Aşk-I Sükun
Aşkı Giyinen Adam
Fantastik edebiyatın kraliçesi Nazlı Eray, Dürnev Abla’nın evinde başlayan bu eşsiz serüvende sizleri Hollywood gecelerinden Ankara’nın gölgeli sokaklarına götürecek; bir erkeğin bir kadına hissettiği büyük aşkı yaşatacak ve bir koyun kellesinin kopyalanmış beynindeki gücü size hissettirecek.
Dürnev Abla’nın yarı karanlık caddeye bakan salonu. Yeşil çuha kaplı masanın üstünde dağılmış tarot kartları; kılıç kralı, kupa kraliçesi, asılmış adam, değnek prensi, kader çarkı…Ünlü şarkıcı Eddie Fisher’ın menekşe gözlü Elizabeth Taylor’a olan sonsuz aşkı. Elizabeth, Eddie Fisher’ı mahvetmiş, onun şöhretini, parasını, yaşam arzusunu bitirmişti. Bu dağınık kartların arasında onların bu tuhaf yazgılı aşkını, Elizabeth’in bir gece zamanı Eddie’yi terk edişini görebiliyordum. Dürnev Abla’nın buzdolabındaki pişmiş kelle, kapağı açınca beni tanımıştı. “Hey, kapatma kapağı,” deyip bana eski anılarımı ve hayatımı anlatmaya başlamıştı. Birden bu koyun kellesindeki beynin benim beynimin bir kopyası olduğunu dehşetle anladım. O benim hayatımı yaşamış ve her şeyi kusursuz hatırlıyordu. Bir süre eski günlerimi anlattı bana. Ona bir şey olmamalıydı. Akşamın mezesi olan bu kelleyi oradan kurtarmalıydım!
Aşkın Gözyaşları 2 Hz Mevlana
Şems’in o son mektubu sonrası ne vakittir baygın hâlde yattığını bilmeyen Mevlana, yatağın içinde doğrulur.
Kurumuş bir dal gibi düşer yana kolları. Avucundaki mendile bakar, Şems’in kan izleri hâlâ tazedir zümrüt yeşili mendilin ucunda.
“Yusuf gibi kuyuya mı attılar seni, güneşi gökten koparıp hançerleyenler kim? Bu nasıl sır, adım atanın göğe yükseliyor feryadı. Bu nasıl bir gömlek, kim giyse gözlerine kan iniyor.” Kendine gelen Mevlânâ bir nara atar: “Allah’ım, acılarımı örtme!”
“Bu aşkı, bu dostluğu bize çok gördüler Şems’im. Ah, neylersin ah! Ey yaralı gönlüm, gecelere bu dilimi lal et.
Silinsin aşk künyesinde ismim, ister cemal yaz, ister celal et. Ölüm bize tez gelir şems’im, ha hançer ile gelsin ha can dediklerimiz cellat olsun.”
Aşkın Gözyaşları 5 (Final Yunus Emre)
Her şeyin herkese yakışmadı¤ı şu dünyada,
Yunusça aşkın herkese yakışması bundandır.
“Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi”
“Gel! Gör! Aşk neyledi beni,” diyorsun. Nereye geleyim?
Seni görmek aşk mıdır Yunus!
Yaralarım çok derin Yunus. Kanayan yanlarımın üzerine
hasret döktüm. Söyle, nasıl geleyim? “Nedir yaran?” diye sorma!
Hep aşktan Yunus. Hep sevdadan. Aşkın yol yorgunları, vuslatın
hasret vurgunlarıydı onlar. Kimler mi? Aşkın uzun yol yolcuları.
Elbette her aşk yolcusunu arardı, peki ya yolcu neyi arardı?
“Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane”
Aşkın Meali 3 Hz Ali Ve Fatma
İnsan ancak ihlaslı bir aşk ile farkına varır kendisinin. Ve o aşkın duasal kelimeleri ile yürür sevdiğinin ruhunda. Aşkın kelimeleri ile huzura erişir. İnsan hep ‘bir’ aşk arar ya sevdiğinde. Bu aşkı bulduğu an ona aşık olur. Aslında âşık olduğu o insan değildir. O hep tek ‘bir’ aşka aittir. Ey en sevdiğim Fatma! Bu dünyada birbirimizi ne kadar sevdiysek hep o ‘bir’ aşk içindir.
Ali hep sevdi. Coşkuyla sevdi. Aşk ile sevdi Fatma Zehra’sını. Kalan ömrü eninde sonunda bir vedaya sığdırılmış bir kadının gözlerinden yükselen dumanın dilini hiçbir söz çözemez.
Yalnızlık, benim ebedi istirahatgâhım. Suskun gözlerimi dağların mor dudaklarına dikmişim. Ve sen, benim yaralı güvercinim! Ay yarim! Gözlerini bana dikme ah Ali’m, kapat! Ah canım! Canımı ne de güzel acıtıyorsun!
Ey Ali, ey aşkım! En sevdiklerinden ayrılmayı göze alamayınca ‘En Sevgili’ye ulaşamazsın.
Ah kalbim! İnlemenin, ağlamanın insanı nasıl kuş gibi hafiflettiğini bilemezsin. Yalnızlık yaşar! Çığlık yükselir!
Gözyaşı insanın aşkını, acısını, yalnızlığını gösteren en sadık sözdür.
Aşkla Kal
Asla Arkana Bakma
Asla Asla 1-2-3
Asreman İçinde Bir Sen 2
İçindekiler
• 8 Adet Özel Tasarım Tarot Kartı
• Ayraç
İstanbul yavaş yavaş buz tutmaya başlıyordu.
Boyut değiştirip artık Varta’nın pençeleri arasında olan Mahinev’i İstanbul’da aramaya devam eden kurtlar şehirden yavaşça çekildi ama şehrin buzu çözülmedi.
Yılanların nöbet tutmaya başladığı şehirde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Nigin Bağı’yla mühürlendiği kişinin kim olduğunu anlayan Mahinev, hafızasındaki eksik parçaları tamamlamak için bir yola çıkar. Yaşanan büyük tutulmayla beraber Varta’nın kapısı tehlikeli varlıklara açılmıştır.
Mahinev, babaannesinin rüyalar yoluyla haber vererek gitmesini istediği o tapınakta elmas bir yılan bedeni bulur, bulduğu yılan bedeniyle bir bağlantısı olduğunu fark eder.
Efken’in yoldaşlığıyla sırları yavaşça çözmeye başlayan Mahinev’i hedef hâline getiren güçlü bir düşman kapıdadır. Tüm bunlar olurken Efken ile arasındaki ilişkinin çok öncelere dayandığını öğrenen Mahinev, açığa çıkan sırlarla beraber güçlerini yavaş yavaş keşfetmeye ve düşmanla savaşmaya başlar.
Assassins Creed 6-Cehennem
1862; Londra Sanayi Devrimi’nin dönemecinde ve dünyanın ilk yeraltı demiryolu hattının yapımı devam ediyor. Kazıda bir ceset bulunduğunda, bu Assasinler ve Tapınakçılar arasındaki asırlar süren savaşın en ölümcül bölümünün başlamasına sebep oluyor.
Karanlık sırları olan, iyi gizlenmiş bir Assasin ve Tapınakçıları ülkenin başkentinden silip atacak bir görev... Yakında Yoldaşlık bu Assasini, Jacob ve Evie Frye’ın akıl hocası Henry Green olarak tanıyacak. Ama şimdilik o Hayalet.
Oliver Bowden (d. 1948), ünlü bir romancı ve Rönesans tarihçisidir. Halen Paris’te yaşamakta olan yazar, Assassin’s Creed bilgisayar oyunlarını romanlaştırmasının yanı sıra pek çok kurgu ve kurgu dışı eser kaleme almıştır.
Assassins Creed 7-Kara Sancak Suikastçının İnancı
Hakikat Kanla Yazılacak!
“İş üzerindeki kukuletalı adam tarafından büyülenmiştim. Etrafındaki kıyımı yok sayıp zamanını kollayan ve saldırmayı bekleyen bu ölüm elçisi tarafından hipnotize edilmiştim.”
Korsanlığın altın çağı yaşanmaktadır ve Yeni Dünya vaatlerle doludur. Bir tüccarın oğlu olan Edward Kenway küstah biridir. Günlerini zengin olmayı hayal ederek geçirirken açık denizlerdeki ihtişamlı hayatı merak etmeye başlar.
Ailesinin evi saldırıya uğradığında kaçmaktan başka şansı kalmaz ve Kenway kısa sürede kendi zamanının en ölümcül korsanlarından biri haline gelir.
Ancak açgözlülük, hırs ve ihanet onun peşini bırakmaz. Korkunç bir komplo su yüzüne çıkınca, Kenway sahip olduğu her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve intikam alma dürtüsüyle harekete geçer.
Ateş 3 – Kavuşmak
Ateş Ve Kan
Tanrılar, Targaryenlar için bir kez daha yazı tura atıyor… ya kan ya da ateş.
Dünyaca bilinen ve televizyona uyarlanan Taht Oyunları’nın yazarı George R. R. Martin’den Targaryenların tarihi bütün detaylarıyla anlatılıyor!
Takvimler geriye dönüyor, haneler yükselip yıkılıyor ve taht oyunlarının hem en kolay hem de en zor olduğu dönemde Targaryen tarihinin bütün detayları ilk kez gözlerimizin önüne seriliyor.
Taht Oyunları’nda yaşanan olaylardan yüzyıllar önce, –Valyria Kıyameti’nden sağ çıkan tek ejderlordları ailesi olan– Targaryen Hanesi, Ejderha Kayası’na yerleşmişti. Westeros tarihinin en şanlı ama bir o kadar da tartışmalı hanesinin öyküsü, Ateş ve Kan’da, ateş ve kanla yazılıyor. Ejderhanın ejderhayla, kardeşin kardeşle savaştığı, bildiğimiz anlamda Westeros’u Westeros yapan bu dönem, Demir Taht’ın yaratıcısı efsanevi Fatih Aegon’la başlıyor. Fatih’ten sonra gelen âlimler ve zalimler, korkaklar ve kahramanlar ama en çok da muazzam ejderhalar o tahtı elinde tutmak isteyen kral ve kraliçelerin hırslarının bir parçası oluyor.
Peki Ejderhaların Dansı boyunca aslında neler yaşandı?
Yedi Krallık nasıl kuruldu? Kıyamet’ten sonra Valyria’yı ziyaret etmek neden o kadar tehlikeliydi? Daenerys’in üç ejderha yumurtasının kökeni neydi? Hisar’ın bilge üstadı tarafından nakledilen ve ressam Doug Wheatley’nin elinden çıkma yepyeni siyah-beyaz illüstrasyonlarla süslenmiş bu çok önemli tarihçede cevabını bulan soruların birkaçı işte bunlar.
Ateşböceği Yolu
Ateşböceğinin Şarkısı
Ateşli Silahlar Ve Bilardo
Necip, birinin “bey”i olmak istiyordu. Babası Peyami Bey de “bey” statüsünde bir adam sayılmazdı mesela. İşlemediği bir suçtan dolayı sadece gururu yüzünden sekiz sene hapis yatmış bir adam kimin “bey”i olabilirdi ki. “Bey” dediğin dışarıda olurdu bir kere. Özgür bir kısrak gibi, tunç bilekli bir efe gibi hayatın içerisinde, her güzel şeyin köşesinde olurdu.
Necip hâlâ telefonunun ekranına bakıyor ama ekranı görmüyordu. Kalbi çok hızlı çarpıyordu nedense. “Havadan…” diye düşündü. Mevsim sürekli değişiyordu. Üç ay, mevsimler için çok kısa bir süreydi. İşte kimseye şikâyet edemeyeceği bir problem daha. Yatağında doğruldu. “Keşke geri yatabilsem,” diye düşündü. O da paraylaydı.
Necip istediği zaman yatıp kalkabilmek, istediği yerde yatıp kalkabilmek, Necip kendi kendisinin efendisi olmak istiyordu. Yazın başka, kışın başka parfüm sıkmak, sıra sıra gömleklerin dizili olduğu bir gardroba sahip olmak, “Necip Bey” olmak istiyordu…
Gölgede kalan küçük kardeşler, egosantrik ebeveynler, pahalı saatler, inip çıkan dijital göstergeler, süper yatlar, single maltlar, damacana ve anksiyete... Modern Robin Hood’lara yer var mı bu hayatta?
Bir moto-kuryenin Sultangazi’nin dar sokaklarından kripto para dünyasına uzanan yolculuğu, bir yandan maddi çıkmazlarla dolu hayatın gerçeklerini gözler önüne sererken diğer yandan varoluşsal kaygıların absürd komedisine dönüşüyor: Can Bonomo, modern dünyanın başarı takıntısı, sınıf atlama çabası ve köşeyi dönme hayallerini ruh ve sinir hastalıklarıyla harmanladığı ilk romanı Ateşli Silahlar ve Bilardo’yla karşınızda...
Ateşpare 2
Vahşi katil Aşkın’ın ve gizli örgüt lideri Ateş’in yolları bir girdabın içinde kesişmiştir. Aşkın ilk defa Ateş’e yenilmiştir ancak Ateş daha büyük bir yenilginin içine düşmüştür. İkisi de o girdabın içinde sürüklenirken birbirlerine oyunlar oynayıp kendilerini büyük bir iç savaşın içine çekmişlerdir. Ancak bilmedikleri bir şey vardır: Bu oyunun sonu en başından bellidir.
Ateş ve Aşkın aralarındaki tutku ve çekime karşı koyamayarak her geçen gün biraz daha yakınlaşırken kendilerini sürekli durdurmaya çalışırlar ancak bu çekime ikisinin de karşı koyması artık mümkün değildir. Sadece hisleriyle değil, aynı zamanda karşılarına çıkan büyük düşmanlarıyla da savaşmak zorundadırlar.
Düştükleri yangın ikisini de canlı canlı yakmaya başlamıştır, yangının büyüklüğünü fark etmişlerdir ancak ikisi de bunu durduramayacaktır.
“Perdelediğimi savunduğu kuşkularımı oldukları yere bıraktım. O, kuşkuları yok ettiğimi sanabilirdi ama belki de o kuşkular Ateş ve ateş parçasından daha yakıcı olacaktı. Bu lavların üstünde oynanan bir kumardı, sadece bir kişi dengesini bulacaktı.”
Ateşpare 3
Ateşpare 3 Ciltli
Ateşpare 5
Aşkın ve Ateş birbirlerine duydukları hisleri tamamen kabullenmiş ve aralarındaki güvensizliği de yok ederek ilişkilerini bir adım öteye taşımışlardır. Ancak bunlar yaşanırken yeni düşmanlar kendini göstermeye; geçmişten gelen sırlar, ihanetler ve acılar gün yüzüne çıkmaya başlar. Öyle ki Aşkın’ın, Ateş’le artan bağlarının tutkusunu yaşamaya fırsat bulamadan, öğrendiği yeni gerçeklerle dünyası altüst olur. Karanlıktan kendini gösteren yeni sırlar onun bile aklının alamayacağı kadar karmaşıktır.
Aşkın öğrendiği yeni gerçeklerin ve verdiği büyük kayıpların üzerine gönüllü bir teslimiyet gösterip kelepçelere ve parmaklıklara gittikçe yaklaşırken aslında yeni bir hayatın başlangıcında olduğunun farkında değildir.
Ateş’le yaşadıkları büyük aşka rağmen bir kez daha karşı karşıya gelmek zorunda kalırlar ama ikisinin de iyi bildiği bir gerçek vardır: Ateş ve Ateşpare’yi kimse yenemezdi.
“Bu son gibiydi ama son değildi. Sadece yeni bir devrimin başlangıcıydı, ölümsüz olacak isyanın yeni perdesiydi. Belki de ne Ateş ne de Ateş parçası daha birbirleriyle tanışmamıştı.”
Ateşpare 5 Ciltli Özel Baskı
Ateşten Tezahürat Ciltli
Ateşten Tezahürat Karton Kapak
Atlas Altılısı
SIRLAR.
İHANET.
BAŞTAN ÇIKARMA.
GÜÇ.
İSKENDERİYE CEMİYETİ’NE HOŞ GELDİNİZ.
Her on yılda bir, dünyanın önde gelen topluluklarından biri olan İskenderiye Cemiyeti’ne katılmak için altı yetenekli büyücü seçilir. Seçilen büyücüler, en çılgın hayallerinin bile ötesinde bir güce ve prestijli bir hayata sahip olacaktır.
Ama ne pahasına?
Seçilen her büyücünün, cemiyetin sırlarla dolu davetini kabul etmek için kendine göre bir sebebi vardır. Bu, en tehlikeli düşmanlarına yaklaşmak ya da güvendikleri müttefiklerin ihanetiyle yüzleşmek anlamına gelse bile, İskenderiye saflarına katılmak için bir yıl boyunca ölümüne bir mücadeleye atılacakladır.
Bu, hepsinin yıl sonunda hayatta kalamayacakları anlamına gelse bile.
Atlıkarınca
Atlıkarıncaları Affediyorum
Atuan Mezarları – Yerdeniz Üçlemesi 2
"Atuan Mezarları’nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük."
Av Ciltli
Zamanın çok öncesinden gelen bir savaş ve tüm bunlardan habersiz bir genç kız…
Annabelle Jefferson, Hiddenfield kasabasına adımını attığı an bir şeylerin yolunda olmadığını biliyordu. Fakat bu kadar akıl almaz olayların tam ortasına düşeceğini asla tahmin edemezdi.
Ağaçların arasındaki tapınağın anlatılmamış hikayesi, kanlı bir tarih ve aydınlık ile karanlığın bitmek bilmez çatışması…
Tüm bunların ortasında Annabelle’i, karşısına çıkan tehlikelerden koruyan ama rengini asla belli etmeyen bir genç adam: Jay Sullivan.
Peki ya Annabelle’i, Jay’den kim koruyacaktı?
Kendi avına aşık olan bir avcı, yok edecek mi avını hiç düşünmeden?
Ya da Koruyabilecek mi onu kendisinden?