Kainatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı – Nesil Yayınları
2 Cilt Bir Arada.
Günümüzde insanlığın asıl ızdırabı, kâinatın efendisi Hz. Muhammed’i (a.s.m.) tam mânâsı ile tanımamak, hakîkî şahsiyetini bilmemek ve getirdiği hayat bahşeden esaslara aşk ve şevk içinde kucak açmamaktan ileri gelmektedir. Dünyanın manevî sarsıntısı da, sıkıntısı da, anarşi ve huzursuzluk içinde bocalayışı da bundan doğmaktadır. Onu (a.s.m.) anlamadıkça, sevmedikçe ve hayat bahşeden prensiplerini kendisine rehber edinmedikçe de insanlığın bu sıkıntı, sarsıntı ve buhrandan kurtulması mümkün değildir. İnsanlık onu anlamak zorundadır! Dünya Siyer Ödülü Birincisi bu eserimiz, onun (a.s.m.) bir nebze olsun anlaşılmasına vesile olacaksa kendimizi bahtiyar addedeceğiz.
Esselamü Aleyküm Pekin!
“Eğer aşkı bulamadıysan, bırak aşk seni bulsun.”
Asma, sevdiği genç Ra ile evlenme heyecanı yaşamaktadır. Ama düğününe az bir zaman kala büyük bir hayal kırıklığı yaşar ve bu hayal kırıklığı ile Pekin’e gider. Orada gezi rehberi olan Zhong Wen ile tanışır.
Kafası karışık ve üzgün genç kız ile mitolojiye hayran genç delikanlı birlikte yeni bir hikâyeyi, arayışı ve sınanmayı yaşarlar.
“Dünyanın En Etkili 500 Müslüman İnsanı” listesinde yer alan ve dünya çapında büyük bir okur kitlesine sahip olan Asma Nadia’nın sinemaya da uyarlanan bu romanı, sizi de etkisi altına alacak.
Mahkum
Brooke Sullivan’ın yüksek güvenlikli bir cezaevinin yeni pratisyen hemşiresi olarak harfiyen uyması gereken üç kural vardı:
Bütün mahkûmlara saygılı davran.
Sakın kişisel bilgilerini verme.
Mahkûmlarla ASLA arkadaşlık kurma.
Fakat oradaki hiçbir görevli Brooke’un kuralları çoktan çiğnediğini bilmiyordu. Cezaevinin en azılı ve tehlikeli mahkûmlarından Shane Nelson’la olan yakın bağından, Shane’in Brooke’un lise aşkı olduğundan haberleri yoktu. Bir zamanlar okulun yıldız oyun kurucusu olan Shane şimdi işlediği bir dizi korkunç cinayetten ötürü müebbet hapis yatıyordu. Üstelik onu oraya Brooke’un ifadesi yüzünden tıkmışlardı.
Fakat Shane biliyordu; ve asla unutmayacaktı.
Meczup
“Nereye gidersem gideyim yanımda kendimi de götürmek zorunda olmak ne kadar kötü. Bunca gidişimin sebebi kendimden kaçacak bir yer bulmak aslında. Bir çare aramak. Ama olmuyor, insan derdinden kaçsa kendinden kaçamıyor. Belki de bunun tek çaresi aklından kaçmak. Kendinden kaçmak için aklını kaybetmek gerekiyor galiba.
Ama bir de gitmeyen, terk etmeyen ve hep bekleyenler var. İşte onlar gitmelerin de ayrılığın da ve hatta ölümün de sevdayı bitirmediğini biliyorlar.”
...
Cânım kâri, beklemenin güzel olduğunu söylemiştim daha önce. Beklenen güzelse diye de bir şart eklemiştim. Bu kez bir insanın neyi, niye ve ne kadar bekleyeceğini anlatmaya gayret ettim. İşte bu okuyacağın bir bekleyiş öyküsü, sevdanın bir cüzünün de beklemek olduğunu anlatan bir öykü.
Zira ben anladım ki sevmek, beklemektir.
Gelmeyeceğini bilsen de beklemek...
Seher Vakti Uyanmak
“Erken kalkmanın bir tarifi var mı?” diye yıllarca düşündüm. Bunun için araştırmalar yaptım ve çeşitli tarifler denedim. Hep bir şeyleri eksik veya fazla yapıyordum. Bir türlü istediğim kıvamı yakalayamamıştım. Tam pes edecekken ikinci kızımın dünyaya gelmesiyle eksiği bulmayı başardım. Dört yıldır bu tarifle yaparım ve beni hiç şaşırtmaz. İsteyen herkese de yıllardır bu tarifi verdim ve onlar da ziyadesiyle memnun kaldılar.
Bu etkili tarifi şimdi herkesle paylaşmak için bu kitabı yazdım.
Yola çıkmak, lezzetli bir hayat sürmek ve hayallerine kavuşmak isteyenler için…
Arzuhal
Osmanlı topraklarında tutunamadığı için Avrupa’ya yelken açar Ziya Paşa.
Muhalif olanın yeri her zaman sınırın öte yakasıdır.
Memleketi için çırpınır o uzak diyarlarda.
Oralardan devam eder yazmaya.
Sonra bir gün Sultan Abdülaziz de çıkagelir İngiltere’ye.
Müzmin muhalif, hemen bir yazı yazıp sunar padişaha.
En tepede durduğu için göremediklerini anlatır birer birer.
Hem kendisinin hem de Osmanlı’nın hâl-i pür melalini aktarır acı içinde.
Arzuhal, Ziya Paşa’dan bugüne değişmeyen ve değişmemek için direnen şeyleri anlatan bir şairin acı dolu çığlığıdır.
Hem orijinal metni hem de günümüz Türkçesine uyarlanmış haliyle okuyucuya bir damla gözyaşıdır.
İçinizdeki Dostu Keşfedin
Dost bulmakta samimi olan, kendisini aranan ve özlenen bir dost haline getirmelidir. Yani dost bulmadan önce dost olmak gerek... Zaten iç dünyanızdaki dostluk duygusunu keşfeder ve onu açığa çıkarırsanız, ayrıca dost aramanıza da ihtiyaç kalmayacaktır. Siz, içinizdeki dostu keşfetmeden, dost bulmaya çalışırsanız başarılı olamazsınız. Kendisi dost gönüllü olanın dost aramasına ihtiyacı kalmaz. Gönlü bir mıknatıs gibi dostlukları cezbeder, çeker.
“Herkesin içinde potansiyel bir dostluk hazinesi var mıdır?”
Hiç şüphesiz ki, evet... Bütün iş, dostluk muhabbetiyle gözümüzü gönlümüze ve iç dünyamıza çevirmekte...
Çünkü Allah, yaratırken öyle takdir etmiş, bizleri dost olmak, anlaşmak, kaynaşmak üzere yaratmış. Bize düşen, içimizdeki dostluğu keşfetmek, işlemek ve geliştirmektir.
Hasret – Nesil Yayınları
Şair, Yazar, Akademisyen Prof. Dr. Mustafa Usta, son şiir kitabı Hasret ile ruhlara dokunmaya devam ediyor.
NEYLEYİM
Bahar yeli artık esmez oldular
Sevda seli kalpte akmaz oldular
Gözüm yaşım dinmez, çağlar oldular
Sensiz kalan ömrü artık neyleyim.
Sen gidince dünyam kederle doldu
Güz gülleri gibi bak benzim soldu
Olmaz denen her sey kaderim oldu
Sensiz kalan ömrü artik neyleyim.
Bu aşk bitti deme bana ne olur
Sevda yüklü bulutlarım kaybolur
Durup durup gözyaşlarım sel olur
Sensiz kalan ömrü artık neyleyim.
Bir Destandır Çanakkale
Çanakkale; altı asır üç kıtaya hükmeden şanlı Osmanlının son zaferi ve İstiklâl Harbimizin habercisi... "Yedi Düvel"in "hasta adam" dedikleri Osmanlıya son darbeyi vurmak isterken kazdıkları kuyuya düştükleri yer... İki yüz elli bini aşkın şehidin kanıyla sulanan vatan toprağı... Cenab-ı Hakkın (c.c.) inayetiyle, Hz Peygamberin (a.s.m.) ruhaniyetiyle hazır bulunduğu, Allah ve Peygamber aşkıyla gözünü kırpmadan, korkusuzca düşmana karşı koyan Mehmetçiğin tarih yazdığı bir destan Çanakkale... Aslında Çanakkale Zaferi için ne söylense az... Yıllar süren titiz araştırmaların sonucu olan bu eser, gerçek tarihin nasıl ve kimler tarafından yazıldığını ortaya koyuyor; tabiî ki ibret almasını bilenler için...
Düzceli Mehmet
Hiçbir kural tanımayan, sıradışı bir gencin nefes kesen öyküsü.
Hayalden, kurgudan uzak, tamamen yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesi.
Manevi hiçbir inancı ve kuralı kabul etmeden yaşarken, öğretmeninin sevgi ve şefkat dolu ilgisiyle dönüş yapan Düzceli Mehmet, bambaşka bir insan olur.
Geçirdiği bir trafik kazasından sonra hayatı büsbütün değişen Düzceli Mehmet'in ibret dolu hikâyesi, birbirinden ilginç olaylarla devam eder.
Düzceli Mehmet, defalarca okuyacağınız enfes bir kitap.
Şehzade Selim
Şehzade Selim diyor ki:
Bizi padişahlığa getirirken düşününüz. Devri saltanatımızda rahat yüzü göremeyeceksiniz. İttihadı İslam için İran'a, Turan'a, Arabistan'a seferler yapacağız. Sırasında şiddet göstereceğiz. Muharebe yollarında güçlüklerle karşılaşacaksınız. Çok iyi düşününüz: Zorlukları çekmeye razı iseniz bizi padişahlığa kabul ediniz. Yok, zevk içinde rahat bir ömür sürmek istiyorsanız, that için ağabeylerimizden birini tercih ediniz.
Elveda Buhara
Nihayet Celaleddin Harzemşah’ın idaresinde yeniden teşekkül, büyüme, gelişme, yayılma. Sonra tekrar ihtilaf, ihtiras, kin, haset. Ve bunların tabii neticesi: "Elveda Buhara." Sadece bir şehre değil, bir şehrin şahsında ümide, sevgiye, birliğe, dostluğa ve devlete gönderilen son veda selamı."Elveda Buhara."
Öğrencinin Başarı Kılavuzu
Eğitim ve öğretim faaliyetinin baş döndürücü bir hızla yarıştığı günümüzde en efsunlu kelime, "Başarı"dır.
Hayatlarının en değerli ve en verimli yıllarını eğitim ve öğretim yolunda feda eden gençler için "Başarmak" kadar güzel ve çekici ne olabilir?
Ancak, başarı ülkesine gidebilmek için bir yol göstericiye ihtiyaç var.
İşte "Öğrencinin Başarı Klavuzu" bu maksatla hazırlanmış bir yol göstericidir:
Kitapta öğrencilerin başarılı olabilmeleri için nasıl bir çalışma disiplini geliştirmeleri, hangi yolu izlemeleri ve hangi kurallara uymaları gerektiği sistematik bir üslupla işleniyor.
Kitabı okuyup, uyguladaığınızda başarmanın o kadar da zor olmadığını göreceksiniz.
Tarihimizden Yaşanmış Öyküler
Tarihimiz şanlı zaferlerle doludur. Biz tarihimizle övünürüz. Çünkü tarihimiz gerçekten övünülecek bir tarihtir. Bu kitapta, tarihin şanlı sayfalarından seçilmiş örnekler bulacaksınız. Tarihimizden yaşanmış öyküleri zevkle okuyacak ve gerçekten şeref dolu bir tarihe sahip olduğumuzu anlayacaksınız.
Tarih ibrettir. Tarih ölçüdür. Tarih yalnızca bilgi değil, geleceğin de aynasıdır. Tarihi iyi bilen, geleceğinden emin olur.
Buhara Yanıyor
Turgut Alp
Bu roman, Cengaver romanında ele alınan Osman Bey ve arkadaşlarının mücadelelerinin hemen bir sonraki dönemlerini yansıtır. Bilecik ve Yarhisar'ın fethi ve devlete doğru yürüyüşün ilk adımları, fetih döneminin başlaması romanın temel konusudur.
Ertuğrul Bey önderliğinde Söğüt'e yerleşen Kayı aşireti, Osman Bey lider olunca gazalarını sürdürmüş ve yaptıkları akınlarla fetih dönemine girmiştir. Kulacahisar'ın fethiyle başlayan süreç, Karacahisar, Bilecik, Yarhisar ve İnegöl'ün fetihleriyle devam etmiştir.
Bu dönem, Kayı aşiretinin Osmanlı Devletine dönüştüğü önemli bir dönemdir.
Bu tarihi olaylarla birlikte, Turgut Alp ile arkadaşlarının, şövalye Aramis ile mücadelesi, romanda baştan sona işlenen heyecanlı bir maceradır.
Endülüs’e Veda
Endülüs dönemini anlatan tek romandır. Endülüs’ün son devleti Gırnata’da yaşanan olaylar, taht kavgası, ihtişamlı köşkler ve saraylar inşa edilirken, savaşçılık ruhundan uzaklaşılması, ispanyol kraliçesine özenen Ayşe Emir, ispanyolların yaşam biçimini benimseyen Endülüslüler, tahtı ele geçirmek için düşmanla işbirliği yapan Sultanlar ve nihayet Gırnata’nın da elden gidişi can alıcı biçimde romanda yansıtılır.
Çaka Bey
Günü kavramak için dünü anlamak lazım... Dün, tarihtir. Ancak kuru bilgi yığınlarıyla tarihi anlamaya imkan yoktur. İşin sırrı ayrıntılarda saklıdır. İyi kavranması gereken gerçekler ayrıntılardadır. Tarihi ayrıntılarıyla kavrama arayışı bizi romana götürür: Gölgede kalmış değerleri sadece romanda buluruz. Çaka Bey’i romanlaştırmak da zaten böyle bir arayışın parçasıdır. İlk Türk Amirali olarak ünlenen Çaka Bey ile çevresinde bir devrin, hatta devirlerin tüm detaylarını bulabilirsiniz. Ayrıca Selçuklu’yu büyüten unsurlarla birlikte bitiren hastalıkları da keşfedeceğinizi sanıyoruz. Artık bunun ışığında yeni dünyayı kucaklayabilir, hatta geleceği idrak hususunda isabetli adımlar atabilirsiniz.
Merhaba Söğüt
Adı: Kayı Han Boyu... Kayı Han Boyu, Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’ya akan yüzlerce boydan sadece biri... Öylesine küçük ki, göç kollarının içinde yitip gitmiş gibi... Küçük, ama inançlı; dünya ötesi ebedi emelleri ve idealleri var. Dünya ötesi ebedi emelleri ve idealleri olduğu içindir ki, Anadolu topraklarında yeniden dirilişi sadece o gerçekleştirebiliyor.Vuslatın ilk durağı Söğüt... Vuruşa-barışa Söğüt’e gelip yerleşen Kayı Hanlılar, göçlerle örülen emellerini orada besleyip devletleştirecek, oradan Bizans’a uzanarak Peygamber müjdesine ulaşacaktır. Bu muhteşem bir oluşun hikayesidir. Hedefini iyi tespit etmiş ve kendisini hedefe kilitlemiş toplumların neler yapabileceğine Kayı Han Boyu’nun yaptıkları şahittir.
Malazgirt’te Bir Cuma Sabahı
Sultan Alparalan'ın Anadolu fethine giden Malazgirt zaferini efsaneleştiren roman...
Malazgirt Savaşı, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Bu itibarla alabildiğine önemli, alabildiğine manalıdır.
Gerçi tarihimizi taçlandıran büyük zafer hakkında çok şey yazılmıştır. Ancak yazılanların çoğu, savaşın sebepleriyle neticelerine dairdir. O şartları yaşayan insan ihmal edilmiştir.