Masumiyet Müzesi
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk'un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor.
1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.
Masumiyet Müzesi'ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.
Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, Financial Times gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi; hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.”
Masumiyetin İçin Savaş
Miranda Wood evine döndüğünde eski sevgilisi ve patronu Richard’ı yatağında öldürülmüş bulur. Bütün kanıtlar genç kadının aleyhindedir ve suçsuzluğunu ispatlayabilmek için önünde çok az bir zaman vardır.
Yerel bir gazetenin sahibi olan Richard’ın sanılandan fazla düşmanı olduğunu keşfetmek Miranda’yı şaşırtsa da takip edebileceği yepyeni ipuçlarına ulaşır. Araştırması derinleştikçe bu işin düşündüğünden çok daha kapsamlı ve karmaşık olduğunu anlar. Üstelik artık peşinde onu öldürmek isteyen birileri de vardır.
Kendini bir ölüm kalım savaşının içinde bulan Miranda’nın ne pahasına olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmaktan başka yolu kalmamıştır.
Uluslararası çok satan romanların yazarı Tess Gerritsen büyük bir ustalıkla, tempoyu hiç düşürmeden okurunu sürprizlerle dolu heyecanlı ve romantik bir maceraya çıkarıyor.
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Karşılaştığı bir takım olağanüstü olayları benimsediği materyalist ve pozitivist felsefenin ilkeleriyle açıklayamayan, şüphe, tereddüt ve bunalımlar içinde kıvranan Ferit, tıp fakültesini bırakıp felsefe bölümüne geçen fakat içinde bulunduğu mütereddit ruh hali sebebiyle buraya da düzenli olarak gitmeyen bir üniversite öğrencisidir. Ferit, Yüksekkaldırım’da içinde birbirinden garip insanların yaşadığı bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyonda kaldığı altı gün boyunca karşılaştığı olağanüstü olaylar ve kız arkadaşı Selma ile arasında geçen tartışmalar, ciddi bir psikolojik bunalımdan geçen Ferit’in durumunu daha da kötüleştirir. Pansiyonda tanıştığı Aziz, bu sıkıntılı günlerinde Ferit’in en büyük destekçisi olur. Teyzesinin gizemli bir şekilde ölümü ile yüklü bir mirasa kavuşan Ferit, yaşadığı travmayı atlatabilmek için Aziz’in tavsiyesiyle Ada’da bir ev kiralar. Bu ev bir yıl önce ölmüş, gizemli bir kadın olan Matmazel Noraliya'ya aittir. Peyami Safa’nın, kaleme aldığı romanları içinde en fazla beğendiğini ifade ettiği romanı Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, anlatım tekniği ve olay örgüsü bakımından bütün eleştirmenlerce Türk edebiyatının en ciddi psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir.
Mavi 55
Mavi Gece Ciltli
Emir ve Gece…
İki hırçın ve asi aşık.
Babasının ölümünün ardından hayattan bir beklentisi kalmayan Gece, yaz tatilini annesinin ve üvey babasının zoruyla bir tanıdıklarının yanında geçirmeye başlar. Hayallerini ve düşlerini umutsuzluğa teslim etmiştir, rüzgârda savrulan bir yaprak gibidir. Yürüdüğü karanlık yolda, hayatına tehlikeli bir kapı aralayan Emir ise Yeraltı’nın vazgeçilmez isimlerinden biridir. Fakat Gece’nin hayatına girmesiyle duyguları ve hayatı farklı bir yöne evrilir. Aşkın kural tanımazlığı, Emir ve Gece’yi ya Yeraltı’na tutsak edecek ya da tamamen özgür kılacaktır. Tutku ve sevginin maviye boyandığı o gece, iki kişi için de unutulmazdır…
“Ne zifirî karanlık ne aydınlık... O gece bizim umudumuz ve mucizemizdi. O gece maviydi.”
Mavi Tüy
Mavi Yolculuk
Mavinin Kızı Emıly 1 – Yeni Ay
“Dünyada beni seven kimse yok artık… Ama ağlamayacağım! Dünyanın ne kadar da büyük ve boş… Artık hiçbir şey bana ilgi çekici gelmiyor. Bahçedeki küçük elma ağacının çiçeklenip kar güzelliğine dönüşmesi bile... Ama babama cesur olacağıma dair söz verdim. Ve öyle yapacağım! Onlardan korktuğumu düşünmelerine izin vermeyeceğim. Karşılarında dimdik duracağım!
”Dört yaşındayken annesini, on bir yaşında da çok sevdiği babasını kaybeden ve Prens Edward Adası'ndaki New Moon Çiftliği’nde iki teyzesi ve onların kuzenleriyle birlikte yaşamaya başlayan Emily’nin merak ve hayranlık uyandıran hayat hikâyesi… Son derece disiplinli ve katı bir mizaca sahip Elizabeth Teyze… Bir o kadar şefkatli ve sevecen Laura Teyze… Çiftliğin tüm işlerini idare eden eğlenceli Kuzen Jimmy… Arkadaşlık, aile bağları, sevgi, umut ve hayaller… Kesinlikle okunmaya değer bir eser!
Mavinin Kızı Emıly 2 – Kayıp Cennet
“Dünyaya yazmak için gelmiş bazı insanlar vardır. Yazmak, onlar için alın yazısıdır. Daha doğdukları gün, parmaklarının ucunda bir karıncalanma oluşur. İşte, ben de o insanlardan biriyim. Yazmak, benim kaderim…”
Çocukluktan genç kızlığa adım attığı bir dönemde yeni bir hayata başlamak zorunda kalan ve yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayata sevgiyle tutunan Emily’nin hikâyesi, okuyan herkesi derinden etkileyecek! Arkadaşlık ve sadakat konusunda bir sınama yaşayan Emily hayatın anlamını ve değerini yeniden keşfedeceği ilginç bir deneyim de yaşayacaktır.
Maymunlar Gezegeni
Medusa
Medusa’nın Ölü Kumları 1
YEDİ KLAN BİR OYUN BOZAN
YARALASAR VE ÖTANAZİ OKULU'NUN YAZARINDAN MEDUSA'NIN ÖLÜ KUMLARI EFSANESİ
Elzem, bir çarşamba gecesinde korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağ’ın korkunç hiyerarşisinin içinde hapsolmuşken eve dönmek hiç de mümkün görünmemektedir. Kendi dünyasında bir konağın saygın bir hanımı ve başarılı bir öğretmenken Ölümsüzler’in dünyasındaki rolü bir akademide hizmetçi olmaktır. Sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleştiğinde sadece onlar hakkında değil, kendi hakkında da birçok gizemi çözmeye başlar. En alt sınıfa düşmüşken ya tüm basamakları tek tek çıkacak ya da düştüğü yerde kalacaktır.
BİR KRALİÇEYİ TAHTTAN İNDİREBİLİRSİNİZ AMA ONDAN SIRADAN BİRİ OLMASINI BEKLEYEMEZSİNİZ.
Medusa’nın Ölü Kumları 1 – Özel Baskı Ciltli
YEDİ KLAN BİR OYUN BOZAN
YARALASAR VE ÖTANAZİ OKULU'NUN YAZARINDAN MEDUSA'NIN ÖLÜ KUMLARI EFSANESİ
Elzem, bir çarşamba gecesinde korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağ’ın korkunç hiyerarşisinin içinde hapsolmuşken eve dönmek hiç de mümkün görünmemektedir. Kendi dünyasında bir konağın saygın bir hanımı ve başarılı bir öğretmenken Ölümsüzler’in dünyasındaki rolü bir akademide hizmetçi olmaktır. Sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleştiğinde sadece onlar hakkında değil, kendi hakkında da birçok gizemi çözmeye başlar. En alt sınıfa düşmüşken ya tüm basamakları tek tek çıkacak ya da düştüğü yerde kalacaktır.
BİR KRALİÇEYİ TAHTTAN İNDİREBİLİRSİNİZ AMA ONDAN SIRADAN BİRİ OLMASINI BEKLEYEMEZSİNİZ.
Medusa’nın Ölü Kumları 1 Ciltli
YEDİ KLAN
BİR OYUN BOZAN
YARALASAR VE ÖTANAZİ OKULU'NUN YAZARINDAN MEDUSA'NIN ÖLÜ KUMLARI EFSANESİ
Elzem, bir çarşamba gecesinde korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağ’ın korkunç hiyerarşisinin içinde hapsolmuşken eve dönmek hiç de mümkün görünmemektedir. Kendi dünyasında bir konağın saygın bir hanımı ve başarılı bir öğretmenken Ölümsüzler’in dünyasındaki rolü bir akademide hizmetçi olmaktır. Sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleştiğinde sadece onlar hakkında değil, kendi hakkında da birçok gizemi çözmeye başlar. En alt sınıfa düşmüşken ya tüm basamakları tek tek çıkacak ya da düştüğü yerde kalacaktır.
BİR KRALİÇEYİ TAHTTAN İNDİREBİLİRSİNİZ AMA ONDAN SIRADAN BİRİ OLMASINI BEKLEYEMEZSİNİZ.
Medusa’nın Ölü Kumları 2 Ciltli
KIYAMETİN İSYANI BAŞLIYOR!
Araf’ta umduğundan daha fazlasını bulan Elzem, Orta Çağ’ın zorlu şartlarına uyum sağlamaya başlamıştır. Hiç ummadığı bir yerde, büyülü bir evrende aşk karşısına çıktığında artık eve dönmek istediğinden bile emin değildir. Ancak her geçen günle kendi hakkındaki korkunç sırları keşfettiğinde hislerini ve kararlarını sorgulamaya başlar. Doğumuyla ilgili çarpıcı gerçeklerin gizemini çözdüğünde ise ihanet hiç ummadığı bir yerden gelir.
Bu, ölümden doğan bir kadının içine çekildiği korkunç bir takastır:
Bir hayata karşılık onun hayatı…
Ama kader er ya da geç adaleti sağlayacak ve Ölüler Diyarı kendisine ait olanın peşine düşecektir.
“ONLAR TAHTLARINDA OTURABİLİR. BEN BAŞLI BAŞINA BİR KRALLIĞIM.”
Medusanın Ölü Kumları 3
YENİ DÖNEM: OYUNBAZLARIN ÇAĞI
Kız kardeşinin ona ihanet etmesi sonucu Elzem, hayatı üzerine yapılan takasa engel olamaz. Ölüler Diyarı’nın gardiyanları onu almak için gelmeden önce Oyunbazların çağını yeniden başlatmak için küçük bir yolculuğa çıkar. Takas günü gelip çattığında kaderinden daha fazla kaçamayacağını anlar ve Ölüler Diyarı’na gider. Ruhların yaşam sürdüğü bir diyara mahkûm olduğunda orada onu bekleyen bir sürpriz vardır. Kaçtığı her şeyle yüzleşmeli ve Tanrıların öfkesini göğüslemelidir. Ancak bu hiç kolay değildir çünkü her eylemin ağır sonuçları vardır.
“MADEMKİ BANA ÖLÜM, O ZAMAN HERKESE ZULÜM!”
Medusanın Ölü Kumları 3 – Ephesus Yayınları
YENİ DÖNEM: OYUNBAZLARIN ÇAĞI
Kız kardeşinin ona ihanet etmesi sonucu Elzem, hayatı üzerine yapılan takasa engel olamaz. Ölüler Diyarı’nın gardiyanları onu almak için gelmeden önce Oyunbazların çağını yeniden başlatmak için küçük bir yolculuğa çıkar. Takas günü gelip çattığında kaderinden daha fazla kaçamayacağını anlar ve Ölüler Diyarı’na gider. Ruhların yaşam sürdüğü bir diyara mahkûm olduğunda orada onu bekleyen bir sürpriz vardır. Kaçtığı her şeyle yüzleşmeli ve Tanrıların öfkesini göğüslemelidir. Ancak bu hiç kolay değildir çünkü her eylemin ağır sonuçları vardır.
“MADEMKİ BANA ÖLÜM, O ZAMAN HERKESE ZULÜM!”
Mefisto Kulübü
Şeytan’ın varlığı bir gerçek. Şeytan caddelerde aramızda yürüyor. Ve Şeytan, sinsice aramıza karışıp şekilden şekile giriyor...
Beacon Hill’de bir grup insan Şeytan’ı her yönüyle analiz etmeyi amaçlıyordu. Şeytan, bilimsel olarak açıklanabilir miydi? Fiziksel bir görünüşü var mıydı? İblisler yeryüzünde geziniyorlar mıydı? Tarihin karanlıkta kalan yönlerinin, açıklanamayan olay ve sembollerinin mistik cazibesine kapılan Mefisto Kulubü üyeleri şu teoriyi kanıtlamaya çalışıyordu: Şeytan aslında içimizde...
Eşiklerine bırakılan dehşet verici ceset, birilerinin ya da “bir şey”in şehirde kendine kurban aramak için kol gezdiğinin açık bir işaretiydi. Kulüp üyelerinin kanıtlamaya uğraştıkları teori, artık onlar için büyük bir tehlike ve korku kaynağıydı. Bu acımasız katil aralarından biri olabilir miydi? Ya da istemeden Şeytan’ın gizlendiği karanlıktan çıkmasına mı yol açmışlardı. Bu kafa karıştırıcı ve sıradışı olayları derinlemesine araştıran Maura ve Jane kötülüğün kalbine doğru dönüşü olmayan, dehşet verici bir yolculuğa çıkarlar. Kariyerleri boyunca karşılaştıkları en sadist düşmanla yüz yüze gelmek üzeredirler. Üstelik bu düşman bir başlangıç yapmıştır, henüz...
Mekanik Prens 2.Kitap Cehennem Makineleri
Londra Enstitüsü’ndeki dengeler hiç bu kadar hassas olmamıştı. Konsey, Charlotte’ın gücünü elinden almak ve bu gücü, ahlak değerlerinden yoksun, gözünü iktidar hırsı bürümüş Benedict Lightwood’a vermek istiyordu. Will, Jem ve Tessa, Enstitü’yü ve Charlotte’ı kurtarma umuduyla Mortmain’in geçmişiyle ilgili sırları araştırmaya karar verdi. Ancak tek keşfettikleri düşmanın amacı değildi. Aynı zamanda Tessa’yla ilgili huzursuz edici Gölge Avcısı bağlantısını da öğrendiler. Zaten Will ve Jem’in ilgisi arasında kalan Tessa, kendisinin bizzat bir "canavar"a dönüşmesine Gölge Avcıları’nın yardım ettiğini öğrenince başka bir seçimle daha yüz yüze gelecekti.
Mektup Arkadaşları
Meleğin Oyunu
Uluslararası başyapıt Rüzgârın Gölgesi kitabının yazarı Carlos Ruiz Zafón, Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nın bu cildinde edebiyatta ve aşkta takıntıların tehlikeli doğasını anlatıyor. Kitapların büyüsü, tutku ve dostluk, baş döndürücü bir şekilde inşa edilmiş sırlar labirentinde ustaca bir hikâyeye dönüşüyor.
Barselona’nın kalbindeki terk edilmiş bir konakta, genç bir adam olan David Martín, gecelerini şehrin yeraltı dünyası hakkında barok masallar uydurarak geçirir. Ama belki de karanlık hayalleri göründüğü kadar tuhaf değildir, çünkü evin derinliklerinde kilitli bir odada, gizemli bir ölümü ima eden fotoğraflar ve mektuplar yatmaktadır. Yavaş yavaş, bir zehir gibi, imkânsız bir aşkla boğuşmasının yanında, tuhaf evin tarihi de kemiklerine işler. Tam umutsuzluğa kapıldığı sırada hayatının teklifini alır ancak kitabı üzerinde çalışmaya başladığında, yazdıklarıyla evini kuşatan gölgeler arasında bir bağlantı olduğunu fark edecektir.
“Meleğin Oyunu, Rüzgârın Gölgesi'nden aşina olduğumuz Barselona'nın o çok sevilen manzaralarından bazılarını yeniden ziyaret ediyor. Yine de bu roman kendi ayakları üzerinde duruyor, selefinin bir tamamlayıcısı, hatta muhalifi. Rüzgârın Gölgesi kitap okumanın coşkusunu kutladıysa, o zaman bu kitap – edebiyata aşkında ve arketipsel olaylarda altta kalmadan – yazmanın ıstıraplarını keşfe çıkıyor.”
New York Times
Memento : Bir Illımınae Dosyaları Öyküsü
BİR ILLUMINAE DOSYALARI ÖYKÜSÜ
THE NEW YORK TIMES ÇOKSATANI ILLUMINAE DOSYALARI’NIN YAZARLARINDAN
AIDAN ANALİTİK DÜĞÜMÜ B-0091A’DA ARIZA YAŞADI.
ARIZA 04.41’DE GİDERİLDİ.
BÜTÜN SİSTEMLER OPTİMAL DÜZEYDE ÇALIŞIYOR.
BAZI CANAVARLAR DOĞAR.
BEN YARATILDIM
The New York Times çoksatan yazarları AMIE KAUFMAN ve JAY KRISTOFF, gözyaşlarınızdan ziyafet çekiyor ve çığlıklarınızın tadını çıkarıyor. Uluslararası çoksatanlar Illuminae ve Gemina’nın yazarı olmanın yanı sıra, Amie (Megan Spooner’la beraber) çoksatan Starbound üçlemesi ile devamı Unearthed ve Ice Wolves’un yazarıdır. Jay Lotus War üçlemesi, Nevernight serisi ve REPLİKA13’ün yazarıdır. Eşleriyle birlikte Avustralya’nın Melbourne kentinde yaşamaktadırlar.
Mengene Göçmenleri
Nermin Bezmen, tarihin eski sayfalarında kalmış, artık yaşamayan insanların, artık var olmayan mekanların, gerçek öyküsünü anlatıyor.
Mahmutpaşa'nın, Çiftesaraylar Caddesi'nde bir göçmen mahallesi. Bizanslılardan kalma surların çevirdiği altmış hanelik küçük bir dünya. Kafkas, Kırım göçmenlerinin dünyası. Mahmutpaşa'nın ortasında bir küçük Kafkasya, bir küçük Kırım. Adı; Mengene Bölgesi. Ve 1892'nin Silistre'sinde parçalanan bir ailenin bu küçük dünyaya sığınan bireyleri.
Gönülsüz göçlerin cefakârlık, fedakârlık ve ardı kesilmeyen savaşlarla yoğrulan dramında doğan, büyüyen çocuklar. Çocukluklarını bilemeden gençliğe, gençliklerini tadamadan ihtiyarların yorgunluğuna erişen nesiller. Yasak, ayıp ve günah kavramlarının gölgesinde yaşanan masum aşklar, kalp kırıklıkları, zamanın kıskançlığında kurulan hayaller ve ilişkiler.
Bugün yerinde yeller esen Mengene'den geriye fazla bir şeyler kalmadı gibi. Ama anılar hep taze. Aynen, Mengene içinde doğan Mürvet'in anıları gibi. Kurt Seyit'in Murka'sı olduğu günlerinin anıları kadar taze...
Yazar Hakkında:
Minyatür ustası, özgün baskı sanatçısı, restoratör ve yazar Nermin Bezmen,
uzun zaman sanayi dünyasında yönetici asistanlığı, pazarlama-satın alma
görevlerini yaptıktan sonra atölyesinde yetişkinlere ve çocuklara 27 yıl
resim dersi verdi. Yoga eğitmenliği, TRT’de canlı yayın sunuculuğu, çeşitli dergilerde köşe yazarlığı, dizi röportajlar, halkla ilişkiler ve panel-organizasyon yönetimi de yapan Nermin Bezmen roman yazmaya 1991 yılında başladı. Daha çok uzun süren araştırmalardan sonra yazdığı tarihi romanlarıyla tanınan Nermin Bezmen, roman ve öykülerindeki karakter analizleri, gerçekçi anlatımı ve ustalıklı kurgusuyla kısa sürede azımsanmayacak bir hayran kitlesi edindi; kitapları aylarca çoksatanlar listelerinde kaldı.
Merhametli Karga
Mermer Adam
KÖTÜLÜK HİÇ BEKLENMEDİK BİR YERDEN GELEBİLİR.
Yıl 1939, Berlin… Avrupa yeni bir dünya savaşının eşiğinde…
Reich’ın ileri gelenlerinin güzel eşleri tek tek vahşi cinayetlere kurban gider. Gestapo subayı Franz Beewen, öldürülen kadınların psikiyatrı Simon Kraus ve aristokrat psikiyatr Minna von Hassel, Nazilerin nefes aldırmadığı Berlin’de bu cüretkâr cinayetleri işleyen katilin peşine düşerler…
Jean-Christophe Grange’den, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz, gerilim dolu bir macera…
Metro 2033
Metro 2034
Metro 2035
Yıl 2035… Üçüncü Dünya Savaşı yirmi yılı aşkın bir süre önce dünyayı yok etmiş, yaşama dair izler yeryüzünden tamamen silinmiştir. Nükleer saldırının yakıp yıktığı koskoca şehirler artık toz ve külden ibarettir. Her şey paslanıp çürümekte, uydular yörüngede başıboş bir halde dönmektedir.
Sadece Moskova metrosuna sığınanlar hayatta kalır ve radyasyondan korunmak için, yerin onlarca metre altında bambaşka bir dünya kurarlar. Metro istasyonları da dinî ve ideolojik ayrımların hâkim olduğu birer şehir-devlet haline gelir. İktidardakilerin yazıp oynadığı bir tiyatro oyununu andıran bu hayatta, vatandaşlar gelecek kaygısından uzak, sadece günü kurtarma derdindedir.
Ama içlerinden biri, büyük bir hayalin peşinden koşmaktadır: Radyasyon seviyesi düştüğünde yeryüzüne geri dönmek ve insan gibi yaşamak. Bir zamanlar adına Dünya denilen koca boşlukta, hayatta kalmış olabilecek başka insanları arayan bu inatçı gencin adı Artyom’dur. Ve herkesin bu hayali takip etmesi için, metronun karanlık tünellerinde heyecan verici bir yolculuğa çıkacak, pek çok kirli sırrı açığa çıkaracaktır.
En büyük sürpriz ise Artyom’u günışığında beklemektedir…
Meyra – Bir Bosna Hikayesi
“Son günlerde,” diye konuşmasını sürdürdü Meyra, “bir duygu her karanlık çöküşünde gelip yakama yapışıyor. Onu yenmek için bir şeyler yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Bazen korkum ve üzüntüm birbirine karışıyor. Sabrım, bütün korkularım, belirsizliklerim ve acılarım… Hepsi sanki bu duyguda bir araya gelmiş gibi. İşte o zaman aklıma sen geliyorsun, seni düşünüyorum. Özellikle de akşamın o ilk saatlerinde...”
Meyra: Bir Bosna Hikâyesi, Avrupa’nın orta yerinde, bütün dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen 20. yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyor.
Tamamen gerçeklere dayanan kişisel hikâyelerden, acılardan yola çıkan Sinan Akyüz, sadece siyasi meseleleri etkili bir biçimde ortaya koymakla kalmıyor, mikro düzeyde iki insan arasında komşu, arkadaş, sevgili, akraba oluşan duyguları da ustalıkla gözler önüne seriyor.