Çözüm Bakanlığı
Nina on bir yaşında, maceraperest bir kız çocuğudur.
Postacı olan babası, bir gün eve gizemli "Çözüm Bakanlığı"na gönderilmiş bir mektup getirir. Nina bu mektubu okumaktan kendini alamaz ve babasının çantasından mektubu ödünç alır. Mektup okulda zorbalığa uğrayan dokuz yaşındaki Ruben tarafından yazılmıştır.
Nina ve en iyi arkadaşı Alfa, Çözüm Bakanlığı diye bir yer olmadığı için Ruben'e yardım etmeye karar verirler. Ne var ki Ruben ve yaşlı komşusu sayesinde yanıldıklarını anlarlar: Bir zamanlar Çözüm Bakanlığı diye bir yer gerçekten de var olmuştur! Üstelik üç sorunu çözmeyi başarırlarsa bakanlığı yeniden kurmaları mümkün olacaktır.
Çözüm Bakanlığı, zorbalığa göğüs geren bir grup arkadaş hakkında ilham verici, eğlenceli ve macera dolu bir roman!
Özgür Rosto
Günışığına Yolculuk Kaçış 1
Kuş gibi kanadım olsaydı... "Kaçma hayalleri kurarken çektiğim acıları unutuyorum. Karar verdiğim günden beri ot yatağımda rüya içinde rüya görüyorum. Kaçma planımı sır saysam da rüyamda bir arkadaşa anlattım. Öyle korktum ki, ‘Eyvah, herkes öğrenip ustaya duyuracak kaçacağımı!’ diye bağırarak yataktan fırladım."
Pera Günlükleri 2 Sırlar Oteli
İkizler Neyin Peşinde
Domates Saçlı Kız
Çürük Yumurta Kenti’nin en gevezeleri kimlermiş, biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz hadi ben söyleyeyim: Günlerini kent meydanlarındaki sakız ağcında çan çan konuşarak geçiren iki kargaymış. Birinin adı Tiktak, ötekininki Tıkıtık’mış.Kent halkı bu iki karganın sinir bozucu konuşmalarından usanmış, çareyi, meydandan kilometrelerce uzağa taşınmakta bulmuş. Meydandaki dükkan sahipleri ise kolay kolay faka basacağa benzemiyorlarmış. Günlerden bir gün kasabaya bir turist topluluğu gelmiş. Yaşlı bir turist bu kargaları izlemeye karar vermiş. Tiktak’ın peşine düşmüş. Tiktak kimselere görünmeden, evlere, ofislere giriyor, oradan bir belge, bir mektup, bir günlük sayfası, bir reklam broşürü, bir magazin dergisi alıp kaçırıyormuş. Kaçırdıklarını sakız ağcının kavuğuna sıkıştırıyor, sonra iki karga buluşup bu yazılı belgeleri okuyup konuşuyorlarmış. Sevim Ak, bu romanında, işte bu belgelerden yola çıkarak Domates Saçlı Kız’ın öyküsünü, o her zamanki renkli anlatımıyla önümüze seriyor.
Hatırlamak İçin Güzel Bir Gün
Fakirdağ
Gizemli Anahtar
Müze
Sanat dokununca yaşam renklenir!
Sanat müzelerine bakışımızı tazeleyen, müzelere ilişkin durağan ve “eski” algımızı çocuksu bir coşkuyla bozan enerji dolu bir kitap! Amerikalı yazar Susan Verde ile çok ödüllü, ünlü illüstratör Peter H. Reynolds’un birlikte yarattıkları eser, hem küçükleri hem büyükleri etkileyecek nitelikte. Okuru bir sanat müzesinin kapısından içeriye, sınırsız bir hayaller dünyasına davet eden kitap, Van Gogh, Picasso, Rodin gibi ünlü sanatçıların eserlerini örnekleyerek, eğlenceli ve düşündürücü müze yolculukları öneriyor. Sayfalarındaki canlılığı kapağının dışına taşırmayı başarıyor; dünyaca ünlü sanat eserlerinin önünde bambaşka duygulara kapılan, hayallere dalan bir kız çocuğu eşliğinde yaşamın bin bir halini anımsatıyor. İllüstrasyonları ve şiirsel anlatımıyla çocukların yaratıcılıklarını tetikleyen bu özgün yapıt, her yaştan kitapsevere özgürlüğü fısıldıyor; sanatın ruh ve beden üzerindeki etkisini hissettiriyor.
Müzede zaman geçirmekten zevk alan biri var. Bir tablo onda dans etme arzusu uyandırıyor, başka bir tablo iştahını kabartıyor. Renkler, şekiller, eğriler büğrüler... insanı şaşkına çeviriyor, ama zaman çok eğlenceli geçiyor..
“Sanatı bir nesne olarak anlamaktan çok, onu deneyimlemek için cazip bir yol.”
- Publishers Weekly
“Kitabın metnindeki ritim sanatın ateşlediği heyecanı yansıtıyor."
- Booklist
“Müzede kahkaha atmanın, poz vermenin, meraklı sorular sormanın aslında ne kadar doğal olduğunu hem çocuklara hem de yetişkinlere hatırlatan bir kitap.”
- School Library Journal
Turne Dedektifleri
Uçan Halı Tiyatrosu’na bir dedektif bir de Pinokyo aranıyor!
Çocuk ve gençlik edebiyatımızdaki gizemli kurgularıyla özel bir okur kitlesine sahip olan Sevgi Saygı, yeni romanında soluksuz bir dedektiflik serüvenine davet ediyor. İzmir’den yola çıkan turne otobüsüyle, Bergama’dan Çanakkale’ye kadar uzanan esrarengiz bir tiyatro kumpanyası hikayesi anlatıyor. Sanatın birleştirici gücünden çocukların dijital alışkanlıklarına kadar pek çok güncel konuyu ustalıkla işleyen yazar, okurunu heyecan dolu bir maceraya katıyor. Ergenlik duygularıyla baş etmeye çalışan çocukların, aileleriyle deneyimlediği sanat yolculuğu, sıradışı bir edebiyat şölenine dönüşüyor. 3 kitaplık “Memo’nun Macerası”dizisiyle çok sevilen Sevgi Saygı, film tadındaki yeni kitabıyla yineçok şaşırtacak, çok gülümsetecek!
Fırat ve ailesi, Uçan Halı Tiyatro Topluluğu’nun üyesidir. Her yaz başında, çocuklar aileleriyle birlikte turne otobüsüne doluşup, çeşitli kentlerde oyunlar sergilemek üzere yola koyulurlar. O yaz, ünlü Mehtap Aycan da onlara eşlik eder. Fırat’ın polisiye oyun yazma hevesi ve en yakın arkadaşı Deniz’le dedektif olma hayalleri sürerken, Pinokyo’yu kimin oynayacağı tartışılır. Ancak, turnenin Bergama durağında beklenmedik şeyler olur. Tiyatro aşığı grubun artık gerçekten bir dedektife ihtiyacı vardır...
Denek E.e.e.
Dünyayı yapay zekâ değil, onu icat edenler kurtarabilir!
Yüz binlerce çocuğun başucu kitaplarından “Küçük Cadı Şeroks” üçlemesinin yazarı Aslı Der, okurlarını bu kez bilim dünyasının gizemli koridorlarında yürütüyor. Yapay zekâ alanındaki gelişmelere sürükleyici bir kurguyla yaklaşan yazar, çocuklukta sosyalleşmenin önemini, fazla korumacı aileleri, küresel ısınmadan göçlere kadar birçok güncel konuyu gülümseten bir dille anlatıyor. Bilimsel bir deneyi öyküleştirirken, hem geleceği robotlarla paylaşmaya hazırlanan insanlığa ilişkin düşündürücü ipuçları veriyor, hem de sorumluluk bilincini ve vicdan kavramını tartışıyor. Okuru, rüyayla gerçek arasında felsefi bir yolculuğa çıkaran roman,
bilimkurgunun kıyısında dolanıyor. Evde Eğitilen Ekim, kısaca E.E.E., zeki bir çocuktur. Bilime meraklı ailesinin yönlendirmesiyle katıldığı deneyde Yaz adlı robotla tanışır. Deneyin amacı, insanın sosyal etkileşimlerini ve becerilerini rüyalar yoluyla gözlemlemektir. Her seansta anlatacak yeni bir hikâye bulması gereken Ekim ilk kez, yaşadığı sitenin dışındaki mahalleyle tanışır. Artık onu beklenmedik keşifler, ummadığı arkadaşlıklar ve dünyanın geleceği için cevaplaması gereken sorular beklemektedir…
Dünyanın En Yüksek Kitap Dağı
Çocuklar hayallerine kitaplarla uçar...
Öpücük Ne Renktir? adlı resimli kitabıyla çok sevilen sanatçı Rocio Bonilla'dan yepyeni bir resimli öykü! Ödüllü sanatçı, yazıp resimlediği bu özgün kitapta, hayal gücünün sınırsızlığını rengârenk bir macerayla anlatıyor. Tek isteği uçmak olan ve bu sevdasından asla vazgeçmeyen bir çocuğun kitaplarla tanışmasına eşlik eden okur, onun okuma serüveninin peşine takılıyor. Şiirsel anlatımı kadar, eşsiz desenleriyle de dikkati çeken kitap, dünyayı keşfetmeye meraklı her yaştan okuru etkileyecek nitelikte.
Lukas'ın tek hayali uçmaktır. Büyük, küçük, kuştüyünden, kâğıttan, kartondan... bir sürü kanat yapmayı dener. Uçmanın başka yolları olduğunu söyleyen annesi, ona doğum gününde bir kitap armağan edince, Lukas'ın yaşamı değişmeye başlar. Bahçedeki kitap dağı yükseldikçe yükselir. Lukas, annesinin ne demek istediğini bir gün anlayacak mıdır?..
Ali Cavide Karşı
Pandemiye bilimle direnen bir çocuğun öyküsü...
Sevilen yazar İrem Uşar, COVID-19 pandemisiyle dünyaya yayılan koronavirüsü bir çocuğun gözünden öyküleştiriyor. Bu olağanüstü süreçten birçok açıdan olumsuz etkilenen çocukları bilime yakınlaştırmayı, bilim insanı olmaya heveslendirmeyi amaçlayan yazar, her yaştan okuruna umut dolu bir macera anlatıyor. Pandemiyle birlikte okul ve aile yaşamı altüst olan bir çocuğun keşif yolculuğu, yetişkinlerin çocukların virüsle ilgili sorduğu soruları dürüstçe ve anlaşılır biçimde yanıtlamasına yardımcı olacak nitelikte. Türkiye'nin 2021 ALMA (Astrid Lindgren Anma Ödülü) adayı olan ödüllü sanatçı Huban Korman'ın renkli resimleriyle canlanan kitap, Prof. Dr. Önder Ergönül'ün danışmanlığında hazırlandı.
Ali ve ailesinin yaşamı, pandemi nedeniyle çok değişmiştir. Ali uzaktan eğitimle cebelleşmekte, sağlık çalışanı annesi için de kaygılanmaktadır. Aile, korunma önlemlerini tam uygulasa da, aksi komşuları Külyutmaz'ın dikkatsizliği, Yaşar Nine'nin virüs kapmasına neden olur. Hastaneye kaldırılan ninesini çok merak eden Ali, beklenmedik bir anda, COVID Cavid'le karşılaşır. Onunla konuştukça da, insan bedeniyle ilgili yepyeni bilgiler öğrenir. Ninesi, bu ölümcül virüsle mücadeleyi kazanıp eve dönecek midir?..
En Sevgili Süper Kahraman
Karanlıktan Korkan Mum
Kardeşim Benim
Otizmli kardeşinden bunalan bir ablanın "normallik" üzerine sorgulamaları...
2007 Amerikan Kütüphaneler Birliği (ALA) Newbery Ödülü
ALA Schneider Aile Kitabı Ödülü
Michigan Kütüphaneler Birliği Mitten Ödülü
Ohio Buckeye Çocuk Kitapları Ödülü
Amerikalı yazar Cynthia Lord, tüm dünyada yankılar uyandırarak pek çok ödüle değer görülen ilk çocuk romanıyla Türkçe'de. Otizmli erkek kardeşine duyduğu sevgiyle onun özel ihtiyaçlarının verdiği bunaltı arasında kalan abla Catherine'in yaşamını anlatan yazar, başarıyla işlenmiş karakterleriyle samimi ve çarpıcı bir aile portresi çiziyor. Engelli yaşamına ilişkin edebiyatta örneğine az rastlanır bir yalınlıkla çocuk gözünden "normal" kavramını sorgulayan roman, farklı olanların bir arada yaşamasının zorluklarını, umut dolu bir anlatımla irdeliyor. Hem zihinsel hem fiziksel engelliliği aynı kurguda işleyen kitap, engellilerin eğitim, mutlu olma, güvende hissetme haklarını hatırlatıyor; engelli yakınlarının yorgunluklarını, çelişkilerini ve duygusal iniş çıkışlarını da gerçekçi bir bakışla ele alıyor. Büyümenin getirdiği özgüven eksikliği ve kendini tanıma sürecinde sorulan soruları da göz ardı etmeyen roman, hem çocuklar hem yetişkinler için unutulmaz bir ortak okuma fırsatı sunuyor.
Catherine'in tek isteği, normal bir yaşam sürmektir, çünkü otizmli küçük kardeşi David'le yaşamaya "normal" denemez. Ailenin tüm düzeni, bu hayli farklı kardeşin ihtiyaçları çevresinde dönmektedir. Catherine, çeşitli konularda kurallar koyarak hem David'in hem kendi yaşamını kolaylamaya çalışır. Ancak o yaz, komşu eve taşınan yaşıtı Kristi'yle ve terapi kliniğindeki felçli genç Jason'la tanışmak düşüncelerini altüst eder. Catherine, kendine koyduğu kuralların da birer "engel" olduğunu anlayacak mıdır?
Patlak Zeka Cemcan – Topçu Mu Popçu Mu (Fleksi Ci
Herkes çok yorgundu. Şu torbalarla birazcık koşmak bile hepimizi mahvetmişti. O anda aklıma nasıl beslendiğimiz sorusu yeniden geldi. Spor yaparken bol bol protein alınması gerektiğini biliyordum. Çünkü ben bir minik bilim insanıydım. Herkes fısıltıyla neler yediğini anlattı. Sabah kahvaltısında krem peynir yiyerek nasıl gol atabilirdik? Başarısızlığımızın altında protein yokluğu çekmemiz olabilirdi.
“O zaman…” dedim yine fısıltıyla, “Kendimize sponsor bulmalıyız.”
Patlak Zeka Cemcan – Bilim Tatil Dinlemez (Fleksi
Yazlıkta dedemle anneannemin yanında olmak kral, bilemedin belediye başkanı, o da olmazsa muhtar olmak gibi bir şeydir. Evde yapamadığınız ne kadar şey varsa burada her şey mümkündür.
Yine de bu yaz bazı şeyleri yapmasaydım anılarım daha az utanılası olabilirdi.
Mesela havuz suyunu incelemeseydim hayatımdaki birkaç gün daha rahat geçebilirdi. Babaannesinin gözdesi Selim'e uymasaydım, kimseden özür dilemek zorunda kalmazdım. Arılardan korkmasam kendimi rezil etmezdim ama bunların hepsi oluverdi işte. Utansam da birazcık rezil olsam da yazlıkta olmak, karpuz profesörünün asistanı ünvanını kapmak çok güzeldi. Hele evde olmaktan bin kat çok güzeldi. Üstelik bir sürü de şey öğrendim. Karpuz yetiştirmenin atom araştırması yapmak kadar zorlu bir iş olduğunu, çok disiplinin yan etkileri olduğunu, çocukların aynı dili konuşamasa bile aynı heyecanla oyun oynayabileceklerini... Kısacası en rezil olunası tatil bile harika zaman geçirmek demek. Tatilleri -hele bilimlisi olursa- çok seviyorum. Sanıyorum tatil sevmek insanların geninde var. Bunu da incelemeliyim.
Cumhuriyetin İlk Sabahı
Dünyaya gözlerimi bir savaşın ortasında açtım. Savaşın ortasının tam olarak neresi olduğunu bilmiyordum ama annem hep “Savaşın ortasında doğurdum ben seni,” derdi.
Tarih 23 Nisan 1920. Büyük Millet Meclisi binasının önünde adım atacak yer yok. Kalabalığın gerisinde bir tezgâh göze çarpıyor. Önünde bir çocuk, kimbilir belki bir seyyar satıcı. Annesi var mı, babası sağ mı? Vatan yorgun, halk yoksul, umutlar yitip gitmişken bir çocuk nasıl yaşar hayatı?
Çocuk edebiyatımızın üretken ve sevilen yazarlarından Şermin Yaşar, bizi şerbetçi bir çocuğun gözünden Kurtuluş Savaşı yıllarına götürüyor. Gökçe Akgül’ün incelikli çizimleri eşliğinde seferberliği, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde yavaş yavaş yeşeren ümidi, toplumdaki değişimi, yoklukla geçen günleri ve beklenen zaferi hep birlikte yaşayacağız. Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı’nın Millî Mücadele günlerinin tarihi yönlerine tuttuğu ışığın aydınlığında Cumhuriyet’in ilk sabahını beraber karşılayacağız.
Dede Korkut Kitabı – Boğaziçi Yayınları
Türk edebiyatı tarihinin en büyük âlimi Prof. Fuat Köprülü'nün, derslerinde söylediği bir söz vardır: Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, dede Korkutu öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar. Dede Korkut Kitabının değerini ifade etmek için bundan daha güzel bir söz bulmak mümkün değildir. Gerçekten Dede Korkut Kitabı Türk edebiyatının en büyük âbidelerinin Türk dilinin en güzel eserlerinin başında gelir.