Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle. Topla. Rahatla – Epsilon Yayınevi
Hangimiz dağınık değiliz ki?
Evimiz, işyerimiz, hayatımız….
Peki derli toplu olmak bu kadar mı zor?
Saatlerinizi ayırarak topladığınız her yer kısa sürede yine mi dağılıyor?
Belki de şimdiye kadar yanlış yöntemleri uyguladınız. Japon temizlik ve organizasyon uzmanı Marie Kondo, “derleyip toplama” konusunda size yardımcı olmaya hazır. Üstelik kalıcı sonuçlar elde edeceğinizin garantisini veriyor. Marie Kondo, bu kitapta anlattığı yöntemler ve paylaştığı sırlarla sayısını kendisinin bile hatırlamadığı müşterilerinin hayatını değiştirdi. Şimdi sıra okuyucularında!
Bir balıkçı yaka siyah kazağı diğerinden nasıl ayırt edeceğinizi bilmek, çorapları doğru şekilde katlamak, saklama kutularını en etkili şekilde kullanmak… hayatınızda mucizeler yaratabilir. Hele fazlalıklardan kurtulmak… Kendinizi eskisinden çok daha huzurlu, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlayabilir.
Denemeye başlayın… Hemen, şimdi!
Olumlu Düşünmenin Gücü
Dip Vazgeçmeyi Ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Bir Kitap
Seni asla geri aramayacaklarını bildiğin beşinci iş görüşmesidir.
Kimsenin olmadığı bir gece kulübünde boşluğa doğru şarkı söylemektir.
Kayak yapmayı öğrenirken, yedinci kez yere düşmektir.
Startın verilmesinin heyecanı geride kalıp, finiş çizgisine ulaşmanın uzak bir hayal olduğu uzun bir maraton koşmaktır.
Büyük hedefinize ulaşmak için zorlu yolları aşmaktır. Tabii doğru hedefin peşinden gidiyorsanız.
Başka?
Tamam, kariyerinize, gelecekteki mutluluğunuza ve belki de nihai mutluluğa giden anahtardır.
Hayatı Yeniden Keşfedin
Daha cesur, üretken ve doyumlu bir hayat için gerekli araçlar
Tatmin etmeyen ilişkiler, evhamlarla dolu bir hayat, nedensiz yere diğerlerinden aşağı hissetmek... Bütün bunlar fark etmeden kabul ettiğimiz inanışlarımızı değiştirerek çözülebilir. Bu kendine zarar verici düşünme ve hissetme kalıplarına “şema” adı verilmektedir. Hayatı Yeniden Keşfedin, mutluluğaulaşmanızı engelleyen bu girdaplardan nasıl kurtulacağınızı gösteriyor.
Kişiliğe işlemiş ve tedavisi zor sorunlar için geliştirilen ve etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış Şema Terapi’nin yaratıcılarından Jeffrey E. Young ve Janet S. Klosko, ilaçların yardımı ve uzun süren geleneksel terapiler olmadan, şemalarınızı testler aracılığı ile fark edip, Bilişsel Terapinin devrim niteliğindeki ilkeleri ile değişmenize yardımcı oluyor.
Beşinci Anlaşma
Ustaca Sevmek ve Dört Anlaşma Kitaplarının Yazarı Don Miguel Ruiz’den. Yıllardır, basit ve derin mesajıyla dünyada milyonlarca insanın hayatını etkileyen Dört Anlaşma’dan sonra, Beşinci Anlaşma, yeni ve güçlü mesajıyla karşınızda... İlk dört anlaşma yeterince zorlu olduğu için beşinci anlaşmanın daha sonra ele alınması gerekiyordu. Beşinci anlaşma tüm gerçeğinizi, sözler olmaksızın, hakikatin gözünden görmektir. Beşinci anlaşmayı uygulamanın sonucu, kendinizi tamamen olduğunuz gibi, başka herkesi de olduğu gibi kabul etmektir. Ödülü ise mutluluk ve özgürlüktür. Dört Anlaşma, hayatı gereksiz acılara boğan binlerce anlaşmayı bozmanın yollarını gösteriyordu, Beşinci Anlaşma ise doğarken olduğumuz kadar saf ve sahici olmanın gücünü, özgürlüğünü keşfetmemizi sağlıyor. Dört Anlaşma’da "Kullandığınız Sözcükleri Özenle Seçin, Hiçbir Şeyi Kişisel Algılamayın, Varsayımda Bulunmayın, Daima Yapabildiğinizin En İyisini Yapın" diyen Don Miguel Beşinci Anlaşma’da "kuşku duyarak dinlemeyi" öğretiyor. Çünkü konuşan, gerçeği, kendi inanç ve anlaşmalarının süzgecinden geçirerek algıladığı şekliyle sunar. Her birimizin hikâyesi, önyargılarımızla, varsayımlarımızla bulanıklaşmış olabilir. O nedenle, işittiklerimizi "hakikat" olarak kabullenmemeli, kuşkucu olmalıyız. Beşinci Anlaşma, kuşku duymanın özgürleştirici gücünü hakkını vererek kullanmayı armağan ediyor. Beşinci Anlaşma, sadece kendiniz olmakla mutlu ve doyumlu bir hayata kavuşma bilgeliğini armağan ediyor. Beşinci Anlaşma, yüreğinizle dinleyip, yüreğinizle anlamayı armağan ediyor. Şimdi yeni armağanınızı açma zamanı.
Ustaca Sevmek
Yoğun bir yabancılaşma alıyor bizi, öz benliğimizden uzaklara sürüklüyor. Kendimizi oynadığımız rollerden ibaret görüyoruz. Özümüz yerine imajımızla bir tutuyoruz kendimizi. Bu da bizi başkalarının onayına bağımlı kılıyor. Sevgiyi dışımızda aramaya başlıyor, birbiri ardına bağımlılık ilişkileri kuruyoruz. Neyiz biz? Başkalarının sevgisine umutsuzca gereksinen varlıklar mı? Nasıl ilişkiler kuruyoruz? Uyuşturucu bağımlısıyla uyuşturucu satıcısı arasındaki vazgeçilmez ilişki gibi "cehennem ilişkileri" mi? Dünyayı nasıl algılıyoruz? Yüreğimizi en yakın bildiklerimize bile açamadığımız tehdit dolu bir yer olarak mı? Peki ya gerçek doğamız? Kim olduğumuz? Gerçek yaşam kaynağımız? Ustaca Sevmek, ustalıkların en büyüğü üzerine. Özgür sevgi, yaşayan ilişkiler, insanın unuttuğu öz benliği üzerine. Kendimizle, birbirimizle, yaşamla ilişkilerimizi cehennem ilişkilerinden cennet ilişkilerine dönüştürmek üzerine.
Öğretmenim Moriyle Salı Buluşmalar
Odak
Daniel Goleman, uluslararası çok satan kitabı Duygusal Zekâ’dan sonra belki de en önemli eseri olan Odak: Mükemmeliğin Gizli Anahtarı’nda internet çağının enformasyon ve eğlence seli içinde kıt bir kaynak haline gelen Dikkat ve Odaklanma yetilerini araştırıyor.
Yirmi yılı aşkın bir süredir insan beyniyle ilgili bilim alanında kaydedilen en son ilerlemeleri izleyerek kitaplarında işleyen Daniel Goleman Odak’ta hepimizin kanıksadığı ve hafife aldığı bir meleke olan dikkat üzerinde duruyor. Çığır açıcı araştırmaları pratik bulgularla birleştiren yazar, uzmanları amatörlerden ve yıldızları ortalama oyunculardan ayıran şeyi açığa çıkarıyor. Sonuçta okuyucuları, dikkatlerini yalnızca kişisel meselelere değil, ayrıca çevrelerindeki dünyanın acil sorunlarına, örneğin güçsüzlere, yoksullara ve geleceğe de yöneltmeye davet ediyor.
Düşün Ve Zengin Ol – Altın Kitaplar
Bütün engellerin üstesinden gelebileceğimiz, her emelimize ulaşabileceğimiz, sürekli akan bir nehirden taşar gibi başarıya ulaşabileceğimiz bir yol gösteriyor. Bu kitap, gücüyle bizi sarsacak hayatımızı değiştirecektir.
Eğer "Çekim Yasası'nı uyguluyorum ama benim için çalışmıyor" ya da "bazen çalışıyor, bazen çalışmıyor" diyorsanız; bu güçlü yasayı her defasında lehinize çalıştırmanın kanıtlanmış formülü bu kitapta bulacaksınız!
Napoleon Hill, Düşün ve Zengin Ol'u 1937'de Henry Ford, Thomas Edison gibi birçok tanınmış ismin de bulunduğu çok başarılı 500 insan üzerinde yaptığı 25 yıllık bir araştırmanın sonucunda yazmıştır. Dünyanın en çok satan kitaplarından olan Düşün ve Zengin Ol'u şu anda elinizde tutuyor olmanız bir tesadüf mü? Bu kitapta yer alan 13 adımlık formül ile başarıya giden yolda sırrı kullanmakta ustalaşacaksınız. Bir kez okumak kesinlikle yetmez!...
Hayalllerinize ulaşmak mı istiyorsunuz?O zaman Hill'in ölümsüz kurallarını takip etmeniz yeter!...
Ya Bir Yol Bul Ya Bir Yol Aç Yada Yolda Çekil
Bir gün tek başına.
Hayat üzerine hayaller kurarak,
Hayatının yönünü ve yolunu ararken,
Kim olduğunu ve ne istediğini düşünürken,
"Kendime yeni bir ben lazım" dersen,
İyi bir kitap çok şeyi değiştirebilir!
"Yeni başlayanlar için başarı"yı anlatan bu kitap, Sekman'ın ilk çalışmasıdır. Hayatının yönünü ve yolunu arayanlara, çıkmaz sokağa girmiş olanlara, kim olduğunu ve ne istediğini bilmek isteyenlere kılavuzluk edecek bir başarı haritasıdır.
Şu hayatta ait olduğunuz yeri bulmanız için...
İnsan İsterse 2
Muhtaç Olduğun Güç Beyninde Mevcuttur!
Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, tek sermayeleri beyinleriydi. Cok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, beyin gücüyle başaranların öyküsü İnsan İsterse'de...
Evlilik dışı bir ilişkiden istenmeyen çocuk olarak doğan zenci kız çocuğunun, Mississippi'deki bir domuz çiftliğinden Time Dergişi'nin kapağına uzanan hayatı. ABD başkanından bile daha etkili olduğu tescillenen Oprah Winfrey'in öyküsü ve başarı için 50 önerisi Türkçe'de ilk defa...
Türkiye'nin ilk özel bankasını kuran Kazım Taşkent'in inanılmaz mücadele öyküsü ve başarı için 100 önerisi...
15 yaşındayken Türkiye'ye ilk Avrupa Satranç Şampiyonluğunu getiren Kübra Öztürk'ün varoşlardan şampiyonluğa uzanan ilginç öyküsü...
Hakkari sokaklarında kurduğu hayalinin peşinden koşup dünyada 8 milyon kişiye Anadolu Ateşini izleten Mustafa Erdoğan'ın öyküsü ve başarı önerileri...
Ortaokulu bile olmayan bir yerde doğup, 70'e yakın şubesi olan 20' den fazla eğitim kurumunun sahibi Fethi Şimşek nasıl başardı?
Zirai tarım aletleri gibi 'erkek egemen' bir sektörde, yöneticisi olduğu şirketi kısa sürede sektörün en büyüklerinden yapan Funda Başman nasıl başardı?
İş başvurusu için gittiği şirketin sahibi olmayı kafasınakoyan Murat Akdoğan, kendi işinin sahibi olma hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Mersin'de bir köyde keçi sürüsünü güderken dinlediği radyo programıyla hayatı değişen çoban Ahmet nasıl reklam ajansında çalışmaya başladı?
İnsan İsterse 1
Harikulade şeyler, içlerindeki bir şeyin, koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.
- Bruce Barton
İnsan İsterse’de ilham veren insan öyküleri anlatılıyor. Sıfırdan zirveye büyük engelleri aşarak gelmiş insanlara da, sıradan biri olarak yaşarken sıra dışı bir iş başarmış kişilere de yer veriyor. Bu sayıda kimler var?
Geçirdiği çocuk felci nedeniyle iki bacağını kaybetti. İlk cümlesini 7 yaşında kurmaya başladı. Bir gün kendisiyle yüzleşti ve bir başarı yemini etti. "Topal Seyfettin”in engelli hayat koşusu...
Tek istediği senarist olmaktı ama kendini kabul ettiremedi. Yapımcı oldu. Yine kabul edilmedi. Evdeki çatal bıçak ve masa örtüsünü kullanarak bir dizi çekti. Sonra ne mi oldu?
Üniversiteye hazırlanıyordu. Görme özürlüydü. Rakipleri interaktif CD’lerle hazırlanıyorken, o kitap bile bulamıyordu. Bir baba ile oğlunun etkileyici başarı hikayesi…
Bir mağazada müşteri temsilcisiydi. Tek istediği şarkı söylemekti. Sezen Aksu’yu 6 ay boyunca aradı, ulaşamadı. Bunun üzerine bir plan yaptı. Bu sanatçı kimdi ve hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Liseden sonra okumasına izin verilmedi. Sürekli güzel kız kardeşiyle kıyaslandı. Bir gün çok aşağılandığında kalktı ve dedi ki, ‘Ben az önce bir yemin ettim. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.’ Sonra kim mi oldu?
Okul hayatını ilk okulda noktalayıp, hayat okulunda başarıyla yükselen, bugün 50’yi aşkın şirketle 108 farklı ülkeye mal satan bir işadamının zirveye “zorlu” çıkış öyküsü…
İstanbul’a geldiğinde bir arkadaşına ait bir oda bir salonu olan bir evde kalıyordu. Üç yıl içinde gayrimenkul sektöründeki başarılarıyla ABD’de ödül aldı. Bir girişimcinin İstanbul’u yenme öyküsü…
40 yaşında Türkiye’deki tüm kariyerini bırakıp ABD’de yaşamaya giden bir mühendisin, “Amerikan mucizesi” ile “müthiş Türk” karışımı bir yükseliş öyküsü…
Evdeki gaz lambasının yakıtı bitince sokak lambasında ders çalışan Yozgatlı bir öğrencinin Adalet Bakanlığına yükseliş öyküsü…
11 yaşında İstanbul’da parasız yatılı okulda tek başına kalarak başladığı hayat mücadelesinde, sıfırdan sanat dünyasının zirvesine çıkan çıplak ayaklı, kızıl saçlı, bir entelektüel sanatçının öyküsü…
Çekim Yasası
Hayatın büyük sırrı! Tüm "büyük" insanlar bu sırrı biliyor. Asırlar boyu bir avuç insan tarafından bilinen bu sır şimdi size de ulaştı. Sağlık, haz, para, kariyer, sevgi, huzur, mutluluk, doyumlu ilişkiler... İstediğiniz her şeyi yaratmanın sırrını siz de keşfedebilir ve hayatınıza çekebilirsiniz. Bu sırrın adı: Çekim Yasası Çekim Yasası her an ve her yerde devrede... Şu anda bu kitabı kendinize çektiğiniz gibi.
Her Şeyin Bir Anlamı Var
Kemal Sayar soruyor: İnsan varoluşa sinmiş olan o güzelliği nasıl ortaya çıkarabilir?
Kendinde saklı duran ve modern medeniyet tarafından âdeta baskılanan merhamet, şükran, cesaret gibi olumlu özelliklerini bilince nasıl taşıyabilir?
Her Şeyin Bir Anlamı Var, hem bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyor hem de okurların iç dünyasına ayna tutuyor.
“Şimdi diyorum ki ben sana, her şeyin bir anlamı var. Çiçeğin, böceğin, dalları eğen rüzgârın, ağzımızdan çıktıktan sonra uzayda yüzyıllarca asılı duran sözcüklerin bir anlamı var. Hiçbir şey kaybolmuyor. Hiçbir hıçkırık, hayal kırıklığının yaydığı hiçbir titreşim, içimizde bir coşkunun pır pır kanatlanışı, asla kaybolmuyor. Kâinat gibi, insan da enerjisini sakınıyor. Sonra dağınık duran her şey, biz onu çağırmayı bilirsek, bir yapbozun parçaları gibi birleşip bir şey söylüyor.”
Her Güne Bir Yasa
Kim daha güçlü olmak istemez ki?
Ya da kendini daha iyi kontrol etmek?
Kim hayatta basarıya ulasmak istemez?
Size bir sır verelim, su anda tüm bunların anahtarını elinizde tutuyorsunuz.
New York Times çoksatan listesinin bir numaralı yazarı ve dünyanın önde gelen güç ve strateji uzmanı Robert Greene, yirmi yılı askın süredir milyonlarca insana yol gösteriyor. Simdi, onun bes kitabından derlenen alıntılar ile daha önce hiç yayımlanmamıs eserlerini bir araya getiren Her Güne Bir Yasa, Robert Greene’nin kolay anlasılır ve bilgelik dolu yasalarını tek bir kitapta okurla bulusturuyor. Yılın her günü için özel olarak seçilmis yasaları, okuyucuların yasam savasında görmezden gelemeyecekleri, her gün sadece birkaç dakikalarını ayırarak okuyacakları sekilde sunuyor.
Kitaptaki her bölüm bir aya denk geliyor ve her ay dikkat çekici bir tema etrafında sekilleniyor: güç, bastan çıkarma, ikna, strateji, insan dogası, toksik insanlar, kontrol, ustalık, psikoloji, liderlik, zorluklar ve yaratıcılık. Tolstoy, “Her gün çalısma, her insan için gereklidir,” der. Büyük yazarın da dedigi gibi her gün çalısmayı tesvik eden yapısıyla bu kitap, Greene’yle yeni tanısacak okurlar için bir giristen çok daha fazlası, yazarın kitaplarındaki hayat derslerini içsellestirmeye yardımcı olacak bir yol haritası. Hayat mücadelesinde size ömür boyu eslik edecek, kendi kaderinizi yazarken dönüp tekrar tekrar okumak isteyeceginiz esaslı bir kılavuz.
Ustalık
Yaşamını güç yasalarını inceleyerek geçiren Robert Greene şimdi tarihin en kudretli insanlarının güç sahibi olmak için geçtiği yolların sırlarını sizlerle paylaşıyor. İlk kez bu kitapta tanımlandığı gibi eğer zorlu ama açık yolları izlersek, hepimizin içinde saklı olan usta olma potansiyelini ortaya çıkarırız.
Seçtiğiniz alanın sırlarını öğrenin, sıkı bir çıraklığa boyun eğin, yılların getirdiği deneyimlerin gizli bilgilerini özümseyin, rakiplerinizi geride bırakın ve sonunda içinizde biçimlenecek olan mükemmeliyet modellerini ortaya koyun. Einstein, Darwin ve bu kitap için görüşülen dokuz çağdaş ustanın davranışlarını dikkatle okuduktan sonra, içinizdeki tutku açığa çıkacak ve “usta” olacaksınız.
Kalp Gücüyle Tedavi
Yas tedavi edilecek bir hastalık değil, yaşamın doğal bir parçasıdır. Ruh için kayıp diye bir şey yoktur; sadece her hikâyenin bir başı ve bir sonu vardır. Ama sevgi sonsuzdur.
Düşünce Gücüyle Tedavi adlı kitabıyla milyonlarca insanı zihinsel esaretten kurtaran kişisel gelişimin efsanevi isimlerinden Louise Hay ile kayıp ve yas konusunun en ünlü uzmanlarından David Kessler’ı bir araya getiren bu kitap, yaşadığımız kayıp ve travmaların ardından nasıl şifa bulabileceğimiz konusunda önemli bir rehber. Louise ve David, kalp kırıklığıyla biten bir ilişkinin, boşanmayla sona eren bir evliliğin ya da sevdiklerimizin ölümünün ardından hissettiğimiz duygu ve düşüncelere ışık tutuyor. Louise’in “düşüncenin gücü” konusundaki öğreti ve telkinlerini David’in “ölüm ve yas” konusundaki onlarca yıllık deneyimiyle birleştiren bu eşsiz kitap, yepyeni bir düşünce şeklinin kapılarını aralayarak yaşamınıza sevgi ve mutluluk getirecek.
Yazar Hakkında
Louise Hay, metafizik konferansları düzenleyen, dersler veren ve kitapları tüm dünyada 50 milyonun üzerinde satan bir bestseller yazarı ve eğitmendir.
Louise, 30 yılı aşkın bir süredir, insanların kişisel gelişimine katkı sunuyor ve kendi yaratıcı güçlerini kullanıp potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı oluyor. Kendisi aynı zamanda, kitap, CD, DVD gibi yayınlar vasıtasıyla yaşadığımız gezegenin daha iyi bir yer olmasına çalışan Hay House Vakfı’nın kurucusu ve başkanıdır.
David Kessler, kendi alanında günümüzün en ünlü uzmanlarından biridir. Yas ve kayıp olgusu üzerine çalışmalar yapan David, efsane psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross’la birlikte, Ölüm ve Ölmek Üzerine ve Yaşam Dersleri adlı iki bestseller kitaba imza atmıştır. Ayrıca ölüm döşeğindeki insanların ihtiyaçlarını konu eden The Needs of the Dying adlı bestseller kitabı, Rahibe Teresa’nın bile övgüsünü kazanmıştır. Görüntüler, Seyahatler ve Kalabalık Salonlar adlı kitabın da yazarı olan David, yakınları ölümcül hastalığa yakalanan Elizabeth Taylor, Jamie Lee Curtis ve Marianne Williamson gibi isimlere danışmanlık yapmıştır. Merhum aktör Anthony Perkins ve Michael Landon da David’in sunduğu danışmanlık hizmetinden faydalanan isimler arasındadır.
The Bogeyman in the Closet (Gardıroptaki Öcü) adlı kanser destek vakfının kurucusu olan David, kanserli hastaların hayatlarını iyileştirmeye yönelik seminerler düzenlemektedir. Aynı zamanda Kızılhaç gönüllüsü olan David, Farrah Fawcett Vakfı’nın da yönetim kurulu üyesidir.
33 Stratejide Savaş
Ülkemizde de merakla beklenen, İktidar ve Baştan Çıkarma Sanatı kitaplarının yazarından muhteşem bir eser Tarihteki Kanlı Savaşlardan Esinlenerek Günlük Yaşantımızda Toplumsal Oyunların Üstesinden Gelebilirsiniz Robert Greene dünyanın birçok ülkesinde dolaşarak düzinelerce politik stratejinin felsefi ve dinsel metinlerin ve binlerce yıldır süregelen şiddetli çarpışmaların analizini yapıyor. 33 Stratejide Savaş, günümüz sosyal yaşamında etkili olabilecek başarılı savaş prensiplerini gözler önüne seriyor. Sun-tzu’nun Savaş Sanatı adlı kitabından renkli alıntılarla bezenmiş olan eser Napoleon’dan Margaret Thatcher’a, Zulu Reisi Shaka’dan Lord Nelson’a, Hannibal’den Ulysses S. Grant’a, samuraylardan diplomatların yaşamına kadar geçmişteki ve günümüzdeki savaş stratejilerini inceliyor. Otuz üç bölümde özetlenen stratejiler, yaşamınızda içine girmek zorunda olduğunuz savaşlardan galip çıkmanızı sağlayacaktır. 33 Stratejide Savaş’ın sağladığı psikolojik destekle başarısızlıkları başarıya dönüştürerek her zaman üstünlük sağlayabilirsiniz.
Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili
Yaşamın tüm alanlarında güçlü ve tatmin edici ilişkilerin tadını çıkarmak için…
Çoğumuz, doğduğumuz günden itibaren, insanlarla olan iletişimimizde “doğru/yanlış” çerçevesi içinde rekabet etmek, yargılamak, talepte ve teşhiste bulunmak üzere eğitiliriz. Bize öğretilen düşünme ve konuşma şekli, en iyimser haliyle bile iletişimi aksatır, hem kendi içimizde hem de başkalarına karşı yanlış anlaşılmalar ve hayal kırıklıkları yaratır.
Şiddetsiz İletişim, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi yeni bir çerçeveye oturtmamıza ve ilişkilerimizde derinlerdeki ihtiyaçları duyabilmemize rehberlik eder. Sözlerimiz, alışkanlık haline gelmiş ve otomatik tepkiler olmaktan çıkıp ne istediğimizin farkında olma temeline dayalı bilinçli cevaplara dönüşür.
Şiddetsiz İletişim/Bir Yaşam Dili’nde M. B. Rosenberg, anlattığı hikâyelerle, paylaştığı deneyimlerle karmaşık iletişim sorunlarını, öfke ve şiddete götüren düşünce kalıplarını anlamayı, anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelere dönüştürebilmeyi, kendimizi tam ifade edebilmeyi, korku, utanç veya suçluluk duygusu yerine empatiyle ilişkilerimize farkındalık ve derinlik kazandırmayı öğreneceğimiz uygulanabilir pratik yollar sunuyor.
* Bu kitaptaki tekniklerin, sözün tam anlamıyla dünyayı değiştireceğine inanıyorum. -Jack Carnfıeld (Tavuk Suyuna Çorba kitabının yazarı)
* Marshall Rosenberg’in dinamik iletişim yöntemleri, olası çatışmaları barışçıl diyaloglara dönüştürüyor. -Dr. John Gray (Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten adlı kitabın yazarı)
* Bu kitap, sağlığımızı ve ilişkilerimizi geliştirecek en etkili araçları sunuyor. -Deepak Chopra
Onlar Benim Kahramanım
Şikayet yarışçısı olmayan gizli kahramanların öyküsü...
Abartmayan, alçakgönüllü ve hoşgörülü insanlar, kişisel bütünlük içinde yaşama hizmet etmekten mutluluk duyar.
Şikayet yarışçısı olmayan bu insanları duymayız ama toplum dengesini onlar sayesinde korur. Onlar, gizli kahramanlardır. Bu kitap, iki gizli kahramanın yaşam öyküsünü anlatıyor.
Küçük Şeyler 4 – Eşitler Evi
Biz köle miyiz?
Kollarımızda zincirler var mı?
Yüreklerimizde, zihinlerimizde zincirler var mı?
Galiba var. Çünkü bizler "çağdaş köle"leriz.
Evlerimizde, işyerlerimizde, marketlerde sloganlarla, kredi kartlarıyla, taksitlerle yönetilen, yönlendirilen köleleriz.
Kölelikten ya da kulluktan kurtuluşa nasıl geçebiliriz?
Yaşantılarımızı esirler evinden eşitler evine nasıl çevirebiliriz?
Prof. Dr. Üstün Dökmen, "Küçük Şeyler" dizisinin yeni kitabı Eşitler Evi'nde bu konuları irdeliyor.
Küçük Şeyler 1 – Deniz Kabukları
"Bu kitapta, temel konulara, özellikle toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğüm ve seminerlerimde izliyenlerin etkilendiklerini gözlediğim konulara yer veriyorum. Pek çok kişi televizyondaki "Küçük Şeyler" adlı programımızı izledi, beğendi. Ancak kitap ve televizyon farklı şeyler. Televizyon renkli, ama kitap da gerekli! Televizyonda paylaşamadığım, tartışamadığım konuları burada ele almaya çalışıyorum."
Küçük Şeyler 3 – Yaşama Yerleşmek
Mış Gibi Yaşamlar
Ne demek ‘mış gibi’ yaşam?
Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.
“Böyle insanlar var mı?” diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.
Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak… Ve yaşamadığının farkında bile olmamak…
Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
İçimizdeki Biz
İçimizdeki Biz, yaşamımızdaki dayanışma gerçeğinin temelidir. Bu gerçeği yaşayan insanlar birbirlerine güvenduyarlar. Alie yaşamı, komşuluk ilişileri, ekonomik ve politik yaşam bu güven üstüne kurulur. Böyle bir toplumda trafik ışığında motoru stop eden arabanın sürücüsüne yardım eli uzanır; çocukların ve toprağın geleceğine sahip çıkılır. Evlerin içi kadar sokakların ve kentlerin temizliğine de önem verilir.
Dayanışma bilincinin olmadığı yerde, Sen-ben Anlayışı hakimdir. Evrendeki daşanışma gerçeğinin fark edilmesi Biz Bilinci'nin temelini oluşturur.
Bu kitap, Sen-Ben Anlayışı üzerine kurulmuş aile ve iş yaşamının sorunlarını irdelemekte ve çözümün Biz bilinci'nde yattığını göstermektedir.
O Panda Benim
Yüzlerce kişisel gelişim ve iletişim semineri; binlerce kişisel gelişim, dil eğitimi ve farkındalık videosu ile tanınan Haluk Tatar, okurlarıyla bu kez O Panda Benim kitabıyla buluşuyor.
O Panda Benim, içinden çıkılamayan durumlarda uzanan dost elini ve iyi niyet taşlarıyla döşenen yolları anlatıyor. Bu kitapta dostluk, evlilik ve delirme üzerine ders veren bir büyüleyici bir hikâye sizi bekliyor.
Yeniden başlamak, güvenmek ve affetmek üzerine düşündüren O Panda Benim ile an geliyor korkularımızla yüzleşiyoruz, an geliyor deliliğimizden utanıyoruz.
Zaten Haluk Tatar da “Herkesin bir hikâyesi var. Hikâyeler, insanların büyüsüdür.” diyerek anlatmaya başlıyor ve ekliyor:
“Baştan uyarayım. Bu kitapta okuyacaklarını, bana deli deme diye olabildiğince yumuşattım. Olaylar burada okuyacaklarından daha da vahim ve inanılması zor şekildeydi. Birazdan okuyacaklarının hepsinin açıklaması da, yine bu kitap bitmeden sana verilmiş olacak.”
Sen Değişirsen Her Şey Değişir
İnsan kaderini değiştirebilir mi? Bundan seneler önce bana bu soru sorulsaydı kesinlikle hayır derdim. Bana göre kader asla değiştirilemeyen bir şeydi ve herkesin o kadere boyun eğmesi gerekiyordu. O sıralarda kendi içsel yolcuğuma henüz başlamamış ve evrene dair büyük sırları keşfetmemiştim.
Her şey uzun yıllar önce girdiğim bir depresyonla başladı. Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum? sorusu zihnimden çıkmıyordu. Çünkü insanlar değişse de yaşadığım olaylar hep aynıydı. Sanki sürekli aynı yerde takılan bir filmde oynuyor gibiydim. Karşımdaki oyuncular sürekli değişiyor ama senaryo bir türlü değişmiyordu. İşte içsel yolculuğum bunu fark etmemle başladı.
O zamanlar bilinçaltımın derinliklerinde saklı olan kök inançlarımın hayatımı nasıl etkilediğini bilseydim, onları nasıl değiştireceğimi ve istediğim gibi hayatı nasıl yaratabileceğimi de bilirdim.
Başak Sayan; Bağlanma Korkusu, Kelebeğin Kaderi, Ölü Kuşların Sessizliği ve Nigâhdar romanlarının ardından ilk otobiyografik kitabında kendi hayatının iplerini nasıl eline aldığını ve içsel yolculuğunda nelerle karşılaştığını bilim ve felsefeyle temellendirerek olanca samimiyetiyle anlatıyor.
Bu kitap, insanın elindeki en büyük gücü nasıl kullanması gerektiğini, inancın ve düşüncenin neler yaratabileceğini, bilinçaltında bulunan kök inançların nasıl değiştirileceğini, arzu edilen bir yaşamın nasıl tezahür ettirileceğini detaylarıyla ve 21 günlük bir çalışmayla okura sunarken, aynı zamanda kişinin gerçek özü ile bağlantıya geçmesini de sağlıyor.
Keşke her insan kendi sihirli lambasına sahip olduğunun ve dilediği her şeyin gerçekleşeceğinin farkında olsa...
Kalbin Anahtarı 2 – Ruhuna Dokun
Ruhuna dokun, Kalbini dinle.
Yaşadıklarına şükret; iyisiyle, kötüsüyle. Acının da, mutluluğun da üzerine doğar her yeni gün. Zaman geçer sen yenilen diye. Yarın neler olacak diye düşünmekten daha iyisi, yarın neler yapman gerektiğini bilmektir.
Bil, düşün, yardım et, sev, dokun, yaşa.
Her yaşadığın aslında seni sen yapıyor; çünkü mutluluk varış değil, yoldaki mücadelenle gelendir.
Bu yolda Kalbin Anahtarı 2 sana rehber olacaktır.
Sınırsız Güç
Evet, yaşamda istediğiniz herhangi bir şeyi yapabilir, yaratabilir, başarabilir ve elde edebilirsiniz. Zihinsel gücün sihiri konusunun en büyük ustası olan Robbins, bu sayfalarda kendi kendinizi nasıl kullanacağınızı göstermektedir. 0, hırsla ve incelikleriyle; ne isterseniz olabileceğinizi, ne yapabileceğinizi ve ne yapamayacağınızı zihninizin durumunun belirlediğini, tüm başarılı sonuçların modellenebileceğini ve aynen tekrarlanabileceğini göstermektedir Size; dakikalarla ifade edilen sürelerde zihninizin korkuları yok etmek için nasıl yeniden programlanacağını, vücudunuzun çok sağlıklı ve enerjili olması için hangi yakıtların kullanılacağını, diğer kişilerle olan ilişkilerinizi nasıl geliştireceğinizi, nasıl ikna edici bir iletişimci olunacağını ve karşılaştığınız herhangi bir kişiyle ahengin anında nasıl sağlanacağını, diğer kişilerin başarılarını kendiniz için tekrar nasıl modelleyeceğinizi, zenginlik ve mutluluğun beş anahtarını. Asıl Başarı için nasıl ustalaşılacağını açıkladıkça; coşkusu salgın hastalık gibi herkese bulaşmaktadır. Robbins onu kişisel başarının yeni bilimi olarak adlandırmaktadır. Siz de onu hayatınızda karşılaştığınız en iyi şey olarak adlandıracaksınız.
Olan Biteni Kaçırma Keyfi Aşırılık Çağında Kendine Hakim Olmak
Sosyal bilimcilerin “aşırılık çağı” diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz.Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor. Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil. O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız?
Seçeneklerle ve ayartmalarla dolu hayatımızda, en kötü senaryo olan biteni kaçırmak. Son gelişmeleri, maç sonuçlarını, bize özel alışveriş fırsatlarını yakalamaya çalışırken, en çok odağımızı korumakta zorlanıyoruz. Özdenetim, itidal, ölçülülük gibi kavramlar yerini hedonik bir döngüye mi bıraktı? Bir şeyden feragat etmeden bir diğerine tutunmak mümkün müdür? Her şeyi birden yapma telaşının bedeli nedir? İnsan potansiyeli efsanesi nedir, eylemlerimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Sonsuz mutluluk ve doyum arayışı saplantısından kurtulabilir miyiz? Her şeyi deneme arzusunun kaynağı nedir? Sınırlar her durumda aşılmak için midir, onlarla yaşamak bize ne kazandırır? Kendine hâkim olma sanatı öğrenilebilir mi? Kışkırtıcı, davetkâr ve sınırsız bir dünyada kurumlar, örgütler,teknolojiler ve sosyal yapılar bizi nasıl belirler?
Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann Olan Biteni Kaçırma Keyfi’nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor. Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres,depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor. Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.
Hayatla Bir Anlaşma
Hayatın zorlukları bitmeyecekse, hayatla savaşmayı bırakmak ve bir anlaşma yapmak gereklidir. Bu anlaşma hem
hayatı olduğu gibi kabul etmeyi, hem de doyasıya yaşamak için eyleme geçmeyi içerir.
“Zihnimiz ve bedenimiz, travma ve benzeri yaraları iyileştirebilmek için sağlam bir donanıma sahiptir. İhtiyacımız olan şey, bu donanımın dilini anlayabileceğimiz şekilde bilgilenmektir. Derin bir içgörüye ihtiyacımız var. Ezbere ve hap bilgilerle kendimize yardım edebilmemiz pek mümkün değil. Ancak ‘travma bilgili’ bir perspektif, başka bilgileri tartma yetisini de geliştirir ve bu sayede kaynaklarda ne arayacağınızı çok iyi bilirsiniz.”
Klinik Psikolog Merve Başibüyük, problemleri çözebilmemiz için öncelikle ortada bir problemin olduğunu bilmemiz gerektiğini vurguluyor ve bizleri, çoğunlukla farkında olmadığımız, bazen kaçtığımız veya varlığını çoktan unuttuğumuz yaraları nasıl iyileştireceğimizi anlatan bir yolculuğa çıkarıyor. Yetişkinlikte yaşadığımız sorunları ve ilişkilenme biçimlerimizi daha iyi kavrayabilmemiz için farklı ekollerden ve çok aşamalı egzersizlerden faydalanıyor.
Okura “kendi kendinin psikoloğu olma” yöntemlerini anlaşılır bir dille ve cömertçe sunan Hayatla Bir Anlaşma, gündelik yaşantılarınızı iyileştirmenize yardımcı olacak değerli bir ilk yardım kitabı.
Erteleme Sanatı
Teslim tarihlerini kaçırıyor, cevaplamanız gereken e-postalar varken internette geziniyor, yapmak zorunda olduğunuz bir iş varken başka bir şeye odaklanıyorsanız, bu kitap tam size göre.
John Perry bu kitapta, gerçek bir ertelemecinin gözünden erteleyenlerin aslında ne kadar sıklıkla birçok işi halledebildiklerine işaret ederek bu “kusur”un faydalı yanlarına odaklanıyor. Yapılacaklar listenizdeki her şeyi başaramıyor olabilirsiniz ama bu tembel olduğunuz anlamına gelmez. Sadece bu listeyi farklı bir şekilde ele almanız gerekir. Erteleme ile mükemmeliyetçilik arasında sancılı bir ilişki vardır ve bir işi mükemmel olamayan bir şekilde tamamlamak için kendinize izin vermeyi öğrenmek, bu engeli aşmanıza yardımcı olabilir.
Bir ertelemecinin içgörüleriyle dolu olan kitap, Perry’nin kendine has yöntemleriyle erteleme çıkmazına düşen okuyucu için felsefi bir gelişim programı sunuyor. Ertelemeyenlerin düzenine uygun bir dünyada bir ertelemeci olarak yapmayı başardığınız şeyler için kendi sırtınızı sıvazlayın ancak boşa harcadığınız zamanın tadını çıkarmayı da unutmayın.
Kalbin Şifası Hayatın Zincirlerinden Kurtulmaya Dair İçgörüler
Dünyaca ünlü bir davetçi ve başta gençler olmak üzere çok geniş bir kitleye manevi ve ruhsal gelişimi İslam perspektifinden anlatan bir konuşmacı olan Yasmin Mogahed Kalbin Şifası’nda hayatın zincirlerinden kurtulmaya dair içgörüler kazandıran bir bakış açısı sunuyor. Kalbimizi bağladığımız “şeyler”, insanın maneviyatını sabote eder boyuta geçen aşk duygusu, hayatın getirdiği imtihanlar, Yaratıcımızla kurduğumuz ilişki, kadınlara kültürel olarak yüklenen ekstra zorluklar gibi temalar üzerinden bir farkındalık oluşturuyor.
Kalbin Şifası yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil, aynı zamanda kalbin yolculuğuna dair bir rehber. Hayatı bir okyanusa benzeten Mogahed, kalbinizi bu okyanusun derinliklerine batmaktan nasıl koruyacağınızı ve batarsanız ne yapmanız gerektiğini anlatıyor. Kurtuluş, umut ve yenilenmeden bahsediyor. Her kalp iyileşebilir ve yaşadığımız her an bizi, hayatımızı değiştirecek o dönüşe yaklaştırmak için yaratılmıştır. Kalbin Şifası işte o her şeyin durduğu ve bambaşka göründüğü ânı, kendi uyanışımızı bulma yolunu gösteriyor bize. İşte o zaman, daha iyi, daha doğru, daha hür bir insan olduğumuz hâlimize geri dönebiliriz.
“Kalbin Şifası, İslam’ın manevi mesajını yansıtıyor: sade, derin ve yüceltici. Yasmin Mogahed kişisel ve samimi yolculuğu boyunca okurunu çok özel bir şekilde beraberinde götürüyor: kalpten kalbe hitap ediyor, aklı tatmin ediyor. Kitap, elde ettiği başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Bu kitap her birimizin Bir Olan’a ve kalbimize yaklaşmasına yardımcı oluyor. Kalbin Şifası, madde ve mânânın sevgi ve huzur yoluyla uzlaşısını anlatıyor. Hepimizin buna ihtiyacı var.”
Tarık Ramazan
Bırak
En son ne zaman kredi kartı ekstrenizi incelediniz?
Yoksa sizin için de ekstrenize bakmak en büyük kâbuslardan biri mi?
Nakit parayla aldığınız son şey neydi? Nasıl hissettiniz?
Titredi mi eliniz parayı verirken?
En büyük hayaliniz ne? Bahçeli ev mi? Tekne mi? Lüks araba mı?
Peki bu hayalin sizin olduğuna emin misiniz?
Başkasının hayalini satın alıp üzerinize giymek istiyor olmayasınız?
Psikolog değilim ama çok net bildiğim bir şey var: Parayla ilişkimiz fena halde duygusal! Aslında bizi para harcamaya iten en temel neden duygularımız. Eksiklik, değersizlik hissimiz. Ama kendimize de yüklenmeyelim. Sistem öyle şahane bir biçimde kurgulanmış ki cebimizdeki parayı kaşla göz arasında almayı bir güzel başarıyor. Biraz canım sıkkındı, ne yapayım bu kadarlık harcamam da olmasın mı yani bahanelerine sığınıyoruz, sistemin adına da tüketim toplumu deyip geçiyoruz.
Sistem bize her şeyi mutluluk, güzellik, seksapel, karizma, gençlik vaadinin paketine koyarak satıyor. Önce eksiklik duygusunu yaratıyor sonra bu eksikliği giderecek şeyi temassız alışverişin zahmetsiz bip sesiyle elimize bırakıyor.
İşin sonunda olan ise bize oluyor. Ek hesapla yaşıyoruz, maaşımızı görmeden kredi kartına yatırıyoruz, ekstrelerden öcü görmüş gibi korkuyoruz, her sabah alarmın sesini duyunca sırtında kırbaç görev başına çağrılan kürek mahkûmu gibi hissediyoruz.
Ama bu kitabı aldığınıza göre artık bunun değişmesinin zamanı geldi! Ben bu kitapla size paranın aslında ne olduğunu anlatacağım. Gerçekte ne işe yaradığını. Nasıl duyguyla hareket ettiğini. Ne yaparsak büyüdüğünü ne yapmazsak eridiğini.
Size önce harcarken kazanmanın yolunu öğreteceğim, sonra da en doğru yatırımlarla zengin olmanın.
Zenginlerin hep bildiği, nesillerdir uyguladığı çok basit kuralları anlatacağım.
Ki zenginliğin bir bakış açısı, bir zihin yapısı olduğunu kavrayalım.
Dediklerimi yaparsanız zengin olacağınızı garanti ederim.
Neuro Aşk
AŞK neden var gerçekten?
Peki, gerçekten de sihirli mi? Kalpten mi başlıyor? Yoksa karındaki kelebeklerle mi?
Ya da AŞK tamamen beyinde yaşanılan bir süreç olabilir mi?
Daha da önemlisi biz AŞK sürecini öğrenerek istediğimizi kişiyi hayatımıza çekebilir miyiz?
Daha önceki kitaplarım Yıka Beynini, Beynine Format At ve Sağlığına Format At’ı okuduysanız ya da bir şekilde denk geldiyseniz yaşamda başımıza gelen her şeyde beynimizin bizi nasıl yönlendirdiğini anlatmıştım.
Ben size bu kitapta aşkın ilk insandan başlayan milyonlarca yıllık kurallarını, bilimini ve NeuroAŞK’ı anlatıyorum.
Ve günlük hayatta doğru aşkı ve ilişkiyi yaşamak için en pratik tüyoları ve aşkta kaybeden taraf olduysanız AŞK acısını, ayrılıklar sonucu oluşan değersizlik hissini NeuroFormat sistemiyle nasıl temizleyeceğinizi de öğreneceksiniz.
Aşkı gerçekten anlamaya ve kazanan olmaya ne dersiniz?
Yıka Beynini
Bilinçaltına format at!
Sorun sende değil! Onda!
Kimden mi söz ediyorum? Başımızın üstünde yeri olan beynimizden tabii ki… Tamam, kabul! Daha yüzde 10’unu bile kullanamazken bizi uzaya gönderdi! Sayesinde “Işınla beni Skati” cümlesini kurmamıza az kaldı! Ama bazen işleri çok abartıyor. İşgüzarlık etmeye kalkıyor.
Kötü hiçbir şey olmasa da hayatımız çocukluğumuzdaki kadar keyif vermiyor… Genciz, güzeliz, yakışıklıyız, işimiz gücümüz var çok şükür ama sokaktaki çiçekçinin özgüvenine sahip değiliz… Toplantıda bir konuşma yaparken, hiç çalışmadan sözlüye kalkmış öğrencinin ruh haline girebiliyoruz.
Neden sizce? Çünkü beynimizin yıkanmaya ihtiyacı var! Çünkü doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız her negatif durumu arşivleyen, korkuları, kaygıları biriktirip her yeni koşulda önümüze diken bir koleksiyoncu o!
Gelelim iyi habere! Çözüm çok kolay! Hadi ona her şeyin yolunda olduğunu söyleyelim. Ve bu kitapla başarı, sağlık, özgüven, bolluk ve bereket için beynimizi formatlayalım…
Anne Beni İyileştir
Bu kitabı yazmasam olmazdı!
İtiraf edeyim beş sene önce bana böyle bir kitap yazacaksın deseler pek de inanmazdım.
Neden mi? Çünkü gayet batı tarzı bir eğitim almış, dünyada materyalizmin merkezi kabul edilebilecek Amerika’da liseyi ve üniversiteyi bitirmiş, iflah olmaz bir pozitivist olarak bu kitapta size benim de evrenle ilgili algımı, hayata bakış perspektifimi tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiden söz ediyorum.
Doğrusu ben NeuroFormat sisteminin çocuklar ve çok küçük yaşlarda çıkan sorunlar üzerinde katkısının sınırlı olacağını düşünmüştüm. Çünkü sistem, birçok rahatsızlıkta bu rahatsızlıkların sebebi olan kaynak travmaların bulunup temizlenmesine dayanmakta. Tabii ki bahsettiğim şekilde çocuklar ve erken yaştaki sorunlar için bu zordu.
Ama öyle şeyler oldu ki gördüklerim benim bile beklentimin onlarca hatta yüzlerce kat üzerine çıktı. Alerjilerden cilt sorunlarına, özgüven eksikliğinden hiperaktiviteye ve öğrenme güçlüğüne hatta otizme kadar, yüzlerce çocukta muazzam sonuçlara şahit olduk.
Sevgili anneler, size mesajım şu: Çocuğunuz hastaysa tek çare sizde olabilir. Hayır, bahsettiğim bir sevgi klişesi değil. Elbette sevgi çok önemli ama ben küçük iyileşmelerden değil gerçek ve kalıcı bir çözümden bahsediyorum.
Detayları öğrenmeye, çocuğunuzu iyileştirmeye, hayata bakış açınızı değiştirecek yepyeni bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız?
Minimalizm – İnsanları Sev Eşyaları Kullan
Hayatınız daha azla nasıl daha iyi olabilir?
Bir hayat hayal edin: daha az eşya, daha az dağınıklık, daha az stres, daha az borç ve hoşnutsuzluğun, dikkatinizi dağıtan şeylerin daha az olduğu bir hayat.
Şimdi de şöyle bir hayat hayal edin: daha fazla zamanınızın, daha anlamlı ilişkilerin olduğu, daha fazla gelişebildiğiniz, başkalarına daha fazla katkıda bulunabildiğiniz, daha fazla keyif aldığınız, içinde bulunduğumuz kaotik dünyanın tuzaklarından etkilenmeyen, tutku dolu bir hayat. Hayal ettiğiniz bu hayat, bilinçli ve amacı olan bir hayattır. Ve bu hayata ulaşmak için size engel olan fazlalıklardan kurtulmanız gerekecektir.
“[The Minimalists] okuyuculara dünyevi varlıklarını değerlendirmeleri ve iyi bir hayat yaşamak için gerçekten neyin gerekli olduğunu sorgulamaları için ilham veriyor.”
- Library Journal
“The Minimalists, aşırı şeylere olan bağımlılığınızdan kurtulmanın getirdiği ruhsal, duygusal ve finansal özgürleşmeyi etkili bir şekilde anlatıyorlar. Keşiş değiller ve tek bir pirinç tanesiyle yaşamıyorlar - sadece bir sürü fazla şeyden kurtularak hayatlarını değiştiren sıradan adamlar.”
- Elizabeth Gilbert, Ye, Dua Et, Sev’in yazarı
“Tüketimcilik karşıtlığının içten peygamberleri.”
- The New Yorker