Havada Asılı Kalan Top
“Biz çocukken dünya da çocuktu!”
Behiç Ak, çocuk edebiyatımızın köşe taşlarından sayılan roman koleksiyonunun yeni kitabında, mizahla yoğurduğu katmanlı kurgusuyla yine konuşulmayan şeylerin evreninde dolanıyor. Unutmaya şartlanmış, alışkanlıklarına bağımlı bir kasaba halkının üzerindeki gizem bulutunu, çocukların merakıyla ve yaratıcılıkla dağıtan kitap, umut ve cesaret veriyor. Çocuk oyunlarının bir tür tiyatro olduğunu, 23 Nisan’ın anlamını, doğal afetlerin toplumsal etkilerini, alışkanlıkların ürkütücü gücünü, anadilin sözcük üretme neşesini ve yetişkinlerin içinde gömülü kalan çocukluğu düşündüren roman, çocukluğa güzelleme niteliğinde.
Konusu
Sualtına sevdalı Serkan, yeni atanan kaymakamı merak eder. Kaymakam, kasaba halkının özensiz yaşam alışkanlıklarını eleştirince yetişkinler suspus olurken, çocuklar sözcük üretme ustası arkadaşları Zekiye’ye başvurmuş ve nedenlerin peşine düşmüşlerdir bile. Depremde sulara gömülmüş heykelli park, “şom ağızlı” yaftasıyla küstürülen Bal ve aile tarihçeleri ortaya çıkmaya başlar. 23 Nisan günü, görevliler makamlarını çocuklara bıraktığında, işler hepten karışır. Bir futbol maçında düğümlenen geçmişin sırları kasabayı değiştirecek gibidir...
Karanlığa Yakalanmak
Ender Kuş
Farklılıkların armağan, bakış açısının umut olduğu bir dünya...
Çağdaş Amerikan edebiyatının ödüllü yazarı Shelley Pearsall, bakış açısının, empatinin ve yaratıcılığın birleştirici etkisini gözler önüne seriyor. Her yaştan okuru, yaşamı bambaşka görebilen çocukların dünyasına davet eden roman, bakış açısının önemini çarpıcı bir hikâyeyle resmediyor. Özel bir çocuğun, sıradışı gözlem gücüne sahip bir başka çocuğun gözünden anlatılan yolculuğu, zengin karakterlerle renkleniyor, usta işi bir kurguyla işleniyor. Sanattan spora, otizmden arkadaşlığa uzanan ve gerçek bir hikâyeden esinlenerek kaleme alınan roman, hepimize farklılıkların uyumunu ve değişimin gücünü duyumsatıyor.
April, ders aralarında küçük sınıfların gönüllü gözetmenliğini yapar. Herkesin tuhaf bulup dışladığı Joey’nin okul bahçesindeki sıradışı hareketleri dikkatini çeker. Kimseyle iletişim kurmayan Joey’yi izledikçe, onun rastgele daireler çizmediğini, aslında bambaşka bir bakış açısına sahip olduğunu keşfeder. Yeni arkadaşı Veena ile birlikte Joey’nin olağanüstü desenlerinin sırrını çözmeye çalışırlar. Onların sayesinde okulun ilgi odağı oluveren Joey içinse çok şey değişecektir...
Altı Kırk Dört Dalgası
Bir yazar, kahramanları kapıya dayandığında ne yapar?
Behiç Ak, çocukların zengin içdünyalarını, yaşamı sorgulayışlarını ve meraklı hallerini yansıttığı, usta işi resimlerle bezediği çocuk romanlarına bir yenisini ekledi. Bir yazarın düşünsel dünyasını, hayal gücünü, çevresiyle kurduğu ilişkiyi sıradışı bir kurguda harmanladı.
Odasından mahallesine, kentten köye, köyden orman yaşamına uzanan “yazarın yolculuğu”na, birbirinden özgün karakterler ve eşsiz hikâyeler eşlik ediyor. “Çocukların da entelektüel bir dünyaları var,” diyen usta yazar, bu kez yaşamın anlamını duyumsatan yaratıcı bir yazma serüveni sunuyor. Türkiye’nin 2021 ALMA (Astrid Lindgren Anma Ödülü) adayı olan Behiç Ak, yeni romanında hayal gücünün sınırlarında dolanıyor.
Bir yazar karakterlerini nasıl oluşturur, olayları nasıl kurgular? Yazmaya odaklanamayan yazarımız, bunları sorgularken, baş kahramanı kapıya dayanınca kendini öyküsünün içinde bulur. Tanıdığı ilginç insanlar, sıradışı karakterler olarak öyküsünde yaşamaktadır: Matematikçi Mecnun Bey, hayali köpeğini arayan Doğan, gezici kütüphanesiyle Nigar Hanım, annesini özleyen Şehrazat, horoz Muzaffer Bey, altı kırk dörtteki o dalga ve daha nicesi... Yazmak üzere masasına oturduğu gün, güçlü bir horoz sesi duyan yazarımızı kahramanları kadar, olayların akışı da şaşırtacaktır...
Hayatımın Rolü
Hayatının rolü için erkenden büyümek zorunda kalanların hikâyesi...
Katalan edebiyatının ödüllü yazarlarından Maite Carranza, ekonomik darboğaza giren bir ailenin yaşadıklarını bir gencin gözünden anlattığı romanıyla ilk kez Günışığı Kitaplığı'nda. Olivia, oyuncu annesinin bunalıma girmesi ve hastaneye kaldırılmasıyla, olan bitenden habersiz küçük kardeşi Tim'i oyalamak ve hayata yeniden tutunmak için bir film oyunu kurgular. Yeni taşındıkları mahallede onları yeni renkler, yüzleşmeler, kimlikler ve roller beklemektedir. "Hepimizin başına gelebilir" duygusundan "Hayat sürprizlerle doludur" duygusuna usta işi bir kurguyla sürükleyen roman, her yaştan okura "tanıdık" gelecek ve umudu yüceltecek nitelikte. Aile içinde rollerin değişmesi, erken yaşta ağır sorumluluklar üstlenmek, yoksullukla baş etmek gibi zorlu süreçleri naif bir üslupla kaleme alan yazardan etkileyici bir kitap.
Oyuncu annesi ve küçük kardeşi Tim'le yaşayan Olivia, borçları yüzünden bankanın kapıya dayandığını öğrenir. Annesi işsiz kalmış ve elde avuçtakiler hızla tükenince de ciddi bunalıma girmiştir. Yoksullaşan ailenin yükü, on iki yaşındaki Olivia'nın omuzlarındadır artık. Bir yandan, küçük Tim'i oyalamak için kurduğu oyunu sürdürürken, bir yandan da hastaneye kaldırılan annesinin iyileşmesi için çırpınır. Yoksul bir mahallede edindikleri yeni çevreye ve okula ayak uydurmaya çalışan iki kardeş, beklenmedik arkadaşlıklarla, güç veren insanlarla sarmalanırlar…
İçimdeki Melodi
Vahşi Doğanın Kalbinde
Buz Ejderhası
Her yıl, buz ejderhaları uçup gittiklerinde, kışı beraberlerinde götürürlerdi ve vadiye ilkbahar gelirdi. Yeşil gözlü kız baharın gelişini sabırsızlıkla bekliyordu. Ne var ki buz ejderhalarından biri kanadını yaralayıp evin çatısında kalınca, kış daha da sert bastırdı, açlık gitgide daha da dayanılmaz oldu. Hiçbir şey işe yaramıyordu. Tüm çareler tükenmek üzereyken, yeşil gözlü kız neyi yanlış yaptığını anladı.
Buz Ejderhası, şefkate, sevgiye ve umuda dair kalpleri ısıtan bir kış masalı...
101 Atasözü 101 Öykü
101 Atasözü Öyküsünü Buldu!
Atasözleri nasıl ortaya çıkmıştı, merak ettiniz mi hiç?
Biliyoruz ki her atasözü, mutlaka bir olay sırasında, olayın kahramanlarından biri tarafından kullanıldı. Bugünkü değişmez, değiştirilemez hallerini ise yıllar içinde, kullanıla kullanıla aldı.
Yazarımız Süleyman Bulut, atasözlerinin ortaya çıkmasını sağlayan olayları araştırdı, derledi, topladı ve çocuklar için yeniden kaleme aldı.
101 atasözünün birbirinden eğlenceli ve birbirinden ilginç 101 öyküsü, bu kitapta!
Sevdalı Bulut Karton Kapak
“...Ayşe kız bir öpücük yolladı parmaklarının ucuyla buluta. Ayşe kızın öpücüğü buluta ulaşınca, bulut şöyle bir şaşırdı. Ama sonra toparlandı, koskocaman bir gül biçimini aldı. Gökyüzü gökyüzü olalı, bu mavi atlasa böylesine güzel, böylesine iri ak bir gül açmadı. Ayşe kız bu ak gülü hayran hayran seyrederken, bulut yine kımıldadı, yayıldı, toparlandı, yürek biçimini aldı, yani bulut oldu yine. Lafı fazla uzatmayalım,o günden sonra bulut, Ayşe kızdan ayrılmadı.”
Üç Kedi Bir Canavar
Ayyy! Canavar mı geliyor?
Üç Kedi Bir Dilek kitabının kahramanları Piti, Pati ve Pus’un maceraları devam ediyor. Sara Şahinkanat ve Ayşe İnan Alican Üç Kedi Bir Canavar kitabıyla, yine çok seveceğimiz bir hediye veriyorlar bize.
O anda boşuna değil Piti’nin sıçraması. Yüzüne çarpan, rüzgarla savrulan bir kağıt parçası! Pus alıyor kağıdı, okuyor yazılanı: “Dikkat! Canavara yaklaşmayın, bu aralar çok sinirli!”
Pus fısıldıyor: “Bu bir şaka olmalı. Canavar diye bir şey yoktur. Herkes aklını kullanmalı.”
Masal Kız
Dedem Nerede ?
Sevmek, paylaşmak, yitirmek ve bulmak üzerine bir arayış romanı 17 Eylül 2016, Sorgun Talha için kesinlikle sıradan bir gün değildi. Uğurlu çorapları çamaşır makinesinden çıkmadı, iki yaşındaki kardeşi ona, Döviz çıpası. dedi, Erimeyen Kardan Adam şiiriyle Pusluvadi Şiir Yarışması'nı kazandı ve dedesi ortadan kayboldu! Dedesinin bıraktığı ipuçlarının izini sürmeye karar veren Sorgun Talha, işinin hiç kolay olmadığının farkında. Ama onu bulana kadar, bu maceranın peşini bırakmaya niyeti yok. Peki, sen bir haber aldın mı? Sorgun Talha'nın dedesi nerede? Bu kitap o kadar komik ki, 'Keşke dedeyi yüz bininci bölümde bulsalardı.' diyeceksiniz. —Pusluvadi gazetesi
Tembel Teneke
Oyun başlasın.
Günlerini ödev yapmaktan kaçarak, arkadaşlarıyla takılarak ve evinin bodrumunda saatlerce oyun oynayarak geçiren Cameron Boxer, hayatından son derece memnundur. Yaptıklarının yanına kâr kalması için çok uğraşması da gerekmiyordur… ta ki bir oyuna çok kaptırdığı için neredeyse evinin kül olmasına neden olana kadar.
Hay aksi.
Cameron, hayat tarzına verdiği zararı kontrol altına almak için arkadaşlarıyla sahte bir okul kulübü kurar, böylece insanlar hayır işleri yaptıklarını sanırken istedikleri gibi tembellik edebileceklerdir. Ancak bazı çocuklar kulübün gerçek olduğunu sandığında sorunlar başlar. Cameron, kulübün başkanı olmak zorunda kalır.
Çok geçmeden Cameron kendisini, Elvis adındaki bir kunduzu kurtarmaya çalışırken bulur. Bu uğurda yeni arkadaşlar ve çok güçlü düşmanlar edinir. Hiçbir şeyi umursamayan çocuk artık her şeyin merkezindedir ve bu raundu kazanmak için tüm tembellik becerilerini ortaya koyması gerekecektir.
“Korman bu sürükleyici kitabında mizah yeteneğini konuşturuyor.”
- Booklist
Yeteneksiz
Üstün yetenek mektubu elimde hışırdadı. Akademi’ye gidersem beni bulamazdı. Orası süper zekâlarla örnek öğrenciler diyarıydı; bronz bir küreyle cam kapıları tuz buz eden bir çocuğu arayacakları son yer...
Ruhumun derinliklerinden cılız bir ses, “Boş versene! Hayatta olmaz! Üstün yetenekliler programında on dakika bile dayanamazsın! Şu dünyada senden yeteneksiz bir kişi daha yok!” dedi.
Donovan Curtis, okulda yaptığı büyük eşek şakasıyla bu sefer çizgiyi aştığına emindir. Ama bir karışıklık sonucu, başı derde gireceğine Üstün Yetenekliler Akademisi’ne gönderilir. Burası saklanmak için harika bir yerdir! Ancak orada kalabilmesi; matematikte, fende genel olarak her alanda yeteneksiz olan Donovan’ın, IQ’su dâhi seviyesinde olan çocukları kandırmayı başarmasına bağlıdır. Ablasının kobay olarak kullanıldığı bir ders… Olaylı bir ortaokul dansı…
Şaşırtıcı bir çıkışla beklenmedik bir zafere imza atan robot… Donovan’ın kendine özgü yetenekleri, üstün yetenekliler programındaki çocukların tam da ihtiyacı olan niteliklerdir belki de.
“…eğlenceli ve çocukların iç dünyasına bakan bir kitap…”
– Publishers Weekly
“Yetenek(siz), gölgede kalanların öne çıktığı bir hikâye arayan okurlar için bulunmaz hazine.”
– VOYA
Gazete Fısıltıları
Eğer Bir Fareciğe Kurabiye Verirsen
Dünyada tüm zamanların en çok sevilen çocuk kitabı serilerinden biri olan “Eğer…” serisinin
ilk üç kitabını çocuklarımızla buluşturuyoruz.
New York Times Çok Satanlar unvanlı yazar Laura Numeroff’un kaleme aldığı,
Felicia Bond’un eğlenceli resimleriyle süslediği, on üç dile çevrilen kitaplar, rengârenk,
kaliteli baskılarıyla şimdi Türkçede.
Bir fareciğe kurabiye verdiniz diyelim, yanına bir bardak da süt ister. Sütten bıyık olmuş mu diye aynaya bakmak ister, sonra da tüylerini kırpmak için makas ister...
Bu hareketli fareciğe kurabiye vermenin sonuçları, genç ev sahibini bitap düşürecek ancak
bu keyifli kitabın her sayfasında birbirini takip eden komiklikler küçük okurları gülümsetecek.
Esrarengiz Parmaklar
Genç pilot Jerry Burton, bir uçak kazası sonucu yaralanır ve doktorunun tavsiyesine uyarak kız kardeşi Joanna’yı da yanına alarak sıradan, sakin ve küçük sırların paylaşıldığı bir taşra kasabası olan Lymstock’a yerleşirler.
Ne var ki bu huzur ortamı kısa bir süre sonra kasabada dolaşan bir dizi imzasız ve nefret dolu mektuplarla bozulur. Önceleri bunu kıskanç bir kadının yaptığı düşünülürken, Bayan Symmington’u intihara sürükleyen mektupla birlikte olay korkutucu bir hale dönüşür. Herkes bunun bir intihar olduğunu düşünse de buna inanmayan biri vardır: Bayan Marple.
Yazar Hakkında;
Agatha Christie seksen adet eşsiz polisiye romanıyla, “Polisiye Edebiyatın Kraliçesi” unvanını kazanmıştır. Mary Westmacotttakma adıyla altı adet unutulmaz aşk romanı yazmıştır.
Bülbül Düdük
Stan Gezegeni
Bazen hayatımı anlamlandırmanın tek yolu her şeyi grafiklere ve şemalara dökmek...
Ama o bile hayatımın normalden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor, özellikle de küçük kardeşim Fred'in!
Umarım burada hayatta kalmak için faydalı ipuçları bulursun. Bulamazsan da en azından hayatının benimkinden çok daha az karmaşık olduğunu bilmek seni neşelendirir!
Stan Gezegeni’ne Övgüler
“Kardeşliğe dair muhteşem gözlemler içeren, komik bir roman. Stan Gezegeni samimi, zekice unsurlarla, kahkahalarla dolu bir hikâye.” Andy Shepherd, Ejderha Yetiştiren Çocuk’un Yazarı
“Matematiksel kavramlarla, uzayla ilgili bilgilerle dolu bir kitabın bu kadar eğlenceli olması harika. Okurlar bu kitabı bir oturuşta bitirmek isteyecek.” BookTrust
“Uzay, aile ilişkileri, dostluk; hepsi bu son derece eğlenceli hikâyeye zekice dahil edilmiş… Çok akıcı ve komik bir kitap.” Andrea Reece
“Stan Gezegeni’ne bayıldım. Stan ve erkek kardeşi Fred ne kadar komik, sevimli ve sıra dışı insanlar. Muhteşem bir kitap.” Margaret Pemberton
“Bu harika kitapta Stan’le ve oldukça eğlenceli aile üyeleri ve arkadaşlarıyla tanışıyoruz. Yazar zekice bir hikâyeyi, ustalıkla çizilmiş grafiklerle birleştirerek son zamanların en özgün ve komik çocuk kitabını yaratmış.” Bob Stone
“Bu sevimli hikâye, duygusal anların yanı sıra güneş sistemi, meteor çukurları, dinozorlar ve iklim değişikliğiyle ilgili ilginç bilgiler de içeriyor. Aynı zamanda, ister beş yaşında sümüklü bir çocuk olun, ister emekli olmak üzere olan bir müze müdürü, hepimizin dünyada bir fark yaratabileceğini hatırlatıyor. Canlı ve sevimli karakterleri olan bu kitabın ardından Fox ailesinin gelecek maceralarını dört gözle bekleyeceksiniz.” Oxford Owl
Odamdaki Hayalet
Yonca Kız
Yaşamın zorlukları karşısında yonca Kız gibi dirençli olmak gerekir. Yonca Kız, Kale kasabasında, penceresi ovaya bakan, minicik taş bir evde dünyaya gelmiş, kara saçlı, pırıl pırıl gözleri, minicik ağzı olan bir güzel kızdır. Annesinin adı Gonca, Babasının adı Mehmet Torlak. Bir gün babası, iş aramak için İzmir’e gider, iş bulunca gelip Yonca Kız’la annesi Gonca’yı alıp İzmir’e götürür. İzmir’de Yonca Kız’ın teyzesinin konağına yerleşirler. Babası kapıcılık yapacak, annesi de konakta mutfak işlerine bakacaktır. Baba için de, anne için de, Yonca Kız için de çok zorlu bir yaşam başlamıştır.