Anlatmayı Çok Düşündüm
Anı Hırsızları
Kelebek Zihinli Çocuk
Ben Cosmo
Endülüste Bir Hafta
Manolya, Tarih bölümü son sınıf öğrencisidir. Hayatını eski yazmalara adamış hocasıyla Endülüs alanında çalışıyordur. Yaz tatilinde beklenmedik şekilde kendini Granada’nın incisi Elhamra Sarayı’nda bulur ve sarayda çalışan Mateo ile tanışır. Sarayı gezerken kayboldukları tüneller önce soğuğuyla sonra görkemli teknolojisiyle onları şaşırtır!
Elhamra Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Muhammed’in, başkent Kordoba dahil bütün Endülüs şehirlerini Elhamra’ya dokunulmaması karşılığında teslim etmesinin ardındaki sır, onları on dördüncü yüzyıl Endülüsü’ne götürerek hiç beklenmedik bir yolculuk yaşatır.
Evini Arayan Ardıç Tohumu
Ünsüz Biyografi
Yazarlar hayatlarımıza öyküleriyle en sihirli anlarda dokunabiliyor. Nazlı Eray'ın iz bırakan bir otobüs yolculuğuna, Ayşe Sarısayın'ın bir kızın meslek hayallerine eşlik etmesi gibi. Sabahattin Ali'nin gizemli bir yaşamın kapısını aralaması; Cemil Kavukçu'nun kendisinden uzaklaşan ablasını özleyen çocuğun elinden tutması gibi. Füruzan'ın yeni bir yaşamı müjdelemesi, Adalet Ağaoğlu'nun bir öğrenciye ödevinde yardım etmesi gibi. Hepsi de aynı sarsılmaz merhamet ve yüzlerindeki aynı silinmez gülümsemeyle...
Dila İren, öğrencileriyle gerçekleştirdiği yaratıcı okuma projesinden yola çıkarak yazdığı Müfredat Dışı'ndaki öykülerine yenilerini ekliyor. Edebiyatımızın iz bırakan yazarları eşliğinde, çocukluğun ve gençliğin farklı duraklarına uğruyor.
Sözel Çocuk
Mert meraklı, araştırmayı, okumayı seven ama yazmayı sevmeyen bir sözel çocuk. Bir gün, sokaktan geçerken atık toplayıcı Musti'yi görüyor ve onun yaşamını değiştirmek için ailesinden, öğretmeninden yardım isteyip çözüm arıyor.
Peki Mert, Musti'ye yardım edebilecek mi?
Mert'in sonsuz merakıyla zenginleşen bu eğlenceli hikâye, okurları farklı hayatları düşünmeye, toplum olmanın gerekliliklerini sorgulamaya davet ediyor.
Beş Benzemez / Dinozorlar Şehri
Ödüllü Yazar Aşkın Güngör’ün çok sevilen kahramanları Beş Benzemez’in serüvenleri ikinci kitapla devam ediyor.
Bak sen şu işe! Mahallenin tatlı Adile Teyzesinin Beş Benzemez adını taktığı afacan ekip yine iş başında. Üstelik bu kez üstlendikleri görev çok daha tuhaf ve çok daha kahkaha dolu.
Mahallede işler iyice karıştı. Çeçe, Zırzır, Tontiş, Çatçut ve Okyes’ten oluşan Beş Benzemez’in tanıdığı herkes dinozora dünüşüyor. Öğretmenleri, manav amc, komşu teyze ve hatta aile bireyleri. Ancak bildiğiniz dinozor değil bunlar.Konuşan, yürüyen, işe giden, televizyonda haber sunan, insan gibi davranan dinozorlar hepsi. Eyvah, anlaşılan o ki yaşanan gizemli bir olay sonrası insanlarla dinozorlar yer değiştiriyor ve bu pek acayip durumu çözmek yine Beş Benzemez’in görevi.
Kemerleri bağlayın. İlkinden de tuhaf ve eğlenceli bir serüven başlıyor.
Beş Benzemez / Yerçekimi Hırsızı
Kaya Çıkmaz’ındaki Okul – Bolbadim Günlükleri 1
Özel Bolbadim Koleji’nin öğrencileri teker teker ortadan kaybolur. Okulda kurulmuş gizli laboratuvarda, karanlık bir planın formülü hazırlanmaktadır. Bu kayıpların ve okulda yaşanan diğer tuhaf olayların sadece iki kafadar, Süreyya ile Fırat farkındadır. Derken, Fırat bir günlük bulur. Süreyya ise kayıplara karışır... Kayalıkların üstüne kurulmuş, yoğun kar yüzünden dünyayla bağlantısı kesilmiş bir yatılı okuldaki, iyi ile kötünün mücadelesi, Aslı Tohumcu’nun kalemiyle yeni bir dönemece giriyor!
Kaju Adası Kardeşliği
Okyanusun ortasındaki gizemli ada Kaju’da ilginç olaylar yaşanır. O olağanüstü gecede herkes on yıl yaşlanır, çocuklar büyürler. Zalim hükümdar Olimba’ya göre Karita, Netya ve diğer çocuklar yeni savaş makineleridir artık. Ancak onlar hükümdarla aynı görüşü paylaşmazlar ve işler karışmaya başlar. Gizli Kabin üyeleri, barış ve özgürlükleri için heyecanlı, engellerle dolu bir maceraya girişirler. Bu mücadelede sahip oldukları tek şey özgürlüğe olan inançları ve cesaretleridir.
Bir tarafta Lider Olimba ve Büyücü Baykuş, diğer tarafta Kaju Adası Kardeşliği… Bakalım zafer kimin kapısını çalacak?
Kapiland’ın Külleri
Kapiland küllerinden doğuyor...
Miyase Sertbarut'un yüzbinleri etkisi altına alan ''Kapiland'' serisinin dördüncü halkası Kapiland'ın Külleri, insan eliyle mahvedilen bir dünyada, küllerinden doğup filizlenmeye çalışan yeni bir uygarlığın izini sürüyor.
Kurguyla gerçeğin kesiştiği distopik bir evrende geçen bu sürükleyici roman, devrimler, kümeleşmiş toplulukların yönetimi, küresel tarım politikalarındaki değişim ve yapay zekâ gibi güncel konulara temas ediyor; maddenin dördüncü hâlinin ''bilinç'' olduğunu anımsatıyor.
Her bir cildi bağımsız olarak da okunabilen ''Kapiland'' kitapları, ezber bozan kurgusunun satır aralarında insanın doğa ile ilişkisini eleştirel bir bakışla sorguluyor, gençleri gezegenimize sahip çıkmaya ve haksızlıklara karşı tek yürek olmaya çağırıyor.
Yıl 2050... Nükleer kıyamet sonrasında dünya, küllerinden doğup yeniden hayat buluyor. Varlığını devam ettirebilen bir avuç insan toprağı işleyerek canlılık yaratma gayretinde olsa da, ''çekirgeden insana, buğdaydan balinaya her türlü organizmayı var edebilen'' biyoteknolojik bir sistem, insanın gezegeni tekrardan tahrip edebileceği gerçeğini savunuyor. Tam da bu kaygı verici öngörü yüzünden, insan türü yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalıyor. Dostlukları yıllar boyunca pek çok zorlukla sınanan Mehtap ve Marjinal'in yolları da ilk kez bu konuda ayrışıyor. Çiftçileri ve Magmacıları fikrî çatışmaya sürükleyen bu düzenden, iki yapay zekâ temsilcisi Loob ve Ribyonak da nasibini alıyor. Basit yaşamsal haklar ve var olma çabası içindeki kümeleşmiş toplumların yeni bir uygarlık kurma ümidiyle attıkları temeller derinden sarsılıyor. Peki ama, filizlenmekte olan bu yeni dünya düzeni, eskisinden ne gibi izler ve farklılıklar taşıyacak?
Miyase Sertbarut Kapiland'ın Külleri'nde, dünyadaki her şeyin kendi hizmetinde olduğu varsayımıyla yanlış bir yola sapan günümüz insanın karşılaşacağı hazin sona, kanıksanmış toplumsal gerçeklikler üzerinden şerh koyuyor.
Canlıların eşit haklara sahip olduğunu hatta cansız varlıkların dahi aynı biçimde hayat hakları olabileceğini dile getiren roman, insanlığın geldiği tükenmişlik çağında yeni bir uygarlık için aynı yollardan gidilmemesine ve benzer hatalara düşülmemesine ilişkin düşündürüyor.
Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan Çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk kitabının yazarı John Boyne’dan, dünyanın en sıra dışı çocuğu Barnaby Brocket’in sıra dışı yaşam öyküsü. 8 yaşındaki Barnaby Brocket’in dış görünümünün kendi yaşıtlarından hiçbir farkı yok. Oysa bu “normal” görüntüsünün ardında onu son derece özel kılan bir kabiliyete sahip: Barnaby uçabiliyor…
Evet, yanlış anlamadınız, küçük Barnaby doğduğu günden bu yana havada süzülebiliyor. Aslında bu, onun için son derece “normal” bir şey. Çünkü sürekli yerde olmanın nasıl bir duygu olabileceği konusunda hiçbir fikri yok. Bu sıra dışı durum, ömrünün büyük bir çoğunluğunu, evlerinin tavanına yerleştirilmiş orta sertlikteki bir şilteye yaslanarak geçiren küçük bir çocuk için dayanılmaz gibi görünse de, Barnaby bunu kendine pek dert edinmiyor. Normallik takıntısı olan anne ve babası ise Barnaby’nin bu anormal davranışından oldukça muzdarip.
Ne pahasına olursa olsun, Barnaby’yi normal bir çocuğa dönüştürebilmek için ellerinden gelen her şeyi denemeye hazırlar. Savundukları tek bir gerçek var: Barnaby, uçmaktan vazgeçmeli ve kardeşleri gibi normal bir çocuk olmalı. Aksi hâlde, ondan kurtulmaktan başka bir çareleri görünmüyor…
Olan oluyor ve küçük Barnaby, akla hayale sığmayan son derece trajik bir olayla Sidney Limanı’ndan yavaş yavaş göğe doğru yükselmeye başlıyor. Onun için asıl macera ise şimdi başlıyor. 8 yaşında yanlışlıkla dünyanın öbür ucuna uçarak bir inanılmazı başaran Barnaby Brocket, sıra dışı bir yaşam deneyimi edindiği bu zorlu yolculukta, gerçekte kim olduğunu ve insanın kendisi olmaktan daha mutluluk verici bir şey olmadığını keşfediyor. Her yaştan okurun kalbinin derinliklerine seslenen Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan Çocuk, normal olmanın ne demek olduğunu sorgulatan ve farklı olmanın ayrıcalığını yücelten çarpıcı bir eser.
Sisin Sakladıkları
... Sis o kadar yoğunlaştı ki neredeyse yol görünmez oldu. İlay ürperdi. Nereye gelmişti? Yaşadığı dünyadan ayrılmış, başka bir dünyaya geçmiş gibi duyumsadı kendini. O güne dek zaman zamansisli havalarda yolculuk yapmıştı birkaç kez; ama böyle sarı bir sisle ilk kez karşılaşıyordu. Teyzesi traktörü daha yavaş kullanıyordu artık, çünkü bir metre öteyi ancak görebiliyorlardı. İçindeki korkuyu dışarıya yansıtmamaya çalışarak sordu İlay... Kargaların kaç yıl yaşadığını biliyor musunuz? Kargaların genlerini insanlara aktarmaya çalışan genetikçiler…"Genetik çalışmalarının yapıldığı üs tüm bir yöreyi, insanları ve doğayı tehdit etmeye başlayınca; yaz tatilini teyzesinin köyünde geçirmekte olan İlay, arkadaşı Fuat ve teyzesinin, insanları kobay olarak kullananlara karşı giriştikleri nefes kesici mücadele"
Kapiland’ın Kobayları
Gençlerde giderek artan şiddet eğilimine önlem olarak geliştirilen bir şurup: anti-row. Evet, artık şiddet eğilimi görülmüyordu çünkü gençler sadece tüketmeyi, daha çok yemeyi, atıştırmayı düşünüyorlardı. Anti-row şurubu ve Gdo’lu gıdalar, toplumsal şiddeti yok etmişti; ama Kapiland’ın, insan sağlığına yönelen ticari şiddetini başlatmıştı. Neydi Şu Gdo?
Hayallerin Ötesinde
Tehlikeye 3 Yolculuk
İyi ve kötü arasındaki sonsuz çelişki üzerine soluksuz bir macera, felsefi bir yolculuk.
Kötülükler Prensi Zoliran büyülü defterine üç gün içinde gerçekleşecek üç kötülük yazmıştır. Eğer bu üç kötülüğe engel olunmaz ve biri bile gerçekleşirse, tüm dünya kötülüğün egemenliği altına girecektir. Dünyayı Zoliran'dan kurtaracak büyüleri yapabilen tek kişi Büyücü Olbi'dir. Oysa yaşlı büyücü, bir süre önce kendini emekliye ayırmıştır. Onu ikna etmek için evine gönderilen büyücü oğlu Maji, bunu başarır, ama bu kez de ona yardım etmek zorunda kalır. Maji'nin önünde, bilinmedik yerlere tehlikelerle dolu üç yolculuk yapacağı korkutucu üç gün vardır...
Felsefenin derinliğini kitaplarına taşıyan felsefe eğitimli yazar Aslı Der'in, "Küçük Cadı Şeroks"tan sonra kaleme aldığı ikinci romanında, çocukları yine fantastik bir dünyada düşünmeye davet ediyor. Büyücü oğlu Maji'nin, Kötülükler Prensi Zoliran'a karşı giriştiği soluk soluğa mücadele, çocukları iyi-kötü kavramları arasında felsefi bir yolculuğa çıkarıyor.
Yapay Zekâ Karanlık Gölgeler
"Teknoloji mi bizi yönetiyor yoksa biz mi teknolojiyi yönetiyoruz?"
Korku, gerilim ve bilinmezliğin ustalıkla işlendiği Karanlık Gölgeler; okuru sayfa sayfa içine çeken,
çıkışı belirsiz bir labirent...
İnsanın karanlık tarafı, yapay zekâ ile harmanlanmış akıl oyunları ve saklanan gerçeklerin ışığında
şekillenen bu kitap, zihninizi meşgul edecek ve sizi sonuna kadar soluksuz bırakacak.
Eğitimci yazar Fatih Tuncay bu kez bir korku, gerilim romanıyla karşımıza çıkıyor.
9 yaş ve üzeri için uygundur.
Bennane’nin Uçan Koltuğu
Haylazların Kralı
Konuk Değil Baş Belası
Arkadaşlık ve hoşgörü üzerine bir başyapıt!
13 yaşındaki Ewald'ın ailesi, İngilizce'sini ilerletmesi için, bir İngiliz çocuğu evlerinde konuk etmeye karar verir. Ewald'ın bu işe fena halde canı sıkılır. Ancak, onun ve ailesinin canını asıl sıkacak şey yoldadır. Son anda bacağı kırılan konuk çocuk Tom yerine tuhaf ağabeyi Jasper iner uçaktan. Jasper'la yaşamak Ewald ve ailesi için alışılmadık bir deneyim olur. Davranışlarının nedenini öğrenmekse, herkeste tam bir şok yaratacaktır...
Pek çok kitabı dünya çocuk edebiyatının klasikleri arasında sayılan Christine Nöstlinger her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini, karşılıklı hoşgörü ve anlayışın her kapıyı açabileceğini, farklı olanı dışlamamak gerektiğini akılcı bir kurguyla bir kez daha vurguluyor.
Bunun Adı Findel
Beşinci sınıfın en acar çocuklarından Nick, olmadık sorularla ders kaynatmada ustadır. Ancak, çetin ceviz dilbilgisi öğretmeni onun oyununa gelmez ve sözcüklerin nereden kaynaklandığı üzerine bir rapor hazırlamasını ister. Öğrendiklerinden çok etkilenen Nick bunları sınamak için parlak bir fikir bulur: Kalem yerine "findel" demeye başlar. Hiçbir anlamı olmayan sözcük önce okulda, sonra kasabada hızla yayılır, televizyonlara konu olur. Nick'in masum oyunu hiç ummadığı sonuçlara yol açacaktır...
Kim Takar Salatalık Kralı
Birdenbire mutfağınızda salatalıktan bir "kral" ortaya çıksa, görün bakın neler olur!
O acayip salatalık şey mutfaklarında ortaya çıkana dek, Hogelmann'lar sıradan bir aileydi. Kilerdeki Kumi-Ori'lerin kralı olduğunu, ama isyan çıkaran hain halkı yüzünden onlara sığındığını ileri süren salatalık yaratık, kendisine Majesteleri demelerini istedi. Kısa sürede Bay Hogelmann'ı etkisi altına almayı başardı ve aile bireylerini gizliden gizliye izlemeye, olmadık yalanlar kıvırmaya başladı. Hogelmann'ların evinde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Herkes huzursuz ve mutsuzdu. Eğer, gerçekten doğru dürüst bir aile olsalardı, böyle salatalıktan bir şey yüzünden huzurları kaçar mıydı?..
1973 Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü
Dünya çocuk edebiyatının usta ismi Christine Nöstlinger'den, çocuklar için, toplumun yöneten-yönetilen ayrımına mizah dolu bir bakış! Mutfaklarında beliriveren "küçük" bir belanın üstesinden gelmeye çalışan sıradan bir aileyi anlatan romanı bugüne dek her yaştan okur büyük bir keyifle okudu. 1973'te Alman Çocuk Edebiyatı Ödülü'ne değer görülen roman, bugün çocuk edebiyatının klasikleri arasında.
Garajdaki Giz
Çağdaş İngiliz edebiyatının sevilen yazarından bu kez çocuklar için gizemli bir roman!
Michael'in ailesi kentin öteki ucunda eski bir eve taşınır. Ev tam bir felakettir; ayrıca Michael'in yeni doğan kız kardeşi de çok hastadır. Bebeğin her an ölebileceği endişesi aileyi perişan eder. Yeni bir çevreye alışma sorunlarına kardeşi için duyduğu derin kaygı da eklenen Michael'a bu zor günlerinde komşu evde oturan Mina destek olur. İnsanı delip geçen bakışları ve doğaya karşı sıradışı duyarlılığıyla Mina çok etkileyici ve tuhaf biridir. Karmaşık duygularla boğuşan Michael bir gün bahçedeki harap garajda insan-kuş karışımı tuhaf bir yaratık bulur...
2000 Amerikan Kütüphaneler Birliği (ALA) "Dikkate Değer Çocuk Kitabı"
2000 Micheal L. Printz Ödülü (ABD)
1998 Amerikan Kütüphaneler Birliği (ALA) Carnegie Ödülü
1998 Whitbread Ödülü (İngiltere)
Çağdaş İngiliz edebiyatının usta kalemi David Almond, çocuklar için kaleme aldığı bu ilk romanında, yüreklerimizi sarsan bir öyküyü anlatıyor. Yayımlandığı yıl birçok ödül alan, pek çok dile çevrilen ve 2009'da sinemaya uyarlanan kitap, masalsı anlatımıyla dikkati çekerken, kolay okunan kısa bölümlerle örülmüş yapısı da okurda şiirsel bir tad bırakıyor.
Tüm dünyada okunma rekorları kıran, her yaştan okurun hayranlığını kazanan Harry Potter dizisinin yazarı J. K. Rowling, Garajdaki Giz'i okuduğu en iyi romanlar arasında değerlendiriyor.
Noktacık Ve Anton
Erich Kastner, küçük okurlarımızın yakından tanıdığı bir ad. Noktacık ile Anton ise Can Yayınları arasında yeni yayımlanıyor.Çocuk bakıcısıyla birlikte kılık değiştirip, dilenci giysilerine bürünerek sokaklarda kibrit satan Noktacık, elbette ki bu işi annesiyle babasından gizli olarak yapmaktadır. Noktacık bu işi eğlence olsun diye yaptıklarını şansada gerçek böyle midir acaba? Çocuk bakıcısı Bayan Andacht'ın başka bir niyeti yok mudur? Noktacık'ın ve ailesinin başı belaya girmek üzereyken arkadaşı Anton işe el koyar ve heyecanlı olaylar birbirini izler. Soluk soluğa okuyacağınız bir kitap.
Martılar Adası
Günün birinde "Martılar Adası"nın da, adada yaşayan martıların da korktukları şey başlarına geldi : İnsanoğlu adaya adımını attı. Ve adaya atılan ilk adımda olanlar oldu. Şimdi okuyacağınız bu roman, bir martı ailesinin yaşamında tüm adalı martıların ve "Martılar Adası"nın yaşanmış öyküsüdür. Atılan her yanlış adım, doğada sarsıntılar yaratır, dengesizliklere neden olur ve martılar çığlığı basar : "Yapmayın, yapmayın, yapmayın!"
-Zeyyat Selimoğlu-
Öğretmenim Atatürk
Bol ödüllü yazar Mavisel Yener, Mustafa Kemal Atatürk'ün az bilinen anılarını derleyip yeniden kaleme aldı.
Mustafa Kemal'in annesinin ayağına batan iğnenin gizemini biliyor musunuz?
Mustafa Kemal'in en sevdiği hayvan hangisi?
Ezberi hiç sevmeyen Mustafa Kemal
nasıl sınıf birincisi oldu?
Mustafa Kemal kıyafet balosunda herkesi nasıl şaşırttı?
Mustafa Kemal hangi tablo için
“kimseye göstermeyin” dedi?
Mustafa Kemal'in kitap sevgisi nasıl gelişti?
Mustafa Kemal'in en sevdiği spor hangisi?
Atatürk'ün yazdığı film senaryosunun adı ne?
On beş dakikada bestelenen eser hangisi?
Öğretmenim Atatürk'te nice unutulmaz anı okumak, eski arkadaşınızı yeniden keşfetmek gibi…
Mustafa Kemal’in Kayıp Seslerinin İzinde
Günün birinde, doğadaki diğer canlılar -mesela bitkiler- ya da eşyalar da bize bir şeyler anlatmaya başlarsa ne olur? Örneğin asırlık bir ağaç, gölgesinde yüzyıl önce oturup konuşmuş insanların seslerini kaydedip.
Yedinci sınıfa geçen Barış, o yaz, istediği gibi bir tatil yapamıyor ama öyle bir bilimsel araştırmanın içinde buluyor ki kendini eminiz pek çok çocuk onun yerinde olmak isterdi.