Daha Fazla Kumkurdu
Kumkurdu
Bir Ben Miyim Perişan Asiye 3
Okulların kapanmasına çok az bir zaman kaldı. Tatili dört gözle bekleyen Asiye için tatilde interneti olmayan köye gitme fikri kâbustan farksız. Köye gitmemek ve bütün yaz evde tabletiyle oynayabilmek için yerine getirmesi gereken zorlu bir görevi var: Takdir almak. Babası, takdir alırsa evde kalmasına izin verecek. Eee bizim Asiye işini şansa bırakır mı? Tabii ki bırakmaz. Babaannesi Deli Asiye’nin de kanına girmesiyle muhteşem üçlü Neşe, Sevilay ve Asiye sınav sorularını çalma planı yaparlar. Fakat maceranın sonu pek iyi bitmez. Asiye’ye köyün yolu gözükür. İstemeyerek gittiği köy tatilinde Asiye’yi hayal bile edemeyeceği sürprizler, onun bile planlayamayacağı tuhaf maceralar bekliyor.
Asiye serisinin heyecan, coşku, eğlence, bol yaramazlık dolu serüvenleri bu kitapta birtakım perişanlıklarla tam gaz devam ediyor. Kemerlerinizi bağlayın…
Şarkını Denizlere Söyle
Çakıl taşlarında okyanusları, adaları, ada insanlarını görür gibi oldu. Sudaki yol izlerinin öyküsünü yakından gözlemek istercesine avuçladı taşları. Avucunda, suyun altındaki pırıltılarını, canlılığı, en kötüsü öykülerini yitirmişlerdi. Yeşil renklisinin mor renkliyle hiçbir benzerliği yoktu. Sarısının da kestane renkliyle, damarlarını,yumuşaklıklarını, pütürlerini, kayganlıklarını tarttı. Benzersizdi her biri. Herkes gidişi belirsiz bir yolculuğa çıkmıştı. Tan’ın yoluyla çakıl taşlarının yolculuğu o an kesişmişlerdi. Nerede duracağı belirsiz, esrarlı yolculuğun parçası olmak, benzersiz hikâyeler yaşamak dünyayı şaşırtıcı ve saygı değer kılıyordu gözünde.
Turizm Meslek Lisesi öğrencisi Tan, yaz günlerini Abana’ da deniz kıyısındaki bir motelde çalışarak geçirir. Bir gece sahilde aşçı yamağı arkadaşına çocukluk günlerinin "Bu kadar da olmaz ki!" dedirten öyküsünü anlatırken belleğinden bir film şeridi gibi akar geçmişi. Sevilen yazarımız Sevim Ak’ın, Orta Anadolu’dan İstanbul’a uzanan, sürprizleriyle, iç içe geçen öyküleriyle, kesişen yaşamlarıyla hüznü olduğu kadar umudu da duyumsatan ilk gençlik romanı.
Offf Çok Sıkıldım Asiye 2
“Bu okul beni filozof yapacak.”
Asiye ikinci kitabıyla maceralarına devam ediyor!
Yatılı okulun daimi yatılısı Asiye, yine kendisini acayip olayların içinde buluyor. Zaten başına ne geldiyse hep şu pisboğazlığından ve Sürmeneli Deli Asiye yüzünden geldi! Yoksa o gerçekten masum.
Biliyorsunuz Asiye okul kurallarından ve sorumluluklardan hiç hoşlanmıyor. Yatılı hayatın monotonluğuna birazcık hareketlilik getirsin diye küçük şakalar hazırlıyor. Bu şakaları aklına sokan ise en olmadık zamanlarda Asiye'nin rüyasına giren babaannesi Deli Asiye. Deli Asiye, bu sefer küçük kızı fena gaza getiriyor. Önce bütün yatılı okul halkına mide fesadı geçirtecek bir şaka yapıyor. Sonra da ödevini yapmadığı için kendisini azarlayan aksi biyoloji öğretmeninin hayatını alt üst edecek bir "hain plan" düzenliyor! Fakat işler düşündüğü gibi gitmiyor ve bu plan, ona hayat boyu unutmayacağı, dokunaklı ve sevgi dolu bir ders veriyor.
Asiye, okuma yazmayı öğrenmiş her yaştan çocuğun zevkle okuyacağı bir yatılı okul macerası. İlk bakışta deli dolu bir haşarılık öyküsünden ibaretmiş gibi görünen Asiye, aslında gerçek bir sevgi ve hoşgörü hikayesi.
Kovun Beni Bu Okuldan Asiye 1
"Çılgın bir yatılı okul macerası"
Asiye, yatılı okulda altıncı sınıf öğrencisi ve bundan hiç memnun değil!
Okulun bezgin müdürü, disiplinli yurt müdiresi, aksi biyoloji öğretmeni... Hepsinin de Asiye’den çekeceği var. Sabahın erken saatlerinde başlayan etüt saatleri ve yeterince patates kızartması sunulmayan yemeklerle nasıl mutlu bir çocuk olabilir ki?! Kurallardan ve sorumluluklardan usanan Asiye, akla hayale gelmez şakalarla herkesi korkutup eğlense de, okuldan kurtulma isteğini yenemiyor. Asiye'nin bir de babaannesi var: Yıllar önce vefat etmiş, artık rüyalarına giren ve yaramazlıklar konusunda ona ilham veren Sürmeneli Deli Asiye! Babaannenin hayali görüntüsü, okula müfettiş geldiğinde küçük kızın kanına giriyor ve olanlar oluyor! "Okuldan kurtulma planını" uygulamaya koyan Asiye'nin yaptıkları en çok müdürü çileden çıkarıyor. Sonunda kendini kovdurmayı başaran Asiye, beklenmedik bir şekilde okula geri dönüyor.
Asiye, okuma yazmayı öğrenmiş her yaştan çocuğun zevkle okuyacağı bir yatılı okul macerası. Yaramaz ve ele avuca sığmayan bir öğrencinin kalbinin derinliklerinde okuluna duyduğu sevgi, kuralların ve sorumlulukların mutlu olmaya engel olmayacağını kanıtlıyor. İlk bakışta deli dolu bir haşarılık öyküsünden ibaretmiş gibi görünen Asiye, aslında gerçek bir hoşgörü ve bağlılık hikayesi.
Konuşan Hayvanlar
Asi Gökler
Kırık Kanatlarla Uçmak
Willem’in iki önemli görevi vardı:
1. İki tane arkadaş bulmak
2. Uçmak
On iki yaşındaki Willem Edward Smith’in bunları yapabilmesi için aşması gereken zorluklar vardır. En başta da onu sürekli hırpalayan, sorun çıkaran Finn ve çetesi...
Willem, yaşamını kâbusa çeviren tüm bu kargaşaya sessizce katlanır, ta ki Sasha Barton, kendisine yardım etmeye karar verinceye kadar. Bir süre sonra Willem ve Sasha’nın arasında benzeri görülmemiş bir arkadaşlık başlar. Çünkü iki çocuğu da birbirine bağlayan büyük bir hayalleri vardır; uçmak. Onlara bu hayali gerçekleştirme ve tüm komşu çocuklarına hayatlarını sonsuza kadar değiştirme cesareti veren kişi ise Archie’dir. Archie o müthiş hikâyelerinde imkânsız hayallerin bile gerçekleşebileceğini anlatır.
Denize Yağan Yıldızlar
“Suya inen yıldızlara istiridyeler kucak açmış. Her biri derin bir uykuya dalmış sığındığı kucakta. Birer inciye dönu¨ştu¨kleri sonsuz uykularında dalgaların sesi eşlik etmiş yıldızlara. Bu yağmurun adını da balıkçılar koymuş. ‘Lulubar’ yani ‘İnci Yağmuru’ demişler denize yağan yıldızlara.” Binlerce mu¨lteci çocuktan biri olan Mela da yangından kaçan bir yıldızdır. Bir gece yarısı, annesi ve kardeşi Ahnes ile Halep’ten yola çıktığında onları nelerin beklediğinden habersizdir. Daha yolculuğun başındayken kötu¨lu¨k peşlerini bırakmaz. Kendileri de yangından kaçan birer yıldız olan Yusra ve Sarah yetişir imdatlarına. Yol boyunca Mela ve annesine destek olan kızlar, Almanya’ya gitmeye kararlıdır. Bin bir zorlukla Ege sahillerine ulaşan kahramanlarımız, korkunç bir manzarayla karşılaşırlar. Yuttuğu insanları kusan bir deniz uzanmaktadır önlerinde. O sahilde ninesi Lulubar’ın anlattığı masalı hatırlar Mela ve korkar denizden. Bir de çakallar vardır dört bir yanda… Mu¨ltecileri
ölu¨me gönderen çakallar… Ama arkadaşı Yusra ve ablası Sarah, o denizi aşmaya kararlıdır. Kahramanlarımızın hu¨zu¨nlu¨ hikayesini okurken bizi gu¨lu¨msetmeyi de başaran denize yağan yıldızlar; umuda yolculuğun romanıdır.
“Kimse çocuğunu bir kayığa bindirmez su karadan daha gu¨venli olmadıkça.”
Somalili şair Warsan Shire
Kadim Şehrin Şifreleri
Kadim şehrin sır perdesi aralanıyor...
Ceren, Ateş ve Kaan sıradan bir okul gününün sabahında, kendilerini okullar arası düzenlenen bir hazine avının içinde bulurlar. Görevleri İstanbul’u keşfetmektedir!
Önceleri bilgiye ve akıl yürütmeye dayalı eğlenceli bir yarışma olduğunu düşünseler de çok geçmeden yarışmanın sonunda gerçek bir hazine olduğundan şüphelenmeye başlarlar. Çünkü yapmaları gereken yalnızca zamana ve rakip okullara karşı yarışarak gittikçe zorlaşan şifreleri çözmek değildir; peşlerine düşen tuhaf ve kimi zaman tehlikeli insanlarla da başa çıkmaları gerekmektedir.
Birbirinden oldukça farklı olan bu üç çocuk, kitapların desteğiyle İstanbul’u keşfederken, kendilerini, yardımlaşmanın ve arkadaşlığın anlamını da keşfederler...
Çorba Dayanışması
Bir çorbadan daha fazlası...
Ben Davis'in gerçek bir olaydan esinle yazdığı Çorba Dayanışması, daha yaşanabilir bir dünya için toplumsal duyarlılığın arttırılması gerektiğini savunan ödüllü bir roman.
İyiliğin gücüyle hem kendimizin hem de başkalarının hayatını olumlu yönde değiştirebileceğimizi gösteren yazar; evsizlik, savaş, eşitsizlik, hastalık gibi hassas konuları mizahla yoğrulmuş çift yönlü bir kurgu içinde, akıcı bir üslupla ele alıyor.
Zor durumdaki insanlara uzattığımız her elin sevgiyle ve minnetle karşılanacağını hatırlatan kitap; hak aramanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve ortak hedef uğruna birlik olmanın önemini vurguluyor.
Bir süre ölümün kıyısında gezindikten sonra sil baştan bir hayata merhaba diyen on üç yaşındaki Jordan için değişim kaçınılmazdır. Daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmek için ailesiyle şehirden kırsala taşınmış ve yeni bir okula başlamıştır. İçinde kopan fırtınalar yüzünden arkadaşlık kurmakta zorlanan genç adam, dış dünyayla arasında âdeta koca bir duvar örmüştür. Fakat bir gün okulun en havalı grubu onu öğle yemeğine davet edince işler değişmeye başlar. Yolda tanık olduğu tatsız durum Jordan'ı Harry isimli bir evsizle tanıştıracak ve bir anda aylar öncesine, çok sevdiği özel birine, “her fırsatta iyilik yapma” sözü verdiği zamana geri götürecektir. İkilinin bir çorbayla başlayan dostlukları çok geçmeden dünyayı saracak bir dayanışma hikâyesine evrilecektir.
Yarattığı tesirle okurlarda birçok duyguyu aynı anda yaşatmayı başaran bu güçlü roman; aşıladığı ümit ve cesaretle herkesi iyilik yapmaya ve dünyaya iz bırakmaya davet ediyor.
Kimi zaman, “küçük” sandığımız bazı adımların “büyük” etki oluşturabileceğini gösteren Çorba Dayanışması, gelecek güzel günlere dair umutları tazeliyor.
“İyiliği en büyük düşmanına mı yapmışsın, yoksa ağaçta mahsur kalmış bir kediye mi yapmışsın, fark etmez. Biz bunu yapınca, insanlar da başkalarına yapmak isteyecek, bu böyle sürüp gidecek. Ve bugünden tam bir yıl sonra buluşacağız, dünyayı değiştirdik mi diye bakacağız.”
İnterneti Bozan Çocuk
Dünya Şampiyonu Danny
Babasıyla karavanda yaşayan Danny, bir çocuğun sahip olabileceği en harika ve en heyecan verici babaya sahip olduğunu düşünür. Ama bir gün babasının bir sırrı olduğunu öğrenir. Babası kaçak avcıdır. Gecenin karanlığında Hazell Ormanı'na giderek zorba Victor Hazell'in sülünlerini avlamaktadır. Bay Hazell mevsimin en büyük av partisine ev sahipliği yapmak üzere hazırlanadursun, Danny ve babası sülünlerin hepsini avlamak üzere bir plan hazırlar. Bu çok tehlikeli planı gerçekleştirirken yaşayacakları heyecan dolu serüvene siz de ortak olacaksınız. Baba-oğul arasındaki sıcak ilişkiyi anlatması, Roald Dahl'ın çok sevdiği kırsal bölgeyi gerçekçi bir şekilde resmetmesinin yanı sıra Dünya Şampiyonu Danny'nin, Dahl hayranları için özel bir yeri daha var: Babasının Danny'ye anlattığı hikâyede, daha sonra ayrı bir kitap olarak yayınlanan Koca Sevimli Dev'le ilk kez tanışırız.
Ejderha Süvarisi
Bahadır: Sirius’un Seçimi
Fantastik Canavarlar Nelerdir Nerede Bulunurlar
Yıl 1926, New York...
Bir avuç insan... ve yaratık... birçoklarının kaderini belirleyecektir. Büyüzoolog Newt Scamander şehre yeni gelmiştir ve fazla kalmaya niyeti yoktur. Fakat Newt’ın sihirli valizi başkasınınkiyle karışıp fantastik canavarlarının bazıları kaçınca, ortalık iyiden iyiye karışır.
Dünyanın her yerinde sevilen ve çok satan Harry Potter kitaplarının yazarı J.K. Rowling, Newt Scamander’ın yazdığı özgün Hogwarts ders kitaplarından Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?’dan ilham alarak ilk senaryosunu yazdı. J.K. Rowling’in parlak hayal gücünün hayranları onun ortaya koyduğu mizah yeteneğini, yarattığı sihirli evrenin inanılmaz imgelemini ve her türden kişiye (asaları olsun ya da olmasın) duyduğu derin sempatiyi ve anlayışı her sayfada tanıyacaklar.
Bu macera dolu, destansı hikâye nefesinizi kesecek.
Sessizlik!
Bülbüllerin Şarkı Söylediği Yer
Yazıp resimlediği özgün çocuk romanlarıyla çok sevilen Behiç Ak, felsefi bir konuya yine mizahla yaklaşıyor, kendimizle ve çevremizle kurduğumuz ilişkilere eğiliyor. Aşırı hızlı şehir hayatında unutulan kırsal yaşamın dinginliğinin değerini; doğanın ahenginin, insanın kendini bulmasındaki etkilerini duyumsatıyor. Şehir ve köy yaşamı arasındaki farklara ve etkileşimlere dikkat çeken roman, çokrenkli karakterleriyle doğa, sanat ve yetenek üzerine düşündürüyor.
Kerem, babasından farklı olduğunu kanıtlamak istiyordu. Çıktığı yürüyüşte önce içsesiyle tanıştı, sonra kendini bülbül seslerinin yankılandığı yemyeşil bir yaylada buldu. Yollarda, kavun heykeli yapan dev adam, ablasının çokrenkli arkadaşı Dilan, çoban köpeği Dost, ablasından çello çalmayı öğrenen Eşber ve moda tasarımcısı Feyza Hanım'la tanıştı. Peki ya defile yapan korkuluklar, futbol topu dolu tarla gerçek miydi? Kerem kendisiyle nasıl barışacak, gerçek Kerem'i nasıl bulacaktı?.
Volkandan Kaçmak
Alt Kardeşler, Mariana ve küçük kardeşi Jack, amca hediyesi tekne gezisinde Bermuda’da dalış yapmanın hayalini kurarlar. Ancak, dört kafadar teknede yalnızken büyük bir fırtına patlar ve önce açık denize, sonra da ıssız bir adaya sürüklenirler. Adadaki yaban hayatının zor koşulları, volkanın varlığı, yaklaşan daha beter bir tehlikenin habercisidir. Çocuklar hayatta kalabilmek için, hava rulosundaki bilmeceleri hızla çözmek zorundadır…
Yeni Gelen
Çatıdaki Gezegen
Kentin daralttığı yaşamlarda,hayaller çatılara yuvalanır!
Çok sevilen mizah ustası, yazar Behiç Ak, çocuk romanları koleksiyonuna yenisini ekledi. Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği, Postayla Gelen Deniz Kabuğu, Eve Giden Küçük Tren ve Bebek Annem'in ardından bakışlarını bu kez roman kahramanları, şairler ve hikâyelerle dolu gökyüzüne çeviren sanatçı, masmavi bir düş evreni yaratıyor. Çocukların edebiyatla buluşmasının, akla hayale gelmeyecek deneyimlerin kapısını araladığını anlatan kitap, apartmanlara sıkışan çocukları çatı aralarına çıkarıyor, merak duygusunu yüceltiyor. Özgürlük, keşif ruhu, iletişim, tüketim gibi pek çok temayı barındıran roman, yetişkinlerin koyduğu sınırları zorlamayı başaran çocukların hayallerine ortak oluyor.
Evden okula servisle gidip giden Serdar, sokakta top koşturmayı bilmeyen, sıradan bir kentli çocuktur. Başka bir dünyanın mümkün olduğunu hayal bile etmemiştir. Ta ki, apartman arkadaşı Ceren'in peşi sıra çatı katına, bambaşka bir "gezegene" çıkana kadar. Şairler, hikayeler, canı sıkılan çocuklar, hatta Don Kişot bile çatıya kaçmıştır! Üstelik, eski bir seyir defteri, yepyeni maceralar ve düşünceler gizlemektedir...
Festival Mühendisi
İnsan sayılardan büyüktür.
Amerikalı yazar Kathryn Erskine, 2012 Kristal Uçurtma ödülü alan kitabıyla ilk kez Türkçe'de! Okurlarını eğlence dolu bir maceraya davet eden roman, yetişkinlerin gençlere uyguladığı meslek seçimi baskısını mizahi bir dille eleştiriyor. Sürükleyici kurgusu, akıcı anlatımı ve birbirinden özgün karakterleriyle başarı kavramı üzerine düşündüren roman, umut duygusunu besliyor. Gözlem gücünü, derinlikli ayrıntılar ve gerçekçi diyaloglarla yansıtan Erskine, gençlere kendi dillerinden sesleniyor.
14 yaşındaki Mike, kafası dağınık babasının sorumluluğunu almış, faturaları ve ev işlerini takip eden küçük bir yetişkindir. Hayatı matematikten ibaret olan babanın tek umursadığı, sayılarla zorluk yaşayan oğlunun, şehrin küçük dahilerini toplayan liseye girmesi ve büyüyünce mühendis olmasıdır. Yaz tatilinde, altı haftalığına Romanya'ya giden baba, Mike'ı da hayatında hiç görmediği büyükyengenin yanına gönderir. Çok yaşlı ama çılgınca araba kullanan ve söylenenleri yanlış anlayan büyükyenge ile yerinden hiç kalkmayan büyükdayı, Mike'ın hayatında heyecan dolu günlerin başlamasına neden olur... Üstelik, bu küçücük kasabadaki insanların yaşamı da Mike sayesinde değişmeye başlamıştır...
Bebek Annem
El örgüsü bir kazak kaç kişiyi ısıtabilir?
Çok sevilen mizah ustası, yazar Behiç Ak, Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği, Postayla Gelen Deniz Kabuğu ve Eve Giden Küçük Tren adlı çocuk romanlarından oluşan koleksiyonuna yenisini ekledi. Arkadaşının yüzünü güldürmek için küçücük bir kalbin ne büyük işler yapabileceğini muzip bir dille anlatan yazar, özgün desenleriyle de birbirinden ilginç karakterlere hayat verdi. Toplukonut kültürüne, tüketim toplumuna eleştirel bir bakış getiren roman, modern zamanların “normal” kavramını da çocukların düşsel penceresinden tartışmaya açıyor. Unutulan değerleri hatırlatan, dayanışmayı ve sevgiyi yücelten kitap, yetişkinlerin sıkıcı dünyasının dışında, kendi dillerini konuşan çocuklara hediye niteliğinde.
Yeni sınıfına alışmaya çalışan Ziya, okula hiç gelmeyen sıra arkadaşı Şule’yi her geçen gün daha çok merak etmektedir. Geç de olsa tanışan ikili, Şule’nin annesinin sağlığına kavuşması için sevginin iyileştirici gücünü ilmek ilmek örmeye başlar. Çocuklar; esrarengiz Kıpırdamayan Adam, tambaki balığı ve örgü kursundakilerin yardımıyla bir anneyi yeniden gülümsetebilecek midir?..
Haritada Kaybolmak
Vladimir Tumanov’un dünyada ilk kez Türkiye’de yayımlanan romanı Haritada Kaybolmak, okurlarını zamanın nasıl aktığı anlaşılmayan bir dünya turuna çıkarıyor. İpuçları verilen ülkeler, dünya atlası yardımıyla bulundukça roman kahramanları, okyanusları, dağları, kıtaları aşıyor! Günışığı Kitaplığı’nın 20. yılında, 90. baskıya ulaşan benzersiz roman, yenilenen tasarımı, tanınmış sanatçı Sadi Güran’ın özgün desenleri ve kalın kapaklı özel baskısıyla şimdi daha da heyecan verici. Dakikaların hayati önem taşıdığı soluksuz macera, desenlerin siyah-beyaz yer aldığı baskısıyla da okurlarının gözdesi olmaya devam ediyor.
Chris ve Francis, yeni taşındıkları şehre alışmaya çalışan iki kardeştir. Bir gün yağmura yakalanınca, tuhaf nesnelerle dolu bir dükkâna sığınırlar. Bir kutu şekeri gizlice mideye indirirler ve dünyaları altüst olur. Bedenlerinde akıl almaz bir değişim başlamıştır… Bunu durdurabilmenin tek yolu, sihirli bir haritada beliren on soruya doğru cevap verebilmeleridir. Ama baş belası bir gazeteci peşlerine takılınca, cevaplara ulaşmak iyice çıkmaza girer!..
Sıkıntı Yok
İlk kez hepimiz aynı fikirdeydik. Gerçekten de tarihi bir andı.
Aldığımız karara göre, önce kendi hazırladığımız birkaç parça oyuncağı sergileyecektik. O sırada da gelenlere atölyemizden bahsedecektik. Ama atölye her gün olmazdı, yorulurduk. O yüzden sadece salı ve cuma günleri gerçekleşecekti.
“Sıkıntı yok, biz buradayız.”
Sana bir sır vereyim mi? Şşşt, çok sessiz ol. Bu satırları dedemlerin yazlığındaki odamda, yatağın altında yazıyorum. Biz çocuklar var ya, yetişkinlerin düşündüğünden çok daha zekiyiz. Yoksa bu kitap elinde olmazdı. Yetişkinlerin içinden çıkamadığı problemlere çözüm bulmak bizim işimiz.
O yüzden Sıkıntı Yok. Kafa kafaya verdik mi kimse önümüzde duramaz. Dünyayı da güzelleştiririz, çevreyi de koruruz, hayvanlara da bakarız, iş de kurarız, eğlence de yaparız… Ohooo, biri bizi durdursun. Neyse, tüm bunlar ve daha fazlası bu kitabın içinde. Çaktırma.
Tavşan Dişli Bir Gözlemcinin Notları
Yaşamayı ve yaşatmayı seçen çocuğun şaşırtıcı hikâyesi!
Behiç Ak, çocukların zengin içdünyalarını, yaşamı sorgulayışlarını ve meraklı hallerini yansıttığı, usta işi resimlerle bezediği çocuk romanlarına bir yenisini ekledi. Canlıların yaşam hakkını yok sayan insana başkaldırı niteliğindeki roman, doğa, gu¨ç, haklar ve başarı gibi önemli konuları lirik bir üslupla harmanlıyor. Yok etmek yerine gözlemlemeyi ve tanımayı seçen bir çocuğa göz kırpıyor. Bir arada yaşayabilmenin sihriyle sarmalanan kitap, klasiklere yaraşır tasvirleri ve sıradışı kurgusuyla çocukların unutulmazları arasına girmeye aday. Çocuk edebiyatımızın köşe taşlarından sayılan Behiç Ak'ın roman koleksiyonu, bu kez okurlarını yaşamı ve yaşatmayı yücelten bir yolculuğa davet ediyor.
Beceriksiz ve sakar olduğuna inanan, okul ve ödevle yıldızı barışmayan bir çocuk. En iyi yaptığı şey, gözlemlemek ve kuşlara, bitkilere isim takmak. Amcası onu avcı yapmak istese de, o hiçbir canlıya zarar veremez. Çıktıkları bir doğa gezisinde kaybolunca, kendini tavşan, kokarca, zu¨rafa ve tilkilerin du¨nyasındaki bir savaşın ortasında bulur. Hem aklını kullanarak hem de kalbinin sesini dinleyerek bir seçim yapmak zorundadır şimdi…
Herşeyi Yanlış Anlayan Kedi
İnsanlar koklaşa koklaşa, kediler konuşa konuşa anlaşır.
Behiç Ak, çocukların zengin içdünyalarını, yaşam sınırlarını genişletme isteklerini ve meraklı hallerini yansıttığı çocuk romanlarına bir yenisini ekledi. Yazıp resimlediği kitaplarında, İstanbul'un kedilerini, insanlarını ve mekânlarını eşsiz bir kurguyla bir araya getiren sanatçı, bu kez okurlarını Anadolu'da nostaljik bir çevreye, eski bir eve davet ediyor. Bir ev kedisinin hınzır zihninden, insanların ve hayvanların paylaştığı yaşam alanlarını ironik tasvirlerle ustaca donatıyor. Canlılararası iletişimin mutlaklığına ve "bir arada yaşayabiliriz" duygusuna göz kırpan bir roman.
Nazlı adındaki kedi öyle kendinden emindi ki, rüzgârın bile kendisi için estiğini sanıyordu. Tüm aile, onun kölesiydi sanki. Mimar babanın yeni projesi nedeniyle taşınacak olmalarını da üstüne alınmıştı. Oktay önce okulundan ayrılacak olmasını dert etmiş ama düşündükçe küçük bir kente taşınmak cazip gelmeye başlamıştı. Farklı bir ev, geniş oyun alanları, ilginç komşular ve yeni kurulacak hayvanat bahçesi hepsinin alışkanlıklarını değiştirecekti. Ya Nazlı Kedi'ninkileri?..
Bulutlara Şiir Yazan Çocuk
Her çocuk bulutlar kadar yaratıcıdır! Çok sevilen mizah ustası, yazar Behiç Ak'ın çocuk romanları koleksiyonu altıya ulaştı.Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği! ile başlayan, Postayla Gelen Deniz Kabuğu, Eve Giden Küçük Tren, Bebek Annem ve Çatıdaki Gezegen'le genişleyen koleksiyon, Bulutlara Şiir Yazan Çocuk'la taçlandı. "Tektip çocuk" tehlikesine birbirinden farklı ve özgün çocuk karakterler yaratarak karşı duran sanatçı, modern dünyanın ve sosyal medyanın tekdüzeliğini, sıkıcılığını mavi bulutlarla dağıtıyor.
İçinden şiirlerin, masalların ve hayallerin geçtiği roman, desenleriyle de okumayı keyfe dönüştürüyor. Sevgican, bulutlarla haşır neşir, yağmur altında ıslanmayı seven, biraz içekapanık bir çocuktur. Ne Batu kadar zeki, ne de Erol kadar yaratıcı olduğunu düşünür... Artık kimse mektup yazmadığı için, çantasında sadece öteberi taşıyan postacı, Sevgican'ın aklına harika bir fikir getirir! Ama başkası bunu çoktan akıl etmiştir bile. Canı sıkılan Sevgican, şiirler yazıp sosyal medyada paylaşmaya başlar. Şiirleri, arkadaşlarını olduğu kadar ailesini de etkileyecek kadar ilgi görür...
Ateşten Kaçmak
Bir göktaşını bilmeceler durdurabilir mi?
Matematiği ve coğrafyayı sevdiren fantastik romanlarıyla ünlü Vladimir Tumanov, “Gizemli Haritalar” dizisinin üçüncü kitabında okurlarını yine soluksuz bir maceraya davet ediyor. Alt Kardeşler ve Mariana bu kez, dünyaya yaklaşan göktaşından kaçmak için okyanusları aşmak, bir yandan da onu durdurmak için yeni bilmeceleri çözmek zorundadır. Uzay, tüketim ve sığınmacılık gibi dünyanın geleceğini belirleyecek konular üzerine düşündürürken, bilimsel düşünceyi ve araştırma yapmayı yücelten roman, iyi ile kötünün ezeli mücadelesini de tehlikeli keşiflerle harmanlıyor.
Alt Kardeşler’le birlikte, Bay Chagrin’in dükkânına giden Mariana, Güneş Sistemi haritasının bulunduğu ruloyu yanlışlıkla açar. Harekete geçen göktaşı Brimstone 13, yeni bilmeceler çözülmezse Kuzey Amerika’ya düşecektir. Milyonlarca insan, gemilerle tahliye edilmeye başlanır. Aksilikler sonucu ailelerinden ayrılıp yalnız kalan çocuklar, Avustralya’ya giden koca bir gemide cevapları bulmaya çalışırlar. Mahsur kaldıkları adadan onları kurtaran Ava sayesinde de doğal yaşamla tanışırlar...