Araba Sevdası – Koridor Yayıncılık
Türk Edebiyatı’nda “ilk realist” roman olarak bilinen Araba Sevdası gerek içeriği, gerekse edebî üslubuyla yazın dünyasının mutlaka okunması gereken kitapları arasında yer alır. Recaizade Mahmut Ekrem, içinde yaşadığı topluma eleştirel gözle bakmayı becerebilen bir aydın, sözcüklerle oynayabilen edebî bir cambaz, ince bir mizah anlayışına ve olağanüstü gözlem gücüne sahip bir yazardır. Araba Sevdası’nı okurken hem usta kalemin bu özelliklerine bizzat tanık olacak hem de romanın çok katmanlı yapısında keyifli bir yolculuğa çıkacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem’in Batı özentiliğini ya da yanlış Batılılaşmayı anlattığı ve ilk olarak Servet-i Fünun dergisinde yayınlanan Araba Sevdası, Ceyda Yüksel tarafından yayıma hazırlanmış, editörlüğünü ise Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Eser yazıldığı dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun, günümüz okuru içinse anlaşılabilir olması amaçlanarak çevrilmiştir.
Araba Sevdası Günümüz Türkçesiyle
“Pek az Türk romanı Araba Sevdası kadar adına bağlıdır. Kitap, bir modanın ve muayyen iktisadi şartlar etrafında hemen bir lahzada teşekkül etmiş köksüz bir kalabalığın romanıdır.”
Ahmet Hamdi Tanpınar
Tanzimat edebiyatının birinci döneminde temelleri atılan modern edebiyatımızın duvarlarını örmeye başlayan isimlerden biri de Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Gençleri yazmaya, yazdıklarını yayımlatmaya teşvik ederek bir neslin önünü açan üstat Recaizade’nin Araba Sevdasıromanı, Türkçede roman türünün başarılı ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Edebiyatımızda sıkça işlenen mirasyedi, züppe tiplerin öncülerinden olan Bihruz Bey’in hayatı, düşünceleri ve aşkı, Araba Sevdası’nda yer yer komedileştirilerek anlatılırken okura o dönemi ve ülkenin Batılılaşma macerasını enine boyuna düşünme imkânı sunar.
1896’da Servet-i Fünûn’da tefrika edilen bu büyük romanı, orijinalinde yer alan resimler, döneme dair diğer fotoğraflar ve dipnotlarla zenginleştirilmiş bir baskıyla, günümüz Türkçesine uyarlayarak sunuyoruz.
Arachnoıd Mater
Elma Yayınevi yazarlarından Serkan Karaismailoğlu, Mater Serisinin ikinci kitabı Arachnoid Mater ile okurlarla buluşuyor. Serinin ilk kitabı olan Pia Mater’den sonra merakla beklenen ve ilk kitabın devamı niteliğindeki bu eser, okuyucuyu inanılmaz heyecanlı ve gizemli olaylara sürükleyecek gene. Hepimizin yakından tanıdığı karakterlerin yaşadıkları esrarengiz olaylara bir kez daha şahit olacağız. Bu heyecanı yaşarken yazarın incelikle metnin içine işlediği bilimsel veriler ise eminiz ki Nöro Roman sevenleri Mater Serisine hayran bırakacak.
Merhaba okuyucu. Kim olduğunu ya da hangi tarihte olduğumuzu bilmiyorum ama şu an bu satırları okuduğuna göre bir şekilde yolumuz kesişmiş demek. Baştan uyarayım. Burada yazanlar küçük bir olayın parçasıymış gibi görünse de aslında kökleri oldukça derinlere uzanan karışık bir hikâye var karşında. Hatırlayabildiğim kadar yazmaya çalıştım her şeyi. Çünkü ben sonum. Olur da bana bir şey olursa, nöronlarımda yaşamakta olan bu bilgiler toprağa gömülecek. O yüzden her şeyi yazmak istedim. Geçmişim ve hatıralarım ölmesinler diye onları diri diri sayfaların içine gömdüm. Umarım beni ve yaşadıklarımı anlarsın. Evime ve vücuduma hoş geldin.
Arafatta Bir Çocuk
“Che Guevera’nın bir kitabından başladılar yakmaya. Kitap olduğu gibi atılsa yanmazdı. Önce kitabın kapağını yırtıyorlar, sonra beşer onar sayfa tutup, dikiş yerlerinden ayırıyorlardı. İpli olanları zor ayırdılar.”
Arafat’ta Bir Çocuk 12 Mart Muhtırası’nın etkisi altında yazılan, birbirinden bağımsız sekiz hikâyeden oluşuyor. Bir kuşağın, ömrü boyunca izini taşıyacağı sürgün günlerini anlatıyor.
Usta edebiyatçı Livaneli’nin kendi hayat deneyiminden damıtarak kaleme aldığı bu hikâyeler, sürgün hayata dair olağanüstü gözlem ve tasvirlerle örülüyor.
Zülfü Livaneli, bu kez hayal kırıklığına uğramış, aldanmış, yalnız ve melankolik insanları anlatıyor.
Karakterlerin travmaları ve iç hesaplaşmaları apaçık göz önüne seriliyor. Edebiyatın en eski temalarından olan ve hâlâ güncelliğini koruyan sınırlar, gurbet ve mültecilik konularına odaklanıyor.
İsim babalığını Yaşar Kemal’in yaptığı ve ilk kez 1978 yılında yayımlanan Arafat’ta Bir Çocuk, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında ilgi gören bir edebiyat yapıtı. Almanca ve Farsça gibi dillere çevrilen, Almanya ve İsveç’te televizyona uyarlanan bu eser yeni basımıyla okurlarla buluşuyor.
Arafta Düet
Denize bakan kayalıklarda bir bungalov… Yoldan fırlayıp yanına düşen bir araba… Bir patlama…
Huzur arayışındaki emekli Tümgeneral Ayvaz Dere’nin planları ilk günden altüst olmuştur. Kazaya karışan gençler de olaya bambaşka bir boyut katar ve işler çetrefilleşir. Bir de 1980’lerde takıştığı solcu bir avukat, Sinan çıkar karşısına. Böylece geçmişe ve geleceğe ışık tutan zorlu bir düet başlar.
Mizahi bir üslup ve sürükleyici bir kurguyla kaleme alınan Arafta Düet, hepimizi barış, vicdan, erdem üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Biri yıllardır hapiste olan iki eşyazarın hiç karşılaşmadan beraber kaleme aldıkları roman, bu açıdan dünyada bir ilk.
Arafta Yedi Gece
Aranızdan Biri
Sekiz saat
Altı arkadaş
Bir keskin nişancı
Ve hayatta kalan 5 kişi. . .
n sekiz yaşındaki Red ve arkadaşları bir karavanla Bahar Tatili için yola çıkarlar. Fakat karavan ıssız bir yerde bozulur. Tekerlekler birer birer patlarken gruptakiler bunun bir kaza olmadığını anlarlar. Karanlıkta onları izleyen bir keskin nişancı vardır; Red ve arkadaşlarının kim olduklarını çok iyi bilmektedir. Ne var ki gruptan birinin bir sırrı vardır ve keskin nişancı bu sır için onu öldürmeye hazırdır.
Grup; umutsuzca yardım almaya ve hedefin kim olduğunu bulmaya çalışırken aralarındaki gerilim de ölümcül seviyelere ulaşır. Bu gece herkes hayatta kalamayacaktır…
“Gerilimi iliklerinize kadar hissedeceğiniz, heyecanın hiç düşmediği soluk soluğa bir hikâye sizleri bekliyor.”
—KIRKUS REVIEWS
“Gerilimin yer yer mizahla buluştuğu, zeki bir hikâyeye sahip nefes kesici bir roman.”
—CRIMEREADS
Araz
Arkadaş Dümeni
Arkadaşlar Arasında 2
Hayatta ne çok yollar yürüyoruz.
Çocukluk yolları... Okul yolları...
İlkgenç liğin sancılı yolları...
Üniversite yolları...
Romantizmin acı, tatlı yolları...
Çalışma yolları...
Dönüp baktığımda bir prizma görüyorum sanki.
Serra’nın ne çok yüzü var.
Çocuk Serra. Okullu Serra.
Üniversiteli Serra.
Âşık Serra.
Başka başka yollar, başka başka hayatlar, başka başka kimlikler, düşünceler, duruşlar.
Şimdiyse evlilik yolunda!
Aromatik Adam
Çocukları düşünmeye, sorgulamaya ve gerçeği aramaya yönelten felsefi hikâyeler anlattığı çocuk kitaplarıyla çok sevilen Anooshirvan Miandji'den bu kez gençler ve büyükler için bir epistemik roman: Aromatik Adam
Her doğru gerçek midir?
Çok kişi bir şeye inanırsa, o gerçek olur mu?
Bilginin sınırı var mıdır? Bilginin ölçüsü nedir?
Bildiğimiz her şey, her şey midir?
Doğa ile doğaüstü arasındaki fark nedir?
Parlayan her şey ışık mıdır?
Pahalı olan her şey değerli midir?
Bilinmeyeni bilmek için neden önce bilineni bilmek gerekir?
Bu soruların yanıtını merak ediyorsanız, Aromatik Adam romanı okumanızı bekliyor.
Artemis
Goodreads okurlarına göre 2017'nin en iyi bilimkurgu romanı.
Son yılların en iyi bilimkurgu romanlarından biri olanMarslı'nın yazarı Andy Weir'dan yepyeni, soluk soluğa bir kitap!
Artemis... Ay'daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse "zalim bir sevgilidir". Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa.
Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz'in hayatı da karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir. Küçük bir kaçakçı olarak kalkıştığı bu büyük sabotaj boyunu aşacak ve beklediğinin de ötesinde Jazz , tüm Artemis'in kontrolünü ele geçirmeyi ilgilendiren bir komplonun ortasında bulacaktır kendini. Bundan sonra alması gereken risk, işe ilk girdiği zamankinden çok daha büyüktür.
Andy Weir, Marslı ’da gösterdiği mühendislik, bilim ve teknoloji bilgisini Artemis ’te de sergileyip yine fazlasıyla gerçekçi bir gelecek öngörüyor.
“ Marslı ’dan sonra isteyebileceğiniz her şey bu kitapta: zeki ce , eğlenceli, a drenalini yüksek, elinizden düşüremeyeceğiniz bir öykü.”
– Ernest Cline, Başlat ’ın yazarı.
“Weir imkânsızı başardı – Ay’daki bir şehirde geçen bilimkurgu noir romanıyla Marslı ’yı solladı. Bu hayattan daha ne isteyebilirsiniz ki? Gidip okuyun şu kitabı.”
– Blake Crouch, Karanlık Madde ’nin yazarı.
“Heyecan verici, keskin zekâlı, adrenalin dolu bir macera... senenin en iyi bilimkurgu romanlarından biri.”
– Booklist (starred review)
Asa
Asel
Asi Çakıltaşı 3.Perde
Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu.
Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır.
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”
Asi Çakıltaşı 4.Perde
İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu.
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir.
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle.
Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.
Asi Çakıltaşı 6.Perde
O benim kalbimi taşıyan damardı.
Karan’ın tüm hayatını ve inançlarını değiştirecek büyük sır, tam da Asi ile aralarındaki aşkın alevleri her yanı sardığında, Asi’nin birdenbire kaçırılması ile ortaya çıkacaktır. Şimdi Karan’ı koruma ve iyileştirme sırası Asi’dedir ve Asi çıktığı kozanın içinde büyüttüğü güçlü kanatlarını açarak sevdiği adamı kanatlarının içine alır. Birlikte beklemedikleri bir sağanağa tutulurlar. Bu yağmur, şimdiye dek ıslandıkları en kuvvetli yağmur olacaktır.
Karan Ali Çakıl’ın benim için cennetten gönderildiği günü hatırlıyordum. Cehennemdeki cezam işte tam da o gün sona ermişti. “Gece dışarıda kapkaranlık, sen nasıl bu yatakta güneş gibi doğuyorsun?” diye sordu yavaşça, sesini taşıyarak yüzüme akan sıcak nefesini hissettim. Bakışları hızlıca yüzümün her noktasında dolaştı. “Gözlerindeki gamzeler de güneşin bile silemediği yıldızların mı?”
Aşiyan 1 – Virane
İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş.
Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuş.
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı.
“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi.
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna.
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi
Aşıklara Yer Yok
“Kim bilir, belki de cehennem insanın kendini bağışlayamamasıdır.”
Aşk sandığımız bağlılıklar, gerçekte bizi kendine tutsak eden bağımlılıklarımız mıdır?
Akademisyen Orhan büyük bir tutkuyla bağlı olduğu Firdevs’in peşinden umutsuzca koşarken, bir yandan kendi geçmişindeki travmalarla diğer yandan Firdevs’in bir başka adama duyduğu hastalıklı aşkla mücadele etmektedir. Gece yarısı aldığı telefonla kendini sayfiye kasabası Saklıkuyu’da bulur. Geçmişte hastane olarak kullanılmış, Osmanlı sarayının ve İstanbul zenginlerinin sırlarıyla dolu eski bir köşkün odasına yerleşir. Hatıralarına hapsolmuş Defne’yle ve diğer komşularıyla tanışan Orhan, onların yaralı hikâyelerine ortak olurken, kendini buraya sürükleyen kaderi anlamaya çalışmaktadır. Firdevs’in birden ortadan kaybolmasıyla içine düştüğü merak, nefes kesen bir sonla cevap bulur.
Âşıklara Yer Yok, gerçeklikle hayalin iç içe geçtiği olağanüstü bir aşk ve tutku hikâyesi.
Aşkın büyülü ve karanlık doğasına dair duygu dolu, eşsiz bir roman.
Her sayfasında kendinizi bulacağınız bir edebi şölen.
Asılacak Kadın
Asılacak Kadın, yayımlandığı ilk günden büyük ses getirmiş, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türkçe edebiyatın klasikleri arasına girmiş bir roman. Nicesini gazetelerin iç sayfalarında okuyup geçtiğimiz bir cinayeti ele alan Pınar Kür, kadına karşı örülmüş yargının ardında yatan toplumsal dokuyu da tüm gerçekliğiyle masaya yatırıyor.
“Her biri kendi iç bütünlüğünde, alabildiğine öznel tutulan üç söylem: Çıkarını ‘ortak bilinç’in çıkarıyla bütünleştirmiş Faik İrfan Elverir’in insanlıktan soyutlanmış söylemi. Cinsel bir nesne, somut bir çaresizlik, tam bir kurban konumuna yargılı Melek’in, sesi olmayan söylemi.Ve şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan Yalçın’ın edilginliği aşamayan bilincinden yansıyan söylemi. Bu üçünün, romanın ana sözü bakımından, neredeyse önemini yitiren bir kilit olay (yalı cinayeti) çevresinde sarmallanmasından bir o kadar nesnel bir mesaja ulaşılıyor. Pınar Kür’ün, yürekli bir toplumsal eleştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırdığı bu roman, kadının, dolayısıyla da elbet insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.”
Füsun Akatlı
Aşırı Seven Kadınlar
Siz De Aşırı Seven Bir Kadın Mısınız?
Sorunlu, Mesafeli, Karamsar Erkekleri Çekici Bulurken
“İyi Adamlar'ın Sıkıcı Olduğunu Mu Düşünüyorsunuz?
Onunla Birlikte Olmak Eziyet Gibi Geldiği Halde Onun Yokluğunda İçinizde Bir Boşluk Mu Hissediyorsunuz?
Mutsuz Veya Sağlıksız Birini Mükemmel Bir Partnere Dönüştürme Fikri Size Çekici Ve Vazgeçilmez Mi Görünüyor?
Peki, Sizi Aslında Çocukluğunuzda Geliştirdiğiniz Sağlıksız İlişki Kalıplarını Sürdürmeye Yönelten Nedir?
Bir kadın aşırı sevdiğinde, bir erkeğe yönelik takıntı geliştirip bu takıntıyı aşk olarak tanımlar, bunun duygu ve davranışlarını kontrol etmesine izin verir, ruh ve beden sağlığı olumsuz etkilense de bundan kurtulamaz. Aşırı seven kadın aşkının derinliğini, çektiği ıstırabın derinliğiyle ölçer.
Evlilik, aile ve çocuk ruh sağlığı alanlarında uzman bir terapist olan Norwood, tüm dünyada 3 milyondan fazla okura ulaşıp hayatlarını değiştirmelerine yardımcı olan bu kitabında bizi içinde bulunduğumuz aşırı sevme kalıbından, kestirme yollarla kurtulamayacağımız konusunda uyarıyor; bu kalıpları temelden değiştirmediğimiz sürece hep bir hayatta kalma mücadelesi içinde olacağımızı hatırlatıyor. Ve kararı bize bırakıyor: Siz de bu kitapla iyileşme sürecine adım atmayı seçerseniz, aşırı severek kendine zarar veren bir kadından, bu sorununa dur diyecek kadar kendini sevebilen bir kadına dönüşeceksiniz.
“Sürükleyici bir roman gibi okuyabileceğiniz, sıradışı bir kişisel gelişim kitabı.”
-Los Angeles Times
“Sürekli değiştirmek istediğiniz erkeklere âşık olduğunuzu fark ettiyseniz, Aşırı Seven Kadınlar’ı okumalısınız.”
-Houston Chronicle
“Aşırı seven bir kadın değilseniz bile bu kitap size hayatınızın kendi ellerinizde olduğunu ve aşkın mutluluk vermesi gerektiğini hatırlatacak.”
-Boston Herald
“Norwood, uzmanlığı ve bir kadın olarak kurduğu empatiyle o kadar ikna edici bir mesaj veriyor ki, okurlar burada önerilen on adımlık iyileşme programını uygulamak isteyeceklerdir…”
-Philadelphia Inquirer
Akıldışı bir aşk ile sağlıklı sevme biçimini birbirinden nasıl ayırırız?.. Erkeklerle ilişkileri ne kadar sağlıklı olursa olsun, her kadın bu kitapta kendinden bir parça bulacak.
-Star Publications
Aşk (Pembe Kapak)
Ya ortasındasındır Aşk’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Ella Rubinstein (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella’yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde katetmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller... Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası... Aşk... Elif Şafak’tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.
Aşk Çıkmazı
Sadie ile yakışıklı düşmanı, asansörde mahsur kaldıklarında rekabetlerini ve aşklarını bir sonraki seviyeye taşıyacaklardı.
Mühendis olmak, özellikle de tüm zorluklarına rağmen kadın bir mühendis olmak, Sadie için bitmek bilmeyen mücadele anlamına geliyordu. Bununla birlikte, kalbini paramparça eden adamla küçücük bir asansörde –hem de saatlerce– mahsur kaldığında, bu savaştan sağ çıkabileceğinden emin değildi. Erik büyük hatası yüzünden istediği kadar özür dileyebilirdi; fakat genç kadın onu affetmemeye kararlıydı.
Sadie’nin en karmaşık batıl inançları bile böylesine garip bir kavuşmayı öngöremezdi. Erik, üşüdüğü için ceketini çıkarıp ona uzatırken ve bakışları yumuşarken bile tam bir çelişkiydi. Böylece genç kadının aklında önemli bir soru şekillendi:
Taş kalpli düşmanı göründüğünden daha fazlası olabilir miydi?
Aşk Çölü
Aşk Hikayesi
Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hay deli gönül
Hele düşün devr-i Âdem’den beri
Neler gelmiş geçmiş say deli gönül
Ruhsatî
10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanı’nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden…