Azdahak
“Bu topraklardaki zulüm hiç bitmeyecek, kargaşa hep sürecek, kan akışı durmadan körüklenecek. Beklenen kurtarıcının gelmesi için şiddet ve ölümler daimî olmak zorunda. Burayı cehenneme çevirenlerin inancı, ‘Kanı ne kadar çoğaltırsanız cennete o kadar yaklaşacaksınız!’ diyor. Kıyameti isteyen bu sapkın akıllar, bunu başararak kendilerini kurtaracaklarını düşünüyorlar.
Hayır, buna müsaade edemeyiz!”
Cümleler 1577 yılının İstanbul’undan…
Ama sanki trajedinin, acının, feryatların hiç bitmediği günümüz Ortadoğu’sunu anlatıyor.
İnsanlık tarihi biraz da zulümler tarihidir.
Kan ve şiddet üzerinden yapılan hesaplar dünyayı kaosa sürüklemeye başladığında sapkın akıllar, gökten inecek muhayyel bir kurtarıcı için cinayetler işlemeyi, zulümler üretmeyi masum bir iman olarak görürler.
Gerisi insanlığın kaderidir.
Elinizdeki kitap, bir kurtarıcı uğruna akıl almaz cinayetlere, zulümlere, acılara inanç diye koşan kötülerin ve elbette onları durdurmak isteyen iyilerin nefes kesen hikâyesi. Dünyada olup bitenleri anlamak için… İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…
İşkenceci
Alev Alatlı`nın ikinci romanı İşkenceci, ilk yayımlandığı günden bugüne gücünden bir şey kaybetmedi. Türkiye Yazarlar Birliği, 1987 Roman Ödülü’ne değer görülen roman, 12 Eylül 1980 İhtilali’nin siyasî, sosyal ve ekonomik sonuçlarının ortaya çıkardığı toplumsal dönüşümü, işkence eden ve edilen üzerinden hayal ve gerçeklik perdesinde tahlil ediyor.
İşkence eden ve edilen… Zaman zaman ve yer yer değişiyor. Devlet, din, mikro kültür ve aile olarak sıralanabilecek işkenceci türleri okuyucunun dikkatiyle ortaya çıkıyor.
Türlü türlü insan hallerini resimleyen bu metin; başarısızlığın içindeki başarıyı, acımasızlığın içindeki merhameti, umutsuzluğun içindeki büyük umudu harf harf işliyor. Alev Alatlı`dan çok okunmuş, çok tartışılmış ve bir o kadar da takdir edilmiş bir roman. İşkenceci…
“Türkiye’de işkence gören ile işkenceci arasındaki fark, Birinci Şube’de tutukluyu polis memurundan ayıran, kötü kontrplak kadar incedir. Mazlumla zalim her zaman yer değiştirebilirler. Çünkü bu ülkenin insanı “mezalim”e tepki göstermeyecek kadar zalim olabilir.”
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!
“Or’da Kimse Var Mı?” serisi, azgın iştahların beslediği cehaleti şehvetle bağrına basan Türkiye toplumunun kıydığı bir aydının, Günay Rodoplu’nun öyküsü.
Alev Alatlı, “Bu toplumda ‘biliyor olmak’ mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir,” diyor. “Çünkü bilgi borçlandırır, ‘anlamak’ zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa aydın, bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeten mahkûm edilmiştir. Bastığı yerde ot bırakmayan cahili, vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder.”
Günay Rodoplu’nun hayatındaki trajik boyut bilgidir. Hayatını, Lao Tzu’yla, Hazreti Muhammed’le, Kropotkin’le, Marks’la, Baudelaire’le, Albert Schweitzer’le, Kazancakis’le paylaşmasına bakılırsa bu dünyadan değildir. Ama bu dünyaya dair çok bilgi edinmiş bir insanın sorumluluğu altında ezilir, pasifize olur. Türkiye insanının hoyratlığına yenik düşer. “Ve iyilik buradan çıkar. İyilik, dayatılan haksız, yanlış ve çirkin oyun oynamayı reddetmekten çıkar.”
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm! Yirminci yüzyılın son otuz yılında Türkiye insanının ortak ruhunu çözümleyen, yer yer belgesel nitelikli serinin ilk romanı.
Alatlı, “Türkiye bugün okumazsa, yarın mutlaka okuyacaktır,” diyor ve sesleniyor: “Or’da kimse var mı?”
Schrödinger’in Kedisi 2 Rüya
2020’li yıllar... Postnişinde YÜCE PİR’in oturduğu Yeni Dünya Düzeni tarikatı, iktidarını tüm hışmıyla güçlendirmeye devam etmektedir. Dünya Halkları veya KUTSAL KOALİSYON’a biat edecekler ya da Sömürülmezler’in ve Lanetliler’in kaderlerini paylaşacak, yeryüzünden silineceklerdir.
RÜYA, gezegenimizde hayatın KUTSAL KOALİSYON’un dışında kalarak da sürdürülebileceğine inanan bir avuç insanın, ONARIMCILAR’ın öyküsüdür. ONARIMCILAR, kendilerine “gururlu oldukları kadar da utangaç olan” Turnalar’ı örnek alırlar. Dünya görüşünden ödün vermeyen, dünya görüşünü bizim dünya görüşümüze uyarlamayı reddeden; sınırsız çayırlıklardan başka özgürlük tanımayan, kendi yaşam biçiminden gayrısına boyun eğmeyen; yalakalığa tenezzül etmeyen, laubali olmayan, vakur Turnalar'ı, Seher Yıldızı'nı rehber edinip dağlara çıkarlar. Dünya halklarına çelik bir kapan kuran feodal oligarşinin mutlakmış gibi duran gücüne rağmen, Mucizeler Diyarı’nı kurmayı başarırlar. Mucizeler Diyarı vatandaşları “düşünmesi imkansız olanı” düşünmeyi öğrenirler. Çünkü, Mucizeler Diyarı’nın “Asal Yassa’sı Yeni Fizik’i temel almıştır ve o topraklarda “bir şey ne imkansızdır ne de kesin.”
RÜYA bir ütopyadır. KARA KALPAKLI ADAM'ın "eski" Türkiye'nin yangınının küllerinden yoğurduğu bir ütopya.
“Kara Kalpaklı Adam da öyle dedi," dedi İmre Kadızade, "'Bize dokunmayan yılan bin yaşasın'ın bilimsel gerekçesi, Kutsal Koordinatlarımızın bilimsel gerekçesi, Reddi İlhak'ın bilimsel gerekçesi. Olmazsa olmazımız Murat'ımızın bilimsel gerekçesi. Bizim biz olarak yaşayacak olmamızın bilimsel gerekçesi! Evrensel dolandırıcılığa karşı çıkmanın bilimsel gerekçesi. Bozgunculuğun bilimsel gerekçesi, Mucizeler Diyarı’nın bilimsel gerekçesi. Bilimin apayrı bir kolundan yola çıkarak inşa edilen, Mucizeler Diyarı "Mağduran'ın! Irk ayrımının karşısına "Potinbağı Teoremi" ile çıkan, soykırımın karşısına 'Birlikte Evrilme' ile dikilen. Yeni Dünya Düzeni doğrusallığı çok değişkenli mantık ile tahtından indiren Mucizeler Diyarı. Bin yıllık yalnızlığın sonu. Bin yıllık savrulmanın sonu. Bin yıllık ezikliğin sonu. Arabesk olmayan yeni bir dünya. Nafile olmayan yeni bir dünya.
Milyon Dolarlık Adam
Fare Dörtlemesi – Gri Kapak
“Fare Dörtlemesi” zamanımızın yaşayan en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami’nin edebiyat yolculuğunun en önemli izleklerinden birini temsil ediyor.
Başlarda “Fare Üçlemesi” olarak anılan seri Rüzgârın Şarkısını Dinle, Pinball 1973 ve Yaban Koyununun İzinde’den oluşur. Bu üç kitabı birbirine bağlayan, anlatıcı kahramanın arkadaşı “Fare”dir. Ama Yaban Koyununun İzinde’de Fare ortadan kaybolur. Yerine Koyun Adam’ı bırakır. Ve Koyun Adam hikâyeyi bir sonraki kitap olan Dans Dans Dans’a bağlayarak seriyi bir dörtleme haline getirir.
Gençlik, aşk, edebiyat, gizem, yalnızlık, kayıp duygusu... Murakami severler için gerçek bir okuma şöleni olan bu dört kitap şimdi tek cilt halinde bir arada...
Söyleme Bilmesinler
Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.”
Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?
Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?
Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?
Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…
Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için...
Prof. Dr. Mustafa Kurt
Cennet
“Hep acı çektiğimiz için, başkasını incitmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.”
14 yaşında ortaokul öğrencisi sürekli olarak sınıftaki bir grubun ağır zorbalığına uğrar ama yardım istemeyip sessizce acı çeker. Onu anlayan tek kişi Kojima adlı bir kızdır çünkü Kojima da kötü muamele görür. Aralarında başlayan arkadaşlıkta teselli bulup yakınlaşırlar. Ancak ortak noktanın korku olduğu bir arkadaşlığın doğası nihayetinde nedir?
Japonya’da ilk kez 2009 yılında yayımlanan, 2010’da kadın edebiyatçılara verilen Murasaki Shikibu Ödülü’nü alan, İngilizce çevirisiyle 2022’de Uluslararası Booker Ödülü kısa listesine giren Cennet, arkadaşlık, aile ilişkileri, şiddet ve güç üzerine sarsıcı bir roman…
Cepheye Koşan At
Her Şeyin Önemli Olduğu An
Olimpos Kahramanları Athena’nın İşareti
Athena’nın İşareti... Annabeth dehşet içinde. Hera sağ olsun, altı aylık ayrılıktan sonra tam Percy’yle yeniden bir araya geleceklerken Jüpiter Kampı onlarla savaşa hazırlanıyor. 2. Argo, ateş püskürten gemi başı Festus ile birlikte ne yazık ki hiç de barışçıl bir görünüme sahip değil. Annabeth, Jason’ın güverteden Romalılara barış sinyalleri vermesini umuyor. Ancak bu, tek sorun değil. Cebinde annesinin, her hatırladığında sinirlerini bozan hediyesini taşıyor: Athena’nın İşareti. Yedi melezi Ölümün Kapıları’na götürecek kehanet zaten ürkütücü. Bunun üstüne Athena ondan neden bu kadar tehlikeli bir görev bekliyor ki? Ancak Annabeth’in en büyük korkusu, Percy’nin değişmiş olması. Ya Percy artık bir Romalı olduysa? Ya eski arkadaşlarına artık ihtiyaç duymuyorsa? Savaşın ve bilgeliğin tanrıçasının kızı Annabeth, doğuştan bir lider olduğunu biliyor. Ama yanında Yosun Kafa olmadan hiçbir yere adım atmak istemiyor. Dört farklı melezin bakış açısıyla yazılmış olan Athena’nın İşareti, kadim topraklara, Roma’ya kadar uzanan efsanevi bir macera. Çok önemli buluşlar, insanı dehşete düşürecek fedakârlıklar ve akla hayale gelmeyecek korkular, kehanetteki yedi melezi bekliyor. Buyurun 2. Argo’nun güvertesine, eğer cesaretiniz varsa...
Percy Jackson – Melez Kampı Gizli Belgeleri
Olimpos Kahramanları 2 – Neptün’ün Oğlu – Xlibris
Denizler tanrısı Poseidon’un oğlu Percy Jackson, uzun bir uykudan uyanıyor ve aniden kendini yılan saçlı iki kadınla yüz yüze buluyor. sorun şu ki, bu yaratıklar çlmek bilmiyor. Ancak bu, Percy’nin sorunları arasında belki de en önemsizi. Çünkü Percy gizemli bir yaşlı kadın tarafından bir kampa götürülüyor. Melezlerle dolu bir kampa. Percy’nin hayatında ilk defa gördüğü bir kampa. Ne yazık ki Percy geçmişinden yalnızca tek bir kişiyi hatırlıyor: Annabeth kesin olan bir şey var ki, Percy’nin daha yapacak çok işi var. İki yeni melez arkadaşı Hazel ve Frank’le birlikte, bugüne dek hiç görmediği kadar ağır bir görevle karşı karşıya; Yediler Kehaneti. Bu yolda başarısız olurlarsa zarar görecek olan tek şey kamp değil ne yazık ki. Tehlikede olan, Percy’nin eski yaşamı, tüm sevdikleri, tanrılar ve elbette ki tüm dünya.
Olimpos Kahramanları 1 – Kayıp Kahraman – Xlibris
Yunan efsaneleri günümüzde yaşamaya devam ediyor! Percy Jackson ve Olimposlular macerasından sonra yepyeni bir seri başlıyor: Olimpos Kahramanları. İlk beş kitabın sonunda, büyük bir savaşın ardından Melez Kampı’nda bıraktığımız dostlarımız, yen, melezlerle birlikte yepyeni bir serüvene adım atıyorlar. Ancak büyük bir sorun var: Perccy Jackson kayıp! İşte Olimpos Kahramanları serisinin ilk kitabı Kayıp Kahraman’da tanışacağımız üç yeni melez: Jason’ın bir sorunu var. Hafızasını tamamen keybetmiş. Jason buraya nasıl geldi? Burası neresi? Hatta Jason kim? Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin. Bu işte bir terslik var. Piper bir sır saklıyor. Ünlü bir kişi olan babası üç gündür kayıp. Jason ve Leo’yla birlikte Melez Kampı adlı bir yere götürülüyor. İçinden bir his burada her şeyin açıklamasını bulacağını söylüyor ama her şeyi öğrenmek isteyip istemediğinden emin değil. Leo çok becerikli. Melez Kampı’na yerleştirildiği, alet edavatla dolu kulübeyi görünce kendini hemen evinde hissediyor. Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor. Bunun sürekli hayaletler görmesiyle bir ilgisi olabilir mi acaba?
Minecraft Zor Seçim
Po ve arkadaşları Uyandırıcı Kral’ın bir başka ürkütücü parçasıyla yüzleşmek için yer altının derinliklerine gidiyor. Bu parça, Minecraft’taki her yaratığı onlara düşman edebilir. Ama bu işin kolay kısmı çünkü gerçek dünyada Po, okul başkanlığına aday oldu! Üstelik Po’ya oy vermek, krize davetiye çıkarmak demek!
Percy Jackson Ve Olimposlular 2 Canavarlar Denizi – Xlibris
Percy Jackson Ve Olimposlular 5 Son Olimposlu – Xlibris
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduklarını söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy'nin yaptığını...
New York Times listelerinde birinci sıraya oturup satış rekorları kıran ve ödüle doymayan Percy Jackson ve Olimposlular dizisi Bu kitapta Son buluyor.
Percy Jakson Ve Olimposlular Tek Cilt Özel Baskı
New York Times listelerinde birinci sıraya oturup satış rekorları kıran ve ödüle doymayan Percy Jackson ve Olimposlular, Yunan tanrılarına yakışır bir koleksiyonla bir araya geldi!
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta olduklarını söylese ne yapardınız? Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz? Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız? Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse? Ne yapardınız? Percy’nin yaptığını…
İşte karşınızda Percy Jackson. On iki yaşında, hiperaktif, okuma yazmada sorunları olan ve başı beladan bir türlü kurtulmayan bir çocuk! Peşine takılan, ne olduklarını bir türlü anlayamadığı birtakım doğaüstü yaratıklar da cabası! Bütün bunların sebebi aslında babasının bir Yunan tanrısı olması, fakat sorunları çözmek tamamen Percy’ye kalmış durumda.
Percy Jackson ve yarı tanrı arkadaşlarına, Yeraltı Dünyası’nın kapılarına ulaşmak ve tanrılar arasındaki yıkıcı savaşı önlemek için çıktıkları heyecan verici macerada eşlik edin.
Olimpos Kahramanları – Olimpos’un Kanı 5
Olimpos’un Kanı
Nico di Angelo onları uyarmıştı: Hades’in Evi en kötü anılarını uyandıracak, hayaletlerini huzursuz kılacaktı… Nitekim şimdi her biri zor durumda. Teker teker korkularıyla yüzleşmekten başka çareleri yok. Jason, küçükken onu terk eden annesinin hayaletiyle karşı karşıya.
Bir lider olarak gücünü nasıl kanıtlayacağını bilmese de, annesinin yaptığı gibi sözünden vazgeçecek değil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koç Hedge ile gölge yolculuğu yaparsa hayalete dönüşebilir. Yine de bu karar, kehanetin belirttiği gibi başka birisinin hayatını kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos’u, savaş patlak vermeden Melez Kampı’na götürmeye çalışan Reyna’nın peşinde zalim bir avcı var. Korkularını yenmeye çalışan Piper, üzerine düşeni yapmak için hazır. Leo ise planının işe yaramamasından ve arkadaşlarının işine karışmasından endişe duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana’yı alt etmek için içlerinden biri ölmeli…
Rick Riordan, çok satan Olimpos Kahramanları serisinin son kitabında, melezlerin hafızalara kazınan macerasını noktalıyor. Kahramanlar, tanrılar ve canavarların tek tek sahneye çıktığı Olimpos’un Kanı’nda heyecan doruğa tırmanıyor!
Yazar Hakkında:
Rick Riordan 5 Haziran 1964'te Texas'ta doğdu. Çocuğu dislektik olduğu için okumasını kolaylaştırmak amacıyla ona kendini tanrılara benzetmesini önerdi. Daha sonra bunla ilgili çeşitli hikâyeler yazdı ve en sonunda Percy Jackson ve Olimposluların ilk kitabı olan Şimşek Hırsızı ortaya çıktı. Şimşek Hırsızı’ndan sonra Canavarlar Denizi, Titan'ın Laneti, Labirent Savaşı ve Son Olimposlu'yu yazdı. Percy Jackson ve Olimposlular’dan sonra devam niteliğindeki Olimpos Kahramanları ve Mısır mitolojisi ile ilgili Kane Günceleri adlı serileri yazdı. Kitapları Doğan Egmont yayınları tarafından Türkçe'ye çevrilip basıldı.
Percy Jackson Ve Olimposlular – Şimşek Hırsızı
Gökçen 3 Güz Yağmurları Yan Boyamalı Ciltli Özel Baskı
Sayısız mücadeleyi ve engeli aşıp bir araya gelen Gökçen ve Murathan için artık aşklarını doya doya yaşama vaktidir. Tek istekleri birbirlerine sımsıkı sarılmak ve kaybettikleri zamanı telafi etmektir. Ancak olaylar bekledikleri gibi gelişmez ve birlikte kurmaya çalıştıkları küçük dünya daha var olamadan yerle bir olur. Büyük bir nefret, kayıp ve azılı düşmanlarla dolu karanlık bir girdabın içine çaresizce çekilirler.
Gökçen ve Murathan kendilerini zorlu bir yol ayrımında bulacaklardır.
Aşk mı? Yoksa yaşatmak için yapılan büyük bir fedakârlık mı?
Seçim yapmak ikisi için de kolay olmayacak, hayatın onları sürüklediği dipsiz uçurumlara beraber yürüyeceklerdir.
“İçimdeki yeşillikler o yokken sonbahardı. Dallarımdan dökülen güz yapraklarını yine onu beklerken saydım. Tek, tek, tek. Say Gökçen. Varlığı beklemekten, sevmekten ve geride kalmaktan ibaret olan Gökçen…”
Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.
Gökçen 1 Unutulan Çiçekler Yan Boyamalı Ciltli Özel Baskı
Felah 1
Tümgeneral Halil Uluant’ın yegâne kızı Hilal Uluant, gözü kara bir gazetecidir. Hilal, İkinci Karabağ Savaşı’na gönüllü olarak gittiğinde hayatı tamamen değişir. Mikrofonuna sarılarak insanların sesini duyurmaya, savaşın hakiki yüzünü göstermeye çalışırken bir çukura düşer ama bu sıradan bir çukur değil, yıllar önce yapılan gizli geçitlerden biridir. Düştüğü geçitte mahsur kalan Hilal’in ilerlemekten başka şansı yoktur çünkü savaştan dolayı geçit kapanmıştır. Gizli geçidin içerisinde ilerledikçe buraya depolanmış eski silahları fark eder ve nereye çıkacağını bilmeden karanlık yoluna devam eder. Işığı görmek, ışığı bulmak için...
Ama bulacağı ışığın zifirî karanlık olacağının farkında değildir.
Çünkü onu buradan çıkaracak kişi düşmanın ta kendisidir.
Halef ve Rota serisi, ardından Yeşili Sevmek kitabı ile okurlar tarafından büyük ilgi gören Leman Veli, merakla beklenen Felah serisi ile okurları bu sefer Karabağ’ın dehlizlerine götürüyor ve savaştan arta kalan duyguları en derin şekilde açığa vuruyor.
Gökçen 3 Güz Yağmurları
Sayısız mücadeleyi ve engeli aşıp bir araya gelen Gökçen ve Murathan için artık aşklarını doya doya yaşama vaktidir. Tek istekleri birbirlerine sımsıkı sarılmak ve kaybettikleri zamanı telafi etmektir. Ancak olaylar bekledikleri gibi gelişmez ve birlikte kurmaya çalıştıkları küçük dünya daha var olamadan yerle bir olur. Büyük bir nefret, kayıp ve azılı düşmanlarla dolu karanlık bir girdabın içine çaresizce çekilirler.
Gökçen ve Murathan kendilerini zorlu bir yol ayrımında bulacaklardır.
Aşk mı? Yoksa yaşatmak için yapılan büyük bir fedakârlık mı?
Seçim yapmak ikisi için de kolay olmayacak, hayatın onları sürüklediği dipsiz uçurumlara beraber yürüyeceklerdir.
“İçimdeki yeşillikler o yokken sonbahardı. Dallarımdan dökülen güz yapraklarını yine onu beklerken saydım. Tek, tek, tek. Say Gökçen. Varlığı beklemekten, sevmekten ve geride kalmaktan ibaret olan Gökçen…”
Yetişkin okurlar içindir.
Gökçen 3 Güz Yağmurları Ciltli
Sayısız mücadeleyi ve engeli aşıp bir araya gelen Gökçen ve Murathan için artık aşklarını doya doya yaşama vaktidir. Tek istekleri birbirlerine sımsıkı sarılmak ve kaybettikleri zamanı telafi etmektir. Ancak olaylar bekledikleri gibi gelişmez ve birlikte kurmaya çalıştıkları küçük dünya daha var olamadan yerle bir olur. Büyük bir nefret, kayıp ve azılı düşmanlarla dolu karanlık bir girdabın içine çaresizce çekilirler.
Gökçen ve Murathan kendilerini zorlu bir yol ayrımında bulacaklardır.
Aşk mı? Yoksa yaşatmak için yapılan büyük bir fedakârlık mı?
Seçim yapmak ikisi için de kolay olmayacak, hayatın onları sürüklediği dipsiz uçurumlara beraber yürüyeceklerdir.
“İçimdeki yeşillikler o yokken sonbahardı. Dallarımdan dökülen güz yapraklarını yine onu beklerken saydım. Tek, tek, tek. Say Gökçen. Varlığı beklemekten, sevmekten ve geride kalmaktan ibaret olan Gökçen…”
Yetişkin okurlar içindir.
Gökçen 1 Unutulan Çiçekler Ciltli
Babaları asker olduğu için aynı lojmanda büyümüş Murathan ve Gökçen’in kendilerine kurdukları dünyada başka kimseye yer yoktu. Burada sadece Pamuk ve Kepçük vardı. Bir anda aldıkları acı bir haberle kurdukları bu dünya yerle bir olurken kendilerini hiç bilmedikleri hayatlarda bulmaları o an için her şeyin sonu gibi görünüyordu.
Aradan geçen yirmi yılın sonunda aynı şehirde Gökçen, doktor; Murathan ise özel kuvvetler askeri olmuştu. Karşılaştıkları an aslında hiçbir şeyin mazide yitip gitmediğini anlayacaklardı. Anılar, pençelerini toprağa en şiddetli şekilde geçirerek gömüldükleri yerden çıkmak için çırpınıyordu.
Mazi soğuk, kalpler ise hâlâ sıcaktı.
Murathan ve Gökçen için artık sadece iki seçenek vardı:
Ya kaderleri yeniden yazılacak ya da geçmiş gömüldüğü yerde yok olmaya devam edecekti.
"Sarılan yaralar kapanırdı.
Benim yaram ise ne sarılmıştı ne kapanmıştı.
Öylece duruyordu.
Sessiz ama en derinde..."
Gökçen 1 Unutulan Çiçekler
Babaları asker olduğu için aynı lojmanda büyümüş Murathan ve Gökçen’in kendilerine kurdukları dünyada başka kimseye yer yoktu. Burada sadece Pamuk ve Kepçük vardı. Bir anda aldıkları acı bir haberle kurdukları bu dünya yerle bir olurken kendilerini hiç bilmedikleri hayatlarda bulmaları o an için her şeyin sonu gibi görünüyordu.
Aradan geçen yirmi yılın sonunda aynı şehirde Gökçen, doktor; Murathan ise özel kuvvetler askeri olmuştu. Karşılaştıkları an aslında hiçbir şeyin mazide yitip gitmediğini anlayacaklardı. Anılar, pençelerini toprağa en şiddetli şekilde geçirerek gömüldükleri yerden çıkmak için çırpınıyordu.
Mazi soğuk, kalpler ise hâlâ sıcaktı.
Murathan ve Gökçen için artık sadece iki seçenek vardı:
Ya kaderleri yeniden yazılacak ya da geçmiş gömüldüğü yerde yok olmaya devam edecekti.
"Sarılan yaralar kapanırdı.
Benim yaram ise ne sarılmıştı ne kapanmıştı.
Öylece duruyordu.
Sessiz ama en derinde..."
Cennetin Kökleri
Ölüm Gemisi
Harvard Meydanı
Bitmeyen Yol
Koca Tembel
Kırılganlığın ve ironinin mutlak iktidarına selam duran Romain Gary, Émile Ajar personasının doğuşunu müjdeleyen Koca Tembel'de, gürül gürül akan bir kentte içine düştüğü yalnızlık belasından, görünmez kolların bedenini sarmaladığı gündüz düşleriyle kurtulmaya çalışan ve çareyi doğa kanunlarına meydan okurcasına devasa bir piton sahiplenmekte bulan bir adamın hikâyesini anlatır.
Yalan-Roman'da -mış gibi yapmaktan çoktan vazgeçip artık var olduğunu özgürce haykırabilen Émile Ajar'ın Koca Tembel'deki metaforik doğumu, baş karakterin artık gizlemeye son verdiği esrik benliğinden sıyrılışıyla paralelleşir. Kelimeler bocalayıp kıyıya vurur, gerçeklik absürdün sahneyi ele geçirmesiyle daha az can yakar; alay, saplantı, hezeyanlar; hepsi onu insan"mış gibi yapma"nın yükünden kurtarıp pullu bir derinin ardına saklanmasına önayak olur.
Delilikte saklı masumiyeti sözdizimsel ve anlamsal müdahaleler, fallik göndermeler, uçarı espriler ve insan-oluşa dair radikal eleştirilerle okuruna kanıtlayan, Fransa'nın iki Goncourt ödüllü tek yazarı Romain Gary'nin Émile Ajar müstearıyla yayınladığı ilk romanı Koca Tembel, önceki edisyonlarda yer almayan alternatif sonuyla ilk kez Türkçede.
Felicia’nın Yolculuğu
İrlanda`nın yetiştirdiği en büyük yazarlardan, sayısız edebiyat ödülüne layık görülen William Trevor, son derece sıradanmış gibi başlayan bir olayı ustalıkla bir psikolojik gerilime evriltiyor. Üstelik gürültüsüz bir gerilim bu, "hava kesin bozacak" tedirginliğini elden bıraktırmayan, gözleri şüpheyle kıstıran cinsten.
Küçük bir kasabada yaşayan Felicia`nın başından onu bulutlara çıkaran bir gönül macerası geçer. İngiltere`den memleketine kısa süreliğine gelmiş Johnny, işsizlikten bunaldığı, ailesiyle kıt kanaat geçinmeye çalıştığı o kara ama tekdüze günlerinde genç kadına nefes aldırır. Johnny yeniden çalışmaya döndüğünde ise Felicia, çok basit bir ayrıntıyı atladıklarını fark e der; arkasında bir adres bırakmamıştır. Ancak Felicia`nın ona kesinlikle ve hemen ulaşması gerekmektedir, nedeni mâlumdur.
Sevgilisinin izini sürmek için sürüklendiği ama onu insan ruhunun en tekinsiz yanlarıyla yüz yüze getirecek yolculuğu işte bu noktada başlar. Umut yerini çaresizliğe, gelecek düşleri ahlaki sorgulamalara, alınan kararlar pişmanlıklara dönüşürken "İrlandalı kız" kendini bambaşka bir hikâyenin içinde bulur. Travmalara, öfkeyle çarpıklaşan zihinlere, kadınlara ve nihayet yalnızlığa dair ürkütücü bir hikâyenin içinde.
Atom Egoyan tarafından sinemaya da uyarlanan Felicia`nın Yolculuğu, talihsiz karşılaşmalara, gözleri kör eden çaresizliğe ve burada yuvalanan karanlığa dair sarsıcı bir anlatı.
Sonsuz Topraklar
Jorge Amado'nun doğup büyüdüğü Bahia'nın verimli topraklarının bağrı herkese açıktır: Yoksulluğa mahkûm tarım işçilerine yaşam güvencesi ve başlarını sokacakları bir yuva, ayrıcalıklı sınıflara ise siyasi itibar ve ceplerini doldurmayı vaat eden bu el değmemiş ormanlar, Latin Amerika'nın en vahşi sınıfsal çarpışmalarına tanıklık eder.
Sömürü düzenini pekiştirebilmek için kiralık katiller, kundakçılar, düzenbaz avukatlar ve üst düzey yöneticilerle el ele vermiş dalavereci para babalarıyla; kırık dökük yaşamlarını gelecek güzel günlerin umuduyla temize çeken ve tüm zorluklarına rağmen hayata dört elle sarılan tutkulu halkın bu kadim çatışmasında kaybeden taraf, hunharca talan edilen doğa ve değerlerini yitirmiş insanlık olacaktır.
Brezilya'nın akıbetini belirleyen I. Kakao Patlaması ve ardından gelen çöküşe ilk elden tanıklık etmiş Amado, bu masum mahsulün etrafında gelişen habis suçları, plantasyonları kana bulayan ve yaşamları alt üst eden olayları etten kemikten karakterlerle kuşatarak anlatır. Sonsuz Topraklar, gökkubbenin altında dişe diş verilen bir onur mücadelesini edebiyat tarihine kazır.
Buruk Ayrılık
Osamu Dazai'den kadim kültürlerin coğrafyasında mayalanan sancılı bir inşa ve aydınlanma dönemindeki toplumsal çalkantılara ve çileli halkların refah ve ilerleme arzusuyla gösterdiği özverilere dair sarsıcı bir ilk eser...
Modern tıp eğitimi almak için Japonya'ya gelen Çinli Zu Cucin ve arkadaşı Takaşi Tanaka ile Fucino Hoca arasında gelişen derin dostluğu ve güçlü yoldaşlığı gerçek tanıklıklara dayanarak ilmek ilmek ören Buruk Ayrılık, 1900'lerin Uzakdoğu siyaseti, ekonomisi, edebiyatı ve kültürel yaşamına tutulan bir projektör görevi görüyor.
I. Japon-Çin Savaşı ve Japon-Rus Savaşı'nın sert dönemecinde kültürlerarası etkileşimin ve nezaketin tezahürlerini barındıran bu hikâye, Dazai' nin yalın ve samimi üslubuyla bezeli dostane nasihatleriyle, Finlandiya'nın kalkınması için yol gösterici nitelik taşıyan Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi anımsatıyor.