Çölde İsyan
₺295,00 Orijinal fiyat: ₺295,00.₺239,00Şu andaki fiyat: ₺239,00.
1916’da Hicaz’a Bir İngiliz Gelir ve Ortadoğu’nun Seyri Değişir…
Thomas Edward Lawrence. Ortadoğu’nun 20. yüzyılına damga vuran isimlerden biri olan namıdiğer Arabistanlı Lawrence.
İngilizlerin 1916’da kurdukları Arap Bürosu’na atanan ve akabinde Mezopotamya ve Arabistan’da istihbarat görevleri icra eden Lawrence, nihayetinde Arap İsyanı sırasında Araplar ile İngilizler arasındaki irtibat subayı oldu. Bu görevlendirmenin ardından Ortadoğu bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.
Lawrence’ın 1919’da, dünyayı kasıp kavuran dehşetengiz savaşın hemen ardından sıcağı sıcağına kaleme aldığı Çölde İsyan, bir yandan bölgedeki hadiseleri akıcı şekilde aktarırken diğer yandan da önemli aktörlerin portrelerini çiziyor ve tarihseverlere canlı bir okuma deneyimi sunuyor.
Sönmek üzere olan isyan ateşini nasıl harladı?
Şerif Hüseyin’in oğullarıyla nasıl mülakatlar yaptı?
Faysal’ın liderliğini neden daha uygun buldu?
Bedevi kabileleri birleşmeye nasıl ikna etti?
Hicaz’daki Osmanlı birliklerine saldırı stratejileri neydi?
İsyan sırasında kullandıkları taktikler nelerdi?
Kudüs ve Şam nasıl düştü?
Lawrence, bütün bu ve benzer soruların cevaplarını lafını esirgemeden veriyor. Arap coğrafyasının 4 asırlık Osmanlı idaresinden nasıl çıktığı, başta Cemal Paşa olmak üzere üst düzey Türk subayların isyanı bastırmak için ne gibi önlemler almaya çalıştıkları ve isyanın sonunda kurulan Arap hükümeti ve Lawrence’ın bu süreçte oynadığı roller de yine okurlara sunulan konular arasında.
Çölde İsyan, 20. yüzyılda Ortadoğu’da yaşananları, olayların merkezindeki kişiden dinleme imkânı sunuyor. Arap çöllerinin sıcaklarında kavrulurken kum fırtınalarında nefes nefese kalacağınız bu eser, Arap coğrafyasının girift ilişkiler ağını gözler önüne sererken, Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ve Arap Yarımadası üçgeninde yaşananları birinci ağızdan anlatıyor. Çölde İsyan’da Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’yu kaybedişini adım adım takip edeceksiniz.
| Yayınevi | Kronik Kitap |
|---|---|
| Yazar | Tanya E. Lawrence |
| Sayfa Sayısı | 352 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Kronik Kitap – Çölde İsyan
/n
1916’da Hicaz’a Bir İngiliz Gelir ve Ortadoğu’nun Seyri Değişir…
Thomas Edward Lawrence. Ortadoğu’nun 20. yüzyılına damga vuran isimlerden biri olan namıdiğer Arabistanlı Lawrence.
İngilizlerin 1916’da kurdukları Arap Bürosu’na atanan ve akabinde Mezopotamya ve Arabistan’da istihbarat görevleri icra eden Lawrence, nihayetinde Arap İsyanı sırasında Araplar ile İngilizler arasındaki irtibat subayı oldu. Bu görevlendirmenin ardından Ortadoğu bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.
Lawrence’ın 1919’da, dünyayı kasıp kavuran dehşetengiz savaşın hemen ardından sıcağı sıcağına kaleme aldığı Çölde İsyan, bir yandan bölgedeki hadiseleri akıcı şekilde aktarırken diğer yandan da önemli aktörlerin portrelerini çiziyor ve tarihseverlere canlı bir okuma deneyimi sunuyor.
Sönmek üzere olan isyan ateşini nasıl harladı?
Şerif Hüseyin’in oğullarıyla nasıl mülakatlar yaptı?
Faysal’ın liderliğini neden daha uygun buldu?
Bedevi kabileleri birleşmeye nasıl ikna etti?
Hicaz’daki Osmanlı birliklerine saldırı stratejileri neydi?
İsyan sırasında kullandıkları taktikler nelerdi?
Kudüs ve Şam nasıl düştü?
Lawrence, bütün bu ve benzer soruların cevaplarını lafını esirgemeden veriyor. Arap coğrafyasının 4 asırlık Osmanlı idaresinden nasıl çıktığı, başta Cemal Paşa olmak üzere üst düzey Türk subayların isyanı bastırmak için ne gibi önlemler almaya çalıştıkları ve isyanın sonunda kurulan Arap hükümeti ve Lawrence’ın bu süreçte oynadığı roller de yine okurlara sunulan konular arasında.
Çölde İsyan, 20. yüzyılda Ortadoğu’da yaşananları, olayların merkezindeki kişiden dinleme imkânı sunuyor. Arap çöllerinin sıcaklarında kavrulurken kum fırtınalarında nefes nefese kalacağınız bu eser, Arap coğrafyasının girift ilişkiler ağını gözler önüne sererken, Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ve Arap Yarımadası üçgeninde yaşananları birinci ağızdan anlatıyor. Çölde İsyan’da Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’yu kaybedişini adım adım takip edeceksiniz.
İlgili ürünler
Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı? Onların var! Hem de üç kişi!
Sizin akıl hastası akrabanız var mı? Peki intihar eden akrabanız? Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!
Sizin başbakanlık yapmış akrabanız var mı? Onların var, hem de on yıl!
Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı? Onların var, sayıları yirmiye yakın!
Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı? Onların var!
Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra darağacına gönderilen dışişleri bakanı akrabanız var mı? Onların var!
Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerine başkanlık etmiş akrabalarınız var mı? Onların var!
Sizin Mustafa Kemal’in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı’na damat olan akrabanız? Onların var!
Adı, İzmir Suikastı’na karıştığı için idam edilen akrabanız var mı? Onların var!..
Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular...
İzmirli Evliyazade Ailesi’nin sırrı neydi?
Çanakkale’den (Son Kahramanlar)
I. Dünya Savaşı’ndan; Sarıkamış, Çanakkale, Gazze, Galiçya, Yemen, Medine…
Kurtuluş Savaşı’na; İzmir, Antep, Urfa, Maraş, Sakarya…
Son Kahramanlar…
Çanakkale Geçilmez kitabı baskı üstüne baskı yapan, kısa sürede 60 bin satan Recep Şükrü Apuhan′ın ses getirecek yeni kitabı… Tek vücut haline gelmiş bir milletin, vatanı istila etmek isteyen düşmana karşı bağımsızlığını, onurunu ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini bütün dünyaya gterdiği destanlar kitaplaştı.
Araştırmacı Yazar Recep Şükrü Apuhan, “olmak ya da olmamak” arasında gidip gelen, düşmanlar tarafından yazılmaya çalışılan kaderini değiştiren Türk Milletinin, Mehmetçiğin destansı mücadelesini kaleme aldı.
Son 150 yılı bilmeyenlerin bugünü anlamasını imkânsız olarak gören yazar, bu kitapta I. Dünya Savaşı′nda; Çanakkale′den Yemen′e bütün cephelerde çekilen çileleri, yoklukları, gösterilen akıl almaz yiğitlikleri ve Anadolu′daki son savaşı; Kurtuluş Savaşı′nı cephe cephe, şehir şehir ele alarak anlatıyor…
Bu kitap; 1914–1922 yılları arasında en çetin imtihanlardan yüzünün akı ile çıkmış bir aşkı anlatıyor. Belki o hüzne, hasrete, o vatan uğruna hayatlarını feda eden kahramanlara, Son Kahramanlar′a karışmak istersiniz… Belki o yalnızlığa bir son vermek istersiniz diye…
Halil İnalcık’ın Merceğinden Osmanlı
Halil İnalcık’ın Merceğinden Osmanlı kitabı; İnalcık’ın bazı önemli söyleşilerinden, yazılarından, sempozyum ve açılış konuşmalarında dile getirdiklerinden derlenen metinlerin Osmanlı başlığı altında bir araya getirilmesiyle oluştu. Tek yanlı yorumlanmış bu tarihin okumasını doğru yapabilmekte fayda sağlayan bu kitap, Osmanlı’nın istatistik sisteminden yemek kültürüne kadar detaylı bilgiler aktarıyor. Ve İnalcık, tüm bunların kültür tarihi bakımından önemini anlatırken elbette Osmanlı tarihini yorumlayışımıza da büyük katkı sağlıyor.
İlk Osmanlı Mebusları
Osmanlı’da meclis, seçim ve temsil mekanizmaları söz konusu olduğunda yapılan çalışmalar genellikle II. Meşrutiyet ile başlatılır. Oysa Osmanlı’nın demokrasi ve kurumsal bir meclis tecrübesi 1876’da ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesi üzerine toplanan meclislere dayanır. Üstelik bu meclisler, düşünüldüğü gibi sembolik bir “Evet Efendim!” meclisi değildir, oldukça sert ve sorgulayıcı oturumlara şahitlik etmiştir. Nitekim I. Meşrutiyet’in ömrünün kısa olması biraz da bundan kaynaklanır.
93 Harbi’nin devam ettiği krizli günlerde Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş durumunu görüşmek için yapılan bir meşveret meclisinde Meclis-i Mebusan’ı temsilen toplantıda bulunan İstanbul mebusu Astarcılar Kethüdası Hacı Ahmet Efendi’nin Padişah II. Abdülhamid’in yüzüne karşı sarf ettiği “Siz bizim fikrimizi pek geç soruyorsunuz. Bize, felaketin önünü almak mümkün olduğu zaman müracaat etmeli idiniz. Meclis-i Mebusan kendi malumatı haricinde sebebiyet verilen bir halden dolayı mesuliyeti asla kabul etmez,” şeklindeki sözleri üzerine Meclis-i Mebusan olağan çalışma takvimini tamamlayamadan padişah iradesi ile kapatılır.
Meclis-i Mebusan’la ilgili çalışmalarda temel kaynak zabıt cerideleridir. Bu kitapta ise Dr. Sinan Çakır zabıt ceridelerinin ötesine geçerek seçim prosedürünü, meclis binasının hazırlanmasını, mebusların kimlik ve eğitimlerini, içerisinde bulundukları cemiyetleri ve görev aldıkları idari birimleri, mebusluk öncesi ve mebusluktan sonraki kariyerlerini ayrıntılı biçimde inceliyor. Böylece bu Meşrutiyet anlatısında dönemin özneleri, yani mebuslar ön plana çıkıyor. Özellikle izledikleri sert muhalif tutumla dikkat çeken ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasından sonra memleketlerine dönme zorunluluğuna uğrayan mebusların Yeni Osmanlılar ve Midhat Paşa ile olan bağlantıları ve bu ilk mebusların tatminkâr bir performans sergiledikleri ortaya koyuluyor.
Kayı 1: Ertuğrulun Ocağı
Ey bağlarımın tatlı meyvesi olan Oğul!, Saltanatına mağrur olma. Unutma ki dünya Hazreti Süleyman'a kalmamıştır. Unutma ki dünya saltanatı geçicidir. Lakin büyük bir fırsattır. Allah yolunda hizmet ve Peygamberimiz Aleyhisselam'ın şefaatine mazhariyet için bu fırsatı iyi değerlendir! Dünyaya ahiret ölçüsüyle bakarsan; ebedi saadeti feda etmeye değmediğini göreceksin.
- Orhan Gazi
Televizyon programları ile yediden yetmişe tarihi sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil; Osmanoğulları'nın serüvenini kitaplarla anlatmaya devam ediyor. Şimşirgil, tamamen ilmi kaynaklardan beslenerek ve her yaştan tarih severin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir üslupla hazırladığı Kayı serisiyle tarihimizi önyargısız ve objektif bir şekilde okuyucunun değerlendirmesine sunuyor.
Serinin ilk kitabı Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı'yla yazar, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunu, bir devlet haline gelme merhalelerini, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Orhan Gazi, I. Murad, Yıldırım Bayezid Han ve Çelebi Mehmed'in saltanat yıllarını dönemin en önemli kroniklerinden faydalanarak nefis bir üslupla değerlendiriyor. Ayrıca her padişahın bilinmeyen yönleri, kılıçtan keskin sözleri, şiirleri, hocaları, dostları/düşmanları ve imar faaliyetleri tek tek anlatılıyor.
Bu kitapta; adaleti, şefkati ve hoşgörüsüyle kalpleri kazanan; yiğitliği, cesareti ve mertliğiyle dosta güven, düşmana korku salan; dünya siyasetini yönlendiren; kültür ve medeniyet hamleleri ile göz kamaştıran Osmanlı'nın kuruluş hikayesini bir tarih ziyafeti tadında okuyacaksınız.
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in yediden yetmişe herkesin ilgi ve beğenisini kazanan Kayı serisi, 7. kitabıyla devam ediyor. Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı’da 2. Süleyman, 2. Ahmed, 2. Mustafa, 3. Ahmed ve 1. Mahmud Han dönemlerini okuyacaksınız.
Viyana bozgunundan sonra; önce Karlofça Antlaşması’na kadar süren bir ölüm kalım mücadelesi ve ardından toparlanma çabalarıyla birlikte Osmanlı’ya bu imkanı tanımak istemeyen Batılı devletlerin amansız saldırılarına şahit olacaksınız.
Bu dönem padişahlarının samimi din ve devlet duygularının yanı sıra Fazıl Mustafa Paşa’dan Yeğen Osman Paşa’ya, Kadı Ali Paşa’dan Şeyhülislam Feyzullah Efendi’ye, Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’dan İbrahim Müteferrika’ya, Humbaracı Ahmed Ağa’dan Baltacı Mehmed Paşa’ya Hacı Selim Giray’dan Bakî’ye kadar birçok devlet ve ilim adamının faaliyetlerini; Lale Devri’nden Patrona Halil İsyanı’na, büyük İstanbul depreminden binlerce binanın yok olmasına sebebiyet veren İstanbul yangınlarına kadar birçok olayın Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl etkilediğini yine nefesinizi tutarak okuyacaksınız…
Bu sırada ihanet ile sadakatin, korkaklık ile cesaretin, zaaf ile metanetin, sabır ile aceleciliğin kazandırdıkları ile kaybettirdiklerine nice örnekler bulacaksınız.
Tarihin bir ibretler manzumesi olduğunun unutulmaması ve düşmanı bitmeyecek olan İslam aleminin, tarihin ışığı ile gözünün açılması ve her zaman açık kalması dileğiyle…
Osmanlı Gerçekleri 1
Kayı serisi ile 7'den 70'e herkese ulaşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, şimdi de Osmanlı Gerçekleri başlıklı yepyeni bir seriyi okuyucularının beğenisine sunuyor. Şimşirgil, bu seriyle Osmanlı'nın kuruluşundan yıkılışına kadarki dönemle alakalı herkesin aklına takılan birçok soruya yine akıcı üslubu, temel kaynak referanslarla cevap verecek…
Osmanlı'yla Kayı boyunun ilişkisi nedir?
Ertuğrul Gazi, Muhyiddin İbnü'l-Arabi ile karşılaştı mı?
Osmanlı İmparatorluğu Selçukluların devamı mıdır?
Osmanlı devlet adamlarının yetiştiği Enderun nasıl bir mektepti?
Osmanlı padişahları neden hacca gitmiyordu?
Yıldırım Bayezid ve Timur Han neden karşı karşıya geldiler?
Hangi Osmanlı padişahı Kâbe-i Muazzama'ya nasıl hizmetler götürdü?
Osmanlı vakıf sitemi nasıl işliyordu ve vakfiyelerde neler yazıyor?
Devşirme sistemi nedir ve Osmanlı'da nasıl işlerdi?
Osmanlı padişahları kardeşlerini neden katletmiştir?
Osmanlı Gerçekleri serisinin ilk kitabıyla, yedi iklime 600 sene adaletle hükmetmiş Osmanlı'nın tartışılan meseleleri hakkında zihninizi kurcalayan hiçbir soru cevapsız kalmayacak…
Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
Stratejik Yakınlıktan Ötesi: Osmanlı Ve Almanya...
“Genç Alman İmparatorluğu’nun yayılma hırsı evvelemirde Osmanlı ülkelerine yönelmişti. Bu yayılmacılığı iktisadi, askerî ve siyasi ittifak alanlarında düşünmelidir. Almanya 19. yüzyılın Fransız, İngiliz tipi kolonyalizmine geç kalmıştır ve şartlar dolayısıyla yeni bir nüfuz politikası türü yaratmaktadır. Bu ülkelerde kurduğu nüfuz, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Almanya’nın tarihidir demek pek yanlış olmaz. Aynı nitelik son devir Osmanlı tarihi için de söz konusudur. Bu nedenledir ki, iki ülke arasındaki ilişkiler yoğun bir biçimde araştırma konusu olmalıdır. Konuyu işlemek için arşiv belgelerinin zenginliği yanında o devirde basılan bazısı yarı propaganda, bazısı siyasî-iktisadî durum raporu niteliğinde bir hayli kitap ve risale vardır.”
İlber Ortaylı
Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. Birinci Dünya Savaşı'nda, iki imparatorluğun da çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.
İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.