Resimli Hayal Ansiklopedisi
''Bir kere anlatılmış bir hikâye gerçekten yaşanmış da olabilir, hiç yaşanmamış da. Onu gerçek yapan, o hikâyeye inananların hep bir arada olmalarıdır.''
Sizi öyle bir hikâyeye davet ediyoruz ki, içinde gölgeler köklerini arıyor, canavarlar mutlu dolaşıyor, uluslar birbirine yaklaşıyor. Hatta ''koca koca” serçeler çete kuruyor!
Şemsi Yıkarsu, eskiden herkesin evinde rastlayabileceğiniz Hayat Ansiklopedisi’nin sadık bir okurudur. Dedesiyle beraber okuduğu bu ansiklopedide aradıklarını bulamayınca kendi ansiklopedisini hazırlamaya koyulur. Kimi zaman kalemine güvenenlerin, kimi zaman dünyayı başka renklere boyayanların peşine düşer. Hepsini Resimli Hayal Ansiklopedisi adını verdiği başyapıtında toplar. Ünlü aşık Julien Sorel’den Kırk Kalemşörler’e kadar birçok kişi ve nesne bu ansiklopedideki yerini alır. Ama içlerinde öyle biri vardır ki, onun isminin karşısında “insan ormanının en büyük ağacı'' yazacaktır.
Serçeler gibi kıpır kıpır olan bu kitap, yaş aldıkça çağımızın klasiklerinden biri olmaya aday.
Tema: Kendimizi ifade etme biçimimiz
İlişkili Kavramlar: Dönüşüm, gözden geçirme, gerçeklik-öznellik, iletişim, kültürler
Tutumlar: Güven, hoşgörü, yaratıcılık
Profil Öğeleri: Düşünen, duyarlı
Sevgili Günlük Öykü Anlatıyor
Sevgili Günlüğüm,
Bugün bir kitaba rastladım. İsmi Sevgili Günlük Öykü Anlatıyor. İçinde mutsuz bakkal amcaların sakladığı tonton sırlardan, saklambaç seven kocaman fillere, özgürlüğünü ilan eden kuşlara kadar pek çok şey anlatılıyormuş. Aslında bu anlatılanlar yaşıtlarımızın günlüklerinde geçiyormuş. Onların öyküleri, okuyanı yeni hayatlarla tanıştıracak, kalemlerinden damlayan sözcükler bizimle sohbete dalacakmış. Ben de ilk sayfalara şöyle bir göz attım. Bir yeteneği olsun isteyen Can’ın yazdıklarını gördüm. Acaba neler hissediyor, ne yapacak? Meraklandım doğrusu, günlükler kimi heyecanlandırmaz ki! Birazdan okumaya devam edip neler olduğunu öğreneceğim.
Bu, günlüğümün ilk sayfası. Kim bilir, belki yazmaya devam ederim. Hatta belki senin de bir günlüğün olur, ne dersin?
Kardan Adam Uçmalı
Mercimek Çorbası Anlatıyor
"Öyle tenceresinde kaynayıp buzdolabının bir köşesinde saklanan çorbalardan değilim ben. Yüzlerce yıldır, yüz binlerce çocukla arkadaş olan mercimek çorbasıyım. Arkadaşlık kurduğum hiçbir çocuğu da unutmadım bugüne kadar."
İşte karşınızda büyük küçük herkesin sevgilisi, her sofranın biriciği mercimek çorbası! Üstelik çok da konuşkan, anlatıyor da anlatıyor… Dostluk yaptığı çocuklar, konuk olduğu evler, lokantalar, şenlendirdiği yolculuklar, okullar… Hazırsak şimdi hepimize bol kepçe neşe dağıtacak. Bizi yepyeni dünyalarla tanıştıracak, birleştiğimiz yolları bize hatırlatacak.
Fil Hakika
Ceren Konuyu Anlamadı
Evet, tuhafız ve böyle çok şahaneyiz…
Ceren bir kitap yazdı ve onu yayımlayacak tuhaf bir yayınevi bulmalıydı. Madem o çok önemli konuları Ceren anlamıyordu, belki kendisini anlayan birileri çıkardı yayınevinde… Haklıydı, bayıldık Ceren’e, hemen sarıldık sıkıca. Şöyle anlatalım:
Ceren ne zaman fikirlerini sıralasa sınıftakiler hep şunu söylüyorlar: “Ceren konuyu anlamadı öğretmenim…” Şimdi bu neşeli kitabı okuduklarında konuyu kimin anlamadığını öğrenecekler ve Ceren de onlara gülecek, hoh hoh ho! Ona tatlı tatlı yardım ediyoruz işte canım…
Ağaç evlerde soluklanıp limon bahçelerine dalan, artık eskisi gibi göstermeyen “bozuk aynalarımız” için yeni öneriler sunan bu kitap çok tatlı, çok! Bilmem anlatabildik mi?
Tema: Kim olduğumuz
Kavramlar ve Anahtar Kelimeler: Kişisel tarih, aile, farklılıklar, kentleşme, teknoloji, enerji, tüketim, sevgi, duygular, düşünceler, doğa, haklar
Tutumlar: Bağımsız davranabilme, saygı, merak
Profil Öğeleri: Bilgili, ilkeli, duyarlı
Giz Avı
Okuldan sonra koşa koşa gittiğiniz bir yer ya da hiç vazgeçmediğiniz, peşinden neşeyle koştuğunuz bir tutkunuz var mı?
İşte Öykü, her gün halasının dükkânında alıyor soluğu; Karmaşık Sahafta. Burası öylesine zengin bir dünya ki içeriye adım attığı an büyüleniyor, yepyeni keşifler için bitmeyen bir heyecan duyuyor. Davetkâr sayfaların arasında gezindikçe tutkusu büyüyor, büyüyor, içi içine sığmıyor. Her yeni gün, geçmişte kalan, unutulan, saklanan, belki de kaybolup sayfa sayfa gezen şeylerle karşılaşıyor. Dilini bilmediği sır dolu mektuplar, yepyeni gizemlere işaret eden krokiler, sahibini bekleyen kurutulmuş çiçekler ve daha nicesi… Hepsi, Kuzey’le birlikte adımlanacak şahane yollar, çözülecek olaylar, tanışılacak yepyeni insanlar demek.
Aslını isterseniz sahafın dışındaki dünya da pek farklı sayılmaz. Orada da çözülecek gizemler hiç bitmiyor. Bazen kaybolan bir elmasın bulunması gerekiyor, bazen de unutulan dostlukların hatırlatılması. Kimi zaman önyargı duvarları aşılmalı, kimi zamansa birlik olma coşkusunun nereye kaybolduğu öğrenilmeli.
Yazar Nehir Yarar yine mahallemizi şenlendiriyor. Bu sıcacık romanla buluşup Öykü ve Kuzey’in sırlarına ortak olmaya hazır mısınız?
Okumayı Söken Çocuk
Bayan Çokören, şişler, tığlar ve iplerle örülebilecek her şeyi örüyormuş. Torunu ilkokula başladığında da kimse onu durduramamış. Örmüş de örmüş... Çanta ve kalemlik örerek başlamış. Yetmemiş, kaleme, silgiye kılıflar örmüş. Dahası da var: Tek tek harfleri örmüş. Bitti mi sandın? Kelimeler, sonra da cümleler ortaya çıkana kadar örmeye devam etmiş.
Anneannesi bir makine gibi örerken torunuysa şu sorunun yanıtının peşindeymiş:
“Okumayı nasıl sökeceğim?”
Gizli bir plan yapmış. Planını adım adım uygulamış veee sonunda…
Rengârenk yumaklar, şişler, tığlar… İşte Bayan Çokören’in pek yakın arkadaşları… Hangi yumakla hangi desenler ortaya çıkacak, ilmekleri neye dönüşecek bilinmez. Bir bakmışsınız trafik lambalarına şapka örmüş, bir bakmışsınız güllerin dikenine kılıf örmüş. Bu sıralar ilmeklerini torunu için bir araya getiriyor. Ördüğü harfler kelimelere, kelimeler cümlelere dönüşüyor. Çünkü torunu okula başladı ve okumayı sökecek. Acaba yalnızca okumayı mı ?
Bayan Çokören örgüleriyle sevdiklerini, yazarımız Saniye Bencik Kangal’sa yeni öyküsüyle kalplerimizi sıcacık sarıyor.
Okumayı öğrenen çocuklar için yazılmış bu eser, onlar bu dik yokuşu tırmanırken arkadan uzanan bir destek eli gibi...
Anneannemin gerçek adını ben bile unuttum. Çünkü herkes ona “Bayan Çokören” diyor. Nasıl demesinler? Bir beni örgüyle kaplamadığı kaldı.
Anneannemin elinden gelse Satürn’e halka örer, gökyüzüne yıldız örer, güneş ışınlarından etkilenmesin diye Ay’a güneşlik örer hatta Samanyolu’nu beğenmez yeni bir gök ada örer.
Anneannem bir yandan harfleri mandalla ipe asıp bir yandan da “Okumayı böylelikle daha rahat sökeceksin” diyordu.
Kararımı verdim, okumayı hızlıca sökecek ve sınıfın birincisi olacaktım.
Okumayı sökme konusunda, önümdeki tek engel anneannemdi. Rengârenk yumaklarla dolu köşesinden hiç kalkmıyordu. Sürekli yeni kelimeler örüyor ve bunları ipe asmaya devam ediyordu. Herkese sürpriz yapmak için anneannemin oturduğu yerden kalkmasını gizlice bekledim.
Eskiden anneannem “Şişin başına çıkayım” deyince aklıma türlü türlü senaryolar gelirdi. Şişi bir dağ gibi düşünür, o dağa bir dağcı edasıyla tırmanan anneannemi hayal ederdim. Anneannem şişten dağa ulaşınca el örgüsü bayrağını zirveye saplardı.
Hezarfen Uçmak Özgürlüktür
Uçan ilk insan olarak adını tarihe altın harflerle yazdıran cesur Hezarfen'in etkileyici hikâyesini usta yazar Ahmet Önel kaleminden okuyun.
Yıllar yıllar önce, ülkeleri padişahların yönettiği dönemde, İstanbul'da Ahmet Çelebi adında genç bir adam yaşarmış. Hayaller kuran ve bilime de meraklı bu adamın lakabı bin bilimli anlamına gelen Hezarfen'miş.
Hezarfen'in en büyük hayali uçmakmış. Kuşları izler, insanoğlu uçamaz mı diye düşünüp dururmuş. Kuşların kanatları varsa insanoğlunun da aklı var dermiş. Günlerden bir gün Hezarfen de uçmuş.
Uçan ilk insan olarak tarihe adını yazdıran Hezarfen'le tanışacağınız bu öyküde hayallerinizin sizi nasıl kanatlandıracağını göreceksiniz.
Konakta Neler Oluyor
Kültürel Miras Serisi, ikinci kitabı Konakta Neler Oluyor? ile yola devam ediyor. Pelin Güneş bu sefer pasta hamuruna bulanmış sözcükleriyle eski bir yapıdan el sallıyor; pasta ustalarının, fırıncıların mis kokulu diyarından sesleniyor bize.
Yeşillikler içinde olduğunuzu hayal edin, gözleriniz ağaçlar boyu ilerliyor. Ne hoş bir his değil mi? Ama bir yerde durdunuz çünkü yemyeşil doğaya hiç yakışmayan bir binaya takıldı gözünüz. Üstelik bu binalar yalnız değildi, sıra sıra devam ediyordu. Kaçamadınız…
İşte, bundan yıllar önce, gözlerinizi kaçırmayacağınız türde binalar yapıldı: Hemşin Konakları. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde, Fırtına Deresi’nin yakınlarında boy gösteriyorlar. Nice pasta ustasını büyütmüş bu güzelim yapılar, içinizi açmak için oradalar. Üstelik yaşlı ağaçların, kuşların, sincapların arasında hiç de tuhaf görünmüyorlar.
Elinizdeki kitap, bu konaklardan birinde yaşayan Tarçın ve ailesini konu ediniyor. Konağın satılığa çıkacağını duyan ailenin bir planı var. Emin olun, siz de böyle bir evde yaşasaydınız bırakmak istemezdiniz. Bakalım konağın sahibi Didem’i neler bekliyor?
Az kalsın unutuyorduk, pasta sever misiniz?
Cam Tavşan – Bir Hıdırellez Günü
Hikaye anlatıcısı, genç kuşağın çalışkan, tatlı temsilcisi Berfin Sıla Kepez, fark edilmeyi bekleyen güzel kalpler için modern bir masal kaleme aldı. Masalımız ışıl ışıl bir Hıdrellez gününü diline doladı, doğayı yakından izledi, geleneklerle tatlandı. Zamanı gelince de camdan bir tavşana dönüştü, neşeyle aramıza katıldı. Hazırsanız gökten üç elma düşecek. Masal sevenler, temiz kalpler ve bahara benzeyen umut için...
***
"Tavşan kendini sevdirdi
Yollara düşmek istedi
Kocaman bir ağaçtan
Görünmeyi diledi"
İçi dışı bir Cam Tavşan, kimseler onu göremediği için çok üzgünmüş. Derken Hıdrellez, renkli kollarını açmış ve onu tılsımlı bir ağaçla tanıştırmış. Artık görünmek için bir şansı varmış. Umutla yola çıkmış.
Emek emek süslenmiş ağaçlar, tablo gibi yumurtalar, küplere binmiş cadılar, kiraz seven devler… Hepsi ormanda onu bekliyormuş meğer. Çiçek ayında çiçeklenip neşelenmiş, kiraz ayında yaz sevincini tatmış. En güzel kalplerden gelen şarkıyı duymuş. Şimdi sıra sizde.
***
Tema: Kendimizi ifade etme biçimimiz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Hıdrellez, gelenekler, kabul görmek, duygular, doğa ve döngüler, bakış açısı, kararlılık, masallar
Tutum ve Değerler: Yardımseverlik, dürüstlük, hoşgörü, sevgi
Profil Öğeleri: İlkeli, düşünen, riski göze alan
İşler Bazen Yolunda Gitmez
Dört Kuleli Şövalye Kalesi
Bir adada oldukları için görülmesi en muhtemel hayvanlar keçilerdi. Bu küçük ayaklı hayvanların izlerini ve zeytin çekirdeğine benzeyen dışkılarını takip etmeye karar verdiler. Böylece onların su içtikleri yerleri bulacaklardı. Sağ taraflarında ağaçların yoğun olduğu bölgeye doğru yürüdüler, bir süre sonra gerçekten de keçilerin izleri gittikçe belirginleşmeye başladı. Üçü birden bulacakları suyun bir akarsu, çay gibi hareketli bir su olması için dua ediyordu. Çünkü durgun sular genelde içilmeyecek kadar pis, akan sular ise temiz ve kokusuz olurdu. Eğer su kaynağı bulamazlarsa akıllarına tek gelen, gece kurdukları tentenin üzerinde birikecek yağmur sularını kullanmaktı. Bunu sene başında yaptıkları doğada kalma eğitimi sırasında öğrenmişlerdi. Ancak yağmur yağması gerekiyordu.
(…) Öğretmenimiz yönleri anlatırken şöyle demişti; “Eğer doğadaysanız ve nerede olduğunuzu bilmiyorsanız bakacağınız birkaç yer var. Öncelikle ağaçların yosun tutmuş taraflarını bulmalısınız, bu bize kuzeyi gösterecektir. Sonra da karınca yuvalarının girişlerindeki toprak yığıntısının olduğu yöne bakın, bu da kuzeyi işaret eder”. Hadi şimdi hep birlikte bakalım ve emin olalım.
Hepsi birden çevrelerindeki ağaçların gövdelerine bakmaya başladılar. Biraz sonra sesler duyuldu. “Buldum, buldum.” Bu sefer Cem elinde bir bayrak sallıyordu. Bayrak, bir ağacın tamamen yosun tutmuş tarafındaki minik kovuğuna konmuştu. Üzerinde, “2” Buldum hemen yönümü, çizdim sonra yolumu, yazıyordu. Hemen onu da torbaya yerleştirdiler.
Midas’ın Geveze Berberi ve Prenses Ada’nın Tuhaf Ayakları adlı kitaplarıyla tarih, mitoloji, arkeoloji ve antropolojiyi yakınımıza getiren İpek Arman, bu kez yön bulma ve doğayı incelikle okuma konuları üzerine eğiliyor. Hayatları aniden gizemli bir maceranın sosuna bulanan, bu sırada hem doğayı hem de birbirlerini yeniden keşfeden öğrenci grubunun hikâyesi, şimdi sizin sularınıza demir atmaya hazırlanıyor. İyi okumalar.
Yüzer okul Dafne’de öğrenim gören Yakamoz grubu, kendilerini ıssız bir adada bulur. Hiç anlaşamayan bu yedi öğrenci, hiç bilmedikleri adada koca beş gün geçirecektir. Üstelik keşifler yapacak, şifreler çözecek, yiyecek bulacak ve bir hedefe ulaşmaya çalışacaklardır. Ama önce takım olmayı başarmaları gerekmektedir.
Yön bulmanın incelikleri nelerdir? Yiyeceklerimiz kısıtlıyken doğada nasıl beslenilir, enerji veren besinler hangileridir? Temiz su kaynaklarına nasıl ulaşılır? Yosunlar ve karınca yuvaları bize neler fısıldar? Kutup Yıldızı nasıl bir yol arkadaşıdır? Gölgeler bize hangi konuda yardım edebilir? Hepsi ve fazlası, Yakamoz grubunun keşiflerinde saklı.
Tersyüz Ve Salyangoz
Saliha Demir
Resimleyen: Merve Ergenoğlu
Saliha Demir’in yeni kitabıyla kar kürelerinin bekleme salonuna bir güzel yerleşeceğiz. Merve Ergenoğlu’nun kalplere dokunan çizimleri sayesinde bunu yapmamız epey kolay olacak. O yuvarlak, minicik dünyaların eşliğinde ışıltılara bulanacağız. Yeni kabuklarına, yeni hayatlara kavuşanların öyküsüne tanık olurken dostluk, çaba ve umut da bizim kar küremize dolacak. Ona özenle bakmayı unutmayalım, tıpkı Salyangoz’un yaptığı gibi. Hep parlasın, dost elleriyle sarmalansın…
***
Şimdi yeni kabuklar bulma vakti…
Tersyüz, bir kar küresinin içinde yaşıyor. Kar küreleriyle dolu bir depoda. Nasıl ışıltılı, nasıl eğlenceli bir yer olduğunu siz düşünün! Hepsi görevlinin gelip onları seçmesini bekliyor, böylece mağazada sergilenebilecekler.
Tersyüz’ün arkadaşı Salyangoz, güzel dostluğu ve tüm desteğiyle hep yanında. Camı ışıl ışıl olsun da seçilsin diye, Tersyüz’ün küresini her gün özenle parlatıyor. Sonunda o gün geldiğinde ise…
Tema: Kim olduğumuz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Farklılıklar, arkadaşlık, DUYGULAR, umut, olumlu düşünme, ERDEMLER, sorun çözme
Tutum ve Değerler: Güven, dostluk, empati, yaratıcılık, sevgi, yardımseverlik
Profil Öğeleri: Duyarlı, riski göze alan
Yılbaşı öncesi bir kar küresinin içinde olmak harikaydı. Toplandıkları depoda hiç ama hiç sıkılmadılar. Anlatacak öykü çoktu. Gülecek şey de… Ama mağazanın açıldığı saatlere doğru bir yarış başlar, sohbetler kesilirdi.
Küçük gemi Tersyüz, kar küresinin camındaki gıcırtıya aldırmamaya çalışarak bekledi. Hızlı eller arkadaşlarını parıl parıl parlayan gövdelerinden tutuyor, sepete dolduruyordu.
Toplanan kar küreleri kapının ardındaki mağazada sergileniyordu. Seçim zamanı geldiğinde Tersyüz heyecanla cama yapışır, görevliler tarafından alınmayı beklerdi. Gıcırtı uzmanı arkadaşı Salyangoz, Tersyüz parlasın diye saatlerce camını temizlerdi.
“Gıcırt, göcürt, gucurt, gücürt…”
Deponun kapısı kapandığında kürelerden homurtular yükselir, azalan ışıkta yaydıkları ışıltı göz kamaştırırdı. Cam gövdeleri parlak ve tombuldu. Orada balıklar gibi yüzen pullar, ışık oyunları yapardı. Deponun yıldızı dansçı Prenses, fırfırlı eteğini savurur ve etrafında uçuşan pulları neşelendirirdi. O, harika bir kar küresiydi.
Başka bir kar küresinde neşeli Kardan Adam, diğerinde Oyuncak Ayı’yla yavruları ve tüm o eğlenceli kar küreleri…
***
Market görevlisi, küreyi bir kutuya koyup heyecandan yerinde duramayan yeni sahibine verdi. Kocaman gözlüklü çocuk, Tersyüz’e çok sevimli gelmişti. Şapkasında büyük harflerle MİÇO yazıyordu. Ona artık Miço diyecekti. Tersyüz, “İkimiz de dünyaya bir camın arkasından bakıyoruz. Bu çok güzel” diye mırıldandı.
Eve geldiklerinde Miço sabırsızlıkla kutuyu açtı ve Tersyüz’ü uzun uzun seyretti. Tersyüz de Miçosunu. Babası, “Uyku zamanı küçük denizci!” diye seslenince Miço küreyi kitaplarının yanına yerleştirdi ve odadan ayrıldı. Salyangoz için iyi bir fırsat doğmuştu.
“Bekle beni dostum” dedi. “Kendime bir kabuk bulacağım.”
Yavaş ve yapış yapış hareketlerle kapının altından çıktı ve gitti. Onun gidişini seyreden Tersyüz huzurlu bir uykuya daldı.
Portakallı Kurabiye Sokağı
Haneleri tatlı dilli öykülere açılan bir sokak düşünün. İşte Portakallı Kurabiye Sokağı, tadına doyum olmayan hayat dolu öyküleriyle, yepyeni dünyalarla buluşturuyor bizi. Pelin Ossmann, çocukluğundan süzülenleri ustalıkla günümüz diline uyarlarken sadeliğin gücünü, ayrıntının barındırdığı sürprizleri özenle önümüze seriyor.
Bu kitap, denizlere çıkan sokaklar gibi!
Portakallı Kurabiye Sokağı’nda gezinirken bir dolu hikâye kolunuza girecek, size eşlik edecek. Her adımda tatlı bir duygunun içinde yol alacaksınız çünkü kısa öyküler okumak şahanedir! Özellikle de bu kadar neşeli anlatılmışlarsa… Peki, bu sokağın sakinleri kimler acaba? Kitapların içinde yaşayan çiçekler, kuşları sevindiren gizemli pamuk eller, güler yüzlü eşyalar, gezmeyi çok seven trenler, gizlice tutulan takımlar, masaldan teyzeler, saklambaç meraklısı hayvanlar ve daha nicesi… Hepsi bu ışıl ışıl kitapta yolunuzu gözlüyor. Onlara misafir olmaya ne dersiniz?
Sandık Sepet Ankara
Hop Oturup Hop Kalktım
Nehir Yarar’ın kaleminden çıkan deyimlerle bezenmiş bu sürükleyici öyküde iki arkadaşın bir günlük okul macerasına tanıklık ediyoruz. Hop Oturup Hop Kalktım, tıpkı yazarın diğer öyküleri gibi yalın anlatımı ve eğlenceli olay örgüsüyle dikkat çekiyor.
Gülce gibi bir arkadaşa sahip olmayı kim istemez ki? O hem arkadaş canlısı hem kafa dengi hem de çok yardımsever. Üstelik çok da akıllı, neredeyse her konuda bir fikri var. Tamam kabul! Bazen, özellikle de akıl verdiği zamanlarda çekilmez olabiliyor.
Macera, Yağmur’un okul bahçesinde küçücük bir yavru kedi bulmasıyla başlıyor. Yağmur ona bir isim veriyor ve onunla ilgili hayaller kurmaya başlıyor. O gün, sürekli miyavlayan bu yavru kediyi öğretmenlerden saklamak için akla karayı seçiyor. Hop oturup hop kalkıyor. Gülce ne kadar laf anlatmaya çalışsa da Yağmur, Gülce’nin yavru kediyle ilgili uyarılarını yabana atıyor. Ama yine de Gülce, arkadaşının yardımına koşmaktan da geri durmuyor. Yağmur eninde sonunda doğru yolu bulacak mı bakalım? Sorunun yanıtı sayfaların arasında keşfedilmeyi bekliyor…
Kayıp Madalyanın Peşinde
Elma Çocuk'un en yeni kitabı Kayıp Madalyanın Peşinde, okullarımızda seçmeli ders olarak yaygınlaşmaya başlayan oryantiring sporunu çocuklarla tanıştırmayı hedefleyen çok özel bir çalışma.
Neredeyse hepimizin tanıdığı Parmak Çocuk 'un bizlerle paylaşmak istediği bir sırrı var!
Ormanda kaybolup devin eline düştükten sonra zekâsı sayesinde devden kurtulmayı başaran Parmak Çocuk ormanda yolunu kaybetmeden yaşamayı nasıl öğrendi?
Bu sorunun yanıtını bulmak ve başka çocuklara da ormanda yollarını bulmayı öğretmek için kahramanımız Parmak Çocuk ile birlikte tamamlamamız gereken görevler var: Kötülükle beslenen böcek Ariel'in elinden Parkur Perisi'ni kurtarmak ve tılsımlı Altın Oryantiring Madalyası'na ulaşmak.
Gelin birlikte Parkur Perisi'ni kurtarıp hem madalyanın yerini hem de Parmak Çocuk' un bizlerle paylaşmak istediği sırrını öğrenelim.
Siz de mi ormanda kaybolmaktan korkuyorsunuz? Merak etmeyin. Efsane Kitabı yol göstermek için yanımızda olacak.
İki Renkli Muhallebi
Hayatınızı bir tatlıya benzetseniz hangisi olurdu? Ela’nınki iki renkli muhallebiyi andırıyor. Farklı iki tat sırt sırta vermiş, bir arada. Tıpkı annesi ve babasıyla sürdürdüğü iki ayrı yaşam gibi.
Ne yaparsınız, bazen ikiye bölünüverir en sevdiğiniz şeyler. Ancak hâlâ lezzetlidir tadını çıkarmayı bilirseniz. Yepyeni bir ev, yepyeni bir okul ve arkadaşlarla Ela’yı leziz mi leziz anlar bekliyor şimdi. Okul yolu sohbetleri uzadıkça uzuyor, 833 düğme yaratıcı projelere el sallıyor, büyüklerin karmaşık dünyası portakal danslarıyla biraz nefes alıyor…
Kaşık kaşık gider bu tatlı kitap!
Dişlerine İyi Bak!
Ağız ve diş sağlığını korumak için çocukların küçük yaşlardan başlayarak bu konu hakkında bilgi sahibi olmaları ve doğru alışkanlıklar kazanmaları gerekir. Doğru alışkanlıkların başında düzenli olarak diş fırçalamak ve diş hekimi kontrolüne gitmek yer alır. Diş sağlığı için yararlı besinlerle beslenmek ve zararlı besinlerden uzak durmak da konunun bir başka yönü. Bunlara dikkat edilmesi çocukların sağlıklı, mutlu ve özgüvenli bireyler olarak yaşamlarını sürdürmelerine önemli katkı sağlar.
Dişlerine İyi Bak!, Prof. Dr. Ateş Kara önderliğinde, çok değerli bilim uzmanlarının bilimsel içerik hazırlığı ve danışmanlığı eşliğinde, Takımyıldız’ın özenli ellerinde hayat buldu ve sizinle buluşmayı bekliyor.
***
Diş sağlığını korumak neden önemlidir?
Şekerli yiyecek ve içeceklerin dişlere zararı nedir? Dişler için yararlı besinler nelerdir?
Süt dişleri ne zaman düşer?
Kalıcı dişler ne zaman tamamlanır?
Diş çürüğü nasıl oluşur?
Çürük oluşumunu önlemek için neler yapmak gerekir?
Diş sağlığıyla ilgili bilgiler, farkındalık artırmaya yönelik etkinlikler ve de eğlenceli bir oyun...
Hepsi bu kitapta.
Tema: Kim olduğumuz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: SAĞLIK VE SPOR, dişler, ağız, öz bakım, temizlik, hastalık, besinler, beslenme, diş hekimi, sorumluluk
Her Yaş İçin
Kitaptan
Süt Dişlerinden Kalıcı Dişlere
Dişlerimiz anne karnındayken oluşmaya başlar. Yeni doğduğumuzda dişlerimiz, alt ve üst çenemizin içindedir, dışarıdan görünmezler. Altı aylık olunca süt dişleri de denilen ilk dişlerimiz çıkmaya başlar.
Genellikle üç yaşına geldiğimizde süt dişlerimizin tamamı çıkmış olur. Süt dişlerimiz yirmi tanedir.
Altı yaşından itibaren süt dişlerimiz aşamalı olarak düşmeye başlar ve yerlerine kalıcı dişler gelir. Bir süt dişi düşmeden önce kökü erir. Sonra diş sallanmaya başlar ve düşer. Düşen süt dişlerinin yerine yine çenemizin içinde bulunan kalıcı dişler çıkar. Bu yaşlarda birinci büyük azı dişleri adı verilen kalıcı dişler de çıkmaya başlar. Bunlar, herhangi bir süt dişinin yerine gelmeden doğrudan çıkar. Dişlerimiz çıkarken diş etimiz hassaslaşabilir. Bu hassasiyet bir süre sonra geçer. Süt dişlerinin tümünün düşüp yerlerine kalıcı dişlerin çıkma süreci genellikle on iki yaşına kadar devam eder.
***
Sözcük Avı
Aşağıdaki sözcükleri tabloda bul.
DİŞ MİNESİ - DENTİN - PULPA - SEMENT - DİŞ KÖKÜ - DİŞ ETİ - KRON
***
Sağlıklı Dişler İçin Doğru Besinleri Seçelim
Gün boyunca çeşitli yiyecekler yer, içecekler içeriz. Bunlardan bazıları, ağız ve diş sağlığını olumsuz etkileyebilir; dişlerde zararlı bakterilerin çoğalmasına ve diş minesinin aşınmasına neden olabilir. Ağız ve diş sağlığına olumlu etkileri olan yiyecek ve içecekler de vardır. Bunlardan bazıları dişlerin güçlenmesini destekleyen maddeler içerir. Bazıları da dişlerin doğal yollarla temizlenmesine yardımcı olur.
Gazlı içecekler asitlidir. Bu içecekler sık tüketildiğinde içeriklerinde bulunan asit dişlere zarar verir.
Pastalar, şekerlemeler, hazır meyve suları, paketli atıştırmalıklar gibi bazı yiyecek ve içeceklerde çok miktarda şeker bulunur. Zararlı mikroorganizmalar bu şekeri besin olarak kullanır ve asit üretir. Şekerli yiyecekler ve içecekler sık tüketildiğinde hızla çoğalan zararlı mikroorganizmalar ağızda asit miktarının artmasına yol açar. Bu asit de dişlere zarar verir.
Kraker, ekmek, cips gibi yiyeceklerin kalıntıları dişlerin üzerine yapışabilir, aralarına sıkışabilir. Bu yiyecek kalıntıları zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına neden olur.
***
Diş Fırçalama Takvimi
Bu takvimi bir kâğıda çiz. Dişini fırçaladığın her sabah, içinde güneş olan üçgeni, her akşam da içinde ay olan üçgeni boya. Bunu sırayla her gün için yap. Dişlerini fırçalayamadığın zamanlar olursa o üçgenleri boş bırak. Bu takvim sayesinde dişlerini hangi sıklıkla fırçaladığını görebileceksin.
***
Diş Hekimine Gidiyoruz
Dişlerimizin sağlıklı olup olmadığının kontrol edilmesi ve varsa sorunların çözülmesi için diş hekimine muayene oluruz. Çocukların dişlerini çocuk diş hekimleri muayene eder. Pedodontist olarak da adlandırılan çocuk diş hekimleri, çocukların diş gelişimini kontrol eder, dişlerde çapraşıklık olup olmadığına bakar, çürük tedavisi ve diştaşı temizliği yaparlar. Diş bakımı, sağlıklı beslenme ve çürükleri önleme gibi konularda çocukları ve ailelerini bilgilendirirler.
Çocukların ilk diş hekimi muayenesini, ilk süt dişi çıktıktan sonra olmaları gerekir. Ardından da herhangi bir sorun olmasa bile altı ayda bir muayeneye gitmeleri önerilir.
Bir diş hekimi, ona muayeneye gelen hastasına bazı sorular sorar. Bu soruların yanıtlarını da göz önünde bulundurarak hastasının ağzının içini iyice inceler. Ağızda ve dişlerde bir sorun olup olmadığını belirler. Bir sorun varsa bunu çözmeye yönelik tedaviyi uygular. Diş hekimlerinin en sık yaptıkları tedavilerden biri çürük dişlere yapılan diş dolgusudur. Dolgu yapılırken önce dişin çürük bölümü temizlenir, sonra da buraya özel bir dolgu malzemesi yerleştirilir.
Sen de Bu Sorulara Yanıt Ver
Burada diş hekimlerinin hastalarına sorduğu bazı sorular var. Bu sorular üzerinde düşün ve yanıtlarını belirle. Sonra da ailenle yanıtların hakkında sohbet et. Ardından gerekli görüyorsanız ailenle birlikte bir çocuk diş hekiminden randevu alıp kontrole gidin.
• Dişlerini hangi sıklıkla fırçalıyorsun?
• Dişlerinde ağrı ya da hassasiyet hissediyor musun?
• Dişlerin sıcak ya da soğuk yiyecekler yediğinde sızlıyor mu?
• Şekerli ya da asitli yiyecekleri sık tüketiyor musun?
• Dişlerinde çapraşıklık var mı?
Aklını Arayan Çocuk
Damla, Emre, Senem, Çağlar, Görkem, Pınar, Berk… Onların da her günü sizinkinden farklı değil. Okulda, bahçede aileleriyle, arkadaşlarıyla macera dolu günler yaşıyorlar. Biten her günün ardından kendileri ve çevreleri hakkında yepyeni şeyler öğrenirken akıllarını karıştıran sorulara cevaplar arıyorlar. Sen de bu maceraya göz kırpmak ister misin?
Balık Çorbası
Düşünen Adam ve Yazan Kadın, balık çorbası tenceresinin başında buluşan iki sıkı dost... Adam; masasında ya da bahçesinde oturup düşünmekten hoşlanıyor, düzenli olmayı tercih ediyor, ineğiyle yaşıyor ve pudinge bayılıyor. Kadın; kitap yazıp onları ciltlemekten keyif alıyor, evinin dağınık olmasını tercih ediyor, uçan fareleri ve kedileri ile yaşıyor, balık çorbasına hayır diyemiyor. Sık sık bir araya gelip balık çorbası içerken uçan düşüncelere kaşık sallıyorlar. Bir gün düşünceler havada kanat çırparken bir düşünce akıllarına konuveriyor. Acaba bu düşüncenin ardından ortaya çıkan iki ilginç çocuğun sırrı ne? Bu gizem nasıl çözülecek? Usta yazar Le Guin’in yarattığı, dostluk ve hoşgörüyle renklenen bu büyülü dünyada keşfe çıkmaya hazır mısınız? Gülümseyerek büyümeniz dileğiyle...
Güzel Atlar Ülkesi
Eyvah Ödevim Var !
Nehir Yarar, bu kez bilgi okuryazarlığı gibi güncel bir konuya eğiliyor. Kopyala-yapıştır dünyası ve kütüphaneler arasında mekik dokurken gündelik hayatımızın tam ortasındaki bilgi alışverişlerimiz ve sıcacık ilişkilerimizin güzelliğine de dikkat çekiyor.
Ne? Ödev yapmak ve kütüphaneler sıkıcı mı? Bir daha düşünün…
Öğretmenin verdiği ödev, Naci ve arkadaşlarının gözlerinde büyür, büyür, kocaman olur. Bu seferki biraz farklıdır sanki. Nereden başlayacak, hangi yollara sapacak, kılıktan kılığa giren doğru bilgiyi nasıl yakalayacaklardır? Derken iş öyle renklenir ki tanımadıkları çocukları sıcacık gülümsetmeye kadar gider. Naci çok heveslidir ancak ödev ekibi eğlence peşindedir. Buna bilgisayar meraklısı Müfide teyze ve diğer komşularıyla yaşadıkları komik anlar da eklenince çalışmak epey zorlaşır. Onca iş nasıl yetişecektir? Neyse ki Leyla ve misafirperver kütüphaneler yanındadır.
Tema: Kendimizi düzenleme biçimimiz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Bilgi okuryazarlığı, kütüphaneler, kütüphanecilik, haklar, etik, sosyal sorumluluk, okul yaşantısı, aile, komşuluk, arkadaşlık, iletişim, kanıt kullanma
Tutum ve Değerler: Hoşgörü, sevgi, saygı, yardımseverlik, sorumluluk, işbirliği, empati
Profil Öğeleri: Araştıran-sorgulayan, bilgili, duyarlı, dönüşümlü düşünen
Çorap Ağacı
Çorap Ağacı, üç ayrı çocuğun gözünden Anadolu’nun farklı dönemlerini ve farklı yaşamları yansıtıyor. Çocukların ellerinden düşüremeyecekleri, üç öyküden oluşan bu eser Elma Çocuk serisinin en yeni kitabı! 1950, 60 ve 80’lerde geçen üç ayrı hikâye. Anadolu’nun farklı kasabalarında, farklı yaşamlar süren üç çocuk. Bilgisayarın, cep telefonunun ve hatta televizyonun olmadığı, varlık görmemiş çocukların yokluğu fark etmediği dönemler yaşamın yalın, sorunların gerçek olduğu zamanlar. Hasan, Ahmet ve Selime onlar, yaşamı ve yetişkinlerin dünyasını anlamaya çalışırken farkına varmadan büyüyen bireyler. Yaşadıkları yerler ve yaşam hikâyeleri birbirinden farklı olsa da duyguları, düşünceleri ve değerleri ortak. Düşünen, öğrenen, direnen, vazgeçmeyen çocuklar Çorap Ağacı, Arzu Sehim’in ilk öykü kitabı. Bugünün çocuklarını anne babalarının, dedelerinin ve büyükannelerinin çocukluğuna taşıyan Sehim, yalın, akıcı ve özgün diliyle bu farklı yaşamları ustalıkla anlatıyor.
Sütkuşun Çocukları
Hiç kuş olup, pencereden pencereye konup tanımadığınız insanların sohbetlerini dinlemek, duygularını paylaşmak istediniz mi? Kahramanımız Sütkuş, birbirinden değişik altı öyküde bilmediği diyarlara uçarak tanımadığı insanların hayatlarını izliyor; uzaktan da olsa onlara sessizce arkadaşlık ediyor. Hayallerini, ümitlerini, sevinçlerini dinliyor; anlamaya çalışıyor ve hayatı öğreniyor. Haydi, siz de Sütkuş’la birlikte yeni diyarlara uçun... Güneş’le birlikte gökyüzünü boyayın; Çınar’la birlikte mendil satın; kına saçlı kızın, babasıyla yaptığı sohbeti dinleyin; Mustafa’yla tanışın; Kenan Dede’nin balkonuna misafir olun. Tanımadığınız insanların dostluklarını, sevinçlerini, kaygılarını, hayatlarını paylaşın.
Momo’nun Sarayı
Acemi Korsan – Elma Çocuk
Kulağının arkasında gizlenen bir çocukla muzip işler peşinde olduğundan şüphelendiğimiz tatlı öğretmen Nehir Yarar, çocuk olmanın mutlu ve hüzünlü yanlarını, yetişkinlerin büyük beklentilerle hazırladığı ancak midemize oturan, başarı soslu çocuk menülerini eğlenceli bir sunumla önümüze getiriyor. Vedat ve arkadaşlarının sıcacık, eğlenceli hikâyeleri, hayallerine sıkı sıkı sarılanlara özel ikramımızdır. Afiyet şeker olsun efendim.
Düşlerinin sandalında acemi bir korsan olmanın keyfi başkadır. Biraz açılalım mı, ne dersiniz?
Ada sakinleri yüzünü yaz mevsimine çevirmiş, gelecek renkli günlerin heyecanıyla hayatlarını sürdürmektedirler. Bu sakinliği seven Vedat, yıl içindeki tüm koşuşturmaların, anlamsız bulduğu yarışların bitecek olmasından mutludur. Nihayet her yıl öğrenciler arasında düzenlenen uzun koşunun finalleri yapılacak, yani karneler dağıtılacaktır. Böylelikle ilginç projelerini gerçekleştirmek için gerekli zamanı bulabilecektir Vedat, ezber bozmanın zamanı gelmiştir.
İzlediği bir filmin etkisinde kalarak korsan olmayı düşler önce. Ama yakıp yıkmak için değil keşfetmek için korsan olacaktır, engin mavilikler onu çağırmaktadır. Hemen en yakın dostu Net Fikret’e danışır, bütün iş Gönül ve Sarıkız’ı ikna edip sevecen bir sandal bulmaya kalmıştır. Başka projeleri de vardır elbette, kendi laboratuvarını açmak ya da adayı beton ellerden kurtarmak gibi. Ama o ve arkadaşları, adalıların haber kaynağı Naklen Nuriye teyzeyi hiç hesaba katmamışlardır…
Pasta Kamyonu
Pasta Kamyonu, birbirinden bağımsız görünen ancak yanındakine sımsıkı sarılmış öykülerden oluşuyor. Her öyküyü başka bir dostumuzdan dinliyoruz. Poyraz, Bambi, Sürprizler Defteri, İlker, Aylin… Bu haliyle de kitabımız içi rengârenk pastalarla dolu, kocaman bir pasta kamyonunu andırıyor. Tıpkı bir gökkuşağı gibi, her öykü ayrı bir renk katıyor, farklılıkların getirdiği hoşluk tabaklarımızda neşeli birer dilim oluyor.
Kitabı elinize aldığınıza göre şimdi yolculuk vakti! Kamyonumuz hareket ediyor. İşte araladığımız kapısından görünenlerin bir kısmı: dünyayı kirletenlerin karşısında duracak kankalar, prenses olmak istemeyen kızlar, açık hava marketi sokaklar, parklarda kitap okumaya doyamayanlar, sütkardeşlerini hep hatırlayacak kediler, müziksever kuşlar ve elbette ki nefis pasta kokuları…
Palyaçolar Giremez
Midasın Geveze Berberi
Arkeolojik kazı nasıl yapılır, alanda kimler çalışır, hangi aletler kullanılır, buluntulara nasıl yaklaşılır, arkeoloji ve antropoloji kazı alanında nasıl bir işbirliği yapar, eski uygarlıklar, mitoloji, gizem, heyecan… Hepsi Midas’ın Geveze Berberi’nin sayfalarına sıkı sıkı tutunmuş, maceranın başlamasını bekliyor. Anadolu uygarlıklarının ev sahipliğinde ilerleyecek yeni serimizin bu ilk kitabı, Frigler döneminden heybesi dolu dolu sesleniyor.
Bak şu gür sesli berberin yaptığına! Daha önce kulağınıza çalınmıştır belki; Kral Midas’ın berberi Tilis, kralın sırrını başaklara haykırıp bir güzel rahatlamıştı. Şimdiyse, yüzyıllar sonra Yonca, Ali ve Cemal duyuyor onun sesini: “Midas’ın kulakları eşek kulaklarııı…” Tilis geri dönmüş olabilir mi?
Arkeolojik kazılara ev sahipliği yapan bölgede arkeologlar, paleoantropologlar tatlı tatlı çalışmaktadırlar. Derken bir harita kaybolur, esrarengiz bir gölge çıkagelir ve macera başlar. Yonca, Ali ve Cemal, olayların derinine inmeye karar verirler. Bakalım bu gizemi kazdıkça altından neler çıkacak?
Pamuk
Pelin Güneş’ten bir şiir kitabı daha. İşte yumuşacık şiirler, bu kez sekiz yaşından büyük herkes için yeniden karşımızda. Yine samimi, komik ve etkinliklerle koyu bir sohbete dalmış halde bizi bekliyorlar.
Pamuk
Pamuk nerede yetişir?
Dedi öğretmenimiz,
Ben biliyorum dedim.
Halamın köyünde,
Gördüğümüz kuzular,
Her bahar pamuklar.
Halam onları toplar,
Yün yapar iplik yapar.
Güldü öğretmenimiz,
Güzel benzetme Rüzgar
Ama pamuklar,
Tarlalarda açarlar.
Çiçek çiçek,
Top top,
Patlamış mısırlar gibidir,
Dallarda pamuklar.
Sevgili
Bu karpuz Dünya olsun,
Portakal da Ay.
Portakal karpuzun etrafında,
Dönüp duruyor böyle.
Şimdi söyleyin bakalım,
Dedi babam;
Karpuzun nesi oldu bu portakal?
Şaşırdık, babama baktık,
Ee, hadi ama
Üçüncü sınıf oldunuz,
Bilin bunları artık.
Güldük biraz,
Söyledik utanarak,
Sevgilisiiiii!