Frankenstein Bağdat’ta
Sıra Dışı
Leyla Yokuşu
Yeryüzünün Kalbi
“Bugün sen yalnız kendin için değil, gökyüzündeki bütün yıldızlar, galaksiler ve gezegenler için; yeryüzündeki bütün çiçekler, köpekler, kediler, yeni doğmuş bebekler ve kurumaya yüz tutmuş ağaçlar için dans edeceksin! Sen onların ışığısın! Bu yüzden oraya çık ve parılda!”
Afrika’nın Mbuti Kabilesi’nden Türkiye’ye gelen bir çocuk Bamba. Uzun yolculuğu sonrasında birdenbire kendini ağaçsız ve çiçeksiz, betonların arasında buluyor. Bu ülkede çiçeklerin para karşılığında satıldığını, sebzelerin ve meyvelerin poşetlenip pazarlandığını, ağaçlarınsa şehirlerden çok uzak tepelere dikildiğini üzülerek fark ediyor.
Kendi yaşıtındaki çocuklar, televizyon dedikleri bir kutunun başında, bilgisayar veya oyun konsollarıyla saatlerini harcıyor. Ellerinden düşmeyen telefonları, burunların ucunu dahi görememelerine neden oluyor. Bamba bir karar veriyor: Çevresindeki insanlara çoktandır unuttukları, sokakların neşesini, yeşilin kıymetini, hayvanların dostluğunu, paylaşmanın ve sevginin önemini hatırlatacak, farkında olmasalar da bütün güzelliklerin aslında her an onları çevrelediğini gösterecek.
Yeryüzünün Kalbi’nde gri duvarların bile renklenebileceğini, küçücük anlardan kocaman mutluluklar yaratılabileceğini ve en önemlisi hiçbir ayrım yapmaksızın dünyaya gelen her çocuğun yeryüzünün çocuğu olduğunu öğreniyoruz.
Son Hasat
Kalbime Sessizliği Anlatamadım
Aşk sabır, aşk vefa, aşk hoşgörü ve sadakat... Aşk mutluluğu bekleyen gönüllerin özlem bestesini yapan kutsal bir dua... Aşk gurur ve kalpten silinmeyen duygularla ebediyete yazılan teslimiyet mektubu... Şayet aşkın vuslat varsa hayatın en anlamlı süsü olur. Ayrılık varsa susan gönüllerin sır kasasında toprağa düşen kaderi olur...
Bir taşra hikâyesi bu...
Yıllara yayılan, gelecek kuşaklara dokunan hazin bir aşk...
Kan davasının yıktığı yuvalar, ayırdığı gönüller...
Gerçek huzurun, barışın ve aşkın peşinde, arayış içindeki kalpler...
Bugüne kadar 50’yi aşkın eseriyle, Türk edebiyatının dikkat çekici yazarlarından biri haline gelen Ahmed Günbay Yıldız’dan okuru alıp sürükleyecek, aşka ve hayata dair sorularla dolu, çarpıcı bir roman: Kalbime Sensizliği Anlatamadım...
Kendine Ait Bir Ada
Annelerinin ölümünün ardından, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeye çalışan Holly, Jonathan ve Davy isimli üç kardeşin hayatla mücadelesi...
Ailenin zengin ama huysuz halası Irene hastalandığında, kendisini ziyarete gelen çocuklara gizemli bir fotoğraf albümü hediye eder. Gizemli fotoğraf albümüyle beraber kendilerine miras kalan mücevherleri aramak için çıktıkları bu yolculuk onlara bir çok şey katarken, sizleri de derinden etkileyecek.
‘Fevkalade…harika bir hikaye’
- Lorna Bradbury, Telegraph
‘Sürükleyici ve tamamiyle ürpertici’
- Bookseller
‘Yazmak bir çeşit büyü ve Sally bu sanatın gerçek bir uygulayıcısı’
- Katy Moran’ın Kitap Eleştirisi Blogu
‘Bu kitabı seviyorum’
- Jacqueline Wilson
‘Zarif, zeki, hareketli’
- Guardian
‘Nicholls muazzam enerjisi ve gücü olan bir yazar. Harika, çağrıştırıcı, canlı’
- Literary Review
‘Kesinlikle harika’
- Bookwitch
Yeşil Adanın Çocukları
Yeşil Ada’nın Çocukları romanı, Cumhuriyet’in 75. yıl dönümü sebebiyle Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen eser yazma yarışmasında Çocuk Roman Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür.
Bir Türk ve Rum çocuğun savaş sırasındaki dostluğunu ve barışa olan özlemini anlatan roman, aynı zamanda 1974 yılında Kıbrıs'ta yaşananlara da ışık tutuyor. Yeşil Ada'nın iki çocuğu olan Cengiz ve Yorgo o savaş günlerinde sevgi dolu yürekleriyle dostluğu ve sevgiyi bize yeniden yaşatıyorlar...
Ve biz de diyoruz ki:
"Sevgi, dostluk ve barış sınır tanımaz."
Emilia Ağaçta
Linus, diğer adıyla Stoerte, ailesiyle birlikte Hamburg’dan Münih’in bir köyüne taşınır. Stoerte köy hayatının katlanılmaz ve sıkıcı olduğunu düşünürken Emilia ile tanışır. Emilia, köydeki bir ağacın kesilmesine karşı elinden geleni yapan bir ağaç koruyucusudur. Hatta başbakana bile ağacın kesilmemesi için bir mektup yazmıştır! Emilia’nın cesaretine hayran kalan Stoerte ona yardım etmeye karar verir...
Kara Güneş
Kurt Ve Kuzgun-Çaldıran Kılıçların Ve Şiirlerin Savaşı
Cihanı titreten bir hükümdar, Yavuz Sultan Selim…
Doğuya nam salan şahların şahı, Şah İsmail…
Yüzünü batıdan sonra doğuya döndüren Osmanlılar…
Her geçen gün biraz daha güçlenen, güçlendikçe de sesi yükselen Safeviler…
Ve dünyanın kaderini değiştiren bir savaş, Çaldıran…
Osmanlı’ya doğunun kapılarını açan savaşın, en zorlu çarpışma anlarında güle oynaya ölüme yürüyebilen adsız kahramanlar, Karatuğlar…
Ve Osmanlı’nın geleceğine damga vuran casusların piri, Vehimi!
Tarihi romanlarıyla yüz binlerce okuru geçmişin şanlı zaferleri ve heyecan dolu sahneleriyle buluşturan ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu, Çaldıran Muharebesi’nin 500. yılında bugünkü Ortadoğu haritasının temellerini atan savaşı yazdı.
KURT VE KUZGUN…
Yalnızca kılıçların değil, şiirlerin de en güçlü silahlar kadar etkili olduğu kıran kırana bir mücadele…
Aşk-I Sükun
Cengiz Han
Kerime
Mücella
Anılar Da Yakılır
Kan davası yüzünden yurtlarını bırakıp bir Akdeniz beldesine yerleşen iki varlıklı aile: Oflazoğulları ve Kozanoğulları...
Aşkla bağlanan bir yürek: Melek...
Şartlara yenik düşen bir adam: Cuma...
İstenmediğini bilmeden evlenen bir genç kız: Zeynep...
Gelecek nesillere gölge düşüren imkânsız bir sevda...
Anıların pençesinde kıvranan iki genç: Tunahan ve Berceste...
İftiralar, tehlikeli sırlar, servet kavgaları, husumetler...
Türk edebiyatının en üretken yazarlarından Ahmed Günbay Yıldız, 50. kitabıyla yine derinlikli, aşka ve hayata dair sorularla dolu, etkileyici bir romanla okurlarının karşısına çıkıyor: Anılar da Yakılır…
"Ve Allah aşkı yarattı, sevgi, şefkat ve hoşgörüyü yazdı insanların gönüllerine… 'Hayat sevgidir,' dedi, sevmeyi öğretti insanın kalbine… Sonra insanlara kimseye zararı dokunmayan hürriyeti bahşetti! Kendisi çizdi sınırlarını aşkın, ahlakın ve hürriyetin. Sevgi, saygı, hak ve hukuk silsilesinin en ince detaylarıyla işledi mahlûkatın vicdanına ve şefkati ekti duygularına insanın…"
Aşk Diye Birşey
Hayat, türlü türlü gelir karşına. Sevdayla gelir. Acıyla... Mutluluk ve yalnızlıkla çalar kapını. Bir tarafta sonsuz huzur penceresi açılır, diğerinde seni alıp götüren arzular serilir önüne. Gül gibi olabilmektir esas olan. Gül gibi kalabilmek...
Kalbin kapılarını gerçek aşka aç… Derdine deva bulacağın ufuklara taşı gönlünü... Aşk Diye Bir Şey’dir en nihayetinde, bir ömürlük misafir olduğun dünyanın gerçeği... Uzat elini ki dünyan değişsin…
“İçindeki ışıkları söndürme!.. Gün akşam olsa da güneşini kaybetsen de umudunun ışığı daima yansın. Aldırma mevsimlerin sergilerine, her mevsim kendine yakışan rengi seçer.”
İntizar
Nar Ağacı
Beyaz Kitap
Kübra
Madam Bovary
Cezmi
Evrendeki Son Hazine
Asi Çakıltaşı 6.Perde
O benim kalbimi taşıyan damardı.
Karan’ın tüm hayatını ve inançlarını değiştirecek büyük sır, tam da Asi ile aralarındaki aşkın alevleri her yanı sardığında, Asi’nin birdenbire kaçırılması ile ortaya çıkacaktır. Şimdi Karan’ı koruma ve iyileştirme sırası Asi’dedir ve Asi çıktığı kozanın içinde büyüttüğü güçlü kanatlarını açarak sevdiği adamı kanatlarının içine alır. Birlikte beklemedikleri bir sağanağa tutulurlar. Bu yağmur, şimdiye dek ıslandıkları en kuvvetli yağmur olacaktır.
Karan Ali Çakıl’ın benim için cennetten gönderildiği günü hatırlıyordum. Cehennemdeki cezam işte tam da o gün sona ermişti. “Gece dışarıda kapkaranlık, sen nasıl bu yatakta güneş gibi doğuyorsun?” diye sordu yavaşça, sesini taşıyarak yüzüme akan sıcak nefesini hissettim. Bakışları hızlıca yüzümün her noktasında dolaştı. “Gözlerindeki gamzeler de güneşin bile silemediği yıldızların mı?”
Asi Çakıltaşı 4.Perde
İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu.
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir.
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle.
Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.
Asi Çakıltaşı 3.Perde
Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu.
Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır.
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”
Asreman İçinde Bir Sen 2
İçindekiler
• 8 Adet Özel Tasarım Tarot Kartı
• Ayraç
İstanbul yavaş yavaş buz tutmaya başlıyordu.
Boyut değiştirip artık Varta’nın pençeleri arasında olan Mahinev’i İstanbul’da aramaya devam eden kurtlar şehirden yavaşça çekildi ama şehrin buzu çözülmedi.
Yılanların nöbet tutmaya başladığı şehirde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Nigin Bağı’yla mühürlendiği kişinin kim olduğunu anlayan Mahinev, hafızasındaki eksik parçaları tamamlamak için bir yola çıkar. Yaşanan büyük tutulmayla beraber Varta’nın kapısı tehlikeli varlıklara açılmıştır.
Mahinev, babaannesinin rüyalar yoluyla haber vererek gitmesini istediği o tapınakta elmas bir yılan bedeni bulur, bulduğu yılan bedeniyle bir bağlantısı olduğunu fark eder.
Efken’in yoldaşlığıyla sırları yavaşça çözmeye başlayan Mahinev’i hedef hâline getiren güçlü bir düşman kapıdadır. Tüm bunlar olurken Efken ile arasındaki ilişkinin çok öncelere dayandığını öğrenen Mahinev, açığa çıkan sırlarla beraber güçlerini yavaş yavaş keşfetmeye ve düşmanla savaşmaya başlar.