Marvin Redpost: Uçan Doğum Günü Pastası
Marvin Redpost: Sınıftaki Başkan
Tahtakurusu Motel’de 7 Gece
Tatil planlarınız değişince ne yaparsınız? Hanzade Servi'nin mizahşör kaleminden çıkan Tahtakurusu Motel'de 7 Gece; “Talihsizliğin bu kadarı da olmaz!” dedirten, yaşattığı ani duygu değişimleri ile okuru kâh güldürüp kâh hüzünlendiren acı tatlı bir tatil komedisi. Deli dolu hikâyesiyle aile boyu bir serüvene direksiyon kıran bu şamatası bol kitap; hayretlere düşürecek olaylar silsilesi ile “Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” sözüne şapka çıkarıyor. Anlatısını popüler kültür güzellemeleri ile renklendiren yazar; kentsel ve kırsal kesimdeki çocukların arasındaki farklılıkları yansıtırken, sosyal medyanın yarattığı “balon” mutluluk kavramını da inceden eleştiriyor. Kutlupalamut ailesinin tek hayali, rezervasyonunu aylar öncesinden yaptıkları beş yıldızlı otelde harika bir tatil geçirmekti. Sabahın erken saatlerinde İstanbul'dan Antalya'ya doğru yola çıktıklarında tüm planları tıkır tıkır işliyordu. Beraberlerinde aldıkları on dört bavulla her ne kadar kavimler göçüne çıkmış gibi görünseler de keyiflerini hiçbir şey kaçıramazdı. Derken, kimsenin mola vermek bile istemeyeceği Aşağıkocaöküz adlı bir kasabada arabaları bozuldu. Tamir süreci uzayınca da mecburen kendilerini “eksi beş” yıldızlı Tahtakurusu Motel'de buldular. Motelde neyse ki tahtakuruları yoktu. Ama mantık, normallik, konfor ve internet de yoktu! Başlarına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmeyecek türdendi. Hele ki insan internetsiz nasıl yaşardı? Yoksa, ailecek zamanın akmadığı, lanetli bir boyuta mı hapsolmuşlardı? Oysa şimdi havuz ya da deniz kenarında şezlonga uzanmış, kokteyllerini yudumluyor olmaları gerekiyordu... Evet, hayat bazen küçük cilvelerle dolu; ama yine de küçük mucizelere inanmaktan vazgeçmemek gerek. Tıpkı şanssızlıklarını şansa dönüştürmeyi başaran Kutlupalamut ailesi gibi... Tahtakursu Motel'de 7 Gece; boş şeyleri gözünüzde büyüterek kendinizi sıkmanın anlamsızlığını, apayrı mizaçlardaki insanlarla sağlam dostluklar kurabileceğinizi ve hatta yüzmeden de müthiş bir tatil geçirebileceğinizi fark ettiren harika bir roman. Sıkıldıkça Erik Dalı oynama isteğinizi depreştirmesi de cabası. Gerçek sandıkları dünya ile ilk kez bağlantıları kesilen kentli çocukların, kırsalda yaşadıkları muhteşem “aydınlanmaya” ortak olmak isteyen her yaştan okuru Tahtakurusu Motel'e bekliyoruz.
Savaş Atı
Kitap raflarından beyaz perdeye uzanan üç ödüllü bir başyapıt: Savaş Atı
Onları savaş ayırdı. Mücadeleler sınadı. Sevgi birleştirdi.
“Albert ve annesinin karanlığa doğru yürümelerini izledim. O an ömür boyu sürecek bir arkadaşlığın temellerinin atıldığını anlamıştım; aramızda ansızın içgüdüsel bir güven ve sevgi bağı oluştu.”
Usta yazar Michael Morpurgo’dan, hüzün ve umudun kol kola yürüdüğü destansı bir dostluk hikâyesi…
Morpurgo, 1. Dünya Savaşı’nda yaşanan sıra dışı olayları Joey adında bir atın ağzından aktararak okurlarını umut dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Altı aylık bile değilken annesinden koparılarak hayvan pazarında açık arttırmaya çıkarılan Joey, hayatın acımasız gerçeği ile tanışarak sarhoş bir adama satılır. Niyeti bir buzağı almak olan adamın oğlu Albert, Joey’u görür görmez âdeta ona hayran kalır. Mevsimler birbirini kovalarken beraber büyüyen Albert ve Joey asla unutulmayacak bir dostluk bağı kurarlar. Ta ki günlerden bir gün, bankaya olan ipotek borcunu ödemek için paraya ihtiyacı olan Albert’ın babası, Joey’i 40 pound karşılığında İngiliz ordusuna satana dek. Joey ve Albert için yeni bir dönemin başlangıcıdır bu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çiftlik atından bir süvari atına dönüşen Joey, yeni tanıştığı ve uzun yıllar yol arkadaşı olacağı Topthorn ile cepheden cepheye koşarak, herkesi kendine hayran bırakır. Yıllar süren savaş boyunca müttefik ve düşman kuvvetlerin cephelerinde başına neler gelir neler?.. Hatta esir bile düşer. Joey her şeye rağmen mutlaka bir gün can dostu Albert’a kavuşacağına dair ümidini asla yitirmez. Albert da bunun hayaliyle yanıp tutuşur. Kaderin oyunuyla günlerden bir gün Albert’la Joey’in yolu yeniden kesişir. Beklenmeyen bu buluşmanın ardında onları nasıl bir çıkmaz beklemektedir? Joey’e bir yıl kadar sevgiyle bakan Emilie’nin ölmeden önce büyükbabasına verdiği vasiyet nedir? Bu vasiyet Joey’le Albert’ın yeniden ayrılmasına mı neden olacaktır?..
Michael Morpurgo’nun aynı adlı romanından uyarlanarak, İngiltere’de son on yılın tiyatro olayı haline gelen Savaş Atı, Handspring Puppet Company'ye ait gerçek boyutlardaki at kuklalarının kullanımıyla büyüleyici ve bol ödüllü bir West End şovu olarak sahnelenmeye devam ediyor. 2011 yılında Steven Spielberg tarafından beyaz perdeye de uyarlanan Savaş Atı pek çok ödüle aday gösterilerek yılın en çok ses getiren yapımlarından birine imza attı.
Etkisinden uzun süre kurtulmayacağınız Savaş Atı, hüzünlü hikâyesi ile içinizi burkarken sizi gülümsetmeyi de başarabilen, ender rastlanacak usta işi bir romandır.
Mavi Zamanlar
Mavi Zamanlar çocuklar için yazılmış bir roman; ancak pek çok yetişkinin de okumaktan zevk alacağı bir masal.
-Varlık
Nefis anlatımı, sürükleyici kurgusuyla ‘Mavi Zamanlar' gerçekten keyifle okunan bir roman.
-Radikal Kitap
Geçmişten günümüze var olan değerlere sahip çıkışın bir öyküsü var bu kitapta. Mavi Zamanalar, Allianoi'nin sessiz çığlığı!
-Cumhuriyet Kitap
Birce ve arkadaşlarının gerçek, efsane ve bilimle iç içe geçen serüvenlerifantastik roman okuyucularının nefeslerini kesecek.
-Ankara Milli Eğitim Dergisi
Uzayda Bir Gün
Yamuk Okul’da Kıyamet Kopuyor
Çorba Dayanışması
Bir çorbadan daha fazlası...
Ben Davis'in gerçek bir olaydan esinle yazdığı Çorba Dayanışması, daha yaşanabilir bir dünya için toplumsal duyarlılığın arttırılması gerektiğini savunan ödüllü bir roman.
İyiliğin gücüyle hem kendimizin hem de başkalarının hayatını olumlu yönde değiştirebileceğimizi gösteren yazar; evsizlik, savaş, eşitsizlik, hastalık gibi hassas konuları mizahla yoğrulmuş çift yönlü bir kurgu içinde, akıcı bir üslupla ele alıyor.
Zor durumdaki insanlara uzattığımız her elin sevgiyle ve minnetle karşılanacağını hatırlatan kitap; hak aramanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve ortak hedef uğruna birlik olmanın önemini vurguluyor.
Bir süre ölümün kıyısında gezindikten sonra sil baştan bir hayata merhaba diyen on üç yaşındaki Jordan için değişim kaçınılmazdır. Daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmek için ailesiyle şehirden kırsala taşınmış ve yeni bir okula başlamıştır. İçinde kopan fırtınalar yüzünden arkadaşlık kurmakta zorlanan genç adam, dış dünyayla arasında âdeta koca bir duvar örmüştür. Fakat bir gün okulun en havalı grubu onu öğle yemeğine davet edince işler değişmeye başlar. Yolda tanık olduğu tatsız durum Jordan'ı Harry isimli bir evsizle tanıştıracak ve bir anda aylar öncesine, çok sevdiği özel birine, “her fırsatta iyilik yapma” sözü verdiği zamana geri götürecektir. İkilinin bir çorbayla başlayan dostlukları çok geçmeden dünyayı saracak bir dayanışma hikâyesine evrilecektir.
Yarattığı tesirle okurlarda birçok duyguyu aynı anda yaşatmayı başaran bu güçlü roman; aşıladığı ümit ve cesaretle herkesi iyilik yapmaya ve dünyaya iz bırakmaya davet ediyor.
Kimi zaman, “küçük” sandığımız bazı adımların “büyük” etki oluşturabileceğini gösteren Çorba Dayanışması, gelecek güzel günlere dair umutları tazeliyor.
“İyiliği en büyük düşmanına mı yapmışsın, yoksa ağaçta mahsur kalmış bir kediye mi yapmışsın, fark etmez. Biz bunu yapınca, insanlar da başkalarına yapmak isteyecek, bu böyle sürüp gidecek. Ve bugünden tam bir yıl sonra buluşacağız, dünyayı değiştirdik mi diye bakacağız.”
Bu Defteri Kimse Okumasın
İnterneti Bozan Çocuk
Süper Koşucu
Yuan Huan 2: Kütüphanedeki Kamera
Her okur, hikâyeye dahildir.
Uzak Doğu'dan Avrupa'ya birçok dile çevrilerek efsaneleşen Yuan Huan, okurları yeniden hikâyelerin büyülü dünyasında dolaştırmak üzere aramıza geri dönüyor.
İtalya'da 2024 yılının çocuk romanı seçilerek yazarı Miyase Sertbarut'a Rodari Ödülü kazandıran Yuan Huan'ın ikinci serüveni Kütüphanedeki Kamera, hikâyelerin üzerini örten sır perdesini yine sözcüklerin gücüyle dağıtıyor.
Bakmak ve görmek arasındaki ince çizgiye değinen kitap, aynı hikâyeyi okuyan farklı gözlerin bambaşka şeyler görebileceğini de fark ettiriyor.
Altıncı sınıfa geçen Tahsin'i zorlu bir yaz tatili beklemektedir. Kırıklarla dolu karnesini kitap okumayı sevmemesine bağlayan annesi oğluna tatil boyunca çalışması için halk kütüphanesinde iş bulmuştur. Arkadaşları bilgisayar başında vakit geçirecekken o, kitap tozu yutacaktır. Önceleri ceza gibi gelen bu görev, kütüphanenin çardağındaki eski bir kameradan yükselen gizemli sesle heyecan verici bir maceraya evrilir. Yazıyı kabul etmeyen defterin perdeli hikâyesini dinlerken sözcüklerin büyüsüne kapılmaya başlayan Tahsin, hayal dünyasından çıkıp gelen ünlü masal kahramanlarıyla tanıştıkça kitaplara giderek ısınacaktır.
Okumayla arası pek iyi olmayan çocukları hikâyelerin değiştirici ve dönüştürücü gücüyle buluşturan Yuan Huan, ön yargıları yıkarak düşünceleri özgür bırakmanın önemini vurguluyor.
Düşle gerçeğin tam ortasında yepyeni bir edebiyat evreni yaratan Miyase Sertbarut, her seferinde farklı bir macera yaşamayı seven okurları, kendi kendilerinin Yuan Huan'ı olmaya çağırıyor.
Hem zaten her okur, hikâyeye dahil değil midir? Peki ya siz tam olarak bu hikâyenin neresindesiniz?
Yamuk Okul Yıkılıyor
Küçük Toplayıcının Büyük Macerası
Yeni bir dünya mümkün mü?
Sinan Yaşar'ın kaleme aldığı Küçük Toplayıcının Büyük Macerası, çocukluğun saf ve temiz dünyasını içtenlikle yansıtırken, küresel ısınmaya ve iklim krizine dikkat çeken sürükleyici bir serüven.
Doğa tutkunu küçük bir toplayıcı ile iki yakın arkadaşının, aile ve okul yaşantısından kesitler sunan roman, dünyamızın insan eliyle nasıl adım adım yaşanmaz hâle getirildiğini fantastik bir kurgu eşliğinde betimliyor.
Yazar kitabında ayrıca, işsizlik, geçim sıkıntısı ve bunlara bağlı olarak gelişen yeni bir eve taşınma zorunluluğu gibi çocukların duygu dünyalarını olumsuz etkileyebilecek ani değişimleri duyarlılıkla el alıyor.
Altın için ağaç kesenler şimdi tüm altınları verip ağaçları geri getirmeye razıydı. Ama nafile...
İsminin hakkını veren kişiliğiyle tanınan Kahraman, can dostları Duygu ve Bilge'yle birlikte küçük bir kasabada yaşamaktadır. İnsanların her gün üstüne basıp geçtikleri “doğal” güzellikleri cam kavanozlarda biriktiren Kahraman'ın sakin ve huzurlu hayatı ebeveynlerinin aldığı taşınma kararı ile aniden değişir. Ait olduğu evden uzaklaşacak olması yetmezmiş gibi gözünden sakındığı koleksiyonu da tehlike altındadır. Üstelik kara bulutlar sadece kendi evlerinin değil, tüm kasabanın, hatta ülkenin üzerinde gezinmektedir. Yaklaşan tuhaf rüzgârlar, artan boğucu sıcaklar, hayatta kalma mücadelesi veren hayvanlar derken doğanın sessiz çığlığı giderek dayanılmaz bir hâl alır. İnsanlığın çaresizce kaderine teslim olmaya hazırlandığı bir anda küçük toplayıcı Kahraman'ın eline geçen tılsımlı taşlar yeni bir umudu da beraberinde getirir.
Sinan Yaşarı'ın, “yeni ve kirlenmemiş bir dünya” ütopyasından yola çıkarak yazdığı Küçük Toplayıcının Büyük Macerası, ekolojik dengenin bozulması sonucunda oluşabilecek felaketlere karşı farkındalık yaratıyor.
Merak uyandırıcı hikâyesini Doğa Ana'nın doğrudan okura seslendiği ara metinlerle renklendiren kitap, zihinleri meşgul edecek bir soruyla uzun uzun düşündürüyor: Yeni bir dünya mümkün mü?
Bir Kitabın Macerası
Henüz küçücük bir çocukken en yakın arkadaşıydı kitaplar... Develer tellal idi, pireler berber; kâh güldü, kâh düşündü onlarla beraber. Tatillerde Alice onu Harikalar Diyarı'na davet ederdi. Göbeğini hoplata hoplata gülen tavşanla, yumurta adamla onun sayesinde tanıştı. Herkes uykudayken Güliver çalardı kapısını, ''Haydi Cüceler ve Devler Ülkesi'ne!'' derdi. Her kitap yeni bir serüvendi, her biri onu düş dünyalarında gezdirdi. Hiç terk etmedi onu hayal kahramanları; başucumda onlarla büyüdü. Hâlâ en yakın arkadaşıdır kitaplar. A bir de kediler, köpekler, çiçekler, kuşlar ve yıldızlar... Yazmayı da sevdi okumak kadar. Yazmak onun için gizemli bir yolculuğa çıkmak. Yazmak düş dünyasında kanat çırpmak...