve dersler vermiş, sonrasında Türkiye’ye dönüp mezun olduğu fakültede dokuz yıl dekanlık yapmış dostum Ahmet Dervişoğlu’yla sohbet ettim. Ama bu sohbetlerin amacı, Ahmet Dervişoğlu’nun akademik başarılarından çok, değerlerini, yaşama bakış tarzını, insan sevgisini sizlere aktarmaktı. Bugün seksen yaşında olsa da, içindeki çocuğu dipdiri korumayı başarmış, gözleri ışıl ışıl bakan bir insandan öğrenilecek bir şeyler olmalı, diye düşündüm. Sohbetimizde
Damdan Düşen Psikolog
Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir, o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı… Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak
olursa o şarkıyı, yani kendini hatırlasın diye, Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek büyürmüş… Günün birinde o şarkıyı tekrarlayamayacak kadar kendine inancını yitirdiğinde, onu tanıyan biri ona şarkısını çalarmış ıslıkla. Kendini, gücünü, öz halini hatırlar, kendine gelirmiş…
Doğan Cüceloğlu aramızda bir ıslık gibi dolaşıyor…
Kendi şarkısına gelince…
Annelerimiz yaşarken ayrıca bu şarkıyı duymaya ihtiyacımız yoktur. Annemiz o şarkının ta kendisidir zaten. Ama Cüceloğlu, sadece on yaşındaymış annesi “gitti de gelecek” sandığında… Söyleşimiz boyunca içinde yakaladığı, annesinin bıraktığı boşlukta büyüyen kocaman bir ağıt oldu; kalabalıklar içinde ürkek, mahcup, çekingen bir çocuk…
Kendi çocukluğuna el uzatır gibi uzatıyor şimdi elini bütün çocuklara; o çocukların anne-babaları, öğretmenleri hınca hınç dolduruyorlar seminerlerini. Kitapları baskı üzerine baskı yapıyor. Çünkü Nasrettin Hoca topraklarının çocukları olarak biliyorlar ki damdan düştüklerinde, çarenin hasını kendisi de daha önce damdan düşmüş olan bilir. Hele de damdan düşüp de doğrulan üstüne üstlük bir de doktorsa…
Gizlisiz saklısız anlattı bütün hayatını. Bu kitap, damdan düşen doktoralı bir psikoloğun, düştüğü yerden doğrulurken kendine mırıldandığı şarkısının gözyaşı ve kahkaha dolu öyküsü…
- Canan Dila
Çocuk Psikolojisi – Remzi Kitabevi
Mış Gibi Yetişkinler Yetişkin Çocuklar
Yetişkin Çocuklar Aile Ortamı ve Çocuk Yetiştirme Üzerine Yakup Bey’le Söyleşiler Doğan Cüceloğlu’nun Yetişkin Çocuklar adlı kitabını, içeriğini daha iyi yansıttığına inandığımız yeni bir kapak ve yeni bir isimle sunuyoruz.
Bu kitap, aslında bildiğimiz, ancak üzerinde düşünme gereğini pek duymadığımız bir öyküyü anlatıyor. Bu öykünün kahramanlarını tanıdıkça çocukluğumuzu, ailemizi, çevremizdeki insanları ve en önemlisi kendimizi de daha iyi anlayacağız.
Örneklerle Kolay Ekonomi
Ekonomiyi herkes için bir başarı kaynağı ve kılavuzhaline getiren kitap…Bu kitabın amacı, yalnızca ekonomiyi en basit haliyle anlatmakve okuyan herkesin ekonomiyle ilgili söylenenleri, yazılanları,tartışılanları rahatça izleyebilmesini sağlamakla sınırlıdır.
Thomas Sowell şöyle diyor:
“Ekonomide ilk ders kıtlıktır. Buna göre ihtiyaçları karşılamaktakullanılan her şey kıttır. Siyasetteki ilk ders ise ekonomideki ilk dersin dikkate alınmamasıdır.
”Robert W. Sarnoff ise şöyle diyor:
“Finans, parayı elden ele geçirip sonunda kaybetme sanatıdır.
”H. G. Wells’ten de bir özdeyiş:
“Bugünün krizi yarının şakası olur.”
Ankara Destanı
20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk (1923’Ten 1938’E)
(1923´ten 1938'e)
Aylarca çok satanlar listesinden kalan 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal'in devamı niteliğinde olan İlker Başbuğ'un hazırladığı bu kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından ölümüne kadarki yaşamına yansıyan liderlik dersleri yer alıyor.
Atatürk ise bu konuda şöyle diyor:
"Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal (1881’Den 1923’E)
Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç.
Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir.
Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider.
Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.
(Berthe G. Gaulis; Aralık 1921, Ankara)
İçimizdeki Zalim
Anlamak ve Üstesinden Gelmek
İçinizdeki zalime teslim olmayın!
Prof. Dr. Emre Kongar, bir toplumbilimci duyarlığıyla hem bireysel dünyamızda hem de toplumsal yaşamın derinliklerinde bu kez "zalim"in izini sürüyor.
Psikolojinin ve sosyolojinin kesişme noktalarında karşımıza çıkan "zulüm" kavramını, günümüzün toplumsal olguları açısından yorumlayan Kongar, bireysel ve toplumsal gelişmemize yönelik yepyeni bir bakış açısı getiriyor.
Türk Kültüründe Yönetmek
Batı dillerinde “vefa”, “hatır”, “gönül” kelimelerinin karşılığı yoktur. Çünkü bu dillere kaynaklık eden kültürlerde bu kavramlar yoktur. Buna karşılık “vizyon”, “misyon”, “strateji”, “plan” kavramlarının karşılığı da bizim dilimizde bulunmaz. Bizim geleneğimize göre “kervan yolda düzülür,” “istim arkadan gelir”.
Bir kültürün düşünme biçimini yansıtan dil psikolojisi, bu tür kavramların oluşmasının ya da oluşmamasının nedenlerini ve bugünkü hayata olan izdüşümlerini ortaya koymaktadır. Bu kitap, aynı dil psikolojisi gibi, Türk iş dünyasının kendi kültür değerlerinden nasıl etkilendiğini araştırmakta ve bu değerleri dikkate alan bir liderin hem ülke çapında hem de dünyada nasıl başarılı olacağını göstermeyi amaçlamaktadır. Çünkü iş hayatında başarı, yaygın şekilde özenildiği ve uygulanmaya çalışıldığı gibi,
ithal süreç ve ölçütleri olduğu gibi kullanarak değil, bunları kendi kültürünün tarzına ve dokusuna uyarlayıp hayata geçirerek kazanılır.
Evrenle Uyumlaşma Sürecinde Varolmak. Gelişmek. Uzlaşmak
İnsan yarına kalmak, uzun yaşamak; yakınlarının, genlerinin, kültürünün yarına kalmasını ister. En azından, bu dünyada hoş bir seda bırakmak ister. Bunların gerçekleşmesi, insanın varolma, gelişme ve uzlaşma becerisini artırmasına bağlıdır.
Kitabın kuramsal temelinde bilişsel psikoloji, genetik, sosyobiyoloji, sosyometri ve kuantum mantığıyla kaynaştırılmış varoluşçu felsefe ve psikoloji var. Prof. Dökmen, karmaşık açıklamalardan arındırılmış, günlük yaşama indirgenmiş, iyimser bir varoluşçuluğu ele alıyor.
Onlar Benim Kahramanım
Şikayet yarışçısı olmayan gizli kahramanların öyküsü...
Abartmayan, alçakgönüllü ve hoşgörülü insanlar, kişisel bütünlük içinde yaşama hizmet etmekten mutluluk duyar.
Şikayet yarışçısı olmayan bu insanları duymayız ama toplum dengesini onlar sayesinde korur. Onlar, gizli kahramanlardır. Bu kitap, iki gizli kahramanın yaşam öyküsünü anlatıyor.
Evlilik Okulu
Kitabın genişletilmiş ve geliştirilmiş 3. basımını sunuyoruz.
Evlilik Okulu, evlenmeye aday gençlerin ve evli bireylerin evlilik yaşamları ve ilişkileriyle ilgili farkındalık ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla yazıldı.
Haluk Yavuzer başkanlığında İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından kaleme alınan bu çalışmadaki başlıca temalar: Bireylerin eş olmaya hazırlanmaları; eşler arasında iletişim becerilerinin geliştirilmesi; sorun çözme ve ana-babalığa hazırlık...
Küçük Şeyler 4 – Eşitler Evi
Biz köle miyiz?
Kollarımızda zincirler var mı?
Yüreklerimizde, zihinlerimizde zincirler var mı?
Galiba var. Çünkü bizler "çağdaş köle"leriz.
Evlerimizde, işyerlerimizde, marketlerde sloganlarla, kredi kartlarıyla, taksitlerle yönetilen, yönlendirilen köleleriz.
Kölelikten ya da kulluktan kurtuluşa nasıl geçebiliriz?
Yaşantılarımızı esirler evinden eşitler evine nasıl çevirebiliriz?
Prof. Dr. Üstün Dökmen, "Küçük Şeyler" dizisinin yeni kitabı Eşitler Evi'nde bu konuları irdeliyor.