Ermişin Bahçesi
Bir Çöküşün Öyküsü – İndigo Kitap
Kızıl
Tıp öğrenimi için büyük umutlarla Viyana’ya yerleşen genç öğrenci Bertold Berger, çok geçmeden hayal kırıklığına uğrar; yabancı şehrin karmaşasına uyum sağlamakta son derece zorlanmaktadır. Hayatı boyunca çekingenlikten mustarip olan genç adam, kendisini bir kez daha çocuksu bir acizliğin ortasında bulur. Üstelik ilk defa ailesinden uzakta, yapayalnızdır. Bütün umudunu yitiren öğrenci, neredeyse her şeyden vazgeçtiği sırada kızıl hastalığına yakalanan bir genç kızla tanışır. Bu süreçte yaşam amacını yeniden keşfederek yeni hislere tanıklık eden Bertold, kızın iyileşmesine yardım ederken kendi yaralarına çare bulabilecek midir?
Stefan Zweig 1908 yılında yayımlanan bu erken dönem eseri Kızıl’da, yarattığı karakterin gizli arzularını ustalıkla işlerken, kimseye aldırış etmeyen büyük ve yabancı kentin acımasızlığını gözler önüne seriyor.
Altıncı Koğuş – İndigo Kitap
Buraya kimi kapattıysak burada o bulunur, kimi kapatmadıysak o da serbest gezer; hepsi bu. Benim doktor olup, sizin akıl hastası olmanızın ahlakla ya da mantıkla bir ilgisi yok, sadece basit bir tesadüf.
Bir kasaba hastanesinde göreve başlayan Doktor Andrey Yefimıç, ilk zamanlarda hastanedeki koşulların düzeltilemeyecek kadar umutsuz olduğunu görüp, var olan koşulların da verdiği memnuniyetsizlikle hastaneye her gün gitmemeye karar verir. Bir gün akıl hastalarının yattığı Altıncı Koğuş’a ziyaretinde, oradaki hastalardan biri olan İvan Dimitriç’in hayata dair derinlikli konuşmaları doktorun ilgisini çeker. Bu sebeple hastaneye daha çok gidip gelmeye, Dimitriç’le sık sık sohbet etmeye başlayan Doktor Yefimıç için bu ziyaretler, kendisini dönüşü olmayan, beklenmedik gelişmelerin içinde bulmasına sebep olacaktır.
Rusya’da ilk kez 1892 yılında yayımlandığında büyük ses getiren Altıncı Koğuş’un alt metninde, ülkedeki aydınların, halkın sorunlarına ışık tutmakta yetersiz kaldığının eleştirisi yer almaktadır.
Zaman Makinesi
Victoria döneminde yaşayan bir bilimci icat ettiği zaman makinesine biner ve kendini bir anda 802.701 yılında bulur. Başlangıçta dünyanın bütün dertlerinin sona erdiğini, cefanın yerini güzelliğe, refaha ve barışa bıraktığını zannetse de yanıldığını anlaması çok uzun sürmez. Zaman yolcusu önce Eloi adı verilen insan türüyle tanışır. Ancak soyları kadim zamanların yüce kültürüne dayanan bu güzellik abidelerinin, aslında ne kadar güçsüz olduğunu ve karanlığa karşı nasıl da çocukça bir korku duyduğunu çok geçmeden keşfeder. Eloiler korkmakta haklıdırlar, çünkü yerin altında bambaşka bir insan türü; tekinsiz Morloklar pusuya yatmış beklemektedirler. Bu sırada makinesini kaybeden zaman yolcusunun da yapması gereken tek şey, Morlokların o uğursuz yeraltı tünellerine inerek makineyi onlardan geri almaktır.
Zaman Makinesi zamanda yolculuğun ilk ve en etkili tasvirlerinden biridir. İlk kez 1895’te yayımlanan bu şaheser, Wells’in ustalıklı hikâye anlatma yeteneği ve çarpıcı kavrayışı sayesinde okuyucuları nesiller boyu etkilemeye devam ediyor.
Genç Bir Doktorun Anıları
Dorian Gray’in Portresi
İrade Terbiyesi – İndigo Kitap
İnsanlığa faydalı olacak işler acele ve koşuşturma ile değil, temkinli ve sakin bir çalışmayla vücuda getirilmiştir.
Bir insan çok iyi eğitim almış, çeşitli bilgi ve becerilerle donatılmış olabilir. Peki, bütün bunlar verimli ve sistemli bir çalışma olmaksızın ne işe yarar? Şehvet, bencillik ve tembellik gibi güçlü duygu ve dürtülerin kontrolünde, kendini eğlencenin tatlı kollarına bırakan bir genç için gelecek nasıl bir hal alır? Fransız Profesör Jules Payot, dünyada pek çok dile çevrilmiş bu klasik eserinde, tembellik ve isteksizlikten kurtularak içgüdülerin ehlileştirilmesinin ve iradenin eğitilmesinin önemini anlatıyor. Bu sayede yapabileceklerimizin sınırlarını genişletmek için atılması gereken adımları gösteriyor.
Cemil Meriç'in de disiplinli çalışma hayatını borçlu olduğu bu eser 19. yüzyılda kaleme alındı. Kişisel gelişim türünün ilk örneklerinden biri olan İrade Terbiyesi, gücünü ve güncelliğini ilk günkü gibi koruyor…
Renkler Şehri Şahane Şehirler Büyüklere Boyama
Rengarenk kalemlerinizi şimdiden hazırlayın.
Renkler Sokağı'ndan sonra, şimdi de şehirler renklenmeye başlıyor. Renk renk hacimle dolmak için sizin ziyaret etmenizi bekliyor bu şahane şehirler…
Şehirlerinizi renklendirirken hem stresinizi atabilir hem de biraz olsun gün içinde yaşadığınız sorunlardan uzaklaşabilirsiniz. Bu arada iç dünyanızın zenginliğini de keşfedebilirsiniz ki hayal gücünüzün sınırlarına siz bile şaşırabilirsiniz.
Belki de bir şiir dinletisi ya da hoş bir müzik eşliğinde kendinizle kalmanızı sağlayacak olan Renkler Şehrinde keyifli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?
Renkler Ülkesi Hayvanlar Doğa Büyüklere Boyama
Yetişkinler için hazırlanan bu karmaşık ve ayrıntılı hazırlanmış modeller ve tasarımlar, sizleri hem stresten uzak tutacak hem de zihinsel olarak rahatlamanızı sağlayacak.
1- Pastel ve renkli kalemlerinizi özgür bırakın.
2- Telefonunuzu, tabletinizi, bilgisayarınızı kapatın.
3- İşinizi, kredi notunuzu, itibarınızı, amaçlarınızı, emeklilik birikimlerinizi düşünmeyi bırakın.
4- Kendinize renklerin birer yaşam belirtisi olduğunu hatırlatın. Asıl önemli olan bu.
5- Kitapta en sevdiğiniz sayfayı bulun. Bu sizin için başlangıç olsun. Boyamaya başlayın.
6- Böylece tüm endişelerinizden uzaklaşıp, özgürce düş kurabileceğiniz, heyecanlı, meraklı ve keyifli, olacağınızı fark edin. Derin nefes alın ve eğlencenin tadını çıkarın.
7- Tatmin olduğunuzda ya da sıkıldığınızda bırakın.
Güneşe Koşmak
İnşirah
GÖĞSÜNÜN DARALDIĞINI BİLİYORUZ
HİCR/97
Pablo Picasso’nun tablosuna hurdacılar çarşısında kaç para verirlerdi?
Uzaya roket gönderme teknolojisinin yazılımlarını, mahalledeki kasaba uzatsan acaba seni ne diyerek dükkândan kovardı? İnsan olarak senin de değerinin bilindiği ve bilinmediği yerler var. Değerinden anlayan, sana anlayış gösteren insanlar var. Ancak şunu unutma, değerini bilen insanları bulup onlarla yakınlık kursan da o insanlar senin ve benim gibi aciz insanlar. Yani değerini bilseler de devamlı
değer vermeye kudretleri yok. Ölümü öldüremezler. Seni sırat köprüsünden geçiremezler. Ebedi bir hayatı vaat edemezler.
O halde kıymetini bilecek olan kimsenin, kudreti de olmalı. Kıymet verenlerin kıyamet ile dümdüz olduğu bir gelecekte, yok olmayan ve ebedi âlemleri yaratmaya muktedir olan bir Allah var.
Senin değerin O’nun yanında.
İkigai Japonların Mutlu Yaşamı
Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı
Uluslararası çoksatan bir rehber olan Ikigai’yle her gününüz bir anlam kazansın.
Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır.
İlham verici ve rahatlatıcı bu kitap sizlere kendi ikigainizi keşfetmeniz için gerekli tüm bilgileri veriyor.
Aceleci davranmamanızı, hayat gayenizi keşfetmenizi, ilişkilerinizi canlandırmanızı ve kendinizi tutkularınıza adamanızı sağlıyor.
Öyle ya, kim her gününü mutlu yaşamak istemez ki?
İkigai Uygulama Rehberi
Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrını Hayata Geçirin
Hayat Amacınızı Keşfetmenin 35 Yolu
Geçmişten ders çıkarın, mevcut anda yaşadığınızı hissedin ve geleceğinizi kökten değiştirin.
İlk kitaplarında Japonlara özgü ikigai felsefesini en temele inerek inceleyen Héctor García ve Francesc Miralles, okuyucuların hayattaki amaçlarını tüm yönleriyle nasıl keşfedeceklerini iki yıllık bir uğraşın sonucunda detaylı bir biçimde anlatıyor.
İçinizdeki ikigai sonsuza kadar sahip olacağınız ve hayatınızın her evresine göre dönüşecek olan değişmez bir özelliktir. Tutkuların peşinden gitmek ve bu tutkuları başkalarıyla paylaşarak çoğaltmak, kişinin kendi için belirlediği hedeflerin en güzelidir.
Hayat amacınızı keşfetmeniz için esas olan ikigai felsefesini, yaşamınızın merkezine nasıl koyacağınızı otuz beş farklı aşamayla ele alan bu kitap, geçmişi, bugünü ve geleceği bir araya getirerek kendinizi tanımamızı sağlayacak. Enso çemberinden koan bilmecelerine, haiku sanatından zen ve okçuluğa kadar birbirinden ilginç tekniklerle tanışacak, bunları günlük yaşamınıza nasıl aktaracağınızı öğreneceksiniz.
Şimdi derin bir nefes alın ve ruhunuzun kapılarını açın. Yolculuk başlamak üzere...
Var Bir Hayalimiz
Var Bir Hayalimiz Uğur Gökbulut – Talha Bora Öge
“Solumu sevdiklerime, yolumu ise Allah’a bıraktım.”
Nice güçlü kadınlar tanıdım. Başkalarının darmadağın olduğu fırtınalarda yılmayan, yıkılmayan kadınlar. Evet, kalın duvarları vardı ama yumuşacıktı yürekleri. Evet, yorgunlardı fazlasıyla ama yine de ışık saçardı gözleri. Kendini ezdirmeyen, sevdiklerinin üzerine titreyen, güvensizlik yaşasalar da insanlıklarından asla vazgeçmeyenlerdi onlar: hak yemeyen ve hakkını yedirmeyen kadınlar. Kaldıkları yerleri cennete çeviren ama kıymetleri bilinmeyen, sevdikleri kadar sevilmeyen ve kapattıkları kapıya asla geri dönmeyen kadınlar. Neyi eksik yaşadıysanız, eminim ki fazlasıydı hakkınız. Dilerim tez zamanda kabul olur dualarınız…
Artık Kimsenin Hiç Kimsesi Olmayacağım
Ben suskun değilim,
Sevdiklerim bana sağır!
Sessizce yaşayan kadınlar var...
Kendinden başka hiç kimseye zararı olmayan, hüzünlerini gülümsemelerinin arkasında saklayan ve artık masallara inanmayan kadınlar…
Yorgunluklarını gözlerinde taşıyan, konuşmaktan bıkmış, içine kapanmış, hayatı tecrübeleriyle sorgulayan, susan ve anlaşılmayan kadınlar…
Gündüzleri nafakası için çabalayan, geceleri yalnızlığına sarılan, her şeye rağmen yine de inatla ayakta kalan ve sevdikleri için yaşayan kadınlar…
Saçınızdaki her beyaz, ışığınız; akıttığınız her gözyaşı, ahınız ve doğruluktan ayrılmayan kalbiniz de sizi diğerlerinden ayıran en büyük farkınız olsun...
Jose Mourinho – Kazanmanın Anatomisi
Mourinho futbol severlerin dikkatini 2004 yılında “Rüyalar Tiyatrosu” Old Trafford’da çekmişti. Porto Mourinho’nun taktikleriyle Manchester United’ı Şampiyonlar Ligi turnuvasından elemeyi başarmıştı.
Portekizli teknik adam Chelsea’ye transfer olduktan sonra yazar Robert Beasley onu yakın markajına aldı ve profesyonel anlamda, bu sıra dışı adamla sıkı bir dostluk kurmayı başardı. Mourinho’nun antrenmanları, maçları ve özel hayatıyla yakından ilgilenen Beasley, kapalı kapılar ardında yaşadıklarını José Mourinho kitabında tüm futbolseverlere aktardı.
İngiltere Milli Takımı’nın kapısından dönen, Tottenham’ın kıskacından sıyrılan, Arsène Wenger’e her fırsatta saldıran, onu ne kadar sevmediğini açıklayan ve arka planda belki de tüm kariyerine yön veren Roman Abramoviç’le dirsek temasını hiç kaybetmeyen Mourinho, aynı zamanda kariyeri boyunca satın aldığı oyuncuları, alamadıklarını ve içinde hep ukde kalanları tüm çıplaklığıyla anlatıyor.
Sporun bir akıl ve felsefe oyunu olduğunu savunan Mourinho, kariyeri boyunca çıraklıktan ustalığa tecrübe ettiklerini, futbol kültürünün dünya üzerinde ne kadar farklılıklar gösterdiğini anlatırken bir yandan da futbol hakkında tüyolar vermeyi de ihmal etmiyor…
Hasbelkader
Real Madrid Rüyası
“Bu kitap ünlü kulübün temel işleyişine dair tam ve kapsamlı bir araştırma. Tarafsız ve hassas bir dokunuşla tamamlanmış zihin açıcı bir anlatım.”
—SÖR ALEX FERGUSON, 1986-2013 Manchester United teknik direktörü
Real Madrid dünya üzerindeki en başarılı spor takımıdır. Kulüp, onun üzerinde UEFA Şampiyonlar Ligi kupası dahil olmak üzere, diğer tüm spor takımlarından daha fazla kupaya sahiptir. Ancak bu parlak başarının ardındaki hikâye, oyuncuların ve teknik direktörlerin ötesine geçmektedir. Genellikle göze çarpmayan nokta, çoğunlukla dışarıdan gelenlerden oluşan bir yönetim ekibinin takımı iflasın eşiğinden alıp dünyanın en değerli spor örgütü haline getirmesidir.
Peki Real Madrid böylesine olağanüstü bir başarıya nasıl ulaştı? Columbia Business School’da misafir öğretim üyesi olarak çalışan Steven G. Mandis, bu konuyu enine boyuna incelemektedir. Eşi benzeri görülmemiş bir perde arkası erişim imkânı olan Mandis, bir spor takımının hem saha içi hem de ticari yönlerini titizlikle analiz eden ilk araştırmacıdır. Öğrendikleri tam anlamıyla beklenmediktir ve moneyball stratejisiyle beslenen veri analizlerinin, takımın başarısının arkasında bulunan birincil araç olduğu yönündeki genel kanıya meydan okumaktadır. Aksine, Real Madrid’in oyuncu seçiminden finansal yönetimine kadar hem saha içinde hem de saha dışındaki kazanma formülü, stratejiyi taraftar kitlesinin kültürü ve değerleriyle uyumlu hale getirmesine dayanmaktadır.
1990’ların sonlarında Real Madrid’in başına geldiği gibi, en yetenekli (ve en pahalı) oyuncuların peşinden koşmak, bir galibiyet rekorunun reçetesi olabileceği gibi bir finansal felakete de yol açabilir. Real Madrid yönetimi, kulübün Real Madrid camiasına hizmet etmek için var olduğuna inanmaktadır.
“Daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir perde arkası erişimle yazılmış bu kitap hem saha içi hem de saha dışı performansı analiz eden, herhangi bir spor takımı hakkında bugüne dek yapılmış en eksiksiz çalışma olup çıkarımları hayranlık uyandırıcıdır.”
—DAVID STERN, NBA onursal komisyon üyesi
“Kitap Real Madrid’in, futbolun ve sporun tüm gizemine ustalıkla nüfuz ediyor. Arka planına odaklanıp toplantı ve soyunma odalarındaki gerçeklere farklı bir bakış açısı sunuyor.”
—RAY HUDSON, İngiliz emekli futbolcu ve eski MLS koçu
“Mandis bize topluluk markalarının inanılmaz gücünü açıklıyor. Bu kavramda küresel toplum, markaya öyle derin bir tutkuyla bağlıdır ki bu marka kişilerin bireysel kimliği, değerleri ve çok daha fazlasıyla özdeşleşir.”
—ANDREW MESSICK, IRONMAN CEO’su
“Eğer NFL, MLB ya da NBA seviyorsanız bu kitabı muhakkak okumalısınız çünkü tuttuğunuz takıma bakış açınızı değiştirecek.”
—GEOFF POPE, 2008 yılı XLII Super Bowl Şampiyonu
“Mandis’in iş dünyası ve akademik dünyadaki eşsiz geçmişi ve sahip olduğu objektif bakış açısı, her Madridlinin kütüphanesinde bulunması gereken bu önemli kitabı ortaya çıkarmıştır.”
—GABE LEZRA, ManagingMadrid.com’un kurucusu
“Real Madrid Yöntemi, efsanevi bir spor kulübünün başarı formülü hakkında çığır açıcı bilgiler sunuyor.”
—VINCE GENNARO, Columbia Üniversitesi Spor Yönetimi Yüksek Lisans Programı direktörü
“Real Madrid Rüyası hem sporseverler hem de yöneticiler için eşit derecede eğitici ve ilham verici.”
—LINDSAY MCGREGOR ve NEEL DOSHI, Vega Factor’ın kurucu ortakları ve The New York Times
çoksatanlar listesindeki Primed to Perform kitabının ortak yazarları
Kısmet Değilmiş
Alex De Souza
Alex, kuşkusuz birlikte çalışma ayrıcalığına eriştiğim büyük bir oyuncuydu. Maç okuma yeteneği olağanüstüydü, zeki ve teknikti, sahada olup bitenleri gözden kaçırmıyor ve topa akıl almaz bir kolaylıkla dokunuyordu. Onun futbolu klasik ve rafineydi.
Saha kenarından, sonraki hamlelerini çoğu zaman tahmin edemiyordum. Fakat o, öngörüsüyle yapılması gerekenleri diğerlerinden önce düşünüyordu. Hiç kuşkusuz, Brezilya futbolunun en büyük oyuncularından biriydi. Fakat Dünya Kupası'na katılma fırsatı verilmeyerek adaletsizliğe maruz kaldı. Bence 2002'de Brezilya Milli Takımı’nda yer almalıydı.
Kendisi yıldız olduğu halde, sizi idolleştiren biriyle çalışmak pek kolay değildir, fakat sonuçta, onun ve kurduğu o güzel ailenin dostu olma hazzına eriştim. Fenerbahçe'de onun gibi örnek bir profesyonelle çalışmak işimi kolaylaştırmıştı. Takım için önemini gösterme niyetiyle zaman zaman, ondan çok şey talep ettim. Alex bir liderdi ve takımdan yana aldığı her tutum önemliydi. Daha fazla sorumluluk üstlenmesini hedefleyerek, onu kaptan yaptığımda, hemen sorumluluğu üstlendi ve takıma liderlik yaptı. Türkiye'de birlikte çok mutlu anlar yaşadık.
Alex, tüm yaşamını futbola adayarak elde ettiği parlak kariyerini kısa bir süre önce sonlandırdı, sıra dışı futbol yıldızlığının, saha dışındaki tavırlarının yanı sıra bencillikten uzak tutumunun şekillendirdiği bir kişiliğe sahipti. Bütün bunlar onun futbolculuğunu ve eşsiz kişiliğini daha da belirginleştiriyordu.
Zico, Brezilya Milli Takımı’nda 10 numaralı formayı giydi, üç Dünya Kupası’nda (1978, 1982 ve 1986) oynadı; 2006-2007 ve 2007-2008 sezonlarında Fenerbahçe’yi çalıştırdı.
Senden Bir Tane Daha Yok
Varlığın kendine armağan olsun, başkalarına köle değil.
İnsanlar ve yaşadıkların gelip gidecek senden. Her şeyin sonunda yine kendinle baş başa kalacaksın. Acılarında, mutluluklarında ve yalnızlıklarında kendini çok daha iyi tanıyacaksın. Verdiğin emeğin, gösterdiğin sevginin ve layık olduğun değerin ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaksın.
İşte bu yüzden sevmeye önce kendinden başlayacaksın. Çünkü hayatın boyunca en uzun ve en değerli ilişkini kendinle yaşayacaksın.
Aldığın nefesin de geçen günün de tekrarı yok.
Şu hayatta birçok şeyin alternatifini bulabilirsin.
Çok şeyin yerini zamanla doldurabilirsin.
Ama şunu sakın unutma:
Senden Bir Tane Daha Yok…