Tatil Kitabı
“Memleket, bahçe içinde, kırık dökük ama temiz ve tertipli, kireç boyalı, duvarlarına kızartmayla tüp gaz kokusu sinmiş tek katlı bir evdi… Uzun hem de çok uzun bir yolculuğun sonunda varılan vatan toprağı, sayısı şuncacık evi güçbela dolduracak kadar olan birkaç güler yüzlü, sevinçli insandı.”
Mahir Ünsal Eriş ta ilk öykülerinden bildiğimiz şehirlere, tanıdığımız insanlara geri dönüyor, başka bir ifadeyle, gurbetten kendi topraklarına... 1980 yazında Almanya’dan “memleket”e gelen bir gurbetçi ailesinin küçük kızı Münevver’in dolu dolu yaz tatilini anlatıyor Tatil Kitabı’nda.
Türkiye’de gurbetçi de olsanız, turist de olsanız, geçiyorken buraya şöyle bir uğrasanız da almanız gereken dersler, geçmeniz gereken sınavlar var. Minik Münevver, yabancı bir şehirde, yabancı ama canına katarcasına içten insanların arasında geçirdiği yaz tatilinde elinden düşürmediği “tatil kitabı”yla işte bu memleket sınavına hazırlanıyor.
Mahir Ünsal Eriş’in samimi üslubuyla yer yer gülümseten, yer yer iç sızlatan bir çocukluk hikâyesi Tatil Kitabı. Geçmiş zamanların sokağını, mahallesini, insanını özleyenlere o zamanlardan hoş bir hediye.
Sarıyaz
Gaip
Kral Kaybederse – Sc
AH KRAL AH!
Hem kendini bitirdin hem de kadınları…
Ama senin hikâyen pek çok kralı tahtından indirdi.
Meğer senin gibi ne çok kral varmış bu ülkede!
Ve ne çok kadın bu krallara hayatını vermiş.
Kral o kadar yakışıklı, o kadar varlıklı, o kadar ulaşılmaz ki. Bir Yunan tanrısı gibi dolaşıyor kendisine hayran kadınların arasında. Handan, Fadi, Özlem ve diğerleri… Hepsi hayran, hepsi ölesiye tutkun Kral’a. O ışıltılı hayatın içinde, Kral’ın yanı başında, onun insanı sarhoş eden kokusunu içlerine çekerek yaşayabilmek için her şeyi yapmaya hazırlar. Oysa bilmiyorlar ki,
Kral'ı kral yapan onların bu tutkusu...
Gülseren Budayıcıoğlu yüz binlerce okura ulaşmış bu kült eserinde, kralların şatafatında kaybolmaya yüz tutmuş kadınların tutkuyla yaşanan çilesini anlatıyor.
Kral kaybederse, kadınlar kazanır mı acaba?
Hoş geldin yerli “Yalom”,
Bu kitap, dinamik psikoterapiler alanında deneyimli, birikimli ve özgün yaklaşımları olan Ankaralı bir ruh hekiminin kaleminden çıkan tam bir edebiyat yapıtı. Böyle bir kitabı Türkiye’de sayıları binleri aşan ruh sağlığı profesyonelleri içinde bir tek Gülseren Budayıcıoğlu yazabilirdi zaten. Bu başarının sırrını her zaman merak etmişimdir.
Ellerin dert görmesin sevgili meslektaşım.
Türkçeye böyle dolu dolu, sıcak, doğal, anlamlı bir edebiyat yapıtı kazandırdığın için AŞK OLSUN SANA…
Prof. Dr. Cengiz Güleç
Patlat Bir Şarkı
Beyaz Leke 2 – Özgürlük Ciltli
“Çünkü biz yan yanayken hiçbir karanlık korkutmaz bizi, ayrıyken ise en aydınlık anlarda bile kör gibi hissederiz.”
Sene 2028.
Krallık’ın yönettiği ülkede sefalet artmış, işler çığırından çıkmaya başlamıştır.
Eftalya Atalar ve Tugay Demir Çeviker, Krallık’ı yıkmak için planlar yapmaya başlar.
Direniş gitgide güçlenir ve Adnan Atalar’ın sırları bir bir açığa çıkar.
BL örgütünün içinde bile geçmişin gölgeleri ve ihanetin izleri saklıdır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçamadıkları ise savaştır.
Aşk ise bu savaş meydanının ortasında en güçlü duygu olarak kalplerinde atmaya devam edecektir ve birbirlerine olan zaafları onların bu savaştaki en güçsüz tarafıdır.
“Her gözyaşı bir yangın, her saç teli bir urgan, her veda ise bir solmuş çiçek.”
Beyaz Leke 2 – Özgürlük Karton Kapak
“Çünkü biz yan yanayken hiçbir karanlık korkutmaz bizi, ayrıyken ise en aydınlık anlarda bile kör gibi hissederiz.”
Sene 2028.
Krallık’ın yönettiği ülkede sefalet artmış, işler çığırından çıkmaya başlamıştır. Eftalya Atalar ve Tugay Demir Çeviker, Krallık’ı yıkmak için planlar yapmaya başlar. Direniş gitgide güçlenir ve Adnan Atalar’ın sırları bir bir açığa çıkar. BL örgütünün içinde bile geçmişin gölgeleri ve ihanetin izleri saklıdır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçamadıkları ise savaştır. Aşk ise bu savaş meydanının ortasında en güçlü duygu olarak kalplerinde atmaya devam edecektir ve birbirlerine olan zaafları onların bu savaştaki en güçsüz tarafıdır.
“Her gözyaşı bir yangın, her saç teli bir urgan, her veda ise bir solmuş çiçek.”
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Ciltli
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Karton Kapak
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Ateşten Tezahürat Ciltli
Ateşten Tezahürat Karton Kapak
Tatsız Bir Öykü Ciltli
Yeni kitabını yazmak için sakin bir yer arayışına giren genç yazar Öykü, imza gününe gittiği bir kasabaya hayranlık duyar ve buraya yerleşmeye karar verir. Tüm kasaba sakinleri, ne kadar güvenli ve huzurlu olduğundan bahsetse de Öykü burada kaldıkça işlerin aslında göründüğü gibi olmadığının farkına varır. Kendisini gizemlerle ve kayıplarla dolu esrarengiz bir gerilimin içinde bulur.
Ne kadar yaklaştığını nefes seslerinden anlayabiliyordum.
Her bir adımı beni ölümün ucuna sürükleyen bir vahşetti.
Her saniye hem kaderim hem kederimdi.
Şeytan gökyüzünden inmişti ama artık melekler de masum değildi.
Tatsız Bir Öykü
Yeni kitabını yazmak için sakin bir yer arayışına giren genç yazar Öykü, imza gününe gittiği bir kasabaya hayranlık duyar ve buraya yerleşmeye karar verir. Tüm kasaba sakinleri, ne kadar güvenli ve huzurlu olduğundan bahsetse de Öykü burada kaldıkça işlerin aslında göründüğü gibi olmadığının farkına varır. Kendisini gizemlerle ve kayıplarla dolu esrarengiz bir gerilimin içinde bulur.
Ne kadar yaklaştığını nefes seslerinden anlayabiliyordum.
Her bir adımı beni ölümün ucuna sürükleyen bir vahşetti.
Her saniye hem kaderim hem kederimdi.
Şeytan gökyüzünden inmişti ama artık melekler de masum değildi.
Hükümran 2 – Ateş Kırağı
Yaşın on yedi…
Ama hayat sana küçüksün diye acımaz ki.
Düşmanım dediği adamla aynı masaya oturduğu günden sonra Berzâh; yaşayacağı tek ikilemin, geçmişte kalmış gerçeğin peşine düşmekle kaçıp gitmek arasında olacağını sanırken bambaşka bir kapana kısılır. Bir zamanlar bileklerini saran o kelepçe şimdilerde kalbine takılmıştır. Nereye baksa gördüğü simsiyah gözler onu avuçlarına almış ve kaçacak bir yer bırakmamıştır.
Berzâh’ın esas kimliğini ailesinden ve düşmanlarından saklamaya çalışan Aybars, aynı anda birden fazla cephede savaşırken yorgun düşer fakat onu asıl tüketen; günün sonunda kollarında uyuyan, güzel yüzlü yabancıdır. Davetsiz bir misafir gibi kapıya dayanan aşk, kuvvetli bir kasırga olup esmeye başlar hayatında. Gece olup karanlık çöktüğünde bir yangın harlanır göğsünde. Çünkü kalp rotasından çıkmış, akıl yolunu şaşırmıştır. Bazı kararlar alınmalı, bazı seçimler yapılmalıdır ama nafile…
Her kıyamet, kopacaktır zamanı geldiğinde.
”Belki…” dedi acının düştüğü sesiyle.
“Bir filmin aynı sahnesinde akmıştır gözyaşlarımız.
Söylesene… Hiç mi yok seninle aynı acıya yanmışlığımız?”
Karantina 1. Perde Film Özel Baskı
Mahşerin Dört Atlısının Hikâyesi
“Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar.
Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz.
Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak.
Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız ama özgür…
Savas bitti ve biz sag kaldık.
Savas bitti ve biz hâlâ ayaktayız.”
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi.
Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi.
Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi.
Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Ölümsüzlük
Perde arkasında daima ipleri elinde tutan kadınlar vardır. Tarih bizi görmez ama onu biz yazarız. Gizli gizli cerrahlık yapan bir kadın Hazel Sinnett geçen yıl yaşananların hayal gücünün bir ürünü olduğuna ikna olmuştu. Üstüne üstlük Jack’in yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyordu. Artık bütün hayatı kendi tıp incelemesini yazmak ve onu gizlice çağıran hastaların yardımına koşmaktan ibaretti. Ülkenin umudu olan hasta bir prenses Bir hastasının hayatını kurtarmak hapse tıkılmasıyla sonuçlanınca Hazel pis bir hücrede idamını beklemeye başlamıştı. Ta ki kraliyet tarafından Prenses Charlotte’ın özel doktoru olması için İngiltere’ye çağırılana kadar. Prenses’in ülkenin önde gelen erkek doktorlarının çözemediği gizemli bir rahatsızlığı vardı ve müstakbel Kraliçe’nin kurtarılması büyük önem taşıyordu. Üstelik şimdi bütün sorumluluk Hazel’daydı.
Ölüm Yoldaşları adında gizemli bir topluluk Çok geçmeden Hazel, yetenekli sanatçılar ve biliminsanlarından oluşan Ölüm Yoldaşları’nın yastığına bir not bırakmasıyla sarayın şaşaasına ve romantizmine çekilmişti. Ancak herkesin saklayacak bir şeyi olduğunu fark edecek ve tehlikede olan tek şeyin cerrahlık kariyeri olmadığını keşfedecekti. Monarşiye karşı kötü planlar devreye sokulmuştu ve Hazel bunları durdurabilecek tek kişi olabilirdi.
Ölüm Portresi 2
Okyanusun karanlık bir yanı olduğunu boğulmadan öğrenemezsin.
Hera Yarkan ve Atlas Katrivas.
İsimlerimiz gazete kâğıtlarında yıllarca anılır, hakkımızdaki her gerçek birer birer kaleme alınırdı. Önümdeki deftere karaladığım güçsüz hayallerde bile biz herhangi birisi olmazdık.
Onunla aynı masaya oturduk, aynı evi paylaştık.
Geleceğimi, geçmişimi birlikte kurduk fakat hiçbir zaman hayal ettiğimiz o hayata sahip olamadık.
Karşısına oturup uzun uzun kazanacağımızdan bahsederken bile bir yanım onu terk edeceğim gerçeğiyle yüzleşirdi. Sanki gözlerime bakarsa bütün bu savaştan vazgeçip gidermiş gibi utanır, gözlerini kaçırırdı benden.
Bir felaketin içindeydik. Fakat ben…
Yine de onu severdim.
Her şeye rağmen.
Çünkü kalbimdeki kara deliğin içerisinde yok olduğunu hissetmediğim tek duygu buydu. Atlas’a karşı duyduğum sevgi bana yaşadığımı ve hâlâ var olduğumu hissettirirdi.
Ben onun açtığı yaraya bile sadıktım. Göğsümde hissettiğim yakıcı hisse, onun için aldığım nefese, kalbime sığmayan acıya, benden çalınanlara bile sıkı sıkı bağlıydım.
O ise... Atlas’tı işte.
Her şeye rağmen kendini benim için feda eder, sonu ne olursa olsun yine evine, yanıma döneceğini söylerdi.
Bir fotoğraf karesinde gülümserken kısılan gözlerimi sol cebinde, kalbinin tam üstünde taşırdı.
Eski bir masalda anmışlar ismimizi.
Ve senden önce bendeki sen kavramış belimi.
Dudaklarımda yokluğunun bıraktığı yanık izleri.
Sevgilim, son bir nefes kaldı aşka.
Korkarım, yaralanmandan. Uzatma ellerini bana.
İs Kokan Zeytin Ağacı 2 (Karton Kapak)
“Güneş, ışıklarını sende taşıyor sanki.
Yaz günü göğe bakınca nasıl kamaşıyorsa gözlerim, mevsim fark etmeksizin sana bakınca da aynısını yaşıyorum.”
İlteriş’te gerçekleşen bomba saldırılarının ardından savaş artık daha da çetin bir hale gelmiştir. Karahan’da birçok şehir yerle bir olurken hayatta kalanların bir kısmı başka ülkelere göç etmeye başlar. Ülkede her şey kötüye giderken Yusuf Agâh’la Mihra’nın arasındaki aşk, zor günlere meydan okurcasına büyür ve zirvesini kara bulutların sardığı dağların arasında parlak bir güneş gibi açar. Ancak bu güneşin yaydığı ışık, bombaların saçtığı alevleri bastırmaya yetecek midir?
“Döneceksin, değil mi?”
“Yaşadığım müddetçe benim yerim senin yanındır, Mihra. Yaşadığım müddetçe döneceğim sana.”
Kırık İnci (Karton Kapak)
Ben İnci Altınsoy’dum. En zayıf halkaydım ama o halka boğazlarına dolanıp kestiğinde benimle daha yeni tanışacaklardı ve o gün benim merhametim olmayacaktı.
Yaşadığı kayıplardan sonra hayatı tepetaklak olan sosyetik güzel İnci, kendini hiç beklemediği bir anda miras oyunlarının, ihanetlerin ve entrikaların ortasında bulur.
Bütün bunlarla başa çıkmaya çalışırken hayattaki en büyük şansı mı yoksa şanssızlığı mı olduğunu bilmediği Kılıç ile yolları tekrar kesişir.
Onu her şeyden ve herkesten koruyan gözalıcı koruması Kılıç, yaşadığı zor günlerinde en büyük destekçisi olur.
Sırlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Peki İnci öğrendiği gerçeklerle yaşamayı başarabilecek midir?
“Labirentin sonunda adalet vardı ancak labirentin yolunda hainler ve kan da vardı. Öldüğümü sandım ama bugün yeniden doğdum. Ben İnci Altınsoy’dum ve ne pahasına olursa olsun, ailemin intikamını alacaktım.”
Bitiş Çizgisi – İndigo Kitap
İki düşman aile.
Chapman ve Miller.
İki düşman âşık.
Nora ve Andre.
Bir süredir hayranı olduğu yeni tasarım araba motorunu rakip şirketin kapısında gördüğünde hiç çekinmeden rüyalarını süsleyen aracı inceleyen Nora Chapman, bir akşam arabanın sahibi Andre Miller’ı karşısında bulur. Nora, tüm dünyada spor arabaların tanrısı lakabıyla bilinen Miller şirketinin vârisi Andre kendisine akşam yemeği teklif ettiğinde onu alaya alacak kadar akıllıdır çünkü Millerlar babasının en büyük düşmanıdır.
Kafasına koyduğu her şeyi yapan Andre Miller, onu reddeden kadının sıklıkla araba yarışlarına katıldığı Pist-On yarış pistine giderek Nora’ya kendi arabasına binmesi için meydan okur.
Nora meydan okumayı kabul edip sağ koltuğa oturduğunda Andre, kazanmak zorunda olduğunu bilir.
Nora, babasının övgüsünü kazanmak ve şirketin en üst katlarına terfi etmek için Andre’yi oyuna getirdiğinde iki düşman ailenin çocukları arasında bir savaş başlar. İntikam ateşiyle tutuşan Nora ve Andre, bu ateşin ikisini de yaktıktan sonra küllerinden bir aşk doğuracağından habersizlerdir.
“Bu sefer yanlış yere kaçtın, güzelim.
O dağın tepesinde tüm yollar bana çıkar.”
Bitiş Çizgisi Ciltli
İki düşman aile.
Chapman ve Miller.
İki düşman âşık.
Nora ve Andre.
Bir süredir hayranı olduğu yeni tasarım araba motorunu rakip şirketin kapısında gördüğünde hiç çekinmeden rüyalarını süsleyen aracı inceleyen Nora Chapman, bir akşam arabanın sahibi Andre Miller’ı karşısında bulur. Nora, tüm dünyada spor arabaların tanrısı lakabıyla bilinen Miller şirketinin vârisi Andre kendisine akşam yemeği teklif ettiğinde onu alaya alacak kadar akıllıdır çünkü Millerlar babasının en büyük düşmanıdır.
Kafasına koyduğu her şeyi yapan Andre Miller, onu reddeden kadının sıklıkla araba yarışlarına katıldığı Pist-On yarış pistine giderek Nora’ya kendi arabasına binmesi için meydan okur.
Nora meydan okumayı kabul edip sağ koltuğa oturduğunda Andre, kazanmak zorunda olduğunu bilir.
Nora, babasının övgüsünü kazanmak ve şirketin en üst katlarına terfi etmek için Andre’yi oyuna getirdiğinde iki düşman ailenin çocukları arasında bir savaş başlar. İntikam ateşiyle tutuşan Nora ve Andre, bu ateşin ikisini de yaktıktan sonra küllerinden bir aşk doğuracağından habersizlerdir.
“Bu sefer yanlış yere kaçtın, güzelim.
O dağın tepesinde tüm yollar bana çıkar.”
Sıfır Kilometre Film Özel Baskı
“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı: O buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”
Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.
O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.
Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı.
Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik.
Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik.
Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu.
Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.
İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!
Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?
Saka Ve Sanrı 1 – Yan Boyamalı
Bige Saka evlendiği gün sevdiği adamın bir dolandırıcı olduğunu öğrendiğinde işler onun için karmaşık bir hâl alır. Sevdiği adam bir başkasının adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyen imzasını kullanarak onu bir başkasıyla evlendirmiştir. Son ana kadar bu gerçeği göremeyen Bige, evlilik cüzdanında adı geçen Karun Kalender’i bulmalı ve ondan boşanmalıdır.
Peki, Sanrı lakabıyla bilinen bu adamın Bige ile evlendiğinden haberi var mıydı yoksa bu, ikisine kurulan bir tuzak mıydı?
“Kaderin işleyişi çok farklıydı. Bazen beklediğiniz kişi sizden kilometrelerce uzakta, farklı bir şehirde, sizin ona gitmenizi bekliyor olabilirdi.”
Saka Ve Sanrı 1 Ciltli
Bige Saka evlendiği gün sevdiği adamın bir dolandırıcı olduğunu öğrendiğinde işler onun için karmaşık bir hâl alır. Sevdiği adam bir başkasının adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyen imzasını kullanarak onu bir başkasıyla evlendirmiştir. Son ana kadar bu gerçeği göremeyen Bige, evlilik cüzdanında adı geçen Karun Kalender’i bulmalı ve ondan boşanmalıdır.
Peki, Sanrı lakabıyla bilinen bu adamın Bige ile evlendiğinden haberi var mıydı yoksa bu, ikisine kurulan bir tuzak mıydı?
“Kaderin işleyişi çok farklıydı. Bazen beklediğiniz kişi sizden kilometrelerce uzakta, farklı bir şehirde, sizin ona gitmenizi bekliyor olabilirdi.”
Mıh 1: Kör Talih Ciltli
“Görünen yalnızca bir sanrıdan, görünmeyen ise geçmişe ait bir yangından ibaretti.”
Elif, sıradan bir günün ardından durakta beklerken onun dünyasına asla ait olmadığını fark ettiği gizemli bir adamla basit bir sebepten tartışır. Bu tartışmanın ise hayatını altüst edeceğinden habersizdir. Kısa bir süre sonra bir hastane odasında uyandığında nasıl büyük bir belaya bulaştığını anlayacaktır ama her şey için çok geçtir. Gizemli adam, Elif’in tehlikede olduğunu söylüyor ve bu tehlikeden kurtulmanın tek yolunun onunla evlenmekten geçtiğini iddia ediyordur. İddiası bir tuzak, sahte evlilik vaadi bir yalan, sırları ise gerçektir. Ancak hissetmeyi bilmeyen bu adam ona ilk gördüğü andan itibaren âşık olmaya başladığında işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Yaşama talihini avlayan bu adamın adı ise Siraç Vuslat’tır.
“Sen,” dedi kalabalığın ardından sıyrılan sesi. “Yalnızca kör talihini avladın.” O an şimşek çaksaydı, onun buz gibi sesini taklit etmiş olurdu. “Seni tekrar bulacağım.”
Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.
Toktiker Ciltli
Çevrim İçi Ciltli
Nida Azur kendi deyimiyle sıradan bir lise öğrencisi gibi görünse de küçük hayatının içinde birçok renkli detay barındırmaktadır. Bunlardan en önemlisi de sarı kulaklığıdır. Kıvırcık saçlarının arasında güneş gibi parlayan sarı kulaklığı da hayatındaki renklerden en özeli olmakla birlikte onu mutlu etmektedir. Ta ki zaten renkli hayatına bir renk daha girene dek! Bir gece ansızın telefonuna gizemli bir kişi tarafından atılan mesajla her şey değişir. Bu gizemli kişi çok uzaklarda değil, Nida’nın daima çevresinde dolanan biridir.
İşte burada Nida Azur’un renk körlüğü devreye girer! Şaka yapıyorum sanıyorsanız evet şakaydı ama bunlar sadece kaymak tabaka. Nida ve gizemli kişinin absürt, komik, tatlı ve bir o kadar da renkli hayatlarına dahil olmak isterseniz kulaklığınızı takıp onları dinlemeniz yeterli olacaktır çünkü böylesi bir düeti ilk kez duyacaksınız.
“Normal değilim. O da öyle.”
Medusanın Ölü Kumları 3 – Ephesus Yayınları
YENİ DÖNEM: OYUNBAZLARIN ÇAĞI
Kız kardeşinin ona ihanet etmesi sonucu Elzem, hayatı üzerine yapılan takasa engel olamaz. Ölüler Diyarı’nın gardiyanları onu almak için gelmeden önce Oyunbazların çağını yeniden başlatmak için küçük bir yolculuğa çıkar. Takas günü gelip çattığında kaderinden daha fazla kaçamayacağını anlar ve Ölüler Diyarı’na gider. Ruhların yaşam sürdüğü bir diyara mahkûm olduğunda orada onu bekleyen bir sürpriz vardır. Kaçtığı her şeyle yüzleşmeli ve Tanrıların öfkesini göğüslemelidir. Ancak bu hiç kolay değildir çünkü her eylemin ağır sonuçları vardır.
“MADEMKİ BANA ÖLÜM, O ZAMAN HERKESE ZULÜM!”
Medusanın Ölü Kumları 3
YENİ DÖNEM: OYUNBAZLARIN ÇAĞI
Kız kardeşinin ona ihanet etmesi sonucu Elzem, hayatı üzerine yapılan takasa engel olamaz. Ölüler Diyarı’nın gardiyanları onu almak için gelmeden önce Oyunbazların çağını yeniden başlatmak için küçük bir yolculuğa çıkar. Takas günü gelip çattığında kaderinden daha fazla kaçamayacağını anlar ve Ölüler Diyarı’na gider. Ruhların yaşam sürdüğü bir diyara mahkûm olduğunda orada onu bekleyen bir sürpriz vardır. Kaçtığı her şeyle yüzleşmeli ve Tanrıların öfkesini göğüslemelidir. Ancak bu hiç kolay değildir çünkü her eylemin ağır sonuçları vardır.
“MADEMKİ BANA ÖLÜM, O ZAMAN HERKESE ZULÜM!”
Medusa’nın Ölü Kumları 2 Ciltli
KIYAMETİN İSYANI BAŞLIYOR!
Araf’ta umduğundan daha fazlasını bulan Elzem, Orta Çağ’ın zorlu şartlarına uyum sağlamaya başlamıştır. Hiç ummadığı bir yerde, büyülü bir evrende aşk karşısına çıktığında artık eve dönmek istediğinden bile emin değildir. Ancak her geçen günle kendi hakkındaki korkunç sırları keşfettiğinde hislerini ve kararlarını sorgulamaya başlar. Doğumuyla ilgili çarpıcı gerçeklerin gizemini çözdüğünde ise ihanet hiç ummadığı bir yerden gelir.
Bu, ölümden doğan bir kadının içine çekildiği korkunç bir takastır:
Bir hayata karşılık onun hayatı…
Ama kader er ya da geç adaleti sağlayacak ve Ölüler Diyarı kendisine ait olanın peşine düşecektir.
“ONLAR TAHTLARINDA OTURABİLİR. BEN BAŞLI BAŞINA BİR KRALLIĞIM.”
Peygamberin Şarkısı
Başkalarının kâbusu sizin kâbusunuz olmasın!
İrlandalı yazar Paul Lynch`in 2023 Booker Ödülü`ne değer görülen “anıtsal” romanı Peygamberin Şarkısı, totaliter güçlerce iç savaşa sürüklenen bir toplumun kodlarını sorgulayan sarsıcı bir direniş distopyası.
Pek çok eleştirmen tarafından son 10 yılın en etkileyici yapıtlarından biri olarak gösterilen kitap, dört çocuklu bir annenin ailesini güvende tutmak için verdiği büyük mücadeleyi edebî hazzı doruğa tırmandıracak bir anlatıyla buluşturuyor.
Okurları en karanlık ve hatta klostrofobik düşleriyle yüzleştiren Lynch, nefes kesici özgünlükte yepyeni bir dünya kuruyor ve sonra onu muazzam bir beceriyle paramparça ediyor.
Şimdi görebiliyorum özgürlük sandığım şeyin aslında sadece mücadele olduğunu ve özgürlük diye bir şeyin hiç olmadığını.
Bir insan ailesini kurtarabilmek için ne kadar ileri gidebilir?
Dört çocuk annesi biliminsanı Eilish Stack çok yakında ailesinin üzerine çökecek kara bulutlardan habersizdir. Ta ki puslu ve yağmurlu bir Dublin akşamında evlerinin kapısı çalınana değin. İrlanda istihbaratının yeni kurulan biriminden iki polis memuru Öğretmenler Sendikası`nda yönetici olarak çalışan kocası Larry`yi sorgulamaya gelmiştir. Olayların akışı kusursuz bir sistematikle işler. Apar topar gözaltına alınarak sorgulanan eşi bir süre sonra kayıplara karışır. Yaşananlar elbette ki giderek otoriterleşen bir hükümetin radarına takılanların trajik hikâyelerinden sadece biridir. Ülke hızla çökerken toplumun uçurumdan yuvarlanması kaçınılmazdır. Gelecek karşısında gözleri körleşmiş insanlara hayretler içinde bakakalan Eilish, ömrünü adadığı yaşam düzenini sürdürebilmek için yapması gerekenlerle, kontrolünün tamamen dışında gelişen olaylara teslim olma ya da direnme ikilemi arasında sıkışıp kalmıştır. Yakında ailesini bir arada tutabilmek uğruna ne kadar ileri gidebileceğine dair hayatî bir karar vermesi gerekecektir...
Dünyamız ve zamanımız hakkında böylesine bıçak sırtı bir konuyu kâbusları andıran gerçekçi bir kurgu ve dilin sınırlarını zorlayan bir üslupla anlatan Paul Lynch, edebiyatta hem içeriği hem de estetiği önemsediğini ortaya koyarak hayranlık uyandırıyor.
Ateşle karanlık arasında mahsur kalmış insanların yolunu ışıtan Peygamberin Şarkısı, lirizmin doruklarında gezinen şiirsel bir manifesto.
“Duygusal hikâye anlatıcılığının zaferi... Ruhu sarstığı kadar da gerçek.”
Esi Edugyan, 2023 Booker Ödülü Jüri Başkanı
En Güzel Dünlerim
Sevda hem teslim olmak hem de teslim almaktır...
Ne teslim aldığını inciteceksin ne de incineceğin ele teslim olacaksın. Çünkü gerçek sevgilerin iyileştirmek gibi bir meziyeti var. Bir taşı bile kalpten seversen filiz verir, en verimli toprakları bile nefret çöle çevirir. Bu yüzden o muhteşem duygular doğru insanlara verilmeli arkadaşım. Yeri geliyor sevgi bile israf ediliyor. En güzel zamanların bir şeylerin yokluğuna alışmaya çalışmakla geçiveriyor. Mutluluktan zamanın durmasını istemen gerekirken her şeyin son bulması için zamanın hızlıca geçmesini diliyorsun.
Birbirine iyi gelmeyen insanlar birbirine eziyet olur.
Bu yüzden yüreğine deva olana ömrünü feda etmeli insan.
Çünkü ehlinin eline geçmeyen her şey düşmanın eline geçmiş gibidir.
Ya talan edilir ya da ziyan...