İnsan İsterse 1
Harikulade şeyler, içlerindeki bir şeyin, koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.
- Bruce Barton
İnsan İsterse’de ilham veren insan öyküleri anlatılıyor. Sıfırdan zirveye büyük engelleri aşarak gelmiş insanlara da, sıradan biri olarak yaşarken sıra dışı bir iş başarmış kişilere de yer veriyor. Bu sayıda kimler var?
Geçirdiği çocuk felci nedeniyle iki bacağını kaybetti. İlk cümlesini 7 yaşında kurmaya başladı. Bir gün kendisiyle yüzleşti ve bir başarı yemini etti. "Topal Seyfettin”in engelli hayat koşusu...
Tek istediği senarist olmaktı ama kendini kabul ettiremedi. Yapımcı oldu. Yine kabul edilmedi. Evdeki çatal bıçak ve masa örtüsünü kullanarak bir dizi çekti. Sonra ne mi oldu?
Üniversiteye hazırlanıyordu. Görme özürlüydü. Rakipleri interaktif CD’lerle hazırlanıyorken, o kitap bile bulamıyordu. Bir baba ile oğlunun etkileyici başarı hikayesi…
Bir mağazada müşteri temsilcisiydi. Tek istediği şarkı söylemekti. Sezen Aksu’yu 6 ay boyunca aradı, ulaşamadı. Bunun üzerine bir plan yaptı. Bu sanatçı kimdi ve hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Liseden sonra okumasına izin verilmedi. Sürekli güzel kız kardeşiyle kıyaslandı. Bir gün çok aşağılandığında kalktı ve dedi ki, ‘Ben az önce bir yemin ettim. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.’ Sonra kim mi oldu?
Okul hayatını ilk okulda noktalayıp, hayat okulunda başarıyla yükselen, bugün 50’yi aşkın şirketle 108 farklı ülkeye mal satan bir işadamının zirveye “zorlu” çıkış öyküsü…
İstanbul’a geldiğinde bir arkadaşına ait bir oda bir salonu olan bir evde kalıyordu. Üç yıl içinde gayrimenkul sektöründeki başarılarıyla ABD’de ödül aldı. Bir girişimcinin İstanbul’u yenme öyküsü…
40 yaşında Türkiye’deki tüm kariyerini bırakıp ABD’de yaşamaya giden bir mühendisin, “Amerikan mucizesi” ile “müthiş Türk” karışımı bir yükseliş öyküsü…
Evdeki gaz lambasının yakıtı bitince sokak lambasında ders çalışan Yozgatlı bir öğrencinin Adalet Bakanlığına yükseliş öyküsü…
11 yaşında İstanbul’da parasız yatılı okulda tek başına kalarak başladığı hayat mücadelesinde, sıfırdan sanat dünyasının zirvesine çıkan çıplak ayaklı, kızıl saçlı, bir entelektüel sanatçının öyküsü…
İnsan İsterse 2
Muhtaç Olduğun Güç Beyninde Mevcuttur!
Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, tek sermayeleri beyinleriydi. Cok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, beyin gücüyle başaranların öyküsü İnsan İsterse'de...
Evlilik dışı bir ilişkiden istenmeyen çocuk olarak doğan zenci kız çocuğunun, Mississippi'deki bir domuz çiftliğinden Time Dergişi'nin kapağına uzanan hayatı. ABD başkanından bile daha etkili olduğu tescillenen Oprah Winfrey'in öyküsü ve başarı için 50 önerisi Türkçe'de ilk defa...
Türkiye'nin ilk özel bankasını kuran Kazım Taşkent'in inanılmaz mücadele öyküsü ve başarı için 100 önerisi...
15 yaşındayken Türkiye'ye ilk Avrupa Satranç Şampiyonluğunu getiren Kübra Öztürk'ün varoşlardan şampiyonluğa uzanan ilginç öyküsü...
Hakkari sokaklarında kurduğu hayalinin peşinden koşup dünyada 8 milyon kişiye Anadolu Ateşini izleten Mustafa Erdoğan'ın öyküsü ve başarı önerileri...
Ortaokulu bile olmayan bir yerde doğup, 70'e yakın şubesi olan 20' den fazla eğitim kurumunun sahibi Fethi Şimşek nasıl başardı?
Zirai tarım aletleri gibi 'erkek egemen' bir sektörde, yöneticisi olduğu şirketi kısa sürede sektörün en büyüklerinden yapan Funda Başman nasıl başardı?
İş başvurusu için gittiği şirketin sahibi olmayı kafasınakoyan Murat Akdoğan, kendi işinin sahibi olma hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Mersin'de bir köyde keçi sürüsünü güderken dinlediği radyo programıyla hayatı değişen çoban Ahmet nasıl reklam ajansında çalışmaya başladı?
İnsan İsterse 3 Azmin Zaferi
Ellerindeki imkanların ölçüsüne bakmadan büyük hayaller kurdular. Gözleri korkmadan, geri adım atmadan hedefe yürüdüler. Nasıl sonuç aldıklarını İnsan İsterse’ye anlattılar.
Yeteneksiz diye işe alınmadı. Kurduğu iki şirket de iflas etti. İlk filmi tutmadı ama o yılmayıp 30 Oscar alan Walt Disney oldu.
7 yaşında Kadıköy’de simitçi tezgahının başındaydı, 17 yaşında dünya güreş şampiyonu oldu: “Asrın güreşçisi” unvanlı Hamza Yerlikaya hayatını anlattı.
23 yaşındayken, 7 kişiyle kurduğu şirkette bugün 3000 kişi çalışıyor. Dünyanın 100 büyük ilaç şirketinden biri olan Abdiibrahim’in patron Nezih Barut nasıl başardığını anlattı…
Bir gün birinden dayak yedi, dünyaya dövüş sanatını öğretti: Bruce Lee’nnin hayatı ve başarı önerileri ilk defa Türkçe’de…
Babası bisiklet tamircisiydi, oğlu Dünya Motosiklet Şampiyonu oldu: Milli gururumuz Kenan Sofuoğlu’nun azmi nasıl zaferine ulaştı?
Bankadan emekli olduktan sonar 3 kişiyle kurduğu şirketi zamanla 3000 kişiye çıkaran Aynur Bektaş’ın kadınlara cesaret veren hayat hikâyesi…
Önce zorlu engelleri aşıp başarılı oldu, sonar doğduğu şehre 100’den fazla tesis bağışladı: “Bolu’nun babası” İzzet Baysal’ın iyilik ve azim dolu hikayesi…Öyle bir hayat yaşadı ki, yaşadıkları once “bestseller” kitap, sonar film oldu: Chris Gardner’in hikayesinin tüm detayları…
Sıfırdan kendi işini kurdu, 20 yılda 1 milyar dolarlık ciroya ulaştı! Bunu o sektörde daha önce kimse yapamamıştı. İndex’in sahibi Erol Bilecik anlatıyor.
Bu sayının aykırı/atipik azim hikayesinde Nietzche’nin hayatı var. Ustalara saygı köşesinin konuğu, Gripin efsanesini yaratan Necip Akar. Bu sayının azimli genç yeteneği Sinem Kobal. Ünlülerin kuaförü Mahmut Ebil ve Prof Zihni Sinir’in yaratıcısı İrfan Sayar ilk yıllarını anlatıyor.
İnsan İsterse 4 Azmin Zafer Öyküleri
Bazıları asi ama azimli doğar. Kalıplara sığmaz, sıra dışı yaşarlar. Alanlarında çığır açar, devrimci yenilikler yaparlar. Yerleşik yargılara meydan okurlar. Özgün ve özgür ruhlarıyla, yalnız kalsalar da ileri yürürler. Ömürleri mücadeleyle geçer. Öfkeyle kalkıp başarıyla oturanların hikâyeleri bu kitapta...
Orta Asya bozkırlarında doğdu, önce mülteci, sonra bekçi, sonunda NATO'ya VIP yönetici oldu! Türkistan-Hindistan-Türkiye üçgeninde yaşanan görkemli bir serüven. Kazak kurdu Şerizat'ın film gibi hikayesi ilk kez İnsan İsterse'de...
Tabelacı babasının aldığı bisikleti çalan çocuğu yakalasaydı katil olacaktı, yakalayamayınca dünya ağır siklet boks şampiyonu oldu! Asi efsane Muhammed Ali'nin hikayesi...
Yoksul ve yalnız bir çocuk nasıl yılmaz bir savaşçıya dönüştü? Gözyaşlarını gülmeceye çeviren Aziz Nesin'in insanı başarıya azmettiren hikayesi...
İlkokulu zor bitirdi ama "balonu şişirip satarak" dünya markası oldu! Zeki Başeskioğlu'nun "zekice" yükseliş öyküsü...
Emekliliğine iki ay kala ordudan atılınca inat edip yazdığı kitaplarla ordu kadar okuru oldu! İskender Pala'nın hikayesi...
2,5 yaşında babasını kaybetti, sisteme inat dershaneye gitmeden Boğaziçi'ni kazandı: Teoman'ın azimli yüzü...
Üniversiteyi 6 ayda terk etti, evin garajında kurduğu şirketle efsane oldu: Steve Jobs'un hikayesi...
Erkeklere meydan okudu, "Kadınca" bir başarının kahramanı oldu: Duygu Asena'nın azmi nasıl zaferine ulaştı?
Babasına karşı çıkınca, önce beş parasız kaldı, sonra "my başarı” sahibi oldu: Ali Ağaoğlu'nun hikayesi...
Avukat patronuna kızdı, hukuk okuyup New York'ta kendi hukuk bürosunu açtı: Çiğdem Acar'ın hikayesi...
"Türkler ancak kebapçılıktan anlar," diyenlere inat, Londra ve Las Vegas'ta İngilizce kursu açtı: Kazım Kahraman'ın hikayesi...
Heykeli "hayattayken üzerine atılan taşlardan yapılan" Soljenitsin'in hikayesi...
Bir amigonun 'Alen'i başarı hikayesi: "Çarşı" azimsizliğe de karşı! Bir grup öğrencinin "imkansızın fotoğrafını çekme" hikayesi...
İnsan İsterse 5
Hırvatistan'ın bir köyünde doğdu, dünyanın en büyük iki mucitinden biri oldu. Sıfırın altından zirveye yükselen, nükleer beyinli dahi Nikola Tesla'nın film gibi hayat hikayesi.
Kırımda doğdu, çocuk yaşında, beş parasız bir halde, kendini İstanbul’da buldu. Bardakta su satarak işe başladı, bisküvi imparatorluğu kurarak zirvede bitirdi. Sabri Ülker'in azmi nasıl zaferine ulaştı?Adana'da bir seyyar satıcının oğlu olarak doğdu, UEFA kupasını kazanıp yeşil sahaların 'imparatoru oldu. Fatih Terim hayallerini nasıl gerçekleştirdi?11 çocuklu bir ailede doğdu, Türkiye'nin aile içi iletişim gurusu oldu: Doğan Cüceloğlu neler yaşadı, nasıl başardı? Basket potasını ilk kez 14 yaşında gördü, 21 yaşında NBA ali star'da oynuyordu. Mehmet Okur yükseliş hikayesini İnsan İsterse'ye anlattı.
Genç yaşında babası dahil bir çok şeyini kaybetti ama kendini kazandı. Karakterli bir kariyer hikayesi olarak Mehmet Akif'in şiir gibi hayatı.Yer bezinden yapılmış topla futbolu öğrendi, sahaların 'ordinaryüsü' oldu: Fenerbahçe’nin efsanevi ismi Lefter'in görkemli hayat hikayesi İnsan İsterse'de.
Polisiye romanların başarılı yazarı Ahmet Ümit'ten, çocukların 'dev vali'si Halil İbrahim Dzaşöz'e, beyni Harvard tarafından incelenen görme engelli ressam Eşref Armağan'dan, kahkaha sihirbazı Kemal Sunal'a, insanı zor zamanlarında güçlendiren başarı hikayeleri bu kitapta.
İnsan Nasıl İnsan Oldu – Say Yayınları
Bu dünyada bir dev var. Bu devin öyle kolları var ki hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir. Öyle ayakları var ki günde binlerce kilometre koşabilir. Bu devin öyle kanatları var ki bulutlar üzerinde, kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir. Öyle yüzgeçleri var ki su altında balıklardan daha iyi yüzebilir. Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir. Bu dev o kadar güçlüdür ki dağları delip geçer ve doludizgin akıp giden suları durdurur.
Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir; ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular. Kimdir bu dev? Bu dev insandır. Acaba insan nasıl dev oldu, nasıl dünyanın efendisi oldu? Biz bu kitapta işte bunu anlatacağız.
M. İlin - E. Segal
İnsan Tabiatını Tanıma
Alfred Adler, büyük yankı uyandırmış bu kitabında, can alıcı bir soruna parmak basmıştır: insan kişiliğinin gelişmesinde aşağılık duygusunun ve bu duyguyu gidermek için gösterilen çabaların önemi. Aşağılık duygusuna kapılan çocuk, belli bir davranış kalıbını benimsemekte ve bu davranış kalıbı onun bütün kişiliğine biçim vermektedir. Böylece, toplum içerisinde hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veren ve toplumun uyumlu bir şekilde işlemesini engelleyen bazı insanlar çıkmaktadır ortaya. Bu gibi kimselerle karşılaşınca onlara kızarız, alınırız, güceniriz. Oysa bu öfkelerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü kendi içimize bakmayı biliyorsak bu sinirlendirici özelliklerin en azından kısmen bizde de bulunduğunu görmezlikten gelemeyiz. Sorunlar, temeldeki psikolojik gerçeklerden kaynaklanmaktadır. Toplumda uyumlu bir evliliğin, mutlu bir aile hayatının, huzurlu bir iş çevresinin, sürekli bir arkadaşlığın, sağlam bir dostluğun bu derece az olması, büyük ölçüde, bu psikolojik gerçekleri bilmemekten ileri gelmektedir. Alfred Adler’in önemi de, işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Alfred Adler (1870-1937) çağımızın en önde gelen psikologlarından biridir. Meslek hayatının ilk yıllarını Viyana'da geçirmiş ve 1910 yılına kadar Sigmund Freud'la birlikte çalışmıştır. 1910-11 yıllarında Freud çevresindeki gruptan ayrılıp bazı noktalarda tamamen farklı yeni bir sistem ortaya atmıştır. Bireysel Psikoloji adını verdiği isteminin kamuoyuna yaymak için Avrupa ve ABD'nin birçok kentinde sosyal hizmet görevlilerine, öğretmenlere doktorlara ve halka konferanslar veren Adler, "çocuk yönetimi" klinikleri de kurmuştur. Herkesin anlayabileceği sade ve açık bir üslupla kaleme alınmış, birçok dile çevrilmiş ve tekrar tekrar basılmış eserleriyle çağımızın en çok okunan psikologlarından olan Alfred Adler'in yayımlanmış kitaplarından bazıları şunlardır. The Neurotic Constiution (1917); Study of Organ İnferiorty and İts Psychical Compensation (1917); Practise and Theory of individual Psychology (1927); Problems of Neurosis (1929); The Science of Living (1929); The Pattern of Life (1930); Social İnterest (1939).
İnsanın Kusurları
Sık sık insan bedeninin ne kadar mucizevi olduğunu duyar, ona düzülen övgüleri dinleriz. Bedenimizin incelikli işleyişine dair kitaplar raflarımızı doldurur. Oysa bütün o harikulade yönleri bir yana, insan bedeninin milyonlarca yıllık evrim sürecinde ortaya çıkmış bariz kusurları da var. Amerikalı biliminsanı Nathan H. Lents işte bu kusurların hikâyesini anlatıyor.
İnsan retinası niye ters? Diğer hayvanlara kıyasla üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden daha açığız? Bedenimizde niçin gereksiz kemikler var? Dizlerimiz, sırtımız ve belimiz niye sık sık sorun çıkarıyor? Birçok hayvan tek çeşit besinle bütün ihtiyacını karşılayabilirken biz neden “dengeli” beslenmek zorundayız? İnsanda neden işlevsel genlerin yanı sıra bir o kadar da bozuk, işlevsiz gen var? DNA’mız niye geçmiş enfeksiyonlardan kalan milyonlarca virüs “enkazı” içeriyor? Primatlar içinde neden bebek ve anne ölüm oranı en yüksek olan tür biziz? İnsanın bağışıklık sistemi niye kendi bedenine bu denli sık saldırıyor? Baş tacı edilen beynimiz yanılgılara ve kötü kararlar vermeye neden bu denli yatkın?
“Ama kulağa ne kadar tuhaf gelirse gelsin, kusurlarımızın kendine has bir güzelliği var,” diyor Lents. “Bizi biz yapan şey kusurlarımız. Bu kitapta ele alacağımız kusurlar, yaşam mücadelesinde kazandığımız galibiyetlerden geriye kalan yara izleridir. Bizler şansımız düşük olduğu halde bu sonsuz evrimsel çatışmadan sağ çıkanlarız; onca riske rağmen dört milyar yıldır azimle sürdürülen direnişin ürünleriyiz. Kusurlarımızın hikâyesi başlı başına bir savaş hikâyesidir.”
İnsanları Okumak
Beden dilinin önemini vurgulayan bir kitaptan daha fazlasını bulacağınız bu titizlikle araştırılmış ve detaylandırılmış rehberde fiziksel özellikler, ses kalıpları, ofis dekorları ve konuşma esnasındaki davranışlar gibi pek çok konu hakkında şaşırtıcı bilgiler edineceksiniz. Patronunuzun masasındaki fotoğraf çerçevesinin şeklinden bir tanıdığınızın fırtınaya küfretme biçimine kadar günlük hayatta karşılaşacağınız yüzlerce ayrıntıyı nasıl analiz edeceğinizi yine bu eşsiz eserde öğreneceksiniz. Amerika’nın bir numaralı davranış uzmanı Jo-Ellan Dimitrius bir insanı kitap gibi okuyabileceğimizi söylüyor. Yazar; görüntü, ses tonu, yüz ifadesi ve kişisel alışkanlıklardaki gizli mesajları yorumlayarak son yirmi yılda en ünlü duruşmalardaki jüri üyeleri, tanıklar, avukatlar ve yargıçların davranışlarını doğru tahmin edebildi. Fenomen yaratan bu kitapta ise evde, işyerinde ve ilişkilerimizde karşılaştığımız günlük problemleri çözmedeki kendi sıradışı başarısının sırlarını anlatıyor. "Dünyaca ünlü davranış uzmanlarından hayatınızı değiştirecek gizli ipuçları. -Larry King- "Paha Biçilmez Bir Kılavuz.. İnsanları akıllıca "okuma" konusunda yalnızca pratik ve değerli tavsiyeler içermiyor, aynı zamanda sayılamayacak kadar çok sözsüz mesajın farkına varmamızı sağlıyor." -Kirkus Reviews- "İnsanların gerçek görüşleri, güdüleri ve karakteristik özellikleri hakkında stratejiler... Bu kapsamlı ve ayrıntılı kılavuz, kişinin değerlendirme yeteneği ile değerlendirilme kriterlerini geliştirmede çok önemli bir kaynak." -Publishers Weekly-
İrade Terbiyesi – Kapı Yayınları
İrade Terbiyesi, tüm zamanların en çok farklı dile çevrilen kitapları arasındadır. Yazıldığı dönemde hayli ses getirmiş ve kısa sürede baskı üstüne baskı yapmıştır.
Cemil Meriç; “Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim” der onun için.
Ali Fuat Başgil ise şu sözleriyle onun değerini pekiştirir: “Mösyö Girard bize bir kitap tavsiye etti ve mutlaka okumamızı söyledi. Bu, Aix-Marseille Üniversitesi rektörü Jules Payot’un İrade Terbiyesi adlı kitabıydı. Ertesi gün şehre inerek kitabı aldım, ihtiyar bir meşenin dibine oturarak okumaya koyuldum. Okudukça, içimde özlem ve pişmanlıkla karışık, belli belirsiz bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz, yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi, böyle bir kitabı okumakta geciktiğim için üzülüyordum.”
Fransızca aslından yapılan elinizdeki bu özgün ve titiz çevirisiyle İrade Terbiyesi, böylece Türk okurunun hak ettiği niteliğe kavuşmuş oluyor.
İrade Terbiyesi – Koridor Yayıncılık
Aix-Marseille Üniversitesi’nin rektörlüğünü de yapmış bir eğitim bilimci olan Jules Payot “İrade Terbiyesi” adlı eserinde yüzyıllardır değişmeyen temel dürtüleri ve eğilimleri, insanın en önemli sorunu olan iradenin eğitilebilir bir güç olduğunu ve bu güçle hem iç hem de dış hayatın yönetebileceğini, kendine hâkim olmayı, çevreden gelen motivasyonu doğru algılamayı, derin düşünmenin ve harekete geçmenin önemini ve iradenin psikolojisini ele alıyor.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında yazılmış ve zamanının çok ötesine seslenen, özellikle gençlerin, eğitimcilerin ve anne-babaların altını çizerek okuyacağı bu kitabı tam metin olarak Süleyman Doğru’nun özenli çevirisiyle sunuyoruz.
İyi Aile Yoktur
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.
Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.
İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.
Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.
İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.
İyi Hissetmek ( Yeni Duygudurum Tedavisi )
Gözden geçirilmiş ve İlaç Kılavuzu eklenmiş yeni basım!
İşte size iyi bir haber ! Kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük özgüven saygısı ve depresyonun diğer ‘dipsiz kuyularından’ ilaçsız kurtarabilirsiniz. İyi Hissetmek’te, psikiyatrist Dr. David D. Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuyor.
• Duygudurumunuzdaki dalgalanmaların nedenlerini anlayın!
• Olumsuz fikirleri kafanızdan silip atın!
• Suçluluk duygunuzla başa çıkın!
• Sevgi ve onay bağımlılığınızın üstesinden gelin!
• Özgüveninizi arttırın!
• ‘Hiçbir şey yapmamak’ ile baş edin!
• Depresyonun acı veren girdabından kurtulun!
İyileşmek
Dün bitti, hikâyen devam ediyor...
Yolu sana çıkmayanların yolundan ayrıldığında iyileşmeye başlayacaksın.
“İnsanı insan yaralar, yaralarını yine insan sarar.”
Aslolan, doğru tercihleri yapabilmek ve zor kararlar vermeyi göze alabilmektir.
Olmayana değil olana odaklanmak, gidene değil kalana sarılmak ve yüreksizlere değil, her koşulda senin için yüreğini ortaya koyanlara tutunmak iyileştirecek seni. Gidenlerden kopamadıkça yaralanan ruhun, şifasını yanında duran ve asla gitmemiş olanları fark ettiğinde bulacak. Mütevazı varlıklarıyla hayatımızı nimete çevirenlere minnet duymak, unutulmaması gereken bir ödevdir sevgili dostum.
Önyargıları bir kenara bırakmış, olduğun gibi kabul eden, ilgisini esirgemeyen, her koşulda yardıma koşan, anlamaya çalışan, sadece hüznünde değil, sevincinde de yanında olan ve sevgisi koşullara bağlı olmayan kim varsa hayatında, hepsine teşekkür et.
“Çünkü ruhun şifası, senin yüreğindeki feryatları kendi yüreğinde duyabilenlerdedir ancak.”
Kadın Beyni Erkek Beyni
Bu kitabı okuduğunuzda beyninizin cinsiyeti hakkında birçok detayı öğreneceksiniz. Kadınlar ve erkekler arasındaki farkları, karşı cinsin sizi kızdıran, güldüren hatta şaşırtan birçok tepkisinin nedenini anlayacaksınız.
Serkan Karaismailoğlu’nun bilimsel bir o kadar da mizahi anlatımıyla Kadın Beyni Erkek Beyni…
Kadınlar Şifadır
Bir kadın içsel gücünü nasıl keşfeder? Kadın olma, insan olma yolculuğunda, bir labirente benzeyen erginlenme eşiklerinden nasıl geçer? Bedeniyle nasıl barışır? Ruhunun iç sesiyle nasıl tanışır?
Bildiğimiz dünyanın hızla şekil değiştirdiği ve pek çok krizle karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, insanın uyanışında kadınların çok önemli bir rolü var: Doğanın, yeryüzünün çağrısına bedenlerindeki dişi bilgeliğin ve yaratıcı gücün şifasıyla yanıt vermek. Bugün eşiğinde olduğumuz dönüşümün itici gücü ve liderleri kendi güçlerine uyanmış kadınlar olacak.
“Kadın çemberleri” denince Türkiye’de akla gelen ilk isim Filiz Telek’ten tüm kadınlar için dönüştürücü bir güce sahip eşsiz bir kitap…
Bu kitap senin için yazıldı. Senin için, yaşamın peşinden tutkuyla ve muhabbetle giden tüm kadınlar için. Hepimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir şifa, bir güç, bir Aşk var. Bu kitap o şifayı, o gücü, o Aşk’ı bulmanın hikâyesi. Uyanmak istiyorsan, iyileşmek istiyorsan, canlanmak istiyorsan, hatırlamak istiyorsan, yaşama hizmet etmek istiyorsan:
Hisset | nefes al | bedenini hisset
Yeryüzünü hisset | dans et
Şarkı söyle | ruhunun sesini dinle
Bedenini sev | yeryüzündeki köklerini besle
Bedenini besle | ellerini çalıştır
Toprağa dokun | toprağı besle
Kalçalarını uyandır | dua et
Hayal et | yarat | aşkını İlan et
Yasini İfade et | gözyaşlarına İzin ver
Ölümün gözlerinin İçine bak
Bir doğuma tanıklık et
Büyüklerini bul | atalarını hatırla
Şükret
Kız kardeşlerini bul
Çemberini yeniden kur
Kadınlar Ülkesi – Modern Klasikler 190
Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan Van, Terry ve Jeff, varlığından tesadüfen haberdar oldukları Kadınlar Ülkesi’ne bir keşif gezisine çıkarlar. Sadece kadınlardan oluşan bir toplumun yapısıyla ilgili yürüttükleri tahminler ve halihazırda kafalarında bulunan eril kalıplar gördükleri manzara karşısında yerle bir olur. Jeff kadınları hizmet edilmesi ve korunması gereken varlıklar olarak görürken, Terry onların fethedilmesi ve kazanılması gerektiğini düşünmektedir. Ama mantık, eşitlik ve sevgi üstüne kurulu bu ülkede onların bu klişe beklentileri karşılık bulmaz.
Kadınlar Ülkesi 1915’te, yani Thomas More’un 1516’da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edildi; kitap olarak yayımlanması ise 1979 yılını buldu. Ataerkil dünyaların ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın bu feminist ütopyasıyla birlikte yeni bir bakış açısı kazandı.
Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur
Yükü ağır olur iyi kalplerin.
Biliyorum çok yoruldun, bilinmedi değerin.
Yaptığın fedakârlığın, gösterdiğin insanlığın ve tüm bunların karşılığında uğradığın haksızlığın da haddi hesabı yok. Anlatamadın kendini, anlaşılmadın ve biliyorum hep tek başına kaldın. Tüm iyi niyetine rağmen yaşadığın bu yalnızlığın da mantıklı bir açıklaması yok. Ne hevesle çıktığın yolların, sadece senin çabanla güzelleşen hayatların ve menfaatleri uğruna sana açılan kolların, ikiyüzlü insanların sonrası yok.
Biliyorum çok kırgınsın ve çok yaralı.
Ama geçmişin pişmanlıklarıyla geleceğini karartmanın da bir faydası yok. Üzülme sığınacak bir limanım, bir anlayanım yok diye. Bilmez misin, iyi bir kalbin yükü her zaman ağır olur.
Yolu doğru olanların bu dünyada sefası yok. İstesen de kötü olamazsın sen, hiç kimsenin canını bile bile yakamazsın.
Baştan aşağı iyi niyetli, sen baştan aşağı insansın.
Bırak herkes hak ettiğini ve yaşattığını yaşasın.
Güzel insanların bu dünyada bundan başka duası yok.
Kalbim Sana Emanet
Kalbime Girmeden Beynimde İşin Ne?
Derslere nasıl aşık olabilirim?
Hiç düşündün mü?
Dersler senin düşmanın mı, yoksa dostun mu? Dersleri hor gören başarıyı zor görür :)
Düşünceleri dayatmak insanları birbirinden uzaklaştırır, duyguları paylaşmak insanları birbirine yaklaştırır. Anne-baba ve öğretmenler mantıklarına uygun düşüncelerini çocuklarına dayatırlar. Oysa çocuklar duygularının peşinden koşarlar ve bütün çatışmalar bu yüzden çıkar.
Benzinli arabaya ayran doldurduğunda onu çalıştırabilir misin? Bu, arabanın arızalı ya da ayranın bozuk olduğu anlamına gelmez; doğru yakıtı doğru yerde kullanmadığın anlamına gelir.
Anne-baba ya da öğretmenin 'çalış' dediğinde içinden çalışmak gelmiyorsa; bu, onların yanlış konuştuğu veya beyninin arızalı olduğu anlamına gelmez.
Şu anda eline alıp içinde ne olduğunu merak ettiğin bu kitap seninle dersler arasındaki buzları eritecek, derslere aşık olduktan sonra başarmana, hedefine ulaşmana ve parmakla gösterilmene destek olacaktır.
Aşık olmanın sıcaklığını yaşamaya ve sonunda kendini alkışlayacağın bir yolculuğa çıkmaya ne dersin canım?
Kalbin Anahtarı 2 – Ruhuna Dokun
Ruhuna dokun, Kalbini dinle.
Yaşadıklarına şükret; iyisiyle, kötüsüyle. Acının da, mutluluğun da üzerine doğar her yeni gün. Zaman geçer sen yenilen diye. Yarın neler olacak diye düşünmekten daha iyisi, yarın neler yapman gerektiğini bilmektir.
Bil, düşün, yardım et, sev, dokun, yaşa.
Her yaşadığın aslında seni sen yapıyor; çünkü mutluluk varış değil, yoldaki mücadelenle gelendir.
Bu yolda Kalbin Anahtarı 2 sana rehber olacaktır.
Kalbin Şifası Hayatın Zincirlerinden Kurtulmaya Dair İçgörüler
Dünyaca ünlü bir davetçi ve başta gençler olmak üzere çok geniş bir kitleye manevi ve ruhsal gelişimi İslam perspektifinden anlatan bir konuşmacı olan Yasmin Mogahed Kalbin Şifası’nda hayatın zincirlerinden kurtulmaya dair içgörüler kazandıran bir bakış açısı sunuyor. Kalbimizi bağladığımız “şeyler”, insanın maneviyatını sabote eder boyuta geçen aşk duygusu, hayatın getirdiği imtihanlar, Yaratıcımızla kurduğumuz ilişki, kadınlara kültürel olarak yüklenen ekstra zorluklar gibi temalar üzerinden bir farkındalık oluşturuyor.
Kalbin Şifası yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil, aynı zamanda kalbin yolculuğuna dair bir rehber. Hayatı bir okyanusa benzeten Mogahed, kalbinizi bu okyanusun derinliklerine batmaktan nasıl koruyacağınızı ve batarsanız ne yapmanız gerektiğini anlatıyor. Kurtuluş, umut ve yenilenmeden bahsediyor. Her kalp iyileşebilir ve yaşadığımız her an bizi, hayatımızı değiştirecek o dönüşe yaklaştırmak için yaratılmıştır. Kalbin Şifası işte o her şeyin durduğu ve bambaşka göründüğü ânı, kendi uyanışımızı bulma yolunu gösteriyor bize. İşte o zaman, daha iyi, daha doğru, daha hür bir insan olduğumuz hâlimize geri dönebiliriz.
“Kalbin Şifası, İslam’ın manevi mesajını yansıtıyor: sade, derin ve yüceltici. Yasmin Mogahed kişisel ve samimi yolculuğu boyunca okurunu çok özel bir şekilde beraberinde götürüyor: kalpten kalbe hitap ediyor, aklı tatmin ediyor. Kitap, elde ettiği başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Bu kitap her birimizin Bir Olan’a ve kalbimize yaklaşmasına yardımcı oluyor. Kalbin Şifası, madde ve mânânın sevgi ve huzur yoluyla uzlaşısını anlatıyor. Hepimizin buna ihtiyacı var.”
Tarık Ramazan
Kalk. Çalış. Başarısız Ol!
İLK KEZ GERÇEKLERİ DUYACAKSIN!
PEKİ BUNA HAZIR MISIN?
“Bu kitabı satın alıp, almamak arasında gidip geliyorsunuz. Kararınızı daha sağlıklı vermek umuduyla bir de kitabın arka kapağında yazanlara bakmak istediniz…
Bu kitabı satın alıp almamaya ilişkin birkaç saniye içerisinde vereceğiniz karar, hayatınızda bir dönüm noktası olacak. Bu kitap bugüne kadar sizlerden saklanan tüm gerçekleri yüzünüze çarpacak. Bugüne kadar nasıl da gözlerinizin içine baka baka yalanlar söylendiğini göreceksiniz. Bugüne kadar ömrünüzü nasıl da bir aldatmaca içinde yaşadığınızı anlayacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra daha güzel bir hayatınızın olacağı iddiasında değilim. Ancak tüm hayal kırıklıklarınızı anlamlandırabilecek ve yeni hayatınızı artık gerçeklerin üzerinde inşa edebileceksiniz.
Şimdiden uyarayım, gerçekler canınızı çok acıtacak. Tüm hayalleriniz ve umutlarınız yerle bir olacak ama sonra daha sağlam bir şekilde tekrar yeşerecekler. Eğer gerçeklerin acımasızlığı ile yüzleşmeye hazır değilseniz hemen yan tarafta duran birbirinin benzeri binlerce klasik gelişim kitaplarından birini alın lütfen.
Şimdi hazırsanız, emniyet kemerinizi bağlayın ve koltuklarınızı dik konuma getirin.
Çünkü hayatınızda ilk kez gerçeklerin türbülansına gireceksiniz ve uçuşunuz ekonomi sınıfı.”
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara
Kaplanı Uyandırmak
Hepimizin hayatı bizi hazırlıksız yakalayan zorluklar içerir.
Okuyun, öğrenin ve hayata ve iyileşmeye hazır olun.
-Bernard S. Siegal, M.D.- Love, Medicine & Miracles and Peace, Love and Healingadlı kitapların yazarı-
Bu kitap okunması gereken en önemli kitaplardan biri. Muhtemelen derin bir dehanın eseri.
-Ron Kurtz, The Body Reveals ve Body-Centered Psychotherapy adlı kitapların yazarı-
Kaplanı Uyandırmak bize travmaya dair yeni ve umut dolu bir bakış açısı sunuyor. Kitapta insan, içgüdüsel kendini iyileştirme kapasitesi ve doğuştan gelen bu kapasiteyi kullanacak entelektüel zekayla donatılmış eşsiz bir varlık olarak görülüyor. Sorulup cevap bulunan ilgi çekici bir soru da yok değil: Vahşi doğada sürekli tehdit altında yaşamakta olan hayvanlar neden nadiren travmatize olurlar? Vahşi hayvanları travma semptomlarına neredeyse tümüyle bağışık hale getiren dinamikler anlaşıldığında, insanoğluna ilişkin travmanın gizemi de ortadan kalkıyor.
Kaplanı Uyandırmak travma semptomlarını ve onları iyileştirmek için gerekli adımları standartlaştırıyor. İnsanlar genellikle sıradan görünen deneyimlerden dolayı travmatize oluyorlar. Okuyucu burada, hayata dair boğucu olaylara karşı verdiğimiz tepkileri yöneten, örtük olmakla birlikte güçlü dürtülere ilişkin rehberli bir tura çıkarılmış gibi gezdirilmekte. Bunu gerçekleştirmek için ise bedensel algılarımıza odaklanmamıza yardımcı olan bir dizi egzersizden faydalanılıyor. Bu algılara ilişkin farkındalığın artırılmasıyla da travma iyileştirilebiliyor.
Kendimi Yaşamak İstiyorum
Kendine Dön
Bir gün elinde kahven ve yüzündeki sessiz gülümsemeyle, kendini kimsenin yarım, eksik sevgisine muhtaç etmediğin için, doğana uymayana uymadığın için, seni sen yapan taraflarını kabul edemeyenleri hayatından uğurladığın için kendine teşekkür edeceksin.
Bir gün arkana yaslanacaksın ve sevmeye yeteneksiz insanlara rağmen içindeki sevgiyi büyüttüğün için, en sıkıntılı zamanlarda dahi neşenin kaybolmasına müsaade etmediğin için, en büyük sadakati kendi ruhuna gösterdiğin için, hayatındaki boşlukları önce kendin kapatmayı seçtiğin için, bütün modunu, gelecek planlarını bir kişinin keyfine, vicdanına, tercihine bırakmadığın için, kendine kocaman bir teşekkür edeceksin.
Kendini Arayan İnsan
“Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı. -New York Times
“Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor.” -Chicago Tribune
“Rollo May’in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bu kitap son derece faydalı olacak.” -New York Herald Tribune
Rollo May, şu çok önemli soruyu soruyor: “Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?” Ne geçmiş ne de gelecek açısından hiçbir şeyin kesin olmadığı bir dönemde içsel bütünlük nasıl sağlanabilir?
“İnsanların benden beklentilerini yansıtan bir aynalar toplamından ibaretim.” Bu cümle size ne kadar yakın?
Bu kitap, yaşadığımız bu “Endişe Çağı”nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.
“İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar.”
Kendini Yeniden Başlat
– Bir kuyumcunun vitrininde, bakan herkesin dikkatini çeken harika bir mücevher gibi göz kamaştırmak varken sokakta oynayan çocukların elindeki çamura bulanmış bir misket gibi olmak niye?
– Ben mi harika bir mücevher gibi göz kamaştıracağım? Ben kim, mücevher olmak kim? Benim içim küflenmiş, çürümüş; sen kalkmış bana, mücevher olmaktan bahsediyorsun.
– Dışarıdan bakınca uzun zamandır kilitli kaldığı için üzeri tozlanmış bir sandık gibi görünüyorsun. Ancak içinde neler olduğunun farkında bile değilsin.
Sana düşen, sandığın üzerindeki yıllanmış tozları temizlemek ve onun içinde seni bekleyen muhteşem hazineye ulaşmak. Şimdi sana desem ki elimde o kilidi açacak bir altın anahtar var ve bu kitabı, sandığın kilidini açacak o altın anahtarı sana vermek için yazdım.
Hayal ettiğin güzellikleri yaşama yolculuğunda yol arkadaşı olalım mı?
Kendinle Savaşma Sanatı
Bir filozof ve genç bir adamın, Freud ve Jung’la birlikte on dokuzuncu yüzyılın en önemli isimlerinden Avusturyalı psikoterapist Alfred Adler’in önünü açtığı yolda deneyimledikleri beyin fırtınası, Japonya’da milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir fenomene dönüştü ve şimdi de size duygularınızdan korkmadan yaşamanız, geçmişin zincirlerini kırarak özgürleşmeniz ve kendiniz olmanın önündeki en büyük engele yani kendinize karşı savaştan galip çıkmanız için gerekli strateji ve felsefeyi sunuyor.
İkili arasında geçen diyaloglarda, kendi içinize dönüp cevaplamak isteyeceğiniz ve her cevapta gerçek ‘siz’ olmaya yaklaşacağınız soruların olduğu bu kitapla, artık rüzgarın önüne kattığı başıboş savrulan bir yaprak gibi hissetmeyecek, kendini tanımanın sonsuz okyanusundaki değerli sırra erişerek yaşam bilgeliğini kavrayacaksınız.
Kitabelerin Renkli Dünyası
“Şu duvarların dili olsa da konuşsa...” Sık sık duyduğumuz bir serzeniştir bu. Duvarların aksine gerçekten konuşan taşlar var: Kitabeler! Tek yapmanız gereken onların dilini öğrenmek. Bu da biraz dikkat ve çaba gerektiriyor. Profesyonel turist rehberi Ömer Kaptan kitabeleri anlamak için çıktığınız bu yolda ihtiyaç duyacağınız bütün bilgileri size altın bir tepside kitap formunda sunuyor.
Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabı Kitabelerin Renkli Dünyası’nda sizi bekliyor! Eğer kitabelere kulak verirseniz size anlatacak pek çok hikâyeleri olduğunu göreceksiniz.
Kitlelerin Psikolojisi
Fikirleriyle Atatürk’ü Etkileyen Düşünür
Gustave Le Bon’un Kitlelerin Psikolojisi kitabı, günümüzün en önemli olgularından biri hakkında muhteşem bir inceleme olmasının yanı sıra, bir asır öncesinden gelen bir uyarı niteliğinde. Kolayca manipüle edilebilen, ilkel içgüdüleriyle hareket eden ve saldırganca davranmaya meyilli olan kitleler, modern dünya için tehlike arz ediyor. Kitlenin içinde kaybolmuş bireyler muhakeme yeteneklerini kaybederek, neredeyse barbarca hislere kapılıp sürüklenirler ve bu yıkıcı gücün kontrol edilmesi ülkelerin temelini oluşturur.
Le Bon ayrıca kitleler için liderin öneminden ve liderlerin sahip olması gereken özelliklerden de bahsediyor. Ona göre kitlelerin ruhunu tanıyan bir lider, onu istediği yöne rahatlıkla sürükleyebilir. Tam da bu yüzden her dönemde politikacıların başucu kitaplarından biridir. Hatta kitlelerin psikolojisini anlamak, halk hareketlerinin yükselişe geçtiği günümüzde, belki de çok daha önemlidir.
Kısmet
Niyet ettiğin her konuda kısmetini açacak, eşi benzeri olmayan, gelmiş geçmiş en etkili uygulama ve formüller.
Bilinçaltı - Tılsım - Şifreler - Telkin Sırlar - Dua - Gizemler - Ritüel
Bu kitap sadece sahibine aittir ve ona sahip olan kişi için güçlü bir etkiyle çalışır. Kitabı aldıktan ve uygulamaya başladıktan kısa süre sonra sahibinin enerjisine uyumlanır. Kitap, kendi esrarengiz enerjisini de sahibine geçirir.
Bu kitap, bir sırlar kitabıdır ve gizemlerle doludur. Kısmet, sahibinin dileklerini gerçek yapmak için gerekli birçok sıra dışı şifre ve kodu içerir. Kısmet, yolu bilir. Hiç yolu yoksa bile, o bir yol açar. Kısmetine açılan kapının tüm gizemli şifrelerini girerek, dileklerini gerçek yapmaya ve yeni bir hayata şimdi hazırsın. Kısmet, Senin Yerini Biliyor.
Konfor Krizi
New York Times çoksatan yazarı Michael Easter’dan, konfor alanınızın sınırlarında yaşamanın ve vahşi doğayla yeniden bağlantı kurmanın evrimsel açıdan zihinsel ve bedensel faydalarına bir keşif yolculuğu.
Birçok açıdan hiç olmadığımız kadar rahatız. Ancak korunaklı, ısı kontrollü, aşırı beslenen, yeterince zorluk çekmeyen yaşamlarımız aslında en acil fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarımızın önde gelen nedeni olabilir mi? Bu sürükleyici araştırmada, ödüllü gazeteci Michael Easter, mantık dışı bir çözümün yaşamı iyileştiren sırlarını açığa çıkaran bağımsız vizyonerlerin, yıkıcı dahi araştırmacıların ve zihin-beden kondisyonu öncülerinin peşine düşüyor: konforsuzluk. Easter’ın evrimsel meydan okuma ihtiyacımızı anlama yolculuğu onu, şampiyon sporcular yetiştirmek için eski bir Japon uygulamasını kullanan NBA’in en iyi egzersiz bilimcisiyle tanışmaya; bir Oxford ekonomisti ve Budist liderin dünyaya ölümün bize mutluluk hakkında neler öğretebileceğini gösterdiği mistik Bhutan ülkesine; doğanın fiziksel ve zihinsel dayanıklılığımızı test ettiğini keşfeden genç bir sinirbilimcinin açık hava laboratuvarına götürüyor.
****
“Sağlığınıza, zindeliğinize ve kişisel gelişiminize seviye atlatmak için farklı bir şeyler arıyorsanız, işte bu kitap tam size göre.”
-Melissa Urban, Whole30 CEO’su ve The Book of Boundaries kitabının yazarı
“Michael Easter’ın dehası, sezgisel olarak bildiğimiz şeylerin yanına verileri dahil etmesidir. Çalışmaları birçok kişiye hayatlarını daha iyi hale getirmeleri için ilham verdi.”
- Dr. Peter Attia, Outlive kitabının yazarı
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
Bir çocuk psikiyatristinin not defterinden sıra dışı öyküler
Küçük bir çocuğun beyni travmadan nasıl etkilenir? Korku ve şiddet çocuğun beyninde nasıl bir tahribata yol açar ve bu beyin iyileştirilebilir mi?
Dr. Bruce Perry, olağandışı durumlara maruz kalmış çocuklara yardım ederek onları hayata yeniden kazandıran dünyaca ünlü bir çocuk psikiyatristidir. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk’ta, karşılaştığı travma vakalarını bilimsel bir gözle irdeleyerek ve bunları herkesin kolaylıkla anlayabileceği hikayelere dökerek, aşırı strese maruz kalan beyinde tam olarak ne olduğunu açıklıyor ve bu beynin akıl almaz iyileşme kapasitesini ortaya koyuyor. Perry’nin stratejilerini öğrendiğinizde, travma geçirmiş çocukların fiziksel, ruhsal ve duygusal bakımdan nasıl iyileştirileceğinin ve sağlıklı bireylere dönüştürüleceğinin formülünü de elinizde tutuyor olacaksınız.
Beynin içinde olanları anlayabilmenin, psikolojik olarak en uç durumdaki çocuklar için bile bir umut ışığı olacağını gösteren bu kitap uzun süre hafızanızdan çıkmayacak.
Küçük Şeyler 1 – Deniz Kabukları
"Bu kitapta, temel konulara, özellikle toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğüm ve seminerlerimde izliyenlerin etkilendiklerini gözlediğim konulara yer veriyorum. Pek çok kişi televizyondaki "Küçük Şeyler" adlı programımızı izledi, beğendi. Ancak kitap ve televizyon farklı şeyler. Televizyon renkli, ama kitap da gerekli! Televizyonda paylaşamadığım, tartışamadığım konuları burada ele almaya çalışıyorum."