Olan Biteni Kaçırma Keyfi Aşırılık Çağında Kendine Hakim Olmak
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺221,00Şu andaki fiyat: ₺221,00.
Sosyal bilimcilerin “aşırılık çağı” diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz.Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor. Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil. O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız?
Seçeneklerle ve ayartmalarla dolu hayatımızda, en kötü senaryo olan biteni kaçırmak. Son gelişmeleri, maç sonuçlarını, bize özel alışveriş fırsatlarını yakalamaya çalışırken, en çok odağımızı korumakta zorlanıyoruz. Özdenetim, itidal, ölçülülük gibi kavramlar yerini hedonik bir döngüye mi bıraktı? Bir şeyden feragat etmeden bir diğerine tutunmak mümkün müdür? Her şeyi birden yapma telaşının bedeli nedir? İnsan potansiyeli efsanesi nedir, eylemlerimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Sonsuz mutluluk ve doyum arayışı saplantısından kurtulabilir miyiz? Her şeyi deneme arzusunun kaynağı nedir? Sınırlar her durumda aşılmak için midir, onlarla yaşamak bize ne kazandırır? Kendine hâkim olma sanatı öğrenilebilir mi? Kışkırtıcı, davetkâr ve sınırsız bir dünyada kurumlar, örgütler,teknolojiler ve sosyal yapılar bizi nasıl belirler?
Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann Olan Biteni Kaçırma Keyfi’nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor. Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres,depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor. Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.
| Yayınevi | İletişim Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Svend Brinkmann |
| Sayfa Sayısı | 108 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İletişim Yayınevi – Olan Biteni Kaçırma Keyfi Aşırılık Çağında Kendine Hakim Olmak
/n
Sosyal bilimcilerin “aşırılık çağı” diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz.Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor. Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil. O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız?
Seçeneklerle ve ayartmalarla dolu hayatımızda, en kötü senaryo olan biteni kaçırmak. Son gelişmeleri, maç sonuçlarını, bize özel alışveriş fırsatlarını yakalamaya çalışırken, en çok odağımızı korumakta zorlanıyoruz. Özdenetim, itidal, ölçülülük gibi kavramlar yerini hedonik bir döngüye mi bıraktı? Bir şeyden feragat etmeden bir diğerine tutunmak mümkün müdür? Her şeyi birden yapma telaşının bedeli nedir? İnsan potansiyeli efsanesi nedir, eylemlerimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Sonsuz mutluluk ve doyum arayışı saplantısından kurtulabilir miyiz? Her şeyi deneme arzusunun kaynağı nedir? Sınırlar her durumda aşılmak için midir, onlarla yaşamak bize ne kazandırır? Kendine hâkim olma sanatı öğrenilebilir mi? Kışkırtıcı, davetkâr ve sınırsız bir dünyada kurumlar, örgütler,teknolojiler ve sosyal yapılar bizi nasıl belirler?
Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann Olan Biteni Kaçırma Keyfi’nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor. Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres,depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor. Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.
İlgili ürünler
Bu Kitap Annelere Çok İyi Gelecek
İlk kitap yazmaya başladığımda demiştim ki: “Bir kişinin fikrini bile değiştirirsem o benim en büyük kazancım olacak. Bir anne ve babanın fikri değişirse bir çocuk değişir, bir çocuk değişirse dünya değişir.”
Ben biliyorum bu kitap annelere ve babalara çok iyi gelecek.
Babalar!
Başlığına bakıp sakın “bu kitap annelere yazılmış.” demeyin. Mutlaka siz de okuyun!
Ve son olarak sizlere diyorum ki:
Dünya bir misafirhaneyse ve biz bir misafir olarak geldiysek dünyaya, o zaman misafirliğe gitmenin tadını çıkaralım.
Doğru İstersen Olur
“İstekler gerçek olur.
Her gün, her dakika, her saniye.
Kendimiz için sürekli bir şeyler isteriz.
Bilerek veya bilmeyerek.
Buna inansak da inanmasak da.
Hatta bunu hiç düşünmediğimiz zamanlarda bile isteriz.
Siz, kendiniz için ne istiyorsunuz?”
Pierre Franckh, "Doğru İstersen Olur!" adlı kitabında isteklerimizi gerçekleştirmek hakkında kendi tecrübelerinden yola çıkarak ipuçları veriyor. Yazar, hayatımızı yönlendiren isteklerimizi gerçekleştirebilmenin elimizde olduğunu ve “Doğru isteme”yi öğrenirsek neleri başarabileceğimizi, örnekleriyle anlatıyor. Evrene gönderdiği “siparişler”in altını çizerken, karşılaştığı diğer durumları da eğlenceli bir dille aktarıyor.
Peki “Doğru isteme” nedir?
Beklentilerimizin nasıl sonuçlanacağı bizim elimizde midir?
Elde ettiğimiz sonuçları mucize saymak ne derece doğrudur?
İsteklerimizi doğru formüle edebiliyor muyuz?
Evren, isteklerimize nasıl cevaplar verir?
“Çok çirkinim.”, “Çok mutsuzum.”, “Asla başarılı olamayacağım.”
Çoğu zaman bizi esir aldığını hissettiğimiz ve içinde boğulduğumuz bunun gibi kalıplaşmış inanç cümlelerinin hayatımızı nasıl olumsuz bir yöne çektiğini görüyoruz. Ve bunun üstesinden gelmek için atılacak adım basit: “Doğru İstersen Olur!”
Kendini Yeniden Başlat
– Bir kuyumcunun vitrininde, bakan herkesin dikkatini çeken harika bir mücevher gibi göz kamaştırmak varken sokakta oynayan çocukların elindeki çamura bulanmış bir misket gibi olmak niye?
– Ben mi harika bir mücevher gibi göz kamaştıracağım? Ben kim, mücevher olmak kim? Benim içim küflenmiş, çürümüş; sen kalkmış bana, mücevher olmaktan bahsediyorsun.
– Dışarıdan bakınca uzun zamandır kilitli kaldığı için üzeri tozlanmış bir sandık gibi görünüyorsun. Ancak içinde neler olduğunun farkında bile değilsin.
Sana düşen, sandığın üzerindeki yıllanmış tozları temizlemek ve onun içinde seni bekleyen muhteşem hazineye ulaşmak. Şimdi sana desem ki elimde o kilidi açacak bir altın anahtar var ve bu kitabı, sandığın kilidini açacak o altın anahtarı sana vermek için yazdım.
Hayal ettiğin güzellikleri yaşama yolculuğunda yol arkadaşı olalım mı?
Mutlu Evliliğin Sırları
Emniyet, yeri geldiğinde soru sormadan gözlerden cevabı almaktır. Oysa günümüzde eşler birbirlerinin telefonlarına bakmaktan gözlerine bakamaz duruma geldi. Bu asırda yolun Hatice'lerle kesişsin istiyorsan araman değil, olman gerekir. Sadık olanın yolu, sadıklarla kesişir. Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir. İnsanlığın mayası ümmet, ümmetin mayası ise ailedir. Aile bozulursa ümmet, ümmet bozulursa insanlık bozulur. Öyleyse insanlığı düzeltmek isteyen kişi buna evvela aileden başlamalıdır.
Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Mutlu Evliliğin Sırları kitabında, akıcı üslubu ve etkili örnekleriyle İslam'a uygun bir aile modelinin ipuçlarını vermeye çalışıyor.
Rahatlama Kitabı – Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler
Hiçbir şey, pes etmeyen ufacık bir umuttan daha güçlü değildir.
Rahatlama Kitabı, zor günlerden çıkarılmış derslerin ve öyle zamanlarda biraz olsun iyi hissettirecek önerilerin bir derlemesi.
Gece Yarısı Kütüphanesi ve İnsanlar gibi sevilen kitapların yazarı Matt Haig, Rahatlama Kitabı’nda kendi deneyimlerinden öğrendiklerini, Marcus Aurelius, Emily Dickinson, James Baldwin gibi fikirleriyle ilham vermiş isimlerden edindikleriyle harmanlayarak yaşamın iniş ve çıkışları üzerine kısa ve umut dolu metinler sunuyor. Zihnin zindanlar yaratabileceğini ama yanında anahtarlarını da verdiğini gösteriyor bizlere. Mutluluğun ancak “olmanız beklenenleri” bir kenara bıraktığınızda filizlenebildiğini hatırlatarak, yaşama telaşı arasında şöyle bir yavaşlayıp, var olmanın güzelliği ve tahmin edilmezliğinin değerini bilmeyi yüceltiyor.
Bir dostun aklına, sarılmanın huzuruna –ve en kötü zamanlarda bile umudu hatırlamaya– ihtiyaç duyduğunuzda elinizde olmasını isteyeceğiniz bir kitap.
“Matt Haig insanlık halleriyle, onun aydınlık ve karanlığıyla empati kuruyor; mükemmel anlatılarını inşa etmek için renk paletinin tamamını kullanıyor.”
—Neil Gaiman
“Modern hayatın keskin bir gözlemcisi.”
—New York Times
Sevgi Bahçesinin Bahçıvanı
Merhaba, Şimdi beni eline alıp incelediğine göre içimde ne olduğunu merak ediyorsun. Sayfalarımın arasında sen varsın, yaşadıkların var, aklını kurcalayan bazı soruların cevapları var. Annesiyle babasına gıcıklık olsun diye ders çalışmayıp dokuz zayıf öğrencilerin zayıflarını nasıl kurtarıp teşekkür belgesi aldıkları var. Çocuğuna iyilik olsun diye onu başkalarıyla kıyaslayan, sonunda hayal kırıklığına uğrayan anne babaların çaresizliği, mutsuzluğu ve çözüm arayışları var. Sınıf denen dört duvar arasında kalmış, kendini hapishanede hissetmiş, bunalmış derslerden nefret etmiş öğrencilerin çığlıkları var. İnanıyorum ki gözlerin sayfaların arasında ilerlerken kendinle yüzleşir, eğer varsa içindeki savaşı durdurur, çatışmaları bitirir özgüvenini artırır ve kendinle sımsıkı kucaklaşırsın. Sende benim yaptığım gibi sana atılan taşlardan kendine bir saray yapmaya başlarsın. İzin verirsen yüreğimi dizdiğim satırların arasında gözlerini misafir etmek istiyorum. Ne dersin?
Yazar Olmak İstiyorum
Yeni Nesil Öğretmen Olmak
Eğitim durmadan değişiyor, dönüşüyor. 21. yüzyıl öğrencisinden beklentilerimiz önceki dönemlerin öğrencilerinden beklenenlerden çok daha farklı. Bu yüzyıl problem çözebilen, eleştirel düşünebilen, hayal kurabilen, sorumluluk alabilen girişimci öğrenciler istiyor.
Z ve Alfa kuşağı öğrencilerini eskinin alışılmış eğitim modellerine mahkûm etmek, onların bu potansiyellerini açığa çıkarmalarına ve kendilerini keşfetmelerine engel olmak demek. Hâl böyleyken öğretmenlerin çağın gerektirdiği yetkinliklerle donanması, değişen öğrenci profilinin ihtiyaçlarına cevap vermesi ve döneme uygun bir eğitim ortamı oluşturması elzem.
Teknolojiyle şekillenen yeni iletişim kanalları öğrencilerin bütün dünyasını belirlerken öğretmenlere düşen, onlarla doğru frekanslarda iletişim kurmaktır. Tamamen teknolojiye değil, teknolojiyi kullanarak öğretmeye odaklanmaktır. Kültürel ve tarihî değerlerimizi ön planda tutmak, öğrencileri dış dünyada başarılı kılacak özelliklerle donatmaktır. Günün sonunda eğitimcilere düşen erdemli, öğrenmeyi öğrenmiş, analiz yeteneğine sahip, kendini geliştirebilen ve dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmektir.
Tecrübeli eğitimci ve yazar Metin Özdamarlar’ın kendi deneyimleriyle yıllar süren titiz araştırmalarını harmanladığı Yeni Nesil Öğretmen Olmak , “teknoloji” neslini eğiten günümüz eğitimcilerine mesleki hayatlarında rehber olacak bir başucu kitabı.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.