Kadın Psikolojisi
Hayli Duyarlı Çocuk
Kardeşliğin Keşfi
Çocuk Psikolojisi – Remzi Kitabevi
Korku Kültürü
“Ben” değil “biz” diyen güçlüdür. Toplum olarak “biz” kimliğimizi keşfetmek ve yaşamak zorundayız. Barış, huzur, üretim, gelişme içinde özgürce yaşamamız, “biz” diyebilmemize bağlı.
Evinin temizliğine titizlikle dikkat ettiğimiz halde, nasıl oluyor da yollarda, kaldırımlarda, parklarda, kumsalda arkamızda bir çöplük bırakıyoruz?
Neden engelliler için ayrılmış park yerlerine, engelli olmadığımız halde aracımızı park ediyoruz?
“Sadece ben” diyen insan nasıl yetişiyor?
Kötü insanlar değiliz, ama birbirimize kötü davranıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri dinlemek bile istemiyoruz ve hemen ötekileştiriyoruz.
Niçin?
On günlük bir Türkiye yolculuğunda günlük gözlemlerle bu ve benzer soruların cevabını bulmak için bir sohbet oluşturduk. Üç kişiydik; ben Doğan, bu kitabın yazarı; Timur, tatil için Amerika’dan gelen otuz yaşlarında oğlum ve Arif öğretmen. Neden “sadece ben” demenin ötesinde “biz” diyemediğimizi anlamaya çalıştık. Neler keşfettiğimizi merak ediyorsanız, buyurun sohbetimize siz de katılın.
Nasıl Seri Katil Oldular ?
Kimi kafasının içinde insanları öldürmesi gerektiğini söyleyen bir ses olduğunu iddia etti, kimi sadece zevk için birilerini öldürdüğünü söyledi.
Sebepleri ne olursa olsun, bu insanların tek bir ortak özelliği var:
Hepsi birer seri katil. Seri katiller, yüzyıllar boyunca dünyanın her bir
köşesinde sokaklarda yürüdüler ve yollarda dolaştılar.
“Nasıl Seri Katil Oldular?”dünyanın her yerinden en çarpık, sadist ve korkunç katillerden 150’sini bir araya getirdi.
Birçok seri katil için içlerindeki öldürme arzusu, saçlarının ya da gözlerinin rengi gibi doğuştan gelmektedir.
Ancak uzmanlar, hepsinin ortak noktası olarak yaşadıkları çocukluk travmalarına işaret etmektedirler.
Ancak temelde, geçmişlerindeki hikâyeler ve onları cinayet işlemeye iten sebep ne olursa olsun, “Bu insanlar kötü,” demiştir profil uzmanı Pat Brown. Bundan başka bilmemiz gereken bir şey var mı?
Erkek Beyni
Dr. Louann Brizendine, Kadın Beyni adlı çok satılan kitabının devamı niteliğindeki bu eserinde, erkek zihniyeti ve davranışlarının ardında yatan beyinsel aktiviteleri açıklıyor ve erkek beyniyle ilgili en son bilimsel bulguları sunuyor. Erkek beyni;
- Sorun çözmek için tasarlanmış bir makinedir
- Bir sorunla karşılaştığında çözüm bulmak için duygusal yapıları değil analitik yapıları kullanır
- Rekabet ettikçe gelişir; sert oynar; hiyerarşi konusunda takıntılıdır
- Seksle ilgili bölümü kadın beynine kıyasla 2,5 kat daha büyüktür
Bilimsel bulguları son derece anlaşılır, basit bir dille anlatan bu kitabı okuyunca aklınızı kurcalayan pek çok sorunun yanıtını bulacaksınız:
- Erkek bebeğinizle göz teması kurmakta neden zorlanıyorsunuz?
- Küçük oğlunuz neden oturmak nedir bilmiyor?
- Ergenlik çağına girmiş oğlunuzla iletişim kurmak neden size bu kadar güç geliyor?
- Yetişkin erkekler neden hiyerarşiyi takıntı haline getiriyor?
Erkekleri anlamak isteyen kadınlar ve kendilerini daha iyi tanımak isteyen erkekler bu kitabı mutlaka okumalı.
Dönüşümsel Sandalye Çalışması – Klinik Uygulamada Psikoterapötik Diyalogların Kullanılması
Stres Ve Başaçıkma Yolları
Yaşadığımız hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırıyor ve taşıyabileceğimizden fazla sorumluluk üstleniyoruz.
Zihnimizi yoruyor, bedenimizi tüketiyoruz; bunun sonucunda da kaygı, yetersizlik duygusu, yorgunluk, bozulan ilişkiler, yaşama isteğinde azalma, uykusuzluk, baş ağrısı ve tükenmişlik kaçınılmaz oluyor.
Oysa stres, her türlü başarının vazgeçilmez ilk adımı. Gerçekleşmesi mümkün olmayan stressiz bir hayatı beklemek yerine, stresle başaçıkma yöntemlerini uygulayarak zamanı düzenlemek, ilişkileri geliştirmek ve dürtüsel tepkiler yerine seçilmiş tepkiler vererek stresleri gelişme yolunda fırsatlara çevirmek mümkün.
Prof. Dr. Zuhal Baltaş ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın kaleme aldıkları Stres ve Başaçıkma Yolları, geçmişin bilgeliği ile güncel bilimsel verileri bir araya getiriyor. Stresle başaçıkmanın ötesine geçerek, hayatınızda denge ve huzuru nasıl yeniden inşa edebileceğinizi anlatıyor.
Stresin sizi yöneteceği değil, sizin stresi yönetebileceğiniz bir yaklaşım...
Amazon Kadınlarına İç Huzur Sağlama Rehberi
Onlar başarılı, hırslı, becerikli kadınlar…
Azla yetinmiyorlar, talepkâr, mücadeleci, başarı odaklılar...
Hepsi birer savaşçı; evde, işte, ilişkilerinde, hiç durmadan mücadele ediyorlar…
Hayatta en iyi versiyonlarını deneyimlemek istiyorlar…
Onlar efsane hemcinslerinin karakterini taşıyan günümüzün Amazon kadınları…
Hayatın her alanında başarılı olmak için kuşandıkları silahları var: mükemmeliyetçi bir yapı, belirsizlikten hoşlanmayan kontrolcü bir mizaç, duygularını kendinden bile saklama yeteneği, çatışmadan kaçınma ve insanları memnun etme gayreti…
Artık Amazon kadını öyle bir noktaya geldi ki iç huzuru kayboldu. Çatışmadan kaçınıp “hayır” diyemediği için kendini tüketen bir sorumluluk ve iş yükü altına girdi. Romantik ilişkilerinde zorlanmaya başladı. Fedakâr anne rolüne saplanıp kaldı. Sağlıklı mükemmeliyetçiliği sağlıksız mükemmeliyetçiliğe dönüştü… Yoruldu…
Çareyi bazen kısa yoldan rahatlama sağlayan ama uzun vadede davranışsal bir bağımlılığa dönüşen alışkanlıklarda aradı. Bazen de kendine acıma, başkalarıyla hayatını karşılaştırma ve kafada kurma gibi daha da can acıtıcı tuzaklar içeren kurban psikolojisi içine düştü.
Çünkü hayatın kontrol edilemez bir tarafı olduğunu unuttu…
Şimdi Amazon kadını için yeniden güç kazanma, ruhsal bütünlüğünü sağlama, silahlarını daha iyi kullanma ve yeniden toparlanma zamanı Kendisi de bir Amazon kadını olan Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, Amazon kadınlarını kendileri üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu kitap sayesinde eğer bir Amazon kadınıysanız kendinizi anlayıp yüklerinizden kurtulabilir, bir Amazon kadınının yakınıysanız onu anlayıp potansiyelini gerçekleştirmesi için kanatları altındaki rüzgâr olabilirsiniz.
Yetişkin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu
Biliyorsunuz, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşamın pek çok yönünü etkiliyor. Neyse ki doğru bilgi ve stratejilerle DEHB yönetilebilir ve hatta kimi zaman avantaja dönüştürülebilir. Bu kitapta, DEHB'nin ne olduğundan başlayıp oradan DEHB’li bir yaşamı nasıl yöneteceğinize, oradan da duygusal ve sosyal etkilerine kadar birçok soruya yanıt bulacaksınız.
Kitaptaki her bir yazar özel olarak yetişkin DEHB ile ilgileniyor, hastalarına her gün DEHB’li bireylerin ve yakınlarının karşılaştıkları zorlukları anlama ve bu zorluklarla başa çıkma noktasında yardımcı oluyor. Onlardan bu bilgileri herkese ulaştırmalarını istedik.
DEHB’lilerin uzun ve sıkıcı kitaplar› okurken de zorlandığını da bildiğimiz için
DEHB–dostu bir yaklaşım benimseyerek, metinleri sade ve anlaşılır tutmak, bilgileri tablolar ve vurgulu noktalarla pekiştirerek DEHB’li bireylerin de rahatlıkla izleyebileceği bir yapıda tasarladık. Bu kitabı, okurken “Okuması pek de rahatmış!” diyerek ilgiyle okumanızı umuyoruz.
DEHB ile yaşayan herkes için değerli bir kaynak olan ‘Yetişkin DEHB: Tanımak,
Yönetmek Birlikte Yaşamak’, bu durumun üstesinden gelmeye yönelik çoğunu ilk defa duyacağınız pratik öneriler ve güçlendirici bilgilerle dolu.
Kendinizin ve sevdiklerinizin hayatını kolaylaştırmak için, bu bilgi hazinesi sizi bekliyor.
Öfke Dansı
Öfkenin nedenleri ve modelleri üzerinde duran bu kitap, önemli ilişkilerde anlamlı ve uzun vadeli değişimler gerçekleştirmeyi sağlayacak özel stratejiler sunuyor. Yazar, vardığı sonuçları on yıllık klinik araştırmalara, psikanalist sistemler ve aile sistemleriyle ilgili en son bulgulara dayandırarak, kavga ve suçlamayla ya da sessizlik ve duygusal uzaklaşmayla dışarı vurulan öfkenin, mevcut ilişki dinamiklerini neden ve nasıl koruduğunu gösteriyor. Ayrıca, öfkeyi daha güçlü ve bağımsız bir benlik duygusu kazanmak için kullanma konusunda kadınların yaşadığı zorlukları da dile getiriyor. Kadının öfkeli ve suçlayıcı bir konumdan, kendi karmaşasıyla yüzleşmeye doğru yaptığı yolculukları dile getiren Öfke Dansı, öfkenizi yapıcı bir güce dönüştürerek yaşamınızı yeniden şekillendirmek için size rehberlik edecektir.
Takıntılarla Başa Çıkma
Takıntılarla Başa Çıkma Obsesif Kompulsif Bozukluğunuzu Kontrol Altına Almanın Yolları
"...OKB üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri"
- Robert L. Leahy
Tekrarlayan eylemlerinizi ve zorla zihninize giren düşüncelerinizi tanımayı ve bunlarla başetmeyi, istenmeyen düşüncelerle ilgili korkularınızdan kurtulmayı, kaygılarınızı azaltmayı, takıntılı düşünmeyle ilgili duygusal rahatlama yolları bulmayı öğrenebilirsiniz.
Takıntılı düşünceleri yönetmede etkisi kanıtlanmış teknikler hepimizin zaman zaman sıra dışı düşünceleri olur. Örneğin, gözümüzün önüne şöyle bir görüntü gelir; akan trafikte arabamızı birdenbire ters bir yöne doğru sürebiliriz ya da akşam yemeği hazırlamakta kullandığımız bıçağı alıp sevdiğimiz birine zarar vermek için kullanabiliriz. Birçoğumuz, bu tür düşünceleri hiç önemsemez, ama bazılarımızın zihni sürekli bunlarla meşgul olur. Ya bir kazaya sebep olursam? Ya bakımını üstlendiğim birine zarar verirsem?
Şiddet içeren, hoş olmayan, dine saygısızlık içeren düşüncelerden ne kadar deneseniz de kurtulamıyorsanız, bu kitap size yardımcı olabilir. Bu tür takıntılı düşünceler, obsesif-kompulsif bozukluğun (OKB) belirtileri olabilir. OKB tanısı almışsanız ya da tanı almamış olsanız da bu tür düşünceleriniz varsa, bu kitaptaki güvenli ve etkili teknikler tekrar huzura kavuşmanız için size yardımcı olabilirler.
Takıntılı düşünceleri yönetme süreciniz, takıntılı düşüncelerin neden ısrarcı olduklarını ve bu düşünceleri tedavi etmek için profesyonellerin kullandıkları yolları keşfetmekle başlar. Kendi takıntılı düşüncelerinize anlam vermeyi de öğrenirsiniz bu düşünceleri neyin tetiklediğini ve bu düşüncelerle başa çıkmak için halihazırda ne yaptığınızı. Ardından, kitap sizi, takıntılı düşüncelerinizi yönetmenize yarayacak ve bu düşüncelerin yaşam kaliteniz üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacak bir dizi güvenli ve kontrollü yüzleşme egzersizine doğru yönlendirecektir.
Cüret
ZİHNİYETİNİZ DEĞİŞİRSE TESLİM OLMAZSINIZ, TESLİM ALIRSINIZ.
Tüm içsel savaşların tek sebebi kendinizi yeteri kadar tanımıyor oluşunuzdur. Kendinizi tanımaksa neye cüret ettiğinizle alakalıdır, kendinize neyi değer gördüğünüzle, neyle beslenmek ve neyi büyütmek istediğinizle ilgilidir, bir o kadar neleri söküp atacağınızla...
Kendiniz olmaya cesaret ettiğinizde başlar kişisel devriminiz ve ancak o zaman içsel gücünüzü keşfedersiniz. Bu kitapta kendi doğanız hakkındaki gerçekleri keşfetmek, beden, zihin ve ruhunuzun uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlamak, kendinizi sabote edici düşünce ve davranış kalıplarından kurtulmak, anlam ve amaç dolu bir hayat yaratmak, duyguların kölesi olmadan sakin ve dingin kalabilmek, karanlık manipülasyon döngülerinden kurtulmak, psikolojik dayanıklılık kazanmak, yaşantınızı yeniden organize edecek yasaları kavramak, cinselliğinizin gücünü keşfedip kusursuz bir âşık olmak ve baştan çıkarmada ustalaşmak için derinlikli bilgiler, özel stratejiler bekliyor sizi...
Korkmadan cesurca yaşayabilmek için gücünüzü elinize alma vakti. Çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayat var ve bu hayatı şekillendirebilmek içinse sadece bugününüz...
Çalınan Dikkat – Neden Odaklanamıyoruz?
Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. Çalınan Dikkat’te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor.
Bireysel çabaların, yani sırf kendi hayatlarımızda birtakım değişiklikler yaparak sorunu çözmeye çalışmanın ancak bir yere kadar etkili olabileceğini vurgulayan Hari, “dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini” belirtiyor. Bunun ise acil bir mesele olduğunu, çünkü dikkati dağılmış bir toplumun, önündeki en önemli sorunlara bile odaklanamayacağını ve çözüm üretemeyeceğini söylüyor.
“Böyle az uyuyup çok çalışan, üç dakikada bir faaliyet değiştiren, zaaflarımızı öğrenip manipüle etmek için tasarlanmış sosyal medya siteleri tarafından takip edilip gözlemlenen, stres fazlalığından aşırı tetikte yaşayan, enerjinin sıçrayıp çakılmasına yol açan bir şekilde beslenen, her gün beyne zarar veren toksinlerle dolu bir kimyasal çorbası soluyan bir toplum olmaya devam ettiğimiz takdirde – ciddi dikkat sorunları yaşayan bir toplum olmaya da devam edeceğiz, evet. Ama bunun bir alternatifi var. Örgütlenip karşı koymak – dikkatimizi ateşe veren kuvvetlerle mücadele edip yerlerine iyileşmemize yardımcı olacak kuvvetler geçirmek.”
Beynin Gece Hayatı
Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz ve uykunun fiziksel, nörolojik ve psikolojik sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki hepimiz gece boyu sıkı bir uyku çekip sabah zinde bir şekilde uyanacak kadar şanslı değiliz. Uzmanlık alanlarından biri de uyku bozuklukları olan nörolog Guy Leschziner bu kitabında uykuyla başı ciddi biçimde dertte olan hastalarının hikâyelerini anlatıyor: uykusunda motosikletine ya da arabasına atlayıp dolaşan Jackie; aksiyon filmlerini aratmayan rüyalar görürken o sahneleri bilfiil canlandırdığı için komik durumlara düşen Alex; espri yapıp güldüğü her seferinde birdenbire yere yığılıveren Adrian; uykusunda seks yapan Tom; uyurken hiç farkında olmaksızın tıka basa yiyen, yiyecek bulamadığında granül kahveden kuşyemine kadar birçok şeyi midesine indiren Don ve diğerleri.
“Peki bu hastalardan neden söz ediyorum? Daha da önemlisi, bunları neden okuyasınız ki?” diye soran Leschziner, anlattığı hikâyelerin uyku bozukluklarını uçlarda yaşayan insanlara dair olduğunu, ama bu uç durumları incelemenin uykunun genel işleyişine dair nispeten kısıtlı bilgimizi artırdığını söylüyor. Nitekim imsomni, narkolepsi, gece terörü, apne ve uyurgezerlik gibi bozukluklarla ilgili bu hikâyeleri okurken, uykunun biyolojik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerden etkilenen incelikli mekanizmasını ve bu mekanizmanın hayatımız üzerindeki etkilerini daha iyi anlıyoruz.
Birlikte İyi Hissetmek
Problemli ilişkiler can yakar. Çoğumuz duygularımızı kendi değerimize, en azından bir kısmını diğer insanlarla olan ilişkilerimize dayandırırız. Önemsediğiniz biriyle tartışmak ya da kavga etmek hiç eğlenceli bir şey değildir. Hiç önemsemediğiniz biriyle kavga etmek bile, enerjinizi ve neşenizi tüketebilir.
Diğer insanlarla dostane, tatminkâr ilişkiler isteriz ama genellikle tam tersi, düşmanlık, acı güvensizlikle karşılaşırız. Peki, bu neden oluyor? Neden iyi geçinemiyoruz?
İyi Hissetmek kitabının yazarından!
25 yıllık klinik tecrübe ve 1000’den fazla kişiyle yapılmış araştırmalara dayanan Birlikte İyi Hissetmek, neden birbirimizle iyi geçinemediğimiz üzerine yepyeni bir teori sunuyor ve ilişkilerin yürümesi için basit, güçlü teknikler sağlıyor.
Aşırı Yemeyi Yenmek
Endişe Tedavisi
Bu kitap sayesinde, endişeleriniz olmadan, yeni insanlara yaklaşabilir, topluluk içinde daha kolay konuşabilir, zorlayıcı işler alabilir, daha önce almadığınız riskleri alabilir, bugün oldukları haliyle ilişkilerinizin tadını çıkarabilir, insanların işinizle ilgili ne düşündüğü yerine, işinize odaklanabilir, ertelemenin üstesinden gelebilir ve bugün hayatınızdan daha fazla yararlanabilirsiniz.
Nasıl mı? Şu 7 adımı uygulayarak:
‘Mükemmel bir kitap! Kendi kendini değerlendirme ölçekleri her okuyucunun kişisel endişe alanlarını daraltıyor, hayatlarını dönüştürücü değişiklikler yapmada onlara destek oluyor ve endişenin üstesinden gelmede anlaması kolay ve adım adım uygulanan yöntemleriyle araştırmaya dayalı kullanışlı araçlar sağlıyor.’
Dr. Monica Ramirez Basco
Hayli Duyarlı Kişi
“Bu kitapta kendimi apaçık bir şekilde gördüm ve neredeyse her sayfasını gözyaşları içinde okudum. Hayatımı bütünüyle değiştirdiğini söylemek bile yetersiz kalır. Elaine Aron'a sonsuza dek minnettarım.”
- Alanis Morissette, müzisyen, söz yazarı, aktivist
“İnsan doğasının temel boyutlarından birini çok yönlü bir şekilde inceleyen Elaine Aron’ın analizi mutlaka okunmalı. Dengeli yaklaşımı, duyarlılığın bir engel değil olanak hâline gelmesi için yeni çözümler öneriyor.”
- Philip G. Zimbardo, Shyness, Psikoloji ve Yaşam
“Utangaç”, “korkak”, “asosyal”, “tuhaf”... Bunlar, yıllar boyu size uygun görülmüş etiketlerden yalnızca birkaçını tanımlıyorsa, Hayli Duyarlı Kişi size kendinizi bir kez daha tanıma şansı veriyor.
1990’dan beri duyarlı kişiler üzerine çalışmalar yürütmüş olan, klinik psikolog Elaine N. Aron’ın Hayli Duyarlı Kişi kitabı, duyarlı olmanın sıklıkla yanlış anlaşıldığı ve yanlış adlandırıldığı modern dünyada, toplumdaki ve yakın çevrenizdeki rolünüzü tekrar değerlendirmenize, bakış açınızı değiştirmenize yardımcı olacak.
On dörtten fazla dile çevrilmiş ve dünyanın dört bir yanında bir milyondan fazla satmış bu kitap, şu sorularınıza da yanıt bulmanızı sağlayacak:
• Yalnızca kadınlar mı hayli duyarlıdır? Duyarlılığın cinsiyeti olur mu?
• Duyarlı kişilerin hepsi birbirinin aynısı mı?
• Duyarlı kişilerin güçlü yanları da var mı?
• Hayli Duyarlı Kişi’yi duyarlı olmayandan ayıran özellikler nelerdir?
• Duyarlılığın veya hassasiyetin dereceleri ve çeşitlilik gösterdiğine dair örnekler var mı?
• Uyaranları kontrol edip günlük hayatla baş etmek mümkün mü?
• Uyarılma gerçekten kaygı ve korkudan farklı mıdır?
• Bu özelliğe sahip olup başarılı ve göz önünde bir kariyer sahibi olmak mümkün mü?
“Bu olağanüstü kitap bize yeni bir bakış açısı veriyor, bizi rahatlatıyor ve toplumdaki yerimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor. ”
- John Gray, Ph.D., Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten
“Üzerine çok az çalışma bulunan önemli bir konuyu inceleyen bu kitap ciddi bir çalışmanın ürünü.”
- Portland Oregonian
“Bu kitap HDK'ler için ve HDK'leri anlamak isteyenler için paha biçilmez bir kaynak.”
- The New York Times
“Aydınlatıcı ve insana güç veren bu kitap hepimize çok değerli bir hediye.”
-Riane Eisler, Ph.D.,Nurturing Our Humanity
Pozitif Disiplin
Sevgisiz Anneler – Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber
Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber.
Büyürken anneleriyle sevgi dolu bir ilişkiden mahrum kalmış kız çocuklar, bu eksikliğin bedelini hayatlarının her alanında yaşarlar. Annelerinin açtığı derin duygusal yaralar, seneler sonra bile acı, korku ve çalkantıya sebep olmaya devam eder. Bu kadınlar annelerinin duygusal yörüngesinden kurtulmaya çalışsalar da, kaygı, depresyon, özgüven eksikliği ve ilişki sorunlarıyla boğuşurlar.
Sevme ve şefkatle bir görülen annelik miti konuyu gözlerden kaçırsa da, pek çok kız büyürken annesinin kötü muamelesine maruz kalıyor. Sistematik eleştiri, kontrol, zorbalık, duygusal ihmal, fiziksel taciz… Hepsi küçük bir kız çocuğunu ezen ve etkileri yetişkinliğe kadar uzanan yıkıcı davranışlar. Yıllarca maruz kalınan bu kötü muameleyi telafi etmek mümkün müdür? Sorunlu anne kız ilişkilerinde tıkanıklığa sebep olan davranış örüntüleri nasıl tespit edilir? Depresif, alkolik, rekabetçi veya narsisist annelerle nasıl baş edilir? Bir kadının annesine karşı sorumluluğu nerede başlayıp, nerede biter? Kendi çocuklarımızla ilişkimizde, sağlıklı anneliğin alma verme dengesi nasıl kurulur?
Deneyimli psikoterapist Susan Forward, Sevgisiz Anneler’de kırk yıllık klinik çalışmaya ve terapi birikimine dayanarak çocuk yaştan itibaren annelerinin sözlü, duygusal veya fiziksel şiddetine uğramış kadınların elinden tutuyor. Bu yaralı yetişkin kızlara şefkatle seslenerek, acı anılarla yüklü geçmişin suçluluk ve korkularından kurtulup yeni bir benlik inşa etmeleri için somut ve etkin önerilerde bulunuyor.
Ölüm Ve Ölme Üzerine – 50.Yıl Edisyonu
Ölüm ve Ölme Üzerine; terminal hastalar, onların aileleri ve onlara hizmet veren sağlık profesyonelleri için rehber niteliği taşıyan, cesaret ve umut aşılayan bir kitap…
Ünlü psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross, çığır açan bu klasik eserinde, hastalık süreci ve ölümle yüzleşmenin insani yönlerine ışık tutuyor. Ölümle başa çıkma sürecini anlama ve destekleme konusunda yepyeni bir perspektif sunan bu çalışmada, yasın beş evresi (inkâr-izolasyon, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ayrıntılı bir şekilde izah ediliyor.
Çocuklar Ve Ergenler İçin Şema Terapi
Şema Terapi, son yıllarda yetişkin hastaların tedavisinde kendini olağanüstü başarılı şekilde kanıtladı ve şimdi çocuklar ve ergenlerle çalışma zeminine taşınıyor…
Şema Terapi, gelişim psikolojisini ilgilendiren temelleri de işin içine katıyor ve çocukluk ile hayatın geri kalan akışındaki temel ihtiyaçlar modeline dayanıyor. Çocuklar ve ergenlerin de ele alınması, aynı zamanda buna eşlik eden ebeveyn çalışması için çok uygun. Bunu yaparken değişik yaş dönemlerinde, farklı ele alma şekilleri ve terapi ağırlık merkezleri seçilmek zorunda.
Pek çok örnek doğrudan uygulanabilir teknik ile stratejilerin yanı sıra terapist ve hastalar için geniş kapsamlı materyaller sunuluyor.
Mindfulness Ve Şema Terapi
Şema Terapi, ‘şema’ ve ‘mod’ olarak adlandırılan iki kavramı kullanır. Şemalar insanların kendilerini, başkalarını ve kendilerini çevreleyen dünyayı algılama biçimidir. Geçmişte, özellikle çocukluk döneminde deneyimlenen duyumsal algılar, duygular ve faaliyetlerden ötürü oluşurlar.
Mindfulness, (bilinçli farkındalık) eğitimi ise bize özellikle içsel ve dışsal deneyimlere anbean dikkatimizi vermeyi, sonrasında da zihnimizin ayrıntılı düşünmeye veya kaçınmaya kendini nasıl kaptırabildiğini açık bir şekilde görmeyi öğretir.
Bu kitap, şema terapideki son gelişmelerle birlikte terapist ve danışanlar için kanıtlara dayanan ve çok yararlı olabilecek uygulamalar eşliğinde değerli bir kaynak sunuyor.
Zor Kişiliklerle Yaşamak
Problemlerimizin kaynağını, çoğu zaman hayatımızdaki "başka kişiler"in yaşantımızı ne derece etkilediklerini fark etmeksizin yanlış yerlerde ararız. Sorunlarımızın odağındaki "başka kişiler"i fark ettiğimizde, onların birer "zor kişilik" olarak en yakın dostumuz, iş arkadaşımız hatta eşimiz olduğunu görürüz. "Zor kişilikler"in çevresi, bu kişilerin sürekli olarak sergiledikleri davranışlar karşısında şaşkınlığa düşer: Yaşamı çatışmalar ve dargınlıklarla geçen paranoyak kişilik, başkalarını idealize etmeyle hayal kırıklığı arasında salınan oyuncu kişilik, çevresinden karşılıksızca ilgi ve ayrıcalık talep eden narsist kişilik, iç dünyasına kapanan şizoid kişilik ve sürekli koruyucularının gölgesinde yaşayan bağımlı kişilik... Peki ama bu sorunlu var olma biçimleri nasıl değiştirilecektir? Bu konuda bütün görev ve sorumluluk kişiye mi ait olacaktır? Yoksa, bu tür kişilerin davranışlarından yakınan ya da rahatsızlık duyan çevresinin ona baskı uygulaması mı gerekir? Zor kişiliklerle baş edebilmek ve onlarla birlikte yaşayabilmek mümkün müdür? "Zor Kişilikler"le Yaşamak on iki ayrı zor kişilik tipinin kendilerini ve başkalarını nasıl gördüğünü anlatıyor. "Zor kişiliğin" kendine ve dünyaya bakış açısını anladığımız zaman, bu kişinin bazı davranışlarını açıklamanın nasıl da kolaylaştığını gösteriyor. Kitap hayatımızdaki "zor kişilikler"le beraber nasıl yaşayacağımızı anlatmanın dışında, kendimizi daha iyi tanımamıza ve kendimizde "zor kişilik" özelliklerinden bazılarının bulunup bulunmadığını anlamamıza da yardım ediyor. François Lelord ve Christophe André, psikiyatr ve psikoterapi uzmanları olarak ele aldığı kişilik tiplerine uygun vaka analizleri ışığında, meslek ya da aile çevremizde bulunan zor bir kişiliği idare etmek konusunda bize yol gösteriyorlar. "Zor kişilikler"le yaşamayı seçen ya da buna mecbur olanların ve başkaları tarafından "zor bir kişilik" olarak tanımlanan herkesin faydalanacağı bir okuma.
Akış Mutluluk Bilimi
Mutluluğun bir sırrı olmadığını mı düşünüyorsunuz?
Çağımızda yaşayan ortalama bir insanın sahip olduğu lüks ve konfora yüz yıl öncesinin kral ve kraliçeleri bile sahip değildi. Ancak tüm bu konfor artışına ve reel milli gelirlerin birkaç katına çıkmasına rağmen mutluluk oranları değişmiyor. Sayısız bilimsel araştırma paranın, daha lüks ve daha konforlu bir hayatın mutluluk getirmediğini net bir şekilde ortaya koymuş durumda. O zaman insanı gerçekten mutlu eden nedir? Yaşam kalitemizi ve hayattan aldığımız tadı artıracak bir yöntem var mı?
Dünyaca ünlü Akış teorisi, insanın gerçekte nasıl mutlu olacağını açık bir biçimde ortaya koyuyor. Mutluluk kontrolsüzce bir haz arayışından değil, bilinçli bir adanmışlıktan geçiyor. Diğer bir deyişle; Akış deneyiminden.
Akış deneyiminin ne olduğunu açıklayan ve bu deneyimi nasıl yaşayabileceğimizi sayısız örnekle bize sunan bu kitap, Akış teorisinin sahibi Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi'nin mutluluğu araştırmaya adanmış 25 yıllık çalışmasının bir sonucudur. AKIŞ: Mutluluk Bilimi kitabı, akademik dünyayla birlikte yaşamına değer katmak, hayatı daha derinden keşfetmek ve öz farkındalığını artırmak isteyen herkes içindir.
Mutluluğun gerçekten de bir sırrı var.
Duygusal Zeka Neden Iq Dan Daha Önemlidir
"IQ" ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ’lu çocuklar, ortalama IQ’ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor? Dr. Daniel Goleman, psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, "EQ"nun "IQ"dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. "Duygusal zeka"yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor. Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman’a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor. Başta eğitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal mesajı da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zeka düzeyiyle doğrudan bağlantılı.
Sosyal Zeka
Ana – Baba Okulu
Haluk Yavuzer’in editörlüğünde işlenen konular:
• Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)
• Okul Öncesi Dönemi (3-6 Yaş)
• Temel İhtiyaçların Kazanılmasında Ailenin Rolü
• Arkadaşlık İlişkileri
• Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Gelişim ve Eğitim
• Çocuk Yetiştirmede Farklı Ebeveyn Tutumları
• Baba Olmak
• Çalışan Anne ve Çocuğu
• Ailede Disiplin Anlayışı
• Ergenlik Dönemi, Problemleri ve Anne-Babalar
• Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Kaygı
• Kimlik Bocalamasından, Şizofreniye: Neden Her Şey Ergenlikte Ortaya Çıkar?
• Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Sorunlar
• Eğitim Başarısını Yükseltmede, Sağlıklı ve Mutlu İnsanlarYetiştirmede Ailenin Rolü
• Bilişsel İşlemlerin Akademik Becerilere Dönüşmesinde Ebeveyn Rolü
• Sınava Hazırlanan “Kaygılı” Çocuğunuza Yardımcı Olabilirsiniz
• Okul Başarısını Etkileyen Önemli Sorunlardan Biri: Özel Öğrenme Güçlükleri
• Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nda Anne-Babanın Yapabilecekleri
• Saldırganlık ve Aile
• Kişisel Gelişimde Bir Güç Olarak Güven ve Öz-Saygı Kavramı • Eşlerde Problem Çözme
Ergen Beyni
Dr. Frances E. Jensen ergen beynini yepyeni bir yaklaşımla inceliyor. Ergen beyniyle ilgili efsanelere son veren ünlü nörolog, hem ebeveynlere hem eğitimcilere hem de gençlere çok önemli tavsiyelerde bulunuyor.
Deneyimlerinden yolan çıkan doktor kendi çocuklarından öğrendikleri sayesinde ergenlerin aslında yabancı bir tür olmadıklarını,yalnızca yanlış anlaşılmış bir tür olduklarını keşfediyor. Evet, ergenler farklı, ama bu farklılıklarının altında yatan önemli fizyolojik ve nörolojik nedenler var. Alanındaki son gelişmeleri aktaran bu popüler bilim kitabı çok satanlar listesinin başına oturmaya aday.
Yeme Bozuklukları Ve Bilişsel Davranışçı Terapi
‘Yeme Bozuklukları ve Bilişsel Davranışçı Terapi’, uygulama yapan uzmanlar da gözetilerek hazırlanmış pratik ve çok yararlı bir kılavuz...
Bu kitap, yeme bozukluğu ile ilgili olarak hastalara nasıl yardım edileceği ve nasıl fark yaratılacağını ele alıyor. Deneysel olarak desteklenmiş önde gelen yeme bozuklukları tedavisinin en yeni versiyonu olan “Geliştirilmiş” Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (G-BDT) nasıl uygulanacağını kapsıyor; farklı profesyonel geçmişlere ve farklı düzeylerde klinik deneyimlere sahip bilim insanlarının katkısına yer veriliyor.
Dr. Fairburn’ün yayınevimizden çıkan önceki kitabıyla, ‘Aşırı Yemeyi Yenmek’le de bütünleşen bu yapıt, hastayla ilk tanışıldığı andan tedavi sonrası takip görüşmelerine kadar olan süreci baştan sona ayrıntılı olarak anlatıyor ve özel hasta gruplarına uyması için tedavinin nasıl uyarlanabileceği açıklanıyor.
Evinizdeki Terapist
Gölgeyle Buluşma
Bilince çıkarmadığımız her şey hayatta kader olarak karşımıza çıkar.”
Carl Gustav Jung
Hiddet, kıskançlık, yalan söyleme, hınç, suçlama, açgözlülük… Bu yasak hisler ve davranışlar karanlıkta kalan ve inkâr ettiğimiz tarafımızdan yani kişisel gölgemizden ortaya çıkar. Herkesin bir gölgesi vardır ve bilinçli yaşamında birey ona ne kadar az yer verirse gölge o denli karanlık ve yoğun olur. Birisine karşı açıklanamaz bir antipati hissettiğimizde, kendimizde uzun süre gömülü kalmış, kabul edilemez bir özellik keşfettiğimizde, öfke, haset veya utançtan bunalıp bu duygulara yenik düştüğümüzde gölgemizle karşılaşırız.
Gölge yalnızca bireysel bir sorun değildir. Grupların ve toplumların da ırkçılık, günah keçisi bulma, düşman yaratma ve savaş gibi tehlikeli davranışlara götüren kolektif gölgeleri vardır.
Vücudunuz Hayır Diyorsa ; Duygusal Stresin Bedelleri
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
Panik Atakta
İlaçsız yeni anksiyete terapisi ile hayatınız değişebilir!
Hepimiz kaygı, endişe ya da panik hissinin neye benzediğini biliriz. Aşağıdaki düşüncelerden bazıları size tanıdık geliyor mu?
“Bu uçağın türbülansa girip düşeceğine adım gibi eminim.”
“İş yerinde sunumumu yapacağım sırada her şey aklımdan silinecek ve herkes benim aptal olduğumu düşünecek.”
“Niçin bu kadar utangaç ve kendime güvensizim? Tam bir eziğim.”
“Aklımı kaçıracak ve sinir krizi geçirecekmiş gibi hissediyorum.”
“Ben niye hiçbir şeyi halletmeyi beceremiyorum!”
Eğer öyleyse, nasıl hissettiğinizi değiştirebilirsiniz! Panik Atakta size kronik endişe, utangaçlık, toplum önünde konuşma anksiyetesi, sınav kaygısı, fobiler gibi her çeşit anksiyete ile savaşabilmek için, uzun terapiler ya da ilaçlara gerek kalmadan, bir cephane sağlayacak. Dr. Burns size güçlü ve güncel anksiyete karşıtı 40 tekniği öğretecek ve size işinize yarayacak olan yöntemi nasıl seçeceğinizi gösterecek. Amaç sadece bir şekilde daha iyi hissetmek değil, tamamıyla iyileşmek. Tek ihtiyacınız olan biraz cesaret, sağduyu ve bu kitapta yer alan teknikler.
Hızlı Ve Yavaş Düşünme
Rasyonel yargı ve karar alımını sorgulayan ufuk açıcı psikoloji çalışmasıyla 2002 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülen Daniel Kahneman, çağımızın en önemli düşünürleri arasında yer alıyor. Fikirleriyle ekonomi, tıp ve siyaset dahil, pek çok alanı etkilemiş olan yazar, bu kitapta yıllardır sürdürdüğü araştırmaların sonuçlarını bir araya getiriyor.
Okuyucuyla canlı bir sohbete giren yazar, sezgimize ne zaman güvenip güvenmeyeceğimizi ve yavaş düşünmenin ne zaman daha iyi olacağını öğretiyor. İş ve özel yaşamımızda seçimlerimizi nasıl yaptığımızı ve başımıza sık sık dert açan zihinsel hatalardan korunmanın farklı tekniklerini nasıl kullanacağımızı gösteriyor.
Hızlı ve Yavaş Düşünme, düşünmeyle ilgili düşüncelerinizi sonsuza dek değiştirecek.