Karantina 3 Ciltsiz Üçüncü Perde
“Ve hiç unutma, ışıklar sadece karanlıkta yanar.”
Su nasıl akarsa hep suya doğru, ateş nasıl çoğaltırsa yalnızca ateşi, rüzgâr nasıl bilmezse durgun esişleri, ölü her balık nasıl vurursa karaya, beşiğinden ayırılan bebekler nasıl ağlarsa onu alan kollar annesinden bir başkasıysa, bir kuş nasıl bilmezse uçmadan oradan oraya gitmeyi, hepimiz nasıl doğduysak öyle büyür ve bir gün ne olursa olsun yuvamıza dönmek isteriz...
Suysak suyu çeker, ateşsek ateşi isteriz.
Çünkü sadece aynı şeyler birbirini çoğaltabilir.
Bizi sadece biz çoğaltırız.
Zeynep, Onur, Burak ve Mert'in savaşı sürüyor,
Karantina Serisi Üçüncü Perde'siyle geliyor!
Hala bizimle misiniz?
Karantina 3 Ciltli Üçüncü Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
“Ve hiç unutma, ışıklar sadece karanlıkta yanar.”
Su nasıl akarsa hep suya doğru, ateş nasıl çoğaltırsa yalnızca ateşi, rüzgâr nasıl bilmezse durgun esişleri, ölü her balık nasıl vurursa karaya, beşiğinden ayırılan bebekler nasıl ağlarsa onu alan kollar annesinden bir başkasıysa, bir kuş nasıl bilmezse uçmadan oradan oraya gitmeyi, hepimiz nasıl doğduysak öyle büyür ve bir gün ne olursa olsun yuvamıza dönmek isteriz...
Suysak suyu çeker, ateşsek ateşi isteriz.
Çünkü sadece aynı şeyler birbirini çoğaltabilir.
Bizi sadece biz çoğaltırız.
Zeynep, Onur, Burak ve Mert'in savaşı sürüyor,
Karantina Serisi Üçüncü Perde'siyle geliyor!
Hala bizimle misiniz?
Karantina 2 Ciltsiz İkinci Perde Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi
“Söz konusu ben olunca sustum, razı oldum.
Ama şimdi söz konusu sensin, ve ben bütün dünyayı karşıma alacağım.”
Duyuyor musunuz?
Şehirler ötesinden, denizler kadar uzaklardan gelen o bağırış seslerini...
Kılıç, kesik, çığlık seslerini.
Belki de yalnızca ben duyuyorum içimdeki savaşın seslerini...
Bir tarafın savaşı kazandığını sandığı an, pes ettiği andır.
Biz kazandığımızı sandık, kılıçlarımızı bıraktık.
Oysa pes etmişiz yalnızca.
Şimdi uzaktan geldiğini duyuyorum o ikinci savaşın.
Bizim koşarak uzaklaştığımız atlar, şimdi koşarak peşimizden geliyor.
Düşman bu sefer daha güçlü, kılıçları bu sefer daha keskin ve çaresizlik her zamankinden daha yoğun.
Oysa herkesin unuttuğu bir şey var; biz hâlâ ayaktayız.
Ve düşmeye niyetimiz yok.
Birinci perde bitti, ikinci perde başlıyor…
Karantina 1 Ciltsiz
Yıldızları görebilmek için duvarları arasında yaşadığımız evimizden vazgeçtik.
"Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar. Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz, ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz. Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak. Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız, ama özgür…Savaş bitti, ve biz sağ kaldık.Savaş bitti, ve biz hâlâ ayaktayız."
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi. Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi. Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi. Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Kar Tanesi
"Kalbine elini uzat, tutunup kalkmak için seni bekliyor."
Karlı bir ormanın tam ortasında tanıdım seni. Orman acımasızdı. Orman ıssızdı. Orman soğuktu. Sen ise bir kar tanesi gibi eşsizdin. Bir kar tanesi gibi erimeye mahkûmdun Eylül… Günler geçti, kış dindi… Güneş açtı, orman ısındı. Ve sen kar tanesi… Günün birinde milyonlarca kar tanesi gibi eridin… ve ben seni kurtaramadım.
Eylül ve Merih’in Kar Küresi’nde başlayan maceraları serinin ikinci kitabı Kar Tanesi’yle kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer okuyanları çok daha soğuk, çok daha karanlık bir hikâye bekliyor.
Eylül ve Merih’in hikâyesinde üşümeye ve onların kendilerini bulma yolculuğuna eşlik etmeye hazır mısınız?
Merih, ismini “kırmızı gezegen” olarak bilinen, alev alev yanan Merih’ten alıyordu. Ben ise ona göre bir kar tanesiydim.
Yanında erimeye mahkûm gibiydim...
Bırak da senin yanın benim cennetim olarak kalsın, cehennemi tek başıma yaşıyorum zaten.
Sınırsız
Sınır
A’mak-I Hayal
Bütün Kuzgunlar Siyahtır
Deli Karton Kapak
Annem ve babam, bana karşı hiçbir zaman, o sevgi dolu ve ilgili anne babalar gibi olmadılar. O yüzden ben de küçüklüğümden beri kendimi, rengârenk hayaller kurarak mutlu etmeyi öğrendim. En sevdiğim hayalin rengi ise beyazdı. Beyaz bir gelinlik... Beyaz, mutluluğun, aşkın ve bir gün kendi yuvamı kurabileceğimin müjdecisiydi. Bu evde kavuşamadığım huzura, kendi kurduğum yuvada sahip olacağıma gerçekten inanarak büyümüştüm. Oysa şimdi ailem, bu hayalimi de elimden almıştı.Benimle hiçbir ilgisi olmayan bir olaydan dolayı, hiç tanımadığım ve civardaki herkesin Deli diye bildiği bir adamla evlenmek zorundaydım.
Tüm ilçede deli diye tanınan bir adam: Emre.
Aradığı şefkati ailesinden bile görememiş, tek hayali bir gün sevdiği adamla evlenmek olan bir genç kız: Elif.
Ve zoraki bir evlilik.
Kimsenin bilmediği bir psikolojik sorunla boğuşan Emre ve Emre`yi tanıdıkça ona karşı anlayamadığı bir şekilde merhamet duymaya başlayan Elif, gerçek bir aile olabilecek miydi?
Emre tekrar delirmeseydi; belki…
Gugukkuşu
“Bu dünya… güçlülerin dünyası arkadaş! Var oluş ritüelimizin temelinde, güçlünün zayıfı yutarak daha da güçlenmesi yatıyor. Buna göğüs germeliyiz. Doğrusu da bu zaten. Doğal dünyanın bir kanunu olarak kabul etmeyi öğrenmeliyiz bu gerçeği. Bir tavşan bu ritüelin içindeki rolünü kabullenir ve kurdu güçlü beller. Kurt yakınındayken tavşan kendini savunmak için sinsileşir, korkaklaşır, atikleşir, kendine delik kazar ve saklanır. Böylece sebat eder ve hayatını sürdürür. Yerini bilir. Kurda asla ve asla meydan okumaz.
Akıllılık olur mu hiç öylesi?
Söylesene, olur mu?”
Amerikalı yazar Ken Kesey’nin en önemli eseri kabul edilen ve aynı isimle sinemaya uyarlandığında büyük ses getiren Guguk Kuşu, en kısa tabirle, bir düzene başkaldırma hikâyesidir. Akıl hastanesindeki mahkûmlar onca yıldır kendilerine dayatılan düzeni açıkça sorgulamaya başladıklarında her şey hızla değişime uğrayacaktır...
“Muhteşem bir ilk roman… İnsanın içindeki iyilik ve kötülüğe dair sağlam, samimi bir hikâye… Kesey’nin bu kitabı, orta düzeyde kültürlü bir toplumun ‘kurallarına’ ve bunları dayatan görünmez ‘hükümdarlara’ karşı atılan bir başkaldırı çığlığı niteliğinde.”
Time
Piyon Karton Kapak
“Bu kitapta her şey var: İsyan, şiddet ve ilk aşk. Carter, derinlikli, genç bir kadın kahraman ve keskin dönüşlerle dolu, sürükleyici bir dünya yaratmış.”
- Booklist
“Piyon hızlı temposunun yanı sıra kendini derinden hissettiren bir gerilimi de barındırıyor. Kitty mükemmel olmayan bir kahraman ve zor kararlar vererek yoluna devam ederken, okurların da desteğini kazanacağa benziyor.”
- School Library Journal
VII olabilirsin. Eğer her şeyden vazgeçersen...
Kitty Doe için bu seçim kolay görünüyordu. Hayatını ya bir III olarak sefalet içinde geçirecek ve sevdiği insanları terk etmek zorunda kalacak ya da VII olarak ülkenin en nüfuzlu ailesine katılacaktı.
Eğer Kitty evet derse, ameliyatla başbakanın yeğeni olan, sır dolu bir ölümle hayata gözlerini yuman Lila Hart’a dönüşecek ve Hart ailesinin bir ferdi olarak ünlenip hayatına belki de ilk kez bir mana katacaktı.
Bu işin tek bir şartı vardı: Kitty Doe’nun Lila’nın gizlice başlattığı ve onu ölüme sürükleyen isyanı durdurması gerekiyordu.Gelgelelim Kitty de bu isyanın bir destekçisiydi. Aldığı tehditler, tuttuğu sırlar ve kendine ait olmayan bir hayatla Kitty’nin hangi yolu seçeceğine karar vermesi ve yeni anlamaya başladığı bu karmaşık oyunda, piyonun ötesine geçebilmeyi keşfetmesi sandığından da zor olacaktı.
Kutup Yıldızı 1 – Ciltsiz
Fedakârlık...
Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Geçmişe dair kırgınlıklarını yetimhanede unutmaya çalışan Nisa, bir gün aynı kaderi paylaştığı arkadaşıyla farklı bir dünyanın kapısını aralar.
İki dost, bu kapı aralığından uzatılan sıcacık ellere, kimsesizliğin soğuk rüzgârından korunmak ümidiyle sarılır.
Nisa ve Senem sonunda o yetimhane odasının duvarlarına fısıldadıkları hayalleri gerçekleştirme şansı elde ederler.
İki dost, daha önce hiç karşılaşmadıkları sıcaklığın ve zenginliğin onları değiştirmesine izin verecekler mi?
Hiç tatmadıkları aşkı yeni hayatlarında bulabilecekler mi?
Gözlük 2 Ciltli
Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden, gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken, küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.
Gözlüğün camları kırılırken, nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.
Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgâr saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.
Sonra bir gün seçtiler kendilerine.
Onlar, sevilmeyeni sevdiler.
O güne ise, Lacivert Pazartesi dediler.
Çaylak Av Serisi 2
Annabelle Jefferson, zamanın çok öncesinden gelen savaşı artık biliyordu. Fakat bu savaşı sürdüren iki düşman türün ortasında kaldığını sanırken, kendisini izleyen yeni düşmanların varlığından haberdar değildi.
Keşfedilen yeni türler, anlamı bilinmeyen kâbuslar, saklı kalan gerçekler, çözülmesi gereken yeni gizemler ve güç peşinde olanların bitmek bilmez mücadelesi…
Tüm bunların ortasında Annabelle’in sığındığı tek bir kişi vardı; Jay Sullivan.
Fakat…
“Aşk, şeytanın hiç uğraşmadan kendi sonlarını yazması için insanların önüne attığı oyuncaktan başka bir şey değil,” demişti Jay Sullivan.
Belki de haklıydı.
Tehlikeli bir hayat
Tehlikeli bir avcı
Ve
Tehlikeli bir aşk…
Düşman Okullar 2 Yapboz Ciltli
Sadece birkaç dakika içinde, hayatımız hiç beklemediğimiz bir noktaya ulaşabilir. Kısacık bir zaman dilimi, koca bir ömrü etkileyebilir. Ufacık bir an yeter tüm dengeleri bozmak için.
Hiç beklemediği birinin kalbini ona açmasıyla, bu anlardan birine yakalanan Defne'nin hayatı, tahmin edemeyeceği bir yönde ilerlemeye başlar. Mantığı, kalbinin sesini bastırmak istercesine bağırırken, Defne'nin hayatı içinden çıkılmaz bir labirente dönüşür.
Öte yandan Çağatay tarafından hayatı kurtarılan Su, Fatih'i aklından çıkaramayan Elif, Sıla ile benzer yönleri olduğunu fark eden Bora ve İrem'i her geçen gün biraz daha keşfeden Arda için de yaşanılanlar hiç kolay değildir.
Hayatları beklemedikleri bir yönde gelişen bu insanların tek sığınağı, yüreklerindeki eksikliği bir yapbozun parçası misali dolduran dostlarıdır.
Kutup Yıldızı 1 – Ciltli
Fedakârlık...
Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Geçmişe dair kırgınlıklarını yetimhanede unutmaya çalışan Nisa, bir gün aynı kaderi paylaştığı arkadaşıyla farklı bir dünyanın kapısını aralar. İki dost, bu kapı aralığından uzatılan sıcacık ellere, kimsesizliğin soğuk rüzgârından korunmak ümidiyle sarılır. Nisa ve Senem sonunda o yetimhane odasının duvarlarına fısıldadıkları hayalleri gerçekleştirme şansı elde ederler.
İki dost, daha önce hiç karşılaşmadıkları sıcaklığın ve zenginliğin onları değiştirmesine izin verecekler mi? Hiç tatmadıkları aşkı yeni hayatlarında bulabilecekler mi?
Kader Gayrete Aşıktır
İnsanlar
Gece Yarısı Kütüphanesi
Adalet İstiyorum
Canavar Peşinde 63 Korkunç Tazı Brutus
Okumak İstiyorum
Kadife Pantolonlu Çocuk
Beyaz Yunus
Gölgelerin Efendisi Kardeşlik Savaşçıları 7 Volkandan Kaçış
Hallasholm’da, Skandiya’nın en büyük savaşçısının seçildiği ve günlerce süren Maktig yarışmasının heyecanı yaşanmaktadır. Yarışmanın favori savaşçısı Stig’in kapısı, hiç beklemediği biri tarafından çalınır. Hal ve ekibi, bu ziyaretçiden Skandiya’nın güneyindeki Bizantos’ta hüküm süren İmparatoriçe Justinia’nın oğlunun, zalim korsan Myrgos tarafından kaçırıldığını öğrenirler.
Ve Balıkçıl Kardeşliği, genç imparatoru kurtarmak üzere yola koyulur. Hal ve ekibi, volkanik Santorillos Adası’nda, uçurumun tepesinde tutulan genç imparatoru kurtarmaya çalışırken volkan patlar. Balıkçıl Kardeşliği, bu ölümcül patlamadan ve korsanların saldırısından kurtulabilecek mi?