Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler – Profil Kitap
Dip Vazgeçmeyi Ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Bir Kitap
Seni asla geri aramayacaklarını bildiğin beşinci iş görüşmesidir.
Kimsenin olmadığı bir gece kulübünde boşluğa doğru şarkı söylemektir.
Kayak yapmayı öğrenirken, yedinci kez yere düşmektir.
Startın verilmesinin heyecanı geride kalıp, finiş çizgisine ulaşmanın uzak bir hayal olduğu uzun bir maraton koşmaktır.
Büyük hedefinize ulaşmak için zorlu yolları aşmaktır. Tabii doğru hedefin peşinden gidiyorsanız.
Başka?
Tamam, kariyerinize, gelecekteki mutluluğunuza ve belki de nihai mutluluğa giden anahtardır.
Can Veren Pervaneler – 6
“… Tatlı-hoş bir söz, kökleri sağlam ve dalları göğe doğru uzanmış güzel bir ağaca benzer ki o ağaç, Rabb’inin izniyle meyvesini, yemişini her zaman verir… Sevimsiz, kem-çirkin bir söz de yerden koparılmış ve hiçbir sebatı-kararı olmayan kötü bir ağaç gibidir.”
(İbrahim Suresi: 14/24-26)
Göğe doğru uzanan o dallar meyvelerini vermeye devam ediyor. Ama biz onların gölgesinde serinleyip meyvelerini tatmadan geçiriyoruz ömrümüzü.
Klasik şiirimizden günümüze bir esinti getirebilmek muradımız. Daha çok o vesileyle, sahip olduğumuz anlam dünyasından bir haber iletmek mirasçılara. Öyle ya, bu muhteşem birikimin varisleri bizler değil miyiz? Şu kadar var ki, hayli zamandır uzak kalmışız kendi zenginliklerimizden. Bu ayrılık yetsin artık, demeyelim mi?
“Can Veren Pervaneler” serisinde Hayati İnanç, eşsiz mısralarla, kıssalarla, aktardığı tecrübe ve anılarıyla mühmel bir hazinenin izini sürüyor.
Uçuş Denemeleri
Peltek Vaiz
Kimsenin Kalbi
Einstein
Konfüçyüs
Konfüçyüs, yaşamının son anına kadar insanlar arasında akıl, erdem ve adaletin hâkim olması için çalışmış bir “güzel ahlak” filozofudur. Sadece içinde yaşadığı Çin toplumu için değil, insanlığın mutluluğu için büyük bir özveriyle düşünceler üretmiş ve iyiliği yaymak için çaba göstermiş büyük bir bilgedir. Yaşadığı dönemden bugüne kadar geçen yirmi beş asır boyunca şöhretinden hiçbir şey yitirmemiştir.
Çinli bilgenin yaşamı boyunca toplumda hâkim kılmak için çaba verdiği ahlak prensipleri ve sayısını çoğaltmaya çalıştığı erdemli “üstün insan” profili, özellikle de günümüzdeki insanlık değerlerinin halini görünce daha da kıymetli hale gelmektedir.
Yüksek Ruhlar Serisi’nin bu kitabında Uzak Doğu’nun büyük bilgesi Konfüçyüs'ün hayat hikâyesi, insanlık âlemine hediye ettiği düşünceleri ve Konfüçyüsçülük öğretisinin gelişimi satırlara dökülüyor.
“On beş yaşında kendimi öğrenmeye verdim, otuz yaşında irademe sahip oldum, kırk yaşında şüphelerden uzaklaştım, elli yaşında göğün emrini öğrendim, altmış yaşında sezgi yoluyla her şeyi kavradım, yetmiş yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebildim.”
İhmal Edilen Anahtar
“İyileşmenin, hayattaki neşeyi, yaratıcılığı ve huzuru yeniden kazanmanın anahtarı, Alice Miller'ın ikna edici bir şekilde açıkladığı gibi, çocukluğun koşulsuz ifşasında yatar.”
Alice Miller İhmal Edilen Anahtar'da, binlerce yıldır gerçeği örtmek için titizlikle örülmüş olan perdeyi kaldırmaya her zamanki gibi kararlı. O perdeyi bir kenara ittiğinde, şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. Nietzsche, Picasso, Kathe Kollwitz, Buster Keaton hakkında yaptığı analizlerle gerçekleri gözler önüne seriyor. Pek çok kişi tarafından uzun süredir rafa kaldırılan anahtarla (çocukluk) paslı kilitleri açıyor ve okuyucularına beklenmedik zengin bir bakış açısı sunuyor.
Picasso Guernica’da ne anlattı? Buster Keaton neden hiç gülümsemedi? Nietzsche neden kadınlara ve dine bu kadar çok hakaret etti? Niçin aklını yitirdi? Hitler ve Stalin neden zalim ve katil oldu?
Can Veren Pervaneler – 4
“… Tatlı-hoş bir söz, kökleri sağlam ve dalları göğe doğru uzanmış güzel bir ağaca benzer ki o ağaç, Rabb’inin izniyle meyvesini, yemişini her zaman verir… Sevimsiz, kem-çirkin bir söz de yerden koparılmış ve hiçbir sebatı-kararı olmayan kötü bir ağaç gibidir.”
(İbrahim Suresi: 14/24-26)
Göğe doğru uzanan o dallar meyvelerini vermeye devam ediyor. Ama biz onların gölgesinde serinleyip meyvelerini tatmadan geçiriyoruz ömrümüzü.
Klasik şiirimizden günümüze bir esinti getirebilmek muradımız. Daha çok o vesileyle, sahip olduğumuz anlam dünyasından bir haber iletmek mirasçılara. Öyle ya, bu muhteşem birikimin varisleri bizler değil miyiz? Şu kadar var ki, hayli zamandır uzak kalmışız kendi zenginliklerimizden. Bu ayrılık yetsin artık, demeyelim mi?
“Can Veren Pervaneler” serisinde Hayati İnanç, eşsiz mısralarla, kıssalarla, aktardığı tecrübe ve anılarıyla mühmel bir hazinenin izini sürüyor.
Felsefe Yapma Sanatı
Bertrand Russell’ın II. Dünya Savaşı sırasında yazdığı denemelerden bazıları ilk defa bu kitapta bir araya geldi. Bu yıllarda yazar, Amerikan üniversitelerinde felsefe öğretmekte ve Amerikan öğrenci kitlesi üzerinde gittikçe büyüyen bir etki bırakmaktaydı.
Burada toplanan denemeler özellikle matematik, felsefe ve mantık alanlarında “akıl yürütme sanatı” ile ilgilidir. Önemli felsefi konuların özüne ulaşma yeteneğine ve felsefi analizlerin derinliğini ustaca sergilemesine rağmen Russell’ın anlatımının bu denli açık seçik oluşu şaşırtıcıdır.
Griden Beyaza
Gri rahat bir renktir. Gözü yormaz. Beyaz gibi aydınlık değilse de siyah gibi karanlık da değildir. Orta karar bir hali vardır, zahmet vermez, konforludur. Tehlikesi de tam buradadır. Kolay alışırsınız ona, durağandır; sizi herhangi bir eylem için teşvik etmez, bir alana sabitler.
Gri alanınız kimi zaman sizi alıkoyan çekingenliğiniz, fanatizminiz veya arkadaş ortamınız kimi zaman ise saatlerinizi harcadığınız uyku veya sosyal medya olabilir. Yani kim nerede gereğinden fazla zaman ve enerji kaybediyorsa onun gri alanı orasıdır ve orada hayallere, hedeflere yer yoktur. Peki onlar nerededir? Beyaz alanda…
Ancak Griden Beyaza bir yolculuk yaptığınız takdirde kalbinizin derinliklerinde bir hazine gibi sakladığınız hayallerinizi ortaya çıkarabilir, kabiliyetinizi keşfedip onu bir cevher gibi işleyebilirsiniz. Geleceğinizi tayin etmek, önünüzdeki tüm sınavları verebilmek için korksanız, zorlansanız dahi yola çıkıp mücadele etmeniz, hayallerinizin gerçekleşeceği anı düşleyerek adım adım ilerlemeniz gerekir.
Yolunuza çiçekler serileceğini vadetmiyorum aksine yol tuzaklarla dolu... Ama merak etmeyin, yolculuğunuzun rotasını doğru bir şekilde tespit edebilmeniz için bu kitap size rehberlik edecek. Hayallerinize ulaşma yolunda ihtiyaç duyduğunuz içeriği -motivasyon, hedef belirleme, planlama, verimli çalışma, irade ve zaman yönetimi konularını- bu kitapta bulabileceksiniz.
Haydi, direksiyonun başına geç tayfam, artık kaptan olma vakti!
Gri yolları terk edip beyaz hayallerin için sonuna kadar mücadele et.
Yaşanmayacak Kadar Güzel
Sevgi Yukarıdan Gelir
Hepimiz büyük bir çaba içindeyiz. Kavuşmak için. Sevgilinin izini sürüyoruz. Bizi ona götürecek işaretler arıyoruz. Yürümek istediğimiz yollardan geçmiş âşıklar, şairler yetişiyor imdadımıza; sözleriyle rehber oluyorlar bize. Gökteki yıldızlar gibi onların mısraları; yönümüzü tayin edebilmemiz, kaybolmamamız için yolumuzu aydınlatıp bizi hakikate yöneltiyorlar.
“Sevgi Yukarıdan Gelir”de Hayati İnanç, akıcı üslubuyla zarif bir anlatıcı ve hatırlatıcı olarak edebiyatımızın ustalarının baş döndürücü, ruh açıcı, hikmet dolu mısralarını nakledip izah ediyor bizlere. Maksat can evimizi temiz tutabilmek ve Vedûd’un sevgisini orada büyütebilmek…
Allah Cümlemizi Korusun
Fabrika Ayarı
Biz sohbetin gücüne ve bereketine inanıyoruz. Zira sohbet bir hâl aktarımıdır. Sohbet gönlün dile gelmesidir. Sohbet kalbin içindekinin bütün yalınlığıyla dışa vurmasıdır. Sohbet ile söz âdeta can bulur, can olur, can verir. Evet, bir sohbetin, muhabbetin sonucunda ortaya çıkan bu kitabın temel amacı bir yerlerde aksini bulmak, bir gönülden yankılanmaktır. Bir başlangıca vesile olmak, bir umudu diriltmektir. Bütün meselemiz, bir insanın kalbine dokunabilmektir.
Sadece bir kardeşimizin fabrika ayarıyla, yani fıtratıyla yüzleşmesine aracı olsa, bu kitap görevini fazlasıyla yapmış olacaktır.
Umudumuz, belki de kurtuluşumuza sebep olacak o bir kişidir.
Duamız, o bir kişiye ulaşabilmek, dokunabilmektir.
Niyazımız, o bir kişinin yarasına merhem olabilmektir.
Ötesi değil, fazlası da değil: Sadece o bir kişi.
Amin.
Herkes Kendi Sandığında Saklı
Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz
İnsan Makamı
Aile İçinde
Evlerimizde bir arada ama yalnızız. Birbirimizin dertleri karşısında sağır, hakikat karşısında körüz. Aile olmayı unutmuşuz. Dünya ve ahiret saadetinin kaynağı olabilecek yuvalarımızdan çatırtılar geliyor fakat dönüp bakmıyoruz yaranın, hasarın nerede olduğuna. Modern çağın uğultusu bastırıyor tüm sesleri. Aile ocağımızı ihmal edip lüzumsuz pek çok şeyin peşinde vakit ve nakit harcıyoruz.
Her şeyin fiyatını öğreniyoruz da değerini pek bilmiyoruz sanki. Oysa en değerli şeyler para ile ölçülemeyenlerdir; huzur, ahlak, mutluluk, sevgi ve aile ortamı gibi.
Gelin, biraz düşünelim, Aile İçinde hep beraber. Nefsimize mağlup olup kaybetmeyelim en kıymetlilerimizi. Tam aksine onların değerini idrak edelim.
Başka kimimiz var ki?
Can Veren Pervaneler – 5
“… Tatlı-hoş bir söz, kökleri sağlam ve dalları göğe doğru uzanmış güzel bir ağaca benzer ki o ağaç, Rabb’inin izniyle meyvesini, yemişini her zaman verir… Sevimsiz, kem-çirkin bir söz de yerden koparılmış ve hiçbir sebatı-kararı olmayan kötü bir ağaç gibidir.”
(İbrahim Suresi: 14/24-26)
Göğe doğru uzanan o dallar meyvelerini vermeye devam ediyor. Ama biz onların gölgesinde serinleyip meyvelerini tatmadan geçiriyoruz ömrümüzü.
Klasik şiirimizden günümüze bir esinti getirebilmek muradımız. Daha çok o vesileyle, sahip olduğumuz anlam dünyasından bir haber iletmek mirasçılara. Öyle ya, bu muhteşem birikimin varisleri bizler değil miyiz? Şu kadar var ki, hayli zamandır uzak kalmışız kendi zenginliklerimizden. Bu ayrılık yetsin artık, demeyelim mi?
“Can Veren Pervaneler” serisinde Hayati İnanç, eşsiz mısralarla, kıssalarla, aktardığı tecrübe ve anılarıyla mühmel bir hazinenin izini sürüyor.