10. Sınıf Kimya Soru Bankası ( Liseli )
Sevgili Gençler,
İnsan hayatında bazı önemli dönüm noktaları vardır. Lise dönemi de bunlardan biri. Liseli olmak; sadece çocukluktan kurtulup genç olmanızı değil, alacağınız eğitim ve seçeceğiniz alan ile üniversitenizi, üniversite eğitiminiz de işinizi/mesleğinizi belirlemenizi yani tüm hayatınızı etkileyen bir seçimi ifade ediyor. Bu süreçte ders kitaplarınızın yanı sıra, farklı ve kaliteli eğitim materyalleri ile ufkunuzu genişletmeye çalışmanız başarınıza katkı sunacaktır.
Kitaptaki tüm yazılı ve testlerin sorularının ayrıntılı video çözümleri AppStore,
Konu özetleri: Ünitelerde yer alan konuları akılda kalıcı ve soru çözümüne yardımcı olacak şekilde özetledik.
Konu testleri: Konu içeriklerine yönelik kaliteli ve ölçücü sorulardan oluşan testlerle bilginizi sınamanızı amaçladık.
Yazılı denemeleri: Okul sınav takvimine uygun yerlere toplam dört yazılı denemesi koyduk.
Yeni nesil sorular: Son yıllarda MEB ve ÖSYM sınavlarında yer alan "Yeni Nesil Soru” tipine uygun sorular hazırladık.
10. Sınıf Matematik Soru Bankası ( Liseli )
Sevgili Gençler,
İnsan hayatında bazı önemli dönüm noktaları vardır. Lise dönemi de bunlardan biri. Liseli olmak; sadece çocukluktan kurtulup genç olmanızı değil, alacağınız eğitim ve seçeceğiniz alan ile üniversitenizi, üniversite eğitiminiz de işinizi/mesleğinizi belirlemenizi yani tüm hayatınızı etkileyen bir seçimi ifade ediyor. Bu süreçte ders kitaplarınızın yanı sıra, farklı ve kaliteli eğitim materyalleri ile ufkunuzu genişletmeye çalışmanız başarınıza katkı sunacaktır.
Kitaptaki tüm yazılı ve testlerin sorularının ayrıntılı video çözümleri AppStore,
Konu özetleri: Ünitelerde yer alan konuları akılda kalıcı ve soru çözümüne yardımcı olacak şekilde özetledik.
Konu testleri: Konu içeriklerine yönelik kaliteli ve ölçücü sorulardan oluşan testlerle bilginizi sınamanızı amaçladık.
Yazılı denemeleri: Okul sınav takvimine uygun yerlere toplam dört yazılı denemesi koyduk.
Yeni nesil sorular: Son yıllarda MEB ve ÖSYM sınavlarında yer alan "Yeni Nesil Soru” tipine uygun sorular hazırladık.
50 Maddede Evlilik
“Birlikte günbatımını izlerken Gustavo aniden, ‘Hoş geldin Turco’ dedi. ‘Kusura bakma bu aralar pek kendimde değilim, özellikle bu saatlerde kendimi pek iyi hissetmiyorum. Bu salonda onunla birlikte günbatımını izlemeye alışmışım, tam elli sene bunu yapınca insan alışıyor işte. O insan artık sadece eşin değil, aynı zamanda hayat arkadaşın oluyor ve her ne yapıyorsan onunla birlikte yapmaya alışıyorsun, tarif edilemez bir duygu. Julia’yı sen de tanıyorsun, ne kadar tatlı ve anlayışlı bir kadın olduğunu biliyorsun ama benim için bundan çok daha fazlası olduğunu bilmelisin. O benim hayatımda asla sahip olamayacağım her şeyi temsil ediyordu; mutluluk, huzur, şefkat, anne sevgisi, neşe, coşku, şımartılmanın hazzı ve yargısızca kabul edilmenin sarhoşluğu. Kendi ailem bile beni asla kabul etmedi ve hiç sevgi görmedim, ta ki Julia ile tanışıncaya dek ve işte o zaman gerçekten yeryüzünde bir yerim olduğunu anladım.’ ”
İlişki koçu ve yazar Adil Yıldırım, 50 Maddede Evlilik isimli yeni kitabında uzun evliliklerin sırrını açıklarken, bizleri mutlu evliliğe götürecek ilişkinin altın kurallarının ve formüllerinin altını çiziyor. Evlilik öncesi ve sonrasına dair başınıza gelebilecek her şey bu kitapta!
Adım Adım Çocuklarda Cinsel Eğitim
Ailenin Adı Yok Ya Da Neden Feminist Değilim
Türkiye’de aile kurumu tehlikede mi? Geleneksel değerlerimizi kayıp mı ediyoruz? Evlilik sayısı azalırken, boşanmalar neden artıyor? Aile nereye gidiyor? Aile içindeki geleneksel rol dağılımının tarihi binlerce yıllık; bu kodların değişime uğrama tarihi ise kabaca sadece yüz yıllıksa, ne oldu da bir asırda kadın-erkek ve ebeveyn-çocuk ilişkileri bu denli dönüştü? Bu dönüşümü kategorik olarak kötülemek ne kadar doğru? Ya da dönüşümü tersine çevirmeye çabalamak çözüm mü? Feminizmin teşhis ve reçeteleri yaraya merhem mi oluyor, tuz mu basıyor? Soruları çoğaltmak mümkün. Kesin olan bu ve benzeri soruların, gündelik tartışmalarımızda kapladığı alanın her gün daha da büyüdüğüdür. Vereceğiniz cevap ne olursa olsun, ailenin toplumun temeli olduğu gerçeği ile onu koruma sorumluluğumuz değişmeyecektir.
Sosyolog-Yazar Hilâl Kaplan, uzun zamandır yapılması gereken bir tartışmanın kapılarını aralıyor. Bu kitap aslında bir “ilk söz”… Aile değerlerinin erozyona uğramasına dair özelde muhafazakâr kesim, genelde de toplumun geniş kesimleri rahatsızlıklarını uzun süredir dağınık biçimde ifade etse de henüz derli toplu biçimde ortaya konulamamıştı.
Elinizdeki kitap, dünyadaki güncel gidişatın yansımalarını sosyal teori ile harmanlayarak analiz edip “içerden ve buralı” bir reddiye ortaya koymayı amaçlıyor.
Ailenin. Özel Mülkiyetin Ve Devletin Kökeni – Hasan Ali Yücel Klasikleri 339
Friedrich Engels (1820-1895): Alman sosyalist kuramcı. Lutherci sanayici bir babanın oğludur. Berlin’de eğitim gördü, orada Genç Hegelciler grubuna katıldı. Brüksel Komünist Federasyonu Merkez Komitesi’nin sekterliğini yaptı, ihtilal için Almanya’ya döndü ve orada süreli yayınlar çıkardı, Barmen’deki işçi ayaklanmasına ve Pfalz devrimci ordusunun harekatına katıldı. Sonrasında İngiltere’ye yerleşti. Eserlerinde diyalektik materyalist düşünceyi tabiat, felsefe, bilim vb. konulara tatbik etti. Paris’te tanıştığı Marx ile birlikte Kutsal Aile, Alman İdeolojisi ve Komünist Manifesto gibi büyük eserler kaleme aldı. Marx’ın eserlerine büyük katkı sağladı, başta Kapital (II. ve III. Cilt) olmak üzere bazı eserlerini de ölümünden sonra Engels yayımladı. İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu kitabıyla işçi sosyolojisini kurdu. Hayatını Marx’ın fikirlerinin başarıya ulaşmasına adadı. İlk kez 1884 yılında basılan Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’nde Engels, öncü antropolog Lewis H. Morgan’ın yabanıllık - barbarlık - uygarlık ayrımını kullanarak ve Marx’ın elyazmalarından hareketle, insanlığın kabileden çekirdek aileye, soy düzeninden devlete uzanan gelişimini materyalist bir tarih kavrayışıyla ve herkese hitap eden anlaşılır bir üslupla inceler.
Anadoluda Türkmen Aşiretleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık konar-göçer topluluğu olan Türkmenler, Diyarbakır-Erzurum hattında yaylak-kışlak hayatı sürdürürlerdi. Onlar 16. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’ya dağıldılar. Diyarbakır’dan başka Ankara, Aydın, Karaman Türkmen aşiretlerinin yeni yaylak ve kışlak alanları oldu. Osmanlı merkezî yönetiminin Bozulus Türkmenleri adını verdiği bu aşiretler birçok Anadolu şehrinden daha kalabalık bir nüfusa sahiptiler.
Bu kitapta, Bozulus Türkmenlerinin sosyal hayatları, aşiret düzenleri ve Osmanlı ekonomik yapısı içindeki yerleri, Osmanlı arşiv vesikalarına göre incelenmektedir.
Anne Beynim Aç
Hepimiz bağlanmak için doğarız! Bağlanmak, hayata tutunabilmektir.
İnsan ilk bağlanma ilişkisini ailesiyle kurar. Anne babayla çocuk arasında üç farklı bağlanma biçimi vardır: Göbek bağı, kalp bağı, beyin bağı! Göbek bağı doğmadan oluşur, ekonomik bağımsızlıkla biter! Kalp bağı, doğumla başlar, ergenlikte biraz sarsılır, mesafelerle sınanır. Beyin bağı ise, duygular kadar anlamlara da bağlıdır. Daha derin, sağlam ve güçlüdür. Beyin bağı kurmak, çocuğun iç dünyasına demir atmaktır.
Bu kitap, çocuğuyla sağlam ve derin düşünce bağları kurmak isteyenler için yazıldı. Kendi kendine yetebilen, karakterli ve kabiliyetli, ailesine bağlı olan ama bağımlı olmayan çocuklar yetiştirmeyi ele alıyor. Bir çocuğun karnını doyurmanın ötesine geçip, beyninin nasıl besleneceğini bilimsel verilerle anlatıyor.
Kitapta neler var: Çocuğunuzun zihniyle nasıl bağ kurarsınız? Gelişim odaklı aileler, çocukla nasıl ilişki kurar? Anne babalık stiliniz nasıl? Bağlı olan ama bağımlı olmayan çocuk nasıl yetişir? Hem mutlu hem başarılı olmanın yolu nedir? Düşünen ve sorgulayan çocuklar yetiştiren ailelerin ortak yönleri nedir? Geç ortaya çıkan yetenekleri nasıl keşfetmeli? Beyni besleyen etkinlikler nelerdir?
Dr. Bahar Eriş, çocuklarda zeka ve yetenek gelişimi üzerine odaklanmış bir akademisyen ve yazardır. Columbia Üniversitesi’nde 6 yıl boyunca, "üstün yetenek eğitimi" alanında master ve doktora yapmıştır. 10 yıl boyunca, mezunu olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nde yetenek gelişimi dersleri vermiştir. 2015'ten itibaren Bahçeşehir Üniversitesi'nde yüksek lisans dersleri vermektedir. Eriş,
Her Çocuk Üstün Yeteneklidir kitabının da yazarıdır.
Benimle Oynar Mısın Anne
Oyun, okul öncesi çocuğun en aktif öğrenme mekanizmasıdır. Aynı zamanda eğitimcilerin çok önem verdiği 'deneme-yanılma' aktivitesini de sağladığı için çocuğun kendi yeteneklerini keşfetmesine öncülük eder.
Bu kitap çocuklarınıza el becerileri kazandırmak ve öğrenme yeteneklerini geliştirmek için ne yapmanız gerektiğini oyun örnekleriyle anlatıyor.
Bu Ülke
Bu Ülke, Cemil Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.
Çocuğunuza Sınır Koyma
Çocuğunuza Sınır Koyma 2
Çocuğunuz istediğini yaptırmak için sınırlarınızı sürekli zorluyor mu? Çocuğunuzla basit bir olayda bile güç mücadelelerine mi giriyorsunuz?
Kendinizi yorgun ve tahammülsüz mü hissediyorsunuz? Katı ya da yumuşak eğitim modelleriniz çocuğunuzla iletişim kurmanız için yeterli değil mi? Çocuğunuza Sınır Koyma 2, özellikle inatçı ve ısrarcı çocuklarınızın eğitiminde size yeni bir yöntem sunuyor. Çocuklarınızın daha pozitif, saygılı, iletişime açık ve koyduğunuz kurallara uyan bir birey olarak yetişmesinde etkin rol oynayacak.
Çocuklar İçin Beş Sevgi Dili
Çocuğunuz sevildiğini hissediyor mu?
Çocuğunuz bazen dikkatinizi çekmek için çırpınırken neden başka zamanlarda sizi tamamen yok sayıyor? Neden bir gün sevgi ve minnet doluyken başka bir gün büsbütün kayıtsız görünüyor? Tavır. Davranış. Gelişim. Her şey sizin çocuğunuzla aranızda kurulan ilişkiye bağlı. Çocuklar sevildiklerini hissettiklerinde en iyisini yapmaya çalışırlar. Fakat çocuğunuzun sevildiğini gerçekten hissettiğinden nasıl emin olabilirsiniz?
Her çocuğun sevgi dili farklıdır ve sizin sevgi diliniz çocuğunuzunkiyle taban tabana zıt olabilir. Çocuğunuzun baskın sevgi dilini keşfedin ve onun duygularında ve davranışında yansımasını görebileceğiniz koşulsuz sevgi, saygı, minnet ve sorumluluk hislerini etkin bir şekilde aktarabilmek için neler yapabileceğinizi öğrenin.
Beş Sevgi Dili ile dünya çapında tanınan Dr. Gary Chapman milyonlarca çifte birbirlerinin sevgi dillerini öğrenerek nasıl daha güçlü, daha tatmin edici ilişkiler geliştirecekleri konusunda yardım etti. Şimdi de, tıpkı yetişkinler gibi çocukların da beş farklı sevgi dilini konuştuğunu öğreterek aileler için paha biçilemez bir kılavuz sunuyor.
“Ebeveynlerin kitaplıklarında mutlaka bulunması gereken bir kitap. Birbirinden çok farklı ihtiyaçları olan çocuklarımla bu kitap sayesinde harika ilişkiler kurmayı başardım.”
Emilie Ahren
Darwin Ve Osmanlılar
Dr. Alper Bilgili’nin bilim tarihi yazılarının derlendiği Darwin ve Osmanlılar kitabı; basmakalıp, sığ ve mekanik klişeler etrafında tartışılan konularda derinlikli araştırmaya dayanan tahlil ve yorumlar yapmaktadır. Bu kıymetli, entelektüel bilim tarihi çalışması “İslâm düşüncesinin evrim kuramına yaklaşımı,” “Darwin’in
Gündelik Hayatımızın Tarihi Ciltli
Bu kitabı elinize aldığınız tam şu anda durun ve düşünün. Onu var eden kâğıdın, mürekkebin, yapıştırıcının nereden geldiğini ve hatta hayatlarımıza nasıl girdiğini hatırlamaya çalışın. Bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz ya da kesinlikle bilmediğimiz tarihleriyle sayısız eşya, gelenek ve âdetle doludur yaşamlarımız. Çoğu zaman üstüne düşünmediğimiz, bazılarını işlevsel gördüğümüz, bazılarını toplumsal zorunluluk kabul ederek uymaya çalıştığımız, bazıları çocukluğumuzun geri gelmeyecek günlerinden anılar olarak kalan, bazılarına alışmaya çalıştığımız ve bazılarına da tepki duyduğumuz eski yeni eşya, âdet ve ifadeler, kişiliğimizi belirleyen, kişisel veya grup olarak kimliğimizi ifade etmemizde birincil derecede rol oynayan, kültür ve uygarlık ürünleridir. Gündelik Hayatımızın Tarihi tüm bu kültür ve uygarlık ürünlerinin tarih, coğrafya, kültür, medeniyetler ve zaman içinde yaptığı yolculuklara karşılaştırmalı etimolojileriyle birlikte ışık tutmayı hedefliyor. Kudret Emiroğlu (1956), Trabzon'da doğdu. AÜ SBF Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. Tarih, özellikle yerel tarih ve karşılaştırmalı etimoloji üzerine makaleleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Kebikeç-İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları dergisinin yayın yönetmenidir; çok sayıda İngilizce çeviri ve Osmanlıca çevrimyazı kitabı bulunmaktadır. Yayımlanmış telif eserleri şunlardır: Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü; Anadolu'da Devrim Günleri - İkinci Meşrutiyet'in İlanı; Mardin Aşiret - Cemaat - Devlet (S. Aydın, O. Özel, S.Ünal'la birlikte); Yoldaşımız At (A. Yüksel, Ü. Uzmay'la birlikte); Antropoloji Sözlüğü (S. Aydın'la birlikte), Küçük Asya'nın Bin Yüzü: Ankara(S. Aydın, Ö. Türkoğlu, E.D. Özsoy'la birlikte); Ekonomi Sözlüğü (B. Danışoğlu, B. Berberoğlu'yla birlikte); Hamsi Kurban O Göze, Deniz, Tarih ve Mutfak Kültürü (A. C. Saydam, N. K. Çevik'le birlikte).
İçimizdeki Zalim
Anlamak ve Üstesinden Gelmek
İçinizdeki zalime teslim olmayın!
Prof. Dr. Emre Kongar, bir toplumbilimci duyarlığıyla hem bireysel dünyamızda hem de toplumsal yaşamın derinliklerinde bu kez "zalim"in izini sürüyor.
Psikolojinin ve sosyolojinin kesişme noktalarında karşımıza çıkan "zulüm" kavramını, günümüzün toplumsal olguları açısından yorumlayan Kongar, bireysel ve toplumsal gelişmemize yönelik yepyeni bir bakış açısı getiriyor.
İletişim Çatışmaları Ve Empati
Bu kitapta öncelikle kişilerarası iletişimle ilgili bazı bilgiler veriliyor. Bu bilgiler, hem çocukların eğitiminde yararlı olabilir, hem de ailede, işyerinde ve benzeri ortamlarda görülen çatışmaların çözümüne ışık tutabilir.
Ayrıca, geleneksel kültürümüze ve bugünkü yaşam biçimimize yeni bir bakış açısıyla bakılarak bir iddia ortaya atılıyor. Bu iddiayı test etmek amacıyla çeşitli kültür ürünlerimiz, özellikle edebiyatımıza ve sanat tarihimize ilişkin ürünler psikolojik açıdan inceleniyor. Öte yandan Prof. Dökmen iletişim çatışmaları ve empati ile ilgili yeni kuramsal modeller ve sınıflamalar geliştiriyor.
Tüm bu yönleriyle kitap, hem psikolojiye ilgi duyanlara hem de edebiyata ve sanat tarihine farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlere ilginç bilgiler sunuyor.
İntihar – Pozitif Yayınları
Modern sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen Emile Durkheim, sosyolojiyi özellikle bağımsız akademik bir disiplin haline getirmeye çalışmış bu alandaki kürsü sahibi ilk kişidir. Modern sosyolojideki temel perspektiflerden biri olan, yapısal işlevselciliğin kurulmasına katkıda bulunmuştur.
Sosyolojik bir başyapıt olan bu kitabında Durkheim, ‘ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağını bilerek olumlu veya olumsuz bir edimin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir’ der. Durkheim intihar olayını açıklamak üzere önce o zamana değin bu konuda öne sürülmüş bütün belli başlı görüşleri irdelemekle işe başladığı bu kitabında, bunların geçersizliğini ve yetersizliğini birer birer kanıtladıktan sonra kendi önerisini ortaya koyuyor.
Durkheim’in sosyolog olması konulara daha toplumsal bir gözle bakmasını sağlarken kitaptaki her eleştirisini bilimsel verilere dayandırıyor. Onun eleştirisi ve kuramı üzerine 100 yıldır yüzlerce çalışma yapılmasına rağmen Durkheim’ın bu kitabı intihar üzerine yapılmış en kapsamlı, en gerçekçi ve en başarılı çalışma özelliğini koruyor ve ‘İntihar’ bu alandaki en önemli kitap olmaya devam ediyor.
Kardeşini Doğurmak
Kardeşini Doğurmak elini taşın altına koymaktan çekinmeyen bir kalemin ürünü…
“Direkt büyüdüm, büyüttüler”
“Büşra Sanay insanlığın en karanlık noktasına, en bağışlanmaz suçuna büyük bir cesaretle eğiliyor ve ne kadar acı olursa olsun gerçeğin gözünün içine bakmaya çağırıyor bizi. Belki de arınma, bu yüzleşmelerle gelecek. Büşra gibi duyarlı insanların acı çekme pahasına yazdığı, böyle önemli kitaplarla… Okurken sarsılacaksınız hem de çok sarsılacaksınız. Sanırım gerekli olan da bu…”
Zülfü Livaneli
Türkiye’nin en mahrem yerinde görülmeyen, görmezden gelinen bir yara: Ensest. CNNTürk haber spikeri Büşra Sanay, yıllarca süren titiz bir çalışmayla ensest mağdurlarından ailelere, sosyologlardan ilahiyatçılara, hukukçulardan eğitimcilere, psikologlardan adli tıpçılara kadar her kesimden insanla konuşarak Türkiye’nin ensest tablosunu ortaya çıkardı.
Kem Küm
Korku: Alternatif Dünya Tarihi
Korku, engeller koyarken bile yeni olasılıklar doğurur ve her şeyi değiştirebilir. “Hanedanlar yükselir ve düşer; dinler yaratılır, reforme edilir ve parçalanır; modern devletler doğar; piyasalar kârlı dönemlerden geçer ve çöker; dünya tekrar tekrar şekillenir ve bunların hepsi kısmen korku ve onun bir uzantısı olan panikten kaynaklanır. Yine de çoğu tarih kitabının dizininde ‘korku' kelimesini bulacağınız şüphelidir. Bir filmdeki arka plan gürültüsü gibi atmosferin bir parçasıdır. Teferruat gibi görünür, gerçek hayatın neredeyse duyulmayan müziğidir...”
Oysaki değişimin en itici güçlerinden biri korkudur. Kıtlık, savaş, hastalık, yoksulluk, tanrı korkusu ve diğer insanlara duyulan korku... Kültür tarihçisi Robert Peckham, Korku: Alternatif Dünya Tarihi kitabında, korkunun tarihi şekillendirme üzerindeki etkisini hem bir güç aracı hem de toplumsal değişimin katalizörü olarak ele alıyor ve bir otobüs durağına grafitiyle yazılmış çaresiz bir çağrı olarak ortaya çıktığında bile üretken bir potansiyeli olduğunu vurguluyor.
Korkunun güce nasıl hizmet ettiğine dair tarihsel farkındalığın, gelecekte korku tarafından sömürülmemize engel olabileceğini söyleyen Peckham, korkunun önümüze bariyerler koyarken bile yeni olasılıklar doğurabileceğini ve dünyayı değiştirmek için onu kullanılabileceğimizi gösteriyor. Dünyanın “gölge tarihini” takip eden Peckham, yarını anlayabilmek için 14. yüzyıldaki Kara Veba'dan başlayarak Fransız Devrimi'ne, 19. yüzyılın toplumsal hareketlerinden terörizme, ekonomik krizlerden Soğuk Savaş paranoyasına, iklim ve çevre krizinden pandemiye korku üzerinden alternatif bir dünya tarihi anlatıyor.
Kültürden İrfana
Kültürden İrfana ile on iki ciltlik Cemil Meriç külliyatı tamamlanıyor. Mefhumlar ve meseleler konusunda düşüncenin en ücra köşelerini yoklayan, yalınkat bir bilgi yerine kapsamlı, incelikli bir bilginin peşine düşen Cemil Meriç, Kültürden İrfana’da okurunu önyargıların köleliği yerine düşüncenin yoldaşlığına çağırıyor. "Kültür, Batı’nın düşünce sefaletini belgeleyen kelimelerden biri: kaypak, karanlık, samimiyetsiz. Tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce mânâ. Kelime değil, bukalemun. İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların. Kültür, irfana göre, katı, fakir ve tek buutlu. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü. Batı, kültürün vatanıdır. Doğu, irfanın."
Mağaradakiler
"Bu Ülke"nin müstağriplerinden, münzevi ayrınlarından ve "Umrandan Uygarlığa"nın araftakilerinden sonra şimdi de karşımızda "Mağaradakiler" var. Aslında mağaradakilerin pek azı. "Önce kişiler, sonra mefhumlar, sonra fotoğrafların asılları"... "Çarpık, güdük ve yerine oturmamış düşüncemizin kurşun kalemle çizilmiş bir taslağı". Cemil Meriç eserini şu satırlarla sunuyor okuyucusuna: "İnsanlık aynı sefil putlara tapan bir şaşkınlar kafilesi. Hakikatte mağaranın içi de, dışı da bir. 150 yıldır bir gölgeler aleminde yaşıyoruz. Kitap, kendi insanından kopan aydının trajedisi. Amacı yeraltı mağarasına bir parça aydınlık getirmek...
Mahremiyet Eğitimi – Nezaket Ve Zarafet İçin
Birçok anne-baba çocuklarını kötü niyetli kişilerden korumak için " tanımadığın biri sana şeker verirse oradan kaç" gibi tavsiyelerde bulunur. Bir kısım anne-baba da çocuklarının iyiliği için baskı kurup korkutmak, onları tahdit edip sindirmek zorunda olduklarına inanır.
Çocuğu korkutarak ve ürküterek mahremiyet bilinci kazandırmaya çalışmak, onu sosyal yaşamda korunaksız kılar. Böylesi çocuklar hayata dair güvensiz, başkalarına karşı şüpheci, dost ve arkadaş edinmede yeteneksizdirler..
Halbuki Mahremiyet Eğitimi bir nezaket eğitimidir... Bu sayede çocuk kendini saygın hisseder, olumsuz bir tavır karşısında güçlü bir duruşla kendini koruyabilir.
Pedagog Dr. Adem Güneş bu eserinde, bir yandan çocuklara "zarafet ve nezaket" kazandıran, diğer yandan kendilerini kötü niyetli kişilerden koruyacak güce eriştiren Mahremiyet Eğitimi'nden bahsediyor. Her anne- babanın ve öğretmenin bilmesi gereken temel prensipleri adım adım okuyucusuyla paylaşıyor.
Mesaj – Novus Iı
Anadolu halkına yükseklerden bir mesaj var.
İlk Novus kitabında olduğu gibi, temas vakalarının hatırlanmayan, hafıza mahzenlerinde örtülü kalan kısımlarını su yüzüne çıkarmak için yola çıkmıştık.
Ama akış bizi öyle bir noktaya götürdü ki her şey adeta kontrolümüz dışında ilerliyordu.
Sanki bir sihirli el seanslarda direksiyonu alıyor ve bilinçaltı çalışmasına katılan süjelerin odağı ısrarla Anadolu’ya, Mustafa Kemal Atatürk’e ve yakın gelecekte ortaya çıkarak o birleştirici, toparlayıcı, ayağa kaldırıcı, kudretli bilincin bayrağını devralacak yeni lidere geliyordu.
Görünen oydu ki temasçıların ağızlarından dökülen ortak ifadeler bize bir şey anlatmaya çalışıyordu:
“Bu mesajı kitlelere iletin!”
Ortaya çıkan veriler ve aktarılan mesajların ortaklığı son derece dikkat çekici. Geleceğe yönelik ifadelerin gerçekleşme şeklini ve sürecini ise zaman gösterecek.
Ruhsal sistemin kendisine göre bir planı var. Bu yüce mekanizmanın kudretli eli kendisine bağlı unsurlarla yeryüzüne uzanır, gerekeni gereken zamanda yapar.
Mesaj – Novus II bir temenni kitabı değildir. Anadolu halkına bir mesaj, bir bilgi aktarımı, bir haber kitabıdır. Yol ve hedef bellidir. Kitap içeriği zaten kendi kendini açıklamakta.
Yolumuz açık olsun.
Otuz Milyon Kelime
Çocuğunuzun Geleceğine Yapacağınız En Değerli Yatırım Hakkında Çok Özel Bir Kitap.
“Benim yıllardır yazı ve konuşmalarımda anlattığım ama her seferinde anlatmakta yetersiz kaldığım bir mevzudur Otuz Milyon Kelime farkı. Artık içim rahat. Çocukların ilk 36 aylık gelişimi neden bu kadar önemli diye soranlara, bazı çocuklar okula geldiklerinde maça neden bir sıfır geride başlıyor diye soranlara verecek bir yanıtım var artık: Bu kitabı okuyun!”
-Selçuk R. Şirin
“Çocuk muhteşem bir potansiyelle doğar. İçine doğduğu aile onu ya geliştirir ya da farkına varmadan kalıplar. Çocuğunu bilinçli olarak geliştirmek isteyen anne babalara Otuz Milyon Kelime kitabı, bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulmuş ve kendini kanıtlamış bir yöntem sunuyor. Bu kitabı okumalarını ve çocuklarıyla konuşma ile kitap okuma zamanlarını anne ve babaların birlikte oluşturmalarını içtenlikle öneririm.
Çocuğunun geleceğini önemseyen anne ve babalar bu kitabı okuyunca çocuğun geleceğine gerçek yatırımın üç yaşına kadar nasıl yapılabileceğini öğrenecekler. Bu kitabın Türkiye’de yayınlanmasına vesile olan ve emeği geçen herkese çocuklarımız adına teşekkür ediyorum.”
-Doğan Cüceloğlu
“Üniversite öğrencilerine yaptığınız bir eğitim yatırımını 1,4 oranında geri alıyorsunuz. İlköğretim öğrencilerine yaptığınız yatırımı ise 7 katı ile geri alıyorsunuz. Çocuk eğitimi üzerine yapılan her çalışma çok değerli bu ülkede. Bu yüzden Buzdağı Yayınevi’ni Elma Yayınevi’nin kurucusu sıfatıyla tebrik ediyorum; ülkemize değer katma çabasında oldukları için. Geleceğin bir Aziz Sancar'ına, bir Hayrettin Karacası'na, bir Nâzım Hikmet'ine, bir Mehmet Âkif Ersoy'una vesile olmalarını diliyorum. Bir yazar olarak da ülkede kitap basma cesaretine sahip böyle ilkeli insanların artmasını umuyorum.”
-Ahmet Şerif İzgören
"Çocuğa erişecek yegâne araç iletişimdir. Ebeveynler her şeyden önce iletişim becerisini artırmalıdır. Doğru kelimelerle kurulan iletişim kişilik gelişimini destekler. Yanlış seçilen kelimeler ise çocuğun duygu dünyasına zarar verir. Buzdağı Yayınevi’nin Türkçeye kazandırdığı Otuz Milyon Kelime işte bu gerçeği ortaya koyan önemli bir çalışma. Dr. Dana SUSKIND bilimsel gerçeklerle kelimelerin gücünü, sevginin iyi edici yanını ele almış. Çocuğa değer veren her yetişkinin kütüphanesinde yerini alması gereken bir eser."
-Pedagog Adem Güneş
Oyun Oynama Sanatı
Çocuğunuzun davranış sorunlarını oyun aracılığıyla nasıl çözersiniz?
Hangi tür oyunlar ebeveyn-çocuk bağını güçlendirir?
Travmayla başa çıkmakta oyundan nasıl yararlanırsınız?
Ev ödevlerini oyunla nasıl keyifli hale getirirsiniz?
Çocuklar anne babalarıyla mutlu ve uyumlu bir ilişki kuramadıklarında ya da herhangi bir travma yaşadıklarında, aralarındaki bağ zayıflar; bu da davranış sorunlarına ve duygusal sıkıntılara yol açabilir. Ama unutmayın ki, çocuklar oyun oynamayı severler ve kendilerini çoğu zaman oyunlarla ifade ederler. Siz de çocuğunuzun sorunlarını oyunun iyileştirici gücüyle çözebilirsiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Doğal ebeveynlik akımının öncüsü Aletha J. Solter Oyun Oynama Sanatı'nda çocuğunuzun stresini azaltacak, aranızdaki bağı güçlendirecek ve davranış sorunlarını çözecek oyunlar öneriyor ve bunları nasıl uygulayacağınızı anlatıyor. Bu kitap evinize neşe ve kahkaha getirecek!
Oyuncu Anne
Ah be annesi, çocuğunu al spora götür, oradan çık baleye git, oradan çık tenise, dönüşte oyuncakçıya uğra, alabildiğini al, çeşit çeşit oyun gruplarına üye ol, odasına pahalı oyuncakları yığ, eve gelince aç televizyonu sen de elinde cep telefonun yanında otur. Aaaa noldu, o kadar koşturdun ama çocuğun yine mi mutsuz? Ev işleri, hayat telaşı, o kurs bu kurs derken büyüyüverdi çocuklar değil mi?
Gel, gerçek nitelikli zamanın peşinde ol ve onunla oyna. Yeterince yaratıcı değilim ve ne yapacağımı bilmiyorum diyorsan, senin için yüzlerce oyun fikri paylaştım. Hepsi çok kolay, çok eğlenceli ve verimli. Hepsi üç çocukla bizzat denendi. Hadi sıva kollarını, birlikte mutlu çocuklar büyüteceğiz...
Eğer siz de Şermin Çarkacı gibi düşünüyorsanız yani çocuğunuzla güzel ve verimli zaman geçirmenin tek yolunun şu yukarıda sayılanlar olmadığına inanıyorsanız, işte bu kitap tam size göre…
Buza saklanmış penguenleri, bulgurdan yapılmış çölleri ve mavi çarşaftan denizleri çocuğunuzla paylaşmak istiyorsanız Oyuncu Anne ile tanışmanın tam zamanı…
Oyuncu Anne kitabının gelirleri Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na bağışlanmaktadır.
Sabrımı Zorluyorsun
6-11 yaş arasında çocuğu olan anne babalar! Bu kitap sizin için.
Çocuğunuzun bu tür can sıkıcı davranışları aslında hiç tahmin etmediğiniz nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bu kitap var gücünüzle ittiğiniz halde açamadığınız kapıları belki de sadece çekerek kolayca açabileceğinizi gösteriyor. Denemediğim Yol Kalmadı kitabında, 1-5 yaş arasında çocuğu olan anne babalara hitap eden Isabelle Filliozat, bu kez 6-11 yaş aralığındaki çocuklarda en sık karşılaşılan sorunlara değiniyor ve bunlara farklı açılardan yaklaşıyor.
Anne babasıyla aynı mesleği paylaşan, deneyimli bir psikolog ve iki çocuk annesi olan yazar, zengin mesleki ve kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Bu sorunların nedenlerini ve bunlara nasıl yaklaşılabileceğini sevimli çizimler eşliğinde anlatıyor. Ayrıca herkesin anlayacağı bir dil kullanması ve bol örnek vermesi kitabı daha da ilgi çekici kılıyor. Bu kitabı okuduktan sonra çocuklara ve yaşama bakışınız tümüyle değişecek, daha donanımlı bir ebeveyn haline geleceksiniz.
Sağlıklı. Ahlaklı Ve Mutlu Kız Çocuğu Yetiştirmek
“Bağırmayan Anneler” kitabının yazarı Hatice Kübra Tongar’ın uzmanlığı ve deneyimleriyle kaleme alınan bu kitap, modern dünyadaki ebeveynlik zorluklarına ve çözüm önerilerine odaklanıyor.
Cinsiyet rollerine karşı yapılan her türlü olumsuzlukla mücadele edebilen, teknolojiyi yönetebilen, öz güvenli, kendine saygı duyan, Rabbiyle bağ kuran, iç sesini işiten bir kız çocuğu yetiştirmenin yol haritası için doğru ana baba duruşları, bu kitabın satırlarından evlerinize ulaşıyor.
Güçlü örnekler ve anekdotlarla okuyucuyu motive ederken kapsamlı araştırmalar ve pedagojik yaklaşımlarla verilen bilgileri destekleyen kitap, kız çocuklarının potansiyelini keşfetmek ve onlara rehberlik etmek için tüm ebeveynlere yol haritası sunuyor.
Kendinizi ve kız çocuğunuzu daha iyi anlamak, onların geleceğini şekillendirecek adımları atmak için “Kız Çocuğu Yetiştirmek” bu çağda kız annesi ve babası olma kaygılarınızı bir nebze de olsa hafifletecek.
Hatice Kübra Tongar’ın değerli bilgileriyle dolu bu eser, ebeveynlik yolculuğunuzda size rehberlik edecek...
Şarkiyatçılık : Batının Şark Anlayışları
Yirminci Yüzyılın en sarsıcı, en etkili kitaplarından biri olan Şarkiyatçılık'ta, "Batı"nın "Doğu"ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır Edward Said:"Şark'ın kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafi uzamların, bu uzamlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere dayanılarak tanımlanabilecek yerli ve kökten 'farklı' sakinleri olduğu düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu iddia ediyorum. Ama kuşkusuz, 'bizi en iyi biz biliriz' şeklindeki sınırlayıcı düşünceye katılmam da mümkün değil."Şarkiyatçılığın kusurunun, hem düşünsel hem de insani bir kusur olduğu kanısındayım; çünkü Şarkiyatçılık, önce dünyanın bir bölgesini kendine yabancı saymış, sonra ona dair değişmez bir yargı kurmuş, böylece insan deneyimiyle özdeşleşememe, dahası bunun insan deneyimi olduğunu görememe kusurunu işlemiştir. Eğer yirminci yüzyılda yeryüzündeki halkların pek çoğunun yaşadığı genel siyasi ve tarihi bilinç yükselişinden gereğince yararlanabilirsek, Şarkiyatçılığın dünya çapındaki hakimiyeti ve temsil ettiği her şey karşı çıkılabilir hale gelecektir... 'Şark' bir yana bırakılmalıdır. Şarkiyatçılığın bize sunduğu bütün o ırksal, ideolojik, emperyalist klişelerle birlikte. Böylece insan topluluğunu ilerletmeye yönelik genel girişimi, ırksal, etnik ya da ulusal farklılaşmalardan daha önemli sayan araştırmacılar, eleştirmenler, aydınlar ve insanlar çıkacaktır ortaya."Şarkiyat bilgisinin bugün bir anlamı varsa eğer, o da Şarkiyatçılığın, herhangi bir bilgide, herhangi bir yerde, her an ortaya çıkması mümkün bir zaaf konusunda uyarıcı bir örnek oluşturmasıdır. Okuruma Şarkiyatçılığa verilecek yanıtın Garbiyatçılık olmadığını göstermiş olduğumu umuyorum.
Sosyoloji Notları
Elinizdeki kitapta, yazan değil konuşan Cemil Meriç var. Sosyoloji Notları ve Konferanslar, Cemil Meriç'in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde 1965'ten 1969'a kadar anlattığı dersleri, verdiği birkaç konferansın metnini ve bazı sohbetlerinden alınan notları içeriyor. Bu metinlerde Cemil Meriç, 'Cemil Hoca' yüzüyle görünüyor. Kendini ' yazar ve hocayım' diye tanımlamamış mıydı?
Donmuş bir müfredatı anlatan bir 'hoca' değil, öğrencileriyle ve dinleyenleriyle birlikte sesli düşünen bir fikir adamı, Cemil Meriç. Bu sesli düşünmeler. Cemil Meriç'in daha sonraki yıllarda yazdığı kitapların malzemesini, taslaklarını oluşturuyor. 'Yazar'ın ve 'hoca'nın düşüncesini olgunlaştırmasının izini sürmeyi sağlayan metinler okuyacaksınız. Sesli düşünmenin belki disiplinsiz, dağınık, bazen spekülatif, ama yaratıcı ve kimi zaman da yazılı olandan daha canlı evreni...
Tüketim Toplumu
Çağımızın önemli filozoflarından Baudrillard bu kitabında, çarpık tüketim anlayışını ele alıyor. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Sonunda bu yabancılaşma o kadar kapsayıcı olur ki, tüketim toplumunun yapısı haline gelir. İşte bu kuramsal tabanda, günlük alışverişten lüks tüketime, beden bakımından cinselliğe, reklamdan Pop Art’a ve bireylerin dinlenme biçimlerine kadar tüm yönleriyle tüketim toplumunu çözümlüyor Baudrillard. Bu aşırı emek ve tüketim baskısına muhalefetin beklenmedik biçimlerde, örneğin kronik yorgunluk ya da irrasyonel şiddet olarak ortaya çıktığını ve bu muhalefetin öngörülemeyecek yepyeni biçimler bulacağını da ekliyor.
Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
Ziya Gökalp Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak kitabında, Tanzimat'ın ilanından itibaren Osmanlı Devleti'nde tartışılan üç ayrı fikir akımı üzerinde durmuştur: Türkçülük, İslamcılık ve medeniyetçilik. Gökalp, devletin ve milletin kurtuluşunu bu üç fikrin uzlaşmasında aramış; İslamcılık ve medeniyetçilik düşüncelerini, Türkçülük düşüncesini daha da zenginleştirecek bir vasıta olarak görmüştür. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, Ziya Gökalp'ın zengin bilgi birikiminden hareketle bir sistem içerisinde sunduğu düşüncelerinin özeti mahiyetindedir. Kitapta, Türk milletinin ve devletinin 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı sorunlarına dair yazarın ortaya attığı çözüm önerileri yer almaktadır. Benzer sorunların günümüzde daha da şiddetli bir şekilde yaşandığı düşünülürse, Ziya Gökalp'ın fikirlerinin ve çözüm önerilerinin bugün için ne kadar değerli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Üç Tarzı Siyaset
Yusuf Akçura; yirminci yüzyıl başlarında düşünce hayatımızda büyük bir ivme kazanan ve hem siyâset hem de kültür hayatımızda açık bir şekilde meyvelerini gördüğümüz Türkçülüğün akla gelen en önemli simalarındandır. Hatta birçok araştırmacı Yusuf Akçura’yı Türkçülüğün babası; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçen, Türk gazetesinde yayınlanmış makalesi “Üç Tarz-ı Siyâset”i de Türkçülüğün manifestosu olarak kabul etmişlerdir. Akçura, bu önemli makalesinde dönemin üç önemli siyâsî akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu akımların müspet ve menfi yanlarını, ayrıca hangi nispette tatbik edilebilir olduklarını mevcut örnekler üzerinden tartışmıştır.
Kitabımızda, Akçura’nın bu önemli makalesi Kahire ve İstanbul’da kendi sağlığında yapılmış baskılar karşılaştırılarak yayına hazırlanmıştır. Hem Latin harflerine aktarılmış hem de bugünkü Türkçeye uyarlanmış metinlerini sunduğumuz “Üç Tarz-ı Siyâset”, Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanacak Yusuf Akçura külliyatının ilk eseri olması bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Umrandan Uygarlığa
"Bu Ülke"yle aynı yıl yayımlanan ve zengin bir birikimin ürünü olan denemelerden oluşan elinizdeki kitap, öncelikle "uygarlık" kavramına ışık tutuyor. Cemil Meriç, 2000'li yılların eşiğinde hâlâ güncelliğini koruyan 'batılılaşma-çağdaşlaşma-uygarlık" tartışmalarına, '70'li yıllarda kaleme aldığı şu satırlarla katılıyor: "Kaynaklarından kopan bir intelijansiyanın kaderi, bir mefhum hercümerci içinde boğulmak. Umrandan habersizdik, medeniyete ısınamadık.
İnsanlığın tekâmül vetiresini ifade için kendimize lâyık bir kelime bulduk: Uygarlık. Mâzisiz, musikisiz bir hilkat garibesi." "Umrandan Uygarlığa", çağdaş uygarlık düzeyinden medeniyetlerin ölümüne, Osmanlı devlet adamlarından büyük siyasî eserlere kanat açan geniş soluklu ve güncel bir yapıt: "Zirvelerle uçurumlar arasında bir diyalog, acıların ve ümitlerin kitabı, bir devrin, daha doğrusu bir medeniyetin muhakemesi...göz karartıcı bir düşüşün grafiği."