Kültürden İrfana
₺590,00 Orijinal fiyat: ₺590,00.₺501,50Şu andaki fiyat: ₺501,50.
Kültürden İrfana ile on iki ciltlik Cemil Meriç külliyatı tamamlanıyor. Mefhumlar ve meseleler konusunda düşüncenin en ücra köşelerini yoklayan, yalınkat bir bilgi yerine kapsamlı, incelikli bir bilginin peşine düşen Cemil Meriç, Kültürden İrfana’da okurunu önyargıların köleliği yerine düşüncenin yoldaşlığına çağırıyor. “Kültür, Batı’nın düşünce sefaletini belgeleyen kelimelerden biri: kaypak, karanlık, samimiyetsiz. Tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce mânâ. Kelime değil, bukalemun. İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların. Kültür, irfana göre, katı, fakir ve tek buutlu. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü. Batı, kültürün vatanıdır. Doğu, irfanın.”
| Yayınevi |
İletişim Yayınevi |
|---|---|
| Yazar |
Cemil Meriç |
| Sayfa Sayısı |
493 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2020 |
| Boyut |
"13 ,50 X 19 ,50" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
5 adet stokta
İletişim Yayınevi – Kültürden İrfana
/n
Kültürden İrfana ile on iki ciltlik Cemil Meriç külliyatı tamamlanıyor. Mefhumlar ve meseleler konusunda düşüncenin en ücra köşelerini yoklayan, yalınkat bir bilgi yerine kapsamlı, incelikli bir bilginin peşine düşen Cemil Meriç, Kültürden İrfana’da okurunu önyargıların köleliği yerine düşüncenin yoldaşlığına çağırıyor. “Kültür, Batı’nın düşünce sefaletini belgeleyen kelimelerden biri: kaypak, karanlık, samimiyetsiz. Tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce mânâ. Kelime değil, bukalemun. İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların. Kültür, irfana göre, katı, fakir ve tek buutlu. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü. Batı, kültürün vatanıdır. Doğu, irfanın.”
İlgili ürünler
Anadoluda Türkmen Aşiretleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık konar-göçer topluluğu olan Türkmenler, Diyarbakır-Erzurum hattında yaylak-kışlak hayatı sürdürürlerdi. Onlar 16. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’ya dağıldılar. Diyarbakır’dan başka Ankara, Aydın, Karaman Türkmen aşiretlerinin yeni yaylak ve kışlak alanları oldu. Osmanlı merkezî yönetiminin Bozulus Türkmenleri adını verdiği bu aşiretler birçok Anadolu şehrinden daha kalabalık bir nüfusa sahiptiler.
Bu kitapta, Bozulus Türkmenlerinin sosyal hayatları, aşiret düzenleri ve Osmanlı ekonomik yapısı içindeki yerleri, Osmanlı arşiv vesikalarına göre incelenmektedir.
Gündelik Hayatımızın Tarihi Ciltli
Bu kitabı elinize aldığınız tam şu anda durun ve düşünün. Onu var eden kâğıdın, mürekkebin, yapıştırıcının nereden geldiğini ve hatta hayatlarımıza nasıl girdiğini hatırlamaya çalışın. Bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz ya da kesinlikle bilmediğimiz tarihleriyle sayısız eşya, gelenek ve âdetle doludur yaşamlarımız. Çoğu zaman üstüne düşünmediğimiz, bazılarını işlevsel gördüğümüz, bazılarını toplumsal zorunluluk kabul ederek uymaya çalıştığımız, bazıları çocukluğumuzun geri gelmeyecek günlerinden anılar olarak kalan, bazılarına alışmaya çalıştığımız ve bazılarına da tepki duyduğumuz eski yeni eşya, âdet ve ifadeler, kişiliğimizi belirleyen, kişisel veya grup olarak kimliğimizi ifade etmemizde birincil derecede rol oynayan, kültür ve uygarlık ürünleridir. Gündelik Hayatımızın Tarihi tüm bu kültür ve uygarlık ürünlerinin tarih, coğrafya, kültür, medeniyetler ve zaman içinde yaptığı yolculuklara karşılaştırmalı etimolojileriyle birlikte ışık tutmayı hedefliyor. Kudret Emiroğlu (1956), Trabzon'da doğdu. AÜ SBF Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. Tarih, özellikle yerel tarih ve karşılaştırmalı etimoloji üzerine makaleleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Kebikeç-İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları dergisinin yayın yönetmenidir; çok sayıda İngilizce çeviri ve Osmanlıca çevrimyazı kitabı bulunmaktadır. Yayımlanmış telif eserleri şunlardır: Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü; Anadolu'da Devrim Günleri - İkinci Meşrutiyet'in İlanı; Mardin Aşiret - Cemaat - Devlet (S. Aydın, O. Özel, S.Ünal'la birlikte); Yoldaşımız At (A. Yüksel, Ü. Uzmay'la birlikte); Antropoloji Sözlüğü (S. Aydın'la birlikte), Küçük Asya'nın Bin Yüzü: Ankara(S. Aydın, Ö. Türkoğlu, E.D. Özsoy'la birlikte); Ekonomi Sözlüğü (B. Danışoğlu, B. Berberoğlu'yla birlikte); Hamsi Kurban O Göze, Deniz, Tarih ve Mutfak Kültürü (A. C. Saydam, N. K. Çevik'le birlikte).
İçimizdeki Zalim
Anlamak ve Üstesinden Gelmek
İçinizdeki zalime teslim olmayın!
Prof. Dr. Emre Kongar, bir toplumbilimci duyarlığıyla hem bireysel dünyamızda hem de toplumsal yaşamın derinliklerinde bu kez "zalim"in izini sürüyor.
Psikolojinin ve sosyolojinin kesişme noktalarında karşımıza çıkan "zulüm" kavramını, günümüzün toplumsal olguları açısından yorumlayan Kongar, bireysel ve toplumsal gelişmemize yönelik yepyeni bir bakış açısı getiriyor.
İletişim Çatışmaları Ve Empati
Bu kitapta öncelikle kişilerarası iletişimle ilgili bazı bilgiler veriliyor. Bu bilgiler, hem çocukların eğitiminde yararlı olabilir, hem de ailede, işyerinde ve benzeri ortamlarda görülen çatışmaların çözümüne ışık tutabilir.
Ayrıca, geleneksel kültürümüze ve bugünkü yaşam biçimimize yeni bir bakış açısıyla bakılarak bir iddia ortaya atılıyor. Bu iddiayı test etmek amacıyla çeşitli kültür ürünlerimiz, özellikle edebiyatımıza ve sanat tarihimize ilişkin ürünler psikolojik açıdan inceleniyor. Öte yandan Prof. Dökmen iletişim çatışmaları ve empati ile ilgili yeni kuramsal modeller ve sınıflamalar geliştiriyor.
Tüm bu yönleriyle kitap, hem psikolojiye ilgi duyanlara hem de edebiyata ve sanat tarihine farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlere ilginç bilgiler sunuyor.
Mağaradakiler
"Bu Ülke"nin müstağriplerinden, münzevi ayrınlarından ve "Umrandan Uygarlığa"nın araftakilerinden sonra şimdi de karşımızda "Mağaradakiler" var. Aslında mağaradakilerin pek azı. "Önce kişiler, sonra mefhumlar, sonra fotoğrafların asılları"... "Çarpık, güdük ve yerine oturmamış düşüncemizin kurşun kalemle çizilmiş bir taslağı". Cemil Meriç eserini şu satırlarla sunuyor okuyucusuna: "İnsanlık aynı sefil putlara tapan bir şaşkınlar kafilesi. Hakikatte mağaranın içi de, dışı da bir. 150 yıldır bir gölgeler aleminde yaşıyoruz. Kitap, kendi insanından kopan aydının trajedisi. Amacı yeraltı mağarasına bir parça aydınlık getirmek...
Şarkiyatçılık : Batının Şark Anlayışları
Yirminci Yüzyılın en sarsıcı, en etkili kitaplarından biri olan Şarkiyatçılık'ta, "Batı"nın "Doğu"ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır Edward Said:"Şark'ın kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafi uzamların, bu uzamlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere dayanılarak tanımlanabilecek yerli ve kökten 'farklı' sakinleri olduğu düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu iddia ediyorum. Ama kuşkusuz, 'bizi en iyi biz biliriz' şeklindeki sınırlayıcı düşünceye katılmam da mümkün değil."Şarkiyatçılığın kusurunun, hem düşünsel hem de insani bir kusur olduğu kanısındayım; çünkü Şarkiyatçılık, önce dünyanın bir bölgesini kendine yabancı saymış, sonra ona dair değişmez bir yargı kurmuş, böylece insan deneyimiyle özdeşleşememe, dahası bunun insan deneyimi olduğunu görememe kusurunu işlemiştir. Eğer yirminci yüzyılda yeryüzündeki halkların pek çoğunun yaşadığı genel siyasi ve tarihi bilinç yükselişinden gereğince yararlanabilirsek, Şarkiyatçılığın dünya çapındaki hakimiyeti ve temsil ettiği her şey karşı çıkılabilir hale gelecektir... 'Şark' bir yana bırakılmalıdır. Şarkiyatçılığın bize sunduğu bütün o ırksal, ideolojik, emperyalist klişelerle birlikte. Böylece insan topluluğunu ilerletmeye yönelik genel girişimi, ırksal, etnik ya da ulusal farklılaşmalardan daha önemli sayan araştırmacılar, eleştirmenler, aydınlar ve insanlar çıkacaktır ortaya."Şarkiyat bilgisinin bugün bir anlamı varsa eğer, o da Şarkiyatçılığın, herhangi bir bilgide, herhangi bir yerde, her an ortaya çıkması mümkün bir zaaf konusunda uyarıcı bir örnek oluşturmasıdır. Okuruma Şarkiyatçılığa verilecek yanıtın Garbiyatçılık olmadığını göstermiş olduğumu umuyorum.
Tüketim Toplumu
Çağımızın önemli filozoflarından Baudrillard bu kitabında, çarpık tüketim anlayışını ele alıyor. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Sonunda bu yabancılaşma o kadar kapsayıcı olur ki, tüketim toplumunun yapısı haline gelir. İşte bu kuramsal tabanda, günlük alışverişten lüks tüketime, beden bakımından cinselliğe, reklamdan Pop Art’a ve bireylerin dinlenme biçimlerine kadar tüm yönleriyle tüketim toplumunu çözümlüyor Baudrillard. Bu aşırı emek ve tüketim baskısına muhalefetin beklenmedik biçimlerde, örneğin kronik yorgunluk ya da irrasyonel şiddet olarak ortaya çıktığını ve bu muhalefetin öngörülemeyecek yepyeni biçimler bulacağını da ekliyor.
Umrandan Uygarlığa
"Bu Ülke"yle aynı yıl yayımlanan ve zengin bir birikimin ürünü olan denemelerden oluşan elinizdeki kitap, öncelikle "uygarlık" kavramına ışık tutuyor. Cemil Meriç, 2000'li yılların eşiğinde hâlâ güncelliğini koruyan 'batılılaşma-çağdaşlaşma-uygarlık" tartışmalarına, '70'li yıllarda kaleme aldığı şu satırlarla katılıyor: "Kaynaklarından kopan bir intelijansiyanın kaderi, bir mefhum hercümerci içinde boğulmak. Umrandan habersizdik, medeniyete ısınamadık.
İnsanlığın tekâmül vetiresini ifade için kendimize lâyık bir kelime bulduk: Uygarlık. Mâzisiz, musikisiz bir hilkat garibesi." "Umrandan Uygarlığa", çağdaş uygarlık düzeyinden medeniyetlerin ölümüne, Osmanlı devlet adamlarından büyük siyasî eserlere kanat açan geniş soluklu ve güncel bir yapıt: "Zirvelerle uçurumlar arasında bir diyalog, acıların ve ümitlerin kitabı, bir devrin, daha doğrusu bir medeniyetin muhakemesi...göz karartıcı bir düşüşün grafiği."

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.