Proje: Ölümcül Virüs
Psikiyatrist
Radyo Popov
Rahmet Yolları Kesti
“İnsanın dramı kişiseldir ama, kişiliğinden değil, toplumsallığından gelir.”
Gerçeğin peşinden Türkçenin bütün imkanlarıyla doludizgin giden Kemal Tahir, bu kez “romantik bir başkaldırının soylu şövalyeleri” olarak bir tür klişe haline getirilen “eşkıyaları” konu ediniyor.
Yerleşik kanılara meydan okuyan bir roman olarak Rahmet Yolları Kesti, eşkıyalığın acziyet ve ihtirasın birleşmesiyle ortaya çıkan kötücül yüzünü, hırsın cahillikle bilendiği bir kara düzenin içinde olanca gerçekliği ile ortaya koyuyor. Kemal Tahir, destan ve türkülere konu olan, son derece renkli eşkıyalık motiflerinin arkasına saklanan kaba ve kötürüm bir suçun anatomisini çıkararak toplumsal sorunları insan teklerinin dramları üzerinden okuyor.
Rebecca
1938 Ulusal Kitap En İyi Kurgu Ödülü
Gotik edebiyatın hak ettiği takdiri zaman içinde gören yazarlarından Daphne du Maurier’nin Rebecca’sı örnek bir tekinsiz mekân anlatısı. Sahne sanatlarıyla, yazarlıkla ilgilenen bir ailenin kızı olan ve derinlikli, sonunu açık etmeyen tekniğiyle pek çok eseri beyaz perdeye uyarlanan du Maurier iki dünya arasına sıkışmış, sırları ve tutkularıyla kendilerine çıkış yolu arayan karakterleriyle okura son sayfaya kadar şüphe, şaşkınlık vaat eden yazarlardan. Alfred Hitchcock’un aynı isimle sinemaya uyarladığı Rebecca ise unutulmaz bir başyapıt.
Adı anılmayan ikinci eş, sevdiği adamın peşinden gider ve cennet bahçesi gibi görünen Manderley Malikânesi’ne gelir. Ancak burası, kısa sürede hayatını esir alan bir heyulaya dönüşür. Bu evlilikteki sorunları çözmek zordur ama asıl dert, ölümüne rağmen bütün mekâna izlerini bırakan ve hayatlarına musallat olan ilk eş Rebecca’nın hatırasından kurtulmaktır.
Daphne du Maurier’den Rebecca, bazı evlerin karanlık koridorlarında gizli gizli gezinen, evlilik kurumunun saklı öznesini ortaya çıkaran o roman.
“Yirminci yüzyılın en etkileyici romanlarından, Rebecca bir mit ya da rüyanın korkutucu gücüyle kültürümüzün özüne usul usul yerleşti.” –Sarah Waters
“Fevkalade eğlenceli… du Maurier modern kadınların kendi hissettiklerini ölçebilecekleri bir tartı yarattı.” –Stephen King
Rehine
Renkli Uçurtmalar Kampı
Ömer, Alya ve yanlarındaki bir avuç insan, yalnızca yardım etmek için çıktıkları bu yolda hayatlarının hiç beklemedikleri bir yöne savrulacağını bilmiyorlardı. Adım attıkları her yerde çaresizliğin ardından doğan umutla tanıştılar, insanlığın en zor sınavlarına tanıklık ettiler.
Bu yolculuk, kayıp ve acıyla, gözyaşı ve umutla büyüyen bir hikâyeyi anlatıyor. 6 Şubat depreminin hasır altı edilmiş yanlarına derin bir eleştiri getirirken, bazen bir kurtuluş çığlığına, bazen de gökyüzünde süzülen bir uçurtmanın hafifliğine tutunarak hayatta kalmaya çalışan insanları konu ediniyor.
Renkli Uçurtmalar Kampı, sadece bir enkazın değil, insan ruhunun direnişinin ve yeniden ayağa kalkışının hikâyesi. Acının, dayanışmanın ve insan olmanın derin izlerini taşıyan bu roman, “En karanlık geceden sonra bir mucize doğabilir mi?” sorusunu sordururken; hayatta kalma, birlik olma ve umut gibi konuların etrafında şekillenen kurgusuyla kalbinizde de derin bir yere dokunacak.
Ressamın Günlüğü
H. bir portre ressamıdır. Yeteneğinin sınırlarının farkındadır ama bununla barışık olduğu söylenemez. Tanınmış bir işadamının portresini yapmak için görevlendirilir. Ancak onun gözü işte değil oynaştadır. Portre bir türlü istediği sonucu vermeyince, büyük ressamların tablolarından esinlenmek için İtalya’ya gider. Tam bu sırada arkadaşı, Salazar rejiminin gizli polisi tarafından tutuklanır.
Resim, cinsellik ve siyaset üçgeni içinde hayatını sorgulayan bir ressamın kendi dilinden hikâyesi. Saramago’nun da ilk romanı.
Rıcardo Reisin Öldüğü Yıl
Harold Bloom’a göre Batı edebiyatının parametrelerini belirleyen yazarlardan biri olan Portekizli yazar, şair Fernando Pessoa, 30 Kasım 1935’te Lizbon’da hayata gözlerini yumduğunda, kaybın büyüklüğü pek anlaşılmamıştı.
Ne zaman ki “sandık” açıldı, günlükler, gerçek ya da hayali mektuplar ve notlardan oluşan o sonu gelmez yapıt gün yüzüne çıktı, ancak o zaman Bloom’un tespitinde ne denli haklı olduğu anlaşıldı. Pessoa’nın alametifarikası, yarattığı çoklu kimliklerdir; hayata bakışları, geçmişleri, inançları ve idealleriyle “takma adın” ötesine geçen o dış benliklerdir. Ricardo Reis de bu kimliklerin başında gelir.
José Saramago, Pessoa’nın ölüm haberi üzerine, on altı yıl aradan sonra ülkesine geri dönen Ricardo Reis karakteriyle işte bu çoğul evrene ışık tutuyor. Aynı zamanda, daldan dala konan neşeli üslubuyla, Salazar’ın iktidara yükseldiği Portekiz’de ve genel olarak Avrupa’da esmeye başlayan faşizm rüzgârının sinir uçlarına dokunuyor.
Robi Çıldırdı
Robinson Crusoe – Yapı Kredi Yayınları
"Sağ olarak karaya ayak basabilmiştim; gözlerimi yukarıya kaldırarak daha birkaç dakika önce hiçbir umut yokken şimdi kurtulmuş olmamdan dolayı Tanrı'ya şükrettim. Böyle, mezarın eşiğinden dönercesine kurtulan bir ruhun yaşayacağı coşkunluklarla sevinçleri gerçeğe uygun olarak anlatmak başarılabilecek bir şey değildir sanırım; boynuna ip geçirilmiş de tam asılmak üzere olan bir caniye suçunun bağışlandığı bildirilecek olursa, şaşkınlıktan kendini yitirip yüreği durmasın diye, gerektiğinde kan alacak bir cerrahın o anda hazır bulundurulması yasasına hiç şaşmıyorum artık: Apansız gelen sevinçler, acılar gibi, sarsar ilkin." "Issız Ada": her çocuğun... ve çocuk kalmakta ısrarlı her büyüğün vazgeçemediği tek düş; "Issız Ada": uçsuz bucaksız bir serüven... ve tüm zorluklarına karşın sınırsız özgürlük; "Issız Ada": bir tek kişilik ütopya! Önce Robinson'un, sonra Robinson ile Cuma'nın, en son, orada yerleşmeyi seçen bir avuç insanıyla Ada'nın hikayesi!
Roman
Roverandom
Ruhi Mücerret
İstiklal harbi’nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman ruhi mücerret, bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat masum cici’yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu avni vav'dan daha neler öğrenecek?
Nazlı hilal’e, 70 yaş farka rağmen nasil açilacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare civan kazanova,
Elden düşme ruhunu şeytana neden satiyor?
Depremde yitirdiği serpil silahliperi’yi unutmayip da ne yapacak?
Marifetli afet fujer fuji’den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni ozan’i hangi parayla tedavi ettirecek?
Alinyazisindaki boşluklari neyle dolduracak? intiharin eşiğinde
Tetikte beklerken, kimvurduya mi gidecek?
Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşi içeren bu serüvende...
Trenler gemilere çarpiyor.İstiklal harbi, 85 yil sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor. ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!
Ruhlar Dükkanı
Rüzgara Dokunmak Ciltsiz
Siz her şeyi geride bıraktığınızı düşünmenize rağmen, geçmişin izlerinden kaçmak ne kadar mümkün?
Rüzgâr Ulu, asistan doktor olarak çalıştığı hastanede sıradan bir hayat süren genç bir kadındır.
Ta ki kapısının önünde, birtakım saplantılı aşk notları bulana dek... Bu korkunç notlarla beraber zihnine şüphenin ilk tohumu düşer ve geçmişin kirli izlerinin peşini bırakmadığını fark eder.
Mavi Gece'den tanıdığımız Emir ve Gece'nin de yer aldığı romanda Rüzgâr artık ılık bir melteme değil, fırtınaya dönüşmek zorundadır.
Peki, Mavi Gece'nin Tuna'sı bu fırtınanın oluşumunda nasıl bir rol oynayacaktır?
Bu kitapta kendi kaderini şiddete teslim etmeyen güçlü bir kadının hikâyesini okuyacaksınız.
Birine sıkıca sarılmak canını acıtmadığında güzeldir.
Kemikleri kıran sevgi, artık sevgi değil, sevgiye ihanettir.
Rüzgara Fısıldayan Kadınlar
Rüzgarı Yaşamak Karton Kapak
Güçlü bir kadının adımları bastığı yeri titretir.
Yaşadığı sarsıcı olaydan sonra hayatını eski düzenine sokmak içinmücadele eden Rüzgâr Ulu, masumiyetini ispat etmesine rağmenyaşadığı travmayı görmezden gelen bir yığın insanla yüzleşmek zorundadır. Asistan doktor olarak çalıştığı hastanede ona savaş açan herkese doğruyugösterebilmekiçin bir kez daha tüm cesaretini toplar ve gözünü karartır.
Bu yaşananlararağmen elini tutmak için daima onu bekleyen biri vardır: Kahverengi gözlerinde merhameti saklayan Tuna Kartal.Onların aşkı kendilerine hem güç verecek hem de geçmişiniyileştiremediği yaralara merhem olacaktır.
Fakat hayat onları yeni bir savaşlasınadığında birbirlerine eskisi kadar bağlı kalabilecekler midir?
Aralarında hiç doğmamış cümleler dile gelmek için can çekişirken bir kez daha kalplerini dinleyebilecekler midir?
RüzgârıYaşamak'tayaşama sıkıca tutunan cesur bir kadının öyküsünü okuyacaksınız.
Rüzgarın Getirdiği
Rüzgarın Gölgesi
Barselona şehrinin göbeğinde, maziye karışmış kitaplardan bir labirent: Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı. Daniel çocukken işte o kütüphaneden kendisine bir kitap seçer: Rüzgârın Gölgesi, yazarı Julián Carax. Yıllar sonra bir adam çıkagelir, ısrarla o kitabı istemektedir. Tek amacı, kitabın kalan tüm kopyalarını yakmaktır. Peki ama neden? Sahi, kitaplar neden yakılır? Aptallıktan, cehaletten, nefretten... siz seçin.
Daniel’in çocukluktan başlayan edebiyat merakı onu gerçeğin peşinde “şeytanca” karşılaşmaların içine sürükleyecektir.
Otantik Gotik romanın 19. yüzyılda öldüğünü düşünen varsa, bu kitap fikrini değiştirecektir. Hikâye içinde hikâye barındıran gizli tuzaklarla örülü muhteşem bir roman... Romanın değerini anlayabilmeniz için gerçek bir romantik olmanız gerek, eğer öyleyse baş döndürücü bir okuma sizi bekliyor demektir.
- Stephen King
García Márquez, Umberto Eco ve Jorge Luis Borges, İspanyol yazar Carlos Ruiz Zafón’un yazdığı sihirli ve taşkın bir gösteride bir araya geliyorlar, tedirgin edici bir sezgi, kesinlikle müthiş.
- New York Times
Popüler bir başyapıt, çağdaş bir klasik.
- Daily Telegraph
Rüzgarın Şarkısını Dinle
Herkes yürekten verdiğinin karşılığını alır.
Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.
Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.
Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu…
Sabah Pırıltıları
Belki kıkırdayacaksınız... Belki hüzünlenip düşüncelere dalacaksınız zaman zaman... Dahası, her birlikteliğimizde olduğu gibi bu kez de bir şeyleri paylaşacağız sizinle. Dostlarla sohbetler tüm bunların toplamı değil midir zaten? Bolca atılan kahkahalar, zaman zaman dolan gözler, durup düşünmeler ve çokça, hem de pek çokça paylaşmalar... Duyguları, düşünceleri, yaşananları paylaşmalar. Hüznü ve sevinci paylaşmalar. Yani hayatı paylaşmalar. Umarım bu sohbetler, sizin için böylesi sohbetler olabilir.
Sabaha Karşı
Milliyet gazetesinde 23 Temmuz-22 Eylül 1956 tarihleri arasında 62 tefrikalık bir seri hâlinde yayımlanan Sabaha Karşı, Peyami Safa’nın George Simenon’un Trois Chambres à Manhattan adlı romanından, kendi ifadeleriyle “Amerika’da geçen vakanın yabancı göreneklerle dolu olmasının yadırganmaması için millî hayatımıza tatbikini (…) Simenon’a has atmosfer güzelliğini ve aşk psikolojisini zenginleştiren kıvrak inceliklerini bozmadan (…) temiz ve serbest bir tercüme ve iktibas” yoluyla kazandırdığı bir adaptasyon eseridir. Bununla birlikte Safa, iktibas ettiği özgün eserin olay örgüsünü korurken pek çok detayın yanında mekân ve kişileri millîleştirmiş, kendi buluşlarıyla birlikte, denebilir ki telif bir roman ortaya koymuştur. Peyami Safa’nın edebiyatının başka bir yönünü ve zenginliğini gösteren Sabaha Karşı, Seval Şahin’in notlarıyla ilk defa kitaplaştı.
Sabırsız Yürek – Kırmızı Kedi Yayınevi
Sabırsız Yürek Yeni Kapak
Sabırsız Yürek, özellikle düşsel ve tarihsel karakterler üstüne yazdığı yaşamöyküleriyle tanıdığımız Stefan Zweig’ın tek romanıdır. Freud’un öğretisine derin bir ilgi duyan Zweig’ın bu psikolojik romanı, acıma duygusunun nelere yol açabileceğini, insanı nasıl çatışmadan çatışmaya sürükleyebileceğini anlatan bir başyapıttır. İki tür acıma duygusundan söz eder yazar: "Birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan bir yüreğin sabırsızlığıdır. Diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur." 20. yüzyılın kült kitaplarından biri olan Sabırsız Yürek, insanca duyguların savaşın dehşeti karşısında allak bullak oluşunun romanıdır.
Sadece Ölüler Sır Tutabilir
Sırlarını kendine saklasan iyi edersin!
Echo Ridge, genç ve güzel kızların başına kötü şeylerin geldiği bir yerdi. Yirmi yıl önce, on yedi yaşındaki bir kız sırra kadem basmıştı. Beş yıl önceyse, son sınıfların balo kraliçesi ölü bulunmuştu. Şimdi de Ellery ve Ezra, neredeyse hiç tanımadıkları anneanneleriyle yaşamak üzere oraya taşınmak zorundalardı.
Ellery sırlarla dolu bir ailede büyümüştü ama bu kasabadaki bazı sırlar tehlikeliydi. Kimse doğruları söylemezken, kendisi de dahil üç kızı hedef gösteren tehdit mesajlarının ardındaki ismi çok geç olmadan bulmaları gerekiyordu. Gitgide daralan çember bir kez daha kurbanını arıyordu.
“Çarpıcı sorular, güçlü karakterler ve şaşırtıcı hamlelerle, her adımda derinleşen bir okuma deneyimine hazır olun.” -Entertainment Weekly
“Elinizden bırakamayacaksınız.” -Cosmopolitan.com
“Mutlaka okumanız gereken bir genç yetişkin gerilim romanı.” -Bustle
“Temponun nefis bir ritimde yükseldiği, inandırıcı şaşırtmacalar ve şok edici dönüşlerle örülü bir gizem. Okurlar, o muhteşem sona ulaşana kadar duramayacaklar.” -Kirkus Reviews, Starred Review
“Çok katmanlı karakterler ve mükemmel tasarlanmış kurgusuyla, McManus nefes kesici bir polisiye romana imza atmış.” -Publishers Weekly, Starred Review
“Sadece katilin kim olduğunu ve motivasyonunu değil, kasabanın tüm sırlarını öğrenene kadar rahat edemeyeceksiniz.” -Bulletin
“McManus, en az Birimiz Yalan Söylüyor kadar harika bir kitaba imza atmış.” -Booklist
Sadist
Ünlü yazar Paul Sheldon, bir dağ yolunda trafik kazası geçirir. Kar fırtınasının ortasında baygın ve yaralı bir haldeyken, yazarın romanlarının saplantılı bir hayranı olan Annie Wilkes tarafından “kurtarılır”. Eski bir hemşire olan Wilkes’ın evine götürüp bir odaya kapattığı Sheldon neyle karşı karşıya kaldığını anladığında, hayal gücünün sınırlarını zorlayan “sancılı” günler de başlamış olacaktır.
Sadist, psikolojik gerilim türünün başyapıtları arasında gösterilen ve Stephen King’in parlak yaratıcılığını ortaya seren çok özel bir roman… "Alo?
Burası Sidewinder Polis Karakolu. Ben Memur Humbugagy." "Beni dinleyin, Memur Humbugagy. Çok dikkatle dinleyin ve sözümü kesmeyin. Çünkü ne kadar zamanım olduğunu bilmiyorum. Adım Sheldon. Size Annie Wilkes'ın evinden telefon ediyorum. En aşağı iki haftadan beri burada hapisim. Hatta belki de bir aydan beri hapis!" "Annie Wilkes mı?" "Hemen buraya gelin. Bir ambulans da yollayın. Ve Tanrı aşkına, kadın eve dönmeden buraya gelmeye çalışın!"
Saf Bir Yürek Kısa Klasik
“Saf Bir Yürek öyküsü sıradan bir yaşamın, bağlandığına coşkudan uzak bir biçimde bağlanan, taze, ekmek gibi yumuşak, dindar ve yoksul bir köylü kadının öyküsüdür.”
- Flaubert
Fransız edebiyatında gerçekçiliğin öncüsü sayılan Gustave Flaubert, birçoklarınca başyapıt kabul edilen öyküsü Saf Bir Yürek’te, biricik aşkı Théodore askere alınmamak için hali vakti yerinde bir kadınla evlenince, çalıştığı çiftlikten ayrılıp başka bir kentte yaşayan dul bir kadının hizmetçisi olan Félicité'nin öyküsünü anlatır. Karşılıksız veren, karşılıksız seven bu talihsiz kızın hikâyesi eşliğinde ruhsal bir yolculuğa çıkarır okuru. Flaubert’in tüm yazınsal ustalığını sergileyen bu eşsiz öyküyü Samih Rifat’ın çevirisiyle sunuyoruz.