Orıon Ciltli
Ya savaşları, açlığı, isyanları ve cinayetleri durdurmanın bir yolu olsaydı? Düşünsene, ya insan ırkını
tüketen insanın kendisi değil de yaşadığı gezegense?
Bir, iki, üç...
Korku salmayı biz seçmedik. Hatırla unutulduğumuzu.
Doğrusu çirkin, simsiyah, gaddar vücutlarımızdan
korkman da bizim suçumuz değil.
Söylesene, hanginiz bizi buraya hapsetti?
Yoksa sesimizi duymamak mı seni bu denli ürküten?
Karşımızda ellerin titreyecek, gözlerin yağmurla dolacak gibi oluyor.
Dört, beş, altı... Kaç bizden, koş!
Acıyla büktüğün dudaklarını görmemize izin verme.
Önünde çarşaf gibi serilmiş o denize git.
Deniz senin evin olacak.
Gir içine, okşasın ipek saçlarını.
Nefessiz kal; yutsun sular sırlarını.
Tek görebildiğin karanlık.
Soruyorum sana:
Kayan yıldızlarla dolu bir karanlıkta gökyüzünde
yaşamayı sürdürebilir misin?
Denizinde boğulmak için yaratılmışsan sulara karşı koymaya değer mi?
Yedi, sekiz, dokuz...
Birilerini unutacaksın; ne kadar koşarsan koş kaçamazsın.
Işıkları yaktığında karanlığın yok olacağını varsayamazsın.
Gezegenini korumak mı istiyorsun?
Sen kurtulamayacaksın.
On.
Zamanın doldu.
Ne yap et, sakın unutulma.
Yoksa bana kavuşacaksın.
Üstesinden Gelemediğimiz Şeyler
Çarpık Yalanlar Twisted Serisi 4. Kitap
Çarpıcı, ölümcül fakat bunu saklayacak kadar akıllı bir adam olan CHRISTIAN HARPER, aslında mükemmel takım elbiselerle centilmen suretine bürünen bir canavardı.
Hayatında ahlaka ve aşka yer yoktu. Ancak alt katında yaşayan kadına karşı hissettiği tuhaf çekimi inkâr edemiyordu.
O, en karanlık arzularının odağıydı. Çözemediği tek bilmeceydi. Ve Stella’ya yaklaşma fırsatı doğduğunda, Christian ona reddedemeyeceği bir teklif yaparak kendi kurallarını çiğnemek zorunda kalmıştı.
Her canavarın bir zayıflığı vardı. Christian’ınki ise oydu.
Çarpık Nefret Twisted Serisi 3. Kitap
Başarılı bir doktor olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen çekici ve kibirli JOSH CHEN, baştan çıkaramayacağı hiçbir kadınla tanışmamıştı…
Ta ki Jules Ambrose’la karşılaşana kadar.
Güzel kızıl, tanıştıkları andan itibaren başının belası olmuştu fakat aynı zamanda da hiçbir kadının yapamadığı kadar zihnini işgal ediyordu.
Aralarındaki düşmanlık unutulmaz bir geceye dönüştüğünde, Josh onu sisteminden sonsuza dek atabilmek için bir çözüm önerisi sundu:
Basit kuralları olan, fiziksel çıkara dayalı bir anlaşma.
Kıskançlık yok.
Bağlanmak yok.
Ve kesinlikle âşık olmak yok.
Partileri seven, dışadönük ve hırslı JULES AMBROSE’UN tek bir hedefi vardı:
Baro sınavını geçip avukat olarak çalışmaya başlamak.
Çarpık Oyunlar Twisted Serisi 2. Kitap
Zorluklara dayanıklı, huysuz ve kibirli koruma Rhys Larsen’ın iki kuralı vardı:
1) Müşterilerini ne pahasına olursa olsun korumak.
2) Duygusal bağ kurmamak. Hiçbir zaman.
Bu kuralları çiğnemeyi asla düşünmemişti… ta ki o kadın hayatına girene kadar.
Bridget von Ascheberg. Ona tamamen uyan inatçı bir karaktere ve Rhys’in bildiği tüm kuralları küle çeviren gizli bir ateşe sahipti. Hiç de onun beklediği gibi biri değildi. İhtiyacı olduğunu asla bilmediği her şeydi.
Bridget her geçen gün onun savunmasını daha fazla yıkmaya başlamıştı.
Rhys, artık inkâr edemeyeceği bir gerçekle yüzleşene kadar... Bridget’ı korumaya yemin etmişti ancak tek istediği onu mahvetmekti. Onu elde etmekti.
Çünkü kadın, ona aitti.
Onun prensesiydi.
Onun yasak meyvesiydi.
Onun her ahlaksız fantezisiydi.
Görkemli, iradeli ve görevine zincirlerle bağlı Prenses Bridget, dilediği gibi yaşama ve âşık olma özgürlüğünün hayalini kuruyordu.
Ne yazık ki abisi bir anda tahttan çekildiğinde, sevgisiz ama politik olarak uygun bir evliliğin olasılığıyla ve hiç istemediği bir tahtla karşı karşıya kalmıştı.
Yeni rolünün çetrefilli ve ihanetlerle dolu yolunda ilerlerken, asla sahip olamayacağı bir adama karşı duyduğu arzuyu da gizlemesi gerekiyordu.
Korumasına.
Onun koruyucusuna.
Onun nihai çöküşüne.
Beklenmedik ve yasak…
Onlarınki bir krallığı yok edebilecek, her ikisini de mahvedebilecek bir aşktı.
Çarpık Aşk
ALEX VOLKOV bir meleğin yüzüyle kutsanmış ve kaçamayacağı geçmişiyle lanetlenmiş bir şeytandı.
Peşini bırakmayan bir trajedinin şekillendirdiği hayatında, başarı ve intikam için yaptığı acımasızlıklar yüzünden gönül meselelerine çok az yer kalmıştı.
Fakat en yakın arkadaşının kız kardeşiyle ilgilenmek zorunda kaldığında, göğsünde bir şeyler hissetmeye başladı:
Bir çatlak.
Bir sıcaklık.
Dünyasını yok edebilecek bir yangın.
Atlas Altılısı
SIRLAR.
İHANET.
BAŞTAN ÇIKARMA.
GÜÇ.
İSKENDERİYE CEMİYETİ’NE HOŞ GELDİNİZ.
Her on yılda bir, dünyanın önde gelen topluluklarından biri olan İskenderiye Cemiyeti’ne katılmak için altı yetenekli büyücü seçilir. Seçilen büyücüler, en çılgın hayallerinin bile ötesinde bir güce ve prestijli bir hayata sahip olacaktır.
Ama ne pahasına?
Seçilen her büyücünün, cemiyetin sırlarla dolu davetini kabul etmek için kendine göre bir sebebi vardır. Bu, en tehlikeli düşmanlarına yaklaşmak ya da güvendikleri müttefiklerin ihanetiyle yüzleşmek anlamına gelse bile, İskenderiye saflarına katılmak için bir yıl boyunca ölümüne bir mücadeleye atılacakladır.
Bu, hepsinin yıl sonunda hayatta kalamayacakları anlamına gelse bile.
Sana Bağımlı
Orion
Denizler dalgalanacak, akıp gidecek önümüzden. Gökyüzü başımızın üzerinden dökülüyor gibi olacak, Yüzümüze düşen yıldızları sayacağız. Ya da belki bizi bekleyen günler, Yıldızlarımızın gölgelerin arasında yitip gideceği kadar karanlık, O gölgeleri dostumuz bileceğimiz kadar çaresiz olacak. İnsanlık siyaha alışkın sevgilim, Bu zihinler, bu kalpler… Dünyalılar ışık görmemeye alışık.
Hırsızların Dansı
MİRAS DÜNYASININ KRALLIKLARINDA GEÇEN NEFES KESİCİ YENİ BİR MACERA!
Krallıklardan ilki olduğunu iddia eden dişli, kanun kaçağı bir aile.
Birdenbire büyük bir güç elde eden, kaderinde liderlik olan bir oğul.
Kraliçenin özel muhafızları Rahtan şövalyelerinden üç güçlü genç kadın.
Göreve önderlik eden ve kendini kanıtlamaya kararlı, efsanevi bir hırsız.
Bütün kıtayı tehdit eden karanlık bir sır…
Kanun kaçağı lider bu ünlü hırsızla tanışınca aralarında hilelerle dolu bir kedi fare oyunu başlar. Bu oyun beraberinde yalnızca hayatlarını değil, aynı zamanda kalplerini de tehdit eden bir savaş getirir.
“Merkezinde atan cesur bir kalp, muhteşem fantastik bir hikâye. Mary E. Pearson korkusuz bir yazar, bu kitabı bitirdikten sonra nefesim kesildi.”
-New York Times çoksatan Caraval, Legendary ve Finale serisinin yazarı Stephanie Garber
Mürekkepsiz Günlükler
Rüzgarı Dizginleyen Çocuk – Martı Yayınları
Denersem yapabilirim, düşüncesiyle yola çıktığımda henüz 14 yaşındaydım. Yaşadığımız bölgedeki kıtlık artık dayanılmaz olmuştu ve etrafımdaki insanlar teker teker ölüyordu. Buna bir son vermeli, en azından denemeliydim. Çevremdeki insanların, hatta ailemin bile bana deli gözüyle bakmasını hiç umursamadan sadece amacıma odaklandım. Ve başardım da!
Kırık Kanatlar
Üstadın Sesi
İnsanoğlu İsa
Vadinin Perileri
Yanan Denizin Dansı
Hırsızlar Krallığı, Aadilor diyarındaki hem büyü hem de zevkle dolup taşan saklı bir yerdi. Yemin ve kanla bağlı üç ölümcül büyücüden oluşan Mousai, güçlerini bu krallığın hazinelerini korumak için kullanıyordu. Niya Bassette, Mousai’a dansıyla güç getiriyordu. Ne var ki, baştan çıkarıcı hareketlerinin ardında ağır bir sır taşıyordu. Kötü şöhretli korsan lordu Alōs Ezra ise yıllardır bu sırrı ona karşı kullanmaktaydı. Kaçakçılık suçundan Hırsızlar Krallığı’ndan sürgün edilen korsan, Niya’yı rehin alma planıyla yeniden ortaya çıkmıştı. Bu sırrı kullanarak Hırsız Kral tarafından bağışlanmayı hedefliyordu. Niya sırrını korumak ve özgürlüğünü garanti altına almak için korsan lorduyla kendi anlaşmasını yaptı. Fakat bunu yaparken bir şekilde adamın gemisine bağlanmıştı. Şimdi ölümcül sularla, kana susamış bir mürettebatla ve ona ihanet eden kalbiyle mücadele etmek zorundaydı. Alōs’la aralarındaki çekim, çok geçmeden bu hassas ateşkesi tehdit etmeye başladı ve açık denizlerde çalkantılı bir yolculuğa sebep oldu. Krallığından çok uzakta olan Niya, gerçekten de tehlikeli bir dansın içindeydi. Karanlık eylemlerin asil kalpleri gizlediği ve en çekici dansların çoğu zaman karşı tarafı yaktığı Aadilor dünyasına hoş geldiniz. Baştan çıkarıcı bir dansa ne dersiniz?
Yıkımın Dokunuşu
“BENİM İÇİN SAVAŞMAYACAĞINI MI SÖYLÜYORSUN?” HADES İÇ GEÇİRİP PARMAĞINI TANRIÇANIN YANAĞINDA GEZDİRDİ.
“SEVGİLİM, SENİN İÇİN BU DÜNYAYI YAKARDIM.”
Hades’le ilişkisi ortaya çıktıktan hemen sonra peşlerini bırakmayan medya fırtınası, Persephone’nin normal olan hayatını altüst etmeye başlamıştı. Üstelik Bahar Tanrıçası kimliği de ifşa olma tehdidi altındaydı.
Ölüler Tanrısı Hades’in ise omuzlarında geçmişin korkunç bir yükü vardı ve herkes Persephone’yi ondan uzaklaştırmak için bu geçmişi ortaya sermeye çok hevesliydi.
Dehşet veren bir trajedi Persephone’nin kalbini paramparça ettiğinde ve yardım için Hades’e gitmesine rağmen Ölüler Tanrısı onu reddettiğinde, işler daha da kötüye gidecekti. Çaresiz kalan Persephone ipleri kendi eline alıp ciddi sonuçları olan pazarlıklara girişmek üzereydi.
Hem Hades’in hiç bilmediği bir yanıyla hem de ezici bir kayıpla yüzleşen Persephone, gerçekten Hades’in kraliçesi olup olamayacağını merak etmeye başlamıştı.