Sanal Aşk
Şema Terapi
Şema Terapi, kişilik bozukluğu ve kronik depresyon gibi uzun süreli ruhsal sağlık sorunlarıolan insanlara yardım etmek için, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) tekniklerini kişilerarası, yaşantısal ve psikodinamik terapi öğeleri ile birleştirir. Şema Terapi, birçok olumsuz bilişsel durumun geçmiş deneyimlere dayandığını ileri sürer ve sonuç olarak değişimi ortaya çıkarmak amacıyla, negatif düşünce ve davranışlara karşı meydan okumak ve onları değiştirmek için modeller sunar.
Bu kitapta, Eshkol Rafaeli, David Bernstein ve Jeffrey Young, Şema Terapi'nin 30 ayırıcı özelliğine ve bu yöntemin daha geniş BDT spektrumuna nasıl uyarlanabileceğine dikkat çekmektedirler.
Kuramsal Kısımlar ve Uygulama Kısımları olmak üzere iki bölümden oluşan bu kitap, tekniğe yeni olanlar için özlü bir giriş; alanda tecrübe sahibi olanlar içinse, bu tekniğin diğer Bilişsel DavranışçıTerapilerden nasıl ayrıldığı üzerine bir tartışma sağlamaktadır.
"Bu kitap, Şema Terapi'yi çok güzel anlatıyor ve Şema Terapi'nin güncel gelişimindeki tüm kilit alanları yetkin ve özlü bir biçimde ele alıyor."
- George Lockwood
Sevgi
Bu kitap, sevgi üzerine en iyiöğetmenlerim olan lbabam Tulioile annem Rosa'ya ithaf olunmuşturBunun nedeni, onlarınsevgiyi hiçbir zaman banaöğretmeye kalkışmamaları amaher hareketleriylegöstermeleridir.Kitap ayrıca benim sevgiile gelişip olgunlaşmama yardımbana yardımcı olacaklaraithaf olunmuştur. Leo Buscaglia
Sevgi İçin Doğmak
Sevgisiz Anneler – Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber
Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber.
Büyürken anneleriyle sevgi dolu bir ilişkiden mahrum kalmış kız çocuklar, bu eksikliğin bedelini hayatlarının her alanında yaşarlar. Annelerinin açtığı derin duygusal yaralar, seneler sonra bile acı, korku ve çalkantıya sebep olmaya devam eder. Bu kadınlar annelerinin duygusal yörüngesinden kurtulmaya çalışsalar da, kaygı, depresyon, özgüven eksikliği ve ilişki sorunlarıyla boğuşurlar.
Sevme ve şefkatle bir görülen annelik miti konuyu gözlerden kaçırsa da, pek çok kız büyürken annesinin kötü muamelesine maruz kalıyor. Sistematik eleştiri, kontrol, zorbalık, duygusal ihmal, fiziksel taciz… Hepsi küçük bir kız çocuğunu ezen ve etkileri yetişkinliğe kadar uzanan yıkıcı davranışlar. Yıllarca maruz kalınan bu kötü muameleyi telafi etmek mümkün müdür? Sorunlu anne kız ilişkilerinde tıkanıklığa sebep olan davranış örüntüleri nasıl tespit edilir? Depresif, alkolik, rekabetçi veya narsisist annelerle nasıl baş edilir? Bir kadının annesine karşı sorumluluğu nerede başlayıp, nerede biter? Kendi çocuklarımızla ilişkimizde, sağlıklı anneliğin alma verme dengesi nasıl kurulur?
Deneyimli psikoterapist Susan Forward, Sevgisiz Anneler’de kırk yıllık klinik çalışmaya ve terapi birikimine dayanarak çocuk yaştan itibaren annelerinin sözlü, duygusal veya fiziksel şiddetine uğramış kadınların elinden tutuyor. Bu yaralı yetişkin kızlara şefkatle seslenerek, acı anılarla yüklü geçmişin suçluluk ve korkularından kurtulup yeni bir benlik inşa etmeleri için somut ve etkin önerilerde bulunuyor.
Sevme Sanatı
Bir Eylem Olarak Sevmek.
Her sanat dalı disiplin, odaklanma ve sabır gerektirir. Sanatta ustalaşma, bir çocuğun yeni yürümeye başladığı evredeki gibi düşe kalka ama denemekten vazgeçmemekle elde edilir. Sevmek de içinde sevme ve sevilme eylemini birlikte muhafaza eden bir sanattır. Hatta diğer sanat dallarından daha fazla içgörüye ve anlayışa sahip olmaya ihtiyaç duyar. Bir ustası, bir kılavuzu yoktur; kişinin salt kendisi için ve tek başına edinebileceği bireysel bir deneyimdir.
Sevme Sanatı, bu sanatın nasıl ve hangi araçlarla icra edileceğinin anlatıldığı bir reçete ya da sevginin ne olduğu konusunda binlercesi bulunan bir kişisel gelişim kitabı değildir. Bunun çok ötesinde, artık bir klasik sayılan, hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilen, yayımlandığı ülkelerde milyonlarca satan bu kitap, insanlığın geleceği için hümanist bir yaklaşım, sevme hakkında kusursuz bir felsefi manifestodur.
Sevme Sanatı, “sevmek” eyleminin ana hatlarını belirleyen ve bunu felsefe ve psikoloji temelinde ele alan, incitmeyen, eleştirmeyen, dili ve içeriği asla eskimeyen bir kitap.
“Psikoloji alanındaki en önemli çalışmalardan biri.”
—The New York Times
Sevme Sanatı Modern Kapak
“Sevgi, kişiyi diğer insanlardan ayıran duvarları yıkan, onu diğerleriyle birleştiren, insanın içindeki etkin gu¨çtu¨r.”
“Psikoloji alanındaki en önemli çalışmalardan biri.”
—The New York Times
Her sanat dalı disiplin, odaklanma ve sabır gerektirir. Sanatta ustalaşma, bir çocuğun yeni yu¨ru¨meye başladığı evredeki gibi du¨şe kalka ama denemekten vazgeçmemekle elde edilir. Sevmek de içinde sevme ve sevilme eylemini birlikte muhafaza eden bir sanattır. Hatta diğer sanat dallarından daha fazla içgöru¨ye ve anlayışa sahip olmaya ihtiyaç duyar. Bir ustası, bir kılavuzu yoktur; kişinin salt kendisi için ve tek başına edinebileceği bireysel bir deneyimdir.
Sevme Sanatı, bu sanatın nasıl ve hangi araçlarla icra edileceğinin anlatıldığı bir reçete ya da sevginin ne olduğu konusunda binlercesi bulunan bir kişisel gelişim kitabı değildir. Bunun çok ötesinde, artık bir klasik sayılan, hemen hemen tu¨m du¨nya dillerine çevrilen, yayımlandığı u¨lkelerde milyonlarca satan bu kitap, insanlığın geleceği için hu¨manist bir yaklaşım, sevme hakkında kusursuz bir felsefi manifestodur.
Sevme Sanatı, “sevmek” eyleminin ana hatlarını belirleyen ve bunu felsefe ve psikoloji temelinde ele alan, incitmeyen, eleştirmeyen, dili ve içeriği asla eskimeyen bir kitap.
Sevmek Cesurların İşidir
Şeytan Etkisi
1971'de bir grup üniversite öğrencisi görünürde mahkumiyet psikolojisinin araştırıldığı bir deneye gönüllü olarak katıldı. Rasgele seçilmiş öğrencilerden bir kısmına gardiyan, bir kısmına da tutuklu rolü verildi. Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün bodrum katında oluşturulan yapay bir hapishanede rollerini oynamak üzere deneye dahil olan öğrenciler, deney başladıktan kısa süre sonra bambaşka bir gerçeklik algısıyla rollerini içselleştirdiler. Bundan sonra yaşananlar ise psikoloji tarihinde bir mihenk taşına dönüştü. Stanford Hapishane Deneyi olarak bilinen bu çalışmanın mimarı Prof. Philip Zimbardo, durumsal güçlere ve sosyal dinamiklere bağlı olarak insanların ansızın nasıl canavarlara dönüşebildiğini kanıtlamıştı.
Daha da önemlisi, Stanford Hapishane Deneyi'nin ortaya koyduğu bulgular insanlık suçlarının bazı dinamiklerini açıklamaya yardımcı oldu. Aynı şekilde bu deney, Ruanda'daki katliamlardan Irak savaşında ABD askerlerinin özellikle Ebu Gureyb Hapishanesi'ndeki insanlık dışı zulümlerine kadar tarihimizde kayıtlı ve ne yazık ki önlenemez bir şekilde devamı gelen insanlık suçlarını sosyal psikolojik yönden, yetkenin ve güç algısının insan tutum ve davranışlarına zararları açısından ele alınabilir bir analiz seviyesine taşıdı.
"İyi" insanlara kötülük yaptıran şey nedir? Philip Zimbardo Şeytan Etkisi ile okuru bir yolculuğa çıkartıyor ve bu sorunun cevabını okurla birlikte bulmaya çalışıyor.
Filmleri çekilen, belgesellere konu olan, esinlenilerek romanlar yazılan Stanford Hapishane Deneyi'ni ve genel anlamda "kötülüğün psikolojisini" ele alan Şeytan Etkisi'ni okurken insanların nasıl başkalaşım geçirdiklerine tanıklık edecek, sizin de aslında o insanlardan farklı olmadığınızı düşündükçe tedirgin olacaksınız.
Sıkıntılarla Mücadele Rehberi
Sınır Kişilik Bozukluğu
"Sınır Kişilik Bozukluğu için en kapsamlı ve en güncel tedavi yaklaşımını arayan klinisyenler tarafından mutlaka okunması gereken bir kitap!"
- Jeffrey Young
"Sınır Kişilik Bozukluğu'nun tedavisinde Şema Terapi umut veren, yepyeni bir yaklaşım. Şema Terapi'yi geliştiren ekibin üyeleri tarafından kaleme alınan bu kitapta, bu terapi yaklaşımının klinikte tam olarak nasıl uygulandığı anlatılıyor. Klinisyenler için pratik bilgiler sunan son derece faydalı bir kitap!"
- Joel Paris
Sınır Kişilik Bozukluğu (SKB) genellikle tedavi edilemez bir ruhsal bozukluk olarak görülmektedir. Ancak güncel araştırmalar, tedaviye yanıt verme ve iyileşme oranlarına bakıldığında, Şema Terapi'nin (ŞT) üstünlüğünü ortaya koymaktadır. Sınır Kişilik Bozukluğu için Şema Terapi SKB için kavramsal bir model, hastaların tedavisi için bir tedavi modeli ve pratik bir dizi teknik önermektedir. Bu kitapta Arnoud Arntz ve Hannie van Genderen tarafından tedavi planlaması, terapötik ilişki, bilişsel ve davranışçı teknikler, özgül stratejiler, davranışsal örüntü bozma ve terapiyi sonlandırma konuları kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Aynı zamanda yöntemlerin nasıl uygulamaya konulacağını göstermek için sıklıkla vaka örneklerinden yararlanılmıştır. Teknikler, modların tespit edilmesi ve terapi aşamalarını bir bütünlük içinde okura sunan bu pratik kitap, günlük ve pozitif seyir defteri gibi hastalar için faydalı bir dizi broşür ile de desteklenmiştir.
Son Sığınak Aile
Aşk, evlilik, eş, aile, ev hanımlığı, sevgi, akrabalar, aldatma, şiddet, boşanma, annelik- babalık, mutlu bir ailenin sırları ve daha fazlası...
Aile kurumunun yıkılmaya yüz tutması, aile bireyleri arasındaki bağların zayıflaması ve modern dünyanın getirdiği sorunlar aile üzerinde yeni baştan durulması gerektiğini gösteriyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın kaleminden Son Sığınak Aile, aileye ilk adım olan evliliğin biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel temellerini irdeliyor. Yaşanmış örneklerin ve ‘evlilik niyet sözleşmesi’nin desteğiyle aile üyelerinin ve evliliğe hazırlık sürecinde olanların yollarını aydınlatıyor. "Aileyi" bütün yönleriyle anlatırken aileleri, karşılaşılan sorunları ve olguları bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyor.
Bu kitap, her ailenin ve aile olma yolunda ilerleyenlerin mutlaka kitaplığında bulunması gereken, mutlu aileler için rehber niteliğinde bir başvuru kitabı.
Sosyal İlgi
Sosyal Zeka
Stres Ve Başaçıkma Yolları
Yaşadığımız hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırıyor ve taşıyabileceğimizden fazla sorumluluk üstleniyoruz.
Zihnimizi yoruyor, bedenimizi tüketiyoruz; bunun sonucunda da kaygı, yetersizlik duygusu, yorgunluk, bozulan ilişkiler, yaşama isteğinde azalma, uykusuzluk, baş ağrısı ve tükenmişlik kaçınılmaz oluyor.
Oysa stres, her türlü başarının vazgeçilmez ilk adımı. Gerçekleşmesi mümkün olmayan stressiz bir hayatı beklemek yerine, stresle başaçıkma yöntemlerini uygulayarak zamanı düzenlemek, ilişkileri geliştirmek ve dürtüsel tepkiler yerine seçilmiş tepkiler vererek stresleri gelişme yolunda fırsatlara çevirmek mümkün.
Prof. Dr. Zuhal Baltaş ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın kaleme aldıkları Stres ve Başaçıkma Yolları, geçmişin bilgeliği ile güncel bilimsel verileri bir araya getiriyor. Stresle başaçıkmanın ötesine geçerek, hayatınızda denge ve huzuru nasıl yeniden inşa edebileceğinizi anlatıyor.
Stresin sizi yöneteceği değil, sizin stresi yönetebileceğiniz bir yaklaşım...
Süper Yardımcı Sendromu
Başkalarının ihtiyaçlarını daima kendinizinkilerin önüne mi koyuyorsunuz? Herkese yardım eli uzatırken kendinize hiç zaman ayırmıyor ve nihayetinde tükenmiş mi hissediyorsunuz? Peki ya hayır demek sizin için imkânsız mı? Öyleyse “süper yardımcı” olma ihtimaliniz yüksek.
Jess Baker ile Rod Vincent, Süper Yardımcı Sendromu olarak adlandırdıkları aşırı vericilik ve dozu kaçmış empati halini A’dan Z’ye ele aldıkları bu kitapta yardım etme psikolojisine dair yepyeni bir bakış açısı ortaya koyuyor. Yardım etme mekanizmasının yanlış işlemesine neden olan mantıktan uzak inançları masaya yatırırken zihin ve beden sağlığını olumsuz yönde etkileyen bu aşırılık halinin nasıl düzeltilebileceği ve sağlıklı sınırlar inşa edilebileceği hakkında okura ipuçları ve yönlendirmeler sunuyor.
“Sağlıksız yardım alışkanlıklarına saplanıp kalmamıza neden olan temel inançları ustalıkla ve şefkatle ortaya çıkaran, işleri gerçekten farklı bir şekilde yapmak için pratik araçları gösteren ve derin bir içgörü sağlayan ipuçlarını çok sevdim. Ezber bozan bir kitap.” –Suzy Reading
“Sağlık veya sosyal hizmetler alanında çalışan herkesin okuması gerekiyor.” –Profesör Alison Leary
“Düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı derinden etkileyecek bir kitap –hem de hepsini iyi yönde.” –Stylist Magazine
Takıntılarla Başa Çıkma
Takıntılarla Başa Çıkma Obsesif Kompulsif Bozukluğunuzu Kontrol Altına Almanın Yolları
"...OKB üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri"
- Robert L. Leahy
Tekrarlayan eylemlerinizi ve zorla zihninize giren düşüncelerinizi tanımayı ve bunlarla başetmeyi, istenmeyen düşüncelerle ilgili korkularınızdan kurtulmayı, kaygılarınızı azaltmayı, takıntılı düşünmeyle ilgili duygusal rahatlama yolları bulmayı öğrenebilirsiniz.
Takıntılı düşünceleri yönetmede etkisi kanıtlanmış teknikler hepimizin zaman zaman sıra dışı düşünceleri olur. Örneğin, gözümüzün önüne şöyle bir görüntü gelir; akan trafikte arabamızı birdenbire ters bir yöne doğru sürebiliriz ya da akşam yemeği hazırlamakta kullandığımız bıçağı alıp sevdiğimiz birine zarar vermek için kullanabiliriz. Birçoğumuz, bu tür düşünceleri hiç önemsemez, ama bazılarımızın zihni sürekli bunlarla meşgul olur. Ya bir kazaya sebep olursam? Ya bakımını üstlendiğim birine zarar verirsem?
Şiddet içeren, hoş olmayan, dine saygısızlık içeren düşüncelerden ne kadar deneseniz de kurtulamıyorsanız, bu kitap size yardımcı olabilir. Bu tür takıntılı düşünceler, obsesif-kompulsif bozukluğun (OKB) belirtileri olabilir. OKB tanısı almışsanız ya da tanı almamış olsanız da bu tür düşünceleriniz varsa, bu kitaptaki güvenli ve etkili teknikler tekrar huzura kavuşmanız için size yardımcı olabilirler.
Takıntılı düşünceleri yönetme süreciniz, takıntılı düşüncelerin neden ısrarcı olduklarını ve bu düşünceleri tedavi etmek için profesyonellerin kullandıkları yolları keşfetmekle başlar. Kendi takıntılı düşüncelerinize anlam vermeyi de öğrenirsiniz bu düşünceleri neyin tetiklediğini ve bu düşüncelerle başa çıkmak için halihazırda ne yaptığınızı. Ardından, kitap sizi, takıntılı düşüncelerinizi yönetmenize yarayacak ve bu düşüncelerin yaşam kaliteniz üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacak bir dizi güvenli ve kontrollü yüzleşme egzersizine doğru yönlendirecektir.
Taş Olsa Çatlar
Ruh sağlığı... kendin olmaktır!
Fiziksel form gibi zihinsel kondisyonun da zaman içinde, belirli tekniklerle güçlendirilebileceğine dair eğlenceli çizimleri ve egzersizleriyle pozitif bir rehber: Taş Olsa Çatlar
Hepimiz daha az endişe, suçluluk, öfke ve üzüntü hissetmek istiyoruz. Takıntılarımızda daha az boğulmak ve daha az yalnız kalmak istiyoruz; kendimizi şeytanlarımızdan, zorlayıcı alışkanlıklarımızdan ve stresimizden kurtarmak istiyoruz. Fakat insanlar olarak (taşların aksine) bunların hepsini deneyimliyoruz. Ve paradoksal olarak, onlardan kaçınmaya ve onları kontrol etmeye çalışmak, işleri daha da kötüleştiriyor.
Uzun yıllar boyunca psikolojik problemlerle mücadele eden Mark Freeman, yol boyunca edindiği tecrübelerden beslenerek bir akıl sağlığı mentörü haline geldi. İç sesini susturmak, acı ve stresten kaçınmak yerine duygusal gücümüzü özellikle de denge ve odaklanma kapasitemizi geliştirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Zekâ, şefkat ve tecrübe derinliğiyle yaşamın her evresinde karşılaşabileceğimiz pek çok hastalıktan, diğer yöntemler başarısız olsa bile iyileşebileceğimizi gösteriyor. Freeman’ın yenilikçi yaklaşımı, çeşitli iyileştirici teknikler, farkındalık, dikkat eğitimi, akran desteği, mizah ve sağduyuyu kullanıyor.
“Mark Freeman, endişeli zihinleri sakinleştirmek için işe yarar uygulamalar, yaratıcı alıştırmalar ve ilham veren stratejilerle dolu dolu bir yol haritası çizdi.”
- Mark Wolynn, Seninle Başlamadı’nın yazarı
“Akıl sağlığına olan bu mantıklı ve son derece pratik yaklaşım, yaygın hale gelen korku temelli düşünceye karşı harika bir panzehir sunuyor. Freeman’ın alıştırmalarından bazılarını deneyin; uzun süredir devam eden duygusal engellerin bile ne kadar kolay kalkacağına şaşıracaksınız!”
- Gail A. Hornstein
“Akıl sağlığı ve zindelik üzerine bugüne kadar okuduğum en iyi kitap. Mark güvenilir bir arkadaş, düşünce ortağı ve danışman oldu. Bu kitap, daha zengin, daha dolu ve daha canlı bir yaşam sürdürmek için bir bilgi hazinesi ve uygulanabilir adımlar rehberi. Gerçekten daha fazla tavsiye edemezdim.”
- Brad Stulberg
Toplum Psikolojisi Ve Empati
Dünya geçmiş asırlara göre daha müreffeh, fakat hayat standartlarının yükseldiği, zenginliklerin arttığı toplumlarda şiddet azalmıyor, hatta tam aksine artıyor. Her gün önünden geçtiğimiz bir toplumsal histeriyle karşı karşıyayız.
O halde toplum neden böyle oldu? Dünya topluluğu nereye gidiyor? Üstelik suçluların çoğu da akıl hastası değil. O halde sebep nedir? Tahammülsüzlük mü? “Öteki”nin duygusuna kayıtsızlık mı? Yoksa empati eksikliği ve bencillik yükselen bir trend haline mi geldi?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Toplum Psikolojisi ve Empati’de dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Yazar, bireysel ve toplumsal şiddet ilişkisini irdelerken, hem geçmişteki toplumları inceliyor hem de günümüz toplumunu, bireyler üzerinden biyolojik ve psikolojik verilerle tahlil ediyor. Son yıllarda şiddet eğiliminin artışıyla birlikte ayyuka çıkan sosyal şizofreniyi ele alıyor, şizofreninin aslında bireyden topluma doğru yayıldığını ileri sürüyor ve buna çözüm önerileri getiriyor.
Toplum Psikolojisi ve Empati günümüzün toplumsal dertlerini anlamak ve bunları çözmek adına atılmış güçlü bir adım.
Totem Ve Tabu
Freud’a göre ilkel insan bizim çağdaşımız sayılır. Tarihöncesi çağlardaki insanların geçirdiği evreler, gündelik yaşamlar, sanatları, oluşturdukları söylenceler ve mitlerde gelişim sürecimizin önceki basamakları hakkında ciddi izlere rastlar, onlarda kendimize benzerlikler buluruz. Bugün bazı topluluklarda izlerine rastlansa da Freud’un deyimiyle dinsel-sosyal bir kurum olan totemizmin etkilerinin azalmasına karşılık, tabu konusu farklı biçimlere bürünerek de olsa azımsanmayacak derecede yakınımızda durur. Freud’un eserini kaleme alırken belirttiği gibi Totem ve Tabu, bu alanda ele alınan ilk ciddi çalışma olmasının yanıı sıra, psikanalizin bakışı açısı ve bulgulamalarıyla toplum psikolojisinin kemikleşmiş sorunlarına yönelik bir çözümleme denemesi; etnologlar, filologlar, folklorcular ve psikanalistler için kendi ilgi alanlarıyla bağlantıı kurabilecekleri bir köprü inşaasıdır.
Travma Sonrası Psikolojik Tepkileri Anlamak
Travmaya Uğrayanlar ve Aileleri için Rehber
Travma ile yüzleşmekten kaçmak, onun etkilerinin hayatımızda gizli bir şekilde sürmesine neden olur.
Bu kitap, böyle bir süreçte sizde nelerin olup bittiğini anlamanıza ve bunları aşmanıza yardımcı olmayı hedefliyor.
Kendi kendinize de uygulayabileceğiniz bu önerilerle benliğinizi geri kazanacak ve hayatınıza daha iyi bir şekilde devam edeceksiniz.
Travmayı İyileştirmek
Hayatınızı yeniden kazanmak için duygusal özgürleşme rehberi
"Geçmişinde travma yaşamış bireyler veya travma üzerine çalışan uzmanlar için harika bir rehber olan bu kitapta Cori, travmanın ne olduğuna, travmanın farklı türlerine ve tedavi yöntemlerine dair çok faydalı somut bilgiler veriyor.”
İpek Aykol, Evlilik ve Aile Terapisti
Travmadan kurtulmaya yönelik birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan çok azı yeni bir bakış açısı ve seçenek yelpazesi sunmaktadır. Travmayla ilişkili zorluklara yenilikçi bir anlayış getiren Jasmin Lee Cori şunları yapmanıza yardımcı oluyor:
• travmayı ve yıkıcı etkilerini anlamak
• travma semptomlarını (disosiyasyon, uyuşma, vs.) ve travmadan kaynaklanan yaygın ruhsal sorunları belirlemek
• travmatik tepkilerle ve anılarla başa çıkmak
• iyileşmenizi destekleyen daha dengeli bir hayat yaratmak
• uygun müdahaleleri seçmek (terapiler, kişisel yardım grupları, ilaçlar ve alternatifler)
• iyileşme sürecinizde ne kadar yol katettiğinizi ve gelişmeye devam etmek için nelere ihtiyacınız olduğunu görmek Alıştırmalarla, iyileşmeyle ilgili öykülerle, unutulmaması gereken noktalarla ve kaynaklarla dolu olan bu kitap, hayatını travmanın yıkıcı etkilerinden geri almak isteyen herkes için kusursuz bir arkadaş.
Uygarlığın Huzursuzluğu
Uygarlığın Huzursuzluğu, Sigmund Freud’un eserleri arasında en önemli ve etki uyandıran kitaplardan biridir. Freud, yalnızca bireyin psikolojisini ele almanın ötesine geçerek, insanın sosyal bir varlık olarak toplumla kurduğu ilişkiyi inceler.
Birey ve uygarlık daimî bir çatışma içerisindedir, bu yüzdendir ki insanlar olarak içinde bulunduğumuz uygarlıkta kendimizi huzurlu hissetmeyiz. Birey, içgüdüsel bir özgürlüğün arayışındayken öte yandan uygarlık, konforu öne sürer ve içgüdülerin bastırılmasını talep eder. Bireyin pek çok içgüdüsü, uygarlık nezdinde kurallara aykırı ve cezalandırılması gereken olgulardır.
Freud’un “okyanus hissi” kavramını ele aldığı ve dinin işlevini de incelediği Uygarlığın Huzursuzluğu, uygarlık ve birey arasındaki dinamiklere daha yakından bir bakış için okurlara ışık tutuyor.
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak
Dale Carnegie'nin dünyanın her yerinde milyonlarca insan tarafından okunan kitabı Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak üzüntü alışkanlığının üstesinden gelmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Carnegie'nin formülleri 2000'lerin hızla değişen dünyasında da gerçekten çok işe yarayacaktır. Bu formülleri uygulayarak;
Varoluş Ve Psikiyatri
Engin Geçtan, 1975-1990 yılları arasında uzmanlık alanı olan psikiyatride meslek dışı okurlar tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Varoluş ve Psikiyatri, bugün birer klasik haline gelmiş bu dörtlünün sonuncusu. Aynı zamanda yazarın salt akademik ilgiden hareketle başladığı yazma çalışmalarının odağına giderek insanı ve insanlık hallerini yerleştirdiğini de gösteriyor bu kitap.
Geçtan'ın şimdi kırk yılı aşmış meslek yaşamı boyunca geçirdiği düşünsel dönüşümleri de içerdiğinden, bir anlamda deneyimsel-düşünsel bir otobiyografi de sayılabilir Varoluş ve Psikiyatri.
Kitabın birinci bölümünde, çalışma alanı ve bu alana kişisel yaklaşım tanıtılırken, diğer yandan da bir "süreç" olarak insan anlatılıyor; ama süregiden bir kültür içinde yaşayan bir insan bu. "Anlamsızlık", "Narsisizim", "Yaşam ve Ölüm" başlıklı yazılardan oluşan ikinci bölümde ise, yazarın klinik çalışmalarında birçok insanla paylaştığı bir dizi temel varoluş sorusu ele alınıyor.
Vücudunuz Hayır Diyorsa ; Duygusal Stresin Bedelleri
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
Yaşam Tuzakları İçin Şema Terapi
Yaşam tuzakları, hoşumuza gitse de gitmese de zor zamanlarımızda tekrar tekrar açılan “çekmeceler” ya da çocukluğumuzda, adeta bir film yönetmeni gibi çektiğimiz kaybettiğimiz ve arşivlediğimiz “filmler” gibidir. Bu çocukluk filmleri, yetişkinliğimizde günü ve an’ı geldiğinde arşivlendiği çekmecenin ansızın açılıvermesiyle kendiliğinden gösterime girer…
Şema Terapi’de kişi kendi çekmecelerini, nasıl oluştuklarını ve içlerini nelerle, hangi sahnelerle doldurduğunu “izleyerek” öğrenir.
Yaşam tuzaklarından kurtulmak için gerekli olan şey, yeni oluşan içsel deneyimlerin arkasında hangi eski şemalar ya da çekmeceler gizlendiğini araştırmaktır.
Yaşama Sanatı
Çağdaş psikolojinin S. Freud ve C. G. Jung ile birlikte en önemli isimlerinden biri olan Adler, Yaşama Sanatı’nda kurucusu olduğu Bireysel Psikoloji’nin bireyin ve toplumun hayatındaki karşılığını ele alır. Yaşamın amacı, aşağılık kompleksi, üstünlük arayışı, yaşam üslubu, hayatın ilk yıllarında oluşturduğumuz prototip/şemalar, ilk hatıralar, rüyalar, sosyal sorunlar, toplumsal uyum, sorunlu çocuklar ve okul, aşk ve evlilik, kadın-erkek ilişkileri konularını inceler.
Toplumsal faydayı merkeze alması ve ele aldığı konuları olabildiğince anlaşılır bir dille izah etmesiyle alan literatüründe kendine mahsus bir yeri olan Adler, bugün hâlâ çocuk eğitiminde ve kendimizde olan biteni anlama konusunda sık sık başvurma ihtiyacı duyacağımız bir kaynak.
“Dr. Alfred Adler ile 1927-28 kışında New York`taki Çocuk Rehberlik Enstitüsü’nde tanışma ayrıcalığına eriştim. O zamanlar Enstitünün oldukça katı Freudyen yaklaşımına alışkın olduğum için Adler`in doğrudan ve şaşırtıcı derecede basit bir şekilde çocukla ve ebeveynle hemen ilişki kurmasına hayret etmiştim. Ondan ne kadar çok şey öğrendiğimi fark etmem biraz zaman aldı.”
Carl Rogers
"Adler, kişilerin yaşadığı sorunların sosyal doğasını gerçekçi bir şekilde kavraması ve bilimle uyumlu davranışın bütünlüğünü amansız bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük Çinli düşünürler dışında hiç kimseye benzememektedir. Eğer batı dünyası onun hizmetlerinden faydalanamayacak kadar geri kalmamışsa, Alfred Adler Batı`nın Konfüçyüs`ü olarak anılmaya başlayabilir."
Phillipe Mairet
Yaşamın Anlam Ve Amacı – Say Yayınları
Yaşamın Anlam ve Amacı, Alfred Adler’in İnsanı Tanıma Sanatı ve Yaşama Sanatı’ndan sonra “Bireysel Psikoloji Kuramı” üzerine üçüncü önemli yapıtı.
Yalnızca psikolojiyi uğraş edinenlerin değil, herkesin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir dille kaleme alınan yapıt, bireysel ve toplumsal sorunları irdeleyerek günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunuyor.
Çocuklukta yaşanan olayların yetişkinlikteki rolü, kompleksler, korkular, aile ve okulun çocuk üzerindeki etkisi, çocuğa ilk cinsel bilginin veriliş biçimi ve yetişkinliğe etkisi, kadın-erkek ilişkileri, evlilik gibi pek çok konuyu ele alan Yaşamın Anlam ve Amacı, kendisiyle ve sevdikleriyle daha iyi ilişkiler kurmak isteyenler için önemli bir yol gösterici.
Yaşanmayacak Kadar Güzel
Yavaşla
Büyüğün küçüğü yendiği bir dünyadan, hızlının yavaşı yuttuğu bir dünyaya doğru gidiyoruz.
Afrika sözünde söylendiği gibi, “O kadar hızlı gidiyoruz ki ruhlarımız arkada kalıyor.”
Kemal Sayar, daha akıllı telefonların, daha hızlı internetin ve daha hızlı otomobillerin çağında yaşayan bizlere, üzerinde “Yavaşla!” yazan bir tabela gösteriyor âdeta. Hatırlamanın, o geniş şimdide yani anda olmanın, yavaşlığın keşfi ve keyfini sürmenin erdemleri üzerinde düşünmeye çağırıyor bizi. Herkesin zamansızlıktan yakındığı bu çağda; hız yapmanın zaman kazandırmadığını, o hızla benliğimizden, sevdiklerimizden ve biricik hayatımızı duyumsayarak yaşamaktan uzaklaştığımızı anlatıyor. Modern hayatın baş döndürücü hızından uzaklaşmak ve sevdiklerinin gözlerinin içine bakmak isteyenler için, bir kılavuz kitap.
Baskı üstüne baskı yaparak çok sayıda okura ulaşan Yavaşla, elinizdeki genişletilmiş yeni basımıyla, sizi yeni farkındalıklara çağırıyor.
Yeme Bozuklukları Ve Bilişsel Davranışçı Terapi
‘Yeme Bozuklukları ve Bilişsel Davranışçı Terapi’, uygulama yapan uzmanlar da gözetilerek hazırlanmış pratik ve çok yararlı bir kılavuz...
Bu kitap, yeme bozukluğu ile ilgili olarak hastalara nasıl yardım edileceği ve nasıl fark yaratılacağını ele alıyor. Deneysel olarak desteklenmiş önde gelen yeme bozuklukları tedavisinin en yeni versiyonu olan “Geliştirilmiş” Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (G-BDT) nasıl uygulanacağını kapsıyor; farklı profesyonel geçmişlere ve farklı düzeylerde klinik deneyimlere sahip bilim insanlarının katkısına yer veriliyor.
Dr. Fairburn’ün yayınevimizden çıkan önceki kitabıyla, ‘Aşırı Yemeyi Yenmek’le de bütünleşen bu yapıt, hastayla ilk tanışıldığı andan tedavi sonrası takip görüşmelerine kadar olan süreci baştan sona ayrıntılı olarak anlatıyor ve özel hasta gruplarına uyması için tedavinin nasıl uyarlanabileceği açıklanıyor.
Yeni Nesil Veliler İçin Hayatta Kalma Rehberi
Yetenekli Çocuğun Dramı
Deneyimlerimizden ruhsal rahatsızlıklarla mücadele ederken her zaman kullanabileceğimiz çok önemli bir araca sahip olduğumuzu öğrendik. Bu araç tek ve benzersiz olan kendi çocukluk öykümüzün gerçeğini duygusal yönüyle kavrayabilmemiz, duygularımızla ona ulaşabilmemizdir... Fakat yanılmasalardan kendimizi tümüyle kurtarabilir miyiz? Her yaşam yanılsamalarla doludur; bu da, sanıyorum, gerçek bize çoğu zaman dayanılmaz göründüğü içindir.
Yine de gerçek bizim için o denli vazgeçilmezdir ki, ona varamamış olmayı ağır rahatsızlıklarla ödüyoruz. Bu nedenle uzun bir süreç sonunda bize yeni bir özgürlük alanının kapılarını açıncaya kadar, acı vereceğini bilerek gerçeği keşfetmeye çalışıyoruz... Ya da buna katlanamayıp yalnızca bilişsel düzeyde bir kavrayışla yetiniyoruz. Fakat böyle yapınca da yanılsamaların alanından kurtulmamız mümkün olmuyor.