Barbarın Kahkahası
Hiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokusunu değiştirebilir. Sema Kaygusuz yeni romanı Barbarın Kahkahası'yla bir motelde olup bitenlerle bir ülkeyi anlatıyor.
Tatil, dinlenme, tembellik zamanının beklenmedik ve pek nahoş bir şekilde kesintiye uğraması motel ahalisi arasında gerginliklere, bastırılmış kişisel hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasına, dillendirilememiş acıların ortalığa saçılmasına sebep olur. Tüm bu olan bitene bir ergenin sert, zalim ve el yordamıyla giden "erkek olma" uğraşları da eşlik eder.
Kaygusuz okurlarının iyi tanıyacağı kendine has üslubuyla ilerleyen roman, alttan alta sürdürdüğü polisiye roman gerilimini de final sahnesine kadar taşımayı başarıyor.
Cahil Hoca
Felsefenin elması Joseph Jacotot'nun başına düşmüştür: 1818'de sürgünde bir devrimci olan Jacotot Belçika'da Fransız edebiyatı okutmanı olarak yarı-zamanlı bir iş bulur. Tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde hocalık etmek zorundadır... İki dilli bir Fénelon baskısı koşar imdadına; "öğrencileri"nin kendi kendilerine Fransızca ve Telemak'ı öğrenmelerine kılavuzluk eder. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğini gösteren bu tuhaf deneyin sezdirdiği kaçınılmaz sonucu anlamakta hiç gecikmez Jacotot: Bilen ile bilmeyenin, öğreten ile öğrenenin, kol emekçisi ile zihin emekçisinin, kısacası zekâların eşitliği. Bu şaşırtıcı hikâyeyi ve Jacotot'nun felsefesini anlatan Jacques Rancière hem eğitim üzerine çok özgün bir düşünce sunuyor hem de zekâların eşitsizliğini ve bilgi hiyerarşisini bahane eden toplumsal eşitsizlik tasavvurlarına önemli eleştiriler getiriyor. "Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır," diyen Cahil Hoca, eğitimciler ve eğitim sistemi üzerine kafa yoranlar için olduğu kadar siyaset felsefesiyle ilgilenenler için de ufuk açıcı bir kitap.
1940 Cezayir doğumlu Fransız filozof. Paris 8 (St. Denis) Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermiş olan Rancière'in adı ilk kez Althusser'in iki ciltlik Lire le Capital (1965; Kapital'i Okumak) derlemesine yazdığı yazıyla öne çıktı. 1990'da yayımlanan Siyasalın Kıyısında ile birlikte, Batı geleneğinde "siyasal"ın kuruluşu üzerine odaklanmaya başladı ve Le Mésentente (1995, Uyuşmazlık, Aralık, 2005), La haine de la démocratie (2005, Demokrasi Nefreti, İletişim, 2014) ve Chronique des temps consensuels (2005, Mutabakat Dönemlerinin Vakayinamesi) gibi kitaplarında çok özgün ve ufuk açıcı bir siyaset düşüncesi geliştirdi. Estetik, tarih teorisi, edebiyat ve sinema hakkında yazdıklarıyla da yankı uyandırdı.
Küçük Filozoflar 16 – Sokrates Karanlıktan Çıkıyor
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocuklar için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Sokrates Karanlıktan Çıkıyor dizinin on altıncı kitabı.
“Yurttaş! Bu kitabı açtığın an, gevezelerle ihtiraslıların çenesini kapadığı adil bir devlete girmiş olacaksın. Kılavuzun Sokrates olacak! Onun öldüğünü mü sanıyorsun? Yanılıyorsun: Çeşitli kılıklarda çağlar arasında dolaşıyor. Bugün de yeniden doğmak üzere.”
Kadınlar Arasında
“Bu seçkinin teması kısaca ve kabaca, ‘kadınlar arasında aşk’ diye tanımlanabilir. Öte yandan her aşk hikâyesinin aslında kendinden başka şeylerin de hikâyesi olduğunun unutulmaması gerekir. Kadınlar arasında yaşanan adı konmuş konmamış, bir ad konulmasına gerek duyulan ya da duyulmayan gönül bağlarının, duygusal, tensel çekimlerin; kendini gerçekleştiremeyen arzuların ya da sonuçları göze alınıp yaşanan tutkuların; bir ilişkiye dönüşememiş ya da zamanla derin bir dostluk ve himayeden koyu bir çekişme ve rekabete kadar farklı biçimler altında varlığını sürdüren köklü yakınlıkların hikâyesi de olabilir...
Sessizliğin ve dilsizliğin her çeşidine itilen, hapsedilen kimlikler üzerindeki toplumsal tehditler, ancak birbirimizin hikâyelerini tanıdıkça, dokundukça, anladıkça ortadan kalkmaya başlar. Edebiyat, ‘öteki’ dediğinin hikâyesinde biraz da kendini bulmak demek değil midir?” Murathan Mungan Seçkide, Gaye Boralıoğlu, Birhan Keskin, Hakkı İnanç, Mine Söğüt, Figen Alkaç, Murat Yalçın, Barış Pirhasan, Birgül Oğuz, Erendiz Atasü, Hakan Günday, Fatih Özgüven, Barış Bıçakçı, Sine Ergün, Hatice Meryem, Fadime Uslu, Ayşegül Çelik, Karin Karakaşlı, Nermin Yıldırım, Attilâ Şenkon, Mehmet Bilâl, Neslihan Önderoğlu, Yalçın Tosun, Pelin Buzluk’un birer öyküsü yer alıyor.
Küçük Filozoflar 14 – Gaston Bachelardın Hülyası
Bir hikayeniz olmadan, ya da kafanıza takılan bir soru olmadan filozof olamazsınız. Gaston Bachelard için, sorular dönüp dolaşıp ateşe varıyor. Savaştan önce bunu hissetmişti, ama şimdi biliyor. Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikayelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Gaston Bachelard’ın Hülyası dizinin on dördüncü kitabı.
Küçük Filozoflar 13 – Epikürün Kahkahası
Sevgili anneciğim, merhaba! Sen Zeus’un bana garezi olduğuna inanıyorsun. Bana hep diyorsun ki Zeus hastalıklar yağdıracakmış; arkadaşlarımı öldürecek, beni parasız pulsuz bırakacak ve Olimpos’taki bütün tanrılara emir verecekmiş bana çile çektirsinler diye. Ama için rahat olsun! Benim mutlu bir hayat sürmeme asla engel olamayacak Zeus, çünkü bundan böyle ona inanmamaya karar verdim. Oğlun, Epikür- Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Epikür’ün Kahkahası dizinin on üçüncü kitabı.
Küçük Filozoflar 12 – Bendeniz Jean-Jacques Rousseau
"Küçük Filozoflar" dizisinin şanslı okuru, bu kitapta eşsiz ve olağanüstü bir serüvene atılacaksın: Bendeniz, Jean-Jacques Rousseau. Değeri anlaşılmamış bir müzisyen, gezgin bir filozof, dokuz köyden kovulmuş doğrucu bir yazarım. Kalbimi bütün çıplaklığıyla açacağım sana. Cesaretin varsa, haydi düş peşime!
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Bendeniz Jean Jacques Rousseau dizinin on ikinci kitabı.
Grapon Kağıtları
Ahlar Ağacı
Küçük Filozoflar 10- Martin Heideggerin Böceği
Küçük Filozoflar 9 – Albert Eınsteınin Işığı
1896'da genç Einstein Münih panayırında büyük bir barakayı elektrikle aydınlatma işine soyunur. Kız kardeşi Maya ve panayırın en güçlü adamı Niels Bohr'dan başka yardımcısı yoktur. Ancak işler beklediği gibi gitmez. Einstein ve yardımcıları evrenin yasalarını keşfe çıkarlar: Zamanda yolculuk mümkün mü? Rastlantı nedir?
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Albert Einstein'ın Işığı, Küçük Filozoflar dizisinin dokuzuncu kitabı.
Küçük Filozoflar 8 – Diyojen Köpek Adam
Kaçın, kaçın! Diyojen geliyor... Sizinle alay edecek, zenginliğinizi küçümseyecek, gurur duyduğunuz her şeyi hiçe sayacak! Kimse onunla başa çıkamaz; Büyük İskender bile kurtulamadı onun dilinden. Çünkü Diyojen tam bir köpek: Özgür, öfkeli, yenilmez; ama aynı zamanda İnsan'ın en iyi dostu.
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Diyojen: Köpek Adam, Küçük Filozoflar dizisinin sekizinci kitabı.
Küçük Filozoflar 6 – Leibniz Mümkün Dünyaların En İyisi
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Leibniz: Mümkün Dünyaların En İyisi, Küçük Filozoflar dizisinin altıncı kitabı.
İki temel sorusu var kitabın: Bundan daha iyi bir dünya olamaz mı?
Yaşadığımız dünya olabilecek dünyaların en iyisi mi gerçekten?
Hikayemizde, Alman filozof Wilhelm Leibniz ömrünün sonlarına doğru bir akşam, bütün evreni açıklamak için yazdığı satırlara artık son noktayı koyduğunu düşünüyordu. Ne var ki küçük dostu Théodore "kötülük" sorununu anlayamamıştı: İnsanlar bu kadar büyük suçları nasıl işleyebiliyordu?
Küçük Filozoflar 4 – Karl Marxın Hayaleti
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikayelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Karl Marx’ın Hayaleti, Küçük Filozoflar dizisinin dördüncü kitabı. Merhaba, ben Karl Marx... Ne mi yapıyorum bu çarşafın altında? Uzun hikayedir bu: Sınıf kavgasının hikayesi. Acıklı bir hikaye, ama hep birlikte sonunu tatlıya bağlamaya, bir mutlu son yazmaya çalışacağız. "Filozoflar şimdiye kadar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler, oysa önemli olan onu değiştirmektir," diye yazan Marx, yalnızca bir filozof değil, aynı zamanda bir eylem adamıydı. Ömrünü kapitalizmin insanı nasıl sömürdüğünü anlamaya ve açıklamaya, bu düzeni değiştirmeye adadı.
Küçük Filozoflar 2 – Descartes Amcanın Kötü Cini
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı mazanmalarını amaçlıyoruz. Descartes Amca’nın Kötü Cini, Küçük Filozoflar dizisinin ikinci kitabı.
Soğuk bir kış gecesi, bütün şehir uykuya dalmış, Descartes Amca’nın ise içine kurt düşmüş, gözüne uyku girmiyor:
İki kere iki yoksa dört etmiyor mu?
Acaba Kötü Cin beni kandırıyor mu?
Yoksa bu koca dünya bir rüya mı?
Küçük Filozoflar 1 – Profesör Kantın En Çılgın Günü
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikayelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı mazanmalarını amaçlıyoruz.
Profesör Kantın En Çılgın Günü, Küçük Filozoflar dizisinin ilk kitabı. Ne bilebilirim? Ne yapmalıyım? Ne ümit edebilirim?: Königsberg Üniversitesinin kılı kırk yaran profesörü İmmanuel Kant, bir yandan hayatının en çılgın gününü yaşarken, bir yandan da bu tür soruların cevabını arıyor.
Son Adım
Önce Kenarda’yı yayımlamıştık Ayhan Geçgin’den. Ardından Gençlik Düşü geldi. Kendine özgü dili ve dünyası ile dikkat çeken yazar, Son Adım ile bir kez daha okur karşısında. Ülkenin batısından doğusuna gidildikçe, görmek, duymak istemediklerimizle mesafe azaldıkça, olağan, sıradan yaşantıların birdenbire nasıl kesintiye uğrayacağı, hiçe sayılacağı, mahvolacağı hakkında sarsıcı bir tokat Son Adım. Türkiye toplumuna edebiyat içinden bir müdahale - dolaysız, sert ve tok sesli.
Soğuk Kazı
Soğuk Kazı'da "kazı", hem imgelerin kazıma yoluyla, belki de kazıya kazıya oluşturulduğunu, hem de gömülü bir şeylerin kazılıp çıkartıldığını ima ediyor sanki. Birhan Keskin'in yeni şiir kitabında "Flamingo" gibi kolaylıkla "Yeryüzü Halleri" şiirlerine dahil edilebilecek şiirler ile, "İstanbul", "Sulukule", "Tinerci" ve "Gazze" gibi somut şiirler bir arada...
Zamane
"Askeri darbenin ardından otorite figürlerine ve kurumlarına karşı tepkiler sindirilmişti, ama daha uzun vadede bunun yerini farklı ve çoklu dinamikler aldı. Artık siyasi ya da toplumsal bir kutuplaşma olduğunda, şaşırtıcı bir hızla karşıt bir kutup odağı oluşmakta. Bu bir bakıma yoğun bir dinamizmin de ifadesi, tabii beraberinde bir soruyla birlikte. Bu dinamikler bizi ileriye doğru mu taşıyor, yoksa kısırdöngüye kapılıp sürüklenmemize mi neden oluyor? Yönetilen ülkeden neredeyse bağımsız, kendi kendini ileriye taşıyan bir başka ülke de var gibi. Psikoterapide de zaman zaman mehteran yürüyüşüne benzer bir süreç yaşandığından benim için oldukça bildik. Askeri darbe olmasaydı neler yaşardık sorusunun cevabını ise hiçbir zaman bilemeyeceğiz."
Engin Geçtan geniş bir zaman aralığında, Türkiye'de yaşanan süreçlere uzmanlık alanı olan psikiyatri perspektifinden bakıyor, toplumun ve bireylerin değişmesine dair değerlendirmeler ve yorumlarda bulunuyor.
Otorite, öfke, sıkışmış kızgınlıklar, persona ve gölge, özerklik, kimlik sorunları, çocuk yalnızlığı gibi konularda söz alırken aynı zamanda klinik deneyimlerinden gözlemler de aktaran Geçtan'dan zamane hallerine yılların birikiminden bir bakış.
Lavinia
Vergilius’un Aeneas’ında, yiğit savaşçı Aeneas rakiplerini alt ederek Latium kralının kızı Lavinia’yla evlenir ve Roma İmparatorluğu’nun temellerini atar. Destanda Lavinia’nın ne belirgin bir rolü, ne de kendine ait bir sesi vardır. Ursula K. Le Guin işte bu ihmal edilmiş karakteri alıp ona hak ettiği sesi veriyor ve büyük şairin destanında anlatmadıklarını onun gözünden, onun dilinden anlatıyor. Lavinia savaşın doğasını ve erkek-egemen toplumu sorgulayan; insanı insan, toplumu toplum yapan değerleri irdeleyen; edebiyatın gücünü vurgulayarak kurguyla gerçeklik arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran yaratıcı bir roman: Büyük bir destanda küçük bir rolü olan güçlü bir kadının kendi destanı.
Susanlar
Bilge Karasu 50'lerin başından itibaren süreli yayınlarda öyküler, yazılar, kitap ve resim eleştirileri, hatta şiirler yayımlamıştır. Araştırmacı Serdar Soydan titiz bir arşiv taramasıyla dergi ve gazete sayfaları arasında kalmış bu işlerden derledi Susanlar'ı. Kitap, 1952-53 yıllarında Seçilmiş Hikâyeler dergisinde yayımlanmış ve daha sonraki eserlerinde ele alacağı pek çok izleğin, pek çok biçimsel denemenin ortaya çıkışını, gelişimini sergileyen sekiz öyküyü, Kedili Meryem öyküsünü, şiir denemelerini, Karasu'nun edebiyata bakış tarzını dile getirdiği "Yazar-Okurun Defteri" metinlerini, kendisiyle yapılmış söyleşileri ve Enis Batur'un bu kitap için kaleme aldığı sonsözü içeriyor. Bilge Karasu külliyatına eklediğimiz bu derleme, yazarın kurmaca dünyasına girmek, düşüncelerini ve bakış açısını kavramak açısından pek çok ipucu taşıyor bugünün okurları için.
At Çalmaya Gidiyoruz
"İnsanlar onlara bir şeyler anlatmanızdan hoşlanıyorlar, mütevazı ve güven veren bir ses tonuyla yeterince şey anlatırsanız sizi tanıdıklarını sanıyorlar, ama aslında tanımıyorlar, sizin hakkınızda bir şeyler öğreniyorlar sadece, çünkü öğrendikleri şeyler olgular, -duygular değil; herhangi bir şey hakkında ne düşündüğünüzü, başınıza gelenlerin ve verdiğiniz kararların sizi nasıl siz yaptığını bilmiyorlar. Onların yaptıkları şey kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinle çok az ilgisi olan yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz." Trond 67 yaşında kenti arkasında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Taşra hayatı güzeldir ama daha on beş yaşındayken hayatını alt üst eden olaylar tesadüf eseri yeniden zihnine hücum eder. Artık sandıktaki sırların bir bir ortaya dökülme vakti gelmiştir. At Çalmaya Gidiyoruz, çok güzel ve etkileyici bir roman. Çevrildiği bütün dillerde de çok beğenildi ve iyi eleştiriler aldı. 2007’de New York Times gazetesinin yayımladığı "yılın en iyi beş edebiyat yapıtı" listesindeydi.
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif’in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
Sesler
Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yazılı söze tam bir düşmanlık karşısında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat, hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir işgal... Ama onları yok etmenin tek yolu bilgilerini yok etmektir ve bilgiyi koruyanlar vardır. Ursula K. Le Guin’in devamlı okuyucuları daha önce yayımladığımız Marifetler’de tanıştıkları karakterleri de fark edecekler Sesler’de. Sırada ise Güçler var.
Büyümenin Türkçe Tarihi
Bazen okuduğunuz bir öykü sizi birkaç yaş birden büyütür. Çoğu kez edebiyat, hayattan daha çabuk büyütür. Yaşama ilişkin birçok şeyi, kendi deneyimlemenize gerek kalmadan edebiyat yoluyla öğrenebilirsiniz. ... Edebiyat bizi yalnızca dış dünyaya ve hayata ilişkin bilgilerle değil, aynı zamanda kendi içimizle, kendi duygularımızla da tanıştırır. Edebiyat aynı zamanda bir büyüme sanatıdır; bizi, biz yapar. İleriki yıllarda da her yaşın büyümelerini, algılamalarını, kavramalarını, edebiyat üzerinden izlemeyi, kavramayı sürdürürüz.
Büyümenin Türkçe Tarihi, bu düşüncelerden yola çıkarak Türkçe hikâyenin on iki klasiği ile, kitabın konukları olan on iki yazarın onlar üzerine yazdıkları denemeleri bir araya getiriyor. Kendilerini büyüten hikâyeleri, bu hikâyelerle kurdukları kendi büyüme ve kavrama serüvenlerini anlatıyorlar.
-- Murathan Mungan
Pulbiber Mahallesi
Şair Didem Madak son kitabı Pulbiber Mahallesi Metis’ten çıkıyor. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanan, Grapon Kâğıtları (İnkılap, 2000) ve Ah'lar Ağacı (Everest, 2002) isimli iki kitabı bulunan Madak, kendine özgü sesi, şiire yaklaşımı ve hayata bakışı ile dikkat çeken bir şair.
Ezeli Mağlup
Burukluk, Tarih ve Ütopya, Çürümenin Kitabı. Cioran’dan yayımladığımız bu üç kitap da Türkçede okurlardan hatırı sayılır bir ilgi gördü, hatta belli bir müdavim kuşağı yarattı. Ezeli Mağlup, Cioran’la yapılmış söyleşileri bir araya getiriyor. Romanya’da, Karpat Dağları’ndaki çocukluğunu, aile hayatını, etkilendiği ve beslendiği kaynakları, Paris’e gidişi ve yakın çevresiyle ilişkilerinin hikâyesini, Fransızca yazma, dil ve düşünce, din ve mistisizm, insanlık tarihi üzerine hınzır tespitlerini buluyoruz bu söyleşilerde. Her Cioran okurunun er ya da geç aklına düşen şu soru "diğer konuşanlardan, yorumlayanlardan, vaaz verenlerden bunca şikâyetçiyseniz ve bütün bunlara hiçbir inanç ve güven duymuyorsanız, siz kendiniz niye yazıyorsunuz?" sorusu da yer alıyor söyleşilerde. Hak veriyor Cioran, ezeli bir mağlubiyet gibi görüyor yaşamını. Diğer yandan, "intihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum," diyen bir düşünürün, kimi zaman çağımızın en koyu kötümseri olarak algılanan, kimi zaman insana Diogenes’i hatırlatan bir şekilde "gölge etmeyin" diyen, sürekli terk etmeyi, bırakmayı telkin eden bu yaşlı adamın, nasıl kendine özgü bir yaşam sevincine ve neşeye sahip olduğunu, nasıl Balkanlar’a vergi bir kadercilikle varoluşu "olduğu gibi" kabullendiğini de görüyoruz.
Yüzüklerin Efendisi 1 Yüzük Kardeşliği
'Yüzüklerin Efendisi' son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakârlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.
Eksik Şiir
Sezen Aksu'nun 1975-2006 arasında yazdığı dört yüzün üzerinde şarkı sözünden seçtiğimiz 197'si yer alıyor kitapta. Bazılarını çok iyi hatırlayacaksınız.Kendi kendinize mırıldandığınız, hiçbir zaman unutamadığınız şarkılar... Ama muhtemelen bilmediklerinizle, duymadıklarınızla da karşılaşacaksınız.
Türkiye'de art arda 3-4 kuşağın hatıralarında yer etmiş Sezen şarkılarını böyle bir kitap bütünlüğü içinde, bu kez "okunacak" bir şey olarak sunarken, sanatçının şarkı sözlerinin taşıdığı şiirselliği okurla paylaşmak, kendi müziklerine kavuşmazdan önce, kâğıt üstüne ilk geldikleri halleriyle okutmak istedik.
Eksik Şiir, aşk ve sevgi, tutkularımız, vazgeçişlerimiz ve hep yeniden umutlanışımız üzerine bir kitap. İnsan olmakla ne kadar kırılgan olduğumuzu, ama her şeye rağmen yaralarımızı sarıp ayakta durabilecek güce sahip olduğumuzu kanıtlıyor.
Yol – Metis Yayınları
Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana
Al bu taşlar senin olsun... O halde ve bundan böyle
Bütün davullar vursun, telleri topsun sazların
boşluğa bağırsınlar, birlikte;
Kan kusacağız.
Kan kusacağız.
Madem dünya bunca zalim
Madem yakışmıyor kalbimize.
Bütün davullar gümlesin
Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı
Boşluğa böğüreni
Vursunnn.
Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan
Dünya görsün.
Mülksüzler
"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir.
Devrim'i satın alamazsınız.
Devrim'i yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir."
Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.
"Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.
"Odoculuk anarşizmdir.
Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle.
Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım)
Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır."
Benlik
Ba
Birhan Keskin'in yeni kitabı Ba, 2003-2005 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşuyor.
Şairin 1991-2002 yılları arasında yayımlanan Delilirikler, Bakarsın Üzgün Dönerim, Cinayet Kışı + İki Mektup, Yirmi Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu ve Yeryüzü Halleri adlı beş kitabını tek cilt içinde bir araya getiren Kim Bağışlayacak Beni ile aynı anda yayımlandı.
Kim Bağışlayacak Beni
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan.Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak.
Sonra ışık hızıyla evet ışık hızıyla camın karnından içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
Geç Gelen Ağıtlar
Gürültünün arkasından yavaşça süzüldün Bazısı gürdü
ışıklarının, bazısı süzgün Uzakta bekleyen karanlığa
doğru yürüdün Gülümsemen üzgün gibiydi, biraz küskün
Biliyorum, artık doğmayacak öyle bir gün Yapraklar
dingin, dallarda sürgün Ben alacakaranlığa kalkarken
üzüntülüydün O sabah en uzak yerindeydi gün
Sonra solgun renkleriyle geldi hüzün Hızla geçip
yanımdan yitiyordu yüzün.
Öteki Rüzgar – Yerdeniz Üçlemesi 5
"Yerdeniz’e yeniden gidip onu hala hatırladığım haliyle bulmak, ama değiştiğini ve değişmekte olduğunu görmek beni çok memnun etti. " Ursula K. LeGuin Yerdeniz’in son kitabı Tehanu’nun yazılışından on yıl sonra tanıdık topraklara dönüyor Ursula LeGuin. Kaldığı yerden devam ediyor hikayesine ama bir yandan da başından başlıyor.
Öteki Rüzgar’da yepyeni karakterlerle tanışırken bildiğimiz karakterlerin de bilmediğimiz yönlerini öğreniyoruz. LeGuin’in aşinayı yabancı, olağanı olağanüstü kılan yazarlık gücü sayesinde büyü üzerine, sonsuzluk üzerine, sonra daha basit şeyler, mesela yaşam ve ölüm üzerine uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Tolkien’ın açtığı dönemin en yetenekli fantazi yazarı sayılan LeGuin bu romanıyla 2002 ‘de "Dünya En iyi Fantazi Roman Ödülü"nü kazandı.