Erteleme Sanatı
Teslim tarihlerini kaçırıyor, cevaplamanız gereken e-postalar varken internette geziniyor, yapmak zorunda olduğunuz bir iş varken başka bir şeye odaklanıyorsanız, bu kitap tam size göre.
John Perry bu kitapta, gerçek bir ertelemecinin gözünden erteleyenlerin aslında ne kadar sıklıkla birçok işi halledebildiklerine işaret ederek bu “kusur”un faydalı yanlarına odaklanıyor. Yapılacaklar listenizdeki her şeyi başaramıyor olabilirsiniz ama bu tembel olduğunuz anlamına gelmez. Sadece bu listeyi farklı bir şekilde ele almanız gerekir. Erteleme ile mükemmeliyetçilik arasında sancılı bir ilişki vardır ve bir işi mükemmel olamayan bir şekilde tamamlamak için kendinize izin vermeyi öğrenmek, bu engeli aşmanıza yardımcı olabilir.
Bir ertelemecinin içgörüleriyle dolu olan kitap, Perry’nin kendine has yöntemleriyle erteleme çıkmazına düşen okuyucu için felsefi bir gelişim programı sunuyor. Ertelemeyenlerin düzenine uygun bir dünyada bir ertelemeci olarak yapmayı başardığınız şeyler için kendi sırtınızı sıvazlayın ancak boşa harcadığınız zamanın tadını çıkarmayı da unutmayın.
Kalbin Şifası Hayatın Zincirlerinden Kurtulmaya Dair İçgörüler
Dünyaca ünlü bir davetçi ve başta gençler olmak üzere çok geniş bir kitleye manevi ve ruhsal gelişimi İslam perspektifinden anlatan bir konuşmacı olan Yasmin Mogahed Kalbin Şifası’nda hayatın zincirlerinden kurtulmaya dair içgörüler kazandıran bir bakış açısı sunuyor. Kalbimizi bağladığımız “şeyler”, insanın maneviyatını sabote eder boyuta geçen aşk duygusu, hayatın getirdiği imtihanlar, Yaratıcımızla kurduğumuz ilişki, kadınlara kültürel olarak yüklenen ekstra zorluklar gibi temalar üzerinden bir farkındalık oluşturuyor.
Kalbin Şifası yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil, aynı zamanda kalbin yolculuğuna dair bir rehber. Hayatı bir okyanusa benzeten Mogahed, kalbinizi bu okyanusun derinliklerine batmaktan nasıl koruyacağınızı ve batarsanız ne yapmanız gerektiğini anlatıyor. Kurtuluş, umut ve yenilenmeden bahsediyor. Her kalp iyileşebilir ve yaşadığımız her an bizi, hayatımızı değiştirecek o dönüşe yaklaştırmak için yaratılmıştır. Kalbin Şifası işte o her şeyin durduğu ve bambaşka göründüğü ânı, kendi uyanışımızı bulma yolunu gösteriyor bize. İşte o zaman, daha iyi, daha doğru, daha hür bir insan olduğumuz hâlimize geri dönebiliriz.
“Kalbin Şifası, İslam’ın manevi mesajını yansıtıyor: sade, derin ve yüceltici. Yasmin Mogahed kişisel ve samimi yolculuğu boyunca okurunu çok özel bir şekilde beraberinde götürüyor: kalpten kalbe hitap ediyor, aklı tatmin ediyor. Kitap, elde ettiği başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Bu kitap her birimizin Bir Olan’a ve kalbimize yaklaşmasına yardımcı oluyor. Kalbin Şifası, madde ve mânânın sevgi ve huzur yoluyla uzlaşısını anlatıyor. Hepimizin buna ihtiyacı var.”
Tarık Ramazan
Bırak
En son ne zaman kredi kartı ekstrenizi incelediniz?
Yoksa sizin için de ekstrenize bakmak en büyük kâbuslardan biri mi?
Nakit parayla aldığınız son şey neydi? Nasıl hissettiniz?
Titredi mi eliniz parayı verirken?
En büyük hayaliniz ne? Bahçeli ev mi? Tekne mi? Lüks araba mı?
Peki bu hayalin sizin olduğuna emin misiniz?
Başkasının hayalini satın alıp üzerinize giymek istiyor olmayasınız?
Psikolog değilim ama çok net bildiğim bir şey var: Parayla ilişkimiz fena halde duygusal! Aslında bizi para harcamaya iten en temel neden duygularımız. Eksiklik, değersizlik hissimiz. Ama kendimize de yüklenmeyelim. Sistem öyle şahane bir biçimde kurgulanmış ki cebimizdeki parayı kaşla göz arasında almayı bir güzel başarıyor. Biraz canım sıkkındı, ne yapayım bu kadarlık harcamam da olmasın mı yani bahanelerine sığınıyoruz, sistemin adına da tüketim toplumu deyip geçiyoruz.
Sistem bize her şeyi mutluluk, güzellik, seksapel, karizma, gençlik vaadinin paketine koyarak satıyor. Önce eksiklik duygusunu yaratıyor sonra bu eksikliği giderecek şeyi temassız alışverişin zahmetsiz bip sesiyle elimize bırakıyor.
İşin sonunda olan ise bize oluyor. Ek hesapla yaşıyoruz, maaşımızı görmeden kredi kartına yatırıyoruz, ekstrelerden öcü görmüş gibi korkuyoruz, her sabah alarmın sesini duyunca sırtında kırbaç görev başına çağrılan kürek mahkûmu gibi hissediyoruz.
Ama bu kitabı aldığınıza göre artık bunun değişmesinin zamanı geldi! Ben bu kitapla size paranın aslında ne olduğunu anlatacağım. Gerçekte ne işe yaradığını. Nasıl duyguyla hareket ettiğini. Ne yaparsak büyüdüğünü ne yapmazsak eridiğini.
Size önce harcarken kazanmanın yolunu öğreteceğim, sonra da en doğru yatırımlarla zengin olmanın.
Zenginlerin hep bildiği, nesillerdir uyguladığı çok basit kuralları anlatacağım.
Ki zenginliğin bir bakış açısı, bir zihin yapısı olduğunu kavrayalım.
Dediklerimi yaparsanız zengin olacağınızı garanti ederim.
Neuro Aşk
AŞK neden var gerçekten?
Peki, gerçekten de sihirli mi? Kalpten mi başlıyor? Yoksa karındaki kelebeklerle mi?
Ya da AŞK tamamen beyinde yaşanılan bir süreç olabilir mi?
Daha da önemlisi biz AŞK sürecini öğrenerek istediğimizi kişiyi hayatımıza çekebilir miyiz?
Daha önceki kitaplarım Yıka Beynini, Beynine Format At ve Sağlığına Format At’ı okuduysanız ya da bir şekilde denk geldiyseniz yaşamda başımıza gelen her şeyde beynimizin bizi nasıl yönlendirdiğini anlatmıştım.
Ben size bu kitapta aşkın ilk insandan başlayan milyonlarca yıllık kurallarını, bilimini ve NeuroAŞK’ı anlatıyorum.
Ve günlük hayatta doğru aşkı ve ilişkiyi yaşamak için en pratik tüyoları ve aşkta kaybeden taraf olduysanız AŞK acısını, ayrılıklar sonucu oluşan değersizlik hissini NeuroFormat sistemiyle nasıl temizleyeceğinizi de öğreneceksiniz.
Aşkı gerçekten anlamaya ve kazanan olmaya ne dersiniz?
Yıka Beynini
Bilinçaltına format at!
Sorun sende değil! Onda!
Kimden mi söz ediyorum? Başımızın üstünde yeri olan beynimizden tabii ki… Tamam, kabul! Daha yüzde 10’unu bile kullanamazken bizi uzaya gönderdi! Sayesinde “Işınla beni Skati” cümlesini kurmamıza az kaldı! Ama bazen işleri çok abartıyor. İşgüzarlık etmeye kalkıyor.
Kötü hiçbir şey olmasa da hayatımız çocukluğumuzdaki kadar keyif vermiyor… Genciz, güzeliz, yakışıklıyız, işimiz gücümüz var çok şükür ama sokaktaki çiçekçinin özgüvenine sahip değiliz… Toplantıda bir konuşma yaparken, hiç çalışmadan sözlüye kalkmış öğrencinin ruh haline girebiliyoruz.
Neden sizce? Çünkü beynimizin yıkanmaya ihtiyacı var! Çünkü doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız her negatif durumu arşivleyen, korkuları, kaygıları biriktirip her yeni koşulda önümüze diken bir koleksiyoncu o!
Gelelim iyi habere! Çözüm çok kolay! Hadi ona her şeyin yolunda olduğunu söyleyelim. Ve bu kitapla başarı, sağlık, özgüven, bolluk ve bereket için beynimizi formatlayalım…
Anne Beni İyileştir
Bu kitabı yazmasam olmazdı!
İtiraf edeyim beş sene önce bana böyle bir kitap yazacaksın deseler pek de inanmazdım.
Neden mi? Çünkü gayet batı tarzı bir eğitim almış, dünyada materyalizmin merkezi kabul edilebilecek Amerika’da liseyi ve üniversiteyi bitirmiş, iflah olmaz bir pozitivist olarak bu kitapta size benim de evrenle ilgili algımı, hayata bakış perspektifimi tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiden söz ediyorum.
Doğrusu ben NeuroFormat sisteminin çocuklar ve çok küçük yaşlarda çıkan sorunlar üzerinde katkısının sınırlı olacağını düşünmüştüm. Çünkü sistem, birçok rahatsızlıkta bu rahatsızlıkların sebebi olan kaynak travmaların bulunup temizlenmesine dayanmakta. Tabii ki bahsettiğim şekilde çocuklar ve erken yaştaki sorunlar için bu zordu.
Ama öyle şeyler oldu ki gördüklerim benim bile beklentimin onlarca hatta yüzlerce kat üzerine çıktı. Alerjilerden cilt sorunlarına, özgüven eksikliğinden hiperaktiviteye ve öğrenme güçlüğüne hatta otizme kadar, yüzlerce çocukta muazzam sonuçlara şahit olduk.
Sevgili anneler, size mesajım şu: Çocuğunuz hastaysa tek çare sizde olabilir. Hayır, bahsettiğim bir sevgi klişesi değil. Elbette sevgi çok önemli ama ben küçük iyileşmelerden değil gerçek ve kalıcı bir çözümden bahsediyorum.
Detayları öğrenmeye, çocuğunuzu iyileştirmeye, hayata bakış açınızı değiştirecek yepyeni bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız?
Kudüs’ün Gizemli Tarihi
Minimalizm – İnsanları Sev Eşyaları Kullan
Hayatınız daha azla nasıl daha iyi olabilir?
Bir hayat hayal edin: daha az eşya, daha az dağınıklık, daha az stres, daha az borç ve hoşnutsuzluğun, dikkatinizi dağıtan şeylerin daha az olduğu bir hayat.
Şimdi de şöyle bir hayat hayal edin: daha fazla zamanınızın, daha anlamlı ilişkilerin olduğu, daha fazla gelişebildiğiniz, başkalarına daha fazla katkıda bulunabildiğiniz, daha fazla keyif aldığınız, içinde bulunduğumuz kaotik dünyanın tuzaklarından etkilenmeyen, tutku dolu bir hayat. Hayal ettiğiniz bu hayat, bilinçli ve amacı olan bir hayattır. Ve bu hayata ulaşmak için size engel olan fazlalıklardan kurtulmanız gerekecektir.
“[The Minimalists] okuyuculara dünyevi varlıklarını değerlendirmeleri ve iyi bir hayat yaşamak için gerçekten neyin gerekli olduğunu sorgulamaları için ilham veriyor.”
- Library Journal
“The Minimalists, aşırı şeylere olan bağımlılığınızdan kurtulmanın getirdiği ruhsal, duygusal ve finansal özgürleşmeyi etkili bir şekilde anlatıyorlar. Keşiş değiller ve tek bir pirinç tanesiyle yaşamıyorlar - sadece bir sürü fazla şeyden kurtularak hayatlarını değiştiren sıradan adamlar.”
- Elizabeth Gilbert, Ye, Dua Et, Sev’in yazarı
“Tüketimcilik karşıtlığının içten peygamberleri.”
- The New Yorker
Gençler İçin Beş Sevgi Dili
Ergen çocuklarınızın sizi en iyi anlayacağı Sevgi Dilini konuşun. Tıpkı yetişkinler gibi gençler de sevildiklerini hissetmeye büyük bir ihtiyaç duyarlar. Ancak bu gerçeği çocuklarımıza iletebilmek bazen hiç de sorunsuz olmayabiliyor. Çünkü insanlar sevgiyi farklı -çoğu zaman birbiriyle çatışan- yollarla alıp veriyorlar. Gerçekse, diyor Gary Chapman, her ana baba ve çocuğun beş farklı sevgi dili konuşmakta olduğu. Çocuğumuzun kendi sevgi dilinin farkında ya da ona hazırlıklı olmadığımızda ise ortaya ciddi çatışmalar çıkıyor. Nitelikli zaman. Sevgi sözcükleri. Armağanlar. Fiziksel temas. Hizmet davranışları. Gençler İçin Beş Sevgi Dili, sevginin işte bu beş ayrı ifade yolunu öğrenmemiz için yazıldı. Geçtiğimiz on yıl içinde Chapman‘ın bütün dünyada büyük ilgi gören kitabı Beş Sevgi Dili, sayısız evliliğin duygusal ortamında dönüşüme yol açtı. Yazar elinizdeki kitabıyla da ergen çocuklarınıza sevginizi ifade etme konusunda kapılar açacak içgörüler sunuyor.
Hayatı Yürümek: Sakin Bir Mutluluk Sanatı
Yankı Odası
40+ İtiraf Hikayeleri
“Altımda akıp giden yol ve arkamda bırakıp gittiğim yıllar bir sürü günah ve hata saklıyordu. Bizi insan yapan şeyin içimizdeki iyilik olmadığını fark edeli çok uzun seneler olmuştu. Bizi insan yapan şey, içimizdeki şeytandan başkası değildi. O bizi yönlendiriyor ve asla aklımıza gelmeyeceğini sandığımız ilhamlar veriyordu. O bizden ibaretti ve biz de ondan ibaret yaşıyorduk. İyi insan olmak bir yanılsamaydı sadece ve nedense buna kendimizi inandırmak için çabalıyorduk.”
Neden bilmiyorum ama dudaklarımdan şu sözler dökülünce ben bile şaşırdım: “İnsanların günahlarını yazmak isterdim.”
“Benden başlayabilirsin hocam...” dedi “Sana daha önce anlatmadığım bazı günahlarımı çıkarabilirim ama bir şartla, ismimi yayımlamayacaksın.”
İlişki uzmanı, yazar Adil Yıldırım, kaleme aldığı bu son kitabında, insan doğasının “iyi görünümünün’’ ardındaki karanlık odaya adım atıyor. Herkesin kendine itiraf edemediği saklı sırları, yaşanmışlıkları, yükleri ve zaferleri vardır. Yaşananlar, kaderin döngüsüyle “tuhaf’’ şekilde uyumlanarak, hayat yolculuğunu şekillendirir. Şimdi herkesin kendisiyle “yüzleşme’’ zamanı.
Bu kitapta aktarılan hayat hikâyeleri, 40 yaşını geçmiş insanların itiraflarıdır.
Sevmek Bu Kadar Güzelken
Gece Günlüğü
GECELERİ YALNIZCA BİRKAÇ DAKİKA YAZARAK HAYALİNİ KURDUĞUNUZ HAYATA UYANIN!
Kilo vermek için başladığınız her diyet yarım kalıyorsa,
Duygusal yeme alışkanlığınızla baş edemiyorsanız,
Kendinizi mutlu hissetmek için sürekli gözünüz tatlılardaysa,
Finansal hedefleriniz hep bir adım gerideyse,
Artık bunu değiştirme zamanı geldi!
Gece Günlüğü tekniği, şikâyetçi olduğunuz ne varsa bırakmanız ve hayatınızı yeniden yazmanız için size rehberlik edecek.
Gece Günlüğü’nün yazarı Elif Erdenay, kendi kendine yardım programlarıyla binlerce insanın kötü alışkanlıklarını bırakıp hayatlarının kontrolünü ellerine almasına yardımcı olmuştur. Dünya üzerinde kullanılan en faydalı teknikleri öğreterek insanlara hayatlarını daha anlamlı yaşamaları ve istedikleri sonuçları elde etmeleri için ilham vermiştir.
Gece Günlüğü sizin için ne yapar? Kilo vermek için sizi motive eder ve disiplini sağlar. Duygusal yeme alışkanlığını sonlandırmanız için bilinçaltınızı yeniden programlar. Finansal hedeflerinizi belirler ve zenginleşme zihniyeti oluşturur. Özgüveninizi yükseltir ve kendinize olan inancınızı artırır.
Bu kitap, yalnızca bir rehber değil, aynı zamanda kişisel bir tecrübenin, yıllarca süren deneyimlerin, binlerce hayatı değiştiren tekniklerin ve bilimsel yaklaşımların bir birleşimidir. Hayal ettiğiniz her şey, bu sayfaların içinde sizi bekliyor. Gece Günlüğü, kelimelerin şifasını size gösterecek. Mental ve fiziksel forma ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!
Zihnimi Aç
NeuroZihin uygulamalarına hoş geldiniz!
Zeki ama çalışmıyor! Bir türlü derslere kafasını veremiyor! Tableti hiç elinden düşürmüyor! Neden derslerini aklında tutamıyor? Bir türlü istediğim seviyeye gelmiyor!
NeuroFormat’ı duymuşsunuzdur. Hani travmatik olayların beyindeki etkisini temizleyerek muazzam psikolojik ve hatta fizyolojik iyileşmelere yol açan sistem. Biz NeuroFormat’ın travmatik olayları çözmesindeki etkisi ve birçok başka sistemi bir araya getirerek bu sefer çocuklarınızın başarısının önündeki engelleri kaldırıyoruz. Ve şimdi yepyeni bir programla karşınızdayız: NeuroZihin!
Ben de bir kız babası olarak görüyorum ki çocuklarımızın işi bizimkinden çok daha zor.
Başarılarının önünde engel olabilecek sayısız ayartmayla, ekran ve oyun bağımlılıklarıyla, öğrenme güçlüğü, özgüven, motivasyon ve hafıza sorunlarıyla uğraşıyorlar. Üstüne üstlük başarının tanımı, çerçevesi, yöntemi de hızla değişiyor. Ve rotayı adeta her gün yeniden oluşturmak gerekiyor. Peki bu zorlu koşullar altında çocuklarının başarısını isteyen anne-babalar olarak ne yapabiliriz? Ne yapmalıyız?
Bugüne dek psikoloji ve sağlık konusunda NeuroFormat ile binlerce kez ezberleri bozduk.
Şimdi sırada çocuklarımızın başarısı var.
Senin Olan Seni Bulur
O An
Bu kitapla sizinle NeuroFormat uygulamalarının 2023 yılında geldiği noktayı paylaşıyorum. Zira uygulama eski kitaplarımdan çok değişti ve daha gelişti.
Beni tanırsınız, tevazuyu severim ama iddialı bir şey söyleyeceğim: NeuroFormat’ın bugün geldiğimiz noktada tüm dünyada travma çözmek konusundaki en etkili, en hızlı, kapsam derinliği en geniş yöntem olduğunu söyleyebilirim.
Sizi temin ederim, bu kitapta anlattığım analiz şeklini ve yöntemi gerçek anlamda kavramayı başarırsanız, tüm travmalarınızı çok daha derin ve eksiksiz biçimde çözebileceksiniz. Böylece pek çok sağlık sorununu geride bırakacaksınız.
Sadece travmalarını temizlemek isteyenler için değil, dünyadaki travma üzerine çalışan bütün uzmanlar için de çok etkili bir yol haritası veriyorum bu kitapta. Naçizane, travma felsefesi üzerine bilimsel literatüre geçmesi gerektiğini düşündüğüm bir sistem oluştuğunu söylemek isterim.
Ve itiraf edeyim bu kitabı yazmayı düşünmüyordum… Zira tekniği uygulamalı olarak görmeden bir kitapta anlatmanın çok da kolay olmadığını düşündüm hep. Evet, hâlâ hiçbir kitap uygulamalı seminerlerimin yerini tutamaz. Ama bu kitapla gerçekten yeni sistemi olabildiğince paylaşmaya çalıştım.
Beni “tamam, pes ediyorum, yazacağım” noktasına getiren şey, yaşadığımız yıkıcı deprem oldu. Sadece depremi bizzat yaşayanlar değil ülkece bir travma geçirdik. Ve tam da şimdi NeuroFormat yöntemine ihtiyaç duyan yüz binlerce kişi olduğunu biliyorum. Aslında bu ihtiyaç beni yazmaya, kendi kuralımı bozmaya itti diyebilirim.
Umarım kitabım hepinize, hepimize şifa olur…
Konfor Krizi
New York Times çoksatan yazarı Michael Easter’dan, konfor alanınızın sınırlarında yaşamanın ve vahşi doğayla yeniden bağlantı kurmanın evrimsel açıdan zihinsel ve bedensel faydalarına bir keşif yolculuğu.
Birçok açıdan hiç olmadığımız kadar rahatız. Ancak korunaklı, ısı kontrollü, aşırı beslenen, yeterince zorluk çekmeyen yaşamlarımız aslında en acil fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarımızın önde gelen nedeni olabilir mi? Bu sürükleyici araştırmada, ödüllü gazeteci Michael Easter, mantık dışı bir çözümün yaşamı iyileştiren sırlarını açığa çıkaran bağımsız vizyonerlerin, yıkıcı dahi araştırmacıların ve zihin-beden kondisyonu öncülerinin peşine düşüyor: konforsuzluk. Easter’ın evrimsel meydan okuma ihtiyacımızı anlama yolculuğu onu, şampiyon sporcular yetiştirmek için eski bir Japon uygulamasını kullanan NBA’in en iyi egzersiz bilimcisiyle tanışmaya; bir Oxford ekonomisti ve Budist liderin dünyaya ölümün bize mutluluk hakkında neler öğretebileceğini gösterdiği mistik Bhutan ülkesine; doğanın fiziksel ve zihinsel dayanıklılığımızı test ettiğini keşfeden genç bir sinirbilimcinin açık hava laboratuvarına götürüyor.
****
“Sağlığınıza, zindeliğinize ve kişisel gelişiminize seviye atlatmak için farklı bir şeyler arıyorsanız, işte bu kitap tam size göre.”
-Melissa Urban, Whole30 CEO’su ve The Book of Boundaries kitabının yazarı
“Michael Easter’ın dehası, sezgisel olarak bildiğimiz şeylerin yanına verileri dahil etmesidir. Çalışmaları birçok kişiye hayatlarını daha iyi hale getirmeleri için ilham verdi.”
- Dr. Peter Attia, Outlive kitabının yazarı
Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi
Bazen senin de aklından geçiyor mu hiç; bu insanlar nasıl bu kadar rahatlar, nasıl kafaya takmıyorlar, nasıl üzülmüyorlar diye. Benim aklımdan geçiyor açıkçası. Bir psikolog olmama rağmen ben de bazen aynı hatalara düşüyorum, aynı şeylere üzülüyorum ve sonra her seferinde olduğu gibi kendime kızıyorum; bir öğrenemedin şu hayatı diye.
Hayatın acemisi gibi hissediyorum kendimi.
Oysa pek çok kişi bir psikolog olarak her derdini çözmüşsün, her zaman mutlu ve huzurluymuşsun gibi zannediyor. Hâlbuki bazen terzi kendi söküğünü dikemiyor.
İşte bu kitabı; benim gibi, yıllar geçse de hâlâ bu hayatın acemisi olanlara, hassas ve duygusal insanlara, hayatın zorlu yollarından geçmekte olanlara yazdım.
Neden hep aynı hataları yapıyorsun?
Yaşadığın olumsuzluklar için hep başkalarını mı suçluyorsun?
Neden çok istediğin hâlde değişemiyorsun?
İnsanların senin sınırlarını ihlal etmesine neden izin veriyorsun?
Bu yolculukta sanki beraber bir yolda yürürken sohbet ediyormuşuz gibi bu konulardan ve çözüm yollarından bahsedeceğiz.
Evet sevgili dostum; psikolojik olarak daha güçlü olmak, kendini bu alanda geliştirmek, bu hayatın acemisi değil de ustası olmak mümkün.
Şimdi benimle artık zamanı gelmiş bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın?
Kalk. Çalış. Başarısız Ol!
İLK KEZ GERÇEKLERİ DUYACAKSIN!
PEKİ BUNA HAZIR MISIN?
“Bu kitabı satın alıp, almamak arasında gidip geliyorsunuz. Kararınızı daha sağlıklı vermek umuduyla bir de kitabın arka kapağında yazanlara bakmak istediniz…
Bu kitabı satın alıp almamaya ilişkin birkaç saniye içerisinde vereceğiniz karar, hayatınızda bir dönüm noktası olacak. Bu kitap bugüne kadar sizlerden saklanan tüm gerçekleri yüzünüze çarpacak. Bugüne kadar nasıl da gözlerinizin içine baka baka yalanlar söylendiğini göreceksiniz. Bugüne kadar ömrünüzü nasıl da bir aldatmaca içinde yaşadığınızı anlayacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra daha güzel bir hayatınızın olacağı iddiasında değilim. Ancak tüm hayal kırıklıklarınızı anlamlandırabilecek ve yeni hayatınızı artık gerçeklerin üzerinde inşa edebileceksiniz.
Şimdiden uyarayım, gerçekler canınızı çok acıtacak. Tüm hayalleriniz ve umutlarınız yerle bir olacak ama sonra daha sağlam bir şekilde tekrar yeşerecekler. Eğer gerçeklerin acımasızlığı ile yüzleşmeye hazır değilseniz hemen yan tarafta duran birbirinin benzeri binlerce klasik gelişim kitaplarından birini alın lütfen.
Şimdi hazırsanız, emniyet kemerinizi bağlayın ve koltuklarınızı dik konuma getirin.
Çünkü hayatınızda ilk kez gerçeklerin türbülansına gireceksiniz ve uçuşunuz ekonomi sınıfı.”
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara
Dünyaya Değil Kendine Meydan Oku
Mutluluk, her yer karanlıkken içindeki aydınlığa güvenmektir.
• İçinizde doldurulamayan bir boşluk duygusu mu var?
• Kendinizi yaşadığınız hayata ait hissedemiyor musunuz?
• Her şey var bir şey yok gibi mi aslında?
• Gelecek belirsizliklerle dolu ve korkutucu mu geliyor?
• Hiçbir yerde ve hiçbir şeyde anlam bulamıyor musunuz?
Günün sonunda kendisinin alacaklı olduğuna inanan insan, hep haksızlığa uğramış hisseder kendini, hakkının gasp edildiğine inanır, hınçla dolar, küser ve hep kurbandır. Oysa dünyanın da hayatın da kimseye borcu yoktur. İnsan alacaklı değildir. Tam da bu yüzden istemek yerine vermeyi, tüketmek yerine üretmeyi, reddetmek yerine anlamayı seçmek gerekir.
Dünyaya Değil Kendine Meydan Oku, dışarıdaki anlamsız hesaplaşmadan içerideki anlamlı uzlaşmaya davet ediyor sizi.
Bu kitap, giderek yalnızlaşan çağımız insanının gerçek tatmine, güçlü sosyal bağlara ve anlamlı bir hayata nasıl ulaşacağını anlatıyor.
Elon Musk
“Amerika’nın en önemli biyografi yazarlarından biri, dünyanın en zengin adamı hakkında muazzam bir kitap kaleme aldı. Yüzden fazla röportaja dayanan bu yüksek tempolu biyografi... hırsları insan yaşamının geleceğini etkin bir şekilde biçimlendiren kibirli, zeki, bazen de acımasız bir figür hakkında baş döndürücü bir hikâye.” —Ron Charles, CBS Sunday Morning Steve Jobs’ın yazarından The New York Times’ın bir numaralı çoksatanı: çağımızın en büyüleyici ve tartışmalı yenilikçisinin şaşırtıcı derecede samimi hikâyesi. O; dünyayı elektrikli araçlar, özel uzay araştırmaları ve yapay zekâ çağına taşımaya yardımcı olan kural tanımaz bir vizyoner. Elon Musk, Güney Afrika’ da çocukken zorbalar tarafından sürekli şiddet görmekteydi. Bir gün, bir grup onu beton basamaklardan aşağı itti ve yüzünü tanınmaz hale gelene kadar tekmeledi. Elon bir hafta hastanede kaldı. Ancak bu fiziksel yaralar mühendis, serseri ve karizmatik bir hayalperest olan babasının açtığı duygusal yaralarla kıyaslandığında önemsizdi. Babasının etkisi ruh dünyası üzerinde uzun süre devam edecekti. Ani Dr. Jekyll ve Bay Hyde tipi ruh hali değişimlerine yatkın; riske karşı aşırı yüksek toleransı, dramatik durum arzusu, destansı bir görev anlayışı ve duygusuz, zaman zaman yıkıcı olabilen çılgınca bir gerilime sahip, sert ama savunmasız bir erkek çocuğa dönüştü. 2022’nin başında –SpaceX’in başarıyla otuz bir roket fırlattığı, Tesla’nın bir milyona yakın otomobil sattığı ve kendisinin dünyanın en zengin adamı olduğu bir yılın ardından– Musk dramatik durumları tırmandırma dürtüsü hakkında pişmanlık içinde konuştu. “Ruhsal açıdan kriz durumundan çıkmam gerekiyor,” dedi. “Yaklaşık on dört yıldır, aslında belki de hayatımın büyük bir bölümünde bu ruh halindeydim.” Bu bir yeni yıl kararı değil, hüzünlü bir yorumdu. Bu sözü sarf ederken bile dünyanın en büyük oyun alanı olarak gördüğü Twitter’ın (günümüzdeki adıyla X) hisselerini gizlice satın alıyordu. Yıllar boyunca ne zaman zor bir durumda olduğunu hissetse bu onu oyun alanında zorbalığa uğradığı günlere götürmüştü. Artık o oyun alanına sahip olma şansı vardı. Isaacson iki yıl boyunca Musk’ı gölge gibi takip etti; toplantılarına katıldı, fabrikalarında onunla birlikte yürüdü. Onunla, ailesiyle, arkadaşlarıyla, iş arkadaşlarıyla ve rakipleriyle saatler süren röportajlar yaptı. Sonuç, zaferlerin ve çalkantıların şaşırtıcı hikâyeleriyle dolu, şu soruyu ele alan açıklayıcı bir arka plan anlatısı oldu: Musk’ı harekete geçiren şeytanlar aynı zamanda inovasyonu ve ilerlemeyi de harekete geçirmek için gerekenler midir?
“Bay Musk hakkında ne düşünürseniz düşünün, o anlamaya değer bir adam; bu da bu kitabı okunmaya değer kılıyor.” —The Economist “Walter Isaacson, Elon Musk’la hem kahramanının bugüne kadarki tempolu yaşamının sürükleyici bir tarihçesini hem de bazı ilgi çekici yanıtlar sunuyor...” —Wall Street Journal “Deneyimli bir biyografi yazarının kapsamlı çalışması.” —The Observer “Walter Isaacson’ın tüm detaylara yer verdiği biyografisi... Teknolojinin başına buyruk adamının portresi büyüleyici.” —The Telegraph
Namaste
Mutluluğa, Kendini Gerçekleştirmeye ve Başarıya Giden Yol Japonların uzun ve mutlu yaşam sırları üzerine yazdıkları uluslararası çoksatan Ikigai’nin ardından Héctor García ve Francesc Miralles bu sefer manevi gelişim yolunda önemli bir uğrak noktası ve binlerce yıllık köklü kültürüyle Doğu maneviyatının beşiği olan Hindistan’a rotasını çeviriyor. Yazarlar bu kapsamlı çalışmalarında nefes pratikleri, mantralar, meditasyonlar, Ayurveda, Tantra gibi bedensel, zihinsel ve ruhani gelişim için paha biçilmez mirasıyla bu topraklarda yeşeren kültürün dünyaya armağan ettiği önemli bilgileri okurlarına aktarıyor. Sanskritçede bir selamlama kelimesi olan namaste, içimizdeki kutsallığı selamlamamız için bizleri Hindistan’a götürüyor. Stres, endişe ve korkuyu hafifletmeye yardımcı olan en iyi teknikleri ve tam yaratıcı potansiyelimizi nasıl harekete geçireceğimizi öğreneceğimiz bu çalışma, mutluluk ve kendini gerçekleştirme yolunda eşsiz bir rehber niteliğinde.
Sen Annen Değilsin
"Bağırmayan Anneler" kitabının yazarından bir içe dönüş daveti!
“Annemle çok da iyi anılarım yok!”
“Keşke şefkatli ve sevgi dolu bir annem olsaydı…”
“Anneme en son ne zaman sarıldığımı hatırlayamıyorum.”
“Annem gibi annelik yapmayacağım!”
“Annemle ilişkimi düzeltmeyi çok isterdim…”
Bu cümleler sizin için anlamlıysa hazırlanın!
Anne yaralarımızı onarıp, kendi anneliğimizi bugüne doğurma yolculuğuna çıkıyoruz!
Kitapları milyonlarca okuru sevgiyle kucaklayan Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar, yüreğimizin uf olan yerlerine bir anne öpücüğü vadediyor ve bu kitapta kulağımıza şöyle fısıldıyor: Çocukken ne yaşadıysan yaşamış ol… Ne kadar çok yaran olursa olsun ve ne denli canın acımışsa acısın…
Tüm bu yaraları ve acıları yüreğinin ortasına saplanmış kırık bir broş gibi taşımaya ve bir miras gibi çocuğuna aktarmaya mahkûm değilsin.
İyileşebilir ve değişebilirsin. Çünküunutma ki Sen Annen Değilsin!
Düşleyen Düşünen Dönüşen İnsan
… herhangi bir hayal ya da amaç olmadan günleri devirmek, sosyal mecralarda saatlerce gezinmek, aşırı dozda dizi izleyerek ya da bilgisayar oyunlarıyla zamanı verimsizce tüketmek, “Hayatta ne istiyorum?” sorusunu sormadan akıntıya kapılıp gitmek, akışına bırakmayı “yarını düşünmeden kendini salmak” şeklinde yorumlamak, kendimize ve potansiyelimize ihanet değil midir? Yaşamın sonlarına yaklaştığımızda geriye dönüp vaktin çoğunu sosyal medyada kedi videosu izleyerek, beş farklı açıdan selfie çekerek, başkalarının çoğunlukla gerçeği yansıtmayan hayatlarına bakıp hayıflanarak geçirmiş olmayı ister miyiz?
Bahar Eriş, “yeni gerçeklerle uyumsuz hayat”larımızı birçok yönden yeniden düşünmek ve dönüştürmek zorunda olduğumuzu, bunun için de duygusal zekâ, dikkat ve odaklanma, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve zaman yönetimi becerilerimizi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. Ve sonrasında ekliyor: “Peki bu becerileri nasıl geliştireceğiz?”
Telaşa kapılmadan, denemeye, keşfetmeye ve merak etmeye devam ederek, en önemlisi de anlamlı ilişkiler, işler ve değerler etrafında hayatı yeniden ve yeniden inşa ederek…
Rağmenciler
Hayatta iki türlü insan vardır: saydıcılar ve rağmenciler.
Saydıcılar; şartlar daha farklı olsaydı, elinde daha iyi imkan olsaydı, başka biri olarak doğsaydı neler yapabileceğini anlatır. Saydıcıların söylenme sebebi, rağmencilerin başarı nedenidir.
Rağmenciler kayıtsız ve şartsız mücadele insanıdır. “Yapamazsın” diyenlere rağmen, kendi korkularına rağmen, engelleyen ailelere rağmen, duyarsız eşlere rağmen, ayrımcılığa rağmen, yöneticilere rağmen, yoksulluğa rağmen buz kıran gemisi gibi ilerler.
Bu kitap rağmenci karakter ve kafa yapısını anlatıyor. Acıyı akılla işleyenlerin, zorluklara göğüs gerenlerin, yedi kez düşse de
sırtı yere gelmeyenlerin hikâyeleri var.
Yazar kritik bir sorunun peşinde: Mücadeleci insanlar, hayatın en acımasız zorluklarıyla nasıl başa çıkıyor? Dirençli, dayanıklı, yılmayan insanların zihni nasıl çalışır?
Hayat üniversitesi, zorluklarla mücadele fakültesi, azmin zaferi anabilim dalından dersler alacaksınız.
Hepimiz biraz rağmenciyiz. Siz nelere rağmen başardınız?
İleri doğru koşarken sizi geriye çeken eller kimindi?
Herkese ve her şeye rağmen tek bir hayalin peşindeyseniz, bu kitap sizin için. Kötü günlerde ruhunuzu yükseltip, size kim olduğunuzu hatırlatacak.
Destek göremeyenler. Kendi göbeğini kesenler.
Boyun eğmeyenler. Rağmenciler. Bu kitapta birleşin! “Yapamazsın” diyenlerden başka kaybedecek kimseniz yok.
Dünyayı ne kapitalizm kurtaracak ne de sosyalizm, tek kurtuluş yolu var: Rağmenizm!
Şimdi Değilse Ne Zaman
Denemeye cesaret edenlere ve deneme cesareti verenlere...
Korkmasaydın Ne Yapardın? kitabıyla yeni bir yola çıkan Bahar Eriş, güçlü bir soruyla devam ediyor: “Şimdi değilse ne zaman?”
Kitap insanın ruhunu yükselten tatlı, serin ve derin hikâyelerle dolu.
Bu bir kendini toplama kitabı. Kafasını toplamak, kalbini toplamak, hayatını toplamak.
İnsanın içine işleyen hikâyeler ile insanın içini işleyen fikirlerden oluşuyor.
Eriş, dokuzuncu kitabında deneme cesaretini onurlandırıyor. Hayatımıza hakim olma çabamıza kafa yoruyor. Modern hayatın zorlu ikilemlerini sorguluyor: Alışveriş sepetimiz dolu, peki ya ‘ruh sepetimiz’ ne durumda? Doğru insanı bulmak mı, doğru insan olmak mı? Çıldırmış bir dünyada sakin, duru ve üretken kalmak mümkün mü? Koşturmacalarda kaybettiğimiz incelikleri nerede bulabiliriz?
Kitaptaki denemeler ne hakkında? Cesaret, çaba, azim, karakter, azın çokluğu, çoğun azlığı, kırılganlığın kudreti, mükemmel olmamanın güzelliği, kadınların gücü, dostluk, umut, iyilik üzerine içgörülerden oluşuyor.
İnsan dizleri titrerken de ilerleyebilir mi?
İçedönüklerin dıştan görünmeyen güçleri neler?
Mağdur dili ve edebiyatı kime hizmet eder?
Kadın kadının yurdu mu yoksa kurdu mu?
Kendimize söylediğimiz yalanlar bizi nasıl etkiler?
Kırılganlığın içindeki sarsılmaz güç nedir?
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman var mıdır?
Beni İncitemezsin
İNCİTMEK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, İNCİNMEK VARDIR. KIRMAK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, KIRILMAK VARDIR. YARALAMAK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, YARALANMAK VARDIR.
Merkezinde duran, başkasının savaşına müdahil olmayan, esnek ve sakin bir insanın incinmesi, kırılması, yaralanması mümkün değildir. İnsan incinmemek uğruna güçlü, sert ve katı bir savaşçıya dönüştükçe daha fazla incinir. Korunma kalkanları daha da korunmasız kılar insanı.
Gerçek gücünüzü dışarıdan edindiğiniz zırhlarınızdan değil, merkezinizdeki esneklikten alırsınız.
Peki ya merkez neresi?
Bu kitap kendini arayan insanlar için yazılmadı. Merkezini yitiren insanlar için yazıldı. Dışarıya gidip aramak için değil, içeriye dönüp bulmak için kaleme alındı. İnsan merkezini dışarıda bulamaz, merkez içeridedir, bulmaya karar verdiğinizde dönüp onu yeniden keşfedersiniz. Merkezinde olmayı bilen insan için kaos yoktur, kaygı yoktur, çaresizlik yoktur, güvensizlik, yetersizlik ve korku yoktur.
Stoacının Günlüğü
Mutluluğa nasıl kavuşuruz? Öfkemizi kontrol etmenin en etkili yolu nedir? Başarının gerçek ölçütü ne olmalıdır? Kederimizin üstesinden gelip hayatımıza nasıl bir anlam katabiliriz? Tüm bu soruların ve daha fazlasının cevabı Stoacı felsefenin özünü oluşturur. İşte Stoacının Günlüğü de bu antik bilgeliği temel alan faydalı bir rehber görevi görüyor.
Sanatçılardan aktivistlere, imparatorlardan savaş kahramanlarına kadar tarihin büyük isimlerinin gizli silahı olan Stoacılık prensipleri, eyleme geçmek isteyenlerin felsefesi olarak yüzyıllar boyu bir ışık gibi parladı. İnsan deneyiminin laboratuvarında son iki bin yıldır test edilen bu zamansız bilgiler modern hayatın karmaşasını anlamlandırabilmek adına oldukça önemli.
Bu kitapta yılın her bir günü için İmparator Marcus Aurelius’un, Seneca’nın ve Epiktetos’un yazdıklarından yola çıkılarak Stoacı egzersizler ile deneyimler paylaşılıyor ve okuyucular her gün için ayrı ayrı tarihî anekdotlar, bu anekdotlar üzerine düşündürücü yorumlar ve Antik Yunan kültürüne ait, hayatı kolaylaştıran bakış açılarıyla karşılaşıyor. Bir yıl boyunca bu kitaptaki Stoacı öğretileri takip ederek siz de hayatın güçlükleri karşısında daha yapıcı çözümler bulabileceğiniz huzurlu, dingin bir zihne kavuşabilirsiniz.
“Üç büyük Stoacı bilgenin hayat derslerini özetleyen bu kitabı yıl boyu yanınızda taşıyacak ve güçlüklerle karşılaştığınızda doğrudan ona başvuracaksınız.”
WALL STREET JOURNAL
“Antik bilgeliği modern hayatımıza uyarlayan harika bir hediye.”
MARIA POPOVA, Brain Pickings editörü
“Kontrolünüzde olan şeylere odaklanmanıza yardımcı olan, yanlış ve sınırlayıcı inanışlardan kurtulmanızı ve doğru bir şekilde eyleme geçmenizi sağlayan eşi bulunmaz bir eser. Stoacının Günlüğü’nü kendinize rehber edinin ve hayatınızın günbegün nasıl güzelleştiğini görün.”
JACK CANFIELD
“Hayattaki tercihlerimizi yönetebilmemizi ve yanılgılarımızdan kurtulmamızı sağlayan harika bir kaynak.”
JOSEPH A. MACIARIELLO
“Stoacının Günlüğü zaman sınırlarını ve kişisel farklılıkları aşan evrensel bilgelikler sunuyor. Bu kitap her zor anınızda dönüp sakinleşeceğiniz bir dinginlik merkezi gibi.”
GREGORY HAYS
“Bugüne dek durup kendini dinlemeye hiç zaman bulamamış, yüksek tempoya alışık insanları bile esaslı Stoacılara dönüştürecek
bir çalışma.”
TIMES
“Stoacının Günlüğü sakin, bilgelikle dolu bir hayat sürme arayışında olan herkes için manevi bir çapa görevi görüyor. Şartlar ne denli zor olursa olsun karanlık zamanları metanetle aşmanızı sağlayan bu kitabı yanınızdan ayırmayın.”
SHARON LEBELL
“Stoacılık günümüzde tekrar değer görüyorsa bu kesinlikle Ryan Holiday sayesinde olmuştur diyebiliriz.”
THE NEW YORK TIMES
Kadınlar Ülkesi – Modern Klasikler 190
Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan Van, Terry ve Jeff, varlığından tesadüfen haberdar oldukları Kadınlar Ülkesi’ne bir keşif gezisine çıkarlar. Sadece kadınlardan oluşan bir toplumun yapısıyla ilgili yürüttükleri tahminler ve halihazırda kafalarında bulunan eril kalıplar gördükleri manzara karşısında yerle bir olur. Jeff kadınları hizmet edilmesi ve korunması gereken varlıklar olarak görürken, Terry onların fethedilmesi ve kazanılması gerektiğini düşünmektedir. Ama mantık, eşitlik ve sevgi üstüne kurulu bu ülkede onların bu klişe beklentileri karşılık bulmaz.
Kadınlar Ülkesi 1915’te, yani Thomas More’un 1516’da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edildi; kitap olarak yayımlanması ise 1979 yılını buldu. Ataerkil dünyaların ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın bu feminist ütopyasıyla birlikte yeni bir bakış açısı kazandı.
Ted Gibi Konuş
Teknoloji, Eğlence ve Dizayn sözcüklerinin baş harflerinden adını alan TED konferanslarının gördüğü ilgi bütün dünyada artarak sürüyor. “Paylaşmaya değer fikirler” sloganıyla anılan, insanları bu denli etkileyen 18 dakikalık TED konuşmaları internette 4 milyardan fazla izlendi. Peki niçin? Bu kadar çok insanı bu kadar etkileyen konuşmaların sırrı ne? Etkili, ikna edici, ilham veren bir sunum yapmak için en çok neye gereksinim duyarız? Yetenek?
Hayır, bildiğiniz gibi değil. Topluluk önünde konuşmak o kadar da korkutucu değil.
Carmine Gallo'nun, Wall Street Journal çoksatar listesine girmiş bu kitabı, 100’den fazla TED konuşmasının çözümlemesi, TED'in en sevilen konuşmacılarıyla söyleşiler, psikoloji, nörobilim ve iletişim uzmanlarının görüşlerini bir araya getiriyor.
Anne’nin Duygusal Yokluğu
Çocuklukta Yaşanan Duygusal İhmalin
Görünmez Etkilerini Bilmek ve İyileştirmek
Anneniz dalgın, mesafeli, hatta küçümseyici miydi? Kurduğunuz ilişkiler ya da kendinize verdiğiniz değer konusunda sorunlar yaşadınız mı? Duygusal açıdan orada olmayan annelerin yetişkinliğe erişmiş çocukları, genellikle hayatlarında neyin eksik olduğunu tam olarak anlayamazlar. Buna karşılık, ihmalkar annelerin çocukları yaşadıkları duygusal travmanın farkındadırlar ama bunun kalıcı ve zarar veren etkilerini gözden kaçırırlar.
Psikoterapist Jasmin Lee Cori binlerce kişide yetersiz annelik yüzünden açılmış her türlü yaranın iyileşmesine yardımcı olmuştur. Yazar, öncü niteliğindeki bu kitabının yeni baskısında, hem anneye hem de çocuğa şefkatle yaklaşmakta ve şu konulara açıklık getirmektedir:
Theta Healing Sıra Dışı Enerji Yaklaşımına Giriş
Dünya üzerindeki en güçlü enerji-şifa tekniklerinden birini keşfedin!
Üç küçük çocuk annesi olan Vianna Stibal’a, 1995 yılında, uyluk kemiğini hızla yok eden kanser teşhisi konuldu. Denediği tüm geleneksel ve alternatif tedavi yöntemleri başarısız olmuştu, ta ki daha önce sezgisel okuma seanslarında çalıştığı basit tekniği kendisi üzerinde uygulayana kadar. Kendini anında iyileştirmenin hayreti içerisindeki Vianna, bu yaklaşımı, yaptığı seanslarda başkaları üzerinde de kullanmaya başladı ve insanlardaki mucizevi iyileşmelere defalarca şahit oldu.
Daha da hayret verici olan şey, binlerce danışanıyla yaptığı çalışmalar sırasında, bu metodun başkalarına da öğretilebileceğini keşfetmesiydi. Şimdi, siz de, beyninizi Teta durumuna (4-7 Hz) nasıl getireceğinizi ve her şeyin içinde hareket eden yaratıcı enerji ile nasıl bağlantı kuracağınızı öğrenebilirsiniz.
Bu büyüleyici kitabın sayfaları arasında,
• Sizde hastalığı yaratan olumsuz düşünceleri anında nasıl değiştireceğinizi,
• Yedi Varoluş Seviyesi’ni; her şey olan sevgi ve enerjinin en yüksek seviyesiyle bağlantı kurmanıza izin veren kavramı,
• Her seviyede; fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal değişimi yaratma yeteneğini nasıl geliştireceğinizi keşfedeceksiniz
Uyanışa Üç Adım
Her insanın içinde en az üç kişilik vardır. İlki gerçekte olduğu, ama farkında olmadığıdır. İkincisi olduğunu düşündüğüdür. Üçüncüsü ise insanlara yansıtmak istediğidir. Gerçek insan gerçekte kim olduğundur. Sen çok mütevazı olduğunu düşünürsün ama için egoyla doludur. İnsanlara sürekli hizmet eden bir insan olduğunu düşünüyorsundur ama içten içe herkesin sana hizmet etmesini istiyorsundur. Sen gerçekten de olduğunu anladığın insan mısın? Eğer olduğunu düşündüğün kişide takılıp kalırsan gerçek içsel benliğini asla bilemeyeceksin.
Bir gün uyanmak zorunda kalacaksın. Uyku sonsuza dek süremez ve uyku ebedi bir dinlenme hali olamaz, karanlık nihai hakikat deneyimi olamaz. Er ya da geç uyanmak zorunda kalacaksın her şey sana bağlı. Ama uyandığın zaman daha önce uyanmadığın için pişmanlık duyacaksın elini uzatman yeterliydi, sana öyle yakındı ki.
Görebilen insan düşünmez. Sadece göremeyen insan düşünür. Düşünmek bir cehalet göstergesidir; bilgi göstergesi değil. Ne kadar çok düşünürsen o kadar cahil olduğunu unutma. Bildiğin zaman düşünceler kaybolur.
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı
“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.
Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.
Mutluluk 2.0
Mutluluk 2.0, mutluluğa dair fikirlerinizi tepe taklak edecek. Bildiklerinizi, öğretilenleri, mutlu olmak için yapmanız gerekenleri yeniden düzenlemeye, düşünmeye hazırlıklı olun. Önemli olan sahip olmadığın bir mutluluğun peşinde koşmak mı, yoksa yanındaki mutluluğu fark edebilmek mi? Mutlu olmak için önce kendisiyle barışık olması gerekmiyor mu kişinin? Peki ya hayatın bize verdikleriyle yetinebiliyor muyuz?
Tüm bu sorulara ve daha birçok soruya cevap veriyor yazarlar bu kitapta;
“Mutluluk 2.0 ile mutluluğa dair var olan bilgi kirliliğini temizleyerek güncel araştırmalarca destekli, uygulanabilir bilgileri sizlere yalın bir dille sunmak istiyoruz. Genel olarak vermek istediğimiz mesajsa çok açık: Neredeyse hepimizin, eğer istiyorsa, daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştirebilmesi, daha kaliteli bir yaşam sürebilmesi ve potansiyelini kullanarak hedeflerine ulaşabilmesi mümkündür.”
Elma Yayınevi mutluluk kavramının yeni modeliyle karşınızda. Örneklerle, önerilerle ve uzman görüşlerle Mutluluk 2.0 sizler için…