Felatun Bey İle Rakım Efendi – Kırmızı Kedi Yayınevi
Felicia’nın Yolculuğu
İrlanda`nın yetiştirdiği en büyük yazarlardan, sayısız edebiyat ödülüne layık görülen William Trevor, son derece sıradanmış gibi başlayan bir olayı ustalıkla bir psikolojik gerilime evriltiyor. Üstelik gürültüsüz bir gerilim bu, "hava kesin bozacak" tedirginliğini elden bıraktırmayan, gözleri şüpheyle kıstıran cinsten.
Küçük bir kasabada yaşayan Felicia`nın başından onu bulutlara çıkaran bir gönül macerası geçer. İngiltere`den memleketine kısa süreliğine gelmiş Johnny, işsizlikten bunaldığı, ailesiyle kıt kanaat geçinmeye çalıştığı o kara ama tekdüze günlerinde genç kadına nefes aldırır. Johnny yeniden çalışmaya döndüğünde ise Felicia, çok basit bir ayrıntıyı atladıklarını fark e der; arkasında bir adres bırakmamıştır. Ancak Felicia`nın ona kesinlikle ve hemen ulaşması gerekmektedir, nedeni mâlumdur.
Sevgilisinin izini sürmek için sürüklendiği ama onu insan ruhunun en tekinsiz yanlarıyla yüz yüze getirecek yolculuğu işte bu noktada başlar. Umut yerini çaresizliğe, gelecek düşleri ahlaki sorgulamalara, alınan kararlar pişmanlıklara dönüşürken "İrlandalı kız" kendini bambaşka bir hikâyenin içinde bulur. Travmalara, öfkeyle çarpıklaşan zihinlere, kadınlara ve nihayet yalnızlığa dair ürkütücü bir hikâyenin içinde.
Atom Egoyan tarafından sinemaya da uyarlanan Felicia`nın Yolculuğu, talihsiz karşılaşmalara, gözleri kör eden çaresizliğe ve burada yuvalanan karanlığa dair sarsıcı bir anlatı.
Fil Çalan Kız
Filanca Operasyon
Filippo Ben Ve Kiraz Ağacı
On yaşından beri görme yetisini günden güne kaybeden Mafalda, şimdi on üç yaşında ve artık tamamen karanlıkta.
Mafalda’nın karanlıkla mücadelesinde ona eşlik eden çok özel iki isim var: Kural tanımaz ama bir o kadar eğlenceli Filippo ile asla yanından ayrılmayan sadık kedisi Ottimo Turcaret. Filippo ve Ottimo Turcaret, her macerasında Mafalda’nın yanındalar.
Mafalda, Filippo ve Ottimo Turcaret ile çok iyi zaman geçirse de bir süredir işsiz olan ve depresyonla boğuşan babası ile Filippo’yla arkadaşlıklarını sınayan Debbie yüzünden kendini hiç beklemediği durumlarda buluyor. Tüm olumsuzluklara rağmen Mafalda, hayatın tadını çıkarmayı ve yeni insanlar tanıyıp yeni maceralara atılmayı ihmal etmiyor.
Evsiz hippi Elsa ile üst komşusu Nino dede, Mafalda’nın hayatına yeni renkler katıyorlar. Mafalda, bu dostluklar sayesinde yeni dünyaların kapısını aralıyor ve daha önce sormaya korktuğu soruları sorup keşfetmediği duygularıyla yüzleşiyor.
Filler De Hatırlar
Bayan Oliver dikkatle aynaya bakıyordu. Bir ara şöminenin rafında duran saate bir göz attı. Saatin yirmi dakika geri olduğunu düşündü. Sonra tekrar aynada saçlarına baktı. Bayan Oliver'ın bütün kusuru saç biçimini sık sık değiştirmesiydi. Bunu kendisi de itiraf ediyordu zaten. Hemen her modeli denemişti. Ciddi havalı, kabarık saç... Buklelerin zeka dolu alnı ortaya çıkacak şekilde, geriye doğru taranması... Daha doğrusu Bayan Oliver alnına bakanların zeki olduğunu düşüneceklerini ummuştu. Yazar bundan başka kıvırcık saçlarını hafifçe dağıtarak sanatkarca bir şekli de denemişti. Ama bugün saç modelinin önemli olmadığını o da biliyordu. Çünkü bu sabah pek ender yaptığı bir şeye kalkışacak, yani şapka giyecekti...
Findel Gizemi
Efsane geri dönüyor, macera devam ediyor! Sözcükler, kodlama ve korsan kitap muamması... Zekice kurguladığı okul romanlarıyla hem dünyada hem Türkiye’de milyonlarca okura ulaşan Andrew Clements’in geride bıraktığı dosya kitaplaştırıldı. Çocukların ve öğretmenlerin unutulmazları arasına giren, çocuk edebiyatının modern klasiklerinden olan Bunun Adı Findel macerası bir nesil sonra yeniden alevleniyor. Dijital çağda yaratıcı emeğin gaspedilmesine odaklanan yazar, cesaretle dayanışmayı öneriyor. Yapay zekânın da kolaylaştırdığı hak ihlallerine, korsan yayınlara ustaca dikkat çekiyor. Teknoloji tutkunu Josh, tüm ödevlerini birkaç tuşla çözebilir. Ancak, edebiyat öğretmeni Bay N sınıfta bilgisayar kullanılmasını kabul etmediği gibi, ödevleri de hep elyazısıyla ister. Rastlantıyla keşfettiği “findel”i, kankası Vanessa’yla paylaşan Josh, Bay N’nin sır gibi sakladığı geçmişinin peşine düşer. Her hamlede bambaşka gerçeklerle karşılaşan çocukları, çok sevdikleri bir yazar adına girişecekleri dijital bir mücadele beklemektedir…
Fink
Fısıltı
Frankenstein – Can Yayınları
“Tüm tahminlerim ve ümitlerim boş çıktı ve Tanrı’ya öykünen melek misali sonsuza kadar cehenneme zincirlendim. Muhayyilem capcanlı, analiz gücüm ve uygulama kabiliyetimse güçlüydü. İşte bu niteliklerimin bir araya gelmesi sayesinde bir insan yaratma fikrini geliştirip gerçekleştirebildim. İşimi tamamladığım zamanki duygularımı şu an bile heyecanla anıyorum. Kâh gücümün coşkusuna kapılarak kâh muhtemel sonuçlarına kafa yorarak hayallerimde cennetin bahçelerini arşınladım. Çocukluğumdan beri bana büyük umutlar ve tutkular aşılanmıştı, oysa şimdi bak nasıl da yıkıldım!”
Bilim tutkunu genç öğrenci Victor Frankenstein’ın yarattığı varlığı gördüğü anda söylediği bu sözler, kendi çocuklarını terk eden Tanrı’nın hayal kırıklığının yansıması olarak yorumlandı. Frankenstein’ın yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya mahkûm edilen canavarıysa, ölü doğaya can veren yaratıcı tarafından bu dünyada tek başına bırakılan modern insanın kaderini temsil ediyordu. Shelley’nin Frankenstein ya da Modern Prometheus’u, XVIII. yüzyıl Avrupa’sının Aydınlanmacı tutkularının kültür açısından korkunç sonuçlarını hayal eder. Bilimden yararlanarak “doğanın sırlarına nüfuz etmeye” yönelirken insan doğası ve bedeni dahil olmak üzere her şeyi birer nesneye çeviren Aydınlanmacı arzu, Frankenstein’ı pişmanlıkla son bulacak bir serüvene sürükler: Frankenstein’ın canavarı, aslında aklın kendi canavarıdır ve şimdi sadece bu canavardan değil, onu yaratan aklın kendisinden de korkulması gerekmektedir.
Türkiye'den 20 çağdaş fotoğrafçı Can Klasikleri’nin bu özel dizisi için 20 kitabın kapak fotoğrafını özgün yorumlarıyla hazırladı.
Frankenstein Bağdat’ta
Frankensteın – Can Yayınları
“Tüm tahminlerim ve ümitlerim boş çıktı ve Tanrı’ya öykünen melek misali sonsuza kadar cehenneme zincirlendim. Muhayyilem capcanlı, analiz ve uygulama kabiliyetimse güçlüydü. İşte bu niteliklerimin bir araya gelmesi sayesinde bir insan yaratma fikrini geliştirip gerçekleştirebildim. İşimi tamamladığım zamanki duygularımı şu an bile heyecanla anıyorum. Kâh gücümün coşkusuna kapılarak kâh muhtemel sonuçlarına kafa yorarak hayallerimde cennetin bahçelerini arşınladım. Çocukluğumdan beri bana büyük umutlar ve tutkular aşılanmıştı, oysa şimdi bak nasıl da yıkıldım!”
Bilim tutkunu genç öğrenci Victor Frankenstein’ın yarattığı varlığı gördüğü anda söylediği bu sözler kendi çocuklarını terk eden Tanrı’nın hayal kırıklığının yansıması olarak yorumlandı. Frankenstein’ın yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya mahkûm edilen canavarıysa, ölü doğaya can veren yaratıcı tarafından bu dünyada tek başına bırakılan modern insanın kaderini temsil ediyordu.
Shelley’nin Frankenstein ya da Modern Prometheus’u, XVIII. yüzyıl Avrupa’sının Aydınlanmacı tutkularının kültür açısından korkunç sonuçlarını hayal eder. Bilimden yararlanarak “doğanın sırlarına nüfuz etme”ye yönelirken, insan doğası ve bedeni dahil olmak üzere her şeyi birer nesneye çeviren Aydınlanmacı arzu, Frankenstein’ı pişmanlıkla son bulacak bir serüvene sürükler: Frankenstein’ın canavarı, aslında aklın kendi canavarıdır ve şimdi sadece bu canavardan değil, onu yaratan aklın kendisinden de korkulması gerekmektedir.
Frej Apartmanın Esrarı
Beyoğlu’nun büyüleyici güzellikteki apartmanlarından birinde yaşanan esrarengiz bir macera!
Madam Anjel’in muhteşem davetleriyle renklenen Frej Apartmanı’nda tuhaf olaylar olmaktadır. Evliya Çelebi İlkokulu’na giden Nazlı ile Osman’ın hayatı, eve gelen özel bir davetiyeyle değişir. Partide gösteri yapan sihirbaz Feretti’nin sihirli sandık numarasında ortadan kaybolan Osman’ı ve onu ararken yolu bambaşka dünyalardan geçen Nazlı’yı olağanüstü bir serüven beklemektedir…
“Madam Anjel,” dedim, yanına gidip. “Osman ne olacak? Sandığın içinde kaldı.”
Madam Anjel saçlarımı okşadı. “Korkma küçük,” dedi. “Sihirbaz yarın akşam gene burada. Seni yarın akşamki eğlencelere bekliyorum.” Hafifçe eğilip dudaklarını alnıma dokundurdu. “İyi geceler.”
Futbol Yuvarlaktır
“Futbol asla sadece futbol değildir”, “top bir dünyadır”, “hayat futbola fena halde benzer” ve daha nice uzun sözlerin giriş cümleleri, futbolun yeşil sahalarla sınırlı kalmadığının özeti gibidir. İşin sosyolojik, ekonomik, sosyal boyutları bir kenara, futbola ilişkin “edebiyat” metinleri, niteliği de göz önünde bulundurulduğunda parmakla sayılacak kadardır. Çağdaş sanatın ise bu küresel spor dalını ihmal etmediğini çok iyi biliyoruz…
Nihat Özdal, Futbol Yuvarlaktır kitabında antik çağlardan günümüze futbolun kültürel yansımalarını odağına alıyor. Ritüelden oyuna, çamurlu sahalardan son teknolojiyle donatılmış arenalara, edebiyattan plastik sanatlara futboldan bahsettiğimizde aslında ne anlattığımızı kendi taktiksel dizilişiyle ortaya koyuyor.
“Bizim edebiyatımızda Orhan Kemal’den Haldun Taner’e ve Ülkü Tamer’e sıkıfıkı olmuş örneklere şimdi yeni kuşağın önde gelen şairi Nihat Özdal katılıyor Futbol Yuvarlaktır ile – güçlü bir serbest vuruş!”
Enis Batur
Gaip
Galaktik Çömlek Tamircisi
Tanrıların bile bazen yardım istediği olur. Şimdi de Glimmung’un Joe Fernwright’ın yardımına ihtiyacı var. Her şeyin plastikten yapıldığı kullan-at toplumunda yeteneklerine kimsenin ihtiyaç duymadığı bir çömlek tamircisidir o. 2046 yılında distopik bir ABD’de yaşayan, tek eğlencesi dünyanın dört bir yanında kendisi gibi bölmelerde yaşayan dostlarıyla “Oyun” oynamak olan Joe Fernwright bir gün Glimmung’dan yardımına ihtiyacı olduğunu söyleyen gizemli bir not alır. Peki ama Glimmung kimdir ve nedir bu Glimmung. Bir Tanrı mı, yoksa bir uzaylı mı? Genç bir kız mı yoksa bir jiroskop mu? En önemlisi de iyi mi, kötü mü? Ve bu roman, derin bir felsefi soruşturma mı bir deli saçması mı? Yoksa gerçeği arayanlar için ikisinin bir karışımı mı?
Gargantis-Malamander 2
Tuhaf Deniz Kasabası’nın üzerinde patlamaya hazır fırtına bulutları dolaşıyor. Balıkçıların söylediğine göre buna sebep olan şey efsanevi bir canavar. Ve bilirsiniz ki efsanelerin, yeniden hayat bulmak gibi bir alışkanlığı var.
Biri, bu ürkütücü sahil kasabasının altındaki sulu mağaralarda uyuyan antik Gargantis’i uyandırıyor. Görünüşe göre Gargantis bir şeyin peşinde: Su altı sığınağından çalınan bir hazine. Belki de bu hazine Büyük Nautilus Oteli’nin Kayıp Eşya Sorumlusu Herbert Limon'un gözetimindedir. Cesur Violet ve sadık dostu Herbert, Gargantis'in ne istediğini ve hazinesini kimin çaldığını bulmak için elinden geleni yapacak. Fakat gizemli karakterlerle dolu bir kasabada suçlu, yoldan geçen herhangi biri olabilir!
İki maceraperestin, suların hiç durulmadığı Tuhaf Deniz Kasabası’nda başlayan, denizin soğuk ve karanlık derinliklerinden geçen olağanüstü macerası devam ediyor!
Gazeteci Çocuk
Amerika’nın Memphis kentinde yaşayan 11 yaşındaki Victor, kasabanın en iyi beyzbol oyuncularındandır, ancak konuşması, oyunculuğu gibi değildir. Kekelemeden, kendi adı da dahil olmak üzere, tek bir kelime bile söyleyemez.
Gazete dağıtan bir arkadaşının görevini temmuz ayı boyunca üstlendiğinde, bir kısmı sorunlu olan müşterilerle iletişim kurmak zorunda kalacağını bilir. Bilmediğiyse gazete dağıtmanın sandığı kadar kolay geçmeyeceği, tanışacağı insanların ve o yaz yaşanacak olayların onun hayatını değiştirecek olmasıdır.
Yazarın kendi yaşamöyküsüne dayanarak yazdığı bu roman, bize cesur bir çocuğu ve hayatına giren tuhaf karakterleri tanıtırken kekemelerin dünyasına ilginç bir pencere açıyor. Kekemelerin zihinlerindeki kelimeleri dışa vuramamalarının nasıl bir durum olduğunu Victor’un etkileyici hikâyesiyle ortaya koyuyor. Gazeteci Çocuk, sürükleyici olduğu kadar dokunaklı bir gençlik romanı.
Gazeteci Çocuk, Ulusal Aile Yayınları Onur Ödülü’nü ve Amerikan Kütüphaneler Birliği Dikkate Değer Kitap Ödülü’nü aldı. Amazon.com’da 2013 Yılının En İyi Gençlik Kitabı, BookPage.com’da 2014 En İyi Çocuk Kitabı seçildi. Uluslararası Okuma Derneği tarafından hazırlanan Öğretmen ve Gençlerin Seçimi listelerine girdi.
Gece Açan Çiçekler
Gece Gelen
Boston’da yaşadığı trajik bir olay, yemek kitapları yazan Ava’yı ıssız bir sahil kasabasına sürükler. Burada kiraladığı 19. yüzyıldan kalma muhteşem malikanede hem kitabını yazabilecek hem de geçmişindeki hayaletlerden kurtulacaktır. Ancak hiçbir şey Ava’nın planladığı gibi gitmez, çünkü malikanede başka biri daha yaşamaktadır: 1875 yılında ölen, malikanenin ilk sahibi Kaptan Brodie! Kaptan Brodie’nin varlığı, Ava’nın akıl sağlığını sorgulamasına yol açsa da, geceleri kaptanın gelmesini sabırsızlıkla beklemektedir artık.
Aynı zamanda hem sevecen hem de cezalandırıcı olan kaptan, tam da Ava’nın ihtiyacı olan şeyi sunmaktadır genç kadına. Malikanede kendisinden önce yaşayan kadınların başına gelenleri öğrenen Ava için tehlike çanları çalmaya başlasa da oradan ayrılmayı göze alamaz, çünkü kendi geçmişi çok daha fazla korkutmaktadır onu. Tess Gerritsen tutku ile gerilimi büyük bir beceriyle harmanlarken, okuru insan psikolojisinin derinliklerine götürüyor.
Gece Ve Gündüz
“Şairler Köşesi”ne gömülmüş seçkin bir şairin torunu olan Katharine Hilbery, annesine ünlü atalarının biyografisini yazmasına yardım ederken, kendi şiirsel yeteneği hakkında abartılı görüşlere sahip, yazarlığını günden güne geliştiren William Rodney ile nişanlanır. Bu arada, kadın hakları savunucusu Mary Datchet, alt tabakadan bir geçmişe sahip bir avukat ve eleştirmen olan Ralph Denham’a âşıktır. Ancak Denham, Katharine’e daha fazla ilgi duyar. Bu dört gencin hikâyeleri ve romantik ilgileri gelişip iç içe geçtikçe, hâlâ sınıf takıntılı ve Viktorya döneminin toplumsal geleneklerine takılıp kalmış bir toplumun resmi ortaya çıkar.
Virginia Woolf’un tüm romanları arasında açık ara en geleneksel olanı Gece ve Gündüz, hızla değişen bir dünyanın güçlü bir çağrışımıdır ve geleneksel bir üslupla yazılmış olsa da, yazarın, kadınların toplumdaki rolü ve aşk ile evliliği uzlaştırmanın zorlukları gibi tekrarlayan kaygılarının çoğunu ele alır.
“Katharine’in dünya algısı, kendilerine diğer insanlardan daha yakın gördükleri Shakespeare, Milton, Wordsworth ve Shelley gibi muhterem kimselerin anıları çevresinde şekillenmişti. Bu kişiler onun vizyonunun genişlemesine büyük katkılar sağlamış ve insan ilişkilerinde neyin iyi neyin kötü olduğuna dair bir görüş oluşturmasında rol oynamışlardı.”
Gece Yarısı Güneşi
Gece Yarısı Kütüphanesi
Gece Yarısı Tüm Aşıklar
“Şiddetli bir rüzgâr esti. Kendimizi adını bilmediğim kocaman bir ağacın altında dikilip sayısız yaprağın eşzamanlı titremesini izlerken bulduk. Yakınlarda bir karga ötüyordu ve gecenin siluetleri iyice belirginleşmişti. Gecenin gölgelerinde sadece ikimiz vardık.”
Fuyuko Irie, Tokyo’da yalnız yaşayan, otuzlarında bir redaktördür. Dışarıdan çalıştığı yayınevindeki meslektaşı Hijiri’den başka pek kimseyle teması yoktur. Yalnız ve tekdüze yaşamını hareketlendirmek üzere gittiği kültür merkezinde Mitsutsuka adlı bir adamla tanışır. İkisi her hafta buluşup sohbet etmeye başlarlar. Fuyuko’nun duyguları derinleştikçe, etrafına ördüğü duvarları yıkmaya doğru adım adım ilerler.
Mieko Kawakami kadınların farklı seçimlerini ve bu seçimlerin sonuçlarıyla baş etme biçimlerini incelikli ve ustaca bir dille anlatıyor. Gece Yarısı Tüm Âşıklar kendin olmaya, aşka ve melankoliye dair muhteşem bir roman.
Gece Yarısından Sonra
Gecenin Sonuna Yolculuk
"Kanla ve özdeyişlerle yazan, okunmak değil, ezberlenmek ister."
-Friedrich Nietzsche
Dr. Louis-Ferdinand Destouches ya da Celine (1894-1961), Gecenin Sonuna Yolculuk'u 1932'de yazdı. 1. Dünya Savaşı'nın ardından, ikincisine çeyrek kala. Kan kokuyor. Kan, yoksunluk, hastalık, ölüm, sıcak, tuvalet, yara, et, yine de kahkaha...
Biz, tam yetmiş yıl sonra, yeniden indiriyoruz Yolculuk'u kızağından. Adını hiçbir şeyle birlikte anmadan, karşılaştırmalar yapmadan. Bir biçem, bir dil, gecenin sonunda insanlığın en aşağı katmanlarıyla bir yüzleşme, bizi içeri, daha içeri çeken, boynumuza parmaklarını geçiren, ısıran, tüküren, hırlayan, ölesiye korkan ve korkutan. Yani yaşayan. Bir kıpırdanma başladı bile, parmaklarımızın ucunda, gözeneklerimizden içeri sızan bir şey var. Böyle bir yüzleşmeye katlanabilecek mi insan?
Gecenin Sonuna Yolculuk'un Türkçe çevirisini Yiğit Bener yaptı, yayımlanmasından tam yetmiş yıl sonra. Ortaya çıkan metni, Celine'in Türkçesini, Vüsat O. Bener, Erhan Bener okudu... ve daha birçok kişi. Yaklaşık bir altı yüz sayfa bilediler, sipsivri. Bundan sonrası geceye ait.
Geçmişe Yolculuk
Geçmişe Yolculuk – Modern Klasikler 112
Zweig’ın 1920’li yıllarda yazdığı tahmin edilen bu novellanın el yazması ölümünden sonra oldukça geç bir tarihte, 1970’lerde gün ışığına çıkarıldı. Ve aşkın sınır tanımazlığı üzerine yazılmış en yoğun, en etkileyici metinler arasında yerini aldı. Geçmişe Yolculuk, zamana, mekâna ve değişen koşullara direnen yasak ve tutkulu bir aşkın hikâyesidir. Bu çılgın aşk önce okyanusun ve daha sonra da Birinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle dokuz yıllık bir kesintiye uğrar. Yıllar sonra yeniden buluşan iki sevgilinin hayatları büyük bir değişime uğramıştır. Önlerinde uzanan belirsiz geleceğe, geçmişin sürekli aralarına giren gölgesine rağmen, aşk doludizgin sürmektedir...
Gel Zaman Git Zaman
Gelinler Gemisi
Dünyanın öbür ucundaki bilinmeyen bir geleceğe güvenebilecek kadar cesur olan gencecik kızların,savaş gelinlerinin muhteşem öyküsü
Yıl 1946, 2. Dünya Savaşı sona erince tüm dünyada genç kadınlar, savaş zamanında nişanlandıkları erkeklere verdikleri sözleri yerine getirmeye başlar.
Avustralya’dan İngiltere’ye altı haftalık bir gemi yolculuğuna çıkan bu 650 savaş gelini eşleriyle kavuşmak için çok heyecanlılar.Ancak bekledikleri lüks yolcu gemisi yerine kendilerini bin kişilik bir uçak gemisinde bulurlar. Donanma, kadınlarla erkekleri ayıran katı kurallar koysa da bazı hayatların iç içe geçmesine engel olamaz.
On altı yaşındaki çiçeği burnunda gelin Jean, mütevazı bir çiftçinin kıvrak zekâlı kızı Maggie, varlıklı ailesiyle gösteriş yapan Avice ve sessiz, melankolik hemşire Francis kalplerine söz geçiremeyecek ve yolculuğun varılacak yerden daha önemli olduğunu fark edecekler.
Genç Bir Doktorun Anıları
Genç Mungo
Mungo Hamilton ve James Jamieson, 1990’ların başında Glasgow’un iki ayrı mahallesinde, işçi sınıfı gençlerinin mezhepsel çizgilerle bölündüğü ve itibarlarını korumak için mücadeleler verdiği fazlasıyla maço bir dünyada yaşarlar. “Gerçek” birer erkek sayılabilmeleri için birbirlerinin ezelî düşmanı olmaları gereken bu iki genç, James’in inşa ettiği güvercinliğe sığındıklarında çok iyi arkadaş olur, şefkati keşfeder ve hiç de misafirperver olmayan bu kurşuni şehirden kaçmanın hayalini kurarlar. Mungo gerçek benliğini etrafındaki herkesten saklamak için büyük uğraş vermek zorunda kalacaktır.
Karakterlerinin gündelik hayatlarını lirizmle zenginleştiren Douglas Stuart, bu romanında dinsel ve cinsel tutuculuğun insanı nerelere sürükleyebileceğini insancıl bir bakış açısıyla yansıtıyor. Sınıfsal özelliklerin değer yargılarını nasıl etkilediğini, kişilerin yaşamını nasıl farklı uçlara götürdüğünü akıcı bir dille anlatıyor.
Genç Mungo erkekliğin anlamı ve birini sevmenin tehlikeleri hakkında, romantizm ve şiddet arasında gidip gelen etkileyici bir roman.
Genç Wertherin Acıları
Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther’in Acıları’nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına karşılıksız aşk acısıyla intihara sürüklenen “romantik kahraman”ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okurları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya’da dönemin gençliğini etkisi altına alan romanın birçok kişinin intiharına neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin o yıllarda moda haline geldiği, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir.
Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.