Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife Jale
Osmanlı’nın ilk Müslüman kadın oyuncusuydu Afife Jale.
Babasından Şeyhülislam’a, Dahiliye Nazırı’ndan Şehremini’ne kadar kimler uğraşmadı ki onunla, yılmadı.
Teyzesinin oğlu çok aşıktı güzel kıza. O da seviyordu dünya yakışıklısı delikanlıyı. Aralarına önce sahne, sonra Afife’nin “beyninde taşıdığı hançer” girdi.
“Bir Bahar Akşamı” ikinci aşkı Selahattin’e (Pınar) rastladı Afife. Büyük bir aşkla sarıldı ünlü sanatçı güzel Afife’ye.
Paşa dedesinin de tutkusu olan tiyatroya beşikten mezara ve ölümüne bağlı kaldı Afife.
Son nefesini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde verirken, “gözlere yıldız tozu serpmeyi” sürdürüyordu kuşkusuz.
Osman Balcıgil, satış rekorları kıran Celile, Yeşil Mürekkep ve İpek Sabahlık’ta olduğu gibi, Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale’de de yaşadığımız coğrafyanın tarihsel ve toplumsal derinliklerine büyük bir ustalıkla iniyor.
Cahit Zarifoğlu
“İnsan sevmeli;
Bazen bir insanı
Yahut da bir ağacı
Ya da kanadı kırık bir kuşu.
Zaten sevmezse insan
İnsan mı olur?”
– Cahit Zarifoğlu
O sadece bir şair değil...
O aynı zamanda bir yazar, bir yayıncı, pilot, güreşçi, seyyah, öğretmen ve muhabir.
Erken biten çocukluğuna rağmen içindeki çocuğu hiç yitirmemiş bir adam.
Yedi güzel adamdan biri...
Babasının ölümüyle birlikte çocuk kalbinde sızlayan acılardan kurtulmak için girdiği arayışta şiire tutunmuş, hayatı boyunca aşkı arayıp durmuş bir yolcudur o.
Aşkı sadece sevgilide değil, bazen bir kuşun kanadında, bazen yaşlı bir ağacın dallarında ama en çok da Hak yolunda bulmuş bir âşıktır aynı zamanda... İnandığı fikrin ve hayalin arkasından azim ve kararlılıkla ilerleyerek ulaşılmaz sanılan doruklara nasıl konulabileceğini gösteren bir kartaldır Cahit Zarifoğlu.
Kırk yedi yıllık yaşamı boyunca sadece yazdıklarında değil yaşadıklarında da eşsiz bir ilham barındırır. Bu kitapta onun nasıl yazdığını değil, neden yazdığını anlayacaksınız.