Bir Dünya Yıkıldı
Boşluk
Herşey bir depremle başladı. Şiddetli bir yer sarsıntısının sebep olduğu bir felaket... Ve felakettenn pay alanlar ile çıkar sağlayanlar...
İyi ile kötünün bitmeyen kavgasına ayna tutan bu romanda bize ait izler bulurken, bazı şeyleri yeniden keşfetmenin de tadını yaşayacaksınız. Bir asra yakın dönemdir içinde bulunduğumuz sosyal atmosferin ve olguların minyatürünü sunan bu romanı bir solukta okuyacaksınız.
Dallar Meyveye Durdu
Yanık Buğdaylar
Her şey bir depremle başladı. Şiddetli bir yer sarsıntısının sebeb olduğu bir felaket...
Ve felaketten pay alanlarla çıkar sağlayanlar. İyi ile kötünün bitmeyen kavgası.İyisi ile kötüsü ile bizim insanlarımız. Ve bizim ülkemizin bir köşesinde kırsal kesimde birbirini izleyen nesiller arası olaylar dizisi. Yetmiş yıllık tarihimizin sembollerle ifade edilen bir minyatürü...
Problemlerin çıkış noktasını da göreceğimiz bu romanda. kendinizden de izler bulacak. mutluluğa atılan admları hissedeceksiniz.
Seçme Hikayeler 2
Türk edebiyatının ölümsüz yazarlarından Ömer Seyfettin tarihimize ve kültürümüze ayna tutar. Onun hikâyeleri birçok yayınevi tarafından yayınlanmış olmakla birlikte yayınevimiz seçme hikayeleri aslından ( Osmanlıca’dan ) yeni Türkçe’ye yeniden çevirmek suretiyle 100 Temel Eser projesine uygun olarak yayın hayatımıza kazandırmıştır.
Seçme Hikayeler 1
Türk edebiyatının ölümsüz yazarlarından Ömer Seyfettin tarihimize ve kültürümüze ayna tutar. Onun hikayelerinde kendimizden bir şeyler buluruz. Onu okumak, onu anlamak, onunla mazinin şanlı sayfalarında gezinmek, çocukluk günlerimize dönmek mümkündür. Onun satırlarında bizi ve kültürümüzü hor görenlere ince bir alayla, en güzel şekilde verilmiş cevaplan bulabiliriz. Onun düşünce ve idealleriyle ufkumuzu donatabiliriz. Bütün bunlar için yapılması gereken onun hikâyelerini elimize alıp satırlann dünyasına bir yolculuk yapmak...
Odalarda
Düşünüyorum da, "Odalarda" l960’ta yayınlanan ilk biçimiyle de, bu son biçimiyle de bir serüven romanı değil, hem hiç değil. Roman, sürükleyiciliğini olayların şaşırtıcı akışından almıyor. Öyle okunup bir başkasına kolayca özetlenip anlatılacak çarpıcı bir konusu da yok. Roman, başından sonuna, dingin bir anlatımla sürüp gidiyor. Romanın bitişi de öyle. Tıpkı başladığı gibi. Bilmiyorum, bazıları için sıkıcı gelebilir, ama ben, bu dingin anlatış biçimi içinde, okuyanın ilgisini asıl ayrıntılarla ayakta tutmaya çalıştım. Bu da -bütün usta yazarlarda gördüğüm- müthiş bir yalınlığı gerektiriyordu. Bu yalınlığı başarabildim mi, bilemem. Bu kararı okurlar verecek. -Erdal Öz-
Gülünün Solduğu Akşam
"Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil" ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevinde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım.
Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı.
'Gülünün Solduğu Akşam', serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.
-Erdal Öz
Otuz Beş Yaş
"Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider."
Cahit Sıtkı Tarancı'nın bu dizelerle başlayan " Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk Edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde, yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçeyi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir."
Tarancı'nın şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır. "Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiir hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması(...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olmasına şaşmamak gerekir." Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.
Anadolar
Romantika
Romantika, Turgut Özakman'ın, Korkma İnsancık Korkma'dan sonra, ikinci romanı. Yine şaşırtıcı bir aşkın öyküsü. Bir aşk güzellemesi. 1960-1987 dönemine özgü çalkantılar. Sürprizler, oyunlar, dönüşümlerle dolu, gizemli bir ilişkinin gizli tarihi. Kuşaklar arası çatışmalar. Renkli, ilginç, şaşırtıcı karakterler. Kıvrak, akıcı, neşeli bir dil, yalın bir üslup. Çok acılı bir anlatım tekniği, usta işi bir kurgu. Konusu, kişileri, tekniği, kurgusu ile farklı bir roman.
Korkma İnsancık Korkma
Periler padişahının kızı Züleyha gibi çırılçıplak saçlarını beline akıtmış, ayakta duruyordu. Su tanecikleri inci dizisi gibi teninden aşağı süzülüyor, su almak için eğilip doğruldukça, ıslak kalçaları Balkız’ınkiler gibi kabarıp sönüyordu. Birden yan dönünce, soluğum kesildi... Sevdiğim her şey onda toplanmıştı.
Oturaklı Başkan
Kaçak Kız -34
İhtiyar Çilingir
İnsan ve toplum anlayışımızın çağdaşlaşması, dilimizin özleşmesi yolunda büyük atılımlar yapan 1. Dünya Savaşı kuşağının Türk yazınında başlattığı gelişme içinde Memduh Şevket Esendal'ın önemli bir yeri vardır. Geniş ve çok yönlü gözlem gücüyle, yalın bir anlatımın ustaca birleştiği ilk seçkin ürünler Esendal'ın imzasını taşır. Bu yetkinliğin yanısıra hümanist bir duyarlığı sürekli ön planda tutarak, olay dokusunda temel toplumsal dinamikleri eksen alması, onu, özgün ve kalıcı bir sanat evreni yaratabilmiş büyük yazarlar düzeyine çıkarmaktadır.Eski kuşak okurlarının MŞE tiryakiliğine, artık yeni kuşaklar da katılmaya başladı. Bu, yazınımızda azımsanmayacak önemli bir olay. MŞE'nin yapısından geliyor bu, biraz da. Çünkü O, hikâyelerini sadelik içinde, hiç gösterişe kapılmadan, olağanüstü bir alçakgönüllülükle yazmıştır. En derin sulara, gizlere, tatlara işte bu üstün beceriyle inebilmiştir.
Anadolu Tanrıları
Aganta Burina Burinata
Balıkçılar, sünger avcıları, dalgıçlar, gemiciler...Halikarnas Balıkçısı’nın hikaye ve romanlarıyla gelen bu tipler, sadece edebiyata ilk kez geldikleri için ilginç değildirler. Balıkçı, denize bağlı olarak, güzelliği, özgürlüğü, başkaldırıyı, insanoğlunun geçmişteki ve gelecekteki arayışlarını kayıplarını, bunalımlarını, korkularını, ışığı kırar gibi kendiliğinden alabildiğine etkin bir anlatımla ortaya koyarak, çağdaş insancıl bakışla eski uygarlıklar arasındaki bağları göstermiştir. Balıkçı’nın ilk romanı olan Agata Burina Burinata, yazarın şiirli ve müzikli dilinin, doğa ve insan sevgisinin, tanıtım ve duygusal gücünün en güzel örneklerinden biridir.
Bütün Eserleri-7 Yalnız Efe
Kara Pamuk
Bütün Eserleri-8 Falaka – Kaşağı – And
Sen Kim Hovardalık Kim
İlyas Efendi
Ayaşlı İle Kiracıları – Bilgi Yayınevi
Memduh Şevket Esendal'ın Bütün Eserleri dizisinin ilk kitabı olan 'Ayaşlı ile Kiracıları', yazarın en önemli yapıtlarından biridir. 1946'da CHP Roman Ödülü'nü de alan yapıtta, Memduh Şevket Esendal cumhuriyetin ilk yıllarındaki Ankara'dan bir kesit sunar. Eğitimleri, uğraşları, dünya görüşleri farklı insanların ilişkilerini büyük bir ustalıkla sergiler. Romandaki kişilerde, dönemin bütün özelliklerini yansıtmaktadır. Memduh Şevket Esendal, bireysel öğelerden bir bütüne ulaşmanın en güzel örneğini vermektedir...
Zıkkımın Kökü – 18
Muzaffer İzgü'nün, 'yaşamöyküsü'nü anlattığı Zıkkımın Kökü, aynı adla sinemaya uyarlandı. Memduh Ün ile Macit Koper'in senaryolaştırdığı, yönetmenliğini Memduh Ün'ün yaptığı; Menderes Samancılar, Meriç Başaran, Günay Girik, Elif İnci, Sırrı Elitaş ve Emre Akyıldız'ın rol aldığı Zıkkımın Kökü filmi, Hindistan Udaipur Film Festivali'nde Altın Film, Tokyo Film Festivali'nde Asya'nın En İyileri, İspanya'da En İyi Yönetmen ödüllerine değer görülürken; Adana'da Altın Koza'da beş ödül birden, Kültür Bakanlığı Ödülü, Paris'te 1994'te Cine Junior en büyük ödülünü de aldı.
Turgut Reis
Halikarnas Balıkçısı, "Turgut Reis"in tarihsel kişiliğini çok severdi. "Balıkçı" çeyrek yüzyıl yaşadığı Bodrum’un, Sıralovaz Yarımadasının ucundaki, Karabağ köyünde doğan "Turgut Reis"in serüvenini romanlaştırırken aynı zamanda "Turgut Reis"in yaşamı çevresinde Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişme ve gerileme dönemlerini de gözler önüne sermiştir. "Balıkçı"nın engin deniz bilgisi ve şiirsel bir dille kaleme aldığı yapıt, deniz kurdu "Turgut Reis"in destanıdır bir bakıma.
Bütün Eserleri-3 Bomba
Bütün Eserleri 9 – Aşk Dalgası
Bütün Eserleri-5 Yüksek Ökçeler
Bütün Eserleri-2 Eski Kahramanlar
Ömer Seyfettin , Birinci Dünya Savaşı yıllarında halkın yiğitlik duygularını coşturmak amacıyla konularının çoğunu eski tarihlerden aldığı "Eski Kahramanlar" başlıklı tarihi epik hikayelerle, konularını Çanakkale Savaşı’ndan aldığı "Yeni Kahramanlar" başlıklı çağdaş epik hikayeler yazmış, yenilgiyle sona eren savaş ertesinde artık yiğitlik hikayeleri yazmanın anlamı kalmayınca, "Zamane Yiğitleri" genel başlığı altında İstanbul kabadayılarını ele alarak, eski yiğitlerle zamanın kof yiğitleri arasında karşılaştırma olanağı hazırlamıştır.
Bütün Eserleri-4 Harem
Çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden olan Ömer Seyfettin, yaşıtları gibi çalışmalarını roman üzerine değil, kendisine daha yakın bulduğu küçük hikâye türü üzerine yoğunlaştırmış, bir yandan çağdaş Türk hikâyeciliğinin ana temellerini atarken, bir yandan da özü ve anlatımıyla son derece kişisel bir hikâye evreni kurmayı başarmıştır.Yazarın en ünlü hikâyelerinden Harem'in adını taşıyan bu derleme, içtimai roman diye nitelendirdiği Ashab-ı Kehfimiz'i, unutulmaz Fon Sadriştayn tipi çevresinde dönen öteki iki hikâyesini içermektedir.