Süpermen Ve Uğur Böceği
İster inanın, ister inanmayın.
Ülke ikiye bölündü...
“Süpermen misiniz yoksa Uğur Böceği mi?”
İşte size bir tercih hakkı!
Süpermen hayal ürünüdür; Uğur Böceği ise gerçek!
Süpermen ünlüdür; Uğur Böceği ünlü değildir!
Belki siz de bu kahramanlardan birisiniz ve belki de yazarın bu kitabındaki popüler kültüre olan yaklaşımı, "unutturulmuş" olan toplumsal değerlerimizi hatırlamanıza yardım eder.
İzgören, bu kitabında sizi bu sıradan ülkedeki olağanüstü insanlarla tanıştırıyor.
Bu olağanüstü insanların ortak bir özelliği var.
Hepsinin hayatı çok sıradan.
Kafanız karıştı değil mi?
Bu kitabı bitirdiğinizde, belki de hayatta nerede durduğunuza veya durmak isteyeceğinize dair bir karar vereceksiniz.
"Kitabınıza bir arkadaşımın kitaplığında rastladım. O dönem, huzursuz bir iş ortamım vardı, mutsuzdum. Bir akşam tarif edemeyeceğim kadar kötü bir ruh hâliyle kitabı okumaya başladım. Okudukça içime huzur dolmaya, omuzlarım dikleşmeye başladı. Kitap sabaha karşı bittiğinde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Erkenden işe gittim ve istifamı verdim. Şimdi daha iyi yönetilen bir kurumda iki kat maaşla çalışan bir muhasebe müdürüyüm. Sadece teşekkür etmek istedim, sağ olun."
- Volkan Ertunç
"Süpermen ve Uğur Böceği’nde içten bir anlatım bulacaksınız. Okudukça, gözyaşlarınıza hâkim olamadığınızı göreceksiniz. Ülkemde yaşayan, olağanüstü insanlar olan “uğur böcekleri”yle tanışma imkânınız olacak. Ayrıca bu kitap sayesinde, kendinizi sorgulayabileceksiniz. “Süpermen” misiniz yoksa “uğur böceği” mi, karar sizin."
- Ayşenur Öztürk
"Süpermen ve Uğur Böceği’ni, kariyerim açısından haksızlığa uğradığımı düşündüğüm bir dönemde okudum. Kitaptaki “uğur böcekleri”nin yaptıkları gibi sonuna kadar mücadele edip hayata sımsıkı tutunanlardan olmak istediğimi; sahip olduklarımın, hatta nefes alıp vermemin bile çok önemli olduğunu, bunların kıymetini bilmem gerektiğini bir kez daha anladım. Kişisel erdemlerimden ödün vermeden bilgi, görgü ve deneyimlerimi her gün artırmak ve bunları ihtiyacı olanların hizmetine sunmak için daha çok çaba göstermem gerektiğini düşünmeye başladım. Bence en önemlisi, sıkıntılı her anımda, artık çantamda taşıdığım Süpermen ve Uğur Böceği kitabından, kahraman bir “uğur böceği”nin hikâyesini okuyorum."
- A. Koral Özel
"Okurken birçok şeyin daha fazla farkına vardığım ve sevdiğim insanlara tavsiye ettiğim bir baş ucu kitabı."
- Aliye Boyacı
"Süpermen ve Uğur Böceği adlı kitabın hayatıma bu kadar dokunacağını hiç tahmin edemezdim. İyi ki bu kitabı okudum."
- Turgay Seren
İnsan Tabiatını Tanıma
Alfred Adler, büyük yankı uyandırmış bu kitabında, can alıcı bir soruna parmak basmıştır: insan kişiliğinin gelişmesinde aşağılık duygusunun ve bu duyguyu gidermek için gösterilen çabaların önemi. Aşağılık duygusuna kapılan çocuk, belli bir davranış kalıbını benimsemekte ve bu davranış kalıbı onun bütün kişiliğine biçim vermektedir. Böylece, toplum içerisinde hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veren ve toplumun uyumlu bir şekilde işlemesini engelleyen bazı insanlar çıkmaktadır ortaya. Bu gibi kimselerle karşılaşınca onlara kızarız, alınırız, güceniriz. Oysa bu öfkelerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü kendi içimize bakmayı biliyorsak bu sinirlendirici özelliklerin en azından kısmen bizde de bulunduğunu görmezlikten gelemeyiz. Sorunlar, temeldeki psikolojik gerçeklerden kaynaklanmaktadır. Toplumda uyumlu bir evliliğin, mutlu bir aile hayatının, huzurlu bir iş çevresinin, sürekli bir arkadaşlığın, sağlam bir dostluğun bu derece az olması, büyük ölçüde, bu psikolojik gerçekleri bilmemekten ileri gelmektedir. Alfred Adler’in önemi de, işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Alfred Adler (1870-1937) çağımızın en önde gelen psikologlarından biridir. Meslek hayatının ilk yıllarını Viyana'da geçirmiş ve 1910 yılına kadar Sigmund Freud'la birlikte çalışmıştır. 1910-11 yıllarında Freud çevresindeki gruptan ayrılıp bazı noktalarda tamamen farklı yeni bir sistem ortaya atmıştır. Bireysel Psikoloji adını verdiği isteminin kamuoyuna yaymak için Avrupa ve ABD'nin birçok kentinde sosyal hizmet görevlilerine, öğretmenlere doktorlara ve halka konferanslar veren Adler, "çocuk yönetimi" klinikleri de kurmuştur. Herkesin anlayabileceği sade ve açık bir üslupla kaleme alınmış, birçok dile çevrilmiş ve tekrar tekrar basılmış eserleriyle çağımızın en çok okunan psikologlarından olan Alfred Adler'in yayımlanmış kitaplarından bazıları şunlardır. The Neurotic Constiution (1917); Study of Organ İnferiorty and İts Psychical Compensation (1917); Practise and Theory of individual Psychology (1927); Problems of Neurosis (1929); The Science of Living (1929); The Pattern of Life (1930); Social İnterest (1939).
Başarı Bedel İster
Kafesleri yutan kafese doğru
Alaca bir at koşar içimde
Zamansız, mekânsız nefese doğru
Rüveyda
Bizim atlarımız, yaşadığımız dünyadan öte dünyaya doğru,
zamansız ve dünyevi anlamda mekânsız nefese doğru alabildiğine koşan atlardır. Bizim atlarımız hedefleri olan, o hedeflere doğru
dörtnala koşan, hedeflerine ulaştıktan sonra koşuyu bitirmeyen ve daha da ileriye koşan atlardır.
Başarı sadece hedefle sınırlı değildir. Hedefi aşmaktır başarı. Sezai Karakoç’un mısraları o yüzden hep çarpıcı gelmiştir bana:
“Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız…”
Başarı Bedel İster, ülkemizin yetiştirdiği kıymetli akademisyenlerden Prof. Dr. Nurullah Genç’in başarı basamaklarını nasıl binbir zahmetle ama asla pes etmeden çıktığını anlatıyor. Bu yolda yürüyeceklere ders olarak okutulacak şu öğüdü salık veriyor:
“Hayalleri olmayanın geleceği olmaz.”
Söz Söyleme Ve İş Başarma Sanatı
“Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı”, hayatınızdaki önemli kişileri, iş dünyasında karşılaştığınız kişileri ve işverenlerinizi etkilemenizi sağlayacak pek çok pratik ve yararlı öneriye yer vermektedir.
Bu kitapta size söylenenleri uygulayarak; kendinize hakim olmaya ve daha fazla güven duymaya başlayabilirsiniz.
Belleğinizi geliştirebilirsiniz. Söylediklerinizi daha net bir şekilde ifade edebilirsiniz. Konuşmanıza nasıl başlayacağınızı ve sözlerinizi nasıl bitireceğinizi kestirebilirsiniz.
Dinleyicilerin ilgisini çekebilirsiniz. Düşman kazanmadan tartışmalar yapabilirsiniz.
Yıllardır milyonlarca insan tarafından kullanılan ve geçerliliğini kanıtlamış olan bilgiler içeren “Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı” nın sizin de çok işinize yaradığını göreceksiniz.
Dost Kazanma Ve İnsanları Etkileme Sanatı
Bu kitapta yer alan, geçerliliği zaman içinde kanıtlanmış öğütler, elli yıldır milyonlarca insan tarafından okundu, on binlerce ünlü insanı hem iş hem de özel yaşamlarında başarı merdiveninin zirvesine taşıdı.
"Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı" 2000'li yılların rekabeti ve karmaşası içindeki okuyucuların da potansiyellerinin doruk noktasına ulaşmalarını sağlamak için gözden geçirildi ve günümüze uyarlandı.
Bu kitabı okuduğunuzda; insanların sizden hoşlanmalarını ve sizinle fikir birliğine varmalarını sağlamanın, onları kırıp incitmeden değiştirmenin yollarını öğrenecek, yaşamın sizin için daha kolay hale geldiğini göreceksiniz.
Zirvede herkese yer var. Yeter ki siz ulaşmayı bilin!
Dale CarnegIE’nin diğer kitapları:
Bir Ömür Nasıl Yaşanır
Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler…
“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”
- İlber Ortaylı
İlber Ortaylı, yediden yetmişe herkesin faydalanacağı, bilge şahsiyetinden ve yaşam tecrübesinden süzülen tavsiyelerden oluşan bir eserle karşımızda. İlber Hoca bu kitapta, bir insanın, çocukluktan itibaren hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulabileceğini örnekler vererek anlatıyor. “Herkes kendi talihinin mimarıdır” sözünü hatırlatarak, kendi yolunu çizmenin ne anlama geldiğini tüm kritik noktalarıyla yorumluyor.
“Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, ülkemizin medarıiftiharı olmuş bir tarihçinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz…
Bilinçaltının Gücü İle Zengin Ol
Joseph Murphy’nin zenginliğe ulaşma konusuyla ilgili en etkili yazılarının, bilinçaltının düşünce ve eylem üstündeki etkisiyle ilgili öğretilerinin ve modern hayata ilişkin örneklerin de yer aldığı Bilinçaltının Gücü ile Zengin Ol adlı kitabında Murphy, “beş duyu dünyası” olarak adlandırdığı, etrafımızdaki belirsiz, sürekli değişen dünyayı aşabileceğimize ve içimizde huzur, bolluk ve iyiliğin hüküm sürdüğü bir yaşama sahip olabileceğimize işaret ediyor.
Joseph Murphy zamansız felsefesi ve uygulamaları ile okurlara, bilhassa zenginliğe ve arzu edilen diğer şeylere sahip olmak için çok fazla çaba sarf etmemeleri tavsiyesinde bulunuyor. Gerekli olan tek şeyin “zahmetsiz bir çaba” olduğunun altını çiziyor. Zenginliğe ulaşmak ve hayallerimizdeki hayatı yaşamak için dikkatimizi ve inançlarımızı odaklamamızın basit ama güçlü yollarına odaklanıyor.
Murphy’nin öğretilerini uygulamaya başlarken, zenginlik, mutluluk ve kendinizi gerçekleştirmekle ilgili yaklaşımınızda köklü değişiklikler yapmaya hazır olun!
Eleştirel Düşünmenin Yolları
Kendine Dön
Bir gün elinde kahven ve yüzündeki sessiz gülümsemeyle, kendini kimsenin yarım, eksik sevgisine muhtaç etmediğin için, doğana uymayana uymadığın için, seni sen yapan taraflarını kabul edemeyenleri hayatından uğurladığın için kendine teşekkür edeceksin.
Bir gün arkana yaslanacaksın ve sevmeye yeteneksiz insanlara rağmen içindeki sevgiyi büyüttüğün için, en sıkıntılı zamanlarda dahi neşenin kaybolmasına müsaade etmediğin için, en büyük sadakati kendi ruhuna gösterdiğin için, hayatındaki boşlukları önce kendin kapatmayı seçtiğin için, bütün modunu, gelecek planlarını bir kişinin keyfine, vicdanına, tercihine bırakmadığın için, kendine kocaman bir teşekkür edeceksin.
Üç 21 Kuralı Şifa Ritüelleri
“Sonunu bilmeden sonuna gideceğiz.”
Para blokajlarını kaldırma, bağımlılıklar, kilo, ilişkiler, kendini sevme, bedensel şifa, hedef vizyonu, aile ilişkileri, dış dünyayla iletişim, ruhsal onarım ve başarı hedefleyenler için Aşkım Kapışmak’tan ritüellerle Üç 21 Kuralı!
Önce duayla başlıyor her şey sonra niyetlerimize varıyor.
Hayatın dengesi, ruhun dinginliği ve geçmişle yüzleşmek için; bolluk, bereket, başarı ve en önemlisi senin için...
Üç 21 Kuralı Şifa Ritüelleri’ni yapmaya hazır mısın?
İyileşmek
Dün bitti, hikâyen devam ediyor...
Yolu sana çıkmayanların yolundan ayrıldığında iyileşmeye başlayacaksın.
“İnsanı insan yaralar, yaralarını yine insan sarar.”
Aslolan, doğru tercihleri yapabilmek ve zor kararlar vermeyi göze alabilmektir.
Olmayana değil olana odaklanmak, gidene değil kalana sarılmak ve yüreksizlere değil, her koşulda senin için yüreğini ortaya koyanlara tutunmak iyileştirecek seni. Gidenlerden kopamadıkça yaralanan ruhun, şifasını yanında duran ve asla gitmemiş olanları fark ettiğinde bulacak. Mütevazı varlıklarıyla hayatımızı nimete çevirenlere minnet duymak, unutulmaması gereken bir ödevdir sevgili dostum.
Önyargıları bir kenara bırakmış, olduğun gibi kabul eden, ilgisini esirgemeyen, her koşulda yardıma koşan, anlamaya çalışan, sadece hüznünde değil, sevincinde de yanında olan ve sevgisi koşullara bağlı olmayan kim varsa hayatında, hepsine teşekkür et.
“Çünkü ruhun şifası, senin yüreğindeki feryatları kendi yüreğinde duyabilenlerdedir ancak.”
Mutluluk Yavaş Yavaş Gelir
Hesap Lütfen !
“Siz, bilmeyenler kadar ses çıkarmadıkça, niteliğinizin farkına varamayacaklar ve anlaşılmadığınızı düşüneceksiniz. Meşgul olduğunuz işler başkalarının gözünde değersizleşecek ve vazgeçilebilir olduğunuzu zannedeceksiniz. Ses çıkartmak derken bağırmayı, gürültü yaparak barbarlaşmayı değil; doğru zaman ve doğru yerde kendini anlatmaktan geri durmamayı kastediyorum. Bilgi sahibi olduğumuza emin olduğumuz her konuda, eğitimini aldığımız alanlarda, hödüklerden daha çok ses çıkarmalıyız.”
Vedat Milor
Gastronomi uzmanı… Şarap uzmanı... İktisatçı… Sosyolog… Televizyoncu… Yazar… Her daim okuyan, yazan, arayan; bir yandan da hem geleneksel hem sosyal medyada eğlenen, dertleşen, anlatan ve anlamaya çalışan bir kamu aydını. ABD-Türkiye hattında dokuduğu hayat felsefesini mukayeseli bir zemine oturtmuş iyi bir gözlemci ve eleştirmen. Vedat Milor, hayatını roller coaster’a binmek gibi tanımlıyor. Farklı alanlar, farklı ülkeler, hatta farklı kıtalar arasında gidip gelen bir hız treni… Bu yolculuk sırasında üreten, keşfeden, öğrenen, sorgulayan ve hayatı deneyimlemekten kaçınmayan açık yürekli bir entelektüel…
Gastronominin yalnızca yemek yemekten ibaret olmadığını onunla öğreniyoruz. Farklı kültürlere ve kesimlere nasıl bir pencere açılacağını; yaşam tarzının bir sınır, bir mahrumiyet alanına dönüşmesine mecbur olunmadığını da…
Nurhak Kaya sordu; Vedat Milor geniş tecrübesinden ve bilgisinden süzdüğü insana, topluma dair gözlemlerini; bu kaotik dünyada her daim hayatta kalma stratejilerini Hesap Lütfen!’de okurlarla paylaştı.
İnsan dünyaya nasıl açılır?
Hayattaki öncelikler nasıl belirlenir?
Yeme-içme kültürü için para şart mıdır?
Toplum içinde yaşamanın yolları nelerdir?
İş hayatında karşılaştığı zorlukları insan nasıl aşabilir?
Yaşamımızı dolu dolu sürdüreceğimiz makul bir dengenin yolu nereden geçer?
Arkadaşlık. Aşk. Boş zamanlar. Yalnızlık. İş hayatı. Ev yaşamı. Kariyer seçimi. Hobiler. Yemekler, lezzetler, arayışlar. Günümüz kapitalizminde yeni trendler ve prekarya. Ülkemizin ekonomi politiği ve tufeylilik. Ülkedeki hâkim sınıf ve devletin niteliği. Türkiye’de çok az rastlanır bir samimiyet ve netlikle kişisel anekdotlar ve gözlemler.
Milor, Hesap Lütfen! kitabıyla, içimizdeki sesin ve hayallerimizin peşinde koşarken sınırlarımızı zorlamanın ve başka pencereler açmanın önemini hepimize hatırlatıyor.
Ara Toplam
“Yeniden başlama imkânı doğada insanın en büyük lüksü.
Ne kadar çok düşersen o kadar çok kalkma şansın da var. Sen onu yapacak mısın, yapmayacak mısın? Başarısızlık yan etkilere bağlı olabilir ama ayağa kalkmak sadece sana bağlıdır.”
Ahmet Mümtaz Taylan
Küçük yaşta evden ayrıldı. Bugün olduğu kişiyi adım adım inşa etti. İki üniversitede okudu; Diyarbakır’dan Almanya’ya, Ankara’dan İstanbul’a sahnenin tozunu yuttu. Yazdı, yönetti, oynadı. Kendi ifadesiyle, “ayağını basmadığı, ekmeğini yemediği, suyunu içmediği, insanıyla konuşmadığı hiçbir yöre” bırakmamacasına Türkiye’yi baştan başa dolaştı. Onunla beraber gülebiliyorsak, beraber ağlayabiliyorsak, beraber isyan edebiliyorsak Ahmet Mümtaz Taylan bizi bu kadar iyi tanıdığı içindir.
Elinizdeki kitap, bu tanışıklığın ürünü. Yazar Irmak Zileli, Ahmet Mümtaz Taylan’la kadın-erkek ilişkilerine, anne-baba rollerine, sanat ve sanatçı kavramlarına, eğitime, siyasete, doğayla ve hayvanla kurduğumuz ilişkiye, aşka, yeteneğe, hayata ve ayakta kalmaya dair konuştu. Taylan’ın samimi ve ufuk açan cevaplarında, bir sanatçının geniş tecrübesinden süzdüğü, keskin bakışını kendine de topluma da yönelterek damıttığı düşünceleri bulacaksınız. Kendinize sorduğunuz birçok soruyu; emeğin, vicdanın ve dürüstlüğün pusulasından şaşmayan bir sanatçının nasıl yanıtladığını göreceksiniz.
Bu hayatta ne yapmak istiyoruz?
Seçimlerimizi neye göre yaparız?
Öğrenmek ama nasıl?
Yeteneğini keşfetmek ve geliştirmek nasıl mümkün olur?
Başarının ölçütleri nelerdir?
Bir insan nasıl yetiştirilir?
İnsanın yurdu neresidir?
Taylan’ın deyimiyle bu kitap bir Ara Toplam. Bir nefes molası. Hayatlarının bir döneminde kendilerini hesaba çekmek için şöyle bir durup düşünmek ve yeniden başlamak isteyenler için… Merakını hiçbir zaman yitirmeyen, soru sormaktan vazgeçmeyen her insanın elbet kendi yolunu çizebileceğini umut edenler için… Bu manada her deneyimin kıymetli olduğunu tekrar tekrar dile getirmek, unutmamak için…
Çocuklara Söz Geçirme Sanatı
Çocuğa Siz Söyler Misiniz?
Biz çocuk gelişimcilerin danışanlarımızdan çok sık duyduğu bir cümle vardır: “Çocuğa siz söyler misiniz?” Kitabı bitirdikten sonra kimse bu cümleyi kurmak zorunda kalmayacak çünkü onların ne istediklerini kendi ağızlarından dinlemiş olacaksınız.
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden Prof. Dr. İsmihan Artan, meslekteki 37 yıllık deneyimlerini ve gözlemlerini Çocuğa Siz Söyler misiniz? kitabında bir araya getirdi. Kendi deyimiyle insanlığın ortak dili olan “çocuk olmak”tan yola çıkan Artan, birbirine bağlı hikâyeler aracılığıyla okurlarını kendi çocukluk anılarına, hatıralarına yolculuğa çıkarıyor. Sayfalar arasında gezinirken kendinize rastlayabilir ve belki de uzun zamandır dinlemeyi bıraktığınız çocukluğunuzun sesini duyabilirsiniz.
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Giydirirdi
“Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin. Etrafa da gram katkınız olsun.” Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor. “Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da.” Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.
Ahmet Şerif İzgören’in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif’i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
Müjdat Gezen
Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı
Çocuğumun Beyninde Neler Oluyor
Gelişimsel Çözüm Önerileriyle.
Elma Yayınevi, Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal’ın yeni kitabı “Çocuğumun Beyninde Neler Oluyor?” adlı eseriyle buluşuyor okurlarıyla.
“Çocuğumuzun beyninin içini görebilseydik ne olurdu acaba?” sorusunun cevabını merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Yazarın bilimsel gerçeklerin ışığında yazdıkları, günlük hayatımıza uygulayabileceğimiz kadar sade bir dilde. Kitap; içindeki örneklerle, fotoğraflarla, tablolarla tüm anne-babalar ve çocuk sahibi olmak isteyenler için bir rehber niteliğinde.
“İşte elinizde tuttuğunuz bu kitap bizlerin sihirli gözlüğü. Bu kitabımda çocuk ve beyin konusunda yapılmış birçok araştırmanın sonucunu derleyerek ‘Çocuklarımızın beynine bakabilmenin bir yolu var’ demek istedim. Sadece olup bitenle ilgilenmeyip her bölümün sonuna gelişimsel önerilerimi eklemeyi de ihmal etmedim” diye başlıyor Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal yeni kitabına.
Keyifli okumalar…
Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz
Kulak Aşık Olurmuş Gözden Evvel
Tatlıya Bağlayalım
Eşimin Eşi Yok
Eşim Aşkım Olsun
Güçlü Kadınlar Neden Mutlu Değil?
Subliminal Mesajlarla – Bilinçaltının Gücü
Bilinçaltınızın gizli gücüyle iletişime geçmeyi ve bu gücü size hizmet etmek üzere serbest bırakmayı öğrenerek yaşamınıza daha fazla güç, daha fazla zenginlik, daha fazla sağlık, daha fazla mutluluk ve neşe getirebilirsiniz. Bu güç için dışarıdan bir desteğe ihtiyacınız yok, siz zaten ona sahipsiniz. Yalnızca onu nasıl kullanacağınızı öğrenmeniz ve hayatınızın her alanında uygulayabilmek için iyice anlamanız gerekiyor. Bu kitapta yer alan basit teknikleri uyguladıkça ve öne sürülen aşamalardan geçtikçe, ihtiyacınız olan tüm bilgiye ve anlayışa ulaşacaksınız. Hayatınıza yeni bir ışık doğacak ve umduğunuz, hayalini kurduğunuz ne varsa bunları gerçekleştirecek gücü harekete geçireceksiniz. Öncekinden çok daha büyük, çok daha görkemli, çok daha varlıklı ve bilge bir yaşamı gerçekten seçiyor musunuz?Potansiyel gücünüzü bir kez ortaya çıkardınız mı yolunuzda bolluk ve bereketle, güvenle, neşeyle, hâkimiyetle ilerlemekiçin gerekli bilgeliği elde etmiş olursunuz.Sınırsız bir b gelik, sınırsız bir güç ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak sonsuz bir kaynak bilinçaltınızın derinlerinde yatıyor. Tek yapmanız gereken onu keşfetmek ve harekete geçirmek. Subliminal Mesajlarla Bilinçaltının Gücü kitabıylazihninizin derinliklerindeki bu potansiyeli bir kez fark ettiniz mi, onsuz yaşayamayacaksınız.
Uslu Çocuk Olmayı Bırak
Şımarma hakkınızı kullanmıyorsanız, siz kocaman uslu bir çocuksunuz.
Hoş geldiniz yaramaz çocuklar. Bu kitap içinizdeki uslu çocuğu biraz olsun azaltmayı hedefliyor. Nerede doğduğunuz, hangi coğrafyada kimlerin çocuğu olduğunuz önemli değil, önemli olan, hayatınız boyunca kendi ruhunuza, duygularınıza temas etmeniz gerektiğini öğrenmeniz. Yani kendiniz olmanız.
Çocukken zorla uslandırılmış çocuklardan biriyseniz, yetişkin olduğunuzda pusulanızı kaybettiyseniz, geçmişte yaşadıklarınız yüzünden kaybettikleriniz fazlaysa artık yaramazlık zamanınız gelmiş demektir.
Para, neşe, özgüven, cesaret ve iyi yaşam için içindeki yaramaz çocuğu canlandırma vakti. Kendin olma, sen olma vakti. Merkezde artık sen olacaksın yaramaz çocuk.
Şifa olsun.
Dijital Çağda Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek
Yakın gelecekte teknoloji alışkanlıklarımızı kökünden değiştirecek bir devrime tanıklık ediyoruz.
Dijital dünyanın, tıpkı evren gibi, sınırları belirsiz; belki de yok.
Anne-babalar olarak, bugün belki de ilk kez, çocuklarımızın bizden beş adım ileriden gittiği bir dünyada -hem de sanal bir dünyada- onlara yaklaşarak eşlik etme ve dahası, bir de üstüne, rehberlik yapma durumundayız. Peki, bunu nasıl yapacağız?
• Dijital teknolojiden uzak durmadan, kendimizi ve sağlığımızı koruyarak bu çağda nasıl yer alacağız?
• Çocuğumuzun fiziksel dünya ile sanal dünya arasında denge kurmasına nasıl destek olacağız?
• Dijital çağda sağlıklı sınırları nasıl koyacağız?
• Yapay zekâ uygulamalarında, sanal gerçeklik ortamlarında dikkat edilecek noktaları çocuğumuza nasıl anlatacağız?
• Çocuğumuzun gelişimi için internetin getirdiği fırsatlardan nasıl yararlanabiliriz?
• Çocuğumuzun dijital zekâsını nasıl destekleyebiliriz?
Yaşam-boyu gelişim, çocuk psikolojisi ve ebeveynlik konularında otuz yıllık bilgi birikimine sahip bir bilim insanı, ebeveyn danışmanı ve dijital çağda bir anne olarak Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk’un kaleminden ses getirecek bir çalışma: Dijital Çağda Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek.
Psikolojide uluslararası düzeyde araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk dijital zekâ, ekran süresi, sağlıklı sınırlar, teknoloji bağımlılığı, siber zorbalık ve dijital çağda anne-babalar için kritik olan konuları basmakalıp reçetelerle değil; çok katmanlı ve gerçekçi şekilde ele alıyor. Dijital çağda sağlıklı çocuk yetiştirirken pek çok kapıyı açacak 33 anahtar, 33 yol gösterici prensip sunuyor.
Dijital Çağda Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek; sırtını bilime yaslayan, yüzünü gerçek yaşama dönen bir rehber…
Kitabelerin Renkli Dünyası
“Şu duvarların dili olsa da konuşsa...” Sık sık duyduğumuz bir serzeniştir bu. Duvarların aksine gerçekten konuşan taşlar var: Kitabeler! Tek yapmanız gereken onların dilini öğrenmek. Bu da biraz dikkat ve çaba gerektiriyor. Profesyonel turist rehberi Ömer Kaptan kitabeleri anlamak için çıktığınız bu yolda ihtiyaç duyacağınız bütün bilgileri size altın bir tepside kitap formunda sunuyor.
Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabı Kitabelerin Renkli Dünyası’nda sizi bekliyor! Eğer kitabelere kulak verirseniz size anlatacak pek çok hikâyeleri olduğunu göreceksiniz.
Gizli Formül
Gerçekte kim olduğunuzu keşfetmeye ve hayatınızı kökten değiştirmeye hazır mısınız?
İnsanın en büyük gereksinimi, kendine inanmasıdır. Kendimize olan inancımız tek değilse bile en ilkel, en temel ve en umut verici ihtiyacımızdır.
Sağlıklı bir şekilde kendine inanç, başarının en büyük belirleyicisidir ama çoğumuz bundan yoksunuz.
Joseph Murphy, Gizli Formül'de benlik duygunuzu güçlendirmenin gizli anahtarını ortaya koyuyor. Basit, ikna edici ve baştan çıkarıcı adımlarla, düşüncelerinizin metafizik gücünü ve zihninizin evrenin en yüksek yaratıcı ilkesiyle bağlantısını keşfedeceksiniz. Bu gerçeği keşfettiğinizde, yolunuzda bolluk ve bereketle, güvenle, neşeyle, hâkimiyetle ilerlemek için gerekli bilgeliği de elde edeceksiniz.
"Bilinçaltınız büyük ölçüde kaderinizdir ve kaderiniz şekillendirilebilir. Gizli Formül'deki yöntemler size bunun nasıl yapılacağını gösteriyor.”
-Mitch Horowitz
Sırtımdaki Ruh İzi
“Ben hayatın sırrıyım, hayatın sırrı insan.”
İnsanoğlu olarak bir yandan yüzyıllardır hayatın sırrını arıyorken diğer yandan bu yolculukta hep yalanlar söylemişiz kendimize ve herkese. Bilmeden kaderimizin örgüsüne katkı olmuşuz ve bir ilmek daha atmışız sırrı saklayarak.
Yalan ve sır aynıymış oysa, sırrın olduğu yerde yalan, yalanın olduğu yerde sır varmış, bu sırlar bizi hasta etmiş.
Hayatın sırrı insanmış oysa, her şey bize bizi anlatmak için varmış, görmemişiz, duymamışız, bilmemişiz.
İnsanın sırrı hayatını belirlerken hasta olmuşuz, biz kader sanmışız, hayat sanmışız, değişmez sanmışız.
Kendi hayatının kıymetini bilmek ve HAYAT’ın kıymetini bilmek yolculuğundaysan çal kapıyı gir içeri.
Yüzleş kendinle.
Çünkü hayatının sırrı da anahtarı da sende...
SEN HAYATIN SIRRISIN.
– Hanife Deniz Yıldız
Uzun İlişkilerin Sırrı
"Beni olduğum gibi sev, olmamı istediğin gibi değil!"
İlişkiler, insanın kendiyle yüzleşme alanlarıdır. Hepimiz her insanda bambaşka insanlar olur, başka yönlerimizi, başka yüzlerimizi görürüz.
İlişkiler, yaşam yolculuğu boyunca tecrübe ettiğimiz gelişim sürecinin en kıymetli parçalarıdır. İlişkiler, sınavımız değildir. Bir başarı ya da başarısızlık hikâyesine de dönüştürülmemelidir. İlişkiler dönüşüm alanlarımızdır, kendimizi bir başkasında görmek, kendimizi bir başkasında sevebilmek, hatta çoğu zaman kendimizle ilk kez tanışmaktır.
Uzun bir ilişkinin sırrı sevmek ama kırmadan, dökmeden sevebilmek. Bugünlerde insanların sevilmeye ama kırmadan dökmeden sevilmeye ihtiyacı var. Güvenebilmeye ihtiyacı var, çünkü güvenin olmadığı yerde sevgi de olamaz. Sabra ihtiyacı var, hemen ilk kavgada ayrılmaya değil, mücadele etmeye. Çünkü sevmek için yürek ama sürdürmek için emek gerek. İnsanların, kendilerini olduğu gibi seven kişilere ihtiyacı var, onları değiştirmeye çalışanlara değil. Ve tabii ki ilgiye... Çünkü ilgi görmeyen her şey ölür, çiçekler bile.
Bu kitap uzun ilişkilerin sırlarını samimiyetle ve açık yüreklilikle paylaşmayı hedefliyor.
Hakan Mengüç, eserleri 13 farklı dile çevrilen ve uluslararası alanda tanınmış bir yazar ve akademisyendir. Aynı zamanda, kendi bestelerinden oluşan müzikleri, dünya genelinde geniş bir dinleyici kitlesi tarafından ilgiyle takip edilmektedir.
Senden Bir Tane Daha Yok
Varlığın kendine armağan olsun, başkalarına köle değil.
İnsanlar ve yaşadıkların gelip gidecek senden. Her şeyin sonunda yine kendinle baş başa kalacaksın. Acılarında, mutluluklarında ve yalnızlıklarında kendini çok daha iyi tanıyacaksın. Verdiğin emeğin, gösterdiğin sevginin ve layık olduğun değerin ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaksın.
İşte bu yüzden sevmeye önce kendinden başlayacaksın. Çünkü hayatın boyunca en uzun ve en değerli ilişkini kendinle yaşayacaksın.
Aldığın nefesin de geçen günün de tekrarı yok.
Şu hayatta birçok şeyin alternatifini bulabilirsin.
Çok şeyin yerini zamanla doldurabilirsin.
Ama şunu sakın unutma:
Senden Bir Tane Daha Yok…
Hayatımızı Şekillendiren 10 Yıl – Yirmili Yaşlarımız Neden Önemlidir Ve Bu Yılları En İyi Nasıl Değerlendiririz?
Hayatımızı Şekillendiren On Yıl yirmili yaşlarındaki milyonlarca gencin kendileri hakkındaki düşüncelerini değiştirerek hayatlarına yön verdi. Günümüz gençliği için gözden geçirilip yeniden yayımlanan bu kitap, size de yirmili yaşlarınız için bir yol haritası sunabilir.
Yaygın olarak kabul gören “Otuz yeni yirmidir” yaklaşımı bize yirmili yaşların önemli olmadığını söylüyor. Kimileri bu yaşları uzatılmış bir ergenlik dönemi, kimileriyse yeni yetişkinlik dönemi olarak görüyor. Hayatımızı Şekillendiren On Yıl adlı kitabında Meg Jay yirmili yaşların yanlış bilgi ve kabuller sarmalına sıkıştırılarak önemsizleştirildiğini gösteriyor ve hayatımızın en dönüştürücü dönemine sahip çıkmamız gerektiğini savunuyor.
Yüzlerce danışanı ve öğrencisiyle yirmi yılı aşkın bir süredir çalışan Jay, yirmili yaşlara ait en son bilimsel verileri, gençlerin kapalı kapılar ardında kendisiyle paylaştığı hikâyelerle bir araya getiriyor. Sonuç, okurlara yirmili yaşlarını en iyi şekilde değerlendirmeye yönelik araçları sağlayan; iş, ilişkiler, kişilik, kimlik ve hatta beyin gelişimi gibi konularda ufuk açıcı bir okuma vadeden, kılavuz niteliğinde bir metin.
“Eğer üniversite öğrencisiyseniz ya da çocuğunuz üniversite öğrencisiyse lütfen bu kitabı okuyun ve aranızda tartışın.” — Doğan Cüceloğlu
“İşte yirmili yaşların beklediği kitap. Size hayatınızda ne yapmanız gerektiğini söylemeyecek, ama bunu bulmanız için size ilham verecek ve eğitecek.” — Rachel Simmons
Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur
Yükü ağır olur iyi kalplerin.
Biliyorum çok yoruldun, bilinmedi değerin.
Yaptığın fedakârlığın, gösterdiğin insanlığın ve tüm bunların karşılığında uğradığın haksızlığın da haddi hesabı yok. Anlatamadın kendini, anlaşılmadın ve biliyorum hep tek başına kaldın. Tüm iyi niyetine rağmen yaşadığın bu yalnızlığın da mantıklı bir açıklaması yok. Ne hevesle çıktığın yolların, sadece senin çabanla güzelleşen hayatların ve menfaatleri uğruna sana açılan kolların, ikiyüzlü insanların sonrası yok.
Biliyorum çok kırgınsın ve çok yaralı.
Ama geçmişin pişmanlıklarıyla geleceğini karartmanın da bir faydası yok. Üzülme sığınacak bir limanım, bir anlayanım yok diye. Bilmez misin, iyi bir kalbin yükü her zaman ağır olur.
Yolu doğru olanların bu dünyada sefası yok. İstesen de kötü olamazsın sen, hiç kimsenin canını bile bile yakamazsın.
Baştan aşağı iyi niyetli, sen baştan aşağı insansın.
Bırak herkes hak ettiğini ve yaşattığını yaşasın.
Güzel insanların bu dünyada bundan başka duası yok.