Sevgi
Bu kitap, sevgi üzerine en iyiöğetmenlerim olan lbabam Tulioile annem Rosa'ya ithaf olunmuşturBunun nedeni, onlarınsevgiyi hiçbir zaman banaöğretmeye kalkışmamaları amaher hareketleriylegöstermeleridir.Kitap ayrıca benim sevgiile gelişip olgunlaşmama yardımbana yardımcı olacaklaraithaf olunmuştur. Leo Buscaglia
Kişilik – Tümüyle İnsan Olabilme Sanatı
İsa'dan önce altıncı yüzyıl gibi erken bir dönemde, pek insancıl bir düşünür olan Konfüçyüs kederli bir dille şöyle demişti:"Dünyada var olan, neden kendi kendisiyle ilgilenir? Tüm yollar aynı yere doğru yol gösterirler. Tüm düşünceler aynı sonuçlara varırlar. Şu halde dünyada var olan, neden kendi kendisiyle ilgilenir?"
Asperger Sedromu
Aspergerli bireyler, dünyayı diğerlerinden farklı algılarlar. Genellikle sıradan insanları tuhaf ve anlaşılmaz, sosyal ilişkileri zor ve karmaşık bulurlar. Onlara göre gündelik hayat hızlı ve fazlasıyla değişkendir. Bu kişiler yüksek zekâlarıyla ve yaratıcılıklarıyla dikkat çekseler de, çoğunlukla geleneksel düşünme, hissetme ve davranış kalıplarına uyum sağlamakta zorlanırlar.
Asperger sendromu, yakın zamana kadar az bilinen ve az görülen bir gelişimsel bozuklukken bugün neredeyse her okulda bu sendroma sahip bir çocuğa rastlamak mümkün. Bu çocukların evde, okulda, arkadaş ortamında sağlıklı ilişkiler kurmaları ve başarılı olmaları için desteklenmeleri elzem. Peki Asperger tanısı nasıl konur, bu konuda aileye ve öğretmenlere nasıl bir görev düşer? Sendromun görüldüğü çocuklarda dil kullanımı nasıl bir özellik gösterir? Bilişsel alan ve motor beceri gelişimi nasıl etkilenir? Sosyal davranışı belirleyen beceri eksikliğini gidermek için ne yapılabilir? Zorlayıcı deneyimlere sebep olan duyusal hassasiyetle nasıl mücadele edilir? En sık görülen belirtiler hangi pratik stratejilerle hafifletilebilir? Aspergerli kişilerin bağımsız bir yetişkin hayatı sürmeleri mümkün müdür ve bu yönde atılacak adımlar ne olabilir?
Asperger sendromu alanında öncü araştırmalara imza atan, uzun yıllar bu durumdan etkilenen çocuk ve yetişkinlerle klinik çalışmalar yürüten psikolog Tony Attwood, bu kitapta Aspergerli kişilere özgü sıradışı özellikleri tanımlayıp analiz ederek ortaya kapsamlı bir rehber çıkarıyor. Asperger sendromundan etkilenen bireyler, anne babalar, eğitimciler ve ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerin kütüphanesinde bulunması gereken temel bir kaynak.
Düşün – Düşünceli Bir Hayatın Savunusu
Dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu yoğun hayatımızda düşünmeye gitgide daha az fırsat buluyoruz. Düşünceli bir hayatın düşüncesi bile toplumsal hızlanmanın damga vurduğu çağımızla uyumsuz duruyor. Koşuşturmalı modern varoluşumuz, düşüncelerimizle vakit geçirmeye, yaşadığımız olayların ayrıntılarını değerlendirmeye veya hayatın gizemlerine kafa yormaya alan bırakmıyor.
Bildiğimiz kadarıyla insan, dünyada kelimenin tam anlamıyla düşünme kabiliyetine sahip tek varlık. Peki düşünmek tam olarak ne demektir? Hangi biçimleri alır? Nasıl öğrenilir? Sezgi, mantık, dikkat ve muhakeme kavramlarının düşünmeyle ilişkisi nedir? Düşünmek tek başına yapılan bir eylem midir? Düşünmenin bilişsel ve felsefi boyutları neleri kapsar? Günümüzde kendi aklımızla düşünmek mümkün mü? Düşünmek var olmanın bir yolu olarak görülebilir mi? Eleştirel ve derinlemesine düşünmek neye hizmet eder? Teknolojinin sağladığı kolaylıklar düşünme becerimizi nasıl etkiliyor? Hızlı ve yavaş düşünmek ne demektir? Yürümek, çokça söylendiği gibi düşünmeyi destekler mi?
Danimarkalı psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann Düşün’de, etrafımıza merak duygusuyla ve eleştirel gözle bakmamızı sağlayan düşünme sanatını ele alıyor: Düşünceler arasında serbestçe dolaşmayı ve iç sesimize daha fazla kulak vermeyi, hayatı zenginleştirmenin bir yolu, çoğu zaman da başlı başına bir neşe kaynağı olarak sunuyor. Düşünme keyfinin kıvılcımını yeniden yakacak küçük ama etkili bir kitap.
Dijital Dünyada Çocuklara Destek Ve Rehberlik
“Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.” “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!” “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?” Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında. Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda. O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl ele almalıyız?
Çocuklar tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi dijital alanda nasıl hareket edecekleri konusunda da desteğe ve rehberliğe ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla aileler olarak kendimize şu soruları sormalı ve cevaplarını hep birlikte aramalıyız: Çocuklarımızı gelecekte nasıl bir iş dünyası bekliyor? Araştırma yetkinliği nedir ve çocuklara nasıl kazandırılır? Medya okur yazarlığı eğitimi evde mi, okullarda mı verilmeli? İnternet ne tür tehlikeler barındırır ve çocuklar bunlardan nasıl korunur? Bilgisayar oyunları çocukları şiddete mi yönlendirir? İnternet reklamları ve influencer’lar konusunda çocuklara nasıl farkındalık kazandırılır? Çocuk arama motorları ve öğrenme uygulamaları seçerken nelere dikkat edilmeli? Farklı yaşlar için ne kadar ekran süresi uygundur? İlk cep telefonu için doğru yaş ne olmalıdır? WhatsApp, Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlarda çocuğun güvenliği nasıl sağlanır? Siber zorbalık, siber uşaklaştırma ve sexting nedir, çocuklar bunlardan nasıl korunur?
Dijital eğitim uzmanları Leonie Lutz ve Anika Osthoff Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik’te internet dünyasında ailece güvenli, yetkin ve yaratıcı bir şekilde var olmanın yollarını tartışıyorlar. Doğru yönlendirmeyle hem beraber eğlenceli vakit geçirmenin hem de çocukları yarının dünyasına hazırlamanın mümkün olduğunu gösteriyorlar. Çocuklarının ekran başında geçirdikleri süreden dolayı rahatsızlık duyan, bu nedenle aile yaşamlarının tehlikeye düştüğünü düşünen tüm ebeveynler için ilham verici bir başucu kitabı.
Dokunmanın Gücü Üzerine
Sevgisiz Anneler – Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber
Yetişkin Kızlar İçin Iyileştirici Bir Rehber.
Büyürken anneleriyle sevgi dolu bir ilişkiden mahrum kalmış kız çocuklar, bu eksikliğin bedelini hayatlarının her alanında yaşarlar. Annelerinin açtığı derin duygusal yaralar, seneler sonra bile acı, korku ve çalkantıya sebep olmaya devam eder. Bu kadınlar annelerinin duygusal yörüngesinden kurtulmaya çalışsalar da, kaygı, depresyon, özgüven eksikliği ve ilişki sorunlarıyla boğuşurlar.
Sevme ve şefkatle bir görülen annelik miti konuyu gözlerden kaçırsa da, pek çok kız büyürken annesinin kötü muamelesine maruz kalıyor. Sistematik eleştiri, kontrol, zorbalık, duygusal ihmal, fiziksel taciz… Hepsi küçük bir kız çocuğunu ezen ve etkileri yetişkinliğe kadar uzanan yıkıcı davranışlar. Yıllarca maruz kalınan bu kötü muameleyi telafi etmek mümkün müdür? Sorunlu anne kız ilişkilerinde tıkanıklığa sebep olan davranış örüntüleri nasıl tespit edilir? Depresif, alkolik, rekabetçi veya narsisist annelerle nasıl baş edilir? Bir kadının annesine karşı sorumluluğu nerede başlayıp, nerede biter? Kendi çocuklarımızla ilişkimizde, sağlıklı anneliğin alma verme dengesi nasıl kurulur?
Deneyimli psikoterapist Susan Forward, Sevgisiz Anneler’de kırk yıllık klinik çalışmaya ve terapi birikimine dayanarak çocuk yaştan itibaren annelerinin sözlü, duygusal veya fiziksel şiddetine uğramış kadınların elinden tutuyor. Bu yaralı yetişkin kızlara şefkatle seslenerek, acı anılarla yüklü geçmişin suçluluk ve korkularından kurtulup yeni bir benlik inşa etmeleri için somut ve etkin önerilerde bulunuyor.
Sakin Olmak – Yaşlanırken Kazandıklarımız
Her geçen gün hızlanan hayatlarımızda, bugün artık sakinliğe yer yok. Sükunet modern dünyanın kuralları altında ezilen günlük yaşamımızın kurbanı oldu desek yeridir. Peki sakinlik kavramını, hayatı kolaylaştıran ve zenginleştiren bir kaynak olarak görmek mümkün değil midir?
Wilhelm Schmid, Sakin Olmak’ta işte bu sorunun cevabını tartışıyor. Yaşadığımız çağın hararetli ve telaşlı temposuna kapıldığımızdan beri sükûnet hayatımızdan çekildi. Sakin olmayı kolayca, kendiliğinden başaramıyoruz. Oysa modernlik insanları öylesine savuruyor ki, sükunete duyulan özlem ve ihtiyaç büyüyor. Peki sakinliği nasıl geri kazanabiliriz? Onu bir erdem olarak görmek, hayata bakış açımızı nasıl genişletir? Sükunette pratik bir yaşam yolu bulmak mümkün müdür? Sükunete ermek, ancak yaşlanma sürecinde mi mümkündür? Yaşamla barışık olmak, dengede yaşamak, hayata şükran duygusuyla yaklaşmak, sakinliğin kazanımları olabilir mi?
Mutsuz Olmak ve Aşk adlı kitaplarıyla tanıdığımız felsefeci Wilhelm Schmid, Sakin Olmak’ta hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sakinlik kavramını ele alıyor ve onu doygun bir yaşamla ilişkilendiren önemli ipuçları veriyor.
Vücudunuz Hayır Diyorsa ; Duygusal Stresin Bedelleri
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, "narsistik sapkınlık" biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor. Narsist sapkın her şeyi birlikte olduğu kişi için yapıyormuş gibi bir hava yaratır, oysa gerçek amacı onu yok etmektir. Küçük oyunlarla partnerini ince ince işlerken, ustalıkla kendisini mağdur gibi gösterir. Partnerini sürekli eleştirerek kişiliğine yön verir, ona kendi isteklerini unutturur, özsaygısını tüketir. Bunun sonucunda depresyon, bağımlılık başlar ve mağdur kaçıp kurtulma yetisini de yitirir. En az fiziksel şiddet kadar yıkıcı olabilen bu psikolojik şiddet, çoğunlukla mağdurun kendi başına fark edemediği bir şeydir. Çünkü eleştiri darbeleriyle suçu kendinden başka yerde göremez hale gelmiştir. Pascale Chapaux-Morelli ile Pascal Couderc, İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon’da somut vakalar üzerinden giderek partnerine hayatı zehir eden narsist manipülatörü inceliyorlar ve onun ortaya çıkışında rol oynayan toplumsal ve psişik etkenleri tartışıyorlar. Ardından mağdurlara eğilerek, bu kişilerin kendilerine yeni bir hayat kurabilmeleri için içinde bulundukları bağımlılık durumundan çıkmalarına yardımcı olacak öneriler getiriyorlar.
Öfkemi Kontrol Etmeyi Öğreniyorum
Bu kitap, çocukların öfkelerini anlamalarına ve sağlıklı öfke yönetimi becerileri geliştirmelerine destek olmak için güvenilir ve incelikli bir yol sunuyor. Kitaptaki yaratıcı ve interaktif çizim aktiviteleri çocukların şu konuları öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır:
• Öfke duygusunu tanımak
• Öfkeyi tetikleyen şeyleri tanımlamak
• Duyguların davranışları nasıl etkilediğini anlamak
• Bastırılmış öfkeyi saptamak
• Öfke kontrol yöntemlerini uygulamak
• Hayal kırıklığının üstesinden gelmek
• Öfkeyi uygun yollarla açığa çıkarmak
• Problem çözme becerilerini geliştirmek
• Daha etkili iletişim kurmak
• Özsaygıyı geliştirmek
Bu kitap, çocukların ve ailelerin duygularını tanımalarına, öfkelerini tetikleyen unsurları tanımlamalarına ve öfkelerini ne kendilerine ne de başkalarına zarar verecek şekilde ifade etmelerine yardımcı olacak harika bir araç niteliğinde.
- Martha Farrell Erickson
Minnesota Üniversitesi Çocuk, Genç ve Aile Birliği Yöneticisi
Bağlanma Günlüğü
Kendinizle, eşinizle ve evladınızla sağlıklı bir bağ kurmaya hazır mısınız? Bağırmayan Anneler ve Fıtrat Pedagojisi kitaplarının yazarı Hatice Kübra Tongar, bu kitapta sizi derin bir iyileşme yolculuğuna davet ediyor. Doksan dokuz gün sürecek içsel yolculuk önerileri ve ailece uygulayabileceğiniz bağlanma temelli oyun ve etkinlikler, manevi bağınızı güçlendirecek esma dualarıyla harmanlanıyor. Bağlanma Günlüğü, duygu ve düşüncelerinizi kayıt altına alabileceğiniz ‘günlük’ formatıyla içinizdeki tüm bağları güvenli bir limana yanaştırıyor. Haydi o zaman aşk ile niyet ettik niyet eyledik; değişime, gelişime, ailece güzelleşmeye…
Yetişkin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu
Biliyorsunuz, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşamın pek çok yönünü etkiliyor. Neyse ki doğru bilgi ve stratejilerle DEHB yönetilebilir ve hatta kimi zaman avantaja dönüştürülebilir. Bu kitapta, DEHB'nin ne olduğundan başlayıp oradan DEHB’li bir yaşamı nasıl yöneteceğinize, oradan da duygusal ve sosyal etkilerine kadar birçok soruya yanıt bulacaksınız.
Kitaptaki her bir yazar özel olarak yetişkin DEHB ile ilgileniyor, hastalarına her gün DEHB’li bireylerin ve yakınlarının karşılaştıkları zorlukları anlama ve bu zorluklarla başa çıkma noktasında yardımcı oluyor. Onlardan bu bilgileri herkese ulaştırmalarını istedik.
DEHB’lilerin uzun ve sıkıcı kitaplar› okurken de zorlandığını da bildiğimiz için
DEHB–dostu bir yaklaşım benimseyerek, metinleri sade ve anlaşılır tutmak, bilgileri tablolar ve vurgulu noktalarla pekiştirerek DEHB’li bireylerin de rahatlıkla izleyebileceği bir yapıda tasarladık. Bu kitabı, okurken “Okuması pek de rahatmış!” diyerek ilgiyle okumanızı umuyoruz.
DEHB ile yaşayan herkes için değerli bir kaynak olan ‘Yetişkin DEHB: Tanımak,
Yönetmek Birlikte Yaşamak’, bu durumun üstesinden gelmeye yönelik çoğunu ilk defa duyacağınız pratik öneriler ve güçlendirici bilgilerle dolu.
Kendinizin ve sevdiklerinizin hayatını kolaylaştırmak için, bu bilgi hazinesi sizi bekliyor.
Annesinden Kopamayan Erkekler
Neden bana bağlanamıyor? Pek çok kadın ilişki istemeyen, çapkınlık yapmayı bırakmayan veya seks bağımlılığından vazgeçmeyi reddeden bir erkeğe âşık olduğunda kendini bu soruyu sorarken bulur.
Annelerine yönelik aşırı ve dolayısıyla sağlıksız duygusal bağları olan erkekler, kendi isteklerini yerine getirmeye ve yaşamlarını sürdürmeye çalışırken kendilerini kapana kısılmış, suçlu ve vefasız hissederler. Dolayısıyla bağlanmak onlar için korkutucudur. Bu tür erkekleri seven kadınlar, genellikle sevgililerinin flört sürecinde sadece belirli bir yakınlık kurup, orada takılıp kalmalarından dolayı hayal kırıklığına uğrarlar. İlişkinin başlangıcında bu erkekler, çok sevgi dolu ve düşüncelidirler fakat sonra aniden aradaki bağ tüm canlılığını yitirir. Geri çekilirler ve nedenini açıklamazlar. Bağlanmazlar.
Klinik psikolog Dr. Kenneth M. Adams, bu kitapta iç içe geçmiş anne-oğul ilişkilerinin etkilerini açıklamak için klişe örneklerin ötesine geçiyor. Yirmi beş yıllık meslek hayatı boyunca bu tuzağa düşmüş yüzlerce erkeği başarıyla tedavi eden Adams, bu bilgilendirici rehberde onların hikâyelerini paylaşıyor. Annelerinden kopamayan erkeklerle birlikte olan kadınlar, oğullarını özgür bırakmak isteyen anneler için pratik, şefkatli ve verimliliği kanıtlanmış yöntemler sunuyor.
Nevroz Problemleri
Sosyal İlgi
Bayan R. Vakası
İyi Hissetmek El Kitabı
Dünya çapında çok satan iyi Hissetmek: Yeni Duygudurum Tedavisi kitabının yazarı Dr. David D. Burns, depresyon ve kaygıyı aşmanıza, hayatı daha keyifli ve heyecan verici bir duruma getirmenize yardımcı olacak yeni bir rehber sunuyor!
Dr. Burns, büyük ilgi gören önceki kitabında depresyon tedavisi için ilaçsız, etkili bir yöntem geliştirmişti. Bu yeni kitabında ise günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla başaçıkmanızı sağlayacak güçlü teknikler ve pratik alıştırmalar paylaşıyor.
Bu kitapla, daha iyi hissetmenin yollarını keşfedecek ve hayatın aslında ne kadar heyecan verici olabileceğini göreceksiniz.
Korkulardan, fobilerden ve panik ataklardan.
Olumsuz düşüncelerinizin sizi engellemesine izin.
Samimi ve etkili iletişim kurmanın sırlarını öğrenin.
İlişkilerinizdeki çatışmaları sona.
Ertelemeyi bırakın ve başarıya adım atın.
Ölüm Ve Ölme Üzerine – 50.Yıl Edisyonu
Ölüm ve Ölme Üzerine; terminal hastalar, onların aileleri ve onlara hizmet veren sağlık profesyonelleri için rehber niteliği taşıyan, cesaret ve umut aşılayan bir kitap…
Ünlü psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross, çığır açan bu klasik eserinde, hastalık süreci ve ölümle yüzleşmenin insani yönlerine ışık tutuyor. Ölümle başa çıkma sürecini anlama ve destekleme konusunda yepyeni bir perspektif sunan bu çalışmada, yasın beş evresi (inkâr-izolasyon, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ayrıntılı bir şekilde izah ediliyor.
Ruhu İyileştirme Yolları
Amazon Kadınlarına İç Huzur Sağlama Rehberi
Onlar başarılı, hırslı, becerikli kadınlar…
Azla yetinmiyorlar, talepkâr, mücadeleci, başarı odaklılar...
Hepsi birer savaşçı; evde, işte, ilişkilerinde, hiç durmadan mücadele ediyorlar…
Hayatta en iyi versiyonlarını deneyimlemek istiyorlar…
Onlar efsane hemcinslerinin karakterini taşıyan günümüzün Amazon kadınları…
Hayatın her alanında başarılı olmak için kuşandıkları silahları var: mükemmeliyetçi bir yapı, belirsizlikten hoşlanmayan kontrolcü bir mizaç, duygularını kendinden bile saklama yeteneği, çatışmadan kaçınma ve insanları memnun etme gayreti…
Artık Amazon kadını öyle bir noktaya geldi ki iç huzuru kayboldu. Çatışmadan kaçınıp “hayır” diyemediği için kendini tüketen bir sorumluluk ve iş yükü altına girdi. Romantik ilişkilerinde zorlanmaya başladı. Fedakâr anne rolüne saplanıp kaldı. Sağlıklı mükemmeliyetçiliği sağlıksız mükemmeliyetçiliğe dönüştü… Yoruldu…
Çareyi bazen kısa yoldan rahatlama sağlayan ama uzun vadede davranışsal bir bağımlılığa dönüşen alışkanlıklarda aradı. Bazen de kendine acıma, başkalarıyla hayatını karşılaştırma ve kafada kurma gibi daha da can acıtıcı tuzaklar içeren kurban psikolojisi içine düştü.
Çünkü hayatın kontrol edilemez bir tarafı olduğunu unuttu…
Şimdi Amazon kadını için yeniden güç kazanma, ruhsal bütünlüğünü sağlama, silahlarını daha iyi kullanma ve yeniden toparlanma zamanı Kendisi de bir Amazon kadını olan Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, Amazon kadınlarını kendileri üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu kitap sayesinde eğer bir Amazon kadınıysanız kendinizi anlayıp yüklerinizden kurtulabilir, bir Amazon kadınının yakınıysanız onu anlayıp potansiyelini gerçekleştirmesi için kanatları altındaki rüzgâr olabilirsiniz.
Kendi Kendine Terapi
Hatıraların Evi – Günümüzdeki Aile
Ev, dünyaya kök saldığımız yerdir. Sorgusuz sualsiz kendimiz olabildiğimiz yer... Aile ise “kalpsiz bir dünyada son sığınak”tır; şefkatin son kalesi. İnsan kimliği hatıralarla oluşur. Aile bu bakımdan hatıraların evidir. Bir evi “yuva” yapan da budur.
Ancak şimdilerde herkesin aklı karışık… Bir “ahlaki panikler çağı”nda yaşıyoruz: Eyvah, aile elimizden kayıp gidiyor mu? Çocuklarımız hiç de bizim çocukluğumuzu hatırlatmıyor, yoksa onlara kötü bir şey mi oldu? Anne ve babalarda sürekli “Bir şeyler yanlış mı gidiyor?” hissi, hatta “yeterince iyi olamama” kaygısı…
Kemal Sayar, Hatıraların Evi–
Günümüzde Aile ile bu akıl karışıklığını bir nebze hafifletmeye çalışıyor. Sorulara ve cevaplara ışık tutan bu kılavuz kitap, evden yuvaya giden yolu aydınlatıyor.
Bir Kalbi Kırılmaktan Koruyabilsem
“Kitapta zaman zaman bir sohbet edası ile sizinle konuşuyorum, zaman zaman da bilmişlik taslıyor, derin mevzulara giriyorum. Bazen aradan çekiliyor ve o konuda düşünmüş ve hissetmiş yazarlara, şairlere kulak veriyorum. Bazen de kendimi tutamayıp meşk ediyor, içimdeki şairi serbest bırakıyorum. Bazen psikiyatrist konuşuyor satırlarda, bazen şair, bazen varlığın heybeti karşısında büyülenmiş bir şaşkın. Üçünü de birleştiren bir şey varsa, samimi bir umut üzere var olmaları. Elimin erdiği, sözümün yettiğince daha iyi bir dünyanın inşasına katkıda bulunmak istiyorum. Dilerim ki bugün söylediğimiz güzel söz, yarın bize tanıklık etsin.”
Bilinçaltı – Cem Yayınevi
Sigmund Freud etkileri günümüze dek süren bilinçaltının araştırılması yöntemi olarak psikanalizi geliştirmişti. Freud bilim insanı kimliğinin yanı sıra verimli bir yazardı. Araştırmalarını kamuoyuyla paylaşırken bilimsel polemiklere girişmiş, bu amaçla makaleler kaleme almıştı. Okuyucuya sunduğumuz Bilinçaltı kitabında Freud’un makalelerinden bir seçme bulacaksınız. Bu makalelerden ilki, Freud’un Adler ve Jung’la yaşadığı yol ayrılığını kendi açısından anlatması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır. Ayrıca Freud’un ansiklopediler için kaleme aldığı, psikanaliz ve libido kavramlarını açıkladığı iki madde de aydınlatıcı olacaktır.
Erkeklik Bilincinin Üç Aşaması
Günahın Üç Rengi
Hüzün, insana has bir duygudur ve bizim ülkenin insanları hep biraz hüzünlüdür. Gülene değil, ağlayana, üzülene daha yakın hissederiz kendimizi, çünkü bizim de geçmişimizde neşeden çok hüzün vardır.
Hikâyenin de hüzünlü olanı daha tanıdık gelir bize, sanki içinde bizden bir şeyler vardır...
Mazoşizmin acısıyla kavrulan bir delikanlı... Kenar mahallelerde kasketli erkeklerin izini süren bir holding patronu… Üç kuşak kadını fahişeliğe zorlayan acılı bir ailenin dramı...
Gülseren Budayıcıoğlu, hayatın görünmeyen yüzüyle tanıştırıyor bizi... Okurken duygulandıran, her karakteri içimizde hissettiren, oralarda bir yerde bizi kendimizle karşılaştıran üç gerçek hayat hikâyesi...
Bedenler. Sınırlar Ve Mahremiyet Hakkında Çocuğumla Nasıl Konuşurum?
“Özel bölgeler neresi? Niye özel onlar?”
“Benim neden pipim var da onun yok?”
Çocukların soru sormaya başladığı dönem, ebeveynler başta olmak üzere tüm bakım verenler için zorlu bir başlangıç dönemi olabiliyor. Zira ufaklıkların sorduğu basit ama cevaplaması zor sorular, beraberinde “Ne zaman konuşmaya başlayalım?”, “Ya çocuğumun yaşına uygun olmayan bir kelime kullanırsam?”, “Çocuğumun sorduğu soruya ya cevap veremezsem?” gibi başka soruları da beraberinde getiriyor.
Neyse ki kitaplar ve uzmanlar var!
Söz konusu cinsellik eğitimi olduğunda kitaplardan destek almanın işleri ne kadar kolaylaştırdığını iyi bilen bir uzmanın kitabını elinizde tutuyorsunuz: Uluslararası ödüllü kapsamlı cinsellik eğitmeni Rayka Kumru, çocuklarla bedenler, sınırlar ve mahremiyet hakkında doğru şekilde konuşabilmeniz için size yol gösterirken, onların sorabilecekleri soruları nasıl cevaplayacağınıza, gözlemlediğiniz bazı davranışlara nasıl sağlıklı tepkiler verebileceğinize ve en geniş anlamda çocuklarla cinsellik hakkında nasıl konuşabileceğinize dair pratik öneriler sunuyor.
Çocuklara yönelik Ben: Çocuklar İçin Vücudunu Tanıma, Sınırlar ve Onay kitabıyla tamamlanan Çocuğumla Nasıl Konuşurum? serisi, ebeveynler, bakım verenler ve çocuklarla çalışan tüm uzmanlar için gerçek bir elkitabı niteliğinde…
Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney: İnsan
Kararlarımızı alırken aklımız mı daha öndedir, yoksa duygularımız mı? “İyi” ya da “kötü” biri olacağımız doğuştan mı bellidir, yoksa çevremiz mi bizi şekillendirir? En sıradan insanlar bile bir caniye dönüşebilir mi? “Ahlak”ın kaynağı nedir? Herkes bize karşıyken de doğrularımızı savunabilir miyiz? Toplum içindeyken olduğumuzdan farklı birine mi dönüşürüz?
Belki de en önemli soru şu; insan denen varlığı ne kadar tanıyor, biliyoruz? Yoksa bildiğimizi mi sanıyoruz?
Selçuk Şirin, psikoloji alanında kült olmuş araştırmalardan yola çıkarak insana bakışımızı değiştirecek bir kitapla karşımızda…
Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney serisinin ilk kitabı İnsan, insan psikolojisi üzerine yapılmış araştırmalardan elde edilen bilimsel bilgileri Şirin’in kendine has sade ve anlaşılır üslubuyla bir araya getiriyor. Doğru bilinen yargıları altüst eden, ön kabulleri yıkan ve insanı gerçekten anlamaya bizi bir adım daha yaklaştıracak bilgilerle dolu bu kitabı şaşırarak ve heyecanla okuyacaksınız!
Neden Böyleyim? Nasıl Değişebilirim? Bir Huzursuz Beyin Kitabı
Hayatımızın ilk bölümünde bize biçilmiş rollere göre yaşar, kendimizi bu kurallara göre değerlendiririz. Sonra bunun bizi tatmin etmediğini fark ettiğimizde, ilk defa, “Aslında ne istiyorum?” diye sorar ve bunu daha önce sormadığımız için kendimize kızarız.
Hayatının ikinci bölümüne hoş geldin.
İlk bölüm yalan değildi. Bugüne kadar bir yalanı yaşamadık. Bugüne ulaşmamız için yaşamamız gerekeni yaşadık.
Asıl soru, bugünden itibaren ne yapacağız?
Jung, son derece hazırlıksız yakalandığımız bu “hayatımızın ikinci yarısı” için, şakayla karışık bir öneri veriyor: “Yetişkinliğe giriş okulları olmalı.” Belki böyle bir okul yok, ancak bu cümleye denk geldiğinden beri bu fikrin büyüsüne kapılan biri var: Emre Özarslan, namı diğer Huzursuz Beyin, psikolog ve terapistlerden filozoflara, biliminsanlarından sanatçılara, hayalindeki “akademik kadro”yu bir araya getirerek hazırladığı Neden Böyleyim? Nasıl Değişebilirim?’de bize kendimiz üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Jung, Nietzsche, Kierkegaard, Freud gibi isimlerin de dahil olduğu bir “eğitimciler ordusu”, bize kendimizi geçmişten kurtarmayı ve arzularımız doğrultusunda dönüşmeyi öğretiyor.
Hazırsan, başlayalım...
Eyvah. Okuldan Arıyorlar!
Sosyal medyada, haber kanallarında, mahallede, çocuğumuzun okuduğu okulda, hatta belki de birebir kendi çocuğumuzun ağzından işittiğimiz, şahit olduğumuz kötülük haberleriyle nefes alamaz hâle geldik. Üstelik büyüklerimizin de dediği gibi “Dünyanın binbir türlü hâli var,” ve bizler de mesele çocuklarımızı korumak olunca oldukça tedirginiz.
Günümüzde anne-babaların motivasyonu artık, “Çocuğum iyi bir eğitim alsın,” isteğinden öte “Çocuğum güvende olsun,” yönünde.
Kaygılıyız.
Koruma odaklıyız.
Ancak çocuğumuzu korurken kendimizi kolaylıkla bir başka çocuğu etiketlerken buluyoruz. Ve onun da aslında henüz bir çocuk olduğunu çoğu zaman unutuyoruz.
Oysa bu hikâyede pek çok karakter var; zorbalık davranışında bulunanlar, mağdurlar ve üzerinde hiç durulmasa da bu olaylara tanıklık edenler. Ve olaylar bu raddeye gelene kadar yaşanan imkânsızlıklar, içine doğulan aileler, çevresel koşullar, yanlış uygulanan politikalar…
• Peki, gerçekten nedir zorbalık?
• Aileler, öğretmenler ve okullar olarak çocuklarımızı zorbalığa karşı nasıl koruyacağız ve nasıl bilinçlendireceğiz?
• Hem kendileri hem de sınıfındaki öğrencileri için endişelenen ve ne yapacağını şaşıran öğretmenler ne yapmalı?
• Veliler çocuklarının yaşadıkları bu çatışmalara nasıl ve ne zaman dâhil olmalı?
• Çocuklarımızın başkalarına karşı empati duyan, sınırları bilen, vicdanlı, adil bir yetişkine dönüşebilmesi nasıl mümkün?
Öğrenciden öğretmene, yöneticilikten danışmanlığa uzun yıllar boyunca merceğini hep “eğitim” meselesi üzerine tutmuş, bu konuda dertlenmiş eğitimci/öğretmen/ömürlük öğrenci/ebeveyn Müjdat Ataman’ın kaleminden labirentte sıkışıp kalmış ebeveyn ve eğitimcilere bir çıkış yolu… Psikolojik, sosyolojik, bireysel ve toplumsal boyutlarıyla A’dan Z’ye zorbalığa dair bir manifesto…
Eyvah, Okuldan Arıyorlar! zorbalık karşısında derinlerinde bir yerde kırılan, nefes almakta zorlanan çocuklar için başka bir dünyanın hâlâ mümkün olduğuna inanan anne-babalar ve eğitimciler için...
İçimizdeki Çocuk
Hepimizin içinde bir çocuk vardır: Kimseyi etkilemeyi düşünmeden içimizden geldiği gibi davrandığımızda kendini gösterir; heyecan yaşamımızın kaynağını oluşturur; özgür, duygusal, coşkulu, saf ve hayal dolu yanımızdır.
İçimizdeki Çocuk her zaman sağlıklı bir ortam içinde gelişmez. Aile, okul, genel kültür ortamı çoğu kere çocuğun sağlıklı gelişmesini engeller.
İçimizdeki Çocuk kitabı; İç Çocuk ve İç Anne-Baba ilişkisinin nasıl oluştuğunu, türlerini ve günlük yaşamımızda duygu, düşünce ve davranışlarımıza nasıl yansıdığını inceliyor. Kitapta; çevresine uyumu elinden gelen en iyi biçimde yaparak sizi bugünlere getiren, içinizde bırakıldığı yerde unutulmuş duran iç çocuğa “merhaba” diyebilmeniz için alıştırmalar paylaşılıyor.
Şimdi sıra sizde: İçinizdeki Çocuğa ulaşıp onunla sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz.
Vereceğiniz emeğe ve zamana değer.Çünkü İçimizdeki Çocuk sağlıklı olmadan biz yetişkinlerin sağlıklı ve doyumlu bir yaşam gerçekleştirmesi olanaksızdır.
İç dünyanıza denge, ahenk ve huzur getirmek sizin için anlamlıysa bu kitap sizin için…
“Ülkemde doğan her bir çocuğun çocukluğunu doya doya yaşamasına ve olabileceği en iyi insan olmasına yardımcı olmak istiyorum,” diyerek yıllarını bu ülkenin yediden yetmiş yediye tüm insanlarının anlamlı ve coşkulu bir yaşam inşa etmeleri için hizmete adayan değerli psikolog yazar Doğan Cüceloğlu, yıllar geçse de güncelliğini yitirmeyen bu kült eseriyle hayatlarımıza dokunmaya devam ediyor.
Gizli Yaralar
“EN GÜÇLÜLER, EN ÇOK YARALANANLARDIR.”
Neden hep aynı insanları celladım olarak seçiyorum? Neden hep aynı tuzaklara düşüyorum? Kendimi neden yetersiz hissediyorum? İlişkilerimde neden hep aynı yerden yaralanıyorum? Başarılarımın altında bile neden bir eksiklik duygusu taşıyorum?
Bütün içsel çelişkilerin temelinde hayatı zorlaştıran döngüler yatıyor, her biri geçmişin mirası, öğrenilmiş en eski duygusal kalıplarınız.
Psikolog Esra Ezmeci, kaleme aldığı Gizli Yaralar adlı bu kitabında, yaşamın kara kutusu sayılan duygusal kalıpların, şema terapi yöntemiyle nasıl yeniden tasarlanabildiğini, hayatın içinden seçtiği gerçek kahramanların, aklınızdan hiç çıkmayacak sarsıcı hikâyeleriyle ele alıyor.
Handan, Yeliz ve Selen... Sevgisizlik, kaybetme korkusu, yetersizlik, haklılık, ilahi adalet, seks oyunları, intikam ve sıkışmışlık duygularıyla mücadele eden üç özel kadın. Kara kutular açıldığında hikâyelerin nasıl tersyüz edilebileceğinin en güzel örnekleri... Hikâyelerle, şema terapiyle ve dönüştürücü ritüellerle neler yapılabileceğine inanamayacaksınız.
Geçmişi değiştiremezsiniz belki ama geçmişle ilişkinizi değiştirebilirsiniz. Şema terapiyle geçmişle kurduğunuz ilişki değişecektir, hal böyle olduğunda döngüler de kırılacaktır, dolayısıyla artık başka bir hikâye başlayacaktır sizin için. Olmuş olan değişmeyecektir belki ama olacak olan değişmeye başlayacaktır.
Beni Övgüyle Utandırma
Övgü Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
Acaba övgüyle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?
Eğitim bilimci ve Parentwiser uygulamasının kurucusu Doç. Dr. Özgür Bolat, övgü hakkında doğru bilinen yanlışları sorguluyor ve son 50 yılın bilimsel araştırmalarından yararlanarak doğruları gözler önüne seriyor.
• Övgü neden öz güveni düşürür?
• Övgü neden çocukları utandırır?
• Övgü neden motivasyonu olumsuz etkiler?
• Övgü neden koşullu sevginin ürünüdür?
• Zeki çocuklar neden çalışmaz?
• Çocuklara neden “zekisin” dememeliyiz?
• Çocuklara neden “çalışkansın” da dememeliyiz?
• Çocuğumuzla neden gurur duymamalıyız?
• Övgü neden utangaçlığa yol açar?
• Övgü narsisizme sebep olur mu?
Rehber niteliğindeki bu kitap, övgünün ardındaki gizli dinamikleri ve bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıkarıyor.
Bilimsel bulguları akıcı bir dille sunan bu kitap, aynı zamanda ebeveynlere ve öğretmenlere pratik ve kalıcı çözümler sunuyor.
Bu kitabı elinize aldığınızda, bilimle desteklenmiş doğru adımlarla daha mutlu, öz güvenli çocuklar yetiştirmek için yeni ufuklar keşfedeceksiniz.
Stres Ve Başaçıkma Yolları
Yaşadığımız hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırıyor ve taşıyabileceğimizden fazla sorumluluk üstleniyoruz.
Zihnimizi yoruyor, bedenimizi tüketiyoruz; bunun sonucunda da kaygı, yetersizlik duygusu, yorgunluk, bozulan ilişkiler, yaşama isteğinde azalma, uykusuzluk, baş ağrısı ve tükenmişlik kaçınılmaz oluyor.
Oysa stres, her türlü başarının vazgeçilmez ilk adımı. Gerçekleşmesi mümkün olmayan stressiz bir hayatı beklemek yerine, stresle başaçıkma yöntemlerini uygulayarak zamanı düzenlemek, ilişkileri geliştirmek ve dürtüsel tepkiler yerine seçilmiş tepkiler vererek stresleri gelişme yolunda fırsatlara çevirmek mümkün.
Prof. Dr. Zuhal Baltaş ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın kaleme aldıkları Stres ve Başaçıkma Yolları, geçmişin bilgeliği ile güncel bilimsel verileri bir araya getiriyor. Stresle başaçıkmanın ötesine geçerek, hayatınızda denge ve huzuru nasıl yeniden inşa edebileceğinizi anlatıyor.
Stresin sizi yöneteceği değil, sizin stresi yönetebileceğiniz bir yaklaşım...