Sefiller (Tam Metin – 2 Cilt Takım)
Andre Gide Günlük (1887 – 1925) 1.Cilt
Dünyanın Çevresine Yolculuk
Yolculuk edebiyatının başyapıtlarıdan sayılan Bougainville'in 1766-1769 yılları arasında gerçekleştirdiği yolculuğunun anlatısı aynı zamanda sömürgeciliğin tarihi olarak da okunuyor.
Dünyanın Çevresinde Yolculuk, Louis-Antoine de Bougainville (1729-1811), XVIII. yüzyılda Batı Avrupa'da yeryüzü bilgisinin ve bilimlerin gelişimine katkıda bulunan, Aydınlanma Çağı'nın çok yönlü –denizci, kâşif, bilgin, filozof, asker, diplomat- isimlerinden biridir.
Bougainville'in 1766-1769 yılları arasında gerçekleştirdiği yolculuğunun anlatısı, Dünyanın Çevresinde Yolculuk, tarihsel ve edebi niteliklerinin yanısıra, XVIII. yüzyılda denizdeki protokol kuralları, sömürge yönetimleri ve sömürge tarihi hakkında önemli bilgiler vermesi nedeniyle, yolculuk edebiyatının başyapıtları arasındadır.
Monte Cristo Kontu – 2 Cilt – Hasan Ali Yücel Klasikleri 332
Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda Avrupa’yı saran siyasal ve sosyal çalkantıları yaşamasına rağmen daha çok on altıncı ve on yedinci yüzyılın tarihi olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Yaşadığı dönemin sevilen ve en çok okunan romantik yazarlarından biridir. Monte Cristo Kontu ilk kez 1844 yılında Journal des Debats’da tefrika edilmiş, Batılı kültür dünyasına tüketilmesi imkânsız bir arketip armağan etmiştir. Sinemaya, tiyatroya, televizyona ve hatta bilgisayar oyunlarına uyarlanmış, hakkında besteler yapılmış bu eser, Fransa’nın, Kral ve taraftarlarının Napoleon’un dönmesinden endişelendiği Restorasyon Dönemi’nde geçer. İftiraya uğrayan Denizci Edmond Dantes, bu şüphe girdabında sevgilisi Mercedes’i, babasını, özgürlüğünü bir anda kaybeder. Acı, korkunç tecrübelerle dolu bu dönemden kaderin cilvesi ve azimle çıkmayı başarır. Artık güçlü, bilgili ve zengin biridir ve aklında tek bir şey vardır: Tanrı’nın adaletinin gereğini yapmak. Doğu’dan gelmiş gizemli bir kont kılığında bir intikam meleği gibi Paris sosyetesinin üzerinde dolaşır ama intikamı yalnızca düşmanlarının değil masumların hayatını da değiştirecektir.
Kötülük Çiçekleri
Sisle Gelen Yolcu
Yaşanmayan Zaman
Yaşanmayan Zaman, çağımıza damgasını vurmuş büyük Fransız yazarı ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında çok büyük bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı. Üstelik bu üçleme, yazarın yapıtları arasında tek gerçekçi bir örnek. Romanın kahramanı Mathieu, üçlemenin ilki olan Akıl Çağı’nda özgürlük tutkusu ve birey olarak kendi kendinin sorumlusu olma kararlılığıyla, insanlarla toplumla yabancılaşarak, bir tür yalnızlığa mahkûm olmanın hüznünü yaşar. Yaşanmayan Zaman’da, yazar, Mathieu’nün kendi kendisiyle hesaplaşmasının yanı sıra, İkinci Dünya Savaşı’nın o korkunç uçurumunun kıyısında, savaş korkusuyla barış umudu arasında gidip gelen bir Avrupa’da geçmişinden koparılarak geleceğe akan yolun başında beklemek zorunda bırakılmış bir avuç insanın durağan ve sessiz acısını anlatmaktadır.
Sevdalı Tutsak
Kamelyalı kadın
Kelebek – E Yayınları
Kelebek - Henri Charriere İşlemediği bir cinayetten, müebbet kürek cezasına çarptırıldığı sıra, Henri Charrière’in özgürlük mücadelesinin bir ifadesi olarak doğdu Kelebek. Çok genç yaşında tutkunu olduğu idealleri ve gelecek arzusu onu ‘insanca bir felsefe’ ve ‘üstün bir uygarlık’la tanıştırdı: Modern sistemin kokuşmuş yolları yerine Kızılderililer’in, cüzzamlıların, okuma yazma bilmeyen yoksul balıkçıların gerçek uygarlığıyla . Bir, iki, üç, dört, beş; bir, iki, üç, dört, beş. Ardı ardına sıralanan bu rakamlar aslında bir hücrenin uzunluğu: Bir uçtan bir uca beş adım. Tüm yaşamın göz önünden geçtiği beş adım. Hayallerle ve tutkularla atılan beş adım. Yargıçlara, mahkemeye ve insan kazanmak yerine kaybetmeye dayalı yargı sistemine atılan beş adım. Modern olarak nitelenen ülkelere atılan beş adım. Tüm duyguları iğdiş eden her türlü korkuyu insanın içine salan beş adım. Özgürlüğe ve geleceğe atılan beş adım. Kelebek bir özgürlük mücadelesi...
Pazar Günleri
Yıkılış
Sinemanın Teorisi
Yüzüncü Ad
Doğu'daki son Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Embriaco, 1665 yılı sonlarında, soyunun yüzyıllardır yaşadığı Lübnan'dan yollara düşer. Ertesi yıl, İncil'e göre "Canavar'ın Yılı"dır. Kimilerine göre düpedüz Mahşer: Kan, ateş, yıkım ve her şeyin sonu... Zamanın sonu! Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şeyse Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve kitapta açınlandığı söylenen bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlere bildirilmemiş olan yüzücüsü... Tanrı'nın gizli ve yüce adı... Yüzüncü Ad'ın peşinden önce İstanbul'a uğrar Baldassare'nin yolu; oradan İzmir'e, Sakız'a, Cenova'ya, Amsterdam'a, sonra da Londra'ya. Konya'da vebanın kıyımına, İzmir'de Sabetay Sevi'nin şaşırtıcı başkaldırısına, İngiltere'de büyük Londra yangınına tanık olur. Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
Basel’in Çanları
Parma Manastırı
Taş Meclisi
Jean Christophe Grange, "Kızıl Nehirler"in ardından "Taş Meclisi"yle yine sahnede. Gerçekten şaşırtıcı bir hayal gücü... Dayanılmaz bir gerilim... Fiziksel ve psikolojik şiddet... Parapsikoloji... Şamanizm... Telepatiyle gerçekleştirilen bir trafik kazası... Esrarengiz akupunkturcu... Türk ve Moğol şamanların mirasçıları arasındaki savaş... Mucizevi tedaviler, ani ölümler.. Bilimsel referanslar, polisiye vakaları ve parapsikolojik olguları etkileyici bir psikolojik atmosfer içinde birleştiren bir hikaye. Eski Sovyetler Birliği’nin gömülmüş sırları, nükleer füzyon, Mayıs 68’in hala varlığını sürderen derin izleri, peş peşe bulunan ipuçları. Kurbanların cellat, kahramanların hep kötü olduğu fantastik bir gerilim. "‘Taş Meclisi’, Grange’nin bugüne kadar yazdığı en karmaşık ve en sarsıcı roman." - Le Point- "Hem gerilim romanlarından hem de fantastik romanlardan izler taşıyan, gene çok satacak yeni bir Grange." - Le Soir- "Sonunda bir Fransız yazarın en iyi Anglosakson gerilim yazarlarıya boy ölçüşebildiğini görmek sevindirici." - L’Independant Dimanche- "Bir zamanların gezgini Grange sadece Avrupa’yı değil, tüm düyayı iyi tanıyor. ‘Kızıl Nehirler’in yazarı aslında tam bir edebiyat keşişi. ‘Taş Meclisi’de tıpkı ona benziyor. Şamanizm ile parapsikoloji arasında... Biraz büyücülük gibi..." - Femme-
Kızıl Nehirler
Biz Efendileriz, Biz Köleleriz. Biz Her Yerdeyiz, Hem de Hiçbir Yerde. Biz Karar Verenleriz. Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz. Kalbinize güvenmiyorsanız ya da ocakta yemeğiniz varsa, bu kitabı okumaya başlamayın. Grange’nin sınır tanımayan hayal gücü, sürekli artan gerilim, etkileyici karakterler, birbirinden korkunç cinayetler; hepsi daha ilk satırlardan itibaren size hükmedecek... "Kızıl Nehirler" sadece Fransa’da 450.000 sattı ve 20 dile çevrildi. Soluk kesen bir tempo. İnsanı hemen saran bir hikaye. Çok gerçekçi şiddet sahneleri. İki sıradışı insanın çevresinde gelişen olaylar: biri enerji dolu, tecrübeli bir polis, diğeri sokaklardan gelme Mağripli bir çaylak... "İnsanı daha ilk sayfalardan itibaren sarsan, altüst eden, yutan o kitaplardan biri. Sizi sürekli olarak gerilimin sınırlarında dolaştıracak; akkor haline gelmiş bir telin üzerinde yürüyormuş hissi verecek kusursuz bir thriller." -Le Monde- "James Ellroy ve Thomas Harris etkisinde bir seri cinayet hikayesi." -Le Nouvel Observateur- "Grange inanılmaz bir ustalıkla, insanı şaşkına çeviren kusursuz bir roman yazmayı başarmış. Okur romandan şok halinde ve kitabın bitmiş olmasından duyduğu boşluk içinde çıkıyor." -Le Point- "Polisiye-gerilim romanlarının Anglosaksonların işi olduğu söylenirdi. Grange ‘Kızıl Nehirler’le, sadece bir Fransız yazarın bu türde yazabileceğini değil, aynı zamanda Anglosaksonlara gerçekten sıkı bir rakip olacağımı da kanıtlıyor." -Le Magazine litteraire- "‘Kuzuların Sessizliği’nden bu yana yazılmış en iyi gerilim romanı." -Le Figaro-
Veba
Varoluşçu edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri olan Albert Camus, politik söylemlerle sesini yükseltmedi ama fısıldamasıyla bile depremler yarattı, çağdaşlarını derinden etkiledi. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle yazılmış olan Veba, yalnızca XX. yüzyılın değil, bütün bir insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: felaketin yazgıya dönüşmesi. Çağının önde gelen düşünürlerinden Nobel ödüllü yazar Albert Camus’nün hiçbir yapıtında böylesine acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. Veba, insanın ve aydınlığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur.
Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını, tüm Oran kenti sakinlerini önce umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand’ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere, herkes için güç ve umut kaynağı olur. İşte Albert Camus’nün insana bakışı ve inancı, bu noktada karşımıza çıkar. Camus, okurlarını, ortadan kaldıramayacağını bile bile vebayla savaşan Doktor Rieux’ün kişiliğinde, dünyanın saçmalığını, yenilginin sonu gelmeyeceğini bile bile kötülüklere karşı çıkmaya, yaşama anlam katmaya çağırır.
Kurtlar İmparatorluğu
"Gerçekten etkileyici bir yazar." -The Guardian- "Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum." -Anita Brookner, The Spectator- "Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap..." -The Washington Post- "Paris’te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul’a kadar süren ve Nemrut Dağı’nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Christophe Grange’ye yaraşır bir kitap." -Le Monde- Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis’deki Küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi. Paris’i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler’in, Taş Meclisi’nin ve Leyleklerin Uçuşu’nun yazarı Grange’den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.
Guermantes Tarafı
Locus Solus
Sodom ve Gomorra
Nana
Moliere (Ciltli)
Emile – Hasan Ali Yücel Klasikleri 106
Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Aydınlanma döneminin en önemli romantik düşünürüdür. 1750'de yazdığı Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev adlı kitapçığı Dijon Akademisi tarafından ödüllendirildi. Beş yıl sonra yazdığı İnsan arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ile yine dikkatleri üzerine çekti. Toplum Sözleşmesi yayınlandığı günden bu yana toplumsal yaşama dair temel eserlerden biri sayılmaktadır. Rousseau, ana babaların çocuklara karşı olan görevlerini anlattığı Emile'de sadece çocuk eğitimini ele almakla kalmamış, yaşadığı dönemin sosyal, siyasal ve dinsel kurumlarının da çarpıcı bir eleştirisini yapmıştır. Yaşar Avunç (1927): İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Frnasız ve Roman Filolojisi bölümünü bitirdi. 1952-1954 yılları arasında Sarre (Saarland) Üniversitesi Avrupa Enstitüsü'nde eğitim gördü. Bankacılık yaptığı sırada şube müdürlüğünden yönetim kurulu üyeliğine kadar çeşitli kademelerde görev aldı. Bir süre Türk Fransız Kültür Derneği başkanlığını yürüttü. Arasında H. Bergson, M. Tournier, H. de Balzac, J. Genet, A. de Saint-Exupery, J.J. Rousseau'nun da bulunduğu pek çok Fransız yazar ve düşünürden otuzun üstünde eseri Türkçeye çevirdi. Çeviri Derneği 2008 Onur Ödülü'nü kazandı.
Kaiken
Plassans Papazı
Eylemciler
Eupalinos ve Öteki Söyleşimler
İçimizdeki Hayvan
Köylüler
Leyleklerin Uçuşu
Göçmen kuşlardır leylekler. Her bahar Avrupa’ya gelir, yaz sonunda tekrar Afrika’ya doğru yola çıkarlar. Ama bu yıl geri dönmeyecekler.. Louis Antioche’un kayıp leyleklerin sırrını çözmek için çıktığı yolculuk kısa sürede kabusa dönüşür. Parçalanmış cesetler, nereden çıktığı belli olmayan katiller... Arayışı onu, Bulgaristan’daki Çingene mahallerinden işgal altındaki toprakların güneşte kavrulan kibutzlarına, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin balta girmemiş ormanlarından Kalküta’nın araka sokaklarına kadar götürecektir. Hatta cehenneme kadar... Sınır tanımayan bir hayal gücü, kusursuz bir kurgu, tüyler ürpertici şiddet sahneleri, nefes nefese bir gerilim. Jean-Christophe Grange’yi bu tarzın zirvesine çıkaran, Kızıl Nehirler’i dünya çapında bir başarıya ulaştıran bu nitelikler, Leyleklerin Uçuşu’nda da var. Korkutucu bir yolculuk, şaşırtıcı bir kitap! "Kızıl Nehirler ve Taş Meclisi’ni okudum. İnanıyorumki biz polisiye roman yazarları çok sağlam, sıkı, sarkmayan, soluk soluğa okunan bir kurguyla, edebiyatın temel işlevi olan insan benliğine yolculuğu gerçekleştirebiliriz." - Ahmet Ümit- "Yeni bir Stephen King, Soluk soluğa bir tempo, dozu hiç azalmayan bir gerilim, gerçeküstü şiddet sahneleri. Grange inanılmaz bir ustalık sergiliyor." - VSD, Fransa-
Kirpinin Zarafeti
Paris’in merkezinde, gösterişli bir apartmanda, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcı kadın. Son derece zeki ve üstün yetenekli ama içe dönük ve yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında bir kız çocuğu. Utangaç bu iki özel insanı birleştiren bağ binaya yeni taşınan kibar Japon beyefendisi olacaktır. Sessiz insanların zengin iç dünyalarında gelişen, göze çarpmayan güzellikleri yücelten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen Kirpinin Zarafeti, pek çok ülkede yayımlanmış, milyonlarca okura ulaşmış, zarif ve etkileyici bir roman.
“Her şeyin, özellikle de hayata dair mutlak olguların ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteren nefis bir kitap.”
- Le Soir
“Barbery hayatın küçük keyiflerini, her şeyin Marcel Proust’un o sonsuz nostaljisi ile dengede olduğu muhteşem anları yakalamayı başarıyor.”
- L’Express
“Bütün büyük yapıtlar gibi bu hikâye de kalbinizi kıracak, ama bazen hayatın bu hüzne değeceğini anlamanızı ya da hatırlamanızı sağlayacak.”
- Chicago Sun-Times