Ben, Claudius
Kral Vı. Henry-2 (Karton Kapak) – William Shakespeare – İş Bankası Kültür Yayınları
Windsor’un Şen Kadınları
Ütopya (Timaş)
Büyücü
Mitolojik öğelere ve Shakespeare’in ünlü oyunu Fırtına’ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles’un Prospero’su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor. Büyücü’de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. Random House’un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
Koleksiyoncu
Koleksiyoncu, İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından John Fowles’un, birçok yayınevinden geri çevrilme talihsizliğini yaşayan ama yayımlandığında kendisine bugünkü ününü getiren ilk romanı. Fransız Teğmenin Kadını, Yaratık, Mantissa, Büyücü ve Daniel Martin gibi başyapıtlarının habercisi...
Koleksiyoncu, bir kelebek koleksiyoncusu ile âşık olup kaçırarak zindana kapattığı bir resim öğrencisi arasındaki “mecburi” ilişkinin romanıdır görünürde. Ama Fowles’un olağanüstü üslubu ve ustalığıyla, bu ilişki, başka birçok ilişkiye de gönderme yapmakta; ahlaki kaygılarla baskı altına aldığımız yabanıl doğallığımız içinde, aslında neyi nereye kadar haklı ve geçerli bulabileceğimiz gerçekliğiyle bizi yüzleştirmektedir. Farklı yolculuklara açık bir kurgusu olan bu roman, sadece kendimize göre haklı olan bir tutku adına yapabileceklerimizin ikna edici ve masum bir anlatısı olarak okunabileceği gibi, içimizdeki “iktidar” ve “teslim olma” isteğinin hangi şartlarda ortaya çıkabileceğinin anlatısı olarak da okunabilir. Ya da iki ayrı sosyal tabakanın birbirine yakınlaşma çabalarının, aslında altsınıfın üstsınıfa yaranma, üstsınıfın ise öğretmenlik kisvesine bürünerek “yığınları” mümkün olduğunca kendisinden uzak tutma kaygısından başka bir şey olmadığının çarpıcı bir anlatısı olarak da yorumlanabilir.
Dünya Tarihi-10.1/2 Bölümünde
Julian Barnes’ın 101/2 Bölümde Dünya Tarihi adlı romanı, bildiğimiz, alışageldiğimiz dünya tarihlerinden değil. Bir kere, yapısını kuru ve kavramsal düşünceler değil, o düşünceleri doğuran estetik yaşantılar oluşturuyor. İkincisi, geleneksel bakış açılarından sapan alternatif bir tarih, hatta deyim yerindeyse, Doğa’nın gözünden muhalif bir İnsanlık Tarihi. Sonra, ilginç bir şekilde, kesirli, artığı olan bir tarih. Nedir bu artık? Bu artık, kitabın bir bölümünü (“Parantez”) oluşturacak kadar önemli; çünkü Julian Barnes “aşk” kavramını, çok bilinmeyenli Dünya Tarihi denkleminde olmazsa olmaz bir parametre olarak görüyor ve ona romanında son derece önemli ve anlamlı bir yer açıyor. Barnes romanında, o eşsiz ironisiyle, bize olağanüstü çeşitlilikte öyküler anlatıyor ama her şeyden önce de sorular soruyor:
Nuh efsanesi bir tahtakurdunun bakış açısından anlatılacak olursa ortaya nasıl bir Tarih yorumu çıkar? Filistinli teröristler, Akdeniz’de seyreden bir yolcu gemisini ele geçirip de taleplerinin yerine getirilmesi için yolcuları öldürmekle tehdit ederlerse, Nuh efsanesi çağdaş zamanlarda nasıl bir yankı bulmuş olur? 16. yüzyıl Fransa’sındaki Mamirolle Köyü sakinleri haşaratı mahkemeye verirlerse karşımıza nasıl bir dava çıkar? İnsanlığın en eski düşlerinden biri, düşünüzde uyandığınızı görmek, ölümsüzlük konusundaki görüşlerinizde nasıl bir değişikliğe yol açabilir? İşte Julian Barnes, 101/2 Bölümde Dünya Tarihi adlı romanında, bizlere bu denli değişik ama aynı zamanda da bu denli çok ortak paydaya sahip öyküler anlatıyor.
Nil’de Ölüm
Linnet Doyle genç, güzel ve zengin bir kadındır. Dünyada her şeye sahiptir... Hatta en yakın arkadaşının sevdiği adama bile. Linnet ve yeni kocası, Nil Nehri’nde çıktıkları bir tekne gezisinde ünlü dedektif Hercule Poirot ile tanışırlar. Huzur dolu keyifli bir gezi olmasına rağmen Poirot’nun isim veremediği, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna dair içinde bir
sıkıntı vardır...
İskemlede Beş Ceset
Herkes tarafından sevilen dişçi Dr. Morley’in intihar etmesi için nasıl bir sebep olabilirdi? Duygusal çelişkiler içinde değildi, parasal ve gönül sorunları da yoktu. Hercule Poirot ile neden buluşacaktı? Meraklı dedektif bu intihar hikayesine inanmamıştı. Doktorun hastalarının, ortaklarının ve dostlarının ifadelerini almaya başlayan Poirot, sonuçta korkunç bir gerçekle karşılaştı. Dr. Morley ne ilk, ne de son kurbandı...
Beş Küçük Domuz
Amyas Crale genç, yakışıkı ve ünlü bir ressamdır. Çapkınlığıyla tanınan Amyas, nedensiz bir şekilde öldürülür. Olayın gerisinde çözümlenemeyen pek çok şüpheli soru vardır ve bu ölüm yüzünden ressamın karısı suçlanır. Yıllar sonra Hercule Poirot’ya başvuran genç bir bayan, babasını öldürmekle suçlanan annesinin masumiyetini ispatlamak için Poirot’dan yardım ister. Artık sır perdesinin aralanma vakti gelmiştir ve Poirot iş başındadır.
Ve Perde İndi
Aklı jilet gibi keskin çalışan Poirot, romatizma ağrılarından kımıldayamaz hale gelince gözü ve kulağı olması için eski dostu Yüzbaşı Hastings’i Styles’a yanına çağırır. Poirot suçlunun kimliğini bildiği halde dostuna onun ismini söylemez ve onu X olarak tanımlar. Çeşitli cinayetlerin sorumlusu olan X, tekrar harekete geçecektir. Muhtemele bir cinayeti önlemek için Poirot ve ortağının hızla eyleme geçmeleri gerekmektedir.
Şampanyadaki Zehir
Muhteşem yemeklerle donatılmış yedi kişilik bir sofrada altı kişi oturuyordu. Yedinci kişinin yerindeyse Rosemary Barton’un anısına bir biberiye (rosemary) dalı duruyordu. Bir yıl önce meydana gelen o acı olayı kimsenin unutmak istememesi garipti. Çünkü güzel yüzü acıdan tanınmaz hale gelen genç kadın, bu masada son nefesini vermişti. Rosemary Barton tanıştığı her insanda güçlü duygular uyandıran güçlü duygular uyandıran güzel bir kadındı. Ne yazık ki bir olay sırasında uyandırdığı başka bir güçlü duygu onun sonunu hazırlamıştı.
Yüzüklerin Efendisi 1 Yüzük Kardeşliği
'Yüzüklerin Efendisi' son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakârlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.
Yüzüklerin Efendisi 3 Kralın Dönüşü
"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor. Türkçe basımının ilk iki kitabı "Yüzük Kardeşliği" ve "İki Kule", bu ilginin evrenselliğini kanıtladı. Polisiye ya da bilimkurgu meraklıları, şiir, roman ve öykü okurları, hep birlikte Frodo, Sam, Merry, Pippin, Aragorn ve Gandalf’ın maceralarını okumaya, "Orta Dünya"da yaşamaya başladılar. Üçüncü kitap "Kralın Dönüşü" ile birlikte "Yüzüklerin Efendisi" tamamlanıyor: Bu kısımda Karanlıklar Efendisi ile Yüzük Kardeşliği, iki cephede karşı karşıya geliyorlar. Frodo ve Sam ellerinde hepsine hükmedecek Tek Yüzük ile Mordor’un içine, karanlığın kalbine doğru bir yolculuk yaparken, diğerleri de karanlığa karşı son cephe olan Gondor’da umutsuz bir savunmaya girişiyorlar...
Yüzüklerin Efendisi 2 İki Kule
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien’ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek! "Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman. Bu ciltte Yüzük kardeşliği dağılıyor. Frodo ve Sam Yüzük’le birlikte Mordor’un kapılarından geçmeye çalışırken yeni bir yol arkadaşı ediniyorlar. Orklara esir düşen Merry ve Pippin, Orta Dünya’nın en eski ırkıyla tanışıyorlar. Aragorn, Gimli ve Legolas ise, Orta Dünya’nın kaderini çizecek büyük savaşların ilkine katılıyorlar...
Cinayet Alfabesi
Alfabe sırasına göre kurbanlarını öldüren seri katil, cesetlerin yanına ABC tren yolları tarifesini bırakmaktadır... Aynı zamanda cinayetleri işleyeceği mekânları Hercule Poirot’ya önceden haber vererek deneyimli dedektifle dalga geçmektedir. Fakat Poirot adı geçen yerlere ulaşmakta her zaman gecikir. Bu psikopatın düşüncelerinden ve cinayet metodundan fazlasıyla etkilenen Poirot, Hastings ve Japp’ın yardımıyla İngiltere’de enine boyuna seyahat ederek bu acımasız katilin izini bulmaya karar verir.
Zarif Bir Cinayet Gecesi
Stonygates’teki genç suçluların islah edildiği bir vakfın sahibi olan arkadaşı Carrie Louise’i ziyaret eden Miss Marple tehlikenin yak- laşmakta olduğunu hisseder.
Bir gece suçlu gençlerden biri, vakfın yöneticisini silahla öldürmeye çalışınca korkuları gerçekleşir. Yönetici, yara almadan kurtulur ama malikânenin diğer tarafındaki beklenmeyen ziyaretçi, onun kadar şanslı değildir.
Bu bir rastlantı mıdır? Miss Marple’a göre değildir. Miss Marple kurbanın, esrarengiz ziyaretinin altında yatan sırrı ve cinayeti çözmek için tüm becerisini kullanır...
“Çok zekice yazılmış.”—Guardian
Son Evdeki Tehlike
İngiltere’nin Cornwall sahillerinde emekliliğin tadını çıkaran Hercule Poirot güzeller güzeli Nick Buckley’nin başına gelen bir dizi kazadan kıl payı kurtulduğunu duyunca dedektifliğe tekrar soyunur. Genç kızın arabasının freni boşalmıştır, kayalık yamaçtan aşağı büyük bir kaya parçası tam da yürüdüğü patikaya yuvarlanmıştır, yatağının başucunda asılı ağır tablonun kordonu kopup yatağa düşmüştür. Bunların üzerine bir de genç kızın şapkasındaki kurşun deliğini fark eden Poirot kıza yardım etmeye karar verir. Acaba olası katili ama- cına ulaşmadan bulabilecek midir, yoksa olayın gerisinde bambaşka gerçekler mi gizlidir? Gizemin çözümü gerçekten olağanüstü, dâhice! -Times Literary Supplement-
Güvercinler Altında Bir Kedi
Meadowbank, zengin aile kızlarının eğitim gördüğü ünlü bir yatılı okuldur. Gece yarısı spor salonundan gelen esrarengiz ışık iki öğretmenin dikkatini çeker. Salona gidip baktıklarında pek de sevilmeyen beden eğitimi öğretmeninin cesedi ile karşılaşırlar; kadın kalbinden vurulmuştur. "Kedi" saldırıya geçmiştir, bu yüzden okulda kargaşa başlar. Öğrencilerden Julia Upjohn bir tesadüf eseri kısmen de olsa cinayetlerin sebebini öğrenir, üstelik Hercule Poirot’nun yardımı olmadan. Bundan sonraki kurbanın kendisi olacağından emindir. "Eğlenceli, harika bir roman." -Daily Express-
Filler De Hatırlar
Bayan Oliver dikkatle aynaya bakıyordu. Bir ara şöminenin rafında duran saate bir göz attı. Saatin yirmi dakika geri olduğunu düşündü. Sonra tekrar aynada saçlarına baktı. Bayan Oliver'ın bütün kusuru saç biçimini sık sık değiştirmesiydi. Bunu kendisi de itiraf ediyordu zaten. Hemen her modeli denemişti. Ciddi havalı, kabarık saç... Buklelerin zeka dolu alnı ortaya çıkacak şekilde, geriye doğru taranması... Daha doğrusu Bayan Oliver alnına bakanların zeki olduğunu düşüneceklerini ummuştu. Yazar bundan başka kıvırcık saçlarını hafifçe dağıtarak sanatkarca bir şekli de denemişti. Ama bugün saç modelinin önemli olmadığını o da biliyordu. Çünkü bu sabah pek ender yaptığı bir şeye kalkışacak, yani şapka giyecekti...
Üçüncü Kız
"Birinci sınıf bir Agatha Christie romanı." Sunday Telegraph Londra’da bir apartman katında yaşayan üç genç kızın birbirinden farklı meslekleri vardır. Kızlardan biri sanat galerisi yöneticisi diğeri yetenekli bir özel sekreterdir. Üçüncü kız ise... Hercule Poirot her zamanki gibi kakaosunu içerken üçüncü kız karşısına dikilip bir cinayet işlediğini söyler ve oradan uzaklaşır. Poirot bu olayın ardından genç kızı ve ailesini araştırmaya başlar. Bu arada genç kız ortadan kaybolmuştur. Gitgide karmaşıklaşan olaylar Poirot’yu cevapları bilinmeyen soruların peşine düşürür. Kız suçlu mu, masum mu ya da deli mi? Poirot’nun bu soruları cevaplandırabilmesi için sağlam kanıtlara ihtiyacı vardır...
Roger Ackroyd Cinayeti
King’s Abbot köyündeki sakin yaşam bir anda altüst olur. Dul bir kadının şüpheli intiharı asılsız dedikodulara yol açar. Köy, ilk kocasını öldürdüğünü bilen biri tarafından kadına şantaj yapıldığı ve Roger Ackroyd’un onun gizli aşığı olduğu söylentileriyle çalkalanmaktadır. Fakat Ackroyd cinayete kurban gidince, tüm şüpheler ev halkının üstüne odaklanır. Kendini emekliye ayıran ve sebze yetiştirmek için King’s Abbot köyüne yerleşen, Hercule Poirot, istemeden cinayete el koyar ve şeytani bir zekaya sahip katili yakalamaya çalışır.
Sıfıra Doğru
Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda yazı hayatına atılmış olan Agatha Christie tüm dünyada polisiye romanların kraliçesi olarak bilinir. Özellikle, yarattığı ufak tefek bir adam olan Belçikalı dedektif Hercule Poirot polisiye roman literatüründe en bilinen ve sevilen kahramanlarından biridir.
Tüm dillere çevrilen yetmiş yedi dedektif romanı ve öykünün satışları milyonlarla ifade edilmektedir.
Nevile Strange yeni karısı Kay’la çok mutludur.
Eylülde Martı Burnu’ndaki halasını ziyaret etmeyi düşünmektedir. Ama aynı zamanda Nevile’in eski karısı Audrey’de orada olacaktır...
Agatha Christie’nin ölümsüz eserlerinden Sıfıra Doğru okuyucuyu başından sonuna dek heyecanlı kılmayı başarıyor.
Porsuk Ağacı Cinayeti-Baskıda
Bir yudum çayla başlayan olay trajedi ile son bulur. Bir fincan çay içen varlıklı Rex Fortescue birdenbire hastalanıp ölür... Kurbanın cebinde bulunan bir avuç çavdar tek ipucudur... Kurnaz Jane Marple eski bir çocuk tekerlemesini anımsayana dek cinayetin nedeni anlaşılamaz... Jane Marple öykülerinin en iyisi olarak nitelenen bu kitabın dâhiyane kurgusu okurları son sayfaya dek soluksuz bırakacak.
“Tek kelimeyle mükemmel.”
- Times Literary Supplement
“Christine’nin dehası bir yıldız gibi parlıyor...”
- New York Times
Frankenstein Ya Da Modern Prometheus – Hasan Ali Yücel Klasikleri 277
Mary Shelley (1797-1851): Yaşadıkları zamanın en önemli yazar ve filozoflarından olan William Godwin ile Mary Wollstonecraft’ın kızıdır. 1816 yılında eserleri üzerinde büyük etkisi olan, İngiliz şiirinin saygın isimlerinden Percy Bysshe Shelley ile evlendi. 1818’de epey genç bir yaşta kaleme aldığı, ilk bilimkurgu örneklerinden biri sayılan Frankenstein ya da Modern Prometheus ile büyük bir üne kavuştu. Yayımlandığı dönemde gerek konusu, gerekse yazarının kadın olması nedeniyle büyük ilgi gören Frankenstein, yaklaşık iki asırdır dünya edebiyatını ve diğer tüm kültür ürünlerini etkilemeyi sürdürmektedir.
Deniz Feneri – Modern Klasikler 53
İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır.
Deniz Feneri ’nin merkezinde 1. Dünya Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında İskoçya’nın Skye Adası’ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır.
Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür.
Aşkın Emeği Boşuna
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Aşkın Emeği Boşuna’da oyunun omurgasını sistemli karşıtlıklardan oluşturmuştur. Shakespeare’in lirik dönemine ait eserlerden sayılan bu oyunun hem kurgusunda, hem olay dizisinde “Rönesans bireşimi” olarak kabul edilen uyum, denge, simetri ve disiplin dikkati çeker. Oyun “eşlerin karşı karşıya dizildiği bir açık hava dansı” gibidir. Adından da anlaşılacağı üzere Aşkın Emeği Boşuna evlenmeyle sonuçlanmaz.?Bu oyunun yazarın kayıp olan Aşkın Emeği Kazandı (Love’s Labour’s Won) adlı oyunuyla devam ettiği tahmin edilmektedir.
Soneler – Hasan Ali Yücel Klasikleri 114
William Shakespeare(1564-1616): Oyunlarında insanlık durumlarını ifade ediliş gücüyle yaklaşık 400 yıldır dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar,sonelerinde de insan ruhunun bir çok boyutunu yansıtmıştır. İlk kez 1609 yılında topluca basılan 154 sone, denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisidir. Dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm karşısında korku duygulu ve lirik bir sesle dile getirilmiştir.
Kral Lear – Hasan Ali Yücel Klasikleri 104
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Kral Lear’de yozlaşan dünyanın çaresi olmayan çöküşünü ele alır. Bu oyunun kurgusu,karakterleri, felsefeli konuşmaları, evrenselliği ve zaman aşımına uğramayacak insani boyutuyla ortaya çıkan görünüm, Shakespeare’in hiçbir tragedyasında görülmeyen ölçüye ulaşır.Bu tragedyanın yapısına iyice kaynaşmış olan grotesk özellikler, tragedya-komedya ikilemi, Kral Lear’in kendine özgü niteliklerinin başında yer alır. Özdemir Nutku (1931): Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan eğitimci ve yönetmen Özdemir Nutku, eleştirmen, yazar ve çevirmen olarak da önemli yapıtlar ortaya koydu. Sahnelediği pek çok oyunun yanı sıra, araştırma, inceleme ve çevirileriyle de ödüller kazandı. Ülkemizde olduğu kadar yurtdışında da sahneye koyduğu oyunlar, verdiği ders ve konferanslarla tanınmaktadır.
Tutulma – Epsilon Yayınevi
Epsilon Yayınevi okurlarının heves ve ısrarla neredeyse her gün arayarak "Ne zaman çıkacak?" diye sorduğu Tutulma çıktı! Tüm dünyada satış rekorları kıran Alacakaranlık Serisi’nin yüksek hasılatlı filmi vizyona girmeden beklenen üçüncü kitap Tutulma, hem de filmin afişiyle birlikte kitabevlerinde... Binlerce Alacakaranlık hayranını beklediğine değecek kadar sevindirecek olan kitabın satışa sunulduğu ilk gün kapışılması mümkün! Çünkü Edward’la Bella için aşkın anlamı Tutulma’da daha derin...