Panenka
Papazın Kızı
Taşradaki bir kilise papazının kızı olan Dorothy Hare, babasının tüm görevleri onun üstüne yıkmasıyla dükkan borçlarından mıntıka işlerine, bağış toplamaktan cemaati pohpohlamaya her şeyden sorumlu hale gelmiştir. Dorothy’nin Tanrı’ya inancı tamdır, hayatın kendisine biçtiği rolü şikayet etmeden kabullenmiştir. Ama bir gün, o güçlü rutin aniden sarsılır ve Dorothy kendini beş parasız halde sokaklarda, tanımadığı insanlarla, ağır işçilik yaparken bulur dahası, kim olduğunu hatırlamamaktadır.
Orwell, bir gecede toplumun bir kesiminden bambaşka bir kesimine taşıdığı Dorothy vasıtasıyla 1930’ların İngiltere’sinde kadınların, işçilerin, evsizlerin haline ışık tutuyor. Deneysel sayılabilecek anlatım biçimleriyle yazarın edebiyatında özel bir yere sahip olan Papazın Kızı, inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman.
Paris Bir Şenliktir
“Patrick ve Sean Hemingway tarafından büyük beceriyle ve zarafetle üretilen ‘düzeltilmiş’ basım hakkında söylenilecek ilk şey, adına yakışır olduğu; almaya fazlasıyla değer.”
The Atlantic’ten Christopher Hitchens
Ernest Hemingway’in 1920’lerdeki Paris’le ilgili olup 1964’te ölümünden sonra yayımlanan klasik anıları, en sevilen eserlerinden biri olmayı sürdürüyor. Eserin metninde Hemingway’in kişisel evrakının 1979’da ortaya çıkmasından beri yapılan değişiklikler, metin yayımlanmadan önce araştırıcılar tarafından incelenip tartışıldı. Şimdiyse düzeltilmiş yeni özel bu basım, orijinal elyazmasını yazarın yayımlanmasını düşündüğü şekilde sunuyor.
Bu kitapta Ernest’in yaşayan tek oğlu olan Patrick Hemingway’in kişisel önsözü ile yazarın torunu ve editör Seán Hemingway’in tanıtımı da yer alıyor. Ayrıca Hemingway’in oğlu Jack, ilk karısı Hadley, F. Scott Fitzgerald ve Ford Madox Ford ile yaşadıklarını gün yüzüne çıkaran, tamamlanmamış, daha önce hiç yayımlanmamış bir dizi eskiz yanı sıra sanatı konusunda ilk başlardaki denemeleriyle ilgili derin görüşlü anıları da var. Düzeltilmiş bu basım, Paris’in Birinci Dünya Savaşından sonraki coşkun ruh halini, Hemingway’in örneklediği dizginlenemez yaratıcılığı ve bastırılamaz tutkuyu parlak şekilde hissettiriyor.
Parma Manastırı – Hasan Ali Yücel Klasikleri 306
Stendhal [Marie-Henri Beyle] (1783-1842): Genç yaşta teğmen olarak orduya girdi, Napoléon’un İtalya ve Rusya seferlerine katıldı. Almanya, Avusturya ve Rusya’da çeşitli askerî görevlerde bulundu. Bir dönem Marsilya’da ticaretle uğraştı, Trieste’de bir süre konsolosluk görevini sürdürdü.
Fransız edebiyatında gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Stendhal’in Parma Manastırı romanı aristokrasisi, sarayları, tutkularıyla İtalyan ruhunun muhteşem bir portesini çizer.
1839 yılında yayımlandığı anda başyapıt olarak kabul edilmiş, başta Balzac olmak üzere edebiyat tarihi boyunca çok sayıda romancı tarafından övülmüştür.
Parma Manastırı – Kırmızı Kedi Yayınevi
Pasifik Günleri
Fantastik Edebiyatın Kraliçesi Nazlı Eray’dan düşler ülkesine ve insan ruhunun derinliklerine bir yolculuk...
Ankara Şair Nedim Sokak’taki eski model teneke robot, aşktan ve sevmekten delicesine korkuyor. Yaşlı Japon mimci Kazuo Ono’nun her gece önün kılığına girerek yıllarca sahnede yaşattığı ünlü dansöz La Argentina'nın ateşli dansını izliyoruz. Tam bu sırada Alman yönetmen Werner Herzog’un kamerasıyla Pasifik'te patlamak üzere olan bir yanardağdan canlı yayın yapıyoruz. Hapishaneden kaçan eski bir tutuklu Yüce Mahkeme’de ifade verirken, som altından Buda heykelleri canlanıyor. Morfinman bir Çinlinin beynindeyiz şimdi. Umutsuz bir aşkın pençesine düşen Victoria karşılaşıp imparator Hiro Hito’nun sarayına doğru yolculuğa çıkıyoruz. Penang Adası ve dünya üzerindeki cennet Hawaii'den geçerek büyülü Uzakdoğu’yu keşfediyoruz.
Pasifik Günleri, düşsel bir yolculuk, insan ruhuna bir gezi rehberi...
Konularının özgünlüğü ile ayırt edilen yazarın okuru götürdüğü düş ve bilinmeyenin dünyası Dino Buzzati'yi akla getiriyor.
- Juan Goytisolo
Patiköy
Patlat Bir Şarkı
Pera Palasta Gölge Oyunu
Percy Jackson – Melez Kampı Gizli Belgeleri
Percy Jackson Ve Olimposlular – Şimşek Hırsızı
Percy Jackson Ve Olimposlular 2 Canavarlar Denizi – Xlibris
Percy Jackson Ve Olimposlular 5 Son Olimposlu – Xlibris
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduklarını söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy'nin yaptığını...
New York Times listelerinde birinci sıraya oturup satış rekorları kıran ve ödüle doymayan Percy Jackson ve Olimposlular dizisi Bu kitapta Son buluyor.
Percy Jakson Ve Olimposlular Tek Cilt Özel Baskı
New York Times listelerinde birinci sıraya oturup satış rekorları kıran ve ödüle doymayan Percy Jackson ve Olimposlular, Yunan tanrılarına yakışır bir koleksiyonla bir araya geldi!
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta olduklarını söylese ne yapardınız? Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz? Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız? Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse? Ne yapardınız? Percy’nin yaptığını…
İşte karşınızda Percy Jackson. On iki yaşında, hiperaktif, okuma yazmada sorunları olan ve başı beladan bir türlü kurtulmayan bir çocuk! Peşine takılan, ne olduklarını bir türlü anlayamadığı birtakım doğaüstü yaratıklar da cabası! Bütün bunların sebebi aslında babasının bir Yunan tanrısı olması, fakat sorunları çözmek tamamen Percy’ye kalmış durumda.
Percy Jackson ve yarı tanrı arkadaşlarına, Yeraltı Dünyası’nın kapılarına ulaşmak ve tanrılar arasındaki yıkıcı savaşı önlemek için çıktıkları heyecan verici macerada eşlik edin.
Peri Bacaları (Yky)
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerlin, efsanelerin evreninde çoğalan Yaşar Kemal,sadece bir romancı ve halkbilimce değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı. Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün üçüncü kitabı Peri Bacaları bir İstanbul çocuğunun gözünden Anadolu köylerine uzanır, süngercilere varır, Van Gölü'ne Çukurova'ya uğrar, doğaya misafir olur. Peri Bacaları Yaşar Kemal'in sözcüklerinde periler diyarına dönüşür. "Dersin ki Asyanın bozkırından çadırlarını alıp, atlarına binip, devesini, koyununu, keçisini, malını toplayıp Anadoluya bir periler kavmi geldi.Her biri bir taşa dokundu, nakış oldu. Tuttuğu taş nakış oldu. Sonra kümbet oldu, cami, kervansaray, han oldu... Kafan bir an periler üstüne çalışmışsa bu böyledir. Çaresiz." Yaşar Kemal "Ortaya konan bu müthiş hakikatler karşısında ne söyleyeceğimi şaşırdım. İçimden taşanları, kalemime gelenleri yazmamak için kendimi zorlayarak susuyorum ve şahsen hiç tanımadğım bu cesur ve dürüst kalem arkadaşımı alnından öpmekle iktifa ediyorum." Hüseyin Cahit Yalçın, Ulus 6 Eylül 1953
Peri Mahkumu
Peri Masalı
Dünya tehlikede… Hem bizimki hem de diğeri…
Charlie Reade on yedi yaşında, beyzbol ve Amerikan futbolunda başarılı, sıradan bir lise öğrencisidir. Bir gün Radar adında bir köpek ve onun sahibi Bay Bowditch’le tanışır.
Bay Bowditch bir tepede, tekinsiz görünen büyük bir evde tek başına yaşamaktadır. Evinin arkasında zaman zaman tuhaf seslerin duyulduğu bir kulübe, kulübenin içindeyse bir kuyu vardır.
Ve masal bu ya, bu kuyu bambaşka bir dünyaya açılır.
Gökyüzünde iki ayın ve bizim dünyamızdaki gökbilimcilerin hiç görmediği yıldızların parladığı, korkunç cezalara maruz kalmış prens ve prenseslerin sürgün edildiği, sakinlerinin hastalıkla lanetlendiği bir dünyaya...
Dahi yazar Stephen King, iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını aralıyor ve hayal gücünün en derin kuyusuna iniyor. Peri Masalı, King’in diğer eserleri kadar şaşırtıcı ve ikonik. Kahraman rolüne soyunan sıradan bir genç adamın olağanüstü macerasını konu alan gerilimli ve tatmin edici bir roman.
KİTAPTAN ALINTILAR
“Cesurlar yardım eder. Korkaklar sadece hediyeler getirir.”
“Herkesin içinde karanlık bir kuyu var bence ve o kuyu asla kurumuyor. Sorumluluğu kabullenerek oradan içiyorsun. Ve su aslında zehir.”
“İyi insanlar karanlık zamanlarda daha çok parlar.”
“Bence tüm dünyalar sihirli. Sadece sihirlerine alışıyoruz.”
“Sizin de muhtemelen bildiğiniz üzere sevgili okur, en derin etkileri bırakan ve en uzun süre aklımızda kalan çocukluğumuzda duyduğumuz hikâyelerdir.”
“İnanılmaz şeylere alışıyor insan, o kadar. Denizkızları ve IMAX, devler ve cep telefonları. Senin dünyandalarsa uyum sağlıyorsun. Harika bir şey, değil mi? Ama başka bir açıdan bakınca bir bakıma korkunç.”
“Disney prensi olmak istemiyorum. Prens olacaksam da karanlık bir prens olmak istiyorum.”
“Utanç da kahkaha gibi. İlham gibi. Kapıyı çalmıyor.”
“Hiçbir şey bekleme ama umudunu asla kaybetme.”
“Zaman aslında su, Charlie. Hayat ise onun altından akıp gittiği köprü.”
“Peri Masalı çoklu evrende geçen, edebiyat türleri arasında dolaşan ve King severler için eski hikâyelere bolca atıfta bulunan bir roman. Unutulmayacak tuhaf karşılaşmalar ve iyi işlenmiş, çoğu zaman heyecan verici olaylarla dolu sürükleyici bir kitap. Sürprizlerle sürekli değişen hikâye örgüsüne rağmen Peri Masalı’ndaki en büyük sürpriz King’in sabit okuruna mutlu son sözü vermesi olabilir.”
-The New York Times
“Stephen King klasik bir masalın tüm cüretkârlığını, büyüsünü ve hatta romantizmini sunmuş bu kitapta, yine de King’in kendine özgü tedirgin edici tarzı rüyalar âlemine sürüklenmenize müsaade etmeyecek.”
-Vanity Fair
“Çok güzel... çocuk klasiklerinin ürpertici gerilimini yakalıyor.”
- The Chicago Tribune
“Bir zamanlar Stephen King 'Peri Masalı' adında bir roman yazmaya cesaret etti ve kitabın basit ama yüce adının hakkını verdi... Kitap yaratıcılıkla dolup taşıyor... Zamansız ve güncel olan iyiye karşı kötünün hikâyesi... Son sayfayı çevirdikten sonra ruhen biraz daha güçlü
hissedecek, başka hikâyeler okumak isteyecek ve hatta belki de sonsuza dek mutlu yaşayacaksınız.”
-USA Toda
“Bu güzel, heyecanlı, dokunaklı masalı yazmak onu mutlu ettiyse, bir okur olarak size neler hissettireceğini bir hayal edin.”
- Bangor Daily News
Perili Ev
Peter Pan Ölmeli
John Verdon’un şimdiye dek yazdığı bu en şaşırtıcı romanında, her olayı bulmaca çözer gibi ele alan Dave Gurney, polisin belirttiği şekilde işlenmesi imkansız olan bir cinayeti sıra dışı dehasıyla çözebilecek mi…
Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, Dahi Dedektif Dave Gurney’in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney’in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için “Peter Pan” denilen sihirbaz bir cani.
"Dehşet verici bir olay ve çatallı yol ayrımında bir dedektif. Kesinlikle başarılı bir kombinasyon.”
- New York Daily News
"Sherlock Holmes gibi Gurney de gerçeğe o derece susamış, hassas ve mantıklı."
- New York Times
"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip.”
- Washington Post
Peygamber
Peygamberin Şarkısı
Başkalarının kâbusu sizin kâbusunuz olmasın!
İrlandalı yazar Paul Lynch`in 2023 Booker Ödülü`ne değer görülen “anıtsal” romanı Peygamberin Şarkısı, totaliter güçlerce iç savaşa sürüklenen bir toplumun kodlarını sorgulayan sarsıcı bir direniş distopyası.
Pek çok eleştirmen tarafından son 10 yılın en etkileyici yapıtlarından biri olarak gösterilen kitap, dört çocuklu bir annenin ailesini güvende tutmak için verdiği büyük mücadeleyi edebî hazzı doruğa tırmandıracak bir anlatıyla buluşturuyor.
Okurları en karanlık ve hatta klostrofobik düşleriyle yüzleştiren Lynch, nefes kesici özgünlükte yepyeni bir dünya kuruyor ve sonra onu muazzam bir beceriyle paramparça ediyor.
Şimdi görebiliyorum özgürlük sandığım şeyin aslında sadece mücadele olduğunu ve özgürlük diye bir şeyin hiç olmadığını.
Bir insan ailesini kurtarabilmek için ne kadar ileri gidebilir?
Dört çocuk annesi biliminsanı Eilish Stack çok yakında ailesinin üzerine çökecek kara bulutlardan habersizdir. Ta ki puslu ve yağmurlu bir Dublin akşamında evlerinin kapısı çalınana değin. İrlanda istihbaratının yeni kurulan biriminden iki polis memuru Öğretmenler Sendikası`nda yönetici olarak çalışan kocası Larry`yi sorgulamaya gelmiştir. Olayların akışı kusursuz bir sistematikle işler. Apar topar gözaltına alınarak sorgulanan eşi bir süre sonra kayıplara karışır. Yaşananlar elbette ki giderek otoriterleşen bir hükümetin radarına takılanların trajik hikâyelerinden sadece biridir. Ülke hızla çökerken toplumun uçurumdan yuvarlanması kaçınılmazdır. Gelecek karşısında gözleri körleşmiş insanlara hayretler içinde bakakalan Eilish, ömrünü adadığı yaşam düzenini sürdürebilmek için yapması gerekenlerle, kontrolünün tamamen dışında gelişen olaylara teslim olma ya da direnme ikilemi arasında sıkışıp kalmıştır. Yakında ailesini bir arada tutabilmek uğruna ne kadar ileri gidebileceğine dair hayatî bir karar vermesi gerekecektir...
Dünyamız ve zamanımız hakkında böylesine bıçak sırtı bir konuyu kâbusları andıran gerçekçi bir kurgu ve dilin sınırlarını zorlayan bir üslupla anlatan Paul Lynch, edebiyatta hem içeriği hem de estetiği önemsediğini ortaya koyarak hayranlık uyandırıyor.
Ateşle karanlık arasında mahsur kalmış insanların yolunu ışıtan Peygamberin Şarkısı, lirizmin doruklarında gezinen şiirsel bir manifesto.
“Duygusal hikâye anlatıcılığının zaferi... Ruhu sarstığı kadar da gerçek.”
Esi Edugyan, 2023 Booker Ödülü Jüri Başkanı
Pia Mater
Pia Mater, bir roman ancak bildiğimiz romanlardan çok farklı. Yazarın tanımlaması ile o bir Nöro-Roman. Bir sinirbilimci olan Serkan Karaismailoğlu daha önce yayımlanmış olan Kadın Beyni Erkek Beyni ve Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum adlı kitaplarından sonra ilk defa bir roman denemesiyle okuyucunun karşısına çıkıyor. Ancak bu kitabında da gene bilim var. Bildiğimiz roman kurgusunun içine ustalıkla yerleştirilen bu bilimsel veriler, roman kahramanlarının eşliğinde bir hikâyeye dönüşüyor.
Macera, bilim ve heyecanlı bir kitap okumak istiyorsanız PİA MATER tam size göre. Elma Yayınevi bir ilki daha buluşturuyor okuruyla; Serkan Karaismailoğlu ve Nöro-Roman…
Nöro-Roman: Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür.
Adam bir türlü anlamıyordu. Beyin üzerine onlarca kitap ve araştırma okumuştu. Bu konuda kendisini önemli bir şekilde geliştirmişti ama gene de anlayamıyordu. Nasıl olur da bir başka insanı bu kadar net içinde hissedebilirdi ki. Onu gördüğü her an, sahip olduğunu sandığı bütün organlarının aslında ne kadar bağımsız ve başına buyruk olduklarını bir kez daha algılıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı kalbi artık başkası için atıyordu, beyni desen çoktan olay yerini terk etmişti. Kendi hücreleri bile dinlemiyordu adamı. Bir insanın hücresi neden bir başkası için kendi vücuduna ihanet ederdi ki... Ama adam bir şeyden çok emindi. Tüm hücrelerinin kendisini terk edeceğini de bilse, onu gördüğü tek bir anı bile dünyada hiçbir şeye değişmezdi.
Piraye
Ağalığa, beyliğe kulaklarını tıkamış, halktan yana, özgürlük aşığı ama deneyimsiz, toy, gencecik bir kız...
Diyarbakır…
Dar bir eşikten geçip geldim sana. Huzurundayım. Hoşgörü kapını açık tut.
Bil ki direnmem sana değildi.
Altın tepside sunulan acı şerbetti beni ürküten.
Devrimci ruha sahip Piraye’nin İstanbul’dan kopmak istememesini yadırgama. Anadolu’nun en ücra köşelerine bile koşa koşa gidecek yüreğe sahipti o.
Ona ters düşen Diyarbakır değil, Diyarbakır konaklarına gelin olmak.
Ağalığa, beyliğe kulaklarını tıkamış, halktan yana, özgürlük aşığı, yüzü insana dönük; ama deneyimsiz, toy, gencecik bir kız...
Anlamaya çalış onu.
Küçücük bir kum tanesi, bedenine yerleşen. Ya özümseyeceksin ya da irinleşecek derinliklerinde.
Sancılı kıvranışlarla atıvereceksin uzaklara. Geldiği yere, belki de bambaşka diyarlara savrulup gidecek.
Onun sende kalmasını sağla. Kol kanat ger gurbetten gelmiş konuğuna. Anlı şanlı Diyarbakır, bir Piraye’yi barındıramadı, dedirtme kendine.
Piri Reis
Piyon Karton Kapak
“Bu kitapta her şey var: İsyan, şiddet ve ilk aşk. Carter, derinlikli, genç bir kadın kahraman ve keskin dönüşlerle dolu, sürükleyici bir dünya yaratmış.”
- Booklist
“Piyon hızlı temposunun yanı sıra kendini derinden hissettiren bir gerilimi de barındırıyor. Kitty mükemmel olmayan bir kahraman ve zor kararlar vererek yoluna devam ederken, okurların da desteğini kazanacağa benziyor.”
- School Library Journal
VII olabilirsin. Eğer her şeyden vazgeçersen...
Kitty Doe için bu seçim kolay görünüyordu. Hayatını ya bir III olarak sefalet içinde geçirecek ve sevdiği insanları terk etmek zorunda kalacak ya da VII olarak ülkenin en nüfuzlu ailesine katılacaktı.
Eğer Kitty evet derse, ameliyatla başbakanın yeğeni olan, sır dolu bir ölümle hayata gözlerini yuman Lila Hart’a dönüşecek ve Hart ailesinin bir ferdi olarak ünlenip hayatına belki de ilk kez bir mana katacaktı.
Bu işin tek bir şartı vardı: Kitty Doe’nun Lila’nın gizlice başlattığı ve onu ölüme sürükleyen isyanı durdurması gerekiyordu.Gelgelelim Kitty de bu isyanın bir destekçisiydi. Aldığı tehditler, tuttuğu sırlar ve kendine ait olmayan bir hayatla Kitty’nin hangi yolu seçeceğine karar vermesi ve yeni anlamaya başladığı bu karmaşık oyunda, piyonun ötesine geçebilmeyi keşfetmesi sandığından da zor olacaktı.
Pınball 1973
İyi oyunlar!
Bir pinball makinesinden hiçbir şey kazanamayız. Sayıya dönüştürülmüş gurur dışında. Öte yandan kaybedeceklerimiz gerçekten de çok fazladır.
Siz pinball makinesinin başında tükenmeye devam ederken bir başkası Proust okuyor olabilir. Bir diğeri açık hava sinemasında kız arkadaşıyla İz Peşinde filmini izlerken arabasında onunla oynaşıyor olabilir. İşte bu adamlar belki de dönemlerinin dikkat çeken yazarları ya da mutlu kocaları olacak kişilerdir.
Pinball makinesi sizi bir yere götürmez. Olsa olsa en fazla replay ışığı yanar. Replay, replay, replay… Kim bilir, belki de pinball makinesinin asıl amacı sonsuzluğu göstermektir.
Haruki Murakami’nin yazdığı ikinci roman olan Pinball 1973 yazarın kült romanlarında karşımıza çıkan temaların tohumlarını atan hikâyelere götürüyor bizi. Kız arkadaşı genç yaşta ölen kahramanımız, gençliğinde saatler, günler boyunca oynadığı pinball makinesinin peşine düşüyor. Murakami’nin sonraki romanlarında yeniden karşımıza çıkacak olan Fare, anlamsızlıkla savaşıyor, aşkın sınırlarını keşfediyor. Murakami ise daha otuzlu yaşlarının başında yazdığı bu romanla uzun yıllar boyunca bizi büyüleyecek edebiyatının temellerini sağlamlaştırmaya başlıyor.
Poirot Araştırıyor
Amerikalı ünlü bir film yıldızının, eşsiz elmasının büyüleyici ve romantik öyküsü etrafında gelişen korkunç bir cinayet...
Londra’nın en lüks semtinde inanılmaz ucuza kiralanan dairenin tuhaf gizemi...
Laneti yüzyıllar ötesine uzanan Mısır firavununun insanları ürperten öyküsü...
Son nefesini vermek üzere olan bir adamdan gelen trajik telefon...
Hepsi birbirinden ilginç, sürükleyici ve sonucu asla tahmin edilemeyen on bir sıra dışı Poirot öyküsünü okurken nefesiniz kesilecek!
“Muhteşem bir koleksiyon... çok zekice kurgulanmış harika bir kitap.”
- Literary Review
Polis
Oslo sokaklarında bir katil dolaşıyor.
Polis memurları, daha önce görevlendirildikleri ama çözemedikleri vakaların olay mahallinde öldürülüyorlar.
Medya vahşi cinayetlere büyük tepki gösteriyor.
Polisin acilen Harry Hole’a ihtiyacı var.
Ama bu sefer Harry kimseye yardım edemez.
En karanlığından bir İskandinav noir’ı. Harry Hole serisinin onuncu kitabı. Müthiş bir gerilim.
- The Wall Street Journal
İskandinav polisiyesinin duayeni Nesbo başınızı döndürecek çok katmanlı ve girift bir hikaye kurgulamayı başardığı gibi, ustaca gerilim yazmanın da dersini veriyor… Arkanıza yaslanıp sürprizlerin tadını çıkarın.
- Sunday Express
Polonya’da Bir Kuş Var
Önceleri ince ince atıştıran, derken yeri göğü beyaza boyayan bir tipidir vuruyor ormanı, sığınaktaki cılız ateş çalı çırpıyla harlanıyor. Amansız Polonya kışı hem partizanların hem de düşman askerlerinin kanını donduruyor; bıkkın homurtular, alaycı kahkahalar, kanlı öksürükler ve ateşin o tatlı çıtırtıları kar sessizliğinin altında eziliyor. Ama yine de köknar ağaçları arasında, soğuğa, açlığa ve çaresizliğe inat umudun ve özgürlüğün ezgileri söyleniyor... Polonya'da Bir Kuş Var, savaş tüm şiddetiyle sürerken aşkı tadıp edebiyata, müziğe sığınan genç bir delikanlının, partizanların yanında, ormanın kalbinde, okullarda öğretilmeyen hayat dersleriyle dolu mücadelesinin hikâyesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyecek nihai çarpışmaları bekleyenlerin, Stalingrad'dan yükselecek zafer çığlıklarına kulak verenlerin, dostluktan, dayanışmadan ve sanattan vazgeçmeyenlerin Polonya göklerinde kanat çırpan özgür bir kuşa duyduğu inancın tecellisidir. Romain Gary'den önemli olan hiçbir şeyin ölmeyeceğine canı gönülden inananlara; direnişi ve yaşamı onurlandıranlara bir saygı duruşu...
Porsuk Ağacı Cinayeti-Baskıda
Bir yudum çayla başlayan olay trajedi ile son bulur. Bir fincan çay içen varlıklı Rex Fortescue birdenbire hastalanıp ölür... Kurbanın cebinde bulunan bir avuç çavdar tek ipucudur... Kurnaz Jane Marple eski bir çocuk tekerlemesini anımsayana dek cinayetin nedeni anlaşılamaz... Jane Marple öykülerinin en iyisi olarak nitelenen bu kitabın dâhiyane kurgusu okurları son sayfaya dek soluksuz bırakacak.
“Tek kelimeyle mükemmel.”
- Times Literary Supplement
“Christine’nin dehası bir yıldız gibi parlıyor...”
- New York Times
Portobello Cadısı
Kendimize karşı içten olma cesaretini nasıl ediniriz, kim olduğumuzdan her zaman emin olmasak da?
Paulo Coelho, Protebello Cadısı'nda işte bu sorunun yanıtını arar. Elinizdeki kitap, Athena adlı gizemli bir kadının ruhsal ve duygusal yolculuğunun öyküsüdür.
"İnsanlar bir gerçeklik yaratıyorlar, sonra da kendi yarattıkları gerçekliğin kurbanı oluyorlar. Athena işte buna başkaldırdı ve bedelini ağır ödedi."
- Heron Ryan, gazeteci
"Athena, duygularıma hiç aldırmadan kullandı ve yönlendirdi beni. Öğretmenimdi, kutsal sırları aktarmayı, aslında hepimizde var olan o bilinmeyen gücü uyandırmayı üstlenmişti. O yabancı denize atıldığımızda, bize yol gösterenlere körü körüne güveniriz, çünkü bizden daha fazla bildiklerine inanırız."
- Andrea McCain, tiyatro oyuncusu
"Athena'nn en büyük sorunu, 21. yüzyılda yaşayan bir 22. yüzyıl kadını olması ve bu gerçeği hiç gizlememesiydi. Bir bedel ödedi mi? Kuşkusuz, ödedi. Ama coşkuyla taşan gerçek benliğini bastırsaydı, çok daha büyük bir bedel ödeyecekti."
- Deidre O'Neill, Edda diye biliniyor
Pride & Prejudice – İngilizce Klasik Roman
“I cannot fix on the hour, or the spot, or the look, or the words, which laid the foundation. It is too long ago. I was in the middle before I knew that I had begun.” “My beauty you had early withstood, and as for my manners—my behaviour to you was at least always bordering on the uncivil, and I never spoke to you without rather wishing to give you pain than not. Now be sincere; did you admire me for my impertinence?” “For the liveliness of your mind, I did.”