Gençlerle Hayatın Coğrafyasını Keşfetmek
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺298,00Şu andaki fiyat: ₺298,00.
Prof. Dr. Haluk Dursun’un yaşamının son yıllarında “Gençlerle Baş Başa Seminerleri” başlığında gerçekleştirdiği bir sohbet dizisinden derlenen kitap, Haluk Hoca’nın ağırlıklı olarak kendi hayat hikâyesi, tanık olduğu olaylar ve bir ömrü adadığı araştırmalarıyla şekillendirdiği öğretilerini farklı coğrafyalara ait anlatılar üzerinden gençlerle paylaşıyor. ‘Haluk’un Defteri: Gençlerle Hayat Bilgisi’ adlı kitabın devamı niteliğinde hazırlanan bu çalışma, okuyucuyu Haluk Hoca’yla çok daha uzun bir sohbete davet ediyor.
“Hep beraber bir yayladan diğerine göçüyoruz…
Göçtü kervan kaldık dağlar başında diyecek halimiz yok…
Zamanı gelince bu dünyadan biz de göçeriz…
Gele bir devr, bu Haluk’u yad eyleyeler,
Ahbap fırsatı sohbeti ganimet bilsin…”
| Yayınevi | Yeditepe Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Haluk Dursun |
| Sayfa Sayısı | 242 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Yeditepe Yayınevi – Gençlerle Hayatın Coğrafyasını Keşfetmek
Prof. Dr. Haluk Dursun’un yaşamının son yıllarında “Gençlerle Baş Başa Seminerleri” başlığında gerçekleştirdiği bir sohbet dizisinden derlenen kitap, Haluk Hoca’nın ağırlıklı olarak kendi hayat hikâyesi, tanık olduğu olaylar ve bir ömrü adadığı araştırmalarıyla şekillendirdiği öğretilerini farklı coğrafyalara ait anlatılar üzerinden gençlerle paylaşıyor. ‘Haluk’un Defteri: Gençlerle Hayat Bilgisi’ adlı kitabın devamı niteliğinde hazırlanan bu çalışma, okuyucuyu Haluk Hoca’yla çok daha uzun bir sohbete davet ediyor.
“Hep beraber bir yayladan diğerine göçüyoruz…
Göçtü kervan kaldık dağlar başında diyecek halimiz yok…
Zamanı gelince bu dünyadan biz de göçeriz…
Gele bir devr, bu Haluk’u yad eyleyeler,
Ahbap fırsatı sohbeti ganimet bilsin…”
İlgili ürünler
Batı Notları
Erkeklerin İç Sesi
İkra
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.